Adalet Akademisi Eğitim Faaliyetleri

ADALET AKADEMİSİ EĞİTİM FAALİYETLERİ

4954 sayılı Türkiye Adalet Akademisi Kanununun 17 ve 26 ncı maddeleri hükümleri gereğince, içinde yaşadığımız bilişim çağı olarak da adlandırılan süreçte yaşanan baş döndürücü değişim, gelişim ve özellikle Avrupa Birliğine uyum sürecinde hukuk ve adalet alanında yaşanan değişimler de dikkate alınarak, adlî yargı hâkim ve savcı adayları ile idarî ve askerî yargı hâkim adaylarının, adlî ve idarî yargı hâkim ve savcıları ile askerî yargı hâkimlerinin, kurum avukatları, hukuk müşavirleri, noterler ve adalet hizmetlerine yardımcı personelin en üst seviyede yetişmeleri ve mesleki gelişmelerine ilişkin faaliyetleri içerir.

I- MESLEK ÖNCESİ EĞİTİM

Meslek öncesi eğitim; adlî yargı hâkim ve savcı adayları ile idarî ve askerî yargı hâkim adayları için ders, seminer, sempozyum, konferans ve benzeri etkinlikler düzenlemek suretiyle ayrı ayrı programlar şeklinde gerçekleştirilir.

1- ADLİ YARGI HÂKİM VE SAVCI ADAYLARI İLE İDARÎ YARGI HÂKİM ADAYLARININ EĞİTİMİ

Adlî yargı hâkim ve savcı adayları ile idarî yargı hâkim adaylarının meslek öncesi eğitimleri, hazırlık eğitimi üç ay ve son dönem eğitimi dört ay olmak üzere iki safhada gerçekleştirilir.

A- Kapsamı

Adlî yargıda hâkim ve savcı adaylığına, idarî yargıda hâkim adaylığına atananlardan, Adalet Bakanlığınca Türkiye Adalet Akademisinde görevlendirilenleri kapsar.

B- Konusu

Adlî yargı hâkim ve savcı adayları ile idarî yargı hâkim adayları için “Adlî Yargı Hâkim ve Savcı Adayları ve İdari Yargı Hakim Adaylarının Meslek Öncesi Hazırlık ve Son Eğitimlerinin Yaptırılmasına Dair Yönetmelik” hükümleri çerçevesinde belirlenen, eğitim programına ekli listelerde gösterilen konularda eğitim yapılır.

Ayrıca; adaylara yönelik, yurtiçi gezileri, turnuva, kişisel beceri kurslarına katılım, sinema, opera, bale ve tiyatro gibi benzeri diğer sosyal ve kültürel etkinlikler düzenlenmesine ilişkin faaliyetler yapılır.

C- Dönem ve Eğitime Alınacakların Sayısı

Adlî yargı hâkim ve savcı adaylığına atananlar için b ir plan süresi içinde iki kez hazırlık üç kez son dönem eğitimi yapılır.

İdarî yargı hâkim adaylığına atananlar için b ir plan içinde üç kez hazırlık iki kez son dönem eğitimi yapılır.

Eğitime alınacak adayların sayısı, Adalet Bakanlığıyla yapılacak işbirliği sonucu belirlenir.

D- Yeri

Türkiye Adalet Akademisi Eğitim Merkezi Müdürlüğüdür.

2- ASKERÎ YARGI HÂKİM ADAYLARININ EĞİTİMİ

Askeri yargı hâkim adaylarının eğitimleri, Millî Savunma Bakanlığının talebi halinde üç ayı geçmemek üzere gerçekleştirilir.

A- Kapsamı

Askerî yargı hâkim adaylarından, Millî Savunma Bakanlığınca Türkiye Adalet Akademisinde görevlendirilenleri kapsar.

B- Konusu

Adaylara eğitim süresince öğretilecek konular, Millî Savunma Bakanlığıyla

yapılacak iş birliği sonucu belirlenir.

C -Süresi ve Eğitime Katılacakların Sayısı

Eğitim süresi ve katılacakların sayısı Millî Savunma Bakanlığıyla yapılacak iş birliği sonucu belirlenir.

D- Yeri

Türkiye Adalet Akademisi Eğitim Merkezi Müdürlüğüdür.

II- MESLEK İÇİ EĞİTİM

Adlî ve idarî yargı hâkim ve savcıları ile askerî yargı hâkimlerinin, kurum avukatları, hukuk müşavirleri ve noterlerin hizmetlerini adil, etkin, verimli ve süratli bir şekilde yerine getirilebilmeleri amacıyla –adlî ve idari yargı hakim ve savcıları için 2992 sayılı Adalet Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunun 20 nci maddesi ile Hâkim ve Savcıların Meslek İçi Eğitim Yönetmeliğinin 6 ncı maddesi hükümleri de gözetilerek- Türkiye Adalet Akademisinde meslek içi eğitim verilir.

Meslek içi eğitim, adlî yargı hâkim ve savcıları ile askerî yargı hâkimleri, kurum avukatları, hukuk müşavirleri ve noterler için kurs, seminer, sempozyum, konferans ve benzeri etkinlikler yoluyla her yıl için hazırlanan eğitim programlarında belirlenen şekilde, yabancı uyruklular dahil öğretim elemanları, görevlendirilenler ve diğer çalışanların katılımıyla gerçekleştirilir.

1-ADLÎ VE İDARÎ YARGI HÂKİM VE SAVCILARININ EĞİTİMİ

A- Kapsamı

Adlî ve idarî yargı hâkim ve savcılarından, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun ilgili hükümlerine göre Türkiye Adalet Akademisinde görevlendirilenleri kapsar.

B- Konusu

Meslek içi eğitim ;

a) Staj mahkemesi hâkimleri için;

Staj mahkemesi hâkimlerinin, pedagojik formasyonlarının gelişimi ile Akademide öğretilen konularla stajda verilecek eğitim arasında uyumun sağlanması,

b) Aile mahkemesi hâkimleri için;

4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun uygulanmasında ortaya çıkan aksaklıkların giderilmesi ve uygulama birliğinin sağlanması,

c) İş mahkemesi hâkimleri için;

İş ve sosyal güvenlik mevzuatında meydana gelen değişiklikler nedeniyle uygulamada karşılaşılan sorunların giderilmesi ve uygulama birliğinin sağlanması,

d) Kadastro mahkemesi hâkimleri için ;

3402 sayılı Kadastro Kanununun uygulanmasına ilişkin teknik ve pratik bilgilerin verilmesi,

e) Çocuk mahkemesi hâkimleri için ;

Çocuk Hukukunda meydana gelen gelişme ve değişikliklerle uygulamada karşılaşılan sorunların giderilmesi,

f) Fikrî ve sınaî haklar mahkemesi hâkimleri için ;

Fikrî ve sınaî haklar alanında meydana gelen değişiklikler ile uygulamada karşılaşılan sorunların giderilmesi,

g) İnfaz hâkimleri için :

İnfaz hâkimlerinin uygulamada karşılaştıkları sorunların giderilmesi,

h) Cumhuriyet Savcıları için;

Cumhuriyet savcılarının ileri teknoloji yöntemlerini kullarını kullanarak delil tespiti ve değerlendirmesini yapabilmeleri,

i) Vakıflara ilişkin davalarına bakan hâkimler için;

Vakıflar hukuku alanında karşılaşılan sorunların giderilmesi,

j) Adlî ve idarî yargı hâkim ve savcıları için;

Avrupa Birliği müktesebatına uyum sağlanması amacıyla mevzuatımızda yapılan değişikliklerin ve yeniliklerin uygulamaya aktarılmasında karşılaşılan sorunların giderilmesi,

k) İdarî yargı hakimleri için;

İdari davaların ve vergi uyuşmazlıkların çözümünde yaşanan sorunların belirlenmesi ve çözüm yollarının gösterilmesi,

l) İcra hâkimleri için;

İcra ve iflas kanununda meydana gelen değişiklik, yenilik ve uygulamada karşılaşılan sorunların giderilmesi,

m) Adlî ve idarî yargı hâkim ve savcıları için;

Dünyada ve Ülkemizde meydana gelen ekonomik, sosyal, kültürel ve insan hakları alanında yaşanan değişim ve gelişmelerden toplum ve hukuk hayatını ilgilendirenler hakkında bilgilendirilmeleri,

n ) Birinci sınıfa ayrılmış ve üstü adlî yargı hâkim ve Cumhuriyet savcıları için;

İlk Derece Mahkemeleri ve Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkilerine İlişkin Kanuna göre, kurulacak olan bölge adliye mahkemelerinin görevleri ve bu kanuna paralel olarak hukuk ve ceza yargılaması kanununda yapılan değişiklikler,

Konularında verilir.

C- Süresi ve Katılacakların Sayısı

Eğitim süresi ve katılacakların sayısı, Adalet Bakanlığıyla yapılacak iş birliği sonucu belirlenir.

D- Yeri

Türkiye Adalet Akademisi Eğitim Merkezi Müdürlüğüdür.

2- ASKERÎ HÂKİMLERİN EĞİTİMİ

A- Kapsamı

Askerî hâkimlerden, 357 sayılı Askerî Hâkimler Kanununun ilgili hükümlerine göre Türkiye Adalet Akademisinde görevlendirilenleri kapsar.

B-Konusu

Eğitim süresince öğretilecek konular, Millî Savunma Bakanlığıyla yapılacak iş birliği sonucunda belirlenir.

C- Süresi ve Katılacakların Sayısı

Eğitim süresi ve katılacakların sayısı, Millî Savunma Bakanlığıyla yapılacak iş birliği sonucu belirlenir.

D- Yeri

Türkiye Adalet Akademisi Eğitim Merkezi Müdürlüğüdür.

3- KURUM AVUKATLARI VE HUKUK MÜŞAVİRLERİNİN EĞİTİMİ

A- Kapsamı

Vakıflar Genel Müdürlüğü, Maliye Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı ve talepte bulunulması halinde Yönetim Kurulunca uygun bulunacak diğer kurum, kuruluş ve kurullardan yapılacak işbirliği sonucu ilgili kurumlarınca Türkiye Adalet Akademisinde görevlendirilenleri kapsar.

B-Konusu

Eğitim süresince öğretilecek konular, ilgili kurum, kuruluş ve kurullarla yapılacak iş birliği sonucunda belirlenir.

C- Süresi ve Katılacakların Sayısı

Eğitim süresi ve katılacakların sayısı, ilgili kurum, kuruluş ve kurullarla yapılacak iş birliği sonucu belirlenir.

D- Yeri

Türkiye Adalet Akademisi Eğitim Merkezi Müdürlüğüdür.

III- HİZMET ÖNCESİ VE HİZMET İÇİ EĞİTİM

Hizmet öncesi eğitim; icra müdürleri, yazı işleri müdürleri, zabıt katipleri ve noter katipleri ile adalet hizmetlerine yardımcı diğer personelin eğitimiyle ilgili faaliyetler yürüten adalet meslek liseleri ve adalet yüksekokullarıyla ortak eğitim çalışmaları gerçekleştirmek amacıyla, anılan kurumların bağlı olduğu Milli Eğitim Bakanlığı ve Yüksek Öğretim Kurulu ile işbirliği çalışmalarının başlatılması,

Hizmet içi eğitim; icra müdür ve müdür yardımcıları, idari işler müdürleri, yazı işleri müdürleri, mahkemelerde görevli psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacı gibi uzmanlara yönelik olarak, ders, seminer, sempozyum, konferans ve benzeri etkinlikler yoluyla programlar düzenlenmesi,

şeklinde gerçekleştirilir.

A- Kapsamı

Hizmet içi eğitim; icra müdür ve müdür yardımcıları, idari işler müdürleri, yazı işleri müdürleri, mahkemelerde görevli psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacı gibi uzmanlardan Adalet Bakanlığınca Türkiye Adalet Akademisinde görevlendirilenleri kapsar.

B- Ko nusu

Hizmet içi eğitimin konusu, Adalet Bakanlığıyla yapılacak işbirliği sonucu belirlenir.

C- Süresi ve Eğitime Katılacakların Sayısı

Hizmet içi eğitime alınacakların sayısı, Adalet Bakanlığıyla yapılacak işbirliği sonucu belirlenir.

D- Yeri

Hizmet içi eğitimin yeri; Türkiye Adalet Akademisi Eğitim Merkezi Müdürlüğüdür.

IV- DİĞER EĞİTİM FAALİYETLERİ

Diğer eğitim faaliyetleri;

Adlî ve idarî yargı hâkim ve savcıları, askerî yargı hâkimleri, avukatlar, noterler ve adalet hizmetlerine yardımcı diğer personel için, meslek öncesi - meslek içi ve hizmet öncesi ve hizmet içi eğitim faaliyetleri dışında, ilgililerinin bireysel ve kurumsal açıdan gelişmelerine yönelik olarak düzenlenecek doğrudan ve internet destekli yabancı dil ve diğer konularda eğitim programları hazırlanması ve uygulanması,

Hukuk ve adalet alanıyla ilgili kurum, kuruluş ve kurullardan, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı, Gümrük Müsteşarlığı, Sahil Güvenlik Komutanlıkları ve benzeri kamu kurumlarına yönelik, Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu, Ceza Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile toplum hayatında köklü değişiklik öngören kanun ve taslakları hakkında hazırlayacakları eğitim planlarının ve araştırma projelerinin yapılmasına ve yürütülmesine yardımcı olunması ve bu konularda ilgili kuruluşlara gerektiğinde görüş bildirilmesi,

Hukuk ve adalet alanını ilgilendiren konularda, uluslararası alanda benzeri eğitim kurumları ile ortak eğitim programları hazırlamak, geliştirmek ve uygulamak amacıyla gerekli alt yapı çalışmalarına başlanılması,

şeklinde gerçekleştirilir.

A- Kapsamı

Adlî ve idarî yargı hâkim ve savcıları, askerî yargı hâkimleri, avukatlar, noterler, adalet hizmetlerine yardımcı personelinden tabi oldukları mevzuat hükümlerine göre bu faaliyetlere katılanlar ve diğer ilgili kurum, kuruluş ve kurullarının görevlileri ile hukuk ve adaletle ilgilenenleri kapsar.

B- Konusu

Eğitimin konusu, ilgili kurum, kuruluş ve kurullarla yapılacak işbirliği sonucu belirlenir.

C- Süresi ve Katılım Sayısı

Faaliyetlerin süresi ve katılımı sayısı, ilgili kurum, kuruluş ve kurullarla yapılacak işbirliği ve diğer fiziki koşullara göre belirlenir.

D- Yeri

İlgili kurum, kuruluş ve kurullarla yapılacak işbirliği ve diğer fiziki koşullar ve faaliyetin niteliğine göre belirlenir.

Yeni Avukatlık Kanunu

AVUKATLIK KANUNU
 

          Kanun Numarası                 : 1136

          Kabul Tarihi                        : 19/3/1969

          Yayımlandığı R. Gazete       : Tarih : 7/4/1969   Sayı : 13168

          Yayımlandığı Düstur            : Tertip : 5   Cilt : 8   Sayfa : 1694
 
 

BİRİNCİ KISIM
Avukatlık ve Avukat
Avukatlığın mahiyeti:

Madde 1 – Avukatlık, kamu hizmeti ve serbest bir meslektir.

             (Değişik : 2/5/2001 - 4667/1 md.) Avukat, yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil eder.

Avukatlığın amacı:

Madde 2 – (Değişik birinci fıkra : 2/5/2001 - 4667/2 md.) Avukatlığın amacı; hukuki münasabetlerin düzenlenmesini, her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını her derecede yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlamaktır.

             Avukat bu amaçla hukuki bilgi ve tecrübelerini adalet hizmetine ve kişilerin yararlanmasına tahsis eder.

             (Değişik : 2/5/2001 - 4667/2 md.) Yargı organları, emniyet makamları, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüsleri, özel ve kamuya ait bankalar, noterler, sigorta şirketleri ve vakıflar avukatlara görevlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olmak zorundadır. Kanunlarındaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla, bu kurumlar avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeleri incelemesine sunmakla yükümlüdür. Bu belgelerden örnek alınması vekaletname ibrazına bağlıdır. Derdest davalarda müzekkereler duruşma günü beklenmeksizin mahkemeden alınabilir.
İKİNCİ KISIM
Avukatlık Mesleğine Kabul

Avukatlığa kabul şartları:

Madde 3 – (Değişik: 30/1/1979 - 2178/1 md.)

             Avukatlık mesleğine kabul edilebilmek için :

             a) Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak,

             b) Türk hukuk fakültelerinden birinden mezun olmak veya yabancı memleket hukuk fakültesinden mezun olup da Türkiye hukuk fakülteleri programlarına göre noksan kalan derslerden başarılı sınav vermiş bulunmak,

            c) Avukatlık stajını tamamlayarak staj bitim belgesi almış bulunmak,

             d) (Ek : 2/5/2001 - 4667/3 md.; Mülga: 28/11/2006-5558/1 md.)

             e) Levhasına yazılmak istenen baro bölgesinde ikametgahı bulunmak,

             f) Bu Kanuna göre avukatlığa engel bir hali olmamak gerekir.(1)

İstisnalar:

Madde 4 – (Değişik: 2/5/2001 - 4667/4 md.)

             Adli, idari ve askeri yargı hakimlik ve savcılıklarında, Anayasa Mahkemesi raportörlüklerinde, Danıştay üyeliklerinde, üniversiteye bağlı fakültelerin hukuk bilimi dersleri dalında profesörlük, doçentlik, yardımcı doçentlik görevlerinde dört yıl, kamu kurum ve kuruluşlarının hukuk müşavirliği görevinde on yıl süre ile hizmet etmiş olanlarda 3 üncü maddenin (c) ve (d) bentlerinde yazılı koşullar aranmaz.

             Türk vatandaşları ve Türk uyruğuna kabul olunanlardan yabancı hukuk fakültelerinden mezun olup da, geldikleri yerde dört yıl süreyle mahkemelerin her derecesinde hakimlik, savcılık veya avukatlık yapmış ve avukatlığı meslek edinmiş bulunanlar, 3 üncü maddenin (b) bendinde yazılı olduğu biçimde Türk hukuk fakülteleri programlarına göre noksan kalan derslerden usulüne uygun olarak yapılan sınavlarda başarı göstermiş ve ayrıca Türkçe’yi iyi bilir oldukları da bir sınavla anlaşılmış olmak kaydıyla, 3 üncü maddenin (c) ve (d) bentlerinde yazılı koşulların dışında tutulurlar.

             Birinci ve ikinci fıkrada gösterilenlerin baro levhasına yazılmasında, 17 nci maddenin (1) ve (2) numaralı bentlerinde yazılı belgelerden başka sicil özetlerinin onanmış bir örneğinin de verilmesi gereklidir.
Avukatlığa kabulde engeller:

Madde 5 – Aşağıda  yazılı durumlardan birinin varlığı halinde, avukatlık mesleğine kabul istemi reddolunur :

             a) (Değişik : 23/1/2008-5728/326 md.) Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı iki yıldan fazla süreyle hapis cezasına ya da Devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmak,

             b) (Değişik: 22/1/1986 - 3256/2 md.) Kesinleşmiş bir disiplin kararı sonucunda hakim, memur veya avukat olma niteliğini kaybetmiş olmak,

             c) Avukatlık mesleğine yaraşmayacak tutum ve davranışları çevresince bilinmiş olmak,

             d) Avukatlık mesleği ile birleşemiyen bir işle uğraşmak,

             e) Mahkeme kararı ile kısıtlanmış olmak,

             f) İflas etmiş olup da itibarı iade edilmemiş bulunmak (Taksiratlı ve hileli müfgisler itibarları iade edilmiş olsa dahi kabul olunmazlar),

             g) Hakkında aciz vesikası verilmiş olup da bunu kaldırmamış bulunmak,

             h) Avukatlığı sürekli olarak gereği gibi yapmaya engel vücut veya akılca malul olmak.

             (Değişik: 2/5/2001 - 4667/5 md.) Birinci fıkranın (a) bendinde sayılan yüz kazırtıcı suçlardan biri ile hüküm giymiş olanların cezası ertelenmiş, paraya çevrilmiş veya affa uğramış olsa da avukatlığa kabul edilmezler.
(1)    Bu maddeye, 2/5/2001 tarihli ve 4667 sayılı Kanunla, (d) bendi eklenmiş, varolan (d) ve (e) bendleri, sırasıyla (e) ve (f) bendi olarak teselsül ettirilmiştir.
            (Değişik : 22/1/1986 - 3256/2 md.) Adayın birinci fıkranın (a) bendinde yazılı cezalardan birini gerektiren bir suçtan kovuşturma altında bulunması halinde, avukatlığa alınması isteği hakkındaki kararın bu kovuşturmanın sonuna kadar bekletilmesine karar verilebilir.

             Şu kadar ki, ceza kovuşturmasının sonucu ne olursa olsun avukatlığa kabul isteğinin geri çevrilmesi gereken hallerde, sonuç beklenmeden istek karara bağlanır.

Baroya yazılma istemi:

Madde 6 – (Değişik: 2/5/2001 - 4667/6 md.)

             (…)(1) 4 üncü maddedeki koşulları taşıyanlar başvurdukları yer barosu levhasına yazılmalarını dilekçe ile isteyebilirler.

 Karar:

 Madde 7 – Baro yönetim kurulu, levhaya yazılma istemi hakkında başvurma dilekçesinin varış tarihinden itibaren bir ay içinde gerekçeli olarak karar vermekle ödevlidir.

             Süresi içinde karar verilmediği takdirde, adayın avukatlığa kabul istemi reddedilmiş sayılır. Bu halde aday bir aylık sürenin bitiminden itibaren onbeş gün içinde Türkiye Barolar Birliğine itiraz edebilir. İtiraz üzerine 8 inci madde hükmü kıyas yolu ile uygulanır.

 Redde veya kovuşturma sonuna kadar beklenmesine dair karara itiraz:

 Madde 8 – Baro Yönetim Kurulu, avukatlığa kabul istemini reddettiği veya kovuşturma sonuna kadar beklenmesine karar verdiği takdirde bunun gerekçesini kararında gösterir. Gerekçeli karar adaya tebliğ olunur.

             Aday, bu karara karşı, tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde, kararı veren baro vasıtasiyle Türkiye Barolar Birliğine itiraz edebilir. Baro tarafından adaya, itiraz tarihini tesbit eden bir belge verilir. Bu belge hiçbir vergi, harç ve resme tabi değildir.

             Türkiye Barolar Birliği, itiraz üzerine dosya üzerinde gerekli incelemeleri yaptıktan sonra, itirazı kabul veya reddeder. Türkiye Barolar Birliği itiraz tarihinden itibaren bir ay içinde bir karar vermezse, itiraz reddedilmiş sayılır.

             (Değişik : 2/5/2001 - 4667/7 md.) Baro yönetim kurullarının adayın levhaya yazılması hakkındaki kararları, karar tarihinden itibaren onbeş gün içinde Türkiye Barolar Birliğine gönderilir. Türkiye Barolar Birliği kararın kendisine ulaştığı tarihten itibaren bir ay içinde uygun bulma veya bulmama kararını ve itirazın kabul veya reddi hakkındaki kararlarını onaylamak üzere karar tarihinden itibaren bir ay içinde Adalet Bakanlığına gönderir. Bu kararlar Adalet Bakanlığına ulaştığı tarihten itibaren iki ay içinde Bakanlıkça karar verilmediği veya karar onaylandığı takdirde kesinleşir. Ancak Adalet Bakanlığı uygun bulmadığı kararları bir daha görüşülmek üzere, gösterdiği gerekçesiyle birlikte Türkiye Barolar Birliğine geri gönderir. Geri gönderilen bu kararlar, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca üçte iki çoğunlukla aynen kabul edildiği takdirde onaylanmış, aksi halde onaylanmamış sayılır; sonuç Türkiye Barolar Birliği tarafından Adalet Bakanlığına bildirilir.

             Baro yönetim kurulunun, avukatlığı kabul isteminin reddi vaya kovuşturma sonuna kadar beklenmesi hakkındaki kararları, süresi içinde itiraz edilmediği takdirde kesinleşir.

             (Değişik : 2/5/2001 - 4467/7 md.) Adalet Bakanlığının dördüncü fıkra uyarınca verdiği kararlara karşı, Türkiye Barolar Birliği, aday ve ilgili baro; Adalet Bakanlığının uygun bulmayıp bir daha görüşülmek üzere geri göndermesi üzerine Türkiye Barolar Birliğince verilen kararlara karşı ise, Adalet Bakanlığı, aday ve ilgili baro idari yargı merciine başvurabilir.

             Barolar, kesinleşen kararları derhal yerine getirmeye mecburdurlar.

 (1) 28/11/2006 tarihli ve 5558 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle bu arada yer alan “Avukatlık sınavını başarmış olanlar veya“ ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.

 Avukatlık ruhsatnamesi ve yemin:

 Madde 9 – Avukatlık meslekine kabul edilen adaya, ilgili baro tarafından bir ruhsatname verilir.

             Avukatlığa kabul, ruhsatnamenin verildiği andan itibaren hüküm ifade eder.

             Aday böylece avukatlığa kabul edildikten sonra (Avukat) unvanını kullanmak hakkını kazanır. Durum Türkiye Barolar Birliğine bildirilir.

         (Değişik dördüncü fıkra: 13/1/2004 – 5043/1 md.) Ruhsatnameler ve avukat kimlikleri Türkiye Barolar Birliği tarafından tek tip olarak bastırılır ve düzenlenir. 8 inci maddenin dördüncü fıkrasında belirtilen şekilde Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca uygun bulma kararı verildiğinde ruhsatnameler Birlik Başkanı ve ilgili Baro Başkanı tarafından imzalanır. Avukat kimlikleri, tüm resmî ve özel kuruluşlar tarafından kabul edilecek resmî kimlik hükmündedir.

             Mesleke kabul edilen avukata ruhsatname verilirken, baro yönetim kurulu önünde aşağıdaki şekilde andiçtirilir:

             (Değişik : 2/5/2001 - 4667/8 md.) Hukuka, ahlaka, mesleğin onuruna ve kurallarına uygun davranacağıma namusum ve vicdanım üzerine andiçerim.

             Avukatın andiçtirildiği, andın metnini de kapsıyan bir tutanağa bağlanır ve ilgilinin dosyasında saklanır. Tutanak baro yönetim kurulu üyeleri ile birlikte andiçen avukat tarafından imzalanır.

Ret kararının bildirilmesi:

Madde 10 – Avukatlık meslekine kabul edilmek için baroya başvuran bir adayın bu isteminin reddine veya kovuşturma sonuna kadar beklenmesine dair kararlar kesinleşince, ilgili baro, adayın adını diğer barolara ve Türkiye Barolar Birliğine bildirir. Bu halde, ret ve bekleme sebepleri ortadan kalkmadıkça, hiçbir baro o kimseyi levhasına yazamaz.

ÜÇÜNCÜ KISIM
Yasak Haller

Avukatlıkla birleşemiyen işler:

Madde 11 – Aylık, ücret, gündelik veya kesenek gibi ödemeler karşılığında görülen hiçbir hizmet ve görev, sigorta prodüktörlüğü, tacirlik ve esnaflık veya meslekin onuru ile bağdaşması mümkün olmıyan her türlü iş avukatlıkla birleşemez.

Avukatlıkla birleşebilen işler:

Madde 12 – (Değişik: 22/1/1986 - 3256/3 md.)

             Aşağıda, sayılan işler 11 inci madde hükmü dışındadır:

             a) Milletvekilliği, il genel meclisi ve belediye meclisi üyeliği,

             b) (Değişik : 2/5/2001 - 4667/9 md.) Hukuk alanında profesör ve doçentlik, (1)

             c) Özel hukuk tüzelkişilerinin hukuk müşavirliği ve sürekli avukatlığı ile bir avukat yazıhanesinde ücret karşılığında avukatlık,

             d) Hakemlik, tasfiye memurluğu, yargı mercilerinin veya adli bir dairenin verdiği herhangi bir görev veya hizmet,

             e) Kamu iktisadi Teşebbüsleri Hakkında 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede başka iş veya hizmetle uğraşmaları yasaklanmamış bulunmak şartıyla; bu Kanun Hükmünde Kararnamenin kapsamına giren İktisadi Devlet Teşekkülleri, kamu iktisadi kuruluşları ve bunların müesseseleri, bağlı ortaklıkları ve iştirakleri ve iktisadi Devlet Teşekkülleri ile Kamu İktisadi kuruluşları dışında kalıp sermayesi Devlete ve diğer kamu tüzelkişilerine ait bulunan kuruluşların yönetim kurulu başkanlığı, üyeliği, denetçiliği,

             f) Anonim, limited, kooperatif şirketlerin ortaklığı, yönetim kurulu başkanlığı, üyeliği ve denetçiliği ve komandit şirketlerde komanditer ortaklık,

             g) Hayri, ilmi ve siyasi kuruluşların yönetim kurulu başkanlığı, üyeliği ve denetçiliği,

 (1)    Bu hüküm, 4667 sayılı Kanunun yayımı tarihi olan 10/5/2001 tarihinden 1 yıl sonra yürürlüğe girmiştir.

            h) Gazete ve dergi sahipliği veya bunların yayım müdürlüğü,

             Milletvekilleri hakkında, 3069 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Üyeliği ile Bağdaşmayan İşler Hakkında Kanun hükümleri saklıdır.

             (Değişik : 2/5/2001 - 4667/9 md.) (e) bendinde gösterilenlerin, Hazinenin, belediye ve özel idarelerin, il ve belediyelerin yönetimi ve denetimi altında bulunan daire ve kurumların, köy tüzel kişiliklerinin ve kamunun hissedar olduğu şirket ve kuruluşların aleyhinde; il genel meclisi ve belediye meclisi üyelerinin de bağlı bulundukları tüzel kişilerin ve yüksek öğretimde görevli profesör ve doçentlerin yüksek öğretim kurum ve kuruluşları aleyhindeki dava ve işleri takip etmeleri yasaktır.

             Bu yasak, avukatların ortaklarını ve yanlarında çalıştırdıkları avukatları da kapsar.

             Bir kadroya bağlı olarak aylık veya ücreti Devlet, il veya belediye bütçelerinden yahut Devlet, il veya belediyelerin yönetimi ve denetimi altındaki daire ve müessese yahut şirketlerden verilen müşavir ve avukatlar, yalnız bu daire, müessese ve şirketlere ait işlerde avukatlık yapabilirler.
Avukatın hakim veya savcı ile hısımlık veya evlilik münasebeti:

Madde 13 – Bir hakim veya Cumhuriyet Savcısının eşi, sebep veya nesep itibariyle usul ve füruundan veya ikinci dereceye kadar (Bu derece dahil) hısımlarından olan avukat, o hakim veya Cumhuriyet Savcısının baktığı dava ve işlerde avukatlık edemez.

 Bazı görevlerden ayrılanların avukatlık edememe yasağı:

 Madde 14 – (İptal: Ana.Mah.nin 15/10/2002 tarihli ve E.:2001/309, K.:2002/91 sayılı Kararı ile.; Yeniden düzenleme: 23/1/2008-5728/327 md.) Emeklilik ve istifa gibi sebeplerle görevlerinden ayrılan adlî, idarî ve askerî yargı hâkim ve savcıların son beş yıl içinde hizmet gördükleri mahkeme veya dairelerin yargı çevresinde görevden ayrılma tarihinden itibaren iki yıl süre ile avukatlık yapmaları yasaktır. Yüksek yargı ve bölge mahkemeleri hâkim ve savcıları ile raportörlerinin son beş yıl içinde münhasıran hizmet gördükleri mahkeme veya dairelerde, buralardan ayrılma tarihinden itibaren iki yıl süre ile avukatlık yapmaları yasaktır.

             Yukarıki fıkra hükmü Anayasa Mahkemesi üyeleri ve Yüksek Mahkemeler hakimleri hakkında da uygulanır.

             (Değişik: 22/1/1986 - 3256/4 md.) Devlet, belediye, il özel idare ve Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında 233 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin kapsamına giren iktisadi Devlet Teşekkülleri ile kamu iktisadi kuruluşları ve bunların müessese, bağlı ortaklık ve iştiraklerinde çalışanlar, buralardan ayrıldıkları tarihten itibaren iki yıl geçmeden ayrıldıkları idare aleyhine dava alamaz ve takipte bulunamazlar.

             (Ek: 1/4/1981 - 2442/1 md.) Askeri Yargıtay Başkanı, Başsavcısı, İkinci Başkanı, Daire Başkanları ve Üyeleri, Milli Savunma Bakanlığı Askeri Adalet İşleri Başkanı, Askeri Adalet Teftiş Kurulu Başkanı, Genelkurmay Adli Müşaviri, sıkıyönetim adli müşavirleri ve sıkıyönetim askeri mahkemelerinde görevli hakim ve savcılar ile yardımcıları, başka hizmetlere atanmış olsalar bile anılan görevlerden ayrıldıkları tarihten itibaren üç yıl süre ile sıkıyönetim askeri mahkemelerinde avukatlık yapamazlar.

DÖRDÜNCÜ KISIM
Staj
Genel olarak:

Madde 15 – (Değişik: 30/1/1979 - 2178/4 md.)

             Avukatlık stajı bir yıldır. Stajın bu kısmında yer alan hükümler uyarınca ilk altı ayı mahkemelerde ve kalan altı ayı da en az beş yıl kıdemi olan (bu beş yıllık kıdem hesabına Kanunun 4 üncü maddesinde yazılı hizmette geçen süreler de dahildir.) bir avukat yanında yapılır.

             Stajın hangi mahkeme ve adalet dairelerinde, ne surette yapılacağı yönetmelikte gösterilir.

Aranacak şartlar :

Madde 16 – (Değişik: 2/5/2001 - 4667/11 md.) 3 üncü maddenin (a), (b) ve (f) bentlerinde yazılı koşulları taşıyanlardan, stajyer olarak sürekli staş yapmalarına engel işleri ve 5 inci maddede yazılı engelleri bulunmayanlar, staj yapacakları yer barosuna bir dilekçe ile başvururlar.

Dilekçeye eklenecek belgeler :

Madde 17 – 16 ncı madde gereğince verilecek dilekçeye, aşağıda gösterilen belgeler eklenir.

             1. Kanunun aradığı şartlara ilişkin belgelerin asılları ile onanmış ikişer örneği,

             2. Adayın 3 üncü maddenin (f) ve 5 inci maddenin (a) bendlerinde yazılı halleri bulunmadığını gösteren bildiri kağıdı,

             3. Yanında staj göreceği avukatın yazılı muvafakati,

             4. Adayın ahlak durumu hakkında, o baroya yazılı iki avukat tarafından düzenlenmiş tanıtma kağıdı.

             Bu belgelerin birer örneği baro başkanı tarafından onaylanarak Türkiye Barolar Birliğine gönderilir. Diğer örnek veya asılları barodaki dosyasında saklanır. 22 nci maddenin 2 ve 3 üncü fıkralarında yazılı hallerde, adayın yanında staj göreceği avukatın yazılı muvafakatine ait belge aranmaz.

             (Ek: 22/1/1986 - 3256/5 md.; Değişik üçüncü fıkra: 23/1/2008-5728/328 md.) Staj isteminde bulunan tarafından verilen bildiri kağıdının hilafı ortaya çıktığı takdirde adaya Cumhuriyet savcısı tarafından ikiyüz Türk Lirası idarî para cezası verilir.

 İstemin ilanı:

 Madde 18 – Adayın istemi,yukarıdaki maddede yazılı hususlarla birlikte, istem tarihinden itibaren on gün içinde baronun ve adalet dairesinin uygun bir yerinde onbeş gün süre ile asılarak ilan olunur.

             Her avukat veya stajyer yahut diğer ilgililer, bu süre içinde, adayın stajyer listesine yazılmasına itirazda bulunabilirler. Şu kadar ki, itirazın incelelenebilmesi, açık delil veya vakıaların gösterilmiş olmasına bağlıdır.

 Rapor:

 Madde 19 – Baro başkanı, istemin ilanından önce, baroya bağlı avukatlardan birini adayın gerekli nitelikleri taşıyıp taşımadığını ve avukatlıkla birleşmiyen bir işle uğraşıp uğraşmadığını araştırarak bir rapor düzenlemek üzere görevlendirir.

             Görevlendirilen avukat, raporu en geç onbeş gün içinde baroya vermekle yükümlüdür.

Karar:

Madde 20 – Baro yönetim kurulu, itiraz süresinin bitmesinden itibaren bir ay içinde, 19 uncu maddede yazılı raporu da göz önünde tutarak, adayın stajyer listesine yazılıp yazılmaması hakkında gerekçeli bir karar verir. Karar ilgiliye tebliğ edilmekle beraber, bir örneği de incelenmek üzere dosyası ile birlikte o yer Cumhuriyet Savcılığına verilir.

             Bu karar aleyhine baro yönetim kurulu üyeleri karar tarihinden, o yer Cumhuriyet savcısı kararın kendisine verildiği, ilgili ise kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde Türkiye Barolar Birliğine itiraz edebilirler.

             Birinci fıkrada yazılı süre içinde bir karar verilmemiş olması halinde talep reddedilmiş sayılır. Bu takdirde, bir aylık sürenin bitiminden itibaren onbeş gün içinde aday Türkiye Barolar Birliğine itiraz edebilir.

             (Değişik : 2/5/2001 - 4667/12 md.) Türkiye Barolar Birliğinin itiraz üzerine verdiği kararlar Adalet Bakanlığına ulaştığı tarihten itibaren iki ay içinde Bakanlıkça karar verilmediği veya karar onaylandığı takdirde kesinleşir. Ancak Adalet Bakanlığı uygun bulmadığı kararları bir daha görüşülmek üzere, gösterdiği gerekçesiyle birlikte Türkiye Barolar Birliğine geri gönderir. Geri gönderilen bu kararlar, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca üçte iki çoğunlukla aynen kabul edildiği takdirde onaylanmış, aksi halde onaylanmamış sayılır; sonuç Türkiye Barolar Birliği tarafından Adalet Bakanlığına bildirilir.

             (Değişik : 2/5/2001 - 4667/12 md.) Adalet Bakanlığının yukarıdaki fıkra uyarınca verdiği kararlara karşı, Türkiye Barolar Birliği, aday ve ilgili baro; Adalet Bakanlığının onaylamayıp geri göndermesi üzerine Türkiye Barolar Birliğinin verdigi kararlara karşı ise, Adalet Bakanlığı, aday ve ilgili baro idari yargı merciine başvurabilir.

Stajın başlangıcı :

Madde 21 – Avukatlık stajı listeye yazılma ile başlar. İtiraz yazılmayı durdurur.

Yanında staj yapılacak avukat:

 Madde 22 – Avukat yanında staja başlıyabilecekleri Cumhuriyet savcılığınca baroya bildirilenler, evvelce dilekçelerinde gösterdikleri ve muvafakatini aldıkları avukat yanında staja başlarlar.

             Baro başkanının isteği veya ilgililerin başvurması üzerine, baro yönetim kurulu, stajın dilekçede gösterilenden başka bir avukat yanında yapılmasına karar verebilir.

             17 nci maddenin 3 üncü bendinde yazılı belgeyi almak imkanını bulamayan adayların hangi avukat yanında staj göreceğini baro başkanı tayin eder.

             Avukat, ikinci ve üçüncü fıkralardaki hallerde stajyeri kabul zorunluluğundadır.

            
Stajın yapılması ve stajyerin ödevleri:

Madde 23 – (Değişik : 2/5/2001 - 4667/13 md.)

             Staj kesintisiz olarak yapılır. Stajyerin haklı nedenlere dayanarak devam etmediği günler, engelin kalkmasından sonraki bir ay içinde başvurduğu takdirde, mahkeme stajı sırasında Adalet Komisyonu, avukat yanındaki staj sırasında ise baro yönetim kurulu kararı ile tamamlattırılır. Stajın yapıldığı yere göre adalet komisyonu başkanı ve baro başkanı, haklı bir engelin bulunması halinde yanında staj yaptığı avukatın da görüşünü alarak stajyere otuz günü aşmamak üzere izin verebilir.

             Stajyer, avukatla birlikte duruşmalara girmek, avukatın mahkemeler ve idari makamlardaki işlerini yapmak, dava dosyaları ve yazışmaları düzenlemek, baroca düzenlenen eğitim çalışmalarına katılmak, baro yönetim kurulunca verilen ve yönetmelikte gösterilecek diğer ödevleri yerine getirmekle yükümlüdür. Stajyerler, meslek kurallarına ve yönetmeliklerde belirlenen esaslara uymak zorundadırlar.

Staj raporları:

Madde 24 – (Değişik: 30/1/1979 - 2178/5 md.)

             Staj, Adalet Komisyonunun, baronun ve yanında çalışılan avukatın gözetimi altında yapılır.

             Stajiyer hakkında, yanında staj gördüğü hakimler, Cumhuriyet savcıları tarafından staj durumu, mesleki ilgisi ve ahlaki durumunu belirten bir belge verilir.

             Yanında staj görülen avukat tarafından, ilk üç ayın bitiminde ve staj süresinin sonunda da kesin olarak, staj durumunu ve adayın mesleki ilgisi ile ahlaki durumunu da kapsayan bir rapor verir.

  Staj süresinin uzatılması:

   Madde 25 – (Değişik: 2/5/2001 - 4667/14 md.)

             Baro yönetim kurulu, stajyer hakkında verilen raporları değerlendirir, gerektiğinde kurul üyelerinden birini görevlendirmek suretiyle yapılacak inceleme sonuçlarını da göz önünde tutarak staj bitim belgesinin verilmesine veya staj süresinin altı aya kadar uzatılmasına karar verebilir.

             Yönetim kurulunun bu kararı kesindir.

Stajyerlerin yapabileceği işler (1)

Madde 26 – (Değişik: 2/5/2001 - 4667/14 md.)

             Stajyerler, avukat yanında staja başladıktan sonra, avukatın yazılı muvafakati ile ve onun gözetimi ve sorumluluğu altında, sulh hukuk mahkemeleri, sulh ceza mahkemeleri ile icra tetkik mercilerinde avukatın takip ettiği dava ve işlerle ilgili duruşmalara girebilir ve icra müdürlüklerindeki işleri yürütebilirler.

             Bu yetki, staj bitim belgesinin verilmesi veya staj listesinden silinme ile sona erer.

             Stajyerlere barolarca yapılacak yardım:

             Madde 27 – Değişik : 2/5/2001 - 4667/14 md.)

             Staj süresince stajyerlere Türkiye Barolar birliğince kredi verilir.

                Ödenecek kredinin kaynağı; avukatların yetkili mercilere sunduğu vekaletnamelere avukatın yapıştıracağı pul bedelleri ile geri ödemeden gelen paralar ve bunların gelirleridir. Bu pullar, Türkiye Barolar Birliğince bastırılır.(Değişik üçüncü cümle:13/1/2004 - 5043/2 md.) Yapıştırılacak pulun değeri; 2.7.1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununun Yargı Harçları bölümünde yer alan vekâletname örnekleri için kullanılan harç tarifesinin yüzde elli fazlası kadarıdır.(Ek cümle:13/1/2004 – 5043/2 md.) Bu şekilde toplanan tüm pul bedelleri malî yönden Sayıştay denetimine tâbidir.

             Avukatlarca vekaletname sunulan merciler, pul yapıştırılmamış veya pulu noksan olan vekaletname ve örneklerini kabul edemez. Gerektiğinde ilgiliye on günlük süre verilerek bu süre içinde pul tamamlanmadıkça vekaletname işleme konulamaz.

             Kredi ödemelerinden arta kalan miktar, meslektaşlara destek ve meslekte gelişmeyi sağlamakta kullanılır.

             Bu kredinin ilke ve koşulları, kimlere verileceği, miktarı, geri ödeme şekli, geri ödemeden gelen paralar ile kredi ödemelerinden sonra arta kalan miktarın barolar ve Türkiye Barolar birliği arasında dağıtım ve sarf esasları ve diğer hususlar Türkiye Barolar Birliği Yönetim kurulunca hazırlanacak ve Adalet Bakanlığınca onaylanacak yönetmelikte gösterilir.

             Pul bedelleri ile geri ödemeden gelen paralar ve bunların gelirleri, kredi ödemelerinden arta kalan miktarın dağıtımı ve sarfı, her yıl Adalet Bakanlığı tarafından ek 4 üncü maddedeki esas ve usullere göre denetlenir.

 Sosyal yardım ve dayanışma fonu

Madde 27/A – (Ek:13/1/2004 – 5043/3 md.)

            Türkiye Barolar Birliği nezdinde sosyal güvenlik, sosyal yardım ve dayanışma hizmetlerinde kullanılmak üzere kaynağı bu Kanunun 27 nci maddesinin ikinci fıkrasında gösterilen gelirlerin yarısı olan “Sosyal Yardım ve Dayanışma Fonu” kurulmuştur.

           Bu fondan yapılacak harcamaların esas ve usulleri ile diğer hususlar Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca hazırlanacak ve Adalet Bakanlığınca onaylanacak yönetmelikte gösterilir.

           Fon gelirleri ile harcamaları her yıl Adalet Bakanlığı tarafından ek 4 üncü maddedeki esas ve usullere göre denetlenir.

BEŞİNCİ KISIM
Avukatlık Sınavı

            Madde 28 – 31- (Yeniden düzenleme : 2/5/2001 - 4667/17 md.; Mülga: 28/11/2006-5558/1 md.)

 Sınava gireceklerin tespiti

 Madde 29 – (Yeniden düzenleme : 2/5/2001 - 4667/18 md.; Mülga: 28/11/2006-5558/1 md.)
(1) Bu madde başlığı; “Stajyerlerin vekalet alması:” iken, 2/5/2001 tarihli ve 4667 sayılı Kanunla metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.

Sınavın şekli ve konuları

Madde 30 – (Yeniden düzenleme : 2/5/2001 - 4667/19 md.¸ Mülga: 28/11/2006-5558/1 md.)

Sınav sonuçları:

Madde 31 – (Yeniden düzenleme : 2/5/2001 - 4667/20 md.; Mülga: 28/11/2006-5558/1 md.)

Madde 32 – 33 – (Mülga : 30/1/1979 - 2178/8 md.)

ALTINCI KISIM
Avukatın Hak ve Ödevleri

 Genel olarak:

 Madde 34 – (Değişik : 2/5/2001 - 4667/21 md.)

             Avukatlar, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler.

Yalnız avukatların yapabileceği işler:

Madde 35 – (Değişik: 26/2/1970 - 1238/1 md.)

             Kanun işlerinde ve hukuki meselelerde mütalaa vermek, mahkeme, hakem veya yargı yetkisini haiz bulunan diğer organlar huzurunda gerçek ve tüzel kişilere ait hakları dava etmek ve savunmak, adli işlemleri takip etmek, bu işlere ait bütün evrakı düzenlemek, yalnız baroda yazılı avukatlara aittir.

             Baroda yazılı avukatlar birinci fıkradakiler dışında kalan resmi dairelerdeki bütün işleri de takip edebilirler.

(Değişik üçüncü fıkra: 23/1/2008-5728/329 md.) Dava açmaya yeteneği olan herkes kendi davasına ait evrakı düzenleyebilir, davasını bizzat açabilir ve işini takip edebilir. Ancak, Türk Ticaret Kanununun 272 nci maddesinde ön görülen esas sermaye miktarının beş katı veya daha fazla esas sermayesi bulunan anonim şirketler ile üye sayısı yüz veya daha fazla olan yapı kooperatifleri sözleşmeli bir avukat bulundurmak zorundadır. Bu fıkra hükmüne aykırı davranan kuruluşlara Cumhuriyet savcısı tarafından sözleşmeli avukat tayin etmedikleri her ay için, sanayi sektöründe çalışan onaltı yaşından büyük işçiler için suç tarihinde yürürlükte bulunan, asgarî ücretin iki aylık brüt tutarı kadar idarî para cezası verilir.

             Hukuk ve Ceza Muhakemeleri Usulleri kanunları ile diğer kanun hükümleri saklıdır.
 

Uzlaşma sağlama

Madde 35/A – (Ek : 2/5/2001 - 4667/23 md.)

            Avukatlar dava açılmadan veya dava açılmış olup da henüz duruşma başlamadan önce kendilerine intikal eden iş ve davalarda, tarafların kendi iradeleriyle istem sonucu elde edebilecekleri konulara inhisar etmek kaydıyla, müvekkilleriyle birlikte karşı tarafı uzlaşmaya davet edebilirler. Karşı taraf bu davete icabet eder ve uzlaşma sağlanırsa, uzlaşma konusunu, yerini, tarihini, karşılıklı yerine getirmeleri gereken hususları içeren tutanak, avukatlar ile müvekkilleri tarafından birlikte imza altına alınır. Bu tutanaklar 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 38 inci maddesi anlamında ilâm niteliğindedir.

Sır saklama:

Madde 36 – Avukatların, kendilerine tevdi edilen veya gerek avukatlık görevi, gerekse,  Türkiye Barolar Birliği ve barolar organlarındaki görevleri dolayısiyle öğrendikleri hususları açığa vurmaları yasaktır.

             Avukatların birinci fıkrada yazılı hususlar hakkında tanıklık edebilmeleri, iş sahibinin muvafakatini almış olmalarına bağlıdır. Ancak, bu halde dahi avukat tanıklık etmekten çekinebilir. (Ek cümle : 2/5/2001 - 4667/24 md.) Çekinme hakkının kullanılması hukuki ve cezai sorumluluk doğurmaz.

             Yukarıki hükümler, Türkiye Barolar Birliği ve baroların memurları hakkında da uygulanır.

İşin reddedildiğinin bildirilmesi:

Madde 37 – Avukat, kendisine teklif olunan işi sebep göstermeden reddedebilir. Reddin, iş sahibine gecikmeden bildirilmesi zorunludur.

             İşi iki avukat tarafından reddolunan kimse, kendisine bir avukat tayinini baro başkanından isteyebilir.

             (Değişik : 2/5/2001 - 4667/25 md.) Tayin olunan avukat, baro başkanı tarafından belirlenen ücret karşılığında işi takip etmek zorundadır.

İşin reddi zorunluluğu :

Madde 38 – Avukat;

             a) Kendisine yapılan teklifi yolsuz veya haksız görür yahut sonradan yolsuz veya haksız olduğu kanısına varırsa,

             b) Aynı işte menfaati zıt bir tarafa avukatlık etmiş veya mütalaa vermiş olursa,

             c) (Değişik : 2/5/2001 - 4667/25 md.) Evvelce hâkim, hakem, Cumhuriyet savcısı, bilirkişi veya memur olarak o işte görev yapmış olursa,

             d) Kendisinin düzenlediği bir senet veya sözleşmenin hükümsüzlüğünü ileri sürmek durumu ortaya çıkmışsa,

             e) (İptal: Ana. Mah. nin 2/6/1977 tarihli ve  E. 1977/43, K. 1977/84 sayılı kararı ile)

             f) Görmesi istenilen iş, Türkiye Barolar Birliği tarafından tespit edilen mesleki dayanışma ve düzen gereklerine uygun değilse,

             Teklifi reddetmek zorunluğundadır.

             Bu zorunluluk, avukatların ortaklarını ve yanlarında çalıştırdıkları avukatları da kapsar.

             (Üçüncü fıkra iptal: Ana. Mah.nin 21/1/1971 tarihli ve E. 1970/19, K. 1971/9 sayılı kararı ile)

             (Son fıkra iptal: Ana. Mah. nin 2/6/1977 tarihli ve E. 1977/43, K. 1977/84 sayılı kararı ile)

Avukatın dosya saklaması ve hapis hakkı:

Madde 39 – Avukat, kendisine tevdi olunan evrakı, vekaletin sona ermesinden itibaren üç yıl süre ile saklamakla yükümlüdür. Şu kadar ki, evrakın geri alınması müvekkile yazı ile bildirilmiş olduğu hallerde saklama yükümlülüğü,bildirme tarihinden itibaren üç ayın sonunda sona erer.

             Avukat, ücreti ve yapmış olduğu giderleri kendisine ödenmedikçe, elinde bulunan evrakı geri vermekle yükümlü değildir.

Tazminat isteklerinde zamanaşımı:

 Madde 40 – (Değişik : 2/5/2001 - 4667/27 md.)

             İş sahibi tarafından sözleşmeye dayanılarak avukata karşı ileri sürülen tazminat istekleri, bu hakkın doğumunun öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl ve her halde zararı doğuran olaydan itibaren beş yıl geçmekle düşer.

 Avukatın vekaletten çekilmesi:

Madde 41 – Belli bir işi takipten veya savunmadan isteği ile çekilen avukatın o işe ait vekalet görevi, durumu müvekkiline tebliğinden itibaren onbeş gün süre ile devam eder.

             Şu kadar ki, adli müzaharet bürosu yahut baro başkanı tarafından tayin edilen avukat, kaçınılmaz bir sebep veya haklı bir özürü olmadıkça, görevi yerine getirmekten çekinemez. Kaçınılmaz sebebin veya haklı özürün takdiri avukatı tayin eden makama aittir.

Bir avukatın geçici olarak görevlendirilmesi:

Madde 42 – Bir avukatın ölümü veya meslekten yahut işten çıkarılması veya işten yasaklanması yahut geçici olarak iş yapamaz duruma gelmesi hallerinde, baro başkanı, ilgililerin yazılı istemi üzerine veya iş sahiplerinin yazılı muvafakatini almak şartiyle, işleri geçici olarak takip etmek ve yürütmek için bir avukatı görevlendirir ve dosyaları kendisine devir ve teslim eder. (Ek cümle : 2/5/2001 - 4667/28 md.) Ayrıca durumu mahkemelere ve gerekli göreceği yerlere bildirir. Bu hükümler avukatlık ortaklığı hakkında da kıyasen uygulanır.

             Yukarıki fıkrada yazılı işlere ait kanuni süreler, dosyaların devir ve teslimine kadar işlemez. Şu kadar ki, bu süre üç ayı geçemez.

             (Mülga : 2/5/2001 - 4667/28 md.)

             Kendisine görev verilen avukat haklı sebepler göstererek bunu reddedebilir. Ret sebeplerinin yerinde olup olmadığına baro yönetim kurulu karar verir.

             Vekalet görevi, temsil edilen avukatın talimatına bağlı olmaksızın, bu görevi yapan avukatın sorumluluğu altında yürür. Yapılan işlerin ücretini, kendisine vekalet olunan avukat öder.  Anlaşmazlık halinde ücretin miktarı baro yönetim kurulu tarafından belirtilir.

Büro edinme zorunluluğu:

Madde 43 – Her avukat, levhaya yazıldığı tarihten itibaren üç ay içinde baro bölgesinde bir büro kurmak zorundadır. Büronun niteliklerini barolar belirtir.

             Bir avukatın birden fazla bürosu olamaz. Birlikte çalışan avukatlar ayrı büro edinemezler. (Ek iki cümle : 2/5/2001 - 4667/29 md.) Avukatlık ortaklığı yurt içinde şube açamaz. Milletvekilleri, milletvekilliği süresince avukatlık yapamazlar.

             Bürosunu veya konutunu değiştiren avukat yenilerinin adreslerini bir hafta içinde baroya bildirmek zorundadır.

Avukatların birlikte veya avukatlık ortaklığı şeklinde çalışmaları (1)

Madde 44 –  (Değişik : 2/5/2001 - 4667/30 md.)

             Avukatlar, meslekî çalışmalarını aynı büroda birlikte veya avukatlık ortaklığı şeklinde de yürütebilirler.

             A) Aynı büroda birlikte çalışma

             Birlikte çalışma, aynı baroya kayıtlı birden çok avukatın meslekî çalışmalarını bir büroda yürütmeleridir. Bu birlikteliğin tüzel kişiliği yoktur, yapılan iş ticarî sayılmaz.

                Birlikte çalışan avukatlardan biri ya da birkaçının ad ve/veya soyadının yanında (Avukatlık Bürosu) ibaresinin kullanılması zorunludur. Karşılıklı hak ve yükümlülükler, gelir ve giderlerin paylaşılması, büro yönetimi, birlikteliğin sona ermesi birlikte çalışanlarca belirlenir ve yazılı olarak kayıtlı oldukları baroya bildirilir.

(1)    Bu madde başlığı; “Ortak avukat bürosu halinde birlikte çalışma:” iken, 2/5/2001 tarihli ve 4667 sayılı Kanunla metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.

             B) Avukatlık ortaklığı

             Avukatlık ortaklığı, aynı baroya kayıtlı birden çok avukatın bu Kanuna göre mesleklerini yürütmek için oluşturdukları tüzel kişiliktir. Avukatlık ortaklığının çalışması meslek çalışması olup, ticarî sayılmaz ve vergilendirme bakımından şahıs şirketlerine ilişkin hükümler uygulanır. Avukatlık ortaklığının adı, bir ya da birkaç ortağın ad ve/veya soyadlarına (Avukatlık Ortaklığı) ibaresi eklenerek belirlenir. Yabancı sermayeyi teşvik mevzuatı çerçevesinde Türkiye’de faaliyet göstermek isteyen yabancı avukatlık ortaklıkları, bu Kanuna ve avukatlık ortaklığı düzenlemesine uygun olarak kurulmak koşuluyla, yalnızca yabancı hukuklar ve milletlerarası hukuk konularında danışmanlık hizmeti verebilirler. Bu sınırlama yabancı avukatlık ortaklığında çalışan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı ya da yabancı avukatları da kapsar. Bu nev’i avukatlık ortaklıkları için ortakların baroya kayıtlı olması şartı aranmaz. Bu kuralın uygulanması mütekabiliyet esasına bağlıdır.

             Ana sözleşmesi tip ana sözleşmeye uygun olarak düzenlenen avukatlık ortaklığı, kurucularının kayıtlı bulunduğu baro yönetim kurulu tarafından Baro Avukatlık Ortaklığı Siciline yazılmasıyla tüzel kişilik kazanır. Yazılma istemi, ancak Kanuna ve tip ana sözleşmeye aykırılık gerekçesiyle reddedilebilir. Bu durumda 8 inci madde hükümleri kıyasen uygulanır. Ana sözleşmenin bir örneği Türkiye Barolar Birliğine gönderilir.

             a) Ortakların hak ve borçları

             1. Ortaklık payları ve oranları serbestçe belirlenir. Ortakların payı, ancak ortaklara veya avukat olan üçüncü kişilere devredilebilir. Ortakların pay devrinin sözleşme ile yasaklanması veya ortakların pay devrine onay vermemeleri, mirasçının avukat olmaması ya da ortaklığı kabul etmemesi, ortağın emeklilik veya sağlık nedenleri ile avukatlığı bırakması, baro levhasından silinmesi, meslekten çıkması veya çıkarılması, ortaklıktaki payına haciz konulması halinde ortaklık payı gerçek değeri üzerinden diğer ortaklar tarafından payları oranında alınır. Bu işlemlerin üç ay içerisinde sonuçlandırılmaması halinde, yönetmelikteki tasfiye hükümleri uygulanır.

             2. Vekâletnameler ortaklık adına düzenlenir. Ortaklık iş veya davayı takip edecek avukatlara yetki belgesi verir.

             3. Avukatlık ortaklığı, amacın dışında hak ve mal edinemez, üçüncü kişilerle ortaklık kuramaz, tüzel kişilerin paylarını alamaz. Ortaklar; birden fazla avukatlık ortaklığının ortağı olamaz, ortaklığın bürosu dışında büro edinemez ve bağımsız olarak dava ve iş takip edemezler.

             4. Avukatlık ortaklığı; ortaklarının ve çalışan avukatların ortaklık ile ilgili her türlü işlem, eylem ve borçlarından dolayı bunlarla birlikte müştereken ve müteselsilen sınırsız sorumludur. Ortakların ve ortaklıkta çalışan avukatların meslekî görevlerinden dolayı Avukatlık Kanunu ve meslek kurallarına göre sorumlulukları saklıdır. Avukatlık ortaklıkları hakkında da bu Kanundaki disiplin işlem ve cezaları uygulanır.

             5. Defter ve kayıtların tutulmasından ortaklığın yönetim ve temsili ile görevli ortak sorumludur. Avukatlık ortaklığı; iş ve dava defteri, pay defteri, karar defteri, gelir-gider defteri ve demirbaş defteri tutmak zorundadır.

             b) Uyuşmazlıkların çözümü

             Avukatların birlikte çalışmalarından veya avukatlık ortaklığında; ortakların kendi aralarında ve ortaklıkla ilgili her türlü uyuşmazlıklar ile ortaklık pay devir ve intikalinde bedele ilişkin olarak üçüncü şahıslarla aralarında çıkacak anlaşmazlıklar, bu Kanunun 167 nci maddesinde tanımlanan hakem kurulu tarafından, bu Kanun ve yönetmelik hükümlerine göre çözümlenir.

             c) Avukatlık ortaklığı tip ana sözleşmesinde bulunması gereken; ortakların kimlik bilgileri, ortaklığın unvanı ve adresi, ortaklık payları, ortaklar arasındaki ilişkiler, iş ve davalarla ilgili iş bölümü, yönetici ortakların yetkileri, ortaklığın yönetimi ve temsili, ortaklar kurulu, kurulun görev ve yetkileri, gelir ve giderin paylaşılması, denetim, ortaklıktan çıkma, çıkarılma, pay devri, ortaklığın sona ermesi, fesih, infisah ve tasfiye gibi hususların esas, şekil ve şartları Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca hazırlanıp Adalet Bakanlığınca onaylanarak Resmî Gazete’de ilan edilen yönetmelikte düzenlenir.

Avukat bürosunda çalışabilecek kişiler:

Madde 45 – (Değişik birinci fıkra :  2/5/2001 - 4667/31 md.) Avukatlar ve avukatlık ortaklıkları, bürolarında yalnız avukatlık mesleği için gerekli olan yardımcı elemanları çalıştırabilirler.

             Hakimliğe ve avukatlığa engel suçlardan biri ile hükümlü olanlar veya avukatlıktan yasaklananlarla her ne şekilde olursa olsun işbirliği edilemez veya bu gibiler büroda çalıştırılamaz.

             (Değişik : 2/5/2001 - 4667/31 md.) Yukarıdaki hükümlere aykırı hareket eden avukat, ilk defasında işten, tekrarında meslekten çıkarma; avukatlık ortaklığı ilk defasında işten çıkarma, tekrarında ise avukatlık ortaklığı sicilinden silinme cezası ile cezalandırılır.

İşlerin stajyer veya sekreterle takibi, dava dosyalarının incelenmesi ve dosyadan örnek alma:

 Madde 46 – (Değişik : 2/5/2001 - 4667/32 md.)

                Avukat, işlerini kendi sorumluluğu altındaki stajyeri veya yanında çalışan sekreteri eliyle de takip ettirebilir, fotokopi veya benzeri yollarla örnek aldırabilir. Avukatın onanmasını istemediği örnekler harca tâbi değildir.

             Avukat veya stajyer, vekâletname olmaksızın dava ve takip dosyalarını inceleyebilir. Bu inceleme isteğinin ilgililerce yerine getirilmesi zorunludur. Vekâletname ibraz etmeyen avukata dosyadaki kağıt veya belgelerin örneği veya fotokopisi verilmez.

Çekişmeli hakları edinme yasağı:

Madde 47 – Avukat el koyduğu işlere ait çekişmeli hakları edinmekten veya bunların edinilmesine aracılıktan yasaklıdır. Bu yasak, işin sona ermesinden itibaren bir yıl sürer.

             Birinci fıkra hükmü, avukatın ortaklarını ve yanında çalıştırdığı avukatları da kapsar.

             (Ek : 2/5/2001 - 4667/33 md.) Ancak, 164 üncü müdde hükmü saklıdır.

Avukata çıkar karşılığında iş getirme :

Madde 48 – Avukat veya iş sahibi tarafından vadolunan veya verilen bir ücret yahut da herhangi bir çıkar karşılığında avukata iş getirmeye aracılık edenler ve aracı kullanan avukatlar altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
             Bu eylemi yapanlar memur iseler, verilecek hapis cezası bir yıldan aşağı olamaz.

Avukatların resmi kılığı:

Madde 49 – Avukatlar, mahkemelere, Türkiye Barolar Birliğinin belirteceği resmi kılıkla çıkmak zorundadırlar.

Baroya ve avukatlara ayrılacak yer:

Madde 50 – Her adalet dairesinde, bölgesinde bulunduğu baro için, her mahkeme salonunda ve icra dairesinde ise avukatlar için ihtiyaca yetecek nitelikte yer ayrılması zorunludur.

             (Ek : 2/5/2001 - 4667/34 md.) Ayrıca her cezaevinde ve kolluk biriminde mesleğin onuruna ve önemine uygun bir görüşme yeri ayrılır. Bu yerlerin bakım ve onarımı ilgisine göre Adalet ve İçişleri Bakanlıklarınca yaptırılır.

Danışma yapılması uygun olmayan yerler:

Madde 51 – Avukatlar, baroda yazılı olan bürolarından başka yerlerde, mahkeme salonunda veya adalet binasının başka bir yerinde iş sahipleri ile hukuki danışmada bulunmaktan ve iş kabul etmekten yasaklıdırlar.

             Yukarıki fıkra hükmü, avukatın özel olarak çağrıldığı hallerde uygulanmaz.

 Dosya tutmak:

Madde 52 – Avukat, üzerine aldığı her iş yahut yazılı mütalasına baş vurulan her husus hakkında düzenli dosya tutmak zorundadır.

             Avukat, kendisi tarafından yazılan veya taslağı yapılan her belgeyi imzalamakla yükümlüdür.

Görüşmelere ait tutanak :

Madde 53 – Avukat, iş için yaptığı görüşmelerden gerekli saydıklarını bir tutanakla tespit eder. Tutanağın altı, görüşmede bulunanlar tarafından imzalanır.

Sicil cüzdanları :

 Madde 54 – Levhada yazılı olan her avukatın bağlı olduğu baroda, Türkiye Barolar Birliğinden gönderilen örneğe göre düzenlenecek bir sicil cüzdanı bulunur. Bu cüzdan gizlidir; ancak sahibi veya vekalet vereceği başka bir avukat tarafından her zaman görülebilir ve gerekli not alınabilir.

             Bir barodan diğerine nakil halinde, cüzdan, nakledilen baro başkanlığına gönderilir.

Reklam yasağı:

Madde 55 – Avukatların iş elde etmek için, reklam sayılabilecek her türlü teşebbüs ve harekette bulunmaları ve özellikle tabelalarında ve basılı kağıtlarında avukat unvanı ile akademik unvanlarından başka sıfat kullanmaları yasaktır.

             (Ek : 2/5/2001 - 4667/35 md.) Bu yasak, ortak avukatlık bürosu ve avukatlık ortaklığı hakkında da uygulanır.

             (Ek : 2/5/2001 - 4667/35 md.) Yukarıdaki yasaklara ilişkin esaslar Türkiye Barolar Birliğince düzenlenecek yönetmelikle belirlenir.

Örnek çıkarabilme ve tebligat yapabilme hakkı:

Madde 56 – Usulüne uygun olarak düzenlenen ve avukata verilmiş olan vekaletname 52 nci maddede yazılı dosyada saklanır. Avukat, bu vekaletnamenin örneğini çıkarıp aslına uygunluğunu imzası ile onaylayarak kullanabilir. Avukatın çıkardığı vekaletname örnekleri bütün yargı mercileri, resmi daire ve kurumlar ile gerçek ve tüzel kişiler için resmi örnek hükmündedir.

             Asıllarının verilmesi kanunda açıkça gösterilmeyen hallerde avukatlar, takip ettikleri işlerde, aslı kendilerinde bulunan her türlü kağıt ve belgelerin örneklerini kendileri onaylayarak yargı mercileri ile diğer adalet dairelerine verebilirler.

             (Değişik üçüncü fıkra: 23/1/2008-5728/330 md.) Aslı olmayan vekaletname veya diğer kağıt ve belgelerin örneğini onaylayan yahut aslına aykırı örnek veren avukat, üç yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

             Avukatlar, vekalet aldıkları işlerde, ilgili yargı mercii aracılığı ile ve bu yargı merciinin tebligat konusunda bir kararı olmaksızın, diğer tarafa adli kağıt ve belge tebliğ edebilirler. Tebliğ edilen kağıt ve belgelerin birer nüshası, gerekli harç, vergi ve resim ödenmek şartiyle, ilgili yargı merciinin dosyasına konur.

             (Ek : 2/5/2001 - 4667/36 md.) Avukatlar veya avukatlık ortaklığı başkasını tevkil etme yetkisini haiz oldukları bütün vekâletnamelerini kapsayacak şekilde bir başka avukata veya avukatlık ortaklığına vekâletname yerine geçen yetki belgesi verebilir. Bu yetki belgesi vekâletname hükmündedir.

             (Ek : 2/5/2001 - 4667/36 md.) Vekâletnameler Türkiye için tek tip olup, vekâletnamenin biçim ve içeriği Türkiye Barolar Birliği ile Türkiye Noterler Birliği tarafından hazırlanır.

Avukata karşı işlenen suçlar:

Madde 57 – Görev Sırasında veya yaptığı görevden dolayı avukata karşı işlenen suçlar hakkında, bu suçların hakimlere karşı işlenmesine ilişkin hükümler uygulanır.

Soruşturmaya yetkili Cumhuriyet Savcısı:

Madde 58 – (Değişik :23/1/2008-5728/331 md.)

Avukatların avukatlık veya Türkiye Barolar Birliği ya da baroların organlarındaki görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlardan dolayı haklarında soruşturma, Adalet Bakanlığının vereceği izin üzerine, suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısı tarafından yapılır. Avukat yazıhaneleri ve konutları ancak mahkeme kararı ile ve kararda belirtilen olayla ilgili olarak Cumhuriyet savcısı denetiminde ve baro temsilcisinin katılımı ile aranabilir. Ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren bir suçtan dolayı suçüstü hali dışında avukatın üzeri aranamaz.

Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Ceza Muhakemesi Kanununun duruşmanın inzibatına ilişkin hükümleri saklıdır. Şu kadar ki, bu hükümlere göre avukatlar tutuklanamayacağı gibi, haklarında disiplin hapsi veya para cezası da verilemez.
Kovuşturma izni, son soruşturmanın açılması kararı ve duruşmanın yapılacağı mahkeme:

Madde 59 – 58 inci maddeye göre yapılan soruşturmaya ait dosya Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne tevdi olunur. İnceleme sonunda kovuşturma yapılması gerekli görüldüğü takdirde dosya, suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesine en yakın bulunan ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet Savcılığına gönderilir.

             Cumhuriyet Savcısı beş gün içinde, iddianamesini düzenliyerek dosyayı son soruşturmanın açılmasına veya açılmasına yer olmadığına karar verilmek üzere ağır ceza mahkemesine verir.

             İddianamenin bir örneği, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun hükümleri uyarınca, hakkında kovuşturma yapılan avukata tebliğ olunur. Bu tebliğ üzerine avukat, kanunda yazılı süre içinde bazı delillerin toplanmasını ister veya kabule değer bir istemde bulunursa nazara alınır, gerekirse soruşturma başkan tarafından derinleştirilir.

             Haklarında son soruşturmanın açılmasına karar verilen avukatların duruşmaları, suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesinde yapılır. (Ek cümle : 2/5/2001 - 4667/38 md.) Durum avukatın kayıtlı olduğu baroya bildirilir.

İtiraz hakkı:

Madde 60 – 59 uncu maddede yazılı mahkemelerin tutuklama veya salıverilmeye yahut son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına dair kararlarına karşı Cumhuriyet Savcısı veya sanık tarafından genel hükümler uyarınca itiraz olunabilir.

             Bu itiraz, suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesi hariç olmak üzere, itiraz edilen kararı veren mahkemeye en yakın ağır ceza mahkemesinde incelenir.

 Suçüstü hali: (1)

 Madde 61 – (Değişik : 23/1/2008-5728/332 md.)

Ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren bir suçtan dolayı suçüstü halinde soruşturma, bizzat Cumhuriyet savcısı tarafından genel hükümlere göre yapılır.

Görevi kötüye kullanma: (2)

 Madde 62 – (Değişik : 23/1/2008-5728/333 md.)

Bu Kanun ve diğer kanunlar gereğince avukat sıfatı ile veya Türkiye Barolar Birliğinin yahut baroların organlarında görevli olarak kendisine verilmiş bulunan görev ve yetkiyi kötüye kullanan avukat Türk Ceza Kanununun 257 nci maddesi hükümlerine göre cezalandırılır.

            

Avukatlık yetkilerinin başkaları tarafından kullanılmaması:

Madde 63 – Baro levhasında yazılı bulunmayanlar ve işten yasaklanmış olan avukatlar, şahıslarına ait olmayan dava evrakını düzenleyemez, icra işlemlerini takip edemez ve avukatlara ait diğer yetkileri kullanamazlar. Baro levhasında yazılı bulunmayanlar avukatlık unvanını da taşıyamazlar. (Ek cümle : 2/5/2001 - 4667/40 md.) Şu kadar ki, baro levhasındaki kaydı yirmi yılı dolanlardan, bürosunu kapatarak vergi kaydını sildiren avukatlar durumları hakkında bilgi vermek ve baroya karşı görev ve yükümlülüklerini yerine getirmek koşuluyla sadece avukat unvanını kullanabilirler. (3)

             (Değişik ikinci fıkra: 23/1/2008-5728/334 md.) Birinci fıkra hükmüne aykırı eylemde bulunanlara Cumhuriyet savcısı tarafından beşyüz Türk Lirasından ikibin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir.

(Değişik üçüncü fıkra: 23/1/2008-5728/334 md.) Avukatlık yapmak yetkisini taşımadıkları halde muvazaalı yoldan alacak devralarak ve kanunların tanıdığı başka hakları kötüye kullanarak avukatlara ait yetkileri kullananlar bir yıldan üç yıla kadar hapis ve bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılırlar.
——
 (1) Bu madde başlığı “Ağır cezayı gerektiren suçüstü hali :” iken, 23/1/2008 tarihli ve 5728 sayılı Kanunun 332 nci maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.

(2) Bu madde başlığı “Görevi savsaklama ve kötüye kullanma:” iken, 23/1/2008 tarihli ve 5728 sayılı Kanunun 333 üncü maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.

(3 )Bu hükmün uygulanmasında ek 1 inci maddeye bakınız.
             Mahkemeler, icra ve iflas daireleri ve barolar, bu maddenin kapsamına giren bir olayı öğrenince Cumhuriyet Savcılığına bildirmek zorundadırlar. Yapılacak kovuşturma sonucu Cumhuriyet Savcısı tarafından baroya bildirilir.

Baro yönetim kuruluna karşı özel görevler :

 Madde 64 – Denetleme ve şikayetle ilgili meselelerde avukat, bu kanunda gösterilen meslek sırrını saklama yükümlülüğüne aykırı düşmedikçe, baro başkanına veya yönetim kuruluna yahut bunlar tarafından görevlendirilen üyelerden birine bilgi vermek ve istek üzerine dosyaları göndermek, dinlenmek üzere çağırıldığı hallerde baro başkanı, yönetim kurulu veya bu kurul üyelerinden birinin davetine uymak zorundadır.

             (Değişik: 22/1/1986 - 3256/8 md.) Birinci fıkrada yazılı zorunluğa uymayan avukat hakkında, baro yönetim kurulu, onbin liradan yüzbin liraya kadar para cezası verebilir. Bu ceza her davet ve isteğe uymama halinde yeniden verilebilir. Ancak, gönderilen yazıda, davet ve isteğe uymama halinde para cezası verileceğinin belirtilmiş olması şarttır.

             Bu para cezasına karşı, tebliğinden itibaren onbeş gün içinde, baro disiplin kuruluna itiraz olunabilir. Baro disiplin kurulunun kararı kesindir.

             Yukarıki fıkralar gereğince hükmedilen para cezaları, bu kanunun disiplin cezalarına ilişkin hükümlerine göre tahsil edilir ve baroya irat yazılır.

Baro keseneğini ödememekte direnme:

 Madde 65 – (Değişik : 2/5/2001 - 4667/41 md.)

             Genel kurulca belirlenen yıllık kesenek, her yılın Ocak ve Temmuz aylarında iki eşit taksitte ödenir. Süresi içinde ödenmeyen yıllık keseneğe aylık yüzde beş gecikme zammı uygulanır.

             (Mülga ikinci fıkra:14/7/2004 – 5218/2 md.)

             Yıllık keseneği, tebligata rağmen, kabule değer bir sebep olmaksızın ödememekte direnen avukatların ve avukatlık ortaklıklarının adları, yönetim kurulu kararıyla borçlarını gecikme zammıyla ödeyinceye kadar levha ve sicilden silinir ve durum ilgili yerlere bildirilir. Bu durumda olan avukat ve avukatlık ortaklıklarının borçları yasal yollardan alınır.

YEDİNCİ KISIM
Baro Levhası ve Avukatlar Listesi

Levhaya yazılma yükümlülüğü:

Madde 66 – Her avukat, bölgesi içinde sürekli olarak avukatlık edeceği yerin baro levhasına yazılmakla, yükümlüdür.(1)

             Bir baro levhasına yazılmış olan avukat, sürekli olmamak şartiyle, memleketin her yerinde avukatlık yapmaya yetkilidir.

Avukatlığın sürekli olarak başka bölgede yapılması:

Madde 67 – Bir avukat, levhasında yazılı bulunduğu baro bölgesi dışında sürekli olarak avukatlık eder veya disiplin cezası gerektiren bir eylemde bulunursa, o yer barosu yönetim kurulu tarafından bu konuda düzenlenecek tutanak, gereken işlem yapılmak üzere, avukatın levhasında yazılı olduğu baroya gönderilir.

Başka baroya nakil:

Madde 68 – Bir barodan diğer baroya nakil hakkındaki istekler, levhasına yazılmak istenen baro yönetim kuruluna yazı ile yapılır.

             Nakil dilekçelerine hangi belgelerin ekleneceği ve nakilde ne gibi usullerin uygulanacağı yönetmelikte gösterilir.

—–
(1)    Bu hükmün uygulanmasında ek 1 inci maddeye bakınız.

Nakille ilgili inceleme ve istemin kabulü :

 Madde 69 – Nakil isteği ile baş vurulan baronun yönetim kurulu, istekte bulunan avukat hakkında gerekli gördüğü her türlü inceleme ve işlemleri yapar ve özellikle avukatın disiplin kovuşturması altında olup olmadığını, ödenecek borcu bulunup bulunmadığını levhasına yazılı olduğu barodan sorar. Disiplin kovuşturmasının sonuçlanmasından veya avukatın baroya borçlarını ödemesinden evvel hiçbir işlem yapılamaz.

             Nakil isteminin kabulü halinde verilecek karar, nakledilen baro yönetim kurulu tarafından Türkiye Barolar Birliğine ve avukatın ayrıldığı baroya derhal bildirilir.

Nakil isteminin reddi:

Madde 70 – Nakil isteminin, levhasına yazılmak için başvurulan baroca reddi halinde, nakil isteğinde bulunan avukat, bu kararın kendisine tebliğinden itibaren onbeş gün içinde Türkiye Barolar Birliğine itiraz edebilir.

             Baro yönetim kurulu, nakil isteminin baroya varışı tarihinden itibaren bir ay içinde bir karar vermezse istem reddedilmiş sayılır. Bu halde bir aylık sürenin bitiminden itibaren onbeş gün içinde ilgili, Türkiye Barolar Birliğine itiraz edebilir.

             Türkiye Barolar Birliğinin itiraz üzerine vereceği kararlar kesin olup bu kararlara karşı ilgili tarafından İdari Yargı Merciine başvurulabilir.(1)

             Türkiye Barolar Birliği itiraz dilekçesinin varışı tarihinden itibaren üç ay içinde bir karar vermezse itiraz reddedilmiş sayılır.

             Türkiye Barolar Birliği itirazın kabulü hakkındaki kararını, avukatın naklettiği ve ayrıldığı barolara derhal bildirir.

Levhadan ve avukatlık ortaklığı sicilinden silme (2)

Madde 71 – (Değişik : 2/5/2001 - 4667/42 md.) Levhadan silme ve avukatlık ortaklığı sicilinden silme kararını avukatın veya avukatlık ortaklığının kayıtlı olduğu baronun yönetim kurulu verir.

             Bu karardan önce avukatın yazılı cevabı istenmekle birlikte kendisinin dinlenmesi veya dinlenmek üzere yapılan çağrıya süresi içinde uymamış olması şarttır. Avukatlık ortaklığı hakkında da karar verilmesi için ortaklık tarafından görevlendirilecek bir ortağın dinlenmesi veya yapılan çağrıya uyulmamış olması gereklidir.

             Levhadan ve avukatlık ortaklığı sicilinden silme kararı gerekçeli olarak verilir. Bu karara karşı avukat veya avukatlık ortaklığı tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde Türkiye Barolar Birliğine itiraz edebilir. Türkiye Barolar Birliğinin itiraz üzerine verdiği kararlar Adalet Bakanlığına ulaştığı tarihten itibaren iki ay içinde Bakanlıkça karar verilmediği veya karar onaylandığı takdirde kesinleşir. Ancak Adalet Bakanlığı uygun bulmadığı kararları bir daha görüşülmek üzere, gösterdiği gerekçesiyle birlikte Türkiye Barolar Birliğine geri gönderir. Geri gönderilen bu kararlar, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca üçte iki çoğunlukla aynen kabul edildiği takdirde onaylanmış, aksi halde onaylanmamış sayılır; sonuç Türkiye Barolar Birliği tarafından Adalet Bakanlığına bildirilir. 8 inci maddenin altıncı ve yedinci fıkraları hükümleri burada da kıyasen uygulanır.

             Levhadan ve avukatlık ortaklığı sicilinden silme kararı kesinleşinceye kadar ilgili avukat veya avukatlık ortaklığı avukatlık faaliyetini devam ettirme hakkına sahiptir. Şu kadar ki; levhadan silme ve avukatlık ortaklığı sicilinden silme kararı kesinleşinceye kadar avukatın veya avukatlık ortaklığının görevini sürdürmesinde sakınca görülmesi halinde baro yönetim kurulunun istemi ile baro disiplin kurulu avukatı veya avukatlık ortaklığını geçici olarak işten yasaklayabilir.

Levhadan silinmeyi gerektiren haller :

Madde 72 – Aşağıdaki hallerde avukatın adı levhadan silinir:

             a) Avukatlığa kabul için bu kanunun aradığı şartların sonradan kaybedilmiş olması,
—–

(1)  Bu fıkrada geçen “Danıştaya” ibaresi, 22/1/1886 tarih ve 3256 sayılı Kanunun 28 nci maddesi ile “İdari Yargı Merciine” şeklinde değiştirilmiştir.

(2)  Bu madde başlığı; “Levhadan silinme:” iken, 2/5/2001 tarihli ve 4667 sayılı Kanunla metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.

             b) Ruhsatnamenin verildiği tarihte onun verilmemesini gerekli kılan sebeplerin varlığının sonradan tespit edilmiş bulunması,

             c) (Değişik : 2/5/2001 - 4667/43. md.) Üç ay içinde baro bölgesinde bir büro açılmamış olması veya büronun kapatılmış yahut baro bölgesi dışına nakledilmiş bulunması, uyarıya rağmen kayıtlı olduğu baro dışında sürekli olarak avukatlık yapan avukatın çalışmasını sürdürdüğü baroya kaydını yaptırmaması,

             d) (Değişik: 2/5/2001 - 4667/43 md.) Baro ve Türkiye Barolar Birliği yıllık keseneklerinin veya staj kredilerinin tebligata rağmen geri ödenmemesi,

             e) Avukatın, meslekten isteği ile ayrılmış olması,

             f) Topluluk sigortası primlerinin topluluk sözleşmesinde gösterilen zamanlarda ödenmemesi,

             g) (Ek: 22/1/1986 - 3256/9 md.) 10 uncu maddedeki engele rağmen levhaya yazılmış olması.

             (Ek fıkralar: 22/1/1986 - 3256/9 md.):

             Şu kadar ki, staj sırasında mesleğin onuru ile bağdaşması mümkün olmayan işler müstesna olmak üzere, 11 inci maddede sayılan işlerden biri ile uğraştığı, ruhsatnamenin verildiği tarihten itibaren 5 yıl geçtikten sonra anlaşılan avukat, staj süresi içinde elde ettiği ödemelerin veya gelirlerin tutarının üç katını Baroya ödediği takdirde levhaya yeniden yazılır.

             Baroya bildirilen büro terk edilmiş ve yenisi bildirilmemiş ise, 71 inci maddeye göre avukatın dinlenmek üzere çağırılmasından vazgeçilebilir.

Levhaya yeniden yazılma hakkı:

Madde 73 – 72 nci maddeye göre levhadan silinmeyi gerektiren hallerin sona erdiğini ispat eden avukat, levhaya yeniden yazılmak hakkını kazanır. Şu kadar ki, baro yönetim kurulu, gerekli gördüğü hallerde, sebeplerini de açıklamak suretiyle, levhaya yeniden yazılma talebinde bulunanı, ilk yazılmaya esas olan şartların hepsinin veya bir kısmının varlığını ispatla zorunlu tutabilir.

             Ruhsatname verilmesi hükmü ayrık olmak üzere, bu kanunun 7, 8 ve 9 uncu maddeleri levhaya yeniden yazılma istemlerinde de kıyas yolu ile uygulanır.

             Levhaya yeniden yazılmasına evvelce dahil olduğu baro tarafından karar verilen avukattan yeniden giriş keseneği alınmaz.

Bir daha yazılmamak üzere levhadan silinme:

 Madde 74 – Cezai veya disipline ilişkin bir karar sonunda meslekten çıkarılanlarla 5 inci maddenin (a) bendinde yazılı suçlardan kesin olarak hüküm giyenlerin ruhsatnamesi baro yönetim kurulunca geri alınarak iptal ve adları bir daha yazılmamak üzere levhadan silinir.

             Bu işlerin uygulanması, kararın kesinleşmiş olmasına bağlıdır.

             (Değişik : 2/5/2001 - 4667/44 md.) Baro yönetim kurullarının bu maddeye dayanarak verdiği karara karşı avukat, kararın kendisine tebliği tarihinden itibaren onbeş gün içinde Türkiye Barolar Birliğine itiraz edebilir. Türkiye Barolar Birliğinin itiraz üzerine verdiği kararlar Adalet Bakanlığına ulaştığı tarihten itibaren iki ay içinde Bakanlıkça karar verilmediği veya karar onaylandığı takdirde kesinleşir. Ancak Adalet Bakanlığı uygun bulmadığı kararları bir daha görüşülmek üzere, gösterdiği gerekçesiyle birlikte Türkiye Barolar Birliğine geri gönderir. Geri gönderilen bu kararlar, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca üçte iki çoğunlukla aynen kabul edildiği takdirde onaylanmış, aksi halde onaylanmamış sayılır; sonuç Türkiye Barolar Birliği tarafından Adalet Bakanlığına bildirilir. 8 inci maddenin altıncı ve yedinci fıkraları hükümleri burada da kıyasen uygulanır.

 Avukatlar listesi:

 Madde 75 – (Değişik birinci fıkra: 22/1/1986 - 3256/10 md.) Baro yönetim kurulu üç yılda bir bölgesi içinde bulunan ve baro levhasında yazılı olan bütün avukatların bir listesini son yılın 31 Aralık tarihine kadar düzenler. Listeye her avukatın alfabe sırasıyla adı, soyadı, büro ve konut adresi yazılır. (Değişik üçüncü cümle : 2/5/2001 - 4667/45 md.) Birlikte çalışan avukatların büroları ve avukatlık ortaklıkları listede ayrıca belirtilir. Levhadaki değişiklikler her yıl sonunda düzenlenecek ek listede gösterilir.

             Bu listenin düzenlenme şekli Türkiye Barolar Birliğince tespit edilir.

             Listenin düzenlenmesinden sonra baro levhasına yazılanlara yeni listenin düzenlenmesine kadar kullanılacak geçici bir belge verilir.

             Listeden Anayasa Mahkemesine, Yüksek Mahkemelere, Adalet Bakanlığına, Türkiye Barolar Birliğine, diğer barolara, baronun bölgesi içinde bulunan  mahkemelerle Cumhuriyet Savcılıklarına, en büyük idare amirine, diğer yargı mercilerine, noterlere ve icra ve iflas dairelerine yeteri kadar gönderilir.

SEKİZİNCİ KISIM
Barolar

BİRİNCİ BÖLÜM
Genel Hükümler

  Baroların kuruluş ve nitelikleri:

 Madde 76 – (Değişik birinci fıkra: 2/5/2001 - 4667/46 md.) Barolar; avukatlık mesleğini geliştirmek, meslek mensuplarının birbirleri ve iş sahipleri ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni sağlamak; meslek düzenini, ahlâkını, saygınlığını, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak, avukatların ortak ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla tüm çalışmaları yürüten, tüzel kişiliği bulunan, çalışmalarını demokratik ilkelere göre sürdüren kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşlarıdır.

             (Değişik: (18/6/1997 - 4276/3 md.) Barolar, kuruluş amaçları dışında faaliyette bulunamazlar.

             (Değişik : 2/5/2001 - 4667/46 md.) Protokolde barolar, İl Cumhuriyet Başsavcısının yanında yer alır.

Baronun kurulması, organlarının görevden uzaklaştırılması ve görevlerine son verilmesi:(1)

Madde 77 – (Değişik birinci fıkra : 2/5/2001 - 4667/47 md.) Bölgesi içinde en az otuz avukat bulunan her il merkezinde bir baro kurulur. Kurulmuş olan barolarda avukat sayısının otuzun altına düşmesi halinde de ikinci fıkra hükmü uygulanır.

             (Değişik birinci fıkra : 2/5/2001 - 4667/47 md.) Baro kurulmayan yerlerin en yakın baroya bağlanmasına veya bunların birleştirilerek bir baro kurulmasına ve merkezlerinin belirlenmesine Türkiye Barolar Birliği karar verir. Türkiye Barolar Birliği yeni kurulacak baro bölgesinde bürosu bulunan levhaya kayıtlı avukatların listesini düzenleyerek bunlardan en kıdemli avukatı, yeni baroyu kurmakla görevlendirir. Görevli avukatın seçeceği ve başkanlığını yapacağı dört kişilik kurucu kurul en geç altı ay içinde yeni baronun kuruluşunu tamamlar ve Türkiye Barolar Birliğine bildirir. Baro yönetim kurulunun yedekleri ile birlikte istifa etmesi halinde baroyu üç ay içinde seçime götürmek kaydıyla aynı kurul oluşturulur.

             (Değişik birinci fıkra : 2/5/2001 - 4667/47 md.) Barolar, kuruluşlarını Türkiye Barolar Birliğine bildirmekle tüzel kişilik kazanırlar.

             (Değişik birinci fıkra : 2/5/2001 - 4667/47 md.) Türkiye Barolar Birliği, kuruluşu Adalet Bakanlığına bildirir.

             (Değişik: 18/6/1997 - 4276/4 md.) Amaçları dışında faaliyet gösteren barolar ile Türkiye Barolar Birliği sorumlu organlarının görevlerine son verilmesine ve yerlerine yenilerinin seçilmesine, Adalet Bakanlığının veya bulundukları yer Cumhuriyet Başsavcılığının istemi üzerine, o yerdeki asliye hukuk mahkemesince basit usule göre yargılama yapılarak karar verilir ve dava en geç üç ay içinde sonuçlandırılır.
—-
(1) Bu hükmün uygulanmasında ek 4 üncü maddeye bakınız.

             Görevlerine son verilen organların yerine en geç bir ay içerisinde yenileri seçilir. Yeni seçilenler eskilerin süresini tamamlarlar.

             Adalet Bakanlığının bu Kanun uyarınca baro organlarının işlemleri hakkında onay mercii olarak verdiği kararları görevli baro organları aynen yerine getirmekle yükümlüdürler. Bakanlık kararını idari yargı merciinin yürütmenin durdurulmasına veya esasına ilişkin kararı veya kanuni bir sebep olmaksızın yerine getirmeyen veya eski kararda direnme niteliğinde yeni bir karar veren veya kanunun zorunlu kıldığı işlemleri Bakanlığın uyarısına rağmen yerine getirmeyen baro organları hakkında da yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanır.

             Görevlerine son verilen organ üyelerinin kanunda yazılı ceza sorumlulukları saklıdır. Bu organların yukarıdaki fıkra gereğince görevlerine son verilmesine neden olan tasarrufları hükümsüzdür.

             (Değişik: 18/6/1997 - 4276/4 md.) Ancak, milli güvenliğin, kamu düzeninin, suç işlenmesini veya suçun devamını önlemenin yahut yakalamanın gerektirdiği hallerde gecikmede sakınca varsa, barolar ile Türkiye Barolar Birliği, vali tarafından faaliyetten men edilebilir. Faaliyetten men kararı, yirmidört saat içinde görevli hakimin onayına sunulur. Hakim, kararını kırksekiz saat içinde açıklar, aksi halde, bu idari karar kendiliğinden yürürlükten kalkar.(1)

             Göreve son verme ve görevden uzaklaştırma hükümleri Baro Genel Kurulu hakkında uygulanmaz.

Görevlerin parasız oluşu ve bir kişide birleşemiyecek görevler:

 Madde 78 – Baro başkanlığı, başkanlık divanı, yönetim, denetleme ve disiplin kurulları üyelikleri ile baro menfaatlerini gözetme, temsil ve savunma hususunda avukatlara verilen işler ücretsiz görülür.

             Yolculuk ve ikamet giderleriyle diğer zaruri giderler baro kasasından ödenir.

             Baro başkanlığı, baro yönetim ve disiplin kurulu üyelikleri ve denetçilik bir kişide birleşemez.

             (Değişik : 2/5/2001 - 4667/48 md.) Şu kadar ki, levhada yazılı avukat sayısı kırktan az olan barolarda disiplin kurulu üyeliği ile denetçilik bir kişide birleşebilir.
İKİNCİ BÖLÜM
Baroların Organları (1)
Organlar:

 Madde 79 – Baroların organları şunlardır:

             1. Baro genel kurulu,

             2. Baro yönetim kurulu,

             3. Baro başkanlığı,

             4. Baro başkanlık divanı,

             5. Baro disiplin kurulu,

             6. Baro denetleme kurulu,

—–

(1) Bu fıkra 18/6/1997 tarih ve 4276 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle dokuzuncu ve onuncu fıkraların birleştirilmesiyle dokuzuncu fıkra olarak düzenlenmiş ve metne işlenmiştir.
 

I – Baro genel kurulu:

 Kuruluşu :

 Madde 80 – Baro genel kurulu, baronun en yüksek organı olup levhada yazılı bulunan bütün avukatlardan kurulur.

Görevleri :

Madde 81 – Genel Kurulun görevleri şunlardır :

             1. Yönetim, disiplin ve denetleme kurulları üyeleri ile baro başkanını ve Türkiye Barolar Birliği delegelerini seçmek,

             2. (Değişik: 2/5/2001 - 4667/49 md.) Levhaya, avukatlık ortaklığı siciline yazılacakların giriş keseneğini avukatlar için en az ikibin en çok sekizbin, avukatlık ortaklıkları için en az yirmibin en çok seksenbin; yıllık keseneğini de, avukatlar için en az bin en çok dörtbin, avukatlık ortaklıkları için en az onbin en çok kırkbin gösterge rakamının her yıl bütçe kanununda Devlet memurları için belirlenen maaş katsayısının çarpımı ile elde edilecek miktar oranında tespit etmek ve bunların ödeneceği tarihleri belirlemek.

             3. Yönetim kurulunun, baronun gelir ve giderleri ile mallarının yönetimi hakkında vereceği hesapları incelemek ve yönetim kurulunun ibra edilip edilmeyeceği hakkında karar vermek,

             4. Baro bütçesini onaylamak,

             5. Yönetim kurulunca hazırlanacak iç yönetmeliği inceliyerek onaylamak,

             6. Mevcut mevzuatın baro yönetim kuruluna verdiği yetkinin dışında, muhtaç avukatlarla bunların ölümlerinde geride bıraktıkları kimselere yapılacak yardımın şekil ve miktarını tespit etmek,

             7. Mesleke ait istekleri görüşüp karara bağlamak,

             8. Avukat bürolarının niteliklerini belirtmek,

             9. Kanunlarla verilen diğer yetkileri kullanmak.

(1)   Bu hükmün uygulanmasında ek 3 üncü maddeye bakınız.

Olağan toplantı:

Madde 82 – (Değişik: 22/1/1986 - 3256/12 md.)

             Genel kurul iki yılda bir Ekim ayının ilk haftası içinde baro başkanının daveti üzerine gündemindeki maddeleri görüşmek üzere toplanır.

 Olağanüstü toplantı:

Madde 83 – Türkiye Barolar Birliği, baro başkanı, yönetim veya denetleme kurulu gerekli gördükleri hallerde genel kurulu olağanüstü toplantıya çağırabilirler. Baro başkanı, levhada yazılı avukatların beşte birinin, görüşme konularını belirten yazılı istemi ile, en geç onbeş gün içinde genel kurulu olağanüstü toplantıya çağırmak zorundadır.

Toplantıya çağrı:

Madde 84 – (Değişik: 2/5/2001 - 4667/50 md.)

             Genel Kurulun olağan toplantısının yeri, saati ve gündemi ile ilk toplantıda yeterli çoğunluk sağlanamadığı takdirde ikinci toplantının günü, saati ve toplantı yeri, baro çevresi adalet dairelerinde ve baronun uygun bir yerinde en az otuz gün önceden başlamak üzere, genel kurulun toplanacağı tarihe kadar duyurulur. Bu duyuru, tebligat hükmündedir.

 Genel kurul başkanlık divanı:

 Madde 85 – Gerek olağan, gerekse olağanüstü genel kurul toplantılarında ilk iş olarak toplantıya bir başkan, bir başkanvekili ile iki üyeden kurulu bir başkanlık divanı seçilir. Seçim ayrı ayrı ve genel kurulca aksine karar alınmadıkça işari oyla yapılır ve kullanılan oyların en çoğunu alanlar seçilir.

             Baro başkanı ve yönetim ve denetleme kurulu üyeleri başkanlık divanına seçilemezler.
Toplantıya katılma yükümü:

Madde 86 – (Değişik: 8/5/1984 - 3003/3 md.)

             (Değişik: 2/5/2001 - 4667/51 md.) Baro levhasında yazılı avukat; gerek olağan, gerek olağanüstü genel kurul toplantılarına katılmak ve oy kullanmakla yükümlüdür. Bu toplantılara haklı bir neden olmaksızın gelmeyenlere veya oy kullanmayanlara ilçe seçim kurulu başkanı tarafından, o baroya kayıtlı avukatların yıllık keseneğinin üçte biri miktarında para cezası verilir. Bu para cezaları ilgili baro başkanlığınca tahsil edilir ve baro bütçesine gelir kaydedilir.

             64 üncü maddenin üçüncü ve dördüncü  fıkraları, bu maddeye göre verilen para cezaları hakkında da uygulanır.

Görüşme ve karar yeter sayısı :

Madde 87 – Genel kurul, levhada yazılı avukatların  yarıdan bir fazlasının katılmasiyle toplanır.

             (Değişik: 2/5/2001 - 4667/52 md.) Birinci fıkrada yazılı çoğunluk sağlanamazsa, toplantı zorunlu bir neden olmadıkça bir hafta sonraya bırakılır. Şu kadar ki, bu erteleme onbeş günü aşamaz. Bu toplantıda, üye sayısı altmışa kadar (altmış dahil) olan barolarda en az üçte bir, dörtyüze kadar olanlarda (dörtyüz dahil) beşte bir ve dörtyüzden fazla olanlarda onda bir üye katılmadıkça toplantı ve görüşme yapılamaz.

             Yukarıdaki hükümlere göre yetersayı bulunmak şartiyle, kararlar, tekliflerden en çok oy alanın kabul edilmiş sayılması suretiyle verilir. Oyların eşitliği halinde genel kurul başkanının bulunduğu taraf üstün sayılır.

             (Mülga : 2/5/2001 - 4667/52 md.)

             Bir üye kendini ilgilendiren özel işinde oy veremez. Seçimlerde bu esas uygulanmaz.

             (Değişik: 8/5/1984 - 3003/4 md.) Genel kurulun kararları, bir tutanakla tespit edilir. Tutanak, genel kurul başkanlık divanı tarafından imzalanır ve Türkiye Barolar Birliğine gönderilir.

Gündem dışı görüşme yasağı:

Madde 88 – Genel kurul toplantısında, görüşüleceği gündemde belirtilmemiş konular hakkında karar verilemez. Yeni bir toplantı kararı bu hükmün dışındadır.

II – Baro yönetim kurulu :

Kuruluşu :

Madde 89 – Her baronun yönetim kurulu, baro başkanı ile en az dört üyeden kurulur.

             Avukat sayısı elliden yüze kadar olan barolarda altı, yüzbirden ikiyüzelliye kadar olan barolarda 8, 251 den fazla olan barolarda 10 asıl üye ve her baroda asıl üye sayısınca yedek üye bulunur.

             Baro başkanı, yönetim kurulunun başkanıdır.

Seçilme yeterliği, engelleri ve seçimin şekli:

Madde 90 – (Değişik: 26/2/1970 - 1238/1 md.)

             Yönetim Kurulu üyeleri levhada yazılı ve avukatlıkta en az beş yıl kıdemli olan avukatlar arasından seçilir. Üye sayısı yüzden az olan barolarda beş yıllık kıdem şartı aranmaz.

             Haklarında avukatlığa engel bir suçtan dolayı son soruşturma açılmasına karar verilmiş veya geçmiş beş yıl içinde disiplin kurulunca verilecek kesinleşmiş bir kararla kınama, para veya işten çıkarılma cezalariyle tecziye edilmiş olanlar Yönetim Kurulu Üyesi seçilemezler. (Ek cümle: 2/5/2001 - 4667/53 md.) 77 nci madde hükmüne dayanılarak görevine son verilenler, yapılacak ilk genel kurulda baro organlarına aday olamazlar.

             (Üçüncü fıkra Mülga: 8/5/1984 - 3003/9 md.)

             Yönetim Kurulu üyeleri gizli oy ile seçilirler. Oy puslasına seçilecek asıl üye tamsayısının yarısından en az bir fazla isim yazılması zorunludur. Bundan noksan isim yazılmış oy pusulaları geçerli değildir. Oy pusulasına seçilecek asıl üye sayısından fazla ad yazıldığı takdirde, sondan başlanarak fazla adlar hesaba katılmaz.

             Adaylar aldıkları oyların sayısına göre sıralanır ve en çok oy alandan başlanmak üzere önce asıl, sonra yedek üye seçilmiş olanlar bu sıraya göre tespit edilir. Adayların aldıkları oylarda eşitlik halinde meslek kıdemi fazla olan, kıdemleri de eşitse, adayların yaşlısı sırada önalır. Yedek üyeler aldıkları oy sayısına göre bulundukları sıra gözönünde tutularak Kurulda göreve çağırılır.

             Seçim yeterliğini kaybeden Yönetim Kurulu üyelerinin görevi kendiliğinden sona erer.

Seçim dönemi:

Madde 91 – (Değişik: 14/11/1984 - 3079/1 md.)

             Yönetim Kurulunun görev süresi iki yıldır. Süresi dolan Yönetim Kuruluna mensup üyeler yeniden seçilebilirler.

Seçim dönemi bitmeden ayrılma:

 Madde 92 – (Değişik birinci fıkra: 22/1/1986 - 3256/13 md.) Seçim dönemi bitmeden önce ayrılan yönetim kurulu üyesinin yeri, en çok oy almış yedek üye ile doldurulur.

             Yönetim Kurulu üyelerinden biri hakkında 90 ıncı maddeye göre seçilmeye engel bir suçtan dolayı kamu davası açılmış ise, dava sonuna kadar bu üye Yönetim Kuruluna katılamaz; yeri yedek üye ile doldurulur.

Toplantılar:

Madde 93 – Yönetim Kurulu, Baro Başkanı tarafından, doğrudan doğruya veya üyelerden birinin görüşme konusunu  taşıyan yazılı isteği üzerine toplantıya çağırılır.

             Yönetim Kurulu salt çoğunlukla toplanır ve üye tam sayısının salt çoğunluğu ile karar verir. Oylarda eşitlik halinde, başkanın bulunduğu taraf üstün tutulur. Baro Başkanı veya Yönetim Kurulu üyeleri, ilgili oldukları işlerin görüşülmesine katılamazlar.

             Yönetim Kurulu kararları hakkında düzenlenen tutanak başkan ve üyeler tarafından imzalanır.

Toplantıya çağrı:

Madde 94 – (Değişik birinci fıkra : 2/5/2001 - 4667/54 md.) Yönetim kurulu üyeleri, baro başkanının çağrısı üzerine toplanır. Ardı ardına üç toplantıya özürsüz olarak katılmamış olan üyenin yönetim kurulu kararı ile üyeliği düşürülür.

             Bu karara karşı, tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde Türkiye Barolar Birliğine itiraz olunabilir. (Ek cümle : 2/5/2001 - 4667/54 md.) İtiraz, kararın uygulanmasını durdurmaz.

Yönetim kurulunun görevleri:

Madde 95 – Yönetim kurulu, kendisine kanunen verilen görevleri yerine getirmekle yükümlü olup, baronun işlerini kovuşturur ve menfaatlerini korur.

             Yönetim kurulunun başlıca  görevleri şunlardır :

             1. Avukatlık onurunun ve meslek düzeninin korunmasını, meslekin adalet amaçlarına uygun olarak bağlılık ve onurla yapılmasını sağlamak,

              2. Stajyer ve avukatların baroya kabul ve levhaya yazılma veya nakil işleri hakkında karar vermek,

             3. (Değişik : 2/5/2001 - 4667/55 md.) Baro levhasını düzenlemek, avukatların listesini ve avukatlık ortaklığı sicilini tutmak,

             4. (Değişik : 2/5/2001 - 4667/55 md.) Meslekî ödevler hususunda baro mensuplarına yol göstermek ve onlara bilgi vermek ve meslekî görevlerin yapılıp yapılmadığını denetlemek, mesleğe ve meslek mensuplarına yönelik hak ihlâllerine karşı avukatlık mesleğini ve meslektaşlarını savunmak, bu konularda her türlü yasal ve idarî girişimde bulunmak,

             5. (Değişik : 2/5/2001 - 4667/55 md.) Levhaya yazılı avukatlar arasında, avukatlarla avukatlık ortaklıkları, avukatlık ortaklığının ortakları arasında ve bunlarla iş sahipleri arasında çıkan anlaşmazlıklarda istek üzerine aracılık etmek ve arabulmak, ücret uyuşmazlıklarında sulha davet etmek,

             6. Baro mallarını idare ve muhtaç avukatlara yapılacak yardımı şeklini tespit etmek,

             7. (Değişik : 2/5/2001 - 4667/55 md.) Baro mallarının idaresi hakkında raporlar hazırlayarak genel kurula hesap vermek ve bütçeyi hazırlayıp genel kurulun onayına sunmak,

             8. Baro adına menkul ve gayrimenkul almak, satmak, ipotek etmek ve bu mallar üzerinde her türlü ayni haklar tesis eylemek ve kaldırmak, bu hususlarda baro başkanına özel yetki vermek,

             9. Staj işlerini düzenlemek ve denetlemek,

             10. Yönetim kurulu üyelerinin istifaları hakkında karar vermek,

             11. Adli müzaharet bürosu kurup yönetmek,

             12. Genel kurul gündemini hazırlamak,

             13. Genel kurul kararlarını yerine getirmek,

             14. Baronun ücretli memurlarının özlük işlerini düzenlemek ve yürütmek,

             15. (Değişik : 2/5/2001 - 4667/55 md.) İç yönetime ait bütün işleri görmek, yönergeleri düzenlemek,

             16. Adalet Bakanlığı, Türkiye Barolar Birliği ve disiplin kurulu kararlarını yerine getirmek,

             17. Bakanlıkların yahut mahkeme veya resmi kurumların istediği konularda görüşünü bildirmek,

             18. Kanunlarla verilen diğer yetkileri kullanmak.

             19. (Ek : 2/5/2001 - 4667/55 md.) Baro bölgesindeki adliye merkezlerinde temsilcilikler kurmak,

             20. (Ek : 2/5/2001 - 4667/55 md.) 167 nci maddede belirtilen Hakem Kuruluna katılacak avukat hakemleri seçmek,

             21. (Ek : 2/5/2001 - 4667/55 md.) Hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak, korumak ve bu kavramlara işlerlik kazandırmak,

             22. (Ek : 2/5/2001 - 4667/55 md.) Avukatlık ortaklığı anasözleşmesinin, tip anasözleşmeye uygunluğunu incelemek ve avukatlık ortaklığı siciline tesciline karar vermek.

             Yönetim kurulu, ikinci fıkranın 4 ve 5 numaralı bentlerinde yazılı görevleri bazı üyelerine devredebilir.

III - Baro başkanlığı;

Seçim ve seçim dönemi bitmeden ayrılma:

Madde 96 – Baro başkanı iki yıllık bir görev süresi için seçilir. Yeniden seçilmek caizdir. (Ek cümle : 2/5/2001 - 4667/56 md.;Mülga: 29/6/2006-5533/1 md.)
             (Değişik : 2/5/2001 - 4667/56 md.) Baro başkanı, levhada yazılı ve avukatlıkta en az on yıl kıdemli avukatlar arasından gizli oyla seçilir. Üye sayısı yüzden az olan barolarda kıdem şartı aranmaz.

             (Değişik : 2/5/2001 - 4667/56 md.) 90 ıncı maddenin ikinci ve altıncı fıkraları hükümleri, baro başkanının seçimi hakkında da kıyasen uygulanır.

             Seçim döneminin bitmesinden önce ayrılan baro başkanının seçimi hakkında da kıyasen uygulanır.

Görevleri:

Madde 97 – Baro başkanının görevleri şunlardır:

             1. Baroyu temsil ve yönetim kuruluna başkanlık etmek,

             2. Genel kurul, yönetim kurulu ve disiplin kurulu kararlarını yerine getirmek ve günlük işlemleri yürütmek,

             3. 95 inci madde gereğince verilen izin ve yetki dairesinde baro adına iltizam ve iktisapta bulunmak, yüklenmelere girişmek, baroya yapılan bağışları kabul etmek ve bütçeyi uygulamak,

             4. Mahkeme ve resmi dairelerde baroyu temsil edecek ve savunacak avukatları tayin etmek,

             5. Avukat sicillerinin Türkiye Barolar Birliği tarafından gönderilen örneğine uygun olarak düzenlenmesini ve korunmasını sağlamak,

             6. Meslek onuru ve bağımsızlığı ile ilgili işlerde kanunlar ve meslek kurallarının gereğini her türlü organlara karşı savunmak ve bu konuda doğrudan doğruya veya dolayısiyle kendisini göreve zorlıyan hususları yapmak,

             7. Baronun ve yönetim kurulunun çalışmaları hakkında her yıl Türkiye Barolar Birliğine yazılı bir rapor vermek,

             8. Başkanlık Divanı olmıyan barolarda, divanın diğer üyelerine ait görevleri yerine getirmek ve yetkileri kullanmak,

             9. Kanunlarla verilen diğer yetkileri kullanmak.

           
 IV - Baro başkanlık divanı:

Kuruluşu ve seçimi:

Madde 98 – Başkanlık divanı:

             1. Baro Başkanı,

             2. Baro Başkan Yardımcısı,

             3. Baro Genel Sekreteri,

             4. Baro Saymanından,

             İbarettir.

             Başkanlık divanı kurulması, 50 den fazla üyesi bulunan barolar için zorunludur.

             Divanın başkan dışındaki üyeleri, yönetim kurulu için yapılan her seçimden sonraki ilk toplantıda bu kurul tarafından kendi üyeleri arasından gizli oyla seçilir.

             Başkanlık divan, üyelerinden biri süresi dolmadan önce ayrılırsa, kalan görev süresi için en geç bir ay içinde yenisi seçilir.

Başkanlık divanının görevleri:

Madde 99 – Başkanlık Divanı, kanunla veya yönetim kurulu kararı ile kendisine verilen görevleri yerine getirir.

             Divan, baro mallarının yönetimi hakkında gerekli kararları alır ve aynı konuda yönetim kurulunun isteğine göre, bu kurula  yazılı veya sözlü bilgi verir.

Baro başkan yardımcısının görevleri:

Madde 100 – Baro Başkan yardımcısı, baro başkanının bulunmadığı zamanlarda veya baro başkanlığı herhangi bir sebeple boşalmışsa yenisi işe başlayıncaya kadar başkana ait yetkileri kullanır ve görevleri yerine getirir.

             Baro başkan yardımcısının da yokluğunda başkana ait yetkilerin kullanılması ve görevlerin yerine getirilmesi yönetim kurulunun  meslekte en kıdemli üyesine aittir.

 Baro genel sekreterinin görevleri:

 Madde 101 – Baro genel sekreteri, yönetim kurulu toplantılarına ait tutanakları düzenler, baronun iç çalışmalariyle yazı işlerini yönetir, baro kalemine gerekli direktifleri verir ve kalemin çalışmasını denetler.

           
 Baro saymanının görevleri:

 Madde 102 – Baro saymanı, baronun mallarını başkanlık divanı kararları gereğince yönetmeye ve para alıp vermeye, keseneklerin toplanmasına, baroya gelir yazılacak para cezalarının tahsiline ve bütçenin uygulanmasına dair her türlü gözetimi yapmaya yetkilidir.

             (Değişik: 22/1/1986 - 3256/14 md.) Baro saymanı, para alma ve vermede düzenlenen kağıtları baro başkanı yokluğunda baro başkan yardımcısı veya baro genel sekreteriyle birlikte imzalar.

V - Baro disiplin kurulu :

 Kuruluşu :

Madde 103 – Disiplin kurulu, avukat sayısı iki yüz elliye kadar olan barolarda 3, iki yüz elliden fazla olan barolarda 5 üyeden kurulur. Her baroda disiplin kuruluna  üç de yedek üye seçilir.

Seçilme yeterliği ve engelleri:

Madde 104 – (Değişik: 26/2/1970 - 1238/1 md.)

             90 ıncı madde hükümleri Disiplin Kurulu üyeleri hakkında da kıyasen uygulanır.

             Seçim sonucu, Yönetim Kurulu tarafından düzenlenen bir tutanak ile Türkiye Barolar Birliğine bildirilir.

Seçim dönemi:

Madde 105 – (Değişik: 22/1/1986 - 3256/15 md.)

             Disiplin kurulu üyeleri iki yıl için seçilir. Süresi dolan üye yeniden seçilebilir.

             (Değişik : 2/5/2001 - 4667/57 md.) Disiplin kurulu seçimden sonra ilk toplantısında üyeleri arasından bir başkan ve bir kâtip seçer. 90, 92 ve 94 üncü maddeler hükümleri, disiplin kurulu üyeleri hakkında da kıyasen uygulanır.

Toplantılar:

Madde 106 – Disiplin kurulu, üyelerinden en az üçü hazır bulunursa toplanır.

             Kararlar, üye tam sayısının salt çoğunluğu ile verilir. Oylarda eşitlik halinde, başkanın bulunduğu taraf üstün tutulur.

             Başkanın bulunmadığı zamanlarda, meslekte en kıdemli üye kurula başkanlık eder.
Görevi:

Madde 107 – Disiplin kurulunun görevi, baro yönetim kurulunun disiplin kovuşturması açılmasına dair kararı üzerine avukatlar hakkında disiplin kovuşturması yaparak disiplinle ilgili kararları ve cezaları vermek ve kanunla verilen diğer yetkileri kullanmaktır.

VI - Baro denetleme kurulu:

 Kuruluş ve görevi:

Madde 108 – (Değişik: 24/12/1970 - 1238/1 md.)

             (Değişik: 22/1/1986 - 3256/16 md.) Baro genel kurulu, baronun mali işlerini denetlemek üzere iki yıllık süre için kendi üyeleri arasından en çok üç asıl ve üç yedek denetçi seçer.

             Seçim gizli oyla yapılır. 90 ve 92 nci maddeler hükümleri denetçiler hakkında da kıyasen uygulanır.

DOKUZUNCU KISIM
Türkiye Barolar Birliği (1)

BİRİNCİ BÖLÜM
Genel Hükümler

             Birliğin kuruluş ve nitelikleri:

             Madde 109 – (Değişik birinci fıkra : 2/5/2001 - 4667/58 md.) Türkiye Barolar Birliği, bütün baroların katılmasıyla oluşan bir kuruluştur.

             Birlik, tüzel kişiliğe sahip kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşudur.

             Birliğin merkezi Ankara’dır.

             Birliğin görevleri :

             Madde 110 – Türkiye Barolar Birliğinin görevleri şunlardır :

             1. Baroları ilgilendiren konularda her baronun görüşünü öğrenip, ortaklaşa görüşmeler sonunda çoğunluğun düşünce ve görüşünü belirtmek,

             2. Baroların çalışmalarını ortak amaca ulaşacak şekilde tasarlayıp meslekin gelişmesini sağlamak,

             3. Baro mensuplarının genel menfaatlerini ve meslekin ahlak, düzen ve geleneklerini korumak,

             4. Türkiye barolarını ve mensuplarını birbirine tanıtarak aralarındaki meslek bağını kuvvetlendirmek,

             5. Her il merkezinde baro kurulmasına ve vatandaşlarda kendilerine ait davaları avukatlar eliyle açmanın ve savunmanın lüzum ve faydaları hakkındaki inancı yerleştirmeye çalışmak,

             6. Kanunların memleket ihtiyaçlarına uygun olarak gelişmesi ve yürütülmesi yolunda dileklerde, yayınlarda bulunmak , gerekirse ön tasarılar hazırlamak,

             7. Baroları ilgilendiren konularda görüşünü yetkili mercilere duyurmak,

             8. Adalet Bakanlığının, yargı veya yasama yetkisini taşıyan mercilerin ve baroların soracakları adli ve mesleki konular hakkında görüş ve düşüncelerini rapor halinde bildirmek,

             9. Avukatların meslekte gelişmelerini teşvik edecek ve sağlıyacak her türlü tedbirleri almak,

             10. Mahkeme içtihatlarının sistemli bir surette toplanması ve yayınlanması için Adalet Bakanlığı ve yargı mercileri ile işbirliği yapmak,

             11. Kanunların avukatlara tanıdığı hakların gerçekleşmesine ve yüklediği görevlerin tam ve şerefli bir şekilde yerine getirilmesine çalışmak,

             12. Baro mensuplarının ilmi ve mesleki seviyelerini yükseltmek için kitaplık açmak, dergi çıkarmak, konferanslar düzenlemek, telif ve tercüme eserler meydana getirilmesini teşvik etmek,

             13. Meslekin daha cazip bir hale getirilmesi ve bu konuda yazılı amaçlara erişilebilmesi için düşünülecek çare ve tedbirleri görüşmek üzere zaman zaman toplantılar düzenlemek,

             14. Memleket içinde kurulmuş hukukla ilgili kurul ve kurumlarla ilgilenmek ve temaslarda bulunmak,

             15. Yabancı memleket baroları, avukatlar birlikleri ve hukuk kurumları ile temaslarda bulunmak ve uluslararası kongrelere katılmak, (2)

             16. Uyulması zorunlu meslek kurallarını tespit ve tavsiye etmek,

             17. (Ek : 2/5/2001 - 4667/59 md.) Hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak ve korumak, bu kavramlara işlerlik kazandırmak.

             18. Kanunlarla verilen diğer yetkileri kullanmak. (3)

—-
(1)    Bu hükmün uygulanmasında ek 3 üncü maddeye bakınız.

(2)  Bu hükmün uygulanmasında ek 2 nci maddeye bakanız.

(3)  Bu maddeye 2/5/2001 tarih ve 4667 sayılı Kanunun 59 uncu maddesiyle 17 nci bent eklenmiş ve 17 nci bent 18 inci bent olarak değiştirilmiştir.

Yasaklar, mal edinme, protokoldeki yer, görevden uzaklaştırma ve göreve son verme:

Madde 111 – (Değişik: 8/5/1984 - 3003/5 md.)

             (Değişik birinci fıkra: 18/6/1997 - 4276/5 md.) Türkiye Barolar Birliği, kuruluş amaçları dışında faaliyette bulunamaz.

             Birlik, amacına uygun işlerde kullanılmak üzere taşınır ve taşınmaz mal edinebilir.

             Birlik, protokol kurallarına göre resmi törenlere katılır.

             (Değişik : 2/5/2001 - 4667/60 md.) Türkiye Barolar Birliği Başkanı, protokolde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının yanında yer alır.

             (Değişik: 18/6/1997 - 4276/5 md.) 77 nci maddenin beş, altı, yedi sekiz ve dokuzuncu fıkra hükümleri Birlik organları hakkında da uygulanır. (Ek cümle : 2/5/2001 - 4667/60 md.) Ancak, görevine son verilen organın Birlik Yönetim Kurulu olması halinde yeni seçilenlerin görevine başladığı tarihe kadar bu organın görevleri, kararı veren mahkemece son genel kurul delegeleri arasından görevlendirilecek en az üç avukat tarafından geçici yönetim kurulu sıfatıyla yürütülür.

Görevlerin ücretli oluşu:

Madde 112 – Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı, başkan yardımcılığı, genel sekreterliği ve saymanlığı görevleri ücretlidir. Birlik Yönetim Kurulunun başkanlık divanında görev almamış olan üyeleri ile disiplin ve denetleme kurulları üyelerine, katıldıkları toplantılar için huzur hakkı ödenir. Ücretlerle huzur hakkının miktarları ve ödenme şekilleri birlik genel kurulunca belli edilir.

             Bu kimselerden Ankara’dan başka illerden seçilenlere yolculuk,ikamet giderleri ile diğer zaruri giderler birlik bütçesinden ödenir. Bunların miktarı da genel kurulca belli edilir.
İKİNCİ BÖLÜM
Birliğin Organları

Organlar:

Madde 113 – Türkiye Barolar Birliğinin organları şunlardır:

             1. Türkiye Barolar Birliği Genel Kurulu,

             2. Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu,

             3. Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı,

             4. Türkiye Barolar Birliği Başkanlık Divanı,

             5. Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu,

             6. Türkiye Barolar Birliği Denetleme Kurulu.

I - Türkiye Barolar Birliği genel kurulu:

Kuruluşu:

Madde 114 – Türkiye Barolar Birliğinin en yüksek organı Genel Kuruldur.

             (Değişik: 2/5/2001 - 4667/61 md.) Genel Kurul, baroların avukatlıkta en az on yıl kıdemi olan üyeleri arasından gizli oyla seçecekleri ikişer delege ile kurulur. Görevde bulunan baro başkanları ile Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı yapmış ve yapmakta olan avukatlar, Birlik Genel Kurulunun doğal üyesidirler, oylamalara katılma, seçme ve seçilme hakları vardır.

             Avukat sayısı yüzden fazla olan barolar, yüzden sonraki her üçyüz üye için ayrıca birer delege seçerler.

             Barolarca aynı sayıda yedek üyeler seçilir. Delegeler, her baronun olağan genel kurul toplantısında iki yıl için seçilirler.

             90 ıncı maddenin ikinci fıkrasında yazılı engelleri bulunanlar delege olamazlar.

             Delegelerin yolculuk ve oturma giderlerini her baro kendi bütçesinden öder.

             (Değişik : 2/5/2001 - 4667/61 md.) Genel Kurul toplantısının yeri, tarihi ve gündemi ile delegelerini gönderme lüzumu, toplantılardan en az otuz gün önce, barolara yazı ile bildirilir. Asıl üyenin mazereti olduğu takdirde, yedek üye Türkiye Barolar Birliği Genel Kuruluna katılır ve oy kullanır.

Toplantılar:

Madde 115 – (Değişik: 22/1/1986 - 3256/17 md.) Birlik Genel Kurulu iki yılda bir evvelki genel kurulun tayin edeceği zaman ve yerde olağan toplantısını yapar.(Ek cümle:13/1/2004 – 5043/4 md.) Ancak, seçimli genel kurul toplantıları Ankara’da yapılır.

             Birlik Yönetim Kurulu, gerekli gördüğü hallerde veya en az on baronun yönetim kurulları yazı ile isterse Genel Kurulu olağanüstü toplantıya çağırır.

             Adalet Bakanı, adaletin ve meslekin genel menfaatleri ve hazırlanacak adli ve mesleki kanun tasarıları hakkında görüş ve düşüncelerini almak üzere Genel Kurulun olağanüstü toplantıya çağırılmasını Birlik Yönetim Kurulundan istiyebilir.

             Birlik Genel Kurulu başkanlık divanının seçimi hakkında 85 inci maddenin birinci fıkrası hükmü kıyasen uygulanır. Birlik organlarında görev alanlar, başkanlık divanına seçilemezler.

Görüşme ve karar yeter sayısı:

Madde 116 – Birlik Genel Kurulu, üyelerinin en az dörttebiri katılmadıkça toplantı ve görüşme yapamaz.

             Birinci fıkrada yazılı yeter sayı olmadığı hallerde, toplantı bir ayı geçmemek üzere başka bir güne bırakılır. Bu ikinci toplantıya da üyelerin en az beşte biri katılmadığı takdirde, toplantı bu sayı elde edilinceye kadar bir ay sonraki tarihlere bırakılır.

             87 nci maddenin 3, 4 ve 5 inci fıkraları ve 88 inci madde hükmü Birlik Genel Kurulu toplantıları ve görüşmeleri hakkında da kıyasen uygulanır.

Görevleri:

Madde 117 – Birlik Genel Kurulunun görevleri şunlardır:

             1. Birlik Yönetim, disiplin ve denetim kurulları üyeleri ile Birlik başkanını seçmek,

             2. Kuruluş amacı içindeki işlere dair hazırlanan raporları ve gündemdeki maddeleri görüşüp karara varmak,

             3. Birlik Yönetim Kuruluna talimat vermek,

             4. (Değişik: 22/1 /1986 - 3256/18 md.) Birliğin hesaplarını incelemek, bütçesini onaylamak, Birlik Yönetim Kurulunun çalışmalarından dolayı ibrası hakkında karar vermek,

             5. Yerli ve yabancı kongrelere gidecek delegeleri seçmek, (Genel Kurul bu yetkisini Birlik Yönetim Kuruluna verebilir.) (1)

             6. Gelecek Genel Kurul toplantı zaman ve yerini kararlaştırmak,

             7. (Değişik: 22/1/1986 - 3256/18 md.) Adaleti ve mesleği ilgilendiren işler hakkında teklifte bulunmak, uyulması zorunlu meslek kurallarını tespit etmek,

             8. (Değişik: 22/1/1986 - 3256/18 md.) Baroların birlik adına avukatlardan tahsil edeceği keseneğin miktarını her avukat için yıllık baro keseneğinin yarısından fazla olmamak üzere tespit etmek,

             9. Birlik başkanı, başkan yardımcıları, genel sekreteri ve saymanının ücretleri ile yönetim, disiplin ve denetim kurulları üyelerine verilecek huzur hakları miktarını ve ödenme şeklini belli etmek,

             10. (Değişik : 2/5/2001 - 4667/62 md.) Bu Kanunun 49 ve 75 inci maddelerinde Birliğe verilen görevleri yerine getirmek ve yetkileri kullanmak,
—–

(1)  Bu hükmün uygulanmasında ek 2 nci maddeye bakınız.
          11. Kanunlarla verilen diğer yetkileri kullanmak.

II – Türkiye Barolar Birliği yönetim kurulu:

Kuruluşu:

Madde 118 – Birlik yönetim kurulu, birlik başkanı ile, birlik genel kurulu tarafından kendi üyeleri arasından gizli oyla seçilen on üyeden kurulur. Ayrıca on yedek üye seçilir.

          Birlik yönetim kuruluna birlik başkanı başkanlık eder.

Seçim dönemi:

Madde 119 – (Değişik birinci fıkra: 14/11/1984 - 3079/2 md.) Birlik Yönetim Kurulunun görev süresi dört yıldır. Süresi dolan Birlik Yönetim Kuruluna mensup üyeler yeniden seçilebilirler.

          90 ıncı maddenin 2, 3, 4, 5 ve 6 ncı fıkraları ve 92 nci madde hükmü Birlik Yönetim Kurulu üyeleri hakkında da kıyasen uygulanır.

Toplantılar:

Madde 120 – Birlik Yönetim Kurulu ayda bir defa olağan toplantı yapar. Başkan veya Yönetim Kurulu üyelerinden birinin isteği ile kurul, acele hallerde her zaman olağan üstü toplantıya çağırılabilir.

          Her toplantı sonunda, gelecek toplantının günü kararlaştırılır. Toplantı günü, üyelere çağrı mektubu ile bildirilir. Engeli olanlar, bunu en az yedi gün önce yazı ile bildirirler.

          Belgeye bağlanmış yerinde bir engele dayanmaksızın üst üste üç toplantıya gelmiyen üye istifa etmiş sayılır.

          Birlik Yönetim Kurulu, üye tamsayısının salt çoğunluğu ile toplanır ve toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile karar verir. Şu kadar ki, on veya daha az üyenin katılmasiyle yapılan toplantılarda karar verilebilmesi için en az beş üyenin bir oyda birleşmesi şarttır. Oylarda eşitlik halinde, başkanın bulunduğu taraf üstün tutulur.

Görevleri:

Madde 121 – Birlik yönetim kurulunun görevleri şunlardır:

          1. Birlik genel kurulunu toplantıya çağırmak ve gündem hazırlamak,

          2. (Değişik: 22/1/1986 - 3256/19 md.) Birliği ve mallarını yönetmek,

          3. (Değişik: 22/1/1986 - 3256/19 md.) İki yıllık bütçeyi hazırlayıp genel kurula sunmak,

          4. Birlik genel kurulunca alınan kararları uygulamak,

          5. (Değişik: 22/1/1986 - 3256/19 md.) Birlik adına gayrimenkul almak, satmak, ipotek etmek ve bu mallar üzerinde her türlü ayni haklar tesis eylemek ve kaldırmak, bu hususlarda ve diğer iktisabi ve iltizami işlemlerde Birlik Başkanına yetki vermek,

          6. Birliğin ücretli memurlarının özlük işlerini düzenlemek ve yürütmek,

          7. Birlik yönetim kurulu kararlarının özetini gösteren defterleri tutmak,

          8. (Değişik: 2/5/2001 - 4667/62 md.) Avukatların, aynı büroda birlikte çalışanların ve avukatlık ortaklıklarının kayıtlarını, yönetmelikte gösterilen esas ve usullere göre tutmak, avukatlık ortaklığı tip anasözleşmesini hazırlamak, avukatlık ruhsatnamelerini, kimlik belgelerini ve avukatlık ortaklığı yetki belgelerini düzenlemek ve bastırmak,

          9. (Değişik: 22/1/1986 - 3256/19 md.) Birliğin genel durumu ile işlemleri ve çalışmaları hakkında Birlik Genel Kuruluna rapor vermek ve çalışma ve hesaplarından dolayı ibra istemek,

             10. Kanunlarla başka bir merci veya organa verilmiş olmamak şartiyle, baroların kararlarına karşı yapılan itirazları incelemek ve karara bağlamak,

             11. (Değişik : 2/5/2001 - 4667/63 md.) Bu Kanunun 31, 44, 54 ve 77 nci maddeleri ile 83 üncü maddesinde Birliğe verilen görevleri yerine getirmek ve yetkileri kullanmak,

             12. Baro genel kurullarını olağanüstü toplantıya çağırmak,

             13. Avukatların ve baroların hak ve menfaatlerinin korunması için ilgili mercilere gerekli baş vurmalarda bulunmak,

             14. Avukatlık meslekinin gelişmesine, avukatların haklarının korunmasına ve sosyal durumlarının geliştirilmesine yarıyacak incelemeleri yapmak, vardığı sonuçları ve teklifleri birlik genel kuruluna sunmak.

             15. Avukatlık mesleki ile ilgili olarak resmi yerlerden sorulacak hususlar hakkında gerekli düşünce ve görüşleri bildirmek,

             16. Avukatların meslekte ilerlemesi için kitaplıklar açmak, mesleki yayında bulunmak, avukatların hazırlayacağı eserlerin yayımına yardımcı olmak,

             17. Barolar arasında çıkan anlaşmazlıkları çözümlemek,

             18. (Değişik : 2/5/2001 - 4667/63 md.) Meslekî dayanışmanın sağlanması ve devamlılığı için her türlü çalışmalarda bulunmak, mesleğe ve meslek mensuplarına yönelik hak ihlâllerine karşı avukatlık mesleğini ve meslektaşlarını savunmak ve bu konularda her türlü yasal ve idarî girişimde bulunmak,

             l9. Kanunlarla verilen diğer yetkileri kullanmak.

             20. (Ek : 2/5/2001 - 4667/63 md.; Mülga: 28/11/2006-5558/1 md.)

   III – Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı:

   Seçim ve seçim dönemi bitmeden ayrılma:

   Madde 122 – Birlik başkanı, birlik genel kurulu tarafından, kendi üyeleri arasından dört yıllık bir dönem için seçilir. Yeniden seçilmek caizdir.

             90 ıncı maddenin 2, 3 ve 6 ncı fıkraları ile 96 ncı maddenin 4 üncü fıkrası hükmü birlik başkanı hakkında da kıyasen uygulanır.

Görevleri:

Madde 123 – Birlik başkanının görevleri şunlardır:

             1. Birliği temsil ve birlik yönetim kuruluna başkanlık etmek,

             2. Birlik genel kurulu, yönetim kurulu ve disiplin kurulu kararlarını yerine getirmek.

             3. 121 inci maddeye göre verilecek yetki dairesinde birlik adına iltizam ve iktisapta bulunmak, yüklenmelere girişmek, birliğe yapılan bağışları kabul etmek ve bütçeyi uygulamak,

             4. Mahkeme ve resmi dairelerde birliği temsil edecek ve savunacak avukatları tayin etmek,

             5. Yabancı barolar birlikleri, barolar ve hukuk kurumları ile ilişkiler kurmak ve yürütmek,

             6. Meslek onuru ve bağımsızlığı ile ilgili işlerde kanunlar ve meslek kurallarının gereğini her türlü organlara karşı savunmak ve bu konuda doğrudan doğruya veya dolayısiyle kendisini göreve zorlıyan hususları yapmak,

             7. (Değişik: 22/1/1986 - 3256/20 md.) Birliğin çalışmaları hakkında Birlik Genel Kuruluna yazılı bir rapor vermek,

             8. Kanunlarla verilen diğer yetkileri kullanmak.
 

IV - Türkiye Barolar Birliği başkanlık divanı:

 Kuruluşu ve seçimi:

Madde 124 – Birlik başkanlık divanı;

             1. Türkiye Barolar Birliği Başkanı,

             2. Türkiye Barolar Birliği iki başkan yardımcısı,

             3. Türkiye Barolar Birliği Genel Sekreteri,

             4. Türkiye Barolar Birliği Saymanından,

             İbarettir.

             Divanın başkan dışındaki üyeleri, birlik yönetim kurulu için yapılan her seçimden sonraki ilk toplantıda, bu kurul tarafından kendi üyeleri arasından gizli oyla seçilir.

             Birlik başkanlık divanı üyelerinden biri süresi dolmadan önce ayrılırsa, kalan görev süresi için, bir ay içinde yenisi seçilir.

Birlik başkanlık divanının görevleri:

 Madde 125 – Birlik başkanlık divanı, kanunla veya birlik yönetim kurulu karariyle kendisine verilen görevleri yerine getirir.

             Divan, birlik mallarının yönetimi hakkında gerekli kararları alır ve aynı konuda, birlik yönetim kurulunun isteğine göre, bu kurula yazılı veya sözlü bilgi verir.

             (Ek : 2/5/2001 - 4667/64 md.) Gerekli hallerde baro başkanlarını görüşlerini almak üzere toplantıya çağırır.

Türkiye Barolar Birliği Başkan Yardımcılarının görevleri:

Madde 126 – Birlik başkan yardımcıları, Birlik Başkanı tarafından verilecek görevleri yapar ve yetkileri kullanırlar.

             Birlik Başkanının bulunmadığı zamanlarda veya Birlik Başkanlığı herhangi bir sebeple boşalmışsa yenisi işe başlayıncaya kadar Başkana ait yetkilerin kullanılması ve görevlerin yerine getirilmesi meslekteki kıdem sırasına göre Başkan Yardımcılarına aittir.

             Birlik Başkan Yardımcılarının da yokluğunda Birlik Yönetim Kurulunun meslekte en kıdemli üyesi Başkana ait yetkileri kullanır ve görevleri yerine getirir.

Türkiye Barolar Birliği Genel Sekreterinin görevleri:

Madde 127 – Birlik Genel Sekreteri, Birlik yönetim Kurulu toplantılarına ait tutanakları düzenler, Birliğin iç çalışmaları ile yazı işlerini yönetir, Birlik kalemine gerekli direktifleri verir ve kalemin çalışmasını denetler.

Türkiye Barolar Birliği Saymanının görevleri:

Madde 128 – Birlik Saymanı Birliğin mallarını Birlik Başkanlık Divanının kararları gereğince yönetmeye ve para alıp vermeye, bütçenin uygulanmasına dair her türlü gözetimi yapmaya yetkilidir.

             (Değişik: 22/1/1986 - 3256/21 md.) Birlik saymanı, para alma ve vermede düzenlenen kağıtları Birlik Başkanı, yokluğunda Birlik Başkan yardımcılarından biri veya Birlik Genel Sekreteri ile birlikte imzalar.

V – Türkiye Barolar Birliği disiplin kurulu:

Kuruluşu:

Madde 129 – Birlik Disiplin Kurulu, Birlik Genel Kurulu tarafından kendi üyeleri arasından gizli oyla seçilen yedi üyeden kurulur. Ayrıca yedi yedek üye seçilir.

             Kurul, seçimden sonraki ilk toplantısında kendi üyeleri arasından bir başkan seçer.

Seçim dönemi:

Madde 130 – Birlik Disiplin Kurulu üyeleri dört yıl için seçilirler. Süresi dolan üye yeniden üye seçilebilir.

             90 ıncı maddenin 2, 3, 4, 5 ve 6 ncı fıkraları ve 92 nci madde hükmü Birlik Disiplin Kurulu üyeleri hakkında da kıyasen uygulanır.

Toplantılar:

Madde 131 – Birlik Disiplin Kurulu ayda bir defa olağan toplantı yapar. Birlik Başkanının veya Birlik Disiplin Kurulu Başkanının yahut üyelerinden birinin isteği ile Kurul acele hallerde her zaman olağanüstü toplantıya çağrılabilir.

             120 nci maddenin 2 ve 3 üncü fıkraları Birlik Disiplin Kurulu hakkında da kıyasen uygulanır.

             Birlik Disiplin Kurulu, üye tam sayısının salt çoğunluğu ile toplanır ve en az dört üyenin bir oyda birleşmesi ile karar verilir. Oylarda eşitlik halinde Başkanın bulunduğu taraf üstün tutulur.

Görevi:

Madde 132 – Birlik Disiplin Kurulu bu kanunla verilen görevleri yapar ve yetkileri kullanır.

VI – Türkiye Barolar Birliği denetleme kurulu:

Kuruluşu ve görevi:

Madde 133 – (Değişik birinci fıkra: 22/1/1986 - 3256/22 md.) Birlik Genel Kurulu, Birliğin mali işlemlerini denetlemek üzere, dört yıl için kendi üyeleri arasından üç asıl ve üç yedek denetçi seçer.

             Denetçiler gizli oyla seçilir. 90 ıncı maddenin 2, 3, 4, 5 ve 6 ncı fıkraları ve 92 nci madde hükmü denetçiler hakkında da kıyasen uygulanır.

             Birlik Denetleme Kurulunun çalışma usulü ile görev ve yetkileri yönetmelikte gösterilir.

ONUNCU KISIM
Disiplin İşlem ve Cezaları

 Disiplin Cezalarının uygulanacağı haller:

 Madde 134 – (Değişik : 2/5/2001 - 4667/65 md.)

             Avukatlık onuruna, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarına uymayan eylem ve davranışlarda bulunanlarla, meslekî çalışmada görevlerini yapmayan veya görevinin gerektirdiği dürüstlüğe uygun şekilde davranmayanlar hakkında bu Kanunda yazılı disiplin cezaları uygulanır.

Disiplin cezaları:

Madde 135 – Disiplin cezaları şunlardır:

             1. (Değişik: 22/1/1986 - 3256/23 md.) Uyarma; avukatın mesleğinin icrasında daha dikkatli davranması gerektiğinin kendisine bildirilmesidir.

             2. Kınama; meslekinde ve davranışında kusurlu sayıldığının avukata bildirilmesidir.

             3. (Değişik: 22/1/1986 - 3256/23 md.) Onbin liradan yüzellibin liraya kadar para cezası.

             4. (Değişik : 2/5/2001 - 4667/66 md.) İşten çıkarma, avukatın veya avukatlık ortaklığının üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere meslekî faaliyetlerinin yasaklanmasıdır.

             5. Meslekten çıkarma; avukatlık ruhsatnamesinin geri alınarak avukatın adının baro levhasından silinmesi ve avukatlık unvanının kaldırılmasıdır. (Ek cümle : 2/5/2001 - 4667/66 md.) Avukatlık ortaklığı için de baro avukatlık ortaklığı sicilinden silinmesidir.

Cezaların uygulanma şekli:

Madde 136 – Bu kanunun avukatların hak ve ödevleri ile ilgili altıncı kısmında yazılı esaslara uymayanlar hakkında ilk defasında en az kınama, tekrarında, davranışın ağırlığına göre, para veya işten çıkarma cezası ve 5 inci maddenin (a) bendinde yazılı bir suçtan kesin olarak hüküm giyme halinde meslekten çıkarma cezası uygulanır.

             Beş yıllık bir dönem içinde iki veya daha çok defa disiplin cezasını gerektiren davranışta bulunan avukata her yeni suçu için bir öncekinden daha ağır ceza uygulanır.

             Bir defa işten çıkarılan avukat, beş yıllık dönem içinde bu kanunun altıncı kısmındaki kurallara aykırı davranışta bulunursa meslekten çıkarılır.

            

Savunma hakkı:

Madde 137 – Avukatlar hakkında yapılacak kovuşturmalarda, isnat olunan hususun avukata açıkça ve yazılı olarak bildirilmesi, yazılı savunmasının istenmesi ve bu savunma için en az on günlük bir süre tanınması zorunludur.

Baroya yazılmadan önceki ve meslekten ayrıldıktan sonraki eylem ve davranışlar:

Madde 138 – (Değişik birinci fıkra : 2/5/2001 - 4667/67 md.) Baro levhasına kabul ve yazılmadan önceki eylem ve davranışlar, meslekten çıkarma cezasını gerektirmedikçe disiplin kovuşturmasına konu olamaz. Staj dönemi bu hükmün dışındadır.

             Avukatın, avukatlıktan ayrılması, avukatlığı sırasındaki eylem ve davranışlarından dolayı disiplin kovuşturması yapılmasına engel değildir.

Kovuşturma yetkisi ve eksik üyelerin tamamlanması:

 Madde 139 – Kovuşturmanın dayandığı şikayet veya ihbarın vaki olduğu yahut Cumhuriyet savcısının kovuşturma isteğinde bulunduğu veya kovuşturmaya esas teşkil eden eylem veya davranışın re’sen haber alındığı tarihte avukat hangi baronun levhasında yazılı ise, disiplin kovuşturmasına karar verme ve kovuşturmayı yürütme yetkisi o baroya aittir.

             Baro başkanı, baro yönetim ve disiplin kurulu üyeleri, kendi haklarındaki kovuşturmalarla ilgili görüşme ve kararlara katılamazlar.

             İkinci fıkranın kapsamına giren bir durumun mevcut olması veya ret yahut istinkaf sebepleriyle başkan ve üyelerin katılmamaları yüzünden baro yönetim ve disiplin kurullarında toplantı yeter sayısı bulunamazsa, eksikler yedeklerle tamamlanır. Yedeklerin de herhangi bir sebeple görüşme veya karara katılmamaları yahut sayılarının yetişmemesi halinde, baro levhasında yazılı olup yönetim ve disiplin kurullarına seçilme yeterliği bulunan avukatlar arasından ad çekme yolu ile seçileceklerle eksikler tamamlanır.

Ceza kovuşturmasının disiplin cezalarına tesiri:

Madde 140 – Avukat hakkında başlamış olan ceza kovuşturması, disiplin işlem ve kararlarının uygulanmasına engel olmaz.

             (Değişik: 22/1/1986 - 3256/24 md.) Şu kadar ki, disiplin işlem ve kararına konu teşkil edecek bir eylemde bulunmuş olan avukat hakkında aynı eylemlerden dolayı ceza mahkemesinde dava açılmış ise, avukat hakkındaki disiplin kovuşturması, ceza davasının sonuna kadar bekletilir. Bu halde yönetim kurulunun isteği üzerine disiplin kurulu, avukatın işten yasaklanmasına yer olup olmadığı hakkında 153 ve 154 üncü maddeler uyarınca bir karar vermek zorundadır.

             Eylemin işlenmemiş veya sanığı tarafından yapılmamış olması sebebiyle beraat hali müstesna, beraatle sonuçlanmış bir ceza davasının konusuna giren eylemlerden dolayı disiplin kovuşturması, o eylemin ceza kanunları hükümlerinden ayrı olarak başlı başına disiplin kovuşturmasını gerektirir mahiyette olmasına bağlıdır.

             Baro yönetim kurulları hükümlülükle sonuçlanan bir ceza davasının konusunu teşkil eden eylemlerden dolayı ayrıca disiplin kovuşturması açmak zorundadırlar.

Disiplin kovuşturmasının açılması:

Madde 141 – Disiplin kovuşturması, yönetim kurulu tarafından verilen bir kararla açılır.

             Yönetim kurulu, ivedilikle ve her halde ihbar, şikayet veya istek tarihinden itibaren en çok bir yıl içinde disiplin kovuşturması hakkında bir karar vermeye mecburdur.

             Yönetim kurulu, ilgilinin ihbar ve şikayeti veya Cumhuriyet savcısının isteği üzerine yahut re’sen, disiplin kovuşturması açılmasına karar vermeye esas olacak soruşturmanın yapılması görevini kendi üyelerinden birine verebilir. Soruşturma ile görevlendirilen üye, delilleri toplar, gerekli gördüğü kimselerin ifadelerini yeminle de alabilir; hakkında soruşturma yapılan avukatı da dinledikten veya dinlemek için verilen süre dolduktan sonra dosyayı bir raporla yönetim kuruluna verir. (Ek cümle : 2/5/2001 - 4667/68 md.) Yönetim kurulu, soruşturma maksadıyla her türlü adlî ve idarî mercilerden bilgi ve belge isteyebilir, ilgili dosyaları veya örneklerini isteyip, inceleyebilir.

             Şikayet, ihbar veya istem konusu eylem veya davranış hakkında kovuşturma açılmasına yer olmadığına dair yönetim kurulu tarafından verilecek kararlar ilgililere ve Cumhuriyet savcısına tebliğ olunur.

Disiplin kovuşturmasına yer olmadığına dair kararlara itiraz:

Madde 142 – Baro yönetim kurulunun, disiplin kovuşturmasına yer olmadığına dair kararlarına karşı, tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde şikayetçi veya Cumhuriyet savcısı tarafından Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kuruluna itiraz olunabilir.

             Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu tarafından dosya üzerinde yapılacak inceleme sonunda şikayet, ihbar veya istem konusu incelemeye değer mahiyette görülürse, evvelki karar kaldırılarak, disiplin kovuşturmasının açılması için dosya evvelki kararı veren baroya gönderilir. Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunun bu kararları kesindir.

             Baro Yönetim Kurulunun disiplin kovuşturmasına yer olmadığına dair kararları süresi içinde itiraz edilmezse kesinleşir.

             (Değişik : 2/5/2001 - 4667/69 md.) Birinci fıkra gereğince yapılan itiraz üzerine, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu tarafından verilen itirazın reddine dair kararlar Adalet Bakanlığına ulaştığı tarihten itibaren iki ay içinde Bakanlıkça karar verilmediği veya karar onaylandığı takdirde kesinleşir. Ancak Adalet Bakanlığı uygun bulmadığı kararları bir daha görüşülmek üzere, gösterdiği gerekçesiyle birlikte Türkiye Barolar Birliğine geri gönderir. Geri gönderilen bu kararlar, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca üçte iki çoğunlukla aynen kabul edildiği takdirde onaylanmış, aksi halde onaylanmamış sayılır; sonuç Türkiye Barolar Birliği tarafından Adalet Bakanlığına bildirilir.

             8 inci maddenin 6 ncı ve 7 nci fıkraları hükümleri bu halde de kıyasen uygulanır.

Aynı eylemden dolayı yeniden inceleme:

Madde 143 – Disiplin kovuşturması açılmasına yer olmadığına dair kararın konusuna giren eylemlerden dolayı yeniden inceleme yapılabilmesi, yeni delillerin bulunmasına ve bu kararın kesinleştiği tarihten üç yıl geçmemiş olmasına bağlıdır.
 Disiplin kurulunda duruşma:

 Madde 144 – (Değişik: 22/1/1986 - 3256/25 md.)

             (Değişik birinci fıkra : 2/5/2001 - 4667/144 md.) Disiplin kovuşturması açılmasına karar verilen hallerde, yönetim kurulunun iletmesi üzerine, disiplin kurulu, incelemesini evrak üzerinde yapar. Disiplin kuruluna gönderilen dosya içinde avukatın sicili de bulunur. Avukatın isteği veya disiplin kurulunca gerek görülmesi halinde, inceleme duruşmalı olarak yapılır.

             Duruşma gizli olur.

             Disiplin kurulu incelemeyi ivedilikle ve herhalde kararın kendisine gelişi tarihinden itibaren en geç bir yıl içinde sonuçlandırmak zorundadır. Ceza davasının sonucunun beklenmesini gerektiren haller saklıdır.

Gıyapta duruşma:

Madde 145 – Çağrıya uymıyan avukatın gıyabında duruşma yapılır. Şu kadar ki, duruşmaya gelmediği takdirde duruşmanın gıyabında yapılacağının davetiyeye yazılması şarttır.

Delillerin gösterilmesi ve incelenmesi:

Madde 146 – Disiplin kurulu, delillerin gösterilme ve incelenme şeklini, istek veya feragatle yahut evvelce verilmiş kararlarla bağlı olmaksızın takdir ve tayin eder.

Tanık ve bilirkişi dinlenmesi:

Madde 147 – Tanık ve bilirkişinin duruşmaya çağrılması veya üyelerden biri tarafından yahut istinabe yoliyle dinlenmesi veya yazılı ifadesinin okunmasiyle yetinilmesi, disiplin kurulunun takdirine bağlıdır.

             Ancak, bir olayın delili yalnız bir tanığın şahsi bilgisinden ibaret ise, bu tanık her halde dinlenir.

Duruşma tutanağı:

Madde 148 – Duruşma tutanağı, disiplin kurulu başkanının görevlendireceği bir üye veya katip tarafından tutulur.

             Duruşma dışında dinlenenlere ait tutanakların duruşmada okunması zorunludur.

            

İstinabe talimatının yerine getirilmesi:

Madde 149 – İstinabe yoluyla verilen talimat, baro merkezinde disiplin kurulu veya bu kurulun bir üyesi, diğer yerlerde o baronun disiplin kurulunca görevlendirilecek bir avukat tarafından yerine getirilir.

Tanık ve bilirkişinin çağrılması:

 Madde 150 – (Değişik: 23/1/2008-5728/335 md.)

Tanıklar ve bilirkişiler Tebligat Kanunu hükümlerine göre çağrılır.

Usulüne göre çağırılıp da hukuken geçerli bir mazereti olmaksızın gelmeyen veya kanuni bir sebep olmaksızın tanıklık yahut bilirkişilikten veya yemin etmekten çekinen kimseler hakkında Ceza Muhakemesi Kanununun tanıklıkla ilgili hükümleri uygulanır. Bu fıkra hükmüne göre gerekli kararları vermeye Baronun bulunduğu il merkezindeki sulh ceza hâkimi yetkilidir. Sulh ceza hâkimi bu kararları disiplin kurulunun tutanak örneği üzerinden verir.

            
Disiplin kurulu üyelerinin reddi ve istinkafı:
            
Madde 151 – Disiplin kurulu üyeleri, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununda yazılı sebeplerle reddedilebilir ve istinkaf edebilirler.

             Ret istemi, reddi istenen üyeden başkalarının katılmasiyle incelenir.

             Ret ve istinkaf sebebiyle kurulun toplanamaması halinde 139 uncu maddeye göre işlem yapılır.

            
Kararların tebliği:
            
Madde 152 – Disiplin kurulu kararlarının onanmış bir örneği ilgililerden başka, baronun bulunduğu il merkezindeki Cumhuriyet savcısına da tebliğ olunur.

           
İşten yasaklanma:
            
Madde 153 – Hakkında meslekten çıkarma cezasını gerektirebilecek mahiyette bir işten dolayı kovuşturma yapılmakta olan avukat disiplin kurulu karariyle, tedbir mahiyetinde işten yasaklanabilir.

             Kararın verilmesinden önce ilgilinin dinlenmiş veya dinlenmek üzere çağrılmış olup da belirtilen günde gelmemiş olması şarttır. (Ek cümle : 2/5/2001 - 4667/71 md.) Ancak, baroya bildirdiği büro adresine tebligat yapılamayan avukatın ayrıca çağrılması ve dinlenmesi zorunlu değildir.

             Disiplin kurulu, bu karara esas olacak delillerin hangi sınır dahilinde gösterilip inceleneceğini, istekle bağlı olmaksızın, serbestçe takdir eder.

             Karar, hakkında kovuşturma yapılan avukata gerekçesiyle birlikte tebliğ olunur ve bu karar verildiği tarihte yürürlüğe girer. Ancak, karara karşı Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kuruluna itiraz olunabilir. İtiraz kararın uygulanmasını durdurmaz. Bu husustaki itirazlar ivedilikle ve en geç bir ay içinde karara bağlanır. İtiraz yerinde görülürse karar kaldırılır.

             İşten yasaklanma kararı, yargı organları ile sair mercilere baro başkanlığı tarafından derhal duyurulur.

            
İşten yasaklanmanın zorunlu olduğu haller:
            
Madde 154 – (Değişik: 8/5/1984 - 3003/7 md.)

             Haklarında meslekten çıkarma cezası verilen veya (…) (1)  çıkarılan (…) (2) ve 42 nci madde uyarınca geçici olarak görevlendirilmiş olup, yapılan işlerin ücretini iş sahibinden aldığı halde aynı maddenin son fıkrası gereğince kabule değer bir sebep olmaksızın ilgili mercie ödememiş olan avukatların işten yasaklanmaları zorunludur.

             Yukarıdaki fıkrada belirtilen işten yasaklanma sebeplerinin meydana gelmesinden itibaren iki ay içinde disiplin kuruluncu haklarında işten yasaklama kararı verilmeyen avukatlar, Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulunun (3) doğrudan vereceği kararla işten yasaklanırlar.

            
İşten yasaklanmanın hükümleri:
            
Madde 155 – İşten yasaklanmış olanlar bu tarihten itibaren avukatlığa ait yetkileri hiçbir şekilde kullanamazlar. Bu hüküm avukatın eşi ile reşit olmıyan çocuklarına ait işlerde uygulanmaz.
——

(1)  Bu fıkradaki “tutuklama müzekkeresi çıkarılan ve” ibaresi 2/5/2001 tarih ve 4667 sayılı Kanunun 72 nci maddesiyle kaldırılmış ve metinden çıkarılmıştır.

(2)  Bu aradaki “… veya Devletin şahsiyetine karşı cürümlerden veya rüşvet, sahtecilik, hırsızlık, dolandırıcılık, inancı kötüye kullanma ve yalan yere tanıklık cürümlerinden biri ile hakkında kamu davası açılan….” şeklindeki cümle Anayasa Mahkemesinin 1/3/1985 tarih ve E. 1984/12, K. 1985/6 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir.

(3)  Bu fıkradaki “Bakanlığın” ibaresi 2/5/2001 tarih ve 4667 sayılı Kanunun 72 nci maddesiyle “Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulunun” olarak değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.

             Birinci fıkrada yazılı yasağa aykırı hareket eden avukat hakkında 135 inci maddenin 4 ve 5 inci bentlerinde yazılı cezalardan biri uygulanır.

             Mahkemeler, resmi daireler işten yasaklanan avukatları kabul etmemekle görevlidirler.

            
İşten yasaklanma kararının kaldırılması:
         
Madde 156 – (Değişik birinci fıkra : 2/5/2001 - 4667/73 md.) İşten yasaklanma kararı, kovuşturmanın durdurulmuş veya avukatlığa engel olmayan bir ceza verilmiş olması hallerinde kendiliğinden kalkar.

             İşten yasaklanma kararı, bu kararın verilmesine esas olan hal ve şartların bulunmadığı veya sonradan kalktığı sabit olursa, disiplin kurulu tarafından kaldırılır.

            
Disiplin kurulu kararına karşı itiraz:
            
Madde 157 – Disiplin kurulu kararlarına karşı, Cumhuriyet Savcısı ve ilgililer, tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kuruluna itiraz edebilirler.

             Birlik disiplin kurulu, disiplin davalarını dosya üzerinde inceler. Ancak, işten veya meslekten çıkarma cezasına yahut işten yasaklanmaya dair kararların incelenmesi sırasında, ilgili avukatın isteği üzerine veya kendiliğinden duruşma yapılmasına karar verebilir.

             145 ve 146 ncı maddeler, birlik disiplin kurulu hakkında da uygulanır.

             Birlik disiplin kurulunda duruşmaya raportör üyenin işi izah etmesiyle başlanır. Bu üyenin duruşmadan önce raporunu imzalayıp dosyaya koymuş bulunması gereklidir.

             Raportör üyenin izahından sonra ilgili avukat ve varsa vekilleri gerekli izahlarda bulunurlar. Bunlardan itirazı yapmış olan taraf önce dinlenir. Son söz, hakkında disiplin kovuşturması yapılanındır.

             Birlik disiplin kurulu, inceleme konusu kararın onanmasına veya kovuşturmanın derinleştirilmesi için kararın bozularak dosyanın ilgili baroya gönderilmesine karar verebileceği gibi, yeniden incelemeyi gerektirmiyen hallerde, uygun görmediği kararı kaldırarak işin esası hakkında karar verebilir veya verilmiş olan kararı düzelterek onaylayabilir.

             (Değişik : 2/5/2001 - 4667/74 md.) Birlik Disiplin Kurulunun, itiraz üzerine verdiği kararlar Adalet Bakanlığına ulaştığı tarihten itibaren iki ay içinde Bakanlıkça karar verilmediği veya karar onaylandığı takdirde kesinleşir. Ancak Adalet Bakanlığı uygun bulmadığı kararları bir daha görüşülmek üzere, gösterdiği gerekçesiyle birlikte Türkiye Barolar Birliğine geri gönderir. Geri gönderilen bu kararlar, Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulunca üçte iki çoğunlukla aynen kabul edildiği takdirde onaylanmış, aksi halde onaylanmamış sayılır; sonuç Türkiye Barolar Birliği tarafından Adalet Bakanlığına bildirilir. Şu kadar ki, uyarma, kınama ve para cezasına ilişkin kararlar kesin olup, Bakanlığın onayına tâbi değildir.

             (Değişik : 2/5/2001 - 4667/74 md.) 8 inci maddenin altıncı ve yedinci fıkraları hükümleri burada da kıyasen uygulanır.

            
Delillerin serbestçe takdiri, ceza vermenin amacı ve cezadan mahsup (1)
           
Madde 158 – Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu ve barolar disiplin kurulları, gösterilen delilleri, soruşturma ve duruşmadan edinecekleri kanıya göre serbestçe takdir ederler.

             (Değişik : 2/5/2001 - 4667/75 md.) Bu kurullar disiplin cezalarının verilmesinde; avukatlık onurunu, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarını ve itibarını korumak, mesleğin amaç ve gereklerine ve adalete uygun olarak yerine getirilmesini sağlamak ilkelerini göz önünde tutarlar.
—-

(1)    158 inci maddenin başlığı 22/1/1986 tarih ve 3256 sayılı Kanunun 26 ıncı maddesiyle değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.

              (Ek: 22/1/1986 - 3256/26 md.) İşten yasaklanan avukata süreli olarak işten çıkarma cezası verilmesi halinde, işten yasaklandığı süre cezadan mahsup edilir.

            
Kovuşturma ve ceza zamanaşımı:
            
Madde 159 – Disiplin cezasını gerektirecek eylemlerin işlenmesinden itibaren üç yıl geçmiş ise kovuşturma yapılamaz.Yönetim kurulunca işe el konulmuş ise bu süre işlemez.

             Disiplin cezasını gerektiren eylemlerin işlenmesinden itibaren dört buçuk yıl geçmiş ise disiplin cezası verilemez.

             Disiplin cezasını gerektiren eylem aynı zamanda bir suç teşkil ediyor ve bu suç için kanun daha uzun bir zamanaşımı süresi koymuş bulunuyorsa, birinci ve ikinci fıkralardaki süreler yerine bu zamanaşımı süresi uygulanır.

            
Disiplin kararlarının uygulanması ve cezaların sicilden silinmesi:
            
Madde 160 – (Değişik: 22/1/1986 - 3256/27 md.)

             Disiplin cezalarına ait kararlar kesinleşmedikçe uygulanamaz.

             Meslekten çıkarma ve işten çıkarma cezalarından başka bir disiplin cezası verilen avukatlar, uyarma, kınama ve para cezalarının uygulanmasından itibaren beş yıl geçtikten sonra disiplin kuruluna başvurarak bu disiplin cezalarının sicillerinden silinmesini isteyebilirler.

             İlgilinin yukarıki fıkrada yazılı süre içerisinde disiplin cezası almamış olması halinde, disiplin cezasının silinmesine karar verilir ve sicil dosyasındaki disiplin bölümü çıkartılarak yenisi düzenlenir.

            

Tanık ve bilirkişi gideri:
          
Madde 161 – Disiplin işlemleri dolayısiyle çağırılan her tanık ve bilirkişinin, kaybettiği zaman ve harcadığı mesaiye uygun bir tazminata hakkı vardır; bunlardan çağrıya uymak için yolculuk etmek zorunda olanlara yolculuk ve ikamet giderleri de verilir. Şikayetçi ve hakkında kovuşturma yapılan avukat, dinlenmesini istedikleri tanık ve bilirkişiye ait giderleri evvelden öderler.

             Avukata veya üçüncü bir kişiye yükletilmiyen veya borçludan alınma imkanı kalmayan giderler baroya yüklenir.

             Şikayet edenden, şikayetin mahiyeti ve yapılacak disiplin soruşturma ve kovuşturmasının genişliği göz önünde bulundurularak 10 liradan 200 liraya kadar avans alınabilir. Yapılan işlemlere, alınan avansın yetmemesi halinde, tamamlanması her zaman istenebilir. Avans ve tamamlanması istenen miktar ilgilisi tarafından ödenmedikçe işlem yapılmıyabilir.

            
Para cezası veya giderlerin tahsili:
            
Madde 162 – Para cezasına veya giderlerin ödenmesine dair olan kararlar İcra ve İflas Kanununun ilamların yerine getirilmesi hakkındaki hükümlerine göre yerine getirilir. Para cezaları baroya gelir yazılır.

             İcra takibi genel hükümlere göre baro tarafından vekalet verilecek avukat eliyle yürütülür.                                                              

ONBİRİNCİ KISIM

Avukatlık Sözleşmesi (1)

            
Avukatlık sözleşmesinin kapsamı (2)
            
Madde 163 – (Değişik : 2/5/2001 - 4667/76 md.) Avukatlık sözleşmesi serbestçe düzenlenir. Avukatlık sözleşmesinin belli bir hukukî yardımı ve meblâğı yahut değeri kapsaması gerekir. Yazılı olmayan anlaşmalar, genel hükümlere göre ispatlanır. Yasaya aykırı olmayan şarta bağlı sözleşmeler geçerlidir.
—-

(1)    Bu Kanunun onbirinci kısmının başlığı “Avukatlık Ücreti” iken 2/5/2001 tarih ve 4667 sayılı Kanunun 76 ncı maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.

(2)    Bu madde başlığı “Avukatlık ücretinin serbestçe kararlaştırılması”  iken 2/5/2001 tarih ve 4667 sayılı Kanunun 76 ncı maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.

             Avukatlık ücret tavanını aşan sözleşmeler, bu Kanunda belirtilen tavan miktarında geçerlidir. İfa edilmiş sözleşmenin geçersizliği ileri sürülemez. Yokluk halleri hariç, avukatlık sözleşmesinin bir hükmünün geçersizliği, bu sözleşmenin tümünü geçersiz kılmaz.
            
Avukatlık ücreti
            
Madde 164 – (Değişik : 2/5/2001 - 4667/77 md.)

             Avukatlık ücreti, avukatın hukukî yardımının karşılığı olan meblâğı veya değeri ifade eder.

             Yüzde yirmibeşi aşmamak üzere, dava veya hükmolunacak şeyin değeri yahut paranın belli bir yüzdesi avukatlık ücreti olarak kararlaştırılabilir.

             İkinci fıkraya göre yapılacak sözleşmeler, dava konusu para dışındaki mal ve haklardan bir kısmının aynen avukata ait olacağı hükmünü taşıyamaz.

          Avukatlık asgarî ücret tarifesi altında vekâlet ücreti kararlaştırılamaz. Ücretsiz dava alınması halinde, durum baro yönetim kuruluna bildirilir.(Değişik üçüncü ve dördüncü cümle:13/1/2004 – 5043/5 md.) Avukatlık ücretinin kararlaştırılmamış olduğu veya taraflar arasında yazılı ücret sözleşmesinin bulunmadığı yahut ücret sözleşmesinin belirgin olmadığı veya tartışmalı olduğu veya ücret sözleşmesinin ücrete ilişkin hükmünün geçersiz sayıldığı hallerde; değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde asgari ücret tarifelerinin altında olmamak koşuluyla ücret itirazlarını incelemeye yetkili merci tarafından davanın kazanılan bölümü için avukatın emeğine göre ilâmın kesinleştiği tarihteki müddeabihin değerinin yüzde onu ile yüzde yirmisi arasındaki bir miktar avukatlık ücreti olarak belirlenir. Değeri para ile ölçülemeyen dava ve işlerde ise avukatlık asgari ücret tarifesi uygulanır.

             Dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücreti avukata aittir. Bu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez.

            
Ücret dolayısiyle müteselsil sorumluluk:
            
Madde 165 – (Değişik : 2/5/2001 - 4667/78 md.)

             İş sahibinin birden çok olması halinde bunlardan her biri, sulh veya her ne suretle olursa olsun taraflar arasında anlaşmayla sonuçlanan ve takipsiz bırakılan işlerde her iki taraf avukat ücretinin ödenmesi hususunda müteselsil borçlu sayılırlar.

             Avukatın hapis hakkı ve avukatlık ücretinin rüçhanlı bulunması:

             Madde 166 – Avukat, müvekkili tarafından verilen veya onun namına aldığı malları, parayı ve diğer her türlü kıymetleri, avukatlık ücreti ve giderin ödenmesine kadar, kendi alacağı nispetinde elinde tutabilir.

             Avukat, sözleşme ile kararlaştırılan ve hakim tarafından takdir olunan ücretinden dolayı, kendi çalışması sonucunda müvekkilin muhafaza ettiği veya kazandığı mallar ve davadaki diğer taraftan ilam gereğince tahsil edilecek para yahut alınacak mallar üzerinde diğer alacaklılara nazaran rüçhan hakkını haizdir. Rüçhan hakkı, vekaletnamenin düzenlenme tarihine, vekaletname umumi ise iş sahibi adına ücret konusu işten dolayı ilk yapılan resmi baş vurma tarihine göre sıra alır. (Ek cümle : 2/5/2001 - 4667/79 md.) İş sahibinin iflası halinde avukatın vekâlet ücreti alacağı da rüçhanlıdır. Ancak, 9.6.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanununun 206 ncı maddesinin birinci fıkrası hükmü saklıdır.

             Bir ilamın cebri icra yoluyla infazına girişildiğinde, icra dairesi, takip talebinde bulunan tarafın ilamda adı yazılı olan avukatına, icra emri ile aynı zamanda düzenliyeceği bir bildiriyi, gideri takip talebinde bulunandan alınmak suretiyle, derhal tebliğ eder. Bu bildiri tebliğ edilmedikçe icranın sonraki safhlarına geçilemez. Avukata yapılacak tebliğin giderleri hakkında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 59. maddesi hükmü uygulanır.

                Avukatın ölümü halinde, mirasçılarına intikal eden avukatlık ücreti alacakları da, avukat alacakları gibi rüçhanlıdır. Şu kadar ki, üçüncü fıkrada yazılı bildirim zorunluğu bu kimseler hakkında uygulanmaz.
—-

(1)    Bu madde başlığı “Ücret sözleşmesinin kapsamı” iken 2/5/2001 tarih ve 4667 sayılı Kanunun 77 nci maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.

             
Anlaşmazlıkların hakem yoluyla çözümü (1)
           
Madde 167 – (Değişik : 2/5/2001 - 4667/80 md.; İptal: Ana. Mah.’nin 3/3/2004 tarih ve E.2003/98, K.2004/31 sayılı Kararı ile.)            

            
Avukatlık ücret tarifesinin hazırlanması:
            
Madde 168 – (Değişik: 2/5/2001 - 4667/81 md.)         

             Baronun yönetim kurulları, her yıl Eylül ayı içerisinde, yargı yerlerindeki işlemler ile diğer işlemlerden alınacak avukatlık ücretinin asgarî hadlerini gösteren birer tarife hazırlayarak Türkiye Barolar Birliğine gönderirler.

             Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca, baro yönetim kurullarının teklifleri de göz önüne alınmak suretiyle uygulanacak tarife o yılın Ekim ayı sonuna kadar hazırlanarak Adalet Bakanlığına gönderilir. Bu tarife Adalet Bakanlığına ulaştığı tarihten itibaren bir ay içinde Bakanlıkça karar verilmediği veya tarife onaylandığı takdirde kesinleşir. Ancak Adalet Bakanlığı uygun bulmadığı tarifeyi bir daha görüşülmek üzere, gösterdiği gerekçesiyle birlikte Türkiye Barolar Birliğine geri gönderir. Geri gönderilen bu tarife, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca üçte iki çoğunlukla aynen kabul edildiği takdirde onaylanmış, aksi halde onaylanmamış sayılır; sonuç Türkiye Barolar Birliği tarafından Adalet Bakanlığına bildirilir. 8 inci maddenin altıncı fıkrası hükümleri kıyasen uygulanır.

             Avukatlık ücretinin takdirinde, hukukî yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarife esas alınır.

            

Yargı mercilerine karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücretinin miktarı:
            
Madde 169 – (Değişik: 31/10/1980 - 2329/2 md.)

             Yargı mercilerince karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücreti, avukatlık ücret tarifesinde yazılı miktardan az ve üç katından fazla olamaz.

             (Mülga : 2/5/2001 - 4667/82 md.)

            
Madde 170 – (Mülga: 22/1/1986 - 3256/29 md.)

           
 İşi sonuna kadar takip etme zorunluluğu ve başkasını tevkil:
            
Madde 171 – (Değişik birinci fıkra : 2/5/2001 - 4667/83 md.) Avukat, üzerine aldığı işi kanun hükümlerine göre ve yazılı sözleşme olmasa bile sonuna kadar takip eder.

             Avukata verilen vekaletnamede başkasını tevkile yetki tanınmış ise, yazılı sözleşmede aksine açık bir hüküm olmadıkça, işi başka bir avukatla birlikte veya başka bir avukata vererek takip ettirebilir. Vekaletnamede, bunun düzenlendiği tarihten sonra açılacak veya takip edilecek bütün dava ve işlerde vekalete ve başkasını tevkile genel şekilde yetki verilmişse, avukat, bu tarihten sonraki dava ve işlerde müvekkilinden ayrıca vekalet almaya lüzum kalmaksızın işi başka bir avukatla birlikte veya başka bir avukata vererek takip ettirebilir.

             İkinci fıkradaki hallerde, avukatın müvekkile karşı sorumluluğu devam eder. Birlikte takibettiği veya işi tamamen devrettiği avukatların kusurlarından ve meydana getirdikleri zarardan dolayı müvekkile karşı hem şahsen hem de diğer avukatla birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. Şu kadar ki, bu hüküm, 12 nci maddede yazılı bir iş sebebiyle başka bir yerde çalışmak zorunluğunda olduğu için işi tamamen başkasına devreden avukatlar hakkında uygulanmaz.

—-

(1)    Bu madde başlığı; “Avukatlar tarafından açılacak avukatlık ücreti davaları” iken, 2/5/2001 tarih ve 4667 sayılı Kanunun 80 inci maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.
             Avukat tarafından işe başka avukatlar teşrik edilmiş ise, avukat bundan dolayı ayrı bir ücret istiyemiyeceği gibi, işi birlikte takip eden avukat da müvekkilden herhangi bir ücret istiyemez. İş tamamen başka bir avukata bırakılmış ise, tevkil eden ve tevkil olunan avukatlar ücret sözleşmesindeki miktarı aşmamak şartiyle, harcadıkları mesaiye karşılık olan ücreti müvekkilden istiyebilirler. Ancak, tevkil eden avukat müvekkilden peşin ücret almışsa, harcadığı mesaiye karşılık olan miktarın fazlasını tevkil ettiği avukata ödemekle yükümlüdür.

           
İş sahibinin işi başka bir avukata vermesi:
            
Madde 172 – İş sahibi, ilk anlaşmayı yaptığı avukatının yazılı muvafakatı ile, başka avukatları da işin kovuşturma ve savunmasına katabilir.

             İş sahibi, ilk avukatın muvafakatını kendisine tevdi veya tebliğ edilecek bir yazı ile en az bir haftalık süre vererek talep eder. Avukat bu süre içinde cevap vermemişse muvafakat etmiş sayılır.

             İlk avukatın muvafakat etmemesi halinde, vekalet akdi kendiliğinden sona erer. İş sahibi, muvafakat etmiyen avukata ücretin tamamını ödemekle yükümlüdür.

             İlk avukatın muvafakatı ile işin başka avukatlar tarafından da takibi halinde iş sahibi, ilk avukatın ücretinden kısıntı yapamaz. Bu halde avukatların müvekkile karşı sorumluluğu konusunda 171 inci maddenin üçüncü fıkrası hükmü uygulanır.

Avukatlık ücretinin belli bir işe hasredilmesi:

Madde 173 – Sözleşmede aksine bir hüküm yoksa, kararlaştırılan avukatlık ücreti yalnızca avukatın üzerine almış olduğu işin karşılığı olup, mukabil dava, bağlantı ve ilişki bulunsa bile başka dava ve icra kovuşturmaları veya her türlü hukuki yardımlar ayrı ücrete tabidir.

             Avukata tevdi edilen işin yapılması veya yapıldıktan sonra sonucunun alınması için gerekli bütün vergi, resim, harc ve giderler iş sahibinin sorumluluğu altında olup, avukat tarafından ilk istekte avukata veya gerektiği yere ödenir. Bu harcamaların avukat tarafından yapılabilmesi için, yeteri kadar avansın iş sahibi tarafından verilmiş olması gerektir. Avukatın iş için yapacağı yolculuk masrafları ve bulunduğu yerden ayrılma tazminatı, anlaşma gereğince iş sahibi tarafından ayrıca ödenir. Bu giderler peşin olarak ödenmedikçe avukat yolculuğa zorlanamaz. Bu hükmün aksine sözleşme yapılabilir.

            
Avukatın işi takipten vazgeçmesi, azli ve ücretin gününde ödenmemesi:
            
Madde 174 – Üzerine aldığı işi haklı bir sebep olmaksızın takipten vazgeçen avukat hiçbir ücret istiyemez ve peşin aldığı ücreti geri vermek zorundadır.

             Avukatın azli halinde ücretin tamamı verilir. Şu kadar ki, avukat kusur veya ihmalinden dolayı azledilmiş ise ücretin ödenmesi gerekmez.

             Anlaşmaya göre avukata peşin verilmesi gereken ücret ödenmezse, avukat işe başlamakla zorunlu değildir. Bu sebeple doğabilecek her türlü sorumluluk iş sahibinindir. Yazılı sözleşmedeki diğer ödeme şartlarının yerine getirilmemesinden dolayı avukat işi takip etmek ve sonucunu elde etmekten mahrum kalırsa sorumluluk bakımından aynı hüküm uygulanır.

            

İş sahibinin adresi:
            
Madde 175 – İş sahibinin verdiği vekaletnamede yazılı adrese avukat tarafından yapılacak her tebliğ, kendisine yapılmış sayılır. Adres değişiklikleri en geç üç gün içinde iş sahibi tarafından taahhütlü mektupla avukata bildirilir.

             İş sahibinin adresine gönderilecek yazıların tebliğ edilememesinden veya adres değişikliklerinin bildirilmemesinden doğan sorumluluk iş sahibine aittir.

ONİKİNCİ KISIM
Adli Müzaharet

            
Adlî yardımın kapsamı (1)
            
Madde 176 – (Değişik : 2/5/2001 - 4667/84 md.)

             Adlî yardım, avukatlık ücretlerini ve diğer yargılama giderlerini karşılama olanağı bulunmayanlara bu Kanunda yazılı avukatlık hizmetlerinin sağlanmasıdır.

            
Adlî yardım bürosu (2)
            
Madde 177 – (Değişik : 2/5/2001 - 4667/85 md.)

             Adlî yardım hizmeti, baro merkezlerinde, baro yönetim kurullarınca avukatlar arasından oluşturulan adlî yardım bürosu tarafından yürütülür. Baro yönetim kurulu, ayrıca baro merkezi dışında avukat sayısı beşten çok olan her yargı çevresinde de bir avukatı adlî yardım bürosu temsilcisi olarak görevlendirebilir. Büro ve temsilciler, baro yönetim kurulunun gözetimi altında çalışırlar.

            
Adlî yardım istemi (3)
           
Madde 178 – (Değişik : 2/5/2001 - 4667/86 md.)

             Adlî yardım istemi, adlî yardım bürosuna veya temsilcilerine yapılır. İstek sahibi, isteminde haklı olduğunu gösterdiği delillerle kanıtlamak zorundadır.

             Yardım isteminin reddi halinde, ilgilisi yazı veya sözle baro başkanına başvurabilir. Baro başkanının vereceği karar kesindir.
           
Adlî yardımın yapılışı (4)
          
Madde 179 – (Değişik : 2/5/2001 - 4667/87 md.)

             Adlî yardım isteminin kabulü halinde; büro gerekli işlemleri yapmak üzere bir veya birkaç avukatı görevlendirir. Görevlendirilen avukat, görev yazısının kendine ulaşmasıyla, avukatlık hizmetlerini yerine getirmek yükümlülüğü altına girer.

             Bu yükümlülük, ilgilinin gerekli belge ve bilgileri isteğe rağmen vermemesi veya vekâletname vermekten kaçınmasıyla sona erer.

             Ayrıca görevlendirilen avukat da bu işi yapmaktan çekinmek isterse görevin kendisine bildirildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde o işin tarifede belirlenen ücretini baroya ödemek zorundadır.

             Büro, görevlendirilen avukatın işi yürütmesiyle ilgili aşamaları izler.

             18.6.1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ve 4.4.1929 tarihli ve 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu ile diğer kanunlardaki adlî yardıma ilişkin hükümler saklıdır.

—-

(1)    Bu madde başlığı; “Adli müzaharet bürosu” iken, 2/5/2001 tarih ve 4667 sayılı Kanunun 84 üncü maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.

(2)    Bu madde başlığı; “Büronun açılması” iken, 2/5/2001 tarih ve 4667 sayılı Kanunun 85 inci maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.

(3)    Bu madde başlığı; “Büronun görevleri ve adli müzaherete memur avukat” iken, 2/5/2001 tarih ve 4667 sayılı Kanunun 86 ıncı maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.

(4)     Bu madde başlığı; “Adli müzaharet için delil gösterme zorunluluğu” iken, 2/5/2001 tarih ve 4667 sayılı Kanunun 87 inci maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.

            
Büronun gelir ve giderleri (1)
            
Madde 180 – (Değişik : 2/5/2001 - 4667/88 md.)

             Adli yardım bürosunun gelirleri şunlardır:

             a) İki yıl öncesine ait kesin hesap sonuçlarına göre tespit edilen toplam miktarlar esas alınarak 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı (1), (2) ve (3) sayılı tarifelere göre alınan harçların yüzde ikisi ile idarî nitelikteki para cezaları hariç olmak üzere para cezalarının yüzde ikisi, (2)

             b) Baroya düşecek paylar ile kamu ve özel kurum ve kuruluşlarından, il veya belediye bütçelerinden baroya yapılan yardımlar,

             c) Bu amaçla yapılan her türlü bağışlar,

             d) Adlî yardım görevinden çekilen avukatların yatıracağı ücret,

             e) Adlî yardımla görevlendirilen avukatın aldığı ücretin yüzde onu ile davadan haklı çıkan adlî yardımdan yararlanan kişinin avukat ücretinden başka, yararlandığı kısmın yüzde beşi.

             Büronun giderleri şunlardır:

             a) Adlî yardımla görevlendirilen avukatlara gerektiğinde ödenecek ücretler,

             b) Büroda görevlendirileceklere ödenecek ücretler,

             c) Büro giderleri ve diğer giderler.

             Adlî yardım bürolarının gelir ve giderleri büro bütçesinin ayrı bölümlerinde gösterilir. Bu bölümde kalan gelir fazlasının bir sonraki yıla aynen aktarılması zorunludur.

             Birinci fıkranın (a) bendine göre hesaplanacak ödenek, Maliye Bakanlığınca her yıl Mart ayının sonuna kadar Türkiye Barolar Birliği hesabına aktarılır. Bu paralar, münhasıran adlî yardım için kullanılır ve yılı içinde harcanmayan paralar, ertesi yıla aynen aktarılır. Bu paraların barolar arasındaki dağıtımı ve kullanılmasına ilişkin hususlar, Türkiye Barolar Birliği tarafından çıkarılan yönetmelikle düzenlenir.

(Ek fıkra: 28/3/2007-5615/26 md.) Maliye Bakanlığınca iki yıl öncesine ait kesin hesap sonuçlarına göre tespit edilen toplam tutarlar esas alınarak 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı (1), (2) ve (3) sayılı tarifelere göre alınan harçların yüzde biri ile idarî nitelikteki para cezaları hariç olmak üzere para cezalarının yüzde biri; her yıl Mart ayının sonuna kadar Türkiye Barolar Birliği adına açılan hesaba aktarılır ve zorunlu müdafi ve vekil görevlendirme ile ilgili carî giderler bu hesaptan ödenir. Bu hesap, münhasıran zorunlu müdafi ve vekil görevlendirme ile ilgili carî giderler için kullanılır ve yılı içinde harcanmayan paralar, ertesi yıla aynen aktarılır. Bu paraların barolar arasındaki dağıtımı, harcanması ve bu hizmet için çalıştırılacak personele ilişkin hususlar, Maliye Bakanlığının görüşü alınmak suretiyle Adalet Bakanlığı ile Türkiye Barolar Birliği tarafından birlikte çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.

            
Yıllık çalışma raporu ve yönetmelik (3)
            
Madde 181 – (Değişik : 2/5/2001 - 4667/89 md.)

             Adlî yardım bürosu, çalışmalarını her yıl sonu düzenleyecekleri bir raporla baro yönetim kuruluna bildirir. Raporun bir örneği baroca Türkiye Barolar Birliğine gönderilir.

             Adlî yardım bürosunun kuruluşu, görevlendirilecek avukatların ve bunlara ödenecek ücretlerin belirlenmesi, büronun işleyişi, denetimi gibi konular Türkiye Barolar Birliğince çıkarılacak yönetmelikte gösterilir.

                                                           
ONÜÇÜNCÜ KISIM
Çeşitli Hükümler

            
Yönetmelik:
            
Madde 182 – (Değişik : 2/5/2001 - 4667/90 md.)

             Bu Kanunda düzenlenmesi yönetmeliğe bırakılan hususlar ile Kanunun uygulanabilmesi için yönetmelikte yer alması gereken diğer konuları kapsayan yönetmelikler Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu tarafından hazırlanarak Adalet Bakanlığına gönderilir. Yönetmelikler Adalet Bakanlığına ulaştığı tarihten itibaren iki ay içinde karar verilmediği veya onaylandığı takdirde kesinleşerek yürürlüğe girer. Ancak, Adalet Bakanlığı uygun bulmadığı yönetmelikleri bir daha görüşülmek üzere, gösterdiği gerekçesiyle birlikte Türkiye Barolar Birliğine geri gönderir. Geri gönderilen bu yönetmelikler, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca üçte iki çoğunlukla aynen kabul edildiği takdirde onaylanmış sayılarak yürürlüğe girer, aksi halde onaylanmamış sayılır ve sonuç Türkiye Barolar Birliği tarafından Adalet Bakanlığına bildirilir. 8 inci maddenin altıncı ve yedinci fıkraları hükümleri burada da kıyasen uygulanır.


 (1)    Bu madde başlığı “Gelir ve gider” iken, 2/5/2001 tarih ve 4667 sayılı Kanunun 88 inci maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.

(2)   Bu bentte geçen “yüzde üçü” ibareleri, 28/3/2007 tarihli ve 5615 sayılı Kanunun 26 ncı maddesiyle “yüzde ikisi” şeklinde değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.

 (3) Bu madde başlığı “Yıllık çalışma raporu” iken, 2/5/2001 tarih ve 4667 sayılı Kanunun 89 uncu maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.

             
Cumhuriyet savcılarına yapılacak tebligat:
            
Madde 183 – Bu kanun gereğince Cumhuriyet savcılarına yapılacak tebligatta ilgili dosyanın da birlikte gönderilmesi şarttır.

 Avukatlık kıdemine sayılacak hizmetler:

 Madde 184 – Dördüncü maddenin birinci fıkrasında sayılan hizmetlerden avukatlığa geçenlerin bu hizmetlerde geçen süreleri avukatlık kıdemine sayılır.

            
Davavekilleri hakkında uygulanacak hüküm:
            
Madde 185 – Bu Kanunun ikinci, dördüncü, beşinci, yedinci, sekizinci ve dokuzuncu kısmı ile 65 inci maddesi dışında kalan hükümleri davavekilleri hakkında da kıyasen uygulanır.

             (Mülga : 2/5/2001 - 4667/91 md.)

Topluluk sigortasına girmeleri mutlak şekilde zorunlu olanlar:
            
Madde 186 – 188 inci maddede yazılı olanlar dışında kalan avukatların 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 86 ncı maddesinde gösterilen “Topluluk Sigortasına” girmeleri zorunludur. Ancak, bu zorunluluk (Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası) bakımından olup, (İş kazaları ve meslek hastalıkları), (Hastalık) ve (Analık) sigortalarına girmek avukatın isteğine bağlıdır.

             (Ek: 26/2/1970 - 1238/2 md.) Topluluk Sigortasına tabi olan avukatlar hakkında bu kanundaki özel hükümlere aykırı olmamak kaydı ile, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ile 5/1/1961 gün ve 228 sayılı Kanun ve bu kanunların ek ve tadilleri hükümleri uygulanır.

            
Topluluk sigortasına girme zorunluğu şarta bağlı olanlar:
            
Madde 187 – Geçici 2 nci maddenin kapsamına giren avukatlar, T.C. Emekli Sandığına borçlanma haklarını aynı maddede gösterilen süre içinde kullanmadıkları takdirde, 186 ncı madde uyarınca Topluluk Sigortasına girmek zorunluluğundadırlar.

            
Topluluk sigortasına giremiyenler:
            
Madde 188 – (Değişik: 26/2/1970 - 1238/1 md.)

             Emekliliğe tabi bir görevde çalışmakta olanlar, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu kapsamına girenler (Aynı kanunun 85 inci maddesindeki isteğe bağlı sigortadan faydalananlar dahil),geçici 2 nci maddedeki borçlanmak hakkından faydalananlar ile T.C. Emekli Sandığından emeklilik veya malûllük aylığı almakta olan yahut 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununa göre yaşlılık veya malûllük sigortasından faydalanmış bulunanlar ve aynı kanunun geçici 20 nci maddesindeki şartlara uygun olarak faaliyette bulunan sandıklara tabi bulunan veya bu sandıklardan faydalanmış olanlar 186 ncı madde uyarınca topluluk sigortasına giremezler.

             Avukatın yukarıki fıkraya göre topluluk sigortasına girememesi, avukatlık meslekinin icrasına engel teşkil etmez.
 

            
Madde 189 – (Mülga: 26/2/1970 - 1238/6 md.)

            
Prim borcunu ödememenin sonuçları:
            
Madde 190 – Topluluk Sigortası primlerini, topluluk sözleşmesinde gösterilen zamanda ödemiyen avukatın adı baro yönetim kurulunun karariyle, birikmiş prim borcunu, sözleşmedeki şartlar dairesinde ödeyinceye kadar, baro levhasından silinir ve durum ilgili yerlere bildirilir.

             Topluluk Sigortası primin ödememenin sonuçları,prim borçlusu avukatın şahsına münhasır olup, bu sonuçların aynı Topluluk Sigortası sözleşmesine katılmış olan diğer sigortalılara veya baroya sirayeti hakkında bir hüküm sözleşmeye konulamaz. (Ek cümle : 2/5/2001 - 4667/92 md.) 17.7.1964 tarihli ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 140 ıncı maddesi hükmü barolar hakkında uygulanmaz.

            
Tip sözleşmenin hazırlanması ve topluluk sözleşmesine giriş:
            
Madde 191 – 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 86 ncı maddesi gereğince barolarla Sosyal Sigortalar Kurumu arasında yapılacak sözleşmelere esas teşkil eden tip sözleşme, Çalışma Bakanlığı, Türkiye Barolar Birliği ve Sosyal Sigortalar Kurumu arasında yapılacak görüşmelerle tespit edilir.

             Tip sözleşmede yapılacak değişiklikte de yukarıdaki fıkra hükmü uygulanır.

             Bu kanunun yürürlüğe girmesinden sonra kurulacak olan barolar da kuruluşlarını takip eden bir ay içinde tip sözleşmeye göre Topluluk Sigortası sözleşmesi yapmak üzere Sosyal Sigortalar Kurumuna başvururlar. Yeni teşekkül eden baroya kayıtlı avukatlar, evvelce kayıtlı oldukları baroda iken girdikleri Topluluk Sigortası ile kazandıkları haklar saklı kalmak üzere, yeni kaydoldukları baronun topluluk sigortasına girerler.

            
Yürürlükten kaldırılan hükümler:
            
Madde 192 – 3499 sayılı Avukatlık Kanunu ile ek ve tadilleri, geçici 7 nci madde hükümleri saklı kalmak şartiyle, yürürlükten kaldırılmıştır.

            
Değiştirilen kanun hükümleri hakkında:

            
Madde 193 – (Bu madde 21/12/1953 tarih ve 6207 sayılı kanunun 1, 4 ve 5 inci maddelerinin değiştirilmesi ile ilgili olup ilgili kanundaki yerlerine işlenmiştir.)

            
1086 sayılı kanunun değiştirilen hükmü:

            
Madde 194 – (Bu madde 18/6/1927 tarih ve 1086 sayılı Kanunun 61 inci maddesinin değiştirilmesi ile ilgili olup mezkür kanundaki yerine işlenmiştir.)

            
Emekliliğe tabi görevden önceki avukatlığın kıdeme sayılması:
            
Madde 195 – (Yeniden düzenleme: 26/2/1970 - 1238/1 md.)

             Bu kanun gereğince topluluk sigortasına girmiş olup sigortalılığı devam eden bir avukat emekliliğe tabi bir göreve veya hizmete atandığı yahut seçildiğinde, sigortalılığına esas alınan avukatlık süresinin dörtte üçü (1) kıdemine eklenerek intibakı yapılır ve görev veya hizmet aylığı ile emeklilik keseneğine esas aylığı yükseltilir.

 —–
(1)  Bu arada yer alan “üçte ikisi” ibaresi 2/5/2001 tarih ve 4667 sayılı Kanunun 93 üncü maddesiyle “dörtte üçü” olarak değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.
 

            
Madde 196 - 198 – (Mülga: 26/2/1970 - 1238/6 md.)

            
Kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşessüslerinde görevli avukatlar:

            
Ek Madde 1 – (Ek: 8/5/1984 - 3003/8 md.)

             Kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüslerinde asli ve sürekli olarak avukatlık görevinde çalışanların baro levhasına yazılmaları isteklerine bağlıdır. Ancak bunlar hakkında bu Kanunun avukatlık meslekine kabul ve ruhsatname verilmesine ilişkin hükümleri aynen uygulanır. Bunlar, görevlerinin gereği olan işleri yaparken baro levhasına kayıtlı avukatların yetkileriyle haklarına sahip ve onların ödevleriyle yükümlüdürler. Baroya kaydını yaptırmayan avukat, çalıştığı yer barosuna bilgi verir.

             Yukarıdaki fıkra uyarınca baro levhasına yazılmak istemediklerini bildiren adayların, sadece avukatlık mesleğine kabullerine ve adlarına ruhsatname düzenlenmesine karar verilerek kanunda öngörülen diğer işlemler, aynen yerine getirilir.

             Birinci fıkrada sözü edilen görevlerden ayrılma halinde, avukatlık mesleğinin yapılabilmesi, baro levhasına yazılmakla mümkündür.

             Bu Kanunun avukatlar hakkında öngördüğü disiplin işlem ve cezaları, bu maddede sözü edilen avukatlar hakkında da avukatın sürekli görev yaptığı yer barosunca uygulanır.

            
Yurt dışında temsil (1)
            
Ek Madde 2 – (Değişik : 2/5/2001 - 4667/94 md.) Avukatlar, Türkiye Barolar Birliğini veya baroları temsil etmek üzere uluslararası toplantı ve kongrelere Adalet Bakanlığına bilgi vermek suretiyle katılabilirler.

            
Seçimlerin yapılması:
            
Ek Madde 3 – (Ek: 8/5/1984 - 3003/8 md.)

             Barolar ile Türkiye Barolar Birliğinin bu Kanuna göre gizli oyla yapılacak organ seçimlerine ilişkin işlemler, aşağıdaki esaslara göre yargı gözetimi altında gerçekleştirilir.

             (Değişik : 2/5/2001 - 4667/95 md.) Seçim yapılacak genel kurul toplantısından en az onbeş gün önce, baro seçimleri için levhaya kayıtlı   (…) (2) avukatlar, Türkiye Barolar Birliği seçimleri için de genel kurula barolarca seçilen asıl ve yedek delegeler ile doğal delegeleri belirleyen liste, toplantının gündemi, yeri, günü, saati ile çoğunluk olmadığı takdirde yapılacak ikinci toplantıya ilişkin hususları belirten bir yazı ile birlikte üç nüsha olarak o yer ilçe seçim kurulu başkanı olan hâkime verilir. Bir yerde birden fazla ilçe seçim kurulu bulunduğu takdirde görevli hâkim, Yüksek Seçim Kurulunca belirlenir. Toplantı tarihleri, gündemde yer alan diğer konular göz önünde bulundurularak görüşmelerin bitimine göre seçimlerin ilçe seçim kurulu başkanının gözetiminde yapılması sağlanır. Üye sayısı dörtyüzü aşan barolarda görüşmeler cumartesi günü sonuçlandırılır ve seçimlere pazar günü dokuzda başlanır ve oy verme işi saat onyedide sona erer.

             Hakim, gerektiğinde ilgili kayıt ve belgeleri de getirtip incelemek suretiyle varsa noksanları tamamlattırdıktan sonra seçime katılacak avukatları belirleyen liste ile yukarıdaki fıkrada belirtilen diğer hususları onaylar. Onaylanan liste ile toplantıya ilişkin diğer hususlar Adalet dairesi ve baro ilan yerlerinde asılmak sureti ile üç gün süre ile ilan edilir.

             İlan süresi içinde listeye yapılacak itirazlar hakim tarafından incelenir ve en geç iki gün içinde kesin olarak karara bağlanır.

             Bu suretle kesinleşen listeler ile toplantıya ilişkin diğer hususlar onaylanarak ilgili baro veya Türkiye Barolar Birliğine gönderilir.

—-

 (1)    Bu madde başlığı “Yurt dışına çıkma izni” iken, 2/5/2001 tarih ve 4667 sayılı Kanunun 94 üncü maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.

 (2)   Bu arada yer alan “avukatlardan genel kurula katılma hakkına sahip” ifadesi, 14/7/2004 tarihli ve 5218 sayılı Kanunun 2 nci  maddesiyle madde metninden çıkartılmıştır.
            Hakim, kamu görevlileri veya aday olmayan avukatlar arasından bir başkan ile iki üyeden oluşan bir seçim sandık kurulu atar. Aynı şekilde ayrıca üç yedek üye de belirler. Seçim sandık kurulu başkanının yokluğunda kurula yaşlı üye başkanlık eder.

             Seçim sandık kurulu, seçimlerin kanunun öngördüğü esaslara göre yürütülmesi, yönetimi ve oyların tasnifi ile görevli olup, bu görevleri seçim ve tasnif işleri bitinceye kadar aralıksız olarak devam eder.

             Dörtyüz kişiden fazla üyesi bulunan barolarda her dörtyüz kişi için bir oy sandığı bulunur ve her seçim sandığı için ayrı bir kurul oluşturulur. Yüze kadar olan üye fazlalığı sandık sayısında nazara alınmaz. Seçimlerde kullanılacak araç ve gereçler ilçe seçim kurulundan sağlanır. Ve sandıkların konacağı yerler hakim tarafından belirlenir.

             Seçim süresinin sonunda seçim sonuçları tutanakla tespit edilip seçim sandık kurulu başkan ve üyeleri tarafından imzalanır. Birden fazla sandık bulunması halinde tutanaklar, hakim tarafından birleştirilir. Tutanakların birer örneği seçim yerinde asılmak suretiyle geçici seçim sonuçları ilan edilir. Kullanılan oylar ve diğer belgeler tutanağın bir örneği ile birlikte üç ay süreyle saklanmak üzere ilçe seçim kurulu başkanlığına tevdi edilir.

             Seçimin devamı sırasında yapılan işlemler ile tutanakların düzenlenmesinden itibaren iki gün içinde seçim sonuçlarına yapılacak itirazlar, hakim tarafından aynı gün incelenir ve kesin olarak karara bağlanır. İtiraz süresinin geçmesi ve itirazların karara bağlanmasından hemen sonra hakim yukarıdaki hükümlere göre kesin sonuçları ilan eder ve ilgili baro ile Türkiye Barolar Birliğine bildirir.

             (Değişik: 28/5/1988 - 3464/2.md.) Oy verme işlemi, gizli oy açık tasnif esasına göre yapılır. Listede adı yazılı bulunmayan avukat oy kullanamaz. Oylar, oy verenin kimliğinin baro veya resmi kuruluşça verilen belge ile ispat edilmesinden ve listedeki isminin karşısındaki yerin imzalanmasından sonra kullanılır. Oylar, organlara göre birlikte veya ayrı ayrı her şekilde düzenlenen oy pusulalarının, üzerinde ilçe seçim kurulu mühürü bulunan ve oy verme sırasında sandık kurulu başkanı tarafından verilecek zarfa konulması suretiyle kullanılır. Bunların dışındaki zarflara konulan oylar geçersizdir. Asıl üyenin mazereti olduğu takdirde yedek üye Türkiye Barolar Birliği Genel Kuruluna katılır ve oy kullanılır.

             (Değişik : 2/5/2001 - 4667/95 md.) Hâkim, seçim sonuçlarını etkileyecek ölçüde bir usulsüzlük veya kanuna aykırı uygulama tespit etmesi halinde; bu tespite konu olan organla sınırlı olmak üzere seçimlerin iptaline karar verir. Bu takdirde, süresi bir aydan az ve iki aydan fazla olmamak üzere seçimin yenileneceği pazar gününü tespit ederek ilgili baroya veya Türkiye Barolar Birliğine bildirir. Belirlenen günde yalnız seçim yapılır ve seçim işlemleri bu madde ile kanunun öngördüğü diğer hükümlere uygun olarak yürütülür.

             İlçe seçim kurulu başkanı hakime ve seçim sandık kurulu başkanı ile üyelerine, “Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun” da belirtilen esaslara göre ücret ödenir. Bu ücret ve diğer seçim giderleri, Türkiye Barolar Birliği ve ilgili baroların bütçelerinden karşılanır.

(Değişik ondördüncü  fıkra: 23/1/2008-5728/336 md.) Seçimler sırasında sandık kurulu başkanı ve üyelerine karşı görevleriyle bağlantılı olarak işlenen suçlar kamu görevlilerine karşı işlenmiş gibi cezalandırılır.     

             Seçimlerin düzen içerisinde ve sağlıklı biçimde yurütülmesi amacıyla hakimin ve sandık kurulunun aldığı tedbirlere uymayanlara, eylemin ağırlığına göre bu Kanunda yazılı disiplin cezaları verilir.

            
Denetim:
            
Ek Madde 4 – (Ek: 8/5/1984 - 3003/8 md.)

             Adalet Bakanlığı, Barolar ve Türkiye Barolar Birliği organlarının görevlerini kanun hükümlerine uygun olarak yapıp yapmadıklarını ve mali işlemlerini yönetmelikte belirlenecek esaslara göre denetlemeye yetkilidir. Bu idari ve mali denetim, adalet müfettişlerince yapılır.

            
Geçici hükümler:
            
Geçici Madde  1 – (Değişik: 26/2/1970 - 1238/1 md.)

             7 Temmuz 1969 tarihinden sonra 506 sayılı Sosyal sigortalar Kanununun 86 ncı maddesi gereğince barolarla Sosyal Sigortalar Kurumu arasında yapılacak sözleşmelere esas teşkil eden ilk tip sözleşme, bu kanunun geçici 10 uncu maddesi uyarınca Türkiye Barolar Birliğinin yapacağı ilk toplantıyı takip eden üç ay içinde Çalışma Bakanlığı, Türkiye Barolar Birliği ve Sosyal Sigortalar Kurumu arasında yapılacak görüşmelerle tespit edilir. Hazırlanan tip sözleşme, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu tarafından, bir hafta içinde bütün barolara gönderilir. Topluluk sigortasına girmeye mecbur olan avukatların bağlı bulundukları barolar, tip sözleşmeye göre topluluk sigortası sözleşmesi yapmak üzere tip sözleşmenin baroya gelişi tarihinden itibaren iki ay içinde Sosyal Sigortalar Kurumuna  başvururlar. Sözleşmeler, baronun başvurma tarihinden itibaren en geç üç ay içinde yürürlüğe konur.

             A) Topluluk sigortasına tabi oldukları tarihde 30 yaşını geçmiş bulunan avukatlardan, 55 yaşını doldurmakla beraber 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 60 ıncı maddesinde yazılı şartları yerine getiremediklerinden yaşlılık sigortasından aylık bağlanmasına hak kazanamıyan ve:

             a) Sigortalılıklarının başladığı tarihten önceki on yıl içinde en az 2000 gün baro levhasında kayıtlı avukat olduklarını tevsik eden,

             b) Sigortalılık süresince her yıl en az ortalama 200 gün sigorta primi ödemiş olan,

             c) En az beş yıl sigortalı bulunan avukatlara, sigortalılık süresi 15 yılı doldurmuş olanlar gibi Sosyal Sigortalar Kanununun 61 inci maddesindeki esaslara göre yaşlılık aylığı bağlanır.

             (a) bendinde sözü geçen avukatlık süresi, avukatların sigortalıklarının başladığı tarihten itibaren en geç iki yıl içinde ilgili barolardan alınarak Sosyal Sigortalar Kurumuna verilecek belgelerle tespit edilir.

             Barolar bu çalışma belgelerini düzenlemekten kaçınırlarsa, sigortalı avukatların ilgili baro ve yönetim kurulu başkan ve üyelerinden zarar ve ziyan istemek hakları saklıdır.

             Avukatlık süresini gösteren belgelerin gerçeğe uymadığı bir hükümle tespit edildiği takdirde gerek bunu düzenliyenler gerekse ilgili sigortalılar, Sosyal Sigortalar Kurumunun bu yüzden uğrayacağı zararları yüzde elli fazlasiyle ve kanuni faizi ile birlikte adı geçen Kuruma ödemekle yükümlüdür.

             Bu gibiler hakkında ayrıca ceza kovuşturması da yapılır.

             B) Topluluk sigortasına tabi oldukları tarihte 30 yaşını geçmiş bulunan avukatlardan, 50 yaşını doldurup, erken yaşlanmış oldukları tespit edilen ve Sosyal Sigortalar Kanununun 60 ıncı maddesinde yazılı şartları yerine getiremediklerinden aylık bağlanmasına hak kazanamıyanlara (A) fıkrasındaki şartlarla, sigortalılık süreleri 15 yılı doldurmuş olanlar gibi, Sosyal Sigortalar Kanununun 61 inci maddesindeki esaslara göre yaşlılık aylığı bağlanır.
 
Geçici Madde  2 – Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte T. C. Emekli Sandığındaki emekliliğe esas teşkil eden hizmetleri toplamı en az 15 yıl olan avukatlardan;

             A) (Değişik: 26/2/1970 - 1238/3 md.) Emekli keseneği ödedikleri memuriyet veya hizmetten 7 Temmuz 1969 tarihinden önce her ne sebeple olursa olsun ayrılmış olanlar, kendilerine emeklilik veya malûllük aylığı bağlanmamış olmak şartı ile, 7 Temmuz 1969 tarihine kadar Sosyal Sigortaya da tabi olmaksızın geçen fiili avukatlık sürelerinin tamamını veya bu sürenin emekliliğe esas olan eski hizmetlerinin süresi ile birlikte 25 yılı doldurmaya yetecek kısmını aşağıdaki hükümlere göre borçlanabilirler.
             Fiili avukatlık süresinin tamamını borçlananlar aşağıdaki (B) bendi hükümlerine göre T.C. Emekli Sandığı ile ilgilerini devam ettirebilirler. Bunlardan T. C. Emekli Sandığı ile ilgilerini devam ettirmek istemiyenlerle fiili avukatlık süresinin bir kısmını borçlanmak suretiyle emekliliğe esas hizmet sürelerini 25 yıla çıkarmış olanlara aşağıdaki hükümlere göre emekli aylığı bağlanır.

             B) Emekli keseneği ödedikleri memuriyet veya hizmetten bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte veya daha sonra her ne sebeple olursa olsun ayrılanlar, toplam süre 30 yılı geçmemek üzere, T.C. Emekli Sandığı ile ilgilerini devam ettirebilirler.

             (A) bendine göre borçlanabilmek için ilgilinin, listesine yazılı bulunduğu baronun topluluk sigortasına katıldığı tarihten itibaren üç ay içinde bu baro aracılığı ile T. C. Emekli Sandığına yazılı olarak baş vurması zorunludur. Borçlanılacak miktar, ilgilinin T. C. Emekli Sandığına evvelce kesenek ödediği memuriyet veya hizmette son aldığı maaş yahut ödenek derecesindeki kıdeminden itibaren o memuriyet veya hizmetin asgari terfi süresi nazara alınarak 2 veya 3 yılda bir terfi etmiş sayılmak suretiyle T. C. Emekli Sandığı Kanunu hükümleri dairesinde, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadarki fiili avukatlık süresi için ödemesi gereken keseneklerin (Kurum hissesi dahil) tamamıdır. Ancak, kesenekler ve kurum hissesi ait oldukları geçmiş yıllarda yürürlükte bulunan T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre hesaplanır.

             Borçlanılan süre ile T. C. Emekli Sandığına tabi eski memuriyet veya hizmet süreleri toplamı 30 yılı geçemez. Fiili avukatlık süresinin bu miktarı aşan kısmı için borçlanmak mümkün değildir.

             Borçlanılacak miktar, ilgilinin talebine göre, T. C. Emekli Sandığı tarafından yapılacak tebligat üzerine en geç 1 ay içinde toptan veya on yıl içinde on eşit taksitle ödenir. T. C. Emekli Sandığına tabi eski memuriyet veya hizmetlerinden ayrılırken keseneklerini almış olanlar bunun tamamını kanuni faizi ile birlikte, borçlanılan miktarın tamamının veya ilk taksidinin ödenmesi süresi içinde sandığa iade ile yükümlüdürler. Kesenekleri süresi içinde iade etmiyenlerin bu madde hükümlerinden faydalanmaları mümkün değildir.

             Borçlanan kimseler emekliliğe esas olan eski memuriyet veya hizmet sürelerine borçlandıkları sürenin eklenmesi suretiyle hesaplanacak süre üzerinden ve borçlandıkları miktarın tamamını ödedikleri tarihten itibaren 5434 sayılı Kanuna göre emekli aylığına hak kazanırlar. Emekli aylığına hak kazanabilmesi için toplam süresinin 25 yıl olması yeterlidir.

             Taksitle ödemede, borcun tamamını ödiyemeden ölen veya T. C. Emekli Sandığına göre malul olan avukatların kendilerine veya hak sahibi mirasçılarına ölüm veya maluliyeti takibeden ay başından itibaren 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre malullük yahut dul ve yetim aylığı bağlanır. Şu kadar ki, ödenmemiş yıllık taksitlerin her biri 12 eşit parçaya bölünerek o yılın malullük veya dul ve yetim aylıklarından kesilir ve artan miktar hak sahiplerine ödenir.

             Taksitle ödemede, bir taksidi zamanında ödemiyen ve T. C. Emekli Sandığınca yapılan tebligat üzerine 1 ay içinde bu borcunu yerine getiremiyenlerin borçlanma durumuna son verilir ve ödedikleri miktara tekabül eden sürenin eski memuriyet veya hizmetlerine eklenmesi suretiyle hesaplanacak süre üzerinden T. C.Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre işlem yapılır.

             Yukarıdaki fıkralar gereğince kendilerine veya hak sahibi mirasçılarına emekli, malullük veya dul ve yetim aylığı bağlananlara borçlanmadan önceki fiili memuriyet veya hizmetlerin tutarı üzerinden T. C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre ikramiye ödenir.

             (B) bendinden faydalanabilmek için ilgilinin, T. C. Emekli Sandığına kesenek ödediği memuriyet veya hizmetten ayrılmasını takibeden bir ay içinde Sandığa dilekçe ile başvurması ve kendisine emekli aylığı bağlanmamış veya kesenekleri iade edilmemiş olması gereklidir. (A) bendinin ikinci fıkrası delaletiyle (B) bendinden faydalananlar için bu süre borçlanma taleplerinin kabul edildiğinin Sandıkça kendilerine tebliği tarihinden başlar.

             (B) bendinden faydalanmak dileği ile yapılan baş vurmanın T.C. Emekli Sandığınca kabul edildiğinin ilgiliye tebliğini takibeden aybaşından itibaren sandığa kesenek ödeme yükümlülüğü doğar. Kesenekler (Kurum hissesi dahil) her ayın ilk haftası içinde doğrudan doğruya veya T.C. Emekli Sandığının belirteceği bir banka aracılığı ile sandığa ödenir.

             Kesenek ve kurum hissesi, ilgilinin T. C. Emekli Sandığına kesenek ödediği evvelki memuriyet veya hizmette son iktisap ettiği maaş veya ödeneğindeki kıdeminden başlamak üzere o memuriyet veya hizmetin en az yükselme süresine göre iki veya üç senede bir terfi ediyormuşçasına yürütülecek maaş dereceleri üzerinden hesaplanır.

             (B) bendi uyarınca T. C. Emekli Sandığı ile ilgileri devam edenlerin emekliliğe esas sürelerinin 30 yılı doldurduğu, sandıkla ilgilerinin kesilmesini yazılı olarak istedikleri, öldükleri yahut T.C. Emekli Sandığı Kanununa göre malûl duruma girdikleri veya borçlanma hükümlerinde gösterildiği şekilde sandık tarafından verilen bir aylık süre içinde ödememekte temerrüt ettikleri takdirde bu durumların husule geldiği tarihi takibeden aybaşından itibaren sandıkla ilgileri kesilir ve toplam süreleri üzerinden kendilerine yahut hak sahibi mirasçılarına 5434 sayılı Kanun uyarınca emekli, malullük dul veya yetim aylığı bağlanır. Bu kimselere ödenecek ikramiye hakkında borçlanma ile ilgili hükümler kıyasen uygulanır.

             Geçici 3, 4 ve 5 inci maddeler uyarınca borçlandıkları süre ile birlikte emekliliğe esas hizmetleri tutarı 15 yıl veya daha fazla olanlar da bu maddenin (B) bendi hükmünden faydalanabilirler.

             (Ek fıkralar: 26/2/1970 - 1238/3 md.):

          Bu  madde  hükümlerinden  faydalananların,  (A)  bendi  uyarınca  boçlandıkları  veya  (B)  bendi  uyarınca  T. C.  Emekli  Sandığı  ile  ilgilerini  devam  ettirdikleri  sürelerin   tamamı,   emekliliğe   tabi   görevden   son  defa  ayrıldıkları  maaş veya ödenekteki kıdemlerine eklenmek suretiyle bu görev veya hizmetin en az yükselme süresine göre iki veya üç yılda bir terfi etmiş veya ediyormuşçasına intıbakları yapılır.

             Bu maddenin 9 uncu fıkrasında T.C. Emekli Sandığına başvurma için konulmuş bir aylık süreyi geçirmiş olanlar, 1 Ocak 1971 tarihine kadar başvurmaları şartı ile bu madde hükümlerinden faydalanabilirler.

            
Geçici Madde 3 – (Değişik: 26/2/1970 - 1238/1 md.)

             7 Temmuz 1969 tarihinde veya bu tarihle 1 Ocak 1971 tarihi arasında T.C. Emekli Sandığında iştirakçi durumunda bulunanların, emeklilik keseneği ödedikleri görev veya hizmetten önce T.C. Emekli Sandığı Kanununa tabi olmadan ve Sosyal Sigortalar kapsamına da girmeden geçirdikleri fiili avukatlık sürelerinin daha önce başka kanunlarla borçlanılan süreler ile birlikte onbeş yılı geçmiyecek kısmı, 5434 sayılı Kanuna 23 şubat 1965 gün ve 545 sayılı Kanunun 5 inci maddesi ile eklenen maddedeki esaslara göre borçlanmaları şartı ile emekliliğe esas hizmetlerine eklenir. Şu kadar ki, bu kimselerin adlarına borç kaydedilecek miktar borçlandırılan sürenin geçtiği tarihlerde kesilen kesenek ve karşılıklar oranına göre tespit olunur.

             Bu madde hükmünden faydalanmak için, ilgilinin, 1 Nisan 1971 tarihine kadar T.C. Emekli Sandığına yazılı olarak başvurması şarttır.

            
Geçici Madde 4 – (Değişik: 26/2/1970 - 1238/1 md.)

             7 Temmuz 1969 tarihinde veya bu tarihle 1 Ocak 1971 tarihi arasında T.C Emekli Sandığında iştirakçi durumunda bulunanlardan, emekli keseneği ödedikleri görev veya hizmetten önce T.C. Emekli Sandığına tabi olmadan ve Sosyal Sigortalar kapsamına da girmeden avukatlık yapan ve ondan önce de emekliliğe tabi bir görev veya hizmette bulunanların T.C. Emekli Sandığı ile ilişkileri bulunan devreler arasındaki fiili avukatlık sürelerinin daha önce başka kanunlarla borçlanılan süreler ile birlikte onbeş yılı geçmiyecek kısmı geçici 3 üncü madde uyarınca borçlanmaları şartı ile aynı madde hükümlerine göre emekliliğe esas hizmetlerine eklenir.

            
 Geçici 3 üncü maddenin son fıkrası hükmü bu halde de uygulanır.

             Geçici Madde 5 – Geçici 2,3 ve 4 üncü maddelerin kapsamına giren avukatların bu maddeler gereğince borçlandıkları fiili avukatlık sürelerinden önce Sosyal Sigortalar Kurumu kapsamına giren hizmetleri de mevcutsa, Sosyal Sigortalar kapsamına giren hizmetler 5/1/1961 tarihli ve 228 sayılı Kanunun aylık bağlanmasına ilişkin esasları dairesinde T.C. Emekli Sandığındaki hizmetler (Borçlanılan süreler dahil) ile birleştirilir.

             Bu madde hükmünden faydalanmak istiyenlerin, T.C. Emekli Sandığına baş vurmalarının şekli ve süresi hakkında geçici 3 üncü madde hükmü kıyasen uygulanır.

             Geçici Madde 6 – Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte Avukatlar Yardımlaşma Sandığında üye bulunan avukatlar, levhasına yazılı oldukları baroya müracat ederek sandıktaki kayıtların silinmesini istiyebilirler.

             Yukarıdaki fıkra gereğince sandıktan kayıtları silinen avukatların sandıktaki alacaklarının, üyelik süresi ve sandık mevcuduna göre kendilerine ödenmesi şekli, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde ilgili baro yönetim kurulu tarafından hazırlanıp baro genel kurulunca onaylanan bir yönetmelikle tespit edilir.

             Geçici Madde 7 – (Mülga: 30/1/1979 - 2178/8 md.)

             Geçici Madde 8 – Bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce Siyasal Bilgiler Okulu veya fakültesinden mezun olup da eksik kalan derslerden hukuk fakültesinde sınav vermiş olanlar, bu Kanunun uygulanmasında hukuk fakültesi mezunu sayılırlar.

             Geçici Madde 9 – Bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce Yargıtay’da hukuk mezunu başkatip olarak en az dört yıl süre ile hizmet etmiş olanlar, 3 üncü maddenin (c) bendindeki kayıttan vareste tutulurlar.

             Geçici Madde 10 – Ankara Baro Başkanı, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki ay içinde Ankara’da toplanıp Türkiye Barolar Birliği Başkanı ile Birlik Yönetim Kurulu, Birlik Disiplin Kurulu ve Birlik Denetleme Kurulu üyelerini ve yedeklerini seçecek olan ilk genel kurul için delegelerini seçip göndermelerini ve toplantı yer, gün ve saatini, toplantı gününden en az bir ay önce barolara bildirir. Belirtilen günde toplantıyı açarak yerini en yaşlı delegeye bırakır.

             Geçici Madde 11 – 708 sayılı Kanunun ikinci ve 7 nci maddelerinde ve 2573 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinde yazılı mülazemet süresini 3499 sayılı Avukatlık Kanununun yürürlüğü tarihinde bitirmiş olanlar 3 üncü maddenin (a), (b) ve (c) bentlerinde ve 5 inci maddede gösterilen şartlara sahip oldukları takdirde baro levhasına yazılırlar.

             Bu Kanunun uygulanmasında Medresetulkuzat ve Nüvap Mektebi mezunları hukuk mezunu sayılır.

             Geçici Madde 12 – Gerek 3499 sayılı Kanun ve gerekse bu Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra dava vekaleti ruhsatnamesi ile 708 sayılı Kanunun 5 inci maddesine dayanılarak avukatlık ruhsatnamesi verilemez.

             Ancak, hukuk fakültesi veya mektebinden mezun olmadıkları halde 3499 sayılı Kanunun yürürlüğünden önce hakimlik veya savcılık sınıflarında, 3499 sayılı Kanunun yürürlüğünden önce veya sonraki görev sürelerinin toplamı dört yılı doldurmuş olanlara 3 üncü maddenin (b) ve (c) bentlerindeki kayıtlardan vareste tutulmak şartiyle avukatlık ruhsatnamesi verilir.Sicilleri itibariyle görevlerinden çıkarılmış olanlar hakkında bu hüküm uygulanmaz.

             Geçici Madde 13 – 3499 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte dava, vekaleti ruhsatnamesine sahip olanlar, beş avukat bulunmıyan yerlerde vekalet icra edebilirler. Bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce 3499 sayılı Kanunun (Muvakkat IV üncü) maddesi uyarınca beş avukat bulunmıyan yerlerde dava vekilliği yapmakta olanların kazanılmış hakları saklıdır.

             (Değişik: 2/5/2001 - 4667/96 md.) Dava vekillerinin, mesleklerini icra edebilmeleri için, o yerin bağlı olduğu baroca tutulan bir listeye yazılmaları şarttır. Listeye yazılmak için yapılan başvuru üzerine barolar, istemin kabul veya reddine dair kararlarını bir ay içinde vermek zorundadır. Bu süre içinde karar verilmez yahut ret kararı verilir ise ilgili şahıs; karar verilmemiş ise bir aylık sürenin sonunda, istem reddedilmiş ise ret kararının tebliği tarihinden itibaren onbeş gün içinde Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kuruluna itiraz edebilir. Türkiye Barolar Birliğinin itiraz üzerine verdiği kararlar Adalet Bakanlığına ulaştığı tarihten itibaren iki ay içinde Bakanlıkça karar verilmediği veya karar onaylandığı takdirde kesinleşir. Ancak Adalet Bakanlığı uygun bulmadığı kararları bir daha görüşülmek üzere, gösterdiği gerekçesiyle birlikte Türkiye Barolar Birliğine geri gönderir. Geri gönderilen bu kararlar Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca üçte iki çoğunlukla aynen kabul edildiği takdirde onaylanmış, aksi halde onaylanmamış sayılır; sonuç Türkiye Barolar Birliği tarafından Adalet Bakanlığına bildirilir. 8 inci maddenin altıncı ve yedinci fıkraları hükümleri burada da kıyasen uygulanır.

            Listeye yazılma, bu Kanunun davavekillerine tanıdığı hak ve yetkilerden faydalanmak ve yükümlere tabi olmak bakımından, baro levhasına yazılmanın sonuçlarını doğurur.

             Listenin barolarca nasıl düzenleneceği, listeye yazılmak için yapılacak baş vurma hakkındaki işlemler listenin mahkemelere, Cumhuriyet savcılıklarına, icra ve iflas dairelerine ve diğer resmi mercilere bildirilme tarzı ve listeden kaydın silinmesi şekli bu Kanunun 182 inci maddesinde yazılı yönetmelikte gösterilir.

             Geçici Madde 14 – 3499 sayılı Kanunla ek ve değişikliklerine göre kurulmuş olan barolar, bu Kanun hükümlerine göre görevlerine devam ederler.

             Geçici Madde 15 – 168 inci madde uyarınca hazırlanacak asgari ücret tarifesi, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde yapılır ve yeni tarife yürürlüğe girinceye kadar eski tarife uygulanır.

             Geçici Madde 16 – Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu görevine başlayıncaya kadar, avukatlık haysiyet divanındaki dosyalar, bu kurula devredilmek üzere Ankara Baro Başkanlığınca teslim alınır.

             Geçici Madde 17 – Yargı mercileri, Cumhuriyet savcılıkları, icra memurlukları nezdinde başkatiplik, zabıt katipliği, zabıt katibi muavinliği yahut icra memurluğu veya yardımcılığı görevlerinden birini en az on yıl süre ile yapmış olan kimseler, bu Kanunun 3 üncü maddesi uyarınca Avukatlık meslekine kabul için aranılan tahsil, staj (…)(1)dışındaki şartları haiz olurlar ve 5 inci maddede yazılı engeller kendilerinde bulunmazsa, en az üç avukat veya davavekili olmıyan bir yerde, o yerin bağlı olduğu baroca tutulan listeye yazılmak şartiyle, munha sıran o yerin hukuk mahkemeleri ve icra ve iflas dairelerinde dava ve iş takib edebilirler.

             Bu kimseler, munhasıran vekalet görevini yapabilecekleri yerde, listeye yazılma tarihinden itibaren üç ay içinde bir büro açmak zorundadırlar. Bu zorunluluğa uymıyanların adları listeden silinir.

             Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 61 inci maddesinin son fıkrası gereğince vekalet görevini yapanlar, geçmiş adalet hizmetine ait şarta bakılmaksızın, birinci fıkrada, yazılı diğer şartlara sahip oldukları takdirde, o yerin bağlı bulunduğu baroca tutulan listeye yazılmak suretiyle, munhasıran o yerdeki hukuk mahkemeleri ve icra ve iflas dairelerinde vekalet görevini yapmaya devam ederler. Ancak, listeden herhangibir suretle adları silinenler, birinci fıkrada yazılı şartların tamamına sahip olmadıkça bir daha listeye yazılamazlar. Bu kimseler, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde listeye yazılmak için baş vurmak ve yazılma tarihinden itibaren üç ay içinde bir büro açmak zorundadırlar. Aksi halde listeye yazılmazlar; listeye yazılmışlarsa adları listeden silinir.

             (Değişik: 26/2/1970 - 1238/4 md.) Yukarıdaki fıkralar uyarınca vekalet görevini yapmak hakkı o yer avukat veya dava vekilleri sayısının üçü bulması halinde kendiliğinden sona erer. Sona erme tarihinden itibaren üç ay içinde, ilgili şansın aynı baro bölgesi içinde üç avukat veya dava vekili bulunmayan başka bir yere naklederek büro açması halinde, listedeki kaydı, nakledilen yer işaret edilmek suretiyle devam eder. İlgili üç aylık süre içinde başka bir baroya başvurduğu takdirde, dosyası getirilmek suretiyle başvurduğu baronun listesine kaydı yapılıp ayrıldığı baronun listesinden de adı silinerek vekalet görevine devam eder. Üç aylık süre içinde aynı baro bölgesindeki başka bir yere nakil yapılarak büro açılmaması veya bu süre dolmadan başka bir baroya nakil için başvurulmaması halinde ilgilinin adı listeden silinir.

             Geçici 13 üncü maddenin listeye yazılma için yapılacak baş vurma ile ilgili ikinci fıkrası hükmü bu kimseler hakkında da kıyasen uygulanır.

—–

(1) 28/11/2006 tarihli ve 5558 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle bu arada yer alan ” ve sınav” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.

             Listeyle ilgili olup, geçici 13 üncü maddenin son fıkrasında gösterilen hususlar ve bu maddeye göre vekalet görevini ifa edeceklere verilecek yetki belgesinin neleri ihtiva eyliyeceği 182 nci maddede yazılı yönetmelikte gösterilir.

             Bu Kanunun ikinci, dördüncü, beşinci, yedinci, sekizinci, dokuzuncu, onbirinci ve onikinci kısmı ile 49, 57, 58, 59, 60, 61, 62 ve 65 inci maddeleri dışında kalan hükümleri bu maddenin kapsamına giren kimseler hakkında da kıyasen uygulanır.

             Baro giriş ve yıllık kesenekleri bu maddenin kapsamına giren kimselerden alınmaz.

             (Değişik: 26/2/1970 - 1238/4 md.) Bu maddenin üçüncu fıkrası 7 Temmuz 1977 tarihinde yürürlükten kalkar.

             Geçici Madde 18 – (Ek: 26/2/1970 - 1238/5 md.)

             Geçici 3 ve 4 üncü maddeler uyarınca borçlanılarak emekliliğe esas hizmetlerine eklenen sürelerin üçte ikisi, ilgililerin halen bulundukları görevin veya hizmetin en az yükselme süresine göre iki veya üç yılda bir değerlendirilmek suretiyle intibakları yapılır ve böylece görev veya hizmet aylıkları ile emeklilik keseneğine esas aylıkları yükseltilir.

             Geçici Madde 19 – (Ek: 1/4/1981 - 2442/2 md.)

             Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte, bu Kanunun 1 nci maddesi ile Avukatlık Kanununun 14 üncü maddesine eklenen fıkrada belirtilenlerin sıkıyönetim askeri mahkemelerinde almış oldukları davalar Avukatlık Kanununun hükümleri dairesinde üç ay içinde devredilir.

             Geçici Madde 20 – (Ek: 25/6/2002 - 4765/1 md.)

             10.5.2001 tarihinden önce ilköğretim veya orta öğretimde öğretmenlik görevi ile avukatlık mesleğini birlikte yapanlar ve aynı durumda olup avukatlık stajını yapmakta olanlar hakkında 11 inci madde hükmü uygulanmaz. 

            (Mülga ikinci fıkra: 28/11/2006-5558/1 md.)

            Geçici Madde 21– (Ek: 13/1/2004 – 5043/7 md.)

             Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte, kesin hükme bağlanmamış bütün ihtilaflarda bu Kanunun değişik hükümleri uygulanır.

             Ek Geçici Madde 1 – (Ek: 31/10/1980 - 2329/3 md.)

             Bu Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra, değiştirilen 168 nci madde hükümleri uyarınca hazırlanacak ilk tarifeler yürürlüğe girinceye kadar açılan davalar veya başlayan hukuki yardımlarla ilgili olarak değer veya miktarın bir milyar lirayı aşan bölümü için takdir edilecek nispi avukatlık ücretinin hesabında, yürürlükte olan tarifelere bakılmaksızın, binde bir oranı uygulanır.

             Madde 199 – (Bu madde 3/4/1930 tarih ve 1580 sayılı Belediye Kanunu ile 13/3/1929 tarihli İdari Umumiyei Vilayat Kanununa birer ek madde eklenmesi ile ilgili olup getirdiği hükümler ilgili kanunlardaki yerlerine işlenmiştir.)

             Kanunun yürürlük tarihi:

             Madde 200 – Bu Kanun yayımı tarihinden üç ay sonra yürürlüğe girer.

             Kanunu yürüten makam:

             Madde 201 – Bu Kanunun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

19/3/1969 TARİHLİ VE 1136 SAYILI KANUNA İŞLENEMEYEN HÜKÜMLER

             1) 22/1/1986 tarihli ve 3256 Sayılı Kanunun geçici maddeleri:

             Geçici Madde 1 – Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce, 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 11 inci maddesi hükmü uyarınca, avukatlık ve avukatlık stajıyla birleşmeyen ilköğretimde öğretmenlik görevinde bulunulması sebebine dayanılarak;

          A) Yapmış  oldukları  stajın  geçerli  sayılmamasından  dolayı  aynı  Kanunun 72  nci   maddesinin   (b)   bendi   uyarınca   adları   baro   levhasından   silinmiş   bulunanlarla staj bitim belgesi almış oldukları halde aynı sebeple baro levhasına yazılma istemleri reddedilenler, levhaya yazılmalarına dair baro yönetim kurulu kararları Adalet Bakanlığınca onaylanmayanlar veya baro levhasına yazılmamış olanlar, başvurdukları takdirde başkaca engellerinin bulunmaması kaydıyla baro levhasına yazılırlar ve avukatlık yapabilirler.

             B) Adları staj listesinden silinmiş olanlar, başkaca engelleri bulunmadığı takdirde bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren üç ay içerisinde başvurmaları halinde, yeniden Staj listesine yazılırlar ve silme kararından önce yaptıkları staj geçerli sayılarak stajlarına devam ederler. Bunlardan adları staj listesin den silinmesi gerekenler hakkında, başkaca engelleri yoksa silme işlemi yapılmaz.

             Bu Kanunun yürürlüğe girdiğı tarihten önce, 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 11 inci maddesi hükmü uyarınca, avukatlık ve avukatlık stajıyla birleşmeyen diğer işlerde bulunulması sebebine dayanılarak, yapmış oldukları stajın geçerli sayılmamasından dolayı aynı Kanunun 72 nci maddesinin (b) bendi uyarınca adları baro levhasından silinmiş bulunanlarla staj bitim belgesi almış oldukları halde aynı sebeple baro levhasında yazılma istemleri reddedilenler, levhaya yazılmalarına dair baro yönetim kurulu kararları Adalet Bakanlığınca onaylanmayanlar veya baro levhasına yazılmamış olanlar, başvurdukları takdirde avukatlıkla birleşmeyen işlerinden ayrılmış olmaları ve başkaca engellerinin bulunmaması kaydıyla baro levhasına yazılırlar. Bu şekilde avukatlık stajı yaptıktan sonra baro levhasına yazılmış bulunanların da avukatlıkla birleşmeyen bir işle uğraşmamaları ve başkaca engelleri bulunmaması şartıyla kayıtları silinmez. Adları staj listesinden silinenler, avukatlıkla birleşmeyen işlerinden ayrılmış oldukları ve başkaca engelleri bulunmadığı takdirde bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren üç ay içerisinde başvurmaları halinde, yeniden staj listesine yazılırlar ve silme kararından önce yaptıkları staj geçerli sayılarak stajlarına devam ederler. Bunlardan adları staj listesinden silinmesi gerekenler hakkında başkaca engelleri yoksa silme işlemi yapılmaz.

             Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce avukatlıkla bağdaşmayan bir işle uğraştıkları sırada avukatlık stajını yapan veya yapmakta bulunanlar hakkında:

             a) Cezai takibat yapılmaz.

             b) Daha önce başlamış olan takibatlar durdurulur.

             Hükmolunan cezalar ceza mahkümiyetlerinin sonuçlarını da kapsamak üzere affedilmiştir.

             Bu suretle cezaları bütün sonuçlarıyla affedilmiş olan avukat ve avukat stajyerleri hakkında, bu mahkümiyetlerine dayanılarak Avukatlık Kanununun, avukatlığa kabul edilmemeye ve ruhsatnameleri geri alınmak suretiyle iptal ve adları bir daha yazılmamak üzere levhadan silinmeye dair hükümleri uygulanmaz.

             Geçici Madde 2 – Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra yapılacak ilk baro genel kurul toplantısı, Kanunun yayımını izleyen ikinci yılın ekim ayının ilk haftası içinde yapılır.

             Geçici Madde 3 – Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte, baro disiplin kurulu üyesi olanlar ile baro ve Birlik Denetleme Kurulu üyesi bulunanlar, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra, yönetim kurulu seçimlerinin yapılacağı ilk genel kurul toplantısına kadar görevlerine devam ederler.

             Geçici Madde 4 – Bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce Siyasal Bilgiler Okulu veya Fakültesinden mezun olup da eksik kalan derslerden Hukuk Fakültesinde sınav vermiş olanlar, bu Kanunun uygulanmasında Hukuk Fakültesi mezunu sayılırlar.

             2 – 2/5/2001 tarihli ve 4667 sayılı Kanunun geçici maddeleri :

            Geçici Madde 1 – (Mülga birinci fıkra: 28/11/2006-5558/1 md.)

             Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 11 inci maddesi hükmü uyarınca, avukatlık ve avukatlık stajıyla birleşmeyen diğer işlerde bulunulması sebebine dayanılarak, yapmış oldukları stajın geçerli sayılmamasından dolayı aynı Kanunun 72 nci maddesinin (b) bendi uyarınca adları baro levhasından silinmiş bulunanlarla staj bitim belgesi almış oldukları halde aynı sebeple baro levhasına yazılma istemleri reddedilenler, levhaya yazılmalarına dair baro yönetim kurulu kararları Adalet Bakanlığınca onaylanmayanlar veya baro levhasına yazılmamış olanlar, başvurdukları takdirde avukatlıkla birleşmeyen işlerinden ayrılmış olmaları ve başkaca engellerin bulunmaması kaydıyla baro levhasına yazılırlar. Bu şekilde avukatlık stajı yaptıktan sonra baro levhasına yazılmış bulunanların da avukatlıkla birleşmeyen bir işle uğraşmamaları ve başkaca engellerinin bulunmaması şartı ile kayıtları silinmez. Adları staj listesinden silinenler, avukatlıkla birleşmeyen işlerinden ayrılmış oldukları ve başkaca engelleri bulunmadığı takdirde bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren üç ay içinde başvurmaları halinde yeniden staj listesine yazılırlar ve silme kararından önce yaptıkları staj geçerli sayılarak stajlarına devam ederler. Bunlardan adları staj listesinden silinmesi gerekenler hakkında başkaca engelleri yoksa silme işlemi yapılmaz.

             Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce avukatlıkla bağdaşmayan bir işle uğraştıkları sırada avukatlık stajını yapan veya yapmakta bulunanlar hakkında;

             a) Cezaî takibat yapılmaz,

             b) Daha önce başlamış olan takibatlar durdurulur.

             Hükmolunan cezalar ceza mahkûmiyetlerinin sonuçlarını da kapsamak üzere affedilmiştir.

             Bu suretle cezaları bütün sonuçlarıyla affedilmiş olan avukat ve avukat stajyerleri hakkında, bu mahkûmiyetlerine dayanılarak Avukatlık Kanununun avukatlığa kabul edilmemeye ve ruhsatnameleri geri alınmak suretiyle iptal ve adları bir daha yazılmamak üzere levhadan silinmeye dair hükümleri uygulanmaz.

             Geçici Madde 2 – Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte kurulmuş olan barolar hakkında 77 nci maddenin bu Kanunla değişik birinci fıkrası hükmü uygulanmaz.

             Geçici Madde 3 – Bu Kanun gereğince düzenlenecek yönetmelikler, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde çıkartılır.

Iddianamelerde dikkat edilecek hususlar

C.Savcılıklarınca düzenlenen iddianamelerde dikkat edilmesi gereken hususlar :

TC Adalet Bakanlığı Teftiş kurulu önerileri; 

1- Çocuklar Hakkındaki Evrakın Tefriki
 

            Suç tarihinde l8 yaşını doldurmamış şüphelilerin büyüklerle birlikte işledikleri suçlarda, soruşturma evrakı tefrik edilmeden kamu davası açıldığı saptanmıştır.

            (…sayılılar)

            * 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 17/1. maddesi “küçüklerin büyüklerle birlikte suç işlemeleri halinde soruşturmanın ayrı yürütüleceğini” aynı Yasa’ya eklenen geçici madde 1/3 ile de “çocuk mahkemesi bulunmayan yerlerde kuruluncaya kadar küçükler tarafından işlenen suçlara ait soruşturma ve kovuşturmaların bu kanunda yazılı usullere göre yapılacağının” öngörüldüğünün hatırlanması,

2- Doğum Ve Sabıka Kaydı Eklenmeden İddianame Tanzimi
 

            Haklarında kamu davası açılan şüphelilere ait doğum ve sabıka kayıtlarının soruşturma evrakına eklenmediği anlaşılmıştır.

            (…sayılılar)

            * 5271 sayılı CMK’nın temel amacının, kamu davasının tek celsede veya birbirini izleyen makul süreli oturumlarla sonuçlandırılmasını gerçekleştirmek olduğundan, bu gibi noksanlıkların davaların uzamasına neden olabileceği dikkate alınarak şüphelilere ait doğum ve sabıka kayıtlarının iddianameye eklenmesinin usul edinilmesi,
3- İddianamelerde Sevk Maddelerinin Belirlenmesi ile Görevli Mahkemenin Saptanmasında Yanılgıya Düşülebildiği, Bu Kapsamda;
 
            a) Sevk Maddelerinin Eksik Yazılmasına İlişkin
           

            12-15 yaş grubunda bulunan şüpheliler hakkında düzenlenen iddianamelerde 5237 sayılı TCK’nın 31/2,

            Ağır Ceza    : ……,……,……,

            Asliye Ceza : ……,….,…..,.

            Sulh  Ceza   :  .…..,….,….., iddianame sayılılar

            Fiili işlediği sırada 15 yaşını doldurmuş olup da 18 yaşını bitirmemiş şüpheliler hakkında 5237 sayılı TCK’nın 31/3,

                       

            Ağır Ceza    : ……,……,……,

            Asliye Ceza : ……,….,…..,.

            Sulh  Ceza   :  .…..,….,….., iddianame sayılılar

            Hırsızlık suçuyla ilgili olarak düzenlenenlerde, “çoğunu alma imkânı varken yalnızca gereksinimi kadar değer olarak da az olan şeyin alınması durumunda” (Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 22/12/2005 tarih ve 2005/11959-12376 sayılı kararında belirtildiği gibi) değer azlığına ilişkin hüküm içeren 5237 sayılı Yasa’nın 145,

            Ağır Ceza    : ……,……,……,

            Asliye Ceza : ……,….,…..,.

            Sulh  Ceza   :  .…..,….,….., iddianame sayılılar

            Yağma suçuyla ilgili olarak suça konu eşyanın değeri gözetilerek 5237 sayılı Yasa’nın 150/2,

            Ağır Ceza    : ……,……,……,

            Asliye Ceza : ……,….,…..,.

            Sulh  Ceza   :  .…..,….,….., iddianame sayılılar

           

            Silahtan sayılan aletler kullanılarak/ üst soy, alt soy, eşe veya kardeşe karşı/ kamu görevi nedeni ile kişilere karşı işlenen yaralama suçlarında 5237 sayılı TCK’nın 86/3,

            Ağır Ceza    : ……,……,……,

            Asliye Ceza : ……,….,…..,.

            Sulh  Ceza   :  .…..,….,….., iddianame sayılılar

             

            Suçta kullanılan veya suçun işlenilmesine tahsis edilen veya suçtan meydana gelen veya üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımı suç oluşturan eşya bulunduğu ve emanete alındığı halde 5237 sayılı TCK’nın 54,

            Ağır Ceza    : ……,……,……,

            Asliye Ceza : ……,….,…..,.

            Sulh  Ceza   :  .…..,….,….., iddianame sayılılar

            Şüphelisinin gözaltında kaldığı ya da tutuklu olduğu anlaşılan iddianamelerde 5237 sayılı Yasa’nın 63,

            Ağır Ceza    : ……,……,……,

            Asliye Ceza : ……,….,…..,.

            Sulh  Ceza   :  .…..,….,….., iddianame sayılılar

            Değişik zamanlarda aynı kişiye karşı işlenen cinsel taciz / hakaret/ tehdit suçlarında 5237 sayılı Yasa’nın 43/1,

            Birden fazla kişiye tek bir fiille işlenen cinsel taciz/ hakaret/ tehdit suçlarında 5237 sayılı Yasa’nın 43/2,

            Maddelerine yer verilmediği,

            b) Yasa Maddelerinin Tespitine Dair
 

            … sayılıda eşe karşı, basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek derecede yaralama suçunda, eyleme uyan 5237 sayılı Yasa’nın 86/1,3-a maddesi yerine 86/1,

            … sayılılarda barınak yerinde veya sürüde veya açık yerlerde bulunan büyük veya küçük baş hayvan hakkında işlenen hırsızlık suçları ile ilgili iddianamelerde 5237 sayılı Yasa’nın 142/2-g maddesi yerine 142/1-e,

            ……sayılıda elektrik enerjisi hırsızlığında 5237 sayılı Yasa’nın 142/1-f maddesi yerine 142/1-b,

            ……sayılıda 15 yaşını bitirmeyen mağduru tehdit ederek zorla cinsel ilişkide bulunan şüpheli hakkında 5237 sayılı Yasa’nın 103/2-4 maddesi yerine 102/2,

            ……sayılıda mağdura ilaç katılmış meşrubat içirerek kendisini bilemeyecek ve savunamayacak duruma getirerek parasını ve cep telefonunun yağmalayan şüpheli ile ilgili 5237 sayılı Yasa’nın 148/2-3 maddesi yerine 149/1-e,

            ……sayılıda polis memuruna karşı görevinden dolayı hakaret eyleminde şüpheli hakkında 5237 sayılı Yasa’nın 125/3-a maddesi yerine 125/1,

            Maddelerinin tatbikinin istenildiği,

            c) Görevli Mahkemenin Saptanmasına Yönelik
 
            ……sayılıda, çocukları cinsel amaçlı hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Yasa’nın 103/1-a, 2, 43, 109/3-b-f 5, 2, maddeleri uyarınca ağır ceza mahkemesi yerine asliye ceza mahkemesine,

            ……. sayılıda, taksirle yaralama suçundan 5237 sayılı Yasa’nın 89/1, 53,

            ……. sayılıda, cürüm işleyeni övme suçundan 5237 sayılı Yasa’nın 215, 54,

            …….. sayılıda, kasten yaralama ve hakaret suçlarından 5237 sayılı Yasa’nın 86/2, 125/1, 125/2,

            Maddelerinin tatbiki istemi ile sulh ceza mahkemesi yerine, asliye ceza mahkemesine,

            ……. sayılıda, mala zarar verme suçundan 5237 sayılı Yasa’nın 37/1, 151/1,

            ……. sayılıda, kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Yasa’nın 86/1, 86/2, 63, 54,

            ……. sayılıda, imar kirliliğine neden olma suçundan 5237 sayılı Yasa’nın 184/1, 53,

            ……. sayılıda, iki müştekiye yönelik taksirle yaralama eyleminde 5237 sayılı Yasa’nın 89/2-b, 4,

            Maddelerinin tatbiki istemi ile asliye ceza mahkemesi yerine sulh ceza mahkemesine,

            ……. sayılıda, şüphelinin mağdurun kalçasına eli ile dokunma eylemi nedeni ile  5237 sayılı Yasa’nın 102/1 maddesi gereği asliye ceza mahkemesi yerine, uygulama yeri bulunmayan 105/1 maddesi uyarınca sulh ceza mahkemesine,

            Kamu davaları açıldığı belirlenmiştir.

            * İddianamelerin tanziminde 5271 sayılı CMK’nın 170/h maddesinin amir hükmü ile Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 01/01/2006 gün ve (2) sayılı Genelgesi’nin 26 ve 31. maddelerinde açıklandığı üzere, görevli mahkemenin belirlenmesi, suç niteliğine uygun kanun maddelerinin eksiksiz olarak gösterilmesi,  ileride iddianamenin iadesini ya da ek savunma verilmesini zorunlu kılacak aksamalara yol açılmaması,

4- İcra ve İflâs Kanunu’nun 341. Maddesi ile İlgili İddianameler
 

            Çocuk teslimi emrine muhalefet eden şüpheli hakkında İcra İflâs Kanunu’nun 341. maddesiyle tecziyesi zımnında İcra Mahkemesine iddianame ile dava açıldığı görülmüştür.

            …… iddianame sayılılar

            *İcra ve İflâs Kanunu’nun 341. maddesinde öngörülen suçun takibinin şikâyete bağlı olduğu ve şikâyetin de doğrudan İcra Mahkemesine yapılması gerektiği dikkate alınarak iddianame tanziminin yasal dayanağının bulunmadığının bilinmesi, 

5- İddianamelerde Gösterilmesi Zorunlu Hususlara Yer Verilmediği
                       

            İddianamelerde gösterilmesi zorunlu hususlara yer verilmediği, örneğin;
 

            …,…,…, sayılılarda şüphelilerin kimliklerinin açık olarak gösterilmediği, kimi zaman da baba adı ve doğum tarihlerinin,

            …,…,…, sayılarda  çocukların / ……sayılılarda büyük şüphelilerin zorunlu müdafilerin  /…,…,…, sayılarda 18 yaşından küçük mağdurların vekil ya da kanuni temsilcilerinin isimlerinin,

            …,…,…, sayılılarda şikayet tarihi, suçun işlendiği yer, tarih ve zaman diliminin,

            …,…,… sayılılarda, bilgisine başvurulduğu anlaşılan tanık isimleri ile suç delillerinin,

            …,…,… sayılılarda tutuklanan ya da göz altına alınan şüphelilerin tutukluluk veya gözaltı tarihlerinin,

            Yazılmadığı gözlenmiştir.

            *CMK’nın 170. maddesi gereğince iddianamede, şüphelinin, mağdur veya suçtan zarar görenin kimliğinin, müdafi ve vekillerinin isimlerinin, şikâyet tarihi, suçun işlendiği yer ve zaman diliminin, ifadesi alınan tanıkların, suç delilleri ile şüphelilerin tutuklanma ve gözaltına alınma tarihlerinin gösterilmesi gerektiğinin unutulmaması, ileride iddianamenin iadesini gerektirebilecek ve yargılamanın uzamasına neden olabilecek benzeri hatalardan kaçınılması,

6- İddianame İçeriğinde Eylemin Ayrıntılı Şekilde Açıklanmaması
 

            Bir kısım iddianamede, suç konusu olay mevcut delillerle ilişkilendirilerek izah edilmeden; tehdit ettiği, hakarette bulunduğu, şüphelinin Orman Kanunu’na aykırı davrandığı, üzerine atılı suçu işlediği vb. gibi kapsamı belli olmayan ibareler kullanılarak kamu davaları açıldığı saptanmıştır.

            (… sayılılar)

            * Mahkemelerin hangi suçtan dolayı yargılama yaptığı hususunda veya görevin belirlenmesi konusunda tereddütler yaratacak bu nevi iddianame tanziminden vazgeçilmesi,  CMK’ nın 170/4. ve Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün ( 2 ) numaralı Genelgesi’nin 26. fıkrasına uygun hareket edilmesi, aksine davranışın aynı Yasa’nın 174/1-a maddesi gereğince iddianamenin iadesi sebebi olabileceğinin hatırlanması, 

7- İddianamelerde Mühür Bulunmadığı
 

            Düzenlenen iddianamelerin bir kısmında mühür bulunmadığı tespit edilmiştir.

            ( …sayılılar)

            * Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemeleri Kalem Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik’in 31. maddesi ve Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 01/01/2006 tarih ve ( 2 ) sayılı Genelgesi’nin 33. maddesi uyarınca; sözü edilen iddianamelerde Cumhuriyet başsavcılığı mührünün bulunması zorunluluğunun gözden uzak tutulmaması,

8- Kabahat Eylemleri Nedeniyle İddianame Tanzim Edildiği
 

            …. sayılılarda, kumar oynama ve sarhoşluk fiillerinin kabahat niteliğinde bulunmasına rağmen soruşturma defterine kaydedilerek iddianame ile dava açıldığı belirlenmiştir.

           

            * Cumhuriyet Başsavcılıkları İle Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemeleri Kalem Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik’in 11. maddesi gereğince, 5326 sayılı Yasa kapsamındaki kabahat eylemlerine ilişkin evrakın,  soruşturma defteri yerine kabahat eylemleri kayıt defterine kaydedilmesi, bu tür fiiller nedeniyle iddianame tanzim edilemeyeceğinin bilinmesi,  
9- Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Ek Kararların İddianamenin Alt Bölümünde Gösterilmediği
           

            Şüphelilerin başka suçları ya da diğer failler ile ilgili olarak ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği halde iddianamenin alt kısmına şerh verilmediği anlaşılmıştır.

            (…sayılılar)

            * Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün ( 2 ) numaralı Genelgesi’nin 30. maddesi gereğince; iddianameyle birlikte ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi hâlinde, bunun iddianamenin altında ekler bölümünde açıkça belirtilmesi ve evrakına eklenmesinin usul haline getirilmesi,

10- Şüphelileri Tutuklu Bulunan Evraka Ait İddianamelerde Tutuklu İbaresine Yer Verilmediği
 

            Şüphelileri tutuklu bulunan evraka ait bir kısım iddianamenin sağ üst köşesinde, “Tutuklu İş” ibaresine yer verilmediği saptanmıştır.

            (…sayılılar)

            * Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün ( 2 ) numaralı Genelgesi’nin 24. maddesi gereği iddianamelerin sağ üst köşesine “Tutuklu İş” ibaresinin yazılması zorunluluğunun hatırdan çıkartılmaması,

11- Uzlaşma Teklifinde Bulunmadan Dava Açılması
 

            …. sayılıda, hakaret,

            ….. sayılıda yaşı küçük şüphelilerle ilgili açıktan hırsızlık,

            …. sayılılarda taksirle yaralama,

            Suçlarının uzlaşma kapsamında kalmasına rağmen, Cumhuriyet savcısı veya talimatı üzerine adlî kolluk görevlisi tarafından şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar görene uzlaşma teklifinde bulunulmadığı halde kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.

            * Uzlaşma kapsamında kalan suçlarda, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253 ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Yasası’nın 24. maddeleri gereğince işlem yapılması,  uzlaşmanın gerçekleşmemesi durumunda kamu davası açılması, aksi halin CMK’nın 174/1-c maddesi gereğince iddianamenin iadesi nedeni olacağının unutulmaması,

Hukuk Mahkemelerine Tavsiyeler

TC. Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu başkanlığından,

HUKUK MAHKEMELERINE ÖNERİLER LİSTESİ :

1- Ailenin Korunmasına İlişkin Yasaya Göre Verilen Kararlarda Eksiklik
 

Asliye Hukuk Mahkemesinde Aile Mahkemesi sıfatıyla ve 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun’un 1. maddesi gereği verilen tedbir kararlarında kusurlu eşe aynı Yasa’nın 1/II. maddesindeki ihtaratın yapılmadığı tespit olunmuştur.

* 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun’un 1/II ve 2. maddesi ile Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 14/10/1998 tarih ve 1998/9364-10828 sayılı ilâmı içeriğine göre ihtaratın mutlaka yapılması,

2- Ara Kararı Gereğinin Yerine Getirildiğine Dair Şerh Verilmesi
 

Ara kararları gereklerinin yerine getirildiğine ilişkin kaydın, zabıt kâtibince tutanağa yazılıp imzalanmadığı görülmüştür.

* Hukuk ve Ticaret Mahkemeleri Yazı İşleri Yönetmeliği’nin 32/2. maddesi mucibince, duruşmaları takiben tamamlanan muamelelerin işlemi yapan zabıt kâtibi tarafından tutanağa geçirilerek imzalanması usulüne riayet edilmesi,

3- Baro Pulu Olmayan ve Suret Harcı Yatırılmayan Vekâletnamelerin Kabul Edildiği
 

Avukat ile temsil edilen bir kısım dava dosyalarına iliştirilen vekâletname ve yetki belgelerinde baro pulunun bulunmadığı halde yargılamaya devam edildiği, bir kısmında ise avukatların ibraz ettiği yetki belgelerinden suret harcının alınmadığı müşahede edilmiştir.

* 1136 sayılı Kanun’un 27 ve TBB Staj Kredi Yönetmeliği’nin 4. maddeleri uyarınca, 10/05/2001 tarihinden itibaren vekâletname ve yetki belgesi asıl ve suretlerine Türkiye Barolar Birliğince bastırılan pulların yapıştırılması, pulu eksik veya bulunmayanların kabul edilmemesi, on günlük mehilde pul tamamlanmadıkça vekâletnamenin işleme konulmaması,

1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 56/5. maddesi uyarınca avukatların tevkil yetkisine dayanarak bir başka avukata verdikleri ve vekâletname hükmünde sayılan yetki belgesinin asıl ve suretlerinin yargı mercilerine ibraz edilmesi durumunda, avukat ya da ortaklığı tarafından düzenlenip onaylandığından 492 sayılı Harçlar Kanunu’na ekli ( I ) sayılı Tarifenin yargı harçları bölümünün D/1-c fıkrasında belirtilen suret harcının alınması gerektiğinin bundan sonraki işlemlerde nazara alınması,

4- Bilirkişi Raporunun İbraz Süresi ve Nüsha Sayısı
 

Asliye Hukuk Mahkemesinin … esas sayılı dosyalarında olduğu gibi, bilirkişilere, ne kadar süre içinde ve kaç nüsha rapor ibraz etmeleri gerektiğinin açıklanmadığı görülmüştür.

* HUMK’un 2494 sayılı Yasa ile değişik 281/2. maddesi gereğince, bilirkişiler tarafından yazılı olarak verilecek raporların kaç nüsha tanzim edileceğinin ve raporun tevdi edileceği sürenin tayin edilmesi,

5- Bilirkişi Raporlarının İncelenmesi İçin Talikler Yapıldığı
 

Bir kısım dava dosyalarında bilirkişi rapor suretlerinin duruşma gününden evvel tebliğ edilmemesi sebebiyle tetkiki zımnında talikler yapıldığı saptanmıştır.

* HUMK’un 282. maddesine göre gerekli harç ve masrafların diğer keşif harç ve giderleri yanında peşin alınması suretiyle duruşma gününden önce keşif ve bilirkişi raporlarının kalemce taraflara ulaştırılmasının usul edinilmesi,

6- Bonoya Dayalı İhtiyati Hacizlerde Teminat Alınmadığı
 

Bonoya dayalı ihtiyati haciz taleplerinde teminat alınmadığı saptanmıştır.

* İİK ve TTK’da bononun İİK’nın 38. maddesinde tanımlanan ilâm niteliğinde bir belge olarak kabulüne olanak veren bir hüküm bulunmadığından, benzeri taleplerden İcra İflâs Kanunu’nun 259. maddesinde öngörülen teminatın belirlenip alınması gerektiğinin bilinmesi,

7- Boşanma Kararlarında Tarafların Açık Kimliği
 

29 Nisan 2006 tarihinden sonra Aile Mahkemesinden verilen tüm boşanma kararlarında, tarafların açık kimliği yanında Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasının yazılmadığı, tespit ve beyan edilmiştir.

* 29/04/2006 tarihinde yürürlüğe giren 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 27. maddesi gereğince tarafların Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, adı, soyadı, doğum yeri ve tarihi, baba ve ana adları ile kadının evlenmeden önceki soyadı ve aile kütüğünde kayıtlı olduğu yer bilgilerinin kararda yer almasının zorunlu olduğunun bilinmesi,

8- Boşanma Kararlarının Nüfus Müdürlüğüne Gönderilmediği
 

Boşanma kararlarının, kesinleşmesini müteakip resen nüfus müdürlüğüne gönderilmeyip, bu hususun tarafların tutumuna terk edildiği anlaşılmıştır.

* 5490 sayılı Yasa’nın 55. maddesi uyarınca; mahkeme yazı işleri müdürlerinin, aile kütükleri üzerinde tescil yapılmasını gerektirecek bütün karar ve işlemleri, kesinleşme veya düzenleme tarihinden itibaren on gün içerisinde o yerin nüfus müdürlüğüne bildirmekle görevli kılındığının unutulmaması,

9- Bozma Üzerine Dosyanın Esasa Kendiliğinden Kaydedilmediği
 

… Hukuk Mahkemesine ait …esas sayılı dosyalarda, Yargıtayca bozulan kararların taraflara tebliğinden sonra mahkemece tarafların resen duruşmaya çağrılmadığı gözlenmiştir.

* Kararı Yargıtayca bozularak dönen dosyalardan tashihi karar yolu kapalı olanların resen esasa kaydından sonra, peşin alınacak giderlerden sarf olunmak suretiyle mahkemenin tarafları kendiliğinden davet etmesine ilişkin HUMK’un 438. oturuma kimse gelmediği yahut gelenler davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına ilişkin aynı Yasa’nın 409. maddesi hükümlerine uyulması,

10- Damga Vergisi Eksikliği
 
…. sayılı … dosyasına sunulan, 6.000,00 YTL bedelli, adi kefalet içeren, gerçek kişiler arasında, 2006 yılında yapılmış iki imzalı kira sözleşmesinde, 31/12/2004 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan, 5281 sayılı Yasa ile 488 sayılı Yasa’ nın (2) sayılı tablosundaki “IV – ticarî ve medeni işlerle ilgili kâğıtlar” başlıklı bölümünde yapılan düzenleme sonucu gerçek kişiler arasında yapılan mesken kira mukaveleleri damga vergisinden muaf olmakla beraber, bahse konu sözleşmedeki kefaletin 488 sayılı Damga Vergisi Yasası yönünden kontrole tâbi tutulmadığı izlenmiş, maliyeye ihbarda bulunulmuştur.

* 488 sayılı Damga Vergisi Yasası’nın 24 ve 26. maddelerindeki düzenleme gereği resmî dairelerin ilgili memurlarının kendilerine ibraz edilen kâğıtların damga vergisini aramaya ve vergisi hiç ödenmemiş veya noksan ödenmiş olanları bir tutanakla tespit etmeye veya bunları tutanağı düzenlemek üzere vergi dairesine göndermeye mecbur oldukları nazara alınarak hazine zararına yol açan ihmali davranışlardan kaçınılması,

11- Davaların Süratli Sonuçlandırılmasında Hassas Davranılmadığı
 

Gereksiz emek ve zaman kaybına yol açan taliklerle nihai hükme ulaşılmasının geciktiği bazı dosyalar görülmüştür.

Şöyle ki;

Ön mesele sayılan başka bir dava sonucu beklenirken tarafların beyanı ile yetinilip iki yıla varan sürelerle mahkemece akıbetinin uygun aralıklarla ilgili yerlerden sorulmadığı,

Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 25/2/1985-2089/1907, 2. Hukuk Dairesinin 20/10/1991-6225/6080, 4. Hukuk Dairesinin 18/10/1970-3551/5012 sayılı içtihatları ve HUMK’un 258, 274 ve 414. maddesi hükümleri karşısında tarafların şahitlerini mahkemeye getirmelerine ilişkin ara kararlarının yasal dayanağı bulunmayıp davetiye ile celbi gerektiği halde şahitlerin taraflarca hazır edilmesi uygulamasının sürdürüldüğü,

Önceki ara kararını yerine getirmeyen, üst üste ve sıkça mazeret bildiren, yeniden mehil talep eden taraf vekillerinin davaların sonuçlandırılmasını geciktirici bu davranışlarını sürdürdükleri, ilgilisi başvurmadığı için tayin edilen günlerde keşiflerin yapılamadığı tutanakla saptandığı halde kesin mehil ve Harçlar Kanunu’nun 11 ve 12. maddelerinde yazılı celse harcı gibi usulün zorlayıcı hükümlerinden yeterince yararlanılmadığı,

… Hukuk Mahkemesine ait … esas sayılı dosyada, aynı bina içinde bulunan … Mahkemesindeki bir dosya mübaşir marifetiyle elden dahi getirtilebilecek iken, incelenmesi için yazılan müzekkere ayrıca 4 kez tekit de edilerek, bir yıldan fazla süre ile sırf bu yüzden talikler yapıldığı,

… Hukuk Mahkemesinin …esas sayılı dosyasında tarafların anlaşmaları için 6 oturum ve 1 yıldan fazla süre ile mehil verildiği, son kez mehil verildikten sonra tekrar aynı nedenle oturumun ertelendiği, benzer şekilde …. esas sayılı dosyada da davalıya ilânen tebligat yaptırılması için kesin mehil verilmesinin ardından oturumun yine 6 celse talik edildiği,

Asliye Hukuk Mahkemesinin …. esas sayılı dosyasında, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 40 ve Tebligat Nizamnamesi’nin 61. maddelerinde işin müstaceliyeti nedeniyle tebligata ait kararların muayyen celse beklenmeden verilmesi öngörülmesine karşın, yurtdışı tebligatı için en az 3 aylık süre olması gerektiğinden bahisle, Bakanlıkça evrakın geri çevrilmesi üzerine dosya ele alınmayıp 1/6/1994 tarihinden 9/9/1994 tarihine kadar duruşma günü beklenmek suretiyle gereksiz zaman kaybına yol açıldığı,

Asliye Hukuk Mahkemesinin … esas sayılı dosyasında duruşmaların devamı sırasında ölmüş bulunan bir davalının veraset ilâmı alınarak mirasçılarının davaya dahili öngörülmüşse de; bir yıldan fazla süreyle ve 9 oturum bu konuda davacı vekiline mehil verilmesine karşın istenen veraset davasını açıp açmadığının belirlenememesi sonucu gereksiz zaman kaybedildiği,

Sulh Hukuk Mahkemesinin … esas sayılı dosyasında da dava ile ilgili olduğu söylenen Asliye Hukuk Mahkemesinin … esas sayılı dosyası getirtilip incelendiği ve tarafları da aynı olmadığı halde sonraki oturumlarda aynı dosyanın tekrar celbi amacıyla talikler yapıldığı,

Sulh Hukuk Mahkemesinin … esas sayılı dosyasında, taraf vekillerine bilirkişi raporunu inceleyip beyanda bulunmaları için … günlü oturumda süre verilerek müteakip oturumda gerekli açıklamaları ayrıntısı ile saptanmasına karşın, bu defa yazılı beyanda bulunmak üzere taraf vekillerine tekrar mehil verilerek oturumun ertelendiği,

Anlaşılmıştır.

* Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/1 maddesi hükmüne aykırı davranıldığı ve davanın mâkul bir süre içinde karara bağlanmadığı gerekçesiyle Devletimiz aleyhine tazminatla sonuçlanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararları anımsanarak davaların çabuk sonuçlandırılması bakımından benzeri olaylarda açıklanan usul hükümlerine daha çok titizlik gösterilmesi,

Aynı bina içindeki diğer bir mahkemeden dosyanın celbi için bir yıla varan sürelerle taliklerin davayı uzatacağı nazara alınıp gerektiğinde mübaşir marifetiyle istenilen dosyanın getirtilmesi,

Özellikle eski yıllardan devren gelen dosyalarda, davaların sürüncemede kalmaması için kesin süre ve celse harcı gibi yaptırımların uygulanmasında hassas davranılması, celse harcının belgelenmeyen mazereti kabul eden karşı taraftan da alınabileceğinin unutulmaması,

İkinci kez verilen ya da hâkimin kesin olduğunu belirttiği mehilden sonra tekrar mehil verilemeyeceğine dair HUMK’un 163. maddesinin hatırlanması,

12- Davacı Şirket Sahibinin İşyerinde Çalışan Tanıkların Yeminle Dinlenildiği
 

İş Mahkemesinin ….esas sayılı dosyalarında, davacı şirket sahibinin işyerinde çalışan veya temsilcisi tanıkların yeminleri yaptırılarak dinlendiği görülmüştür.

* İşçi tanıkların HUMK’un “Şahadet zamanında iki taraftan birinin evinde veya ticarethanesinde infak ve iaşe veya istihdam olunanlar” şeklindeki 247/6. maddesine göre yeminsiz dinleneceğinin malumu,

13- Davanın Açılmamış Sayılmasında Fazla Alınan Harcın İadesi
 

Asliye Hukuk Mahkemesinin …. esas sayılı tazminat istemiyle açılan dava dosyasında; yapılan yargılama sonucunda davanın HUMK’un 409. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verildiği ve peşin alınan harç miktarı alınması gereken maktu karar ve ilâm harcından daha fazla olduğu ve fazlalığın iadesi gerektiği halde maktu karar ve ilâm harcının yeniden alınmasına tevessül edildiği görülmüştür.

* Yargıtay HGK’nun 14/06/2000 tarih, 2000/19-936 Esas 2000/999 Karar sayılı ilâmında vurgulandığı üzere davanın açılmamış sayılmasına ilişkin kararın, usule ilişkin nihai bir karar olduğu, bu nedenle fazla alınan harcın iadesinde ve hüküm altına alınan yargılama giderlerinin hesabında gerekli dikkat ve itinanın gösterilmesi, devletin veyahut tarafların zararına yol açacak ve yasa yoluna başvurulması durumunda bozma nedeni olacak konularda özenin elden bırakılmaması,

14- Davanın Kısmen Kabulüne Karar Verildiği
 

Mahkemece verilen hükmün, gerekçesiyle birlikte duruşma tutanağına yazılması icap etmesine karşın zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhimi ile yetinilen hallerde dahi, mahkemenin şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların açıklanarak, duruşma tutanağına yazılması zorunluluğuna uyulması kuralına riayet edilmediği, zaman zaman ‘davanın kısmen kabulüne’ biçiminde kararlar kurulduğu gözlenmiştir.

* HUMK’un 381 ve 388. maddeleri uyarınca, kısa kararda verilen hükmün hukukî sonuçlarının tereddüde yer bırakmayacak şekilde özetle de olsa gösterilmesi ve bunun da tutanağa yazılması gerektiğinden, Yargıtay HGK’nun 18/03/1987 tarih ve 2-16 - 209 sayılı içtihadında da belirtildiği üzere, duruşmayı bitiren zapta ekli kararın veya kısmen kabule dair kararın tefhim olduğu biçiminde nihai karar yazılmasının gerçek ve usulü anlamda hükmün tefhimi anlamına gelmeyeceğinin bilinmesi,

15- Davetiyelere Meşruhat Konulmadığı
 

            Bir kısım dosyalarda taraflara çıkartılan davetiyelerin yasal meşruhatları içermediği veya yargılama usulüne uygun düşmediği ya da okunaksız olduğu anlaşılmıştır.

            * a- Asliye Hukuk Mahkemesinin görevine giren ve özel yargılama usulüne tabi olanlar haricindeki davalarda HUMK’un 213/2 ve 377/1,

            b-Sulh Hukuk Mahkemesinde, HUMK’un 176 ve 507. maddeleri yollamasıyla aynı yasanın 509 ve 510,                       

            c- İş Mahkemesinde, İş Kanunu’ndaki istisnalar dışında kalan davalar için 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 7. madde yollamasıyla HUMK’un 213/2 ve 377/1,

            ç- Kadastro Mahkemesinde, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 28 ve 29/I-III. maddeleri yollamasıyla HUMK’un 509 ve 510,

            d- İcra ( Hukuk ) Mahkemesinde, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 18, 88, 97, 101, 158, 173, 228, 235, 251, 271 ve 281. maddeleri yollamasıyla HUMK’un 509 ve 510,

            e- Aile Mahkemesinde, 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’un 7/2. madde yollamasıyla HUMK’un 213/2 ve 377/1,

            f- Tüketici Mahkemesinde, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 23/II. madde son cümle yollamasıyla HUMK’un 509 ve 510,

            g- Fikri ve Sınaî Haklar Mahkemesinde, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 19/4. maddesi yollamasıyla HUMK’un 509 ve 510,

            Maddelerine göre taraflara çıkartılan davetiyelerin gerekli meşruhatı içermesine dikkat edilmesi,

            Mezkur meşruhatların konulmasının bir zorunluluk olduğuna dair Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15/03/1995 gün ve 2-860/189 sayılı kararının hatırlanması,

16- Delillerin Sunulması İçin Kesin Süre Verilmediği
 

Dava dilekçelerinde veya cevap layihasında kanıtlarını açıklamayan tarafa ibraz için kesin süre tanınmadığı görülmüştür.

* HUMK’un 2494 sayılı Yasa ile değişik 180/1-2. madde ve fıkralarına göre, dava dilekçesinde davacının, elinde bulunan belgelerin asılları ile birlikte harç ve vergiye tabi olmaksızın davalı sayısından bir fazla düzenlenecek örneklerinin eklenerek mahkemeye verilmesi, başka yerlerden getirilecek dosya ve belgeler için de, bunların bulunabilmesini sağlayacak açıklamanın dilekçelerde yapılması, bu hususlara uyulmaması veya eksik yerine getirilmesi halinde, hâkimin taraflara 10 günlük kesin süre vermesinin zorunlu olduğu, sözü edilen Yasa’nın 195. maddesi uyarınca da davalının yukarıda belirtilen koşulları cevap dilekçesinde açıklaması gerektiği cihetle, bundan böyle anılan Yasa içeriğine uygun hareket edilmesi,
17- Dosyaların Dizi Listesine Bağlanmadığı
 

Dosyaların bilirkişi incelemesi veya ilgili mercie ( temyiz üzerine Yargıtay ) gönderilmesinde muhteviyatı belirtir dizi listesinin yapılmadığı belirlenmiştir.

* Hukuk ve Ticaret Mahkemelerinin Yazı İşleri Yönetmeliği’nin 25. maddesi uyarınca; belgelerin kaybının önlenmesi ve sorumluların belirlenebilmesi açısından bu gereğin yerine getirilmesi ve Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünün 30/01/2006 tarih ve 119 sayılı Genelgesi’nin göz ardı edilmemesi

18- Dosyaların Düzensiz Tutulduğu
 

            Dava dosyalarının yöntemine göre düzenlenmediği, müzekkere, bilirkişi raporları ve tarafların verdikleri dilekçelerin duruşma tutanakları arasına gelişigüzel yerleştirildiği tespit olunmuştur.

            * Hukuk ve Ticaret Mahkemeleri Yazı İşleri Yönetmeliği’nin 25. maddesine göre, dosyaların düzen ve tertibine özen gösterilmesi,
19- Dosyaların Yargıtaya Gönderilmesinde Gecikme
 

            Sonuçlanan dava dosyalarının tetkikinde;

            … Mahkemesi temyiz defterinin … sırasında kayıtlı ….esas sayılı dosyada Yargıtay yoluna vaki başvuru üzerine tebliğ işlemleri tamamlanarak dosyanın Yargıtaya yollanmasının bir yıldan fazla süre geçmesine rağmen henüz gerçekleştirilmediği gibi ilgilisine HUMK.nun 434. maddesinde yazılı yaptırım işlemine girişilmediği,

           

            … Mahkemesinin …esas sayılı dosyasında Yargıtaydan tashihi karar istemi üzerine aradan 18 ay geçtiği halde ölen davalının nüfus kayıt tablosu getirtilerek mirasçıları usulen tespit ve kendilerine tebligatın halen ikmal edilmediği,

           

            Kendilerine tebligat yapılamayan davalılara ait tebligat parçaları geri döndükten sonra aradan 1 yıldan fazla süre geçmesine rağmen, dosya ele alınıp eksikliklerin ikmali işlemine girişilmediği,

           

            … esas sayılı dosyada, orman idaresi tarafından … tarihinde temyiz edilmesine karşın, tebliğ işlemi yapılmayıp, Yargıtaya sevkinin 4 yıl geciktirildiği,

            … esas sayılı dosyanın, eksikliğin ikmali ile iade edilmesi için Yargıtaydan geri gönderildiği halde, geri çevrilen dosyanın eksikliklerinin tamamlanmayıp temyiz tetkikatı için 2 yıldır işlemsiz bekletildiği,

            … esas sayılı dosyalarda, … tarihli gerekçeli karar ile … tarihli temyiz dilekçesinin karşı tarafa tebliğ işlemlerinin halen tamamlanmadığı,

            Görülmüştür.

            * Dosyaların Yargıtaya yollanmasında hassasiyet gösterilerek benzeri gecikmelere yer verilmemesi,

            Bu tür ihmali davranışların sorumluluğu mucip olabileceği dikkate alınıp, kalem işlemlerinin denetim ve gözetimine önem verilmesi,

20- Dosyanın Müracaata Bırakılmasına Karar Verildiği
 

            Taraflarca takip edilmeyen dosyalarda, “müracaata bırakılmasına” şeklinde ibare kullanıldığı anlaşılmıştır.

            * HUMK’un 409. maddesindeki değişiklikten bu yana uzun bir süre geçmesi de nazara alınarak bundan böyle yasal tabir olan “dosyanın işlemden kaldırılmasına” biçiminde ibare kullanılması,

21- Dosyaların Tetkike Alındığı
 

            Önceden duruşmasına çıkılan bir kısım dosyanın, karar verilmek ya da incelenmek üzere, sık sık tetkike alındığı gözlenmiştir.

            * Duruşmalara dosyaları okumak suretiyle hazırlıklı çıkılması ve davaların sürüncemede kalmasına neden olunmaması,

22- Dosyaları Yargıtaya Gönderme Formu
 

            Bütün hukuk mahkemelerinde dava dosyalarının Yargıtaya dosya gönderme formu doldurulmadan sadece üst yazı ile eski usulde yollandığı görülmüştür.

            * Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünün 30/01/2006 tarih ve 119 sayılı Genelgesi doğrultusunda görevli Yargıtay Hukuk Dairesine gönderilecek dosyalarda üst yazı değil “dosya gönderme formu” düzenlenmesi,

23- Dosyanın Yargıtayın Görevsiz Dairesine Sevki
 

            Karar verilip tarafların temyizi sonucu Yargıtaya gönderilmesi gereken dosyaların davanın konusuna göre görevli Yargıtay dairesi yerine başka dairelere gönderildikleri saptanmıştır.

            * Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünün 30/01/2006 tarih ve 119 sayılı Genelgesi ile Yargıtay Kanunu’nun 14. maddesi ve Yargıtay Başkanlar Kurulu kararları doğrultusunda dosyaların doğru daireye sevkinin sağlanarak, emek ve zaman kaybına neden olunmaması, böylelikle adaletin bir an önce gerçekleşmesinin temini ile gecikmelerden kaynaklanan sızlanmaların önüne geçilmesi,
24- Duruşma ve Keşif Zabıtlarının Hâkim veya Zabıt Kâtibi Tarafından       
      İmzalanmaması
 
            Bazı duruşma ve keşif zabıtlarının hâkim veya zabıt kâtibi tarafından imzalanmasının ihmal edildiği görülmüş, eksikliklerin ikmali hatırlatılmıştır.

            * Duruşma tutanaklarının ispat kuvvetine ilişkin HUMK’un 153. maddesinin uygulanmasına işlerlik kazandırılabilmesi için, duruşma tutanaklarının ve kararların hâkim ve zabıt kâtibi tarafından imzalanması zorunluluğunu öngören aynı Kanun’un 152. maddesinin göz önünde tutulması,

25- Duruşma Listesinin Hazırlanmadığı
  Hukuk Mahkemelerinde, duruşma listesi düzenlenmediği gözlenmiştir.

          

            * Faydaları da dikkate alınarak, görülecek davalar için sırasıyla okunaklı şekilde tarafların ve vekillerinin isimleri ve muhakeme saati yazılmak suretiyle duruşma listesi tanzim olunması; bu hususta Hukuk ve Ticaret Mahkemelerinin Yazı İşleri Yönetmeliği’nin 27. maddesinin göz önünde bulundurulması, sakıncaları olan cari uygulamadan vazgeçilmesi,

26- Duruşmaya Mazeretsiz Gelmeyen Davacının İhzaren Celbine
 

            Aile Mahkemesinin … esas sayılı iddet müddetinin kaldırılması talebini içeren davanın duruşmasına gelmeyen davacı hakkında, davasını takip etmediğinden işlemden kaldırılmasına karar verilmesi yerine ihzaren celbi cihetine gidildiği görülmüştür.

            * Hukuk Mahkemelerinde tarafların zorla getirilmelerinin yasal dayanağı bulunmadığının bilinmesi,

27- Eve Dön İhtarlarında Başvurma, Karar ve İlâm Harcı Alındığı
 
            İhtar istemi içeren dilekçelerin kabulü sırasında, başvurma, karar ve ilâm harcı alındığı tespit edilmiştir.

            * Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 26/05/1987 gün ve 3049/4800 sayılı kararında da açıklandığı gibi; eve dön ihtarının bağımsız kazaî sonuçlar doğurmayan ve boşanma davasından önce hâkim eliyle yapılması gereken bir işlemden ibaret olması, karar niteliği taşımaması yanında, 492 sayılı Harçlar Yasası’nın 1 sayılı tarifesinde hangi isteklerin başvurma harcına tabi olduğunun belirtilip, bunlar arasında ihtar isteğinin gösterilmemesi nedeniyle, başvurma ve karar harcına tabi olmadığının bundan sonraki uygulamada nazara alınması,
28- Evlat Edinme Davalarında Yeterli Araştırma Yapılmadığı
 
            Asliye Hukuk Mahkemesine ait … esas sayılı evlat edinme istemli dava dosyalarında gerekli ve yeterli araştırma yapılmadan hüküm oluşturulduğu görülmüştür.

            * Türk Medeni Kanunu’nun evlat edinme kararı vermeden önce hâkime araştırma yükümlülüğü getiren 316. maddesinde ve Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 14/06/2004 gün ve 2004/6732–7796 sayılı ilâmında da açık olarak ifade edildiği gibi, evlat edinmeye, ancak esaslı sayılan her türlü durum ve koşulların kapsamlı biçimde araştırılmasından, evlat edinen ile edinilenin dinlenmelerinden ve gerektiğinde uzmanların görüşünün alınmasından sonra karar verilmesi, araştırmanın özellikle evlat edinen ile edinilenin kişiliği ve sağlığı, karşılıklı ilişkileri, ekonomik durumları, evlat edinenin eğitme yeteneği, evlat edinmeye yönelten sebepler ve aile ilişkileri ile bakım ilişkilerindeki gelişmelerin açıklığa kavuşturulmasına yönelik olmasına özen gösterilmesi,

29- Evlenmeye İzinde Sağ Annenin Dinlenilmediği
 

            Aile Mahkemesinin …. sayılı dosyasının incelenmesinde, dava tarihinde 16 yaşını tamamlamış olan küçüğün, nüfus kayıtları ile sağ olduğu ve dinlenmesi imkanı bulunmadığı delillendirilmeyen, annesinin beyanı alınmaksızın evlenmesine izin verildiği saptanmıştır.

            * 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’un 4. maddesinin birinci bendinde, TMK’nın Üçüncü Kısmı hariç olmak üzere İkinci Kitabı ile 4722 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’a göre aile hukukundan doğan dava ve işlerin Aile Mahkemelerinde görülmesi öngörüldüğünden görev hususu ile, TMK’nın 124. maddesi hükmü ve Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2004/3737-4675 sayılı içtihadı uyarınca, 16 yaşını bitirmiş olan kişinin evlenmesine izin verilebilmesi için karardan önce anne ve baba veya vasinin olanak bulundukça dinlenilmesi gerektiğinin bundan sonraki uygulamalarda hatırda tutulması,

30- Evlilik Kaydı Aranmadan Konutu Terk Eden Eşe Muhtıra
 

            Aile Mahkemesinin kimi değişik iş sayılı dosyalarında, evlilik kaydı aranmadan ortak konutu terk eden eşe eve dön ihtarı yapıldığı belirlenmiştir.

            * TMK’nın 164. maddesine göre, “Eve dön ihtarı”nın resmen evli olanlara yapılması mümkün bir muamele olduğu gözetilerek, evlilik durumunun resmî kayıtla tevsiki gerektiğinin hatırdan çıkarılmaması,

31- Gaiplikte İlan Sayısı
 

            Gaiplik kararı verilmesini içeren …Asliye Hukuk Mahkemesinin …. esas sayılı dosyalarında, gaip hakkında malûmatı olan kimselerin bilgilerini açıklamak üzere davetini içeren ilanın bir kez yapıldığı saptanmıştır.

            * 4721 sayılı Medeni Kanun’un 33/son maddelerinin zorlayıcı hükmü gereğince, gaip hakkında malûmatı olan kimselerin bilgilerini açıklamak üzere davetini içeren ilanın en az iki kere yapılmasının zorunlu bulunduğunun anımsanması,
 
32- Gelecek Celse Keşif Günü Tayinine Şeklinde Ara Kararı
 

            Münhasıran keşif yapılmasına bağlı bulunan dava dosyalarının bir kısmında keşiflerin icra olunacağı günler belirtilmeden gelecek celse keşif günü verilmesine şeklinde ifadeler kullanılarak ertelemeler yapıldığı saptanmıştır.

            * HUMK’un 77. maddesi göz önünde bulundurularak, ihtilaf konusu yerlerde keşif yapılmasına karar verilen ve daha çok eski yıllardan devren gelen bu kabil dava dosyalarının sürüncemede kalmadan sonuçlandırılmasını temin etmek gayesi ile ve davaların uzamasının taraflar üzerinde yaratabileceği hoşnutsuzluklar ve haklı sızlanmalar da nazara alınmak suretiyle keşiflerin yapılabileceği gün ve saatlerin mutlaka duruşma tutanaklarına dercedilmesi, haklı ve zaruri nedenlerle belirlenen günlerde icra edilmemesi halinde, keyfiyetin düzenlenen tutanaklarla tespiti, benzeri sebeplerle lüzumsuz taliklere meydan verilmemesi, keşiflerin saptanan günlerde ve sonuca gidilecek şekilde yapılmasına azami biçimde özen gösterilmesi,

33- Gerekçeli Kararın Geç Yazıldığı
 

            Bir kısım dosyada, tefhim tarihi itibariyle, gerekçeli kararların 25 günü bulan ve aşan sürelerle geç yazıldığı müşahede ve beyan edilmiştir.

            * Gerekçeli kararların, tefhim tarihinden başlamak üzere, 15 gün içinde yazılmasını zorunlu kılan HUMK’un 3156 sayılı Yasa ile değişik 381/son fıkrası amir hükmüne uyulması ve benzeri kayıtsızlıklardan kaçınılması,

34- Hacredilen Reşit Evlata Vasi Tayini
 

            Sulh Hukuk Mahkemesine ait …esas sayılı dosyalarda, bir yıldan fazla hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum veya akıl hastalığı nedeniyle hacredilen reşit çocuklara velilerinin vasi tayin edildiği tespit olunmuştur.

            * Türk Medenî Kanunu’nun 419. maddesi uyarınca, reşit olan evladın hacredilmesinde, vesayet altına alınması yerine, asıl olanın velayet altına konulması olduğunun bilinmesi,

35- Harç Tahsil Müzekkerelerinin Geç Yazıldığı
 

            Bir kısım dosyalarda, yasal süre geçirildikten sonra harç tahsil müzekkerelerinin yazıldığı belirlenmiştir.

            * Harçlar Kanunu’nun 28 ve 37. maddeleri gereğince, karar tarihinden itibaren iki ay içinde ilgilileri tarafından ödenmeyen harçların tahsili için müteakip 15 gün zarfında maliyeye müzekkere yazılması icap ettiğinin daima hatırda tutulması,
36- Hakem Sıfatıyla Bakılan Davalar
 

            Hakem sıfatıyla bakılan davaların, diğer dosyalarla birlikte 1. Asliye Hukuk Mahkemesi esasına kaydedildiği beyan ve müşahede olunmuştur.

            * Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 13/09/1965 gün ve 7394/4091 sayılı içtihatlarında da açıklandığı üzere; birden çok hukuk hâkimi bulunan yerlerde, bunların kadrosunda yetki ve atama gibi nedenlerle oluşabilecek değişiklikler halinde görevsizlik ya da gönderme kararı verilmesini önleyecek ve o anda yüksek dereceli hâkimin davaya devamını sağlayacak şekilde, 3533 sayılı Yasa hükmünce açılan davaların ayrı bir esas defterine kaydedilmesi,

37- Hâkimin Kalem İşlemlerini Denetlemediği
 

            Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğüne ait birimlerin kasa, harç, kıymetli evrak ve eşya, keşif ve yol giderleri hesaplarının ilgili hâkim tarafından denetlenmediği beyan ve müşahede edilmiştir.

            * HİGM’nin 16/03/2006 tarih ve 131 sayılı Genelgesi’nin amacına uygun şekilde tatbiki, adliye personelinin zimmetlerine para geçirmelerinin önlenmesi yönünden hâkimlerin anılan para ve pul hesaplarını en az üç ayda bir denetlemesi, bu husustaki Genelge gereklerinin yerine getirilmesinden Cumhuriyet savcıları ile birlikte hâkimlerin de müştereken sorumlu olduklarının hatırdan çıkarılmaması,

38- Harç Tahsil Müzekkerelerinin Geç Gönderilmesi
 

            Karar verilmesinden itibaren iki ayı aşan bir süre geçmiş olmasına karşın bakiye karar ve ilâm harcının tahsil edilmediği gibi merciine harç tahsil müzekkerelerinin de gönderilmediği belirlenmiştir.

            * Harçlar Kanunu’nun 28 ve 130. maddeleri uyarınca karar ve ilâm harcının, mahkemece kararın verilmesinden itibaren iki ay içerisinde ödenmemesi halinde, bu sürenin sonunda ve 15 gün içerisinde ilgili vergi dairesine bildirilmesi gerektiğinin hatırlanması,

39- Hasım Gösterilmeyen veya Yasal Dayanağı Olmayan Delil Tespiti İstekleri
 

            Hasım gösterilmeden yahut ileride bir hukuk davasına konu olacağı ve ilgilinin hukukî yararı bulunduğu belirlenmeden vaki delil tespiti taleplerinin yerine getirilerek yasal koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği üzerinde durulmadan lüzumsuz emek harcandığı,

            Örneğin;

            Tapuda hissedar gösterilen kişinin mirasçılarının mahalline gidilerek saptanmasına dair,

            Tapuda kayıtlı taşınmazların, yine tapuda kayıtlı hissedarlarının, en son malikler hasım gösterilmeksizin, hâkimlikçe tapuya gidilerek resmî kayıtlar üzerinde bilirkişi marifeti ile saptanmasına dair taleplerin,

            Bayındırlık Bakanlığından müteahhitlik karnesi alabilmek amacıyla faaliyet gösterdiği yerde mevcut makine parkının saptanmasına ilişkin talebin,

            Sitelerine komşu ve tescil harici hazine arazisinden 2,5 dönüm kiralamak istediklerinden, mezkur taşınmazın mahallinde tespitini havi isteğin,

            İmar Yasası ile özel parselasyon yapılmasının yasaklandığı da dikkate alınmadan ……… Belediyesince yapılan kadastro parselasyon haritası ile özel parselasyon haritasının karşılaştırmalı olarak mahalline uygulanmasını içeren ve hasım gösterilmeyen istek halinde hukukî menfaat ile acele hal izah edilmeden,

            Tapu ile sahip bulunduğu ve işyeri olarak kullandığı yere ruhsat alacağından bu yerin belirlenmesine dair hasım gösterilmeyen isteğin,

            Asliye Hukuk Mahkemesinin görevine girmediği halde … Belediyesince mutfağının temiz olmadığı ve teftiş defteri bulunmadığı için dükkanının kapatılmasına ilişkin idari tasarruf aleyhindeki taleple ilgili isteğin,

           

            Delil tespiti yoluyla yerine getirildiği gözlenmiştir.

            * Şimdiden zapt ve tespit olunmaz ise ileride kayıp olacağı veya ikamesinde çok müşkülât çıkacağı şüphesi olan ve sonradan açılacak bir dava için ancak delil tespiti yapılabileceğini içeren HUMK’un 368 ve 369. maddeleri dikkate alınarak, sermaye şirketlerinde aynî sermayenin belirlenmesi istisna olmak üzere yasal koşulları gerçekleşmeyen delil tespiti taleplerinin yerine getirilmemesi

40- Havalesi Yapılmayan Evrakın Dosyada Bulunduğu
 

            Asliye Hukuk Mahkemesine ait … esas sayılı dosyalarda, davanın esasını ve tarafların usulî haklarını etkileyebilecek olan başta bilirkişi raporları olmak üzere, tapu kayıtları, nüfus kayıtları, delil bildirim dilekçeleri gibi bir kısım belgelerde hâkim havalesinin bulunmadığı gözlenmiştir.

            * Meydana gelmesi muhtemel çeşitli sakıncaların önlenmesi bakımından, davanın esasını etkileyebilecek bu gibi evrak başta olmak üzere, mahkemeye gelen tüm evrakın mutlaka hâkim tarafından havale edildikten sonra işleme tâbi tutulması, konuyla ilgili Hukuk ve Ticaret Mahkemeleri Yazı İşleri Yönetmeliği’nin 26. maddesi hükmüne uymakta daha titiz davranılması,

41- Hazine Lehine Verilen Kararların Hazine Tarafından Tebliğinde Harç
 

            Hazinenin taraf olduğu davalarda verilen nihai kararların tebliğ ve kesinleştirilmesi aşamasında muaf olduğu düşüncesiyle hazineden harç alınmadığı, harç yatırılmadığı halde hazine vekillerinin isteği doğrultusunda kararların tebliğe yollandığı beyan ve müşahede edilmiştir.

            * Hukuk ve Ticaret Mahkemeleri Yazı İşleri Yönetmeliği’nin 54. maddesinde kendisine harç yüklenmemiş olan tarafın ilâm sureti almak üzere yazı işleri müdürlüğüne müracaatı halinde bakiye harcın bu kişiden alınması öngörüldüğü gibi,   Maliye ve Gümrük Bakanlığı’nın Muğla Defterdarlığı’na yolladığı 7/2/1984 tarih BAHUM: 4394/8837-7535-4198-12723 sayılı yazıda da Harçlar Kanunu’nun 13. maddesine göre hazine harçtan muaf ise de Sayıştay Genel Kurulu’nun 30/01/1984 gün ve 4319/1 sayılı kararı ile mükelleflerce ödenmeyen ilâm harçlarının daha sonra asıl alacak ile birlikte gerçek mükelleflerden tahsil edilmek üzere hazine tarafından ödenmesi uygun görüldüğünden, konunun benzeri işlerde dikkate alınması,

42- Hazinenin Menfaati Halinde Kayyum Tayini
 

            Sulh Hukuk Mahkemesinin …esas sayılı kayyım dosyasında 18/5/1989 tarih ve 3561 sayılı Mal Memurlarının Kayyım Tayin Edilmesine Dair  Yasa’ya göre TMK’nın 427. maddesi doğrultusunda kayyım tayinine ilişkin hazine hak ve menfaati bulunup bulunmadığının araştırılmadığı gibi mahallin en büyük mal memurunun kayyım tayin edilmesi gerektiği kuralının da nazara alınmadığı anlaşılmıştır.

* Kayyım tayini ile ilgili konularda hazine menfaati yönünden yürürlükte bulunan 3561 sayılı Mal Memurlarının Kayyım Tayin Edilmesine Dair  Kanun hükümlerinin göz önünde bulundurulması,

43- İcra (Hukuk) Mahkemesi Davaları ve Adli Tatil
 

            İcra (Hukuk) Mahkemesindeki davaların adlî tatilde görülemeyeceği düşüncesiyle adlî araverme sonrasına talik olunduğu gözlenmiştir.

            * İcra ve İflâs Kanunu’nun 18 ve HUMK’un 176/1. maddeleri dikkate alındığında, süreler için HUMK’un 177. maddesindeki kurallar uygulanamayacağından İcra (Hukuk) Mahkemesinde davaların adlî tatil içinde görülebileceğinin uygulamada nazara alınması,

44- İcra (Hukuk) Mahkemesinde Kıymet Takdirine İtirazda Masraflar, HUMK 409. Maddenin Uygulanması
     
            İcra Hukuk Mahkemesinin ….. esas sayılı dosyalarında, kıymet takdirine itiraz talebi üzerine davacı veya vekiline keşif için gerekli miktar bildirilmeyerek duruşma açılmasına ve iki celse sonra keşif yapılmasına karar verildiği, keşif kararında da masrafların miktarının gösterilmediği, yatıracak tarafın belirtilmediği, daha sonra da takip edilmeyen dosyanın HUMK’un 409.maddesi uyarınca işlemden kaldırılmasına ve açılmamış sayılmasına karar verildiği saptanmıştır.

            * İcra ve İflas Kanunu’nda 4949 sayılı Yasa ile gerçekleştirilen ve 17/07/2003 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca belirtilen yasanın 128/a maddesi doğrultusunda, kıymet takdirine itiraz üzerine yedi gün içerisinde belirtilen masrafın mahkeme veznesine yatırılmasının mahkemece isteneceği ve bu süre içinde masraf yatırılması halinde yeniden keşif yapılabileceği, aksi halde dosyanın işlemden kaldırılmasına değil şikâyetin kesin olarak reddine karar verilebileceğinin bilinmesi,

45- İcra (Hukuk) Mahkemesinde Hapsen Tazyik Kararlarının Esas Defterine   Kaydedildiği       
     
             İcra Hukuk Mahkemesinde, 6183 sayılı Kanun’un 60. maddesine göre verilen hapsen tazyik kararlarının esas defterine kaydedildiği görülmüştür.

           

            * 6183 sayılı Kanun’un 60. maddesi gereği istenen hapsen tazyik taleplerinin mutlaka mahsus defterine kaydı, bilahare kararın da ilgili kartona konulmasının usul ittihazı, aksine davranışın uygulamada karışıklığa neden olup, işlem ve kayıt güvenliğini sarsacak nitelikte bulunduğu,

46- İcra (Hukuk) Mahkemesinde Kesinlik Sınırı
 

            Miktar ve mahiyeti itibariyle temyiz yolu açık bulunmayan kesin nitelikli bazı kararlarla ilgili temyiz taleplerinin reddedilmeyip, dosyanın Yargıtaya gönderildiği belirlenmiştir.

           

            * Uyuşmazlık konusu değerin İİK’nın 4949 sayılı Kanun’la değiştirilen 363. maddesinin 1. fıkrasının son cümlesinde öngörülen ve her yıl yeniden değerleme oranında artan miktarın altında kalan davalarda, mahkeme kararının temyiz kabiliyeti bulunmadığının unutulmaması, taraflara lüzumsuz masraf yüklenmemesi,

            (Uyuşmazlık konusu değerin İİK’nın 4949 sayılı Kanun’la değiştirilen 363. maddesinin 1. fıkrasının son cümlesinde öngörülen, her yıl yeniden değerleme oranında artan ve 2003 yılında ikibin, 2004 yılında ikibinbeşyüzyetmiş, 2005 yılında ikibinsekizyüzelli, 2006 yılında üçbinyüzyirmi YTL bedelin altında kalan davalarda, mahkeme kararının temyiz kabiliyeti bulunmadığının unutulmaması,)

47- İcra (Hukuk) Mahkemesinde Şikâyetin Kabulünde Harç İadesi
 

            İcra Hukuk Mahkemesinin … esas sayılı dosyalarında icra müdürünün hatalı muamelesinin kaldırılması için yapılan şikâyetlerde, talebin haklılığı kabul edilerek, işlem iptal edildiği hâlde peşin alınan harcın iadesine hükmedilmediği tespit edilmiştir.

            * 492 sayılı Kanun’un 13/d maddesi gereğince, icra ve iflâs dairelerinin kusuru yüzünden, yanlış yapılmış olan işlemlerin ıslahı ve iptaline dair icra hukuk mahkemesi kararları harçtan muaf tutulduğundan yasa maddesi doğrultusunda işlem yapılması,

48- İcra (Hukuk) Mahkemesinde İtirazın Kaldırılmasında Borçluya Gönderilen        
      Davetiyeye Şerh
 

            İtirazın kaldırılması talebi üzerine, duruşmaya çağrılan borçluya çıkartılan davetiyeye ‘mazeretini daha önce bildirip belgelendirmediği takdirde, bizzat bulunmaya mecbur olduğu, hazır bulunmaması halinde, mercice başka bir cihet incelenmeksizin itirazın muvakkaten kaldırılmasına karar verileceği’ meşruhatının yazılmadığı belirlenmiştir.

            * İcra ve İflas Yasası’nın 68/a maddesi amir hükümlerinin tatbikine özen gösterilmesi,

49- İddet Müddetinin Kaldırılması Talebinin Sulh Hukuk Mahkemesinde İncelendiği
 

            İddet müddetinin kaldırılmasına ilişkin taleplerin Sulh Hukuk Mahkemesinde karara bağlandığı gözlenmiştir.

            * 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’un 4. maddesinin birinci bendinde, 22/11/2001 tarihli 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun Üçüncü Kısmı hariç olmak üzere İkinci Kitabı ile 03/12/2001 tarihli ve 4722 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’a göre aile hukukundan doğan dava ve işlerin Aile Mahkemelerinde, bu mahkemelerin kurulmadığı yerlerde ise, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nca belirlenen Asliye Hukuk Mahkemesince görülmesi icap ettiğinin unutulmaması,

50- İhtiyati hacizde Teminat Akçesinin Geri Verilmesi
 

            İhtiyati haciz kararlarında takdir edilen teminatın iadesine yönelik yazılı talebin hâkim tarafından havalesi ile yetinilerek sahiplerine ödendiği anlaşılmıştır.

            * Hukuk ve Ticaret Mahkemeleri Yazı İşleri Yönetmeliği’nin 44. maddesinde zikredildiği üzere; mahkemeden alınan kararı infaz ettirmeden, kararı alan kimse ihtiyati haciz kararının infazından vazgeçer ise karşı tarafa tebligata lüzum kalmadan verdiği para veya evrakı hâkimin tasvibiyle geri alabileceği, karar infaza geçildikten hemen sonra iade talebinde bulunursa hâkim usulü veçhile mehil vererek diğer tarafa tebligat yaptırdıktan sonra iadeye karar verebileceği, takibin kesinleşmesi halinde ise tebligata gerek bulunmadığı anımsanarak inisiyatifin icra müdürlüğüne terk edilmemesi,

51- İş Mahkemesinde İlk Oturumda Tarafların Sulhe Teşvik Edilmediği
 
            İş Mahkemesinin ….. esas sayılı dosyalarında görüldüğü gibi; tarafların veya vekillerinin hazır bulunduğu ilk celsede yanların sulha teşvik edilmediği izlenmiştir.

            * 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 7. maddesinde öngörülen; “…ilk oturumda mahkeme tarafları sulha teşvik eder. Uzlaşamadıkları ve taraflar veya vekillerinden birisi gelmediği takdirde yargılamaya devam olunarak esas hakkında hüküm verilir” kuralına işlerlik kazandırılması,

52- İşi Biten Dosyaların Merciine İade Edilmediği
 

            Başka merci ve mahkemelerden celbedilen dosya veya evrakın asıl dosyada karar verilip, hüküm kesinleşmiş olmasına rağmen dosya içerisinde bırakıldığı saptanmıştır.

            * Dosya ve resmî evrakın düzenli bir şekilde yerleştirilmesini sağlamak ve arandıklarında bulunmalarını temin yönünden, asıl dosyada karar verilip, iş bitirildikten sonra kanun yollarına başvurulmazsa, celbedilen dosyaların ilgili yere hemen tevdiinin unutulmaması, bunun için bir masraf gerekecekse onun da önceden temini gerektiğinin gözardı edilmemesi,

53- İzale-i Şüyu Davasında, Tapuda Açık Kimliği Belli Olmayan Kişiye Kayyım Tayini
 
            Sulh Hukuk Mahkemesinin … esas sayılı izale-i şüyu davasında, tapuda açık kimliği belli olmayan ve kendisine ulaşılamayan paydaşın veraset belgesinin çıkartılması için davacıya yetki ve süre verildiği, salt bu nedenle duruşmaların tâlik edildiği tespit olunmuştur.

            * Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 02/10/1996 tarih, 1996/7962-8252 sayılı ve Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 1994/8523-9012 sayılı ilâmlarında belirtildiği üzere; hayat ve mematı belli olmayan kimselerin malları üzerinde hazinenin menfaatinin mutlak olduğu, uzun süreden beri kendisinden haber alınamayan kişilere 3561 sayılı Mal Memurlarının Kayyım Tayin Edilmesine Dair Kanun’un 2/1 maddesi gereğince mal memurunun kayyım tayin edilebileceğinin göz önünde bulundurulması,

54- Kadastro Mahkemesinde Davaların Süratli Sonuçlandırılmasında Hassas  Davranılmadığı
 
            Kadastro Mahkemesinde delillerin baştan tensiple ve tamamının toplanması yerine peyderpey celbi yoluna gidildiği; bu cümleden olmak üzere davacısı veya davalısı şahıs olan ve belgesizden zilyetlikle edinme iddiası olan davalarda 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesi anlamında taraf (lar) veya muris (ler) adına aynı çalışma alanında varsa sulu ve kuru taşınmaz kayıt ve miktarlarının, davalı parsel (ler) ve civar parsel (ler)’e ait tapulama tutanağı ile koordinatlı krokilerinin, davalı yerin orman olma ihtimaline binaen orman tahdidi kesinleşmiş ise memleket haritasının, kesinleşmemiş ise amenajman planının, mera olma ihtimaline göre de mera tahsis belgesinin veya belirtmelik tutanağının ilgili kurumlardan sorulmadığı tespit olunmuştur

           

            * HUMK’un 77. maddesi gereğince görülmekte olan davaların süratli bir biçimde sonuçlandırılmasına azamî gayret sarf edilmesi, dosyaların karara bağlanmasında delillerin olabildiğince seri biçimde ve tensiple beraber toplanması, adil yargılamanın koşullarından olan makul süre ilkesine aykırı düşen uygulamalardan kaçınılması,

55- Kadastro Mahkemesi Komisyondan Görevsizlikle Gelen Dosyalarda İlan
 

            Kadastro Mahkemesinin … esas sayılı dosyalarında 3402 sayılı Kanun’un 27. maddesindeki usule uymadan davanın esasa kaydedildiği belirlenmiştir.

            * Kadastro Kanunu’nun 27. maddesi “Kadastro hâkimi, devredilen bu dava dosyaları ile beşinci madde gereğince müdür tarafından gönderilen kadastro tutanaklarını birleştirerek 11. maddede yazılı şekle uygun olarak askı ilanını yaptırır. İlan süresi bitmeden duruşmaya başlanamaz.” şeklinde olup, yasa maddesinde açıklanan usule uyulması,

56- Kadastro Mahkemesinde Veraset İlâmı Çıkartılması İçin Mehil Verilemeyeceği
 

            Kadastro Mahkemesinin … esas sayılı dosyalarında davacıya veraset ilâmı çıkartıp mahkemeye ibraz etmesinin istendiği görülmüştür.

            Kadastro Kanunu’nun 25. maddesi “kadastroya veya kadastro ile ilgili verasete ait uyuşmazlıkları çözümleyebileceği gibi, istek üzerine veraset belgesi de verebilir.” şeklindeki hükmünün dikkatten kaçırılmaması,

57- Kadastro Mahkemesinde Kesinleşen Dosyanın Tapuya Resen Devri
 

            Kadastro Mahkemesine ait … tarihinde karar verilen … esas numaralı dosyalarda tebligat, kesinleştirme ve tapu sicil müdürlüğüne devir işlemlerinin yapılmadığı görülmüştür.

            * Kadastro Mahkemesi kararlarının Tebligat Kanun’u hükümlerine göre resen taraflara tebliğ olunacağına ve kesinleşen ilâmların dayanakları olan dava dosyaları ile birlikte tescil edilmek üzere ilgili kadastro veya tapu sicil müdürlüğüne resen devredileceğine dair 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 32. maddesinin uygulanmasına özen gösterilmesi,

            

58- Kadastro Mahkemesinde Adres Araştırma Yöntemi
 

            Kadastro Mahkemesinde taraf teşkiline yönelik olmak üzere adres araştırmasının sadece zabıta marifetiyle yaptırıldığı ve genellikle yetersiz kaldığı ve yargılamanın bazen salt bu nedenle uzadığı izlenmiştir.

           

            * Taraf teşkilinin resen gözetileceği, bunun hâkimin görevi olduğu, tebliği doğrudan yapabilmek veya adresin tespit edilememesi nedeniyle ilanen tebligata gitmeden evvel Tebligat Tüzüğü’nün 13 ve 46. maddelerine göre bütün aşamaların tüketilmesi gerektiği yine ayrıca Hukuk Genel Kurulu’nun 28/05/2003 tarih 2003/1-388 esas, 2003/000372 karar ve 29/09/1999 tarih 1999/1-609 esas, 1999/000744 karar sayılı ilâmları da dikkate alınarak; adres kaydı muhtemel bütün özel veya resmi kurum ve kuruluşlardan ( belediye, nüfus, tapulama, milli eğitim, özel idare müdürlüğü, askerlik şubesi, vergi dairesi, GSM operatörlükleri, Telekom, bankalar v.s. ) adres tahkikinin düşünülmesi,
59- Kadastro Mahkemesi Kasa Hesabının Müstakil Tutulduğu
 

            Müstakil Yazı İşleri Müdürü bulunmayan Kadastro Mahkemesinde, kasa hesabının zabıt kâtibi tarafından bağımsız şekilde tutulup yürütüldüğü görülmüştür.

            * Adalet Bakanlığı HİGM’nin 30/01/2006 gün ve 110 sayılı Genelgesi uyarınca, müstakil yazı işleri müdürü bulunmayan yerlerde, kadastro mahkemelerine ait emanet para hesabının genel mahkeme emanet para hesabı içinde adlîye yazı işleri müdürü tarafından yürütülmesi icap ettiğinden gereğinin buna göre ifası,

60- Kalemde Tebligat Yapılırken Dava Dilekçesine Ekli Pulların Kullanılmadığı,   Sahiplerine İade Edilmediği
      
            Asliye Hukuk Mahkemesinin …, İcra Hukuk Mahkemesinin …, Sulh Hukuk Mahkemesinin … esas sayılı dosyalarında, dava açılırken alınan pulların kullanılmadığı ve kalemde tebligat yapıldığı halde, sahiplerine iade edildiğine dair bir belgenin dosya arasında bulunmadığı tespit edilmiştir.

            * Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünün 16.03.2006 gün ve 130 sayılı Genelgesi’nde de açık olarak vurgulandığı gibi, daha önce masrafı pul olarak alınmış muamelelerde, memur vasıtasıyla kalemde tebligat yapılmış ise, masrafı karşılayan tarafa tebligat yapılması halinde “…tebellüğ ettim ve pul masrafını aldım” şeklindeki beyanının imzası ile tasdik ettirilmesi, karşı tarafa aynı yöntemle tebligat yapılması halinde kullanılmayan pulun, bu şekilde tebligat yapıldıktan sonra geciktirilmeksizin tutanak tutulması suretiyle ilgilisine iadesinin sağlanması, söz konusu pulların görevlinin uhdesinde kaldığına ilişkin yakınmalara sebebiyet verilmemesi, 

61- Kalemde Tebliğde Şekil Eksikliği
 
            Kalemde tebliğ yapan memurların tebligat evrakında isim, sicil ve imzasının bulunmadığı, tebliğ yapılan kişinin kimlik tespitinin yapılmadığı gözlenmiştir.

            * Tebligat Kanunu’nun verdiği yetkiye dayanılarak, işlemlerin sürüncemede kalmaması ve tarafların gereksiz masraf yapmamaları için ilâmların ya da duruşma gününün kalemde memur vasıtası ile tebliğ edilmesi yoluna gidildiğinde, ileride çıkabilecek ihtilaflar da düşünülerek, Tebligat Tüzüğü’nün 34. maddesi uyarınca kararların kimlik tespiti yapılarak ilgililerine tebliği, düzenlenecek tebellüğ belgesine de aynı Yasanın 19/03/2003 tarih ve 4829 sayılı Kanun’un 7. maddesi ile değişik 23/8. bendi uyarınca tebliğ yapan memurun adı ve soyadının yazılması ile imzasının alınmasının usul ittihazı, mümkün ise ibraz olunan kimliklerin fotokopilerinin evraka eklenmesi,

62- Kamulaştırma Bedelinin Tespiti ve Tescili Davasında Bilirkişi Sayısı
 
            Asliye Hukuk Mahkemesinin …. esas sayılı kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili davası ile ilgili yargılamada, bilirkişi heyetinin iki ziraat ve bir mülk bilirkişinden oluşturulduğu ve hükümde karar altına alınan bedelin karar kesinleştiğinde ödenmesine şeklinde sonuca bağlandığı belirlenmiştir.

            * Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 18/03/2004 tarih 2004/1430 Esas - 2004/3177 Karar sayılı ilâmında belirtildiği üzere; 2942 sayılı Kanun’un 4650 sayılı Yasa ile değişik 10/6 bendi yollamasıyla 15/4 fıkrasına göre,  “Bilirkişi kurulu kamulaştırmaya konu olan yerin cins ve niteliğine göre üçü odalar listesinden ikisi de idare kurulu listesinden seçilmek suretiyle beş kişiden oluşacağı, arazi niteliğindeki taşınmaza gelir metoduna göre tespit edilen bedelin bloke ettirilerek hükmün kesinleşmeden, Kamulaştırma Kanunu’nun 19/6 maddesi uyarınca zilyedine ya da malikine ödenmesine karar verilmesi gerekeceği, aksi hâlin bozma nedeni sayılacağı ve adaletin en kısa zamanda tecelli etmesini önleyecek şekilde davaların uzaması sonucunu doğuracağının gözden ırak tutulmaması,

63- Kararlarda Yasa Yoluna Başvuru Süresi ve Merciinin Gösterilmediği,
 

           … sayılı dosyalarda hükmün tefhimi sırasında ve gerekçeli kararda yasa yoluna başvuru süresi ve merciinin gösterilmediği, ‘yasa yolları açık olmak üzere’ şeklinde genel ifade kullanıldığı görülmüştür.

            

            * HUMK’un 381/2. maddesi, 26.09.2004 tarih ve 5236 sayılı Yasa’yla değişik aynı Yasa’nın 388/4. bendi ile Anayasa’nın 40/2. maddesinde öngörülen “Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır” kuralına riayet edilmesi,

64- Karar Düzeltme İsteminin Reddinden Sonra Esasa Kayıt
 

            … Mahkemesine ait … esas sayılı dava dosyasının, Yargıtayca bozulmasının ardından, karar düzeltme yoluna gidildiği ve bu istemin reddedilmesinden sonra, ilgili kararın taraflara tebliğ edilmesi ile yetinildiği müşahede edilmiştir.

            * HUMK’un 442/a maddesi uyarınca, bozmadan sonra karar düzeltme isteminin reddedilmesi üzerine, ilgili kararın taraflara tebliğ edilmesi ile birlikte, dosyanın esas defterine kaydolunarak, gün belirlenip tarafların duruşmaya çağrılması, gelmemeleri halinde HUMK’un 409. maddesi gereğince işlem ifası gerektiğinin unutulmaması,

65- Keşifte Saptanan Değer Üzerinden Harcın İkmal Edilmemesi
 

            Asliye Hukuk Mahkemesine ait, müdahalenin men’i, tapu iptali ve tescil gibi gayrimenkulün aynına taalluk eden davaların bir kısmında keşifte saptanan değerin dava dilekçesinde belirtilenden fazla olduğu anlaşılmış olmasına rağmen peşin harç ikmal edilmeden davaya devam olunduğu gözlenmiştir.

            * 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 16. maddesine işlerlik kazandırmak amacıyla, taşınmazın aynına taalluk eden davalarda mahallinde yapılan keşif sırasında dinlenen bilirkişilere nizalı taşınmazın dava tarihi itibariyle değerinin sorulması, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 21/01/2004 gün ve 2003 / 13852 E. 2004 / 218 K. sayılı içtihadında da belirtildiği gibi aynı Yasa’nın 30. maddesinin “ mahkeme sırasında tespit olunan değerin, dava dilekçesinde belirtilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için muhakemeye devam olunur, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilâm harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 409. maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması, noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır ” amir hükmüne işlerlik kazandırılarak hazine zararına sebebiyet verilmesinden kaçınılması,

66- Kısa Karara Hükmün Tamamının Yazılmadığı
 
            Aile Mahkemesinin ….. esas sayılı boşanmaya karar verilen dosyalarında; reşit olmayan çocukların velayeti veya nafaka hususlarına kısa kararda yer verilmeyip, gerekçeli kararda izah olunduğu saptanmıştır.

            * HUMK’un 381 ve 388. maddeleri uyarınca; kısa kararda verilen hükmün hukukî sonuçlarının tereddüde yer bırakmayacak şekilde özetle de olsa gösterilmesi ve bunun da tutanağa yazılması gerektiğinden, Yargıtay HGK’nun 18/03/1987 tarih ve 2-16/209 sayılı içtihadında da belirtildiği üzere, duruşmayı bitiren zapta ekli kararın veya kısmen kabule dair kararın tefhim olunduğu biçiminde nihai karar yazılmasının gerçek ve usulü anlamda hükmün tefhimi anlamına gelmeyeceğinin bilinmesi,

            TMK’nın 148. maddesi gereğince; hâkimin, boşanma ile birlikte velayet hakkının kullanılmasına ve ana-baba ile çocuklar arasındaki şahsî münasebetlere dair iktiza eden tedbirleri de alması ve bu hususun kısa kararda da açıklanması gerektiğinin hatırdan çıkarılmaması,
67- Konusu İhtiyatî Tedbir Olan Dosyada HUMK’un 409. Maddesinin Uygulandığı
 

            İhtiyati tedbir talebi içeren Asliye Hukuk Mahkemesinin …. d. iş sayılı dosyasının tarafların duruşmaya gelmediğinden bahisle, HUMK’un 409. maddesine göre işlemden kaldırıldığı gözlenmiştir.

            * İhtiyatî tedbir duruşmasına taraflar gelmese bile devam olunarak karar verileceğini hüküm altına alan HUMK’un 105. maddesi açık hükmünün hatırda tutulması ile anılan Yasa’nın 409. maddesinin uygulama alanının dava olduğunun anımsanması,
68- Koruma Kararının Asliye Hukuk Mahkemesi Değişik İş Numarası Üzerinden  Verildiği
 

            Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Yasası’nın 22. maddesi uyarınca, koruma altına alınması icabeden çocuklarla ilgili kararların asliye hukuk mahkemesinin değişik işler ve istinabe defteri’nin … sırasına kaydedilerek hükme bağlandığı belirlenmiştir.

            * Hukuk ve Ticaret Mahkemelerinin Yazı İşleri Yönetmeliği’nin 7. maddesinde değişik işler ve istinabe defteri’ne nelerin kaydedileceği açıkça sayıldığından, koruma altına alma kararının esas hakkındaki davaya takaddüm eden bir işlem olmadığı da nazara alınarak bundan böyle esas defterine kaydedilerek sonuçlandırılması,

69- Koruma Kararının Sulh Hukuk Mahkemesinden Verildiği
 

            Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Yasası’nın 22. maddesi uyarınca, koruma altına alınması icabeden çocuklarla ilgili kararların Sulh Hukuk Mahkemesince görülüp karara bağlandığı müşahede edilmiştir.

            * Anılan Yasa’nın 11 ve HUMK’un 8. maddeleri ile Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 24/4/1991 gün ve 1991/4315-6775 sayılı kararı uyarınca, bu tür davalara bakmak yetkisinin Asliye Hukuk mahkemesinde olduğunun anımsanması,
70- Mahkeme Emanet Paralarının Bulunduğu Banka
 

            Mahkeme emanet paralarının (vesayet hesapları hariç) Vakıfbank’da tutulmaya devam olunduğu görülmüş, gereği için ilgililer uyarılmıştır.

            * HİGM’nin 20/01/2006 gün ve 104 sayılı Genelgesi uyarınca, tereke, izale-i şüyu ve hukuk mahkemeleri emanet paraları ile icra ve noter emanet paralarının Akbank’a ve bu banka şubesi bulunmadığı takdirde halen mevcut hesaplarda muhafaza olunması gerektiğinin bilinmesi, vadeli hesaplarda bulunan emanet paraların vade bitimlerinde derhal ilgili bankaya aktarılmasının unutulmaması,

71- Masrafların Tutanak Altına Şerhi, Zabıt Kâtibinin Masraf Alması
 
            Tüm hukuk mahkemelerinin dosyalarında genel bir uygulama olarak taraflardan alınan pul miktarları ile tahsilâtı kesilmiş olsa bile bilirkişi incelemesi için yazılan talimatlarda yatırılan masraflar ve ayrıca alınan keşif avanslarının da zabıt altına şerh verilip yatıranın imzasının alınmadığı, bazen tutanak yazıcılarının iş sahiplerinden masraflar karşılığı pul ya da para aldıkları beyan ve müşahade olunmuştur.

            * Hukuk ve Ticaret Mahkemeleri Yazı İşleri Yönetmeliği’nin ‘Ara kararları mucibince yapılacak muameleler’ başlığını taşıyan 32. maddesindeki “Ara kararları üzerine gönderilecek celp kâğıtlarının, talimatların, yazılacak tezkerelerin, yapılacak keşiflerin harç ve masraflarını ödemek üzere iş sahibinin müracaatı halinde tutanak yazıcısı kendisine ödenmesi icap eden harç ve masraf miktarını bildirir ve iş sahibine vezneye veya tahsile memur edilmiş bulunan Kalem Şefi (Yazı İşleri Müdürü) ve Muavinine harç ve masrafları ödedikten sonra zabıtnameye ve bu hususta ittihaz edilmiş bulunan kararın altına, (Karar Harcı , Posta pulu Keşif ücreti ödedim) şeklinde bir şerh yazar altına tarih kor ve bu şerhi müracaat sahibine imza ettirir…” kuralına riayet edilerek aynı Yönetmelik’in 16. maddesinin “Tutanak yazıcıları ve mübaşirler muamelenin yapılması için gerekli harç ve masrafları iş sahibinden alamazlar. Harç ve masraflar, vezne teşkilâtı bulunmayan yerlerde yazı işleri müdürü tarafından iş sahibinden alınır” hükmüne göre masrafların kâtip veya mübaşir tarafından alınamayacağının, bu konudaki yetki ve sorumluluğun sadece mahkemeler yazı işleri müdürüne ait olduğunun, aksi halin sorumluluğu doğurabileceğinin akıldan çıkarılmaması,
72- Masrafların Yatırma Süresinin Kararda Belirtilmediği
 

            Asliye Hukuk Mahkemesine ait … esas sayılı dosyalarda, keşif, bilirkişi ve tanık ücreti gibi masrafların ne kadar süre içinde mahkeme veznesine yatırılacağı hususunda ara kararlarında açıklık bulunmadığı belirlenmiştir.

            * HUMK’un 414. maddesi uyarınca; iki taraftan her biri yapılmasını talep ettiği işlemlerle ilgili keşif, bilirkişi, tanık ve vasıta ücreti gibi masrafları mahkeme veznesine depo etmekle yükümlü bulunduğu, hâkimin tayin edeceği süre içinde bu masrafı vermeyen tarafın isteminden vazgeçmiş sayılacağı dikkate alınarak, hukuk usulünün davalara sürat kazandırıcı hükümlerinden uygulamada yararlanılması,

73- Miras Şirketine Mümessil Tayininde Husumet
 

            Miras şirketine mümessil tayini istemini içeren davaların hasımsız olarak görülüp, sonuçlandırıldığı belirlenmiştir.

            * Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 29/09/2003 gün ve 9920-12293 sayılı içtihatları çerçevesinde, bu tür davaların bütün mirasçılar davaya dahil edilmeden görülmemesi icabettiğinin uygulamada nazara alınması,
74- Mirasın Reddinin Kütüğüne Kaydedilmediği
 

Sulh Hukuk mahkemesinin …. esas sayılı dosyasında mirasın reddine dair verilen kararın mahsus kütüğe kaydının yapılmadığı gözlenmiştir.
 

            * 03/09/2004 tarih 25592 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren ve 257 sayılı Yargı Bülteni’nde de bulunan Türk Medeni Kanunu’nun Velayet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzük Kapsamında Tutulacak Defterler, Özel Kütük, Dosyalar, Tutanaklar ve Diğer Evrakın Düzenlenmesine Dair Yönetmelik’in 15 ve 16. maddelerinde yer alan mirası ret taleplerinin kabulüne karar verilmesi halinde, aynı gün bu hususun mirası ret kütüğüne işleneceğine dair hükmü uyarınca belirtilen kararların gecikilmeksizin mahsus kütüğe kaydına özen gösterilmesi,
75- Noter İş Kâğıtlarının İstenme Usulü
 

            ….. Hukuk Mahkemesine ait … esas sayılıda, davacı vekilinin talebi üzerine …… Noterliğine müzekkere yazılarak iş kâğıdının aslının gönderilmesinin istendiği, noterlik dairesinin ilgili kanunun 55. maddesini hatırlatan cevabî yazısı üzerine 09/02/2006 günlü oturumda …. Asliye Hukuk Mahkemesine talimat yazıldığı müşahede olunmuştur.

            * Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünün 20/01/2006 tarih ve 102 numaralı Genelgesi’nde de belirtildiği üzere; 1512 sayılı Noterlik Kanunu’nun 55. maddesine göre mahkemeler tarafından yargı çevreleri dışında bulunan noterliklere doğrudan yazı yazılarak evrak aslının istenmesi hukuken mümkün bulunmadığından, işlem aslının bulunduğu yer noterlik dairesinin yargı alanı içindeki hukuk hâkimliğine davayı gören mahkeme tarafından talimat yazılarak istinabe yoluyla noterlik evrakının aslının istenilmesi, talimat mahkemesince de ilgili noterliğe yazı yazılarak işlem aslının getirtilerek evrakın suretinin çıkartılıp, aslına uygun olduğu bizzat hâkim tarafından onaylandıktan sonra asıllarının ilgili mahkemeye gönderilmesi, onaylı suretinin de aslının yerinde saklanmak üzere notere verilmesi, bu işler için sarf edilen yazı ücreti, yol tazminatı ve posta masrafı gibi ücretlerin ceza mahkemelerinde kovuşturma giderlerinden hukuk mahkemelerinde de depo edilen ücretten karşılanması gerektiği bilinerek bu hususlarda gereken dikkat ve özenin gösterilmesi,
76- Nüfus Davalarında Görüldü Kaydı
 

            Yaş ve isim düzeltilmesine ilişkin verilen kararların ” görüldü ” kaydı için Cumhuriyet Başsavcılığına verilmediği müşahede ve beyan edilmiştir.

            * Bu tür davaların 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 36, ( Mülga 1587 sayılı Yasanın 46.)  HUMK’un 53-58, 427. maddeleri gereğince Cumhuriyet savcılarının huzuru ile görülüp karara bağlanacağı ve Cumhuriyet savcılarının temyiz etme yetkileri de bulunduğu cihetle, 7201 sayılı Kanun’un 43. ve Tebligat Tüzüğü’nün 65. maddesine göre dosyaların yasal süre içinde Cumhuriyet Başsavcılığına verilmesinde zorunluluk bulunduğunun hatırdan çıkartılmaması,

77- Nüfus Kaydı Düzeltilmesi Davalarında Cumhuriyet Savcısının Huzuru
 

            Nüfus kayıtlarının düzeltilmesine ilişkin bir kısım davaların, Cumhuriyet savcısının iştiraki olmaksızın karara bağlandığı saptanmıştır.

            * 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 36. maddesinin, bu kabil davaların Cumhuriyet savcısının huzuru ile görüşülüp karara bağlanmasını emrettiğinin hatırda tutulması,

78- Nüfus, Nafaka ve Kamulaştırma Davalarının Adlî Tatilde Görülmediği
 

            Nüfus ve kamulaştırma gibi acele sonuçlandırılması gereken davalarda ayrım gözetmeksizin adlî tatili kapsayacak şekilde üç aya varan uzun süreli talikler yapıldığı anlaşılmıştır.

            * Bazı davaların adlî tatil içinde dahi görülerek çabuk sonuçlandırılmasına yönelik HUMK’un 176, 507 ve Kamulaştırma Kanunu’nun 37. maddelerinin uygulamada göz önünde bulundurulması,
 

79- Nüfusta Ad ve Soyadı Düzeltilmesi Davalarında Verilen Tashih Kararının İlânı
 

            Asliye Hukuk Mahkemesine ait ….. nüfusta ad ve soyadı tashihi davalarında verilen tashih kararının ilânına hükmedilmediği görülmüştür.

            * Türk Medeni Kanunu’nun 27. maddesi uyarınca isim tashihine ilişkin kararların ilân edilmesi icap ettiğinden bu gereğin yerine getirilmesinden kaçınılmaması,

80- Nüfus Davalarında Resen Araştırma İlkesinin Uygulanmasında Hassas  Davranılmadığı
    
 
            Nüfusta yaş tashihi ile ilgili dosyaların tetkikinde, gereken dikkatin gösterilmeyip resen araştırma ilkesine aykırı davranıldığı ve dosyaların yeterince incelenmediği;

            Bu cümleden olarak;

            ….. esas sayılılarda davacıların yaşlarının tescil tarihlerini 2–6 seneye varan şekilde aşarak küçültüldüğü, küçültme kararlarında ayrıca resmi kayıtların sahteliği sübut bulmadığı ve bu yönde bir talep ya da iddia da olmadığı halde tescil tarihlerinin de tashihine karar verildiği,

            ….esas sayılıda ise nüfus aile kaydına göre davacının 1944 olan doğum tarihinin, anne ve babasının evlenme tarihi 1942 olmasına rağmen, evlilik dışı doğum beyan edilmediği ve bu yönde delil de olmamasına karşın 1940 olarak tashihine dair hüküm kurulduğu,

            Anlaşılmış, kararın kesinleştirilmesini takiben kanun yararına temyiz yoluna gidilmesi Cumhuriyet savcılığına önerilmiştir.

            * Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 19/05/1946 gün 2/ 40 – 60 sayılı kararından bu tarafa yerleşik ve Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 20/04/2006 gün ve 2006/2432 esas 2006/3362 karar sayılı içtihatları ile şahsın doğmadan nüfusa tescilinin mümkün olmadığı ve tashih ile tescilden daha küçük bir tarihe karar verilemeyeceğine dair içtihatlarının ve nüfus kayıtları kamu düzenini ilgilendirdiğinden Cumhuriyet savcısı ile nüfus müdürlüğünün de iştirak ettiği nazara alınarak araştırmada gereken hassasiyetin gösterilmesi gerektiğinin unutulmaması,

81- Orman Kadastro Davaları
 

            Orman kadastrosuna ilişkin davalarda tarafların mazeretsiz olarak duruşmaya gelmediklerinden bahisle HUMK’un 409. maddesi uyarınca dosyanın işlemden kaldırıldığı ve daha sonra da davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği görülmüştür.

            * Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 29/1/2002 gün ve 2002/155-507 sayılı içtihadı uyarınca, orman kadastro davalarının da bir kadastro ihtilâfı ve davası olduğu göz önüne alınarak taraflar gelmeseler dahi resen davanın yürütülerek bir karar verilmesi icabettiğinin bilinmesi, bu türden davalarda da HUMK’un 409. maddesinin uygulama yeri bulunmadığının unutulmaması,

82- Oturuma Katılanların Ad ve Soyadının Zapta Yazılmadığı
 

            Bir kısım dava dosyasında oturumlara katılanların ad ve soyadının zapta yazılmadığı belirlenmiştir.

            * HUMK’un 151/2. maddesinin göz ardı edilmemesi,

83- Reddiyat Makbuzlarının Damga Vergisine Tabi Tutulmadığı
 

            Hâkim ve kâtip yollukları ile bilirkişilere ödenen paralarla ilgili düzenlenen reddiyat makbuzlarının, damga vergisine tâbi tutulmadığı saptanmıştır.

            * Bir hizmet karşılığı yapılan tüm ödemelerin, 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu’na bağlı 1 sayılı tablonun IV/ 1-b pozisyonu uyarınca binde 6 oranında vergiye tâbi bulunduğunun dikkate alınması,

84- Suç Oluşturan Eylemi Nedeniyle Davalıya Yemin Teklifi
 

            Asliye Hukuk Mahkemesinin ..esas sayılı dosyasında, elektrik su gibi işleri takip amacı ile davacının verdiği vekâletnameyi davalının hile ile tapuda intikali gerçekleştirecek şekle dönüştürdüğü iddiası emniyeti suiistimal ya da dolandırıcılık suçunu oluşturduğu halde hile yaptığı söylenen davalıya yemin teklifi amacıyla talikler yapıldığı tespit edilmiştir.

            * HUMK’un 352. maddesine göre suç oluşturan bir konuda davalıya yemin teklifinin mümkün olmadığının anımsanması, davanın sürüncemede kalmasına yol açabilecek benzeri davranışların tekrarından kaçınılması,

85- Şahitlere Baştan Yemin Ettirildiği
 

            Asliye Hukuk Mahkemesi ….. esas sayılılarda olduğu gibi, bir kısım dosyalarda dinlenen şahitlere baştan yemin ettirildiği ya da yemin ihtarı hatırlatıldıktan sonra ifadesinin saptanması akabinde yemini yaptırılmadan sadece imzasının alınılması ile yetinildiği belirlenmiştir.

            * HUMK’un 261. maddesi gereğince, başlangıçta yapılacak ihtardan sonra dinlenen tanığa yemini şahadetten sonra eda ettirilir hükmünün uygulamada göz önünde bulundurulması,

86- Şahitlere Ücret Tayin Edilmediği
 

            Genel olarak Asliye Hukuk Mahkemesinde huzurda dinlenilen veya talimatla anlatımları saptanan şahitlere ücret tayin ve takdir edilmediği saptanmıştır.

           

            * HUMK’un 414. maddesinde öngörüldüğü üzere, iki taraftan her birinin dinlenmesini istedikleri şahit ve bilirkişilerin veya talebi üzerine yapılacak diğer işlemlerin masrafını ödemeye, buna yetecek miktar parayı mahkeme veznesine yatırmaya mecbur olduğu; Anayasa’nın, “Kişinin Hak ve Ödevleri” bölümünde yer alan 18. maddesinde angarya yasağı da getirildiği hatırlanarak, tanıklara ücret takdir edilmesi,

87- Sonucu Beklenen Dosyalarda Tarafların Beyanı İle Yetinildiği
 

            Başka bir dava sonucu bekleyen dosyalarda, akıbetleri soruşturulmadan taraf beyanları ile yetinildiği veya müzekkere yazılıp üç, dört celse cevabının beklendiği, oturumların bu nedenle başka günlere ertelendiği anlaşılmıştır.

            * Görülmekte olan dava ile bağlantılı olup ta beklenen dava dosyasının zaman zaman araştırılması, ön mesele sayılan davanın yargılamasının devam ettiği şeklinde taraf beyanları ile yetinilmeyerek getirilip incelenmesi, sonuçlandığının anlaşıldığı veya başka bir davanın sonucunun beklenmesi gerektiği hallerde bu hususların HUMK’un 151. maddesi uyarınca, duruşma tutanağına geçirilmesine özen gösterilmesi,

88- Sulh Hukuk Mahkemesinde Adlî Tatilde Dava Görülmediği
 

            Sulh Hukuk Mahkemesinin …. esas sayılı dosyalarında olduğu gibi, araya adlî tatil girdiği gerekçesi ile duruşmaların adlî ara vermeden sonraki günlere ertelendiği görülmüştür.

            * HUMK’un 176/10. maddesinde açıkça yazılı olduğu üzere, adlî ara vermede kanunların Sulh Hukuk Mahkemesini veya hâkimini görevlendirdiği dava ve işlere bakılacağının unutulmaması,

89- Tanıklıktan Çekinme Hakkı Olanlara Yemin Ettirildiği
 

            Akrabalığı nedeniyle tanıklıktan çekinme hakkı olup da bu hakkını kullanmayanlara, tanıklıktan ve yeminden çekinme hakkının hatırlatıldığı, tanıklık edeceklerini söylemeleri üzerine yemin uyarısında bulunularak dinlendikleri ve sonuçta yemin verildiği belirlenmiştir.

            * HUMK’un 245. maddesinin 1-3 numaralı bentleri gereğince, tanıklıktan çekinme hakkı olup da bu hakkını kullanmayanların yeminsiz dinlenmeleri gerektiğine dair 247. madde hükmünün uygulamada göz önünde bulundurulması,

90- Taliklerde Saat Belirtilmediği
 

            Duruşmalarda oturum gününün saptanması ile yetinildiği, duruşma saatinin 09.00 olarak dosyalarda belirlendiği görülmüştür.

            * Hukuk ve Ticaret Mahkemeleri Yazı İşleri Yönetmeliği’nin 7 ve 27. maddeleri uyarınca, duruşma tarihi ile birlikte oturum saatlerinin de belirlenerek, tarafların adlîye koridorlarında boşuna beklemelerinin önlenmesi,

91- Tanıma Dosyasında Ananın Son Medeni Halini Gösteren Belgenin Yer Almadığı
 

            Aile Mahkemesinin … esas nolu tanıma dosyasında; ananın son medeni hâlini gösterir kimliğinin ilgili nüfus müdürlüğünden getirtilmediği görülmüştür.

            * TMK’nın 295. maddesi uyarınca “başka bir erkekle soy bağı bulunan çocuğun tanınması mümkün olmadığından” Nüfus Hizmetlerine Ait Kuruluş, Görev ve Çalışma Yönergesi’nin 190/2 paragrafında açıklandığı gibi, annenin medeni hâlini gösterir kimlik bilgilerinin nüfus idaresinden istenmek suretiyle tanıma işlemi yapılırken dikkate alınması,

92- Tapu İptaline İlişkin Hüküm Özetlerinin Tapu Sicil Müdürlüğü’ne Gönderilmediği
 

            Kabul ile sonuçlanan tapu iptali ve tescil kararlarına ait karar özetlerinin alakalı tapu sicil müdürlüğüne gönderilmediği müşahede edilmiştir.

            * İcra ve İflâs Kanunu’nun 28. maddesinde ve Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünün 30/01/2006 gün ve 113 sayılı Genelgesi’nde de belirtildiği gibi; kötü niyetli şahısların durumdan yararlanmalarının önlenmesi ve mahkeme kararlarının infazının imkânsız hale gelmemesi için gayrimenkule ilişkin davalarda, davacı lehine hüküm verildiği takdirde, mahkemece davacının talebine hacet kalmaksızın hükmün tefhimi ile beraber hülasasının tapu sicil müdürlüğüne bildirilmesinde zorunluluk bulunduğunun hatırlanması ve anılan dosyalarda buna göre işlem yapılması,

93- Tapu İptal ve Tescil Davalarının Hakemde Görülemeyeceği
 

            Asliye Hukuk Mahkemesinin … esas sayılı dosyasında taşınmazın aynına ilişkin davaya hakem sıfatıyla bakıldığı müşahede edilmiştir.

            * 19/07/2003 tarihli 4916 sayılı Yasa’nın 24. maddesi ile değişikliğe uğrayan 29/06/1938 tarihli ve 3533 sayılı Umumî, Mülhak ve Hususî Bütçelerle İdare Edilen Daireler ve Belediyelerle Sermayesinin Tamamı Devlete veya Belediye veya Hususî İdarelere Ait Daire ve Müesseseler Arasındaki İhtilâfların Tahkim Yolu İle Halli Hakkında Kanun’un 4. maddesi ve Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 4/10/2004 tarih 2004/9565 esas, 10580 karar sayılı ilâmı ile, taşınmazın aynına ilişkin çekişmelerin hakemin görevi alanından çıkarıldığı göz önüne alınarak genel mahkemelerde görülmek üzere görevsizlik kararı verilmesi gerektiğinin hatırdan çıkarılmaması,

94- Tapuda İsim Tashihi Davalarında Değer Gösterilmediği
 

            Tapuda baba adı, ad ve soyad düzeltilmesi amacıyla açılan davalarda değer göz önünde tutulmadan, ilgililerin inisiyatifi ile görevin belirlendiği tespit edilmiştir.

            * HUMK’un 8. maddesi uyarınca, Yargıtay İBGK’nun 23/06/1943 gün ve 18/22 sayılı içtihatlarında da açıklandığı gibi ilgililer tarafından tapu sicilindeki isimlerin düzeltilmesine ilişkin açılan davaların, o sicilin taallûk ettiği hakkın değeri nazara alınarak Sulh Hukuk veya Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi icabettiğinin hatırda tutulması,

95- Tensiplerin Yeterli Açıklıkta Olmadığı
 

            Yapılan tensiplerde “dava dilekçesinde açıklanan yerlere gerekli yazıların yazılmasına” karar verildiği, nereden ve hangi belgenin istenildiğinin açıkça yazılmadığı,

            * Yapılan tensiplerde; celbine gerek görülen belge, kayıt ve dosyaların açıklanması, nereden isteneceğinin belirtilmesi, keyfiyetin kalemin inisiyatifine bırakılmaması
 

96- Tevdi Mahalli Tayini Kararlarında Maktu İlâm Harcı Alındığı
 

            Tevdi mahalli tayini kararlarında maktu ilâm ve karar harcı tahsil olunduğu görülmüştür.

            * 492 sayılı Harçlar Kanunu’na bağlı 1 sayılı Tablonun 3-2/a, b, c, d madde ve bentlerinde, tevdi mahalli tayini kararlarından ilâm ve karar harcı alınacağına dair bir hüküm bulunmadığından, bu taleplerden sadece başvurma harcı tahsil olunması
97- Tevdi Mahalli Tayini Kararının Tebliğ Edilmediği
 

            Sulh Hukuk Mahkemesinin … değişik iş sayılı, kira parası ödeme yerinin belirlenmesine ilişkin kararlarının muhataplarına tebliğ olunmadığı saptanmıştır.

            * Borçlar Yasası’nın 91 ve 95. maddeleri gereğince, tayin edilen tevdii mahallinin muhatabına duyurulması icabettiğinin hatırda tutulması,

98- TMK’nın 644. Maddesine Göre Açılan Davalarda Özel Meşruhat
 

            Elbirliği halindeki mülkiyetin paylı mülkiyete çevrilmesi istemine ilişkin Sulh Hukuk Mahkemesinin … esas sayılı dosyalarında; diğer mirasçılara gönderilen davetiyelerde “varsa itirazlarını bildirebilecekleri” belirli bir süre tayin edilmediği gözlenmiştir.

            * Türk Medenî Kanunu’nun 644. maddesi hükmünün müteakip uygulamada nazara alınması,

99- Temyiz Dilekçelerinin Hâkim Tarafından Havalesi Üzerine İlgilisine Verildiği
 
            Tüm mahkemelerde; temyiz dilekçelerinin tek nüshasına hâkimliğin havale tarihi ile yazısının derç edildiği, bunu müteakip mezkur dilekçelerin mahkeme kalemine gönderilmek üzere ilgililere ve avukatlara verildiği beyan ve müşahede edilmiştir.

            * HİGM’nin 30/01/2006 gün ve 105 sayılı Genelgesi’nde de belirtildiği üzere; Hukuk ve Ticaret Mahkemeleri Yazı İşleri Yönetmeliği’nin 18/1 ve 26, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 8 ve Tebligat Nizamnamesi’nin 10. maddelerine nazaran, temyiz ve karar düzeltme isteklerinin mahkemeye tevdii üzerine hâkim tarafından, dilekçelerin her nüshasına havale tarihi ile yazısının bizzat yazılması ve imzalanması suretiyle ilgililere verilmeksizin mahkeme kalemine gönderilmesi,

100- Temyize Gönderilen Dosyanın Harcı Alınmadan Gönderildiği
 

            Temyize gönderilecek dosyaların incelenmesinde;

            Asliye Hukuk Mahkemesine ait … sayılılarda, bakiye karar ve ilâm harcı tahsil edilmeden kararın tebliğe çıkarıldığı, … sayılılarda ise bakiye harç tahsil edilmeden dosyanın temyize gönderildiği,

            Belirlenmiş, eksiklikler ikmal edilmiştir.

            * Harçlar Kanunu’nun 28/a, 130 ve Hukuk ve Ticaret Mahkemelerinin Yazı İşleri Yönetmeliği’nin 54. maddeleri uyarınca karar almak üzere başvuran taraftan bakiye harcın tahsil edilmesi,

            HUMK’un 434/3. maddesi uyarınca temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin tamamı ödenir hükmüne işlerlik kazandırılması,
101- Tevzînin Protokole Bağlanmadığı
 

            … Adliyesinde birden fazla sayıda bulunmasına rağmen Sulh, Asliye, İş ve Aile Mahkemeleri arasında Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonunun da görüşü alınarak işlerin mahkemeler arasında ne şekilde tevzi edileceğine dair protokol yapılmadığı öğrenilmiştir.

            * Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünün 16/03/2006 tarih ve 131 sayılı Genelgesi doğrultusunda adalet dairelerinde değişik yorumlara sebebiyet verilmemesi için aynı türden davalara bakan mahkemelerin birden fazla bulunması halinde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nca belirlenen ilke kararları da dikkate alınarak bu mahkemelerdeki iş tevziinin bir ilkeye bağlanarak oluşturulacak protokolün Yüksek Bakanlığa sunulması,

102- Tüketici Mahkemesinde Harç
 

            Tüketici şikâyeti ile ilgili olarak Asliye (Tüketici) Hukuk Mahkemesine açılan … esas sayılı dosyada, dava açılışında başvuru harcı ve peşin harç alındığı belirlenmiştir.

            * 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’un 23. maddesinin 2. fıkrası uyarınca; tüketici ve tüketici örgütleri tarafından açılan davaların her türlü harç ve vergiden muaf olduğunun unutulmaması,

103- Usule İlişkin Kararlarda Yargılama Masrafına Hükmedilmemesi
 

            … Hukuk Mahkemesinin…. esas sayılı; yetki itirazı sebebiyle verilen yetkisizlik ya da resen verilen görevsizlik kararlarında yargılama masrafına (vekâlet ücreti dâhil) hükmedilmediği tespit edilmiştir.

            * İBGK’nun 25/4/1945 gün ve 9 E sayılı kararını açıklayan Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 24/05/2004 tarih 2004/5995 Esas - 2004/6658 Karar sayılı ilâmında belirtildiği üzere; görevsizlik ve yetkisizlik nedeniyle davanın reddine ve dava dosyasının görevli mahkemeye tevdiine ilişkin kararlar bunları veren mahkemeler yönünden nihai kararlar olup, dava böyle bir karara bağlanıncaya değin mahkemece yapılmış olan giderlerin ve vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesi HUMK’un 417 ve 426. maddelerinin gereği olduğunun göz ardı edilmemesi,

104- Vakıf Kararlarının Kütüğüne Tescil Edilmediği
 

            Asliye 1.Hukuk Mahkemesinin vakıf tesciline ilişkin kesinleşen .… esas/karar sayılı dosyasında, ilâmın mahsus deftere, mevcut olmadığından bahisle, tescil edilmediği beyan ve müşahede olunmuştur.

            * Hukuk ve Ticaret Mahkemeleri Yazı İşleri Yönetmeliği’nin 7/8. maddesinde belirtilen defterin temini ile istimaline başlanması,

105- Vasi Tayini Dosyasının Takip Edilmediğinden İşlemden Kaldırıldığı
 

            Sulh Hukuk Mahkemesinin … esas sayılı vasi tayinine ilişkin dosyasının takip edilmemesi sebebiyle, HUMK’un 409. maddesi gereğince işlemden kaldırılıp, bilâhare davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği gözlenmiştir.

            * TMK’nın 404 ve devamı maddelerinde açıkça belirtildiği üzere, aynı Kanun’un 408. maddesindeki haller ayrık olmak üzere vasi tayinine ilişkin taleplerin resen takip olunarak, HUMK’un 409. maddesinin bu tür davalarda uygulama yeri olmadığının bilinmesi, mutlaka sonuçlandırılması gerektiğinin hatırdan çıkarılmaması,

106- Vasi Tayini Kararlarının İlânı
 

            Vasi tayinine ilişkin bazı davalarda, verilen vasi tayinine müteallik kararların, mahcurun doğduğu ve oturduğu mahallerde ilân edilmediği müşahede edilmiş, gereğine tevessül olunmuştur.

            * TMK’nın 410 ve 421. maddeleri gereğince, vasi tayinine ilişkin kararların, vesayet altına alınanların nüfusta kayıtlı oldukları ve oturdukları yerlerde ilân olunması gerektiğinin unutulmaması,
107- Vasiden Hesap İstenilmediği
 

            … Mahkemesi karar dosyalarında vasilik talebi kabul ile sonuçlandırıldığı halde, vasilerin muayyen sürelerle takip edilmediği ve hesap istenilmediği anlaşılmıştır.

            * TMK’nın 397. maddesinde vesayet daireleri, 492/III. maddesinde de vesayet dairelerinin sorumluluğunun düzenlendiği hatırlanarak, TMK’nın 454 ve 464. maddeleri ile belirtilen Kanunun Velayet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına Dair Tüzük’ün 16 ve 21. maddeleri uyarınca vasinin yeni yapılacak tensiplerde ve muayyen sürelerde çağrılıp resen hesap alınarak raporlarının yeterli görülmemesi halinde ikmalinin emredilmesi ve gelir gider defterlerinin birisinin dosyada kalmak suretiyle iki nüsha olarak düzenleneceğinin bilinmesi, kısıtlının zararını ve dairenin mesuliyetini doğurabilecek bu kabil davranışlardan sakınılması,

108- Vasiyetnamenin Açılması Dosyasının İşlemden Kaldırıldığı
 

            Sulh Hukuk Mahkemesinin …. esas sayılı vasiyetnamenin açılmasına ilişkin dosyasının takip edilmemesi nedeniyle HUMK’un 409. maddesi gereğince işlemden kaldırıldığı, mirasçılardan birinin talebi üzerine yenilenerek sonuçlandırıldığı gözlenmiştir.

            * Türk Medeni Kanunu’nun Velâyet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzük’ün 36. maddeleri uyarınca, Sulh Hâkiminin kendisine tevdi edilen vasiyetnameyi hiçbir mirasçı gelmese bile açılmasına karar verip masrafı terekeye ait olmak üzere lüzum eden işlemleri yapması gerektiğinin ve burada HUMK’un 409. maddesinin uygulama yeri olmadığının hatırlanması,
109- Vasiyetnamenin Açılmasında Tüm Mirasçıların Arandığı
 

            Vasiyetnamenin açılmasına dair Sulh Hukuk Mahkemesinin … esas sayılı dosyalarında, tenfiz talebi ve gereği bulunmamasına rağmen, tüm mirasçıların tespitiyle ve kendilerine tebliğ işlemlerinin yapılması ve duruşmada hazır bulunmalarının beklenerek yargılamanın sürdürüldüğü görülmüştür.

            * Konuya ilişkin TMK’nın Velâyet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzük’ün 36. maddesi ile vasiyetnamenin mahkemeye tesliminden itibaren bir ay içinde açılacağı, açılışta hazır bulunmak üzere bilinen mirasçılara çağrı çıkarılacağı, diğerleri ve çağrıya uymayanlara da açılmış bulunan vasiyet örneğinin TMK’nın 596, 597. maddeleri uyarınca tebliğ edileceğine ilişkin Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 27/12/2002 gün ve 12909-15050 sayılı içtihadının gözden ırak tutulmaması,

110- Vasiyetnamenin Açılmasının Tereke Hâkimliği Esasına Kaydı
 

            Vasiyetnamenin açılmasına ilişkin taleplerin, tereke hâkimliğinin esasına kaydedilerek sonuçlandırıldıkları görülmüştür.

            * Görevin Sulh Hukuk Mahkemesine ait olduğu dikkate alınarak, intikal eden bu tür taleplerin Hukuk ve Ticaret Mahkemeleri Yazı İşleri Yönetmeliği’nin 7. maddesi gereğince sözü edilen mahkemenin esas defterine kaydı ile konuya ilişkin TMK’nın Velâyet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzük’ünün 36. maddesinin hatırdan çıkarılmaması,

111- Vekâlet Ücretinde KDV
 

            Aile Mahkemesinin … esas sayılı dosyalarında vekâlet ücreti takdir edilirken ayrıca KDV’nin de ilâve edildiği belirlenmiştir.

            * Yargıtay Kararları Dergisinin Mayıs 2003 sayısında yer alan Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 18/03/2003 gün ve 2003/1300-2154 sayılı içtihadı doğrultusunda verginin ancak yasa ile konulabileceği gerçeğinden hareketle, takdir edilen vekâlet ücretine ayrıca KDV ilavesinin kanunî dayanağının bulunmadığının bilinmesi,

112- Vekille Takip Edilen Nüfus Davalarında Özel Yetkinin Aranmadığı
 

            Vekil aracılığı ile açılan isim, soy isim tashihine dair davalarda, vekâletnamenin genel nitelikte olduğu, bu hususta özel yetki verilmemesine karşın, davaya bakılarak sonuçlandırıldığı müşahede edilmiştir.

            * Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 16/09/2002 tarih ve 2002/5241-8085 sayılı kararında da belirtildiği gibi; vekilin kişiye sıkı sıkıya bağlı kişilik hakları ile ilgili dava açabilmesi için vekâletnamesinde özel yetkinin bulunması gerektiğinden isim ve soy isim tashihine dair davalarda da bu yetkinin varlığının araştırılmasının hatırlanması,
113- Verasetin İptali Davasında Husumet
 

            Sulh Hukuk Mahkemesine ait …esas sayılı verasetin iptaline ilişkin dosyada, hak sahibi görünen mirasçıların hepsinin davaya dahli sağlanmadan hüküm kurulduğu saptanmıştır.

            * Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 23/10/1992 gün ve 9453/10210 sayılı içtihadına nazaran; ilk veraset belgesinde hak sahibi olarak belirlenen şahısların tamamına husumet tevcih ettirilmesi ve konunun resen nazara alınmasına itina gösterilmesi,

114- Vesayet Dosyalarında Hesab-ı Cari Defteri Tutulmadığı
 

            Vesayet dosyalarının incelenmesinde, vasilerden usulen rapor alınmaktaysa da hesabı cari defteri tutulmadığı, banka ile irtibata geçilmediği, bu sebeple de hesapların sağlıklı şekilde kontrol edilemediği tespit ve ifade edilmiştir.

            * Türk Medenî Kanunu’nun Velâyet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzük’ün 16. ve Türk Medenî Kanunu’nun Velâyet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzük Kapsamında Tutulacak Defterler, Özel Kütük, Dosyalar, Tutanaklar ve Diğer Evrakın Düzenlenmesine Dair Yönetmelik’in 8. maddesi mucibince hesabı cari defterinin tutulması, banka ile irtibat kurularak para hareketinin anılan defterden yararlanılarak denetlenmesi, mahcurun menfaatlerini korumakla görevli olan vesayet makamının, vasi hesaplarının tetkikinde gereken özeni göstermesi ve bu doğrultuda denetim icrası,

115- Yabancı Mahkeme İlâmının Aslına Şerh
 
            Hukuk Mahkemeleri kimi dosyalarında; yabancı mahkeme kararının tanınmasına ve tenfizine karar verildiği halde, yabancı mahkeme ilâmının aslına ilgili şerhin verilmediği saptanmıştır.

            * 2675 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun’un 40. maddesi gereğince, yabancı mahkeme ilâmının tamamen veya kısmen tenfizine veya reddine dair kararların yabancı mahkeme ilâmının altına yazılarak hâkim tarafından mühürlenip imzalanmasının usul edinilmesi,

116- Yabancı Uyruklu Kişiler
 

            Yabancı uyruklu şahısların Türkiye’de açtıkları davalar için teminat göstermedikleri beyan ve müşahede edilmiştir.

            * 2675 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun’un 32. maddesine göre, karşılıklılık ilkesi uyarınca muafiyet bulunmadığı takdirde yabancıların açtıkları davalarda teminat gösterme mecburiyeti olduğundan bu hususun dikkate alınması,
 
 117- Yargıtaya Sevk Masraflarının Pul Olarak Alındığı
 

            Tüm hukuk mahkemelerinde, dosyaların Yargıtaya sevk masraflarının tahsilinde, gönderme ücretlerinin pul, döndükten sonraki harcamaların ise para olarak alındığı beyan ve müşahede edilmiştir.

            * Hukuk ve Ticaret Mahkemeleri Yazı İşleri Yönetmeliği’nin 12. maddesi gereğince, bu kabil masrafların tamamının ilgililerden para olarak tahsil edilerek kasa ve yol giderleri defterine intikal ettirilmesinin unutulmaması,

118- Yetkisizlik İtirazı Sonuçlanmadan Esasa Girildiği
 

            … Hukuk Mahkemesinin … esas sayılı dosyasında; davalının başka yerden yolladığı yetkisizlik itirazı hakkında HUMK’un 187, 190, 225. maddeleri doğrultusunda işlem yapıldıktan sonra davalıya gerekli tebligat ikmal edilmeden davanın esasına ilişkin tahkikatın sürdürüldüğü görülmüştür

            * Mahkemenin yetkisizliğine dair itirazın önceden sonuçlandırılıp ilgiliye tebliğine ilişkin HUMK’un 187, 190 ve 225. maddelerine uyulması,

119- Yoklukta Yapılan Delil Tespit Tutanaklarının Karşı Tarafa Tebliğ Edilmediği
 

            Karşı tarafın yokluğunda yapılan delil tespitine dair, tutanak, karar ve eklerinin sonradan tebliğ zorunluluğuna uyulmadığı belirlenmiştir.

            * HUMK’uun 372/son maddesine göre gıyapta yapılan delil tespiti tutanağının mahkemece karşı tarafa tebliği zorunlu olup, bu şekilde tebliğ edilmeyen delil tespit tutanağından, sonradan açılan davada davacının yararlanamayacağına dair Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 27/11/1971 gün ve 9/23-690 sayılı içtihatları karşısında ilgililerin mağduriyetine yol açılmaması, bu hususun temini bakımından mezkur tutanağın karşı tarafa tebliğ masrafının peşin alınması,

120- Zayi Nedenine Dayalı Çek İptali Davasını Keşidecinin Açamayacağı
 

            Asliye Hukuk Mahkemesinin …, Sulh Hukuk Mahkemesinin … esas sayılı, davacısı keşideci olan zayi nedeniyle çek iptali davalarının kabul edilerek yargılama yapıldığı tespit edilmiştir.

            * Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 1999/3094 - 4676 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere; TTK’nın 730/20. maddesinin yollamasıyla 669. maddesinde belirtilen çek iptali davası açma hakkının hamile ait olduğu, keşidecinin TTK’nın 711. maddesindeki muhatabı ödemekten men ettirebilme veya çek bedelinin kendisinden istenmesi hâlinde borçlu olmadığının tespitini isteme yolunu kullanabileceği, ancak çek hamiline tanınan iptal davası açma hakkını kullanamayacağının bilinmesi,
 

Ceza Mahkemelerine Tavsiyeler

 TC Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığından;

CEZA MAHKEMELERİNE ÖNERİLER LİSTESİ:

1- Ara Kararları Uyarınca Yapılan İşlemlerin Duruşma Tutanağının Altına Not Düşülmediği
           

Tüm ceza mahkemelerinde ara kararları uyarınca yapılan işlemin tutanak altına not düşülüp imzalanmadığı gözlenmiştir.

* Cumhuriyet Başsavcılıkları İle Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemeleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik’in 92. maddesi yollamasıyla Hukuk ve Ticaret Mahkemeleri Yazı İşleri Yönetmeliği’nin 32. maddesinde belirtilen şekilde işlem ifası için kalem personelinin denetlenmesi,

2- Asker Kişiler Hakkında Verilen Kararların İlgili Bakanlığa Gönderilmediği
 

Askerlerin yargılanması sonucunda verilen kararların ilgili Bakanlığa gönderilmediği saptanmıştır.

* Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 01/01/2006 tarihli ve 23 sayılı Genelgesi gereğince subay, astsubay, uzman çavuş, uzman jandarma çavuş ve Türk Silâhlı Kuvvetlerinde görevli sivil memurlar hakkında adlî merciler tarafından verilen her türlü kesinleşmiş kararların üçer suretinin ilgilinin bağlı bulunduğu Bakanlığa gönderilmesi gerektiğinin unutulmaması,

3- Askerlerin Yargılaması
 

Askerlik görevini yapmakta olan sanıklar hakkında, üst sınırı iki yılı aşmayan suçlara ilişkin kamu davalarına devam olunduğu tespit edilmiştir.

* 353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu’nun 5530 sayılı Kanun’la değişik 20/1. maddesi gereğince; er, erbaş ve yedek subayların askere girmeden veya silâh altına çağrılmadan önce işledikleri ve üst sınırı iki yılı aşmayan suçlardan dolayı haklarındaki yargılamanın terhis tarihine kadar ertelenmesi gerektiğinin hatırda tutulması,

4- Baro Pulu Olmayan Vekâletnamelerin İşleme Konuldukları
 

Sınırlı sayıda olmakla birlikte, avukatlarca mahkemeye sunulan vekâletname ve örneklerinde bulunması zorunlu olan baro pulları mevcut olmadığı halde kabul edildikleri ve bugüne değin de eksik olan pulların tamamlattırılmamış olduğu belirlenmiştir.

                        

1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 27/3. maddesi gereğince; avukatlarca vekâletname sunulan mercilerin pul yapıştırılmamış veya pulu noksan olan vekâletnameleri ve örneklerini kabul edemeyecekleri, bu gibi durumlarda ilgiliye on günlük süre vererek bu süre içinde pul tamamlanmadıkça vekâletnamelerin işleme konulamayacağı hususlarındaki yasal zorunluluğun yerine getirilmesinde daha özenli olunması,
5- Bekletici Meselenin Zamanaşımını Durduracağı
 

Sanık lehine olması nedeniyle her ne kadar kanun yararına bozma yoluna gidilmemiş ise de; … esas sayılı dosyada orman suçuna ilişkin davada, Asliye Hukuk Mahkemesinde aynı yerle ilgili olarak devam eden bir başka davanın mülkiyet açısından bekletici mesele sayılıp sonucunun beklenmesine karar verilmesine rağmen, yargılama sırasında 5 yıllık asgari zamanaşımı süresinin dolduğundan bahisle davanın düşmesi yönünde hüküm kurulduğu saptanmıştır

* TCK’nın 67/1. maddesine göre, soruşturma ve kovuşturma yapılmasının, izin veya karar alınması veya diğer bir mercide çözülmesi gereken bir meselenin sonucuna bağlı bulunduğu hâllerde; izin veya kararın alınmasına veya meselenin çözümüne veya kanun gereğince hakkında kaçak olduğu hususunda karar verilmiş olan suç faili hakkında bu karar kaldırılıncaya kadar dava zamanaşımı duracağından, bu prosedürün müteakip işlemlerde nazara alınması, yanlış uygulamadan uzak durulması,

6- Beraat Kararından Sonra Cumhuriyet Başsavcılığına İhbar
 

Yargılama sonunda, sanıkların yüklenen suçu işlemediklerinin sabit olması ve/veya sanıklarca işlendiğinin sabit olmaması gerekçesiyle beraat kararı verildiği hâlde gerçek faillerin zamanaşımı süresine kadar aranıp bulunması hususunda Cumhuriyet başsavcılığına ihbarda bulunulmadığı anlaşılmış, gereği yaptırılmıştır.

* Hakkında dava açılan sanıkların yüklenen suçu işlemediklerinin sabit olması ve/veya yüklenen suçun sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmaması sebebiyle beraatlarına karar verilmesi durumunda, gerçek faillerin tespiti yönünden müruruzaman haddine kadar olayın Cumhuriyet başsavcılığınca takibi gerektiğinin unutulmaması,

7- Bilirkişi Tayinine İlişkin Usule Aykırı Hareket Edildiği
           

            Bilirkişi atanması ile ilgili bazı hususlarda emredici usul kurallarına aykırı davranıldığı,

            Bu cümleden olarak;

            a) Genel ve hukukî bilgi ile çözebilecek hususlarda bilirkişi tayin edildiği, şöyleki;

            ….esas sayılı dosyada; zimmet suçundan yapılmakta olan yargılama sırasında, “dosyaya ibraz edilen belgeler ve tanık beyanları ile sanıkların kasıtları nazara alınarak zimmetleri olup olmadığının ve zimmet mevcut ise niteliğinin belirlenmesi” maksadıyla bilirkişilerden mütalâa alındığı,

            * CMK’nın 63. maddesinin 1. fıkrasının son cümlesi ve 67/3. maddesi ile yerleşmiş Yargıtay uygulamalarına nazaran, hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukukî bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişi dinlenemeyeceğinin göz önünde bulundurulması,

            b) İşin ehli olmayan yazı işleri müdürü, kâtip, mübaşir vb. kişilerin bilirkişi olarak dinlendiği,

Örneğin;

            …. esas sayılı dosyada hırsızlık konusu bileziğin değerinin tespiti için kuyumcu yerine yazı işleri müdürünün bilirkişi olarak tayin edildiği,

           

* CMK’nın 63/1. maddesi uyarınca çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, ihtisas sahibi olan kişilerin bilirkişi olarak seçilmesine özen gösterilmesi,

           

c) Bir kısım dosyada, raporunu hazırlaması istenilen bilirkişilere, görevini ne kadar süre içinde yerine getireceğinin belirtilmediği, bazılarında ise verilen sürede vazifesini yerine getirmeyen bilirkişilerin istemleri üzerine görev sürelerinin gerekçesiz olarak uzatıldığı,

* CMK’nın 66/1. maddesinin amir hükmüne göre, bilirkişinin işin niteliğine göre üç ayı aşmayacak şekilde tayin edilen sürede raporunu vermeye mecbur olduğu, bu sürenin ancak özel sebepler zorunlu kıldığında ve bilirkişinin istemi üzerine, kendisini atayan merciin gerekçeli kararıyla en çok üç ay daha uzatılabileceği dikkate alınarak ve tespit edilen sürede görevini yerine getirmeyen bilirkişi hakkında anılan Yasa’nın 66/2. maddesinde yazılı yaptırımların uygulanabilmesine olanak sağlanması açısından, bundan böyle sürenin belirlenmesinde ve uzatılmasında yasaya uygun hareket edilmesi,

            d) İli Adlî Yargı Adalet Komisyon’u tarafından düzenlenen listelerde yer almayan bilirkişilere yemin verilmediği, bazı yemin tutanaklarında da bilirkişinin imzasının alınmadığı,

* CMK’nın 64/6. maddesi gereğince, listelerde yer almamış bilirkişilerin görevlendirildiklerinde kendilerine yemin verilmesi ile yeminin yapıldığına ilişkin tutanak düzenlenen hâllerde hâkim ve zabıt kâtibi ile birlikte bilirkişin de imzalamasının zorunlu bulunduğunun bilinmesi,

e) Bazı bilirkişi atama kararlarında, bilirkişiye yapacağı işin tam ve ayrıntılı olarak anlatılmadığı,

            * CMK’nın 66/1. maddesinde açıkça vurgulandığı şekilde, bilirkişi incelemesi yaptırılmasına ilişkin kararda cevaplandırılması uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren soruların ayrıntılı biçimde belirtilmesi zorunluluğuna uyulması,

f) Moleküler genetik inceleme yapılmasına ilişkin bazı kararlarda, inceleme ile görevlendirilen bilirkişinin gösterilmediği, bir kısmında ise, ilgilinin adı, soyadı, adresi ve doğum tarihi bilgilerinin de belirtildiği,

* CMK’nın 79 ve Ceza Muhakemesinde Beden Muayenesi, Genetik İncelemeler ve Fizik Kimliğin Tespiti Hakkında Yönetmelik’in 13. maddeleri gereğince, moleküler genetik inceleme kararlarında, inceleme ile görevlendirilen bilirkişinin de gösterilmiş olması ve incelenecek bulgunun bilirkişiye, hâkimlikler, mahkemeler ve Cumhuriyet başsavcılıklarınca gizliliği sağlamak ve karışıklığa yer vermemek için gerekli her türlü tedbir alınarak, bedeninden örnek alınan kişinin adı, soyadı, adresi ve doğum tarihi bildirilmeksizin ve bunlara karşılık gelmek üzere bir kod sistemi uygulanmak suretiyle gönderilmesine özen gösterilmesi,

g) Yargılama sırasında akıl hastalığı şüphesi bulunan sanıkların, bu durumlarının tespitine yönelik soruların yöneltilmesi yerine bilirkişiden ceza ehliyetinin belirlenmesinin istendiği görülmüştür.

* Sanığın ceza ehliyetinin değerlendirilmesi davaya bakan hâkime ait olduğundan, TCK’nın 32. maddesinin hangi fıkrasının uygulanması gerektiğinin saptanması açısından, “sanığın suç tarihi itibariyle işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamadığı veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin ne derecede azalmış olduğunun” tespiti için, CMK’nın 74/1. maddesi gereğince, “şüphelinin akıl hastası olup olmadığı, akıl hastası ise ne zamandan beri hasta olduğu ve bunun, kişinin davranışları üzerindeki etkilerinin ne olduğu” şeklindeki soruların tevcih edilmesi hususunda özen gösterilmesi,

           

8- Bozmanın Onu Temyiz Etmeyenlere Sirayeti İçin İnfaza Vermeme
 

Birden çok sanıklı dosyalarda; mahkûm edilenlerden birisinin temyizi üzerine, hakkındaki karar kesinleşen diğer hükümlüler yönünden de neticenin beklendiği, dolayısıyla ilâmının infaza verilmediği anlaşılmıştır.

* Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03/12/1990 gün ve 6-218/322 sayılı içtihadına göre; ileride vuku bulacak bozma kararının onu temyiz etmeyen diğer sanıklara da teşmil edilmesinin bir istisna olması karşısında, bu gibi hâllerde, hakkındaki hüküm kesinleşen diğer sanıklar yönünden ilâmın infaza verilmesini geciktirmeye imkan veren herhangi bir düzenleme bulunmadığından, ilâmların infaza verilmesinde aksamaya yol açılmaması.

9- Bozmaya Karşı Şikâyetçi ve Mağdurun Diyeceklerinin Tespiti İçin Çağrıldığı
 

Bozmaya karşı diyeceği sorulmak üzere, müdahil sıfatı bulunmayan mağdur ve şikâyetçinin davetiye ile duruşmaya çağrıldığı veya bu maksatla istinabe yoluna başvurulduğu görülmüştür.

* CMK’nın 307. maddesinde bozmadan sonra kimlere tebligat yapılacağı sayıldığından, bunlar arasında yer almayan şikâyetçi veya mağdurun, katılan sıfatı bulunmadıkça bu tür bir çağrı kâğıdı gönderilmesinden veya bulunduğu mahalde istinabe edilmesinden kaçınılması,

10- Cumhuriyet Savcısının Sanık Lehine Temyizden Feragati
 

Sanık lehine kanun yoluna başvuran Cumhuriyet savcısının bilahare bu talebinden vazgeçtiğinden bahisle dosyanın merciine gönderilmediği saptanmış, gereğine tevessül ettirilmiştir.

* CMK’nın 266/1. maddesi amir hükmüne nazaran, Cumhuriyet savcısı tarafından sanık lehine yapılmış olan başvurudan ancak onun rızası ile vazgeçilebileceğinden bu husus göz önüne alınmadan kararın kesinleştirilmesine imkân olmadığının bilinmesi,

11- Çağrı Kağıdı İle Gelmeyen Tanıklara Ceza Verilmediği
 

Meşruhatlı çağrı kâğıdı tebliğine rağmen duruşmaya gelmeyen tanıkların zorla getirtilmeleri hâlinde yasal yaptırımın tatbik edilmediği tespit edilmiştir.

* Kovuşturmaların kısa sürede neticelenmesini temin bakımından, CMK’nın 44. maddesindeki âmir hükmün uygulanmasında duyarlı davranılması,

12- Çağrı Kâğıdına Meşruhat Verilmediği
 

Bazı dosyalarda; tutuksuz sanıklar ile şikâyetçiye ve tanıklara çıkartılan çağrı kâğıtlarına usulüne uygun meşruhat konulmasında her zaman titiz davranılmadığı belirlenmiştir

* Tanıklara ve tutuksuz sanıklara gönderilecek çağrı kâğıtlarının, tanıklar için CMK’nın 43. maddesi hükmü çerçevesinde düzenlenmesine, bu şekilde tebligata rağmen gelmeyen tanıklara aynı yasanın 44. maddesinin tatbikine olanak sağlanmasına, sanıklar için anılan Kanunun 145 ve 176/1-2. maddesi gereğince icabeden uyarının yazılmasına, müştekiler için de CMK’nın 233. maddesi delaletiyle tanıklara ilişkin hükümlerin uygulanmasına özen gösterilmesi,
13- Çocuk Sanıklar Hakkındaki Duruşmalara Cumhuriyet Savcısının İştirak Ettiği
 

Suça sürüklenen çocuklar hakkında 15/07/2005 tarihinden sonra yapılan (Ağır cezalık suçlar hariç) bir kısım duruşmalara Cumhuriyet savcısının da iştirak ettiği tespit edilmiştir. 

* 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 25/1. maddesi ile geçici 1. maddenin 1. ve 3. fıkraları uyarınca; suça sürüklenen çocuklar hakkında çocuk mahkemelerinde veya bu mahkemeler kurulup göreve başlayıncaya kadar görevli mahkemelerde (Ağır cezalık suçlar hariç) yapılan duruşmalarda Cumhuriyet savcısının bulunmayacağına ilişkin amir hükme titizlikle uyulması,

14- Çocukların Yasaya Aykırı Olarak Tutuklandığı
 

15 yaşını doldurmamış çocuklar ile ilgili olarak verilen tutuklama kararlarında, yasada öngörülen süre koşulunun gözetilmediği belirlenmiştir.

* Onbeş yaşını doldurmamış çocuklar hakkında üst sınırı beş yılı aşmayan özgürlüğü kısıtlayıcı cezayı gerektiren fiillerden dolayı soruşturma ve yargılama aşamasında tutuklama kararı verilemeyeceğine dair 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 21. maddesi ile Çocuk Koruma Kanunu’nun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmelik’in 11. maddesi hükmünün göz ardı edilmemesi,

15- Çok Sanıklı Davalarda, Hakkında Delil Toplanmayan Sanıklar Yönünden Tefrik Kararı Verilmediği
 

Birden fazla sanığı olan dosyalarda, sanıklara isnat edilen eylemlerin birbirleriyle ilintisi olduğu ve biri diğerinin sonucunu etkileyecek halde bulunduğu konusunda bir gerekçe gösterilmeden sorgusu yapılamayan sanık hakkındaki dava tefrik edilmeksizin, bu sanığın aranması amacıyla yargılamanın sürdürüldüğü belirlenmiştir.

* Belirtilen hâllerde; bu sanıklar yönünden davanın tefrikine karar verilmesi, haklarında hüküm kurmaya elverişli delil bulunan sanıklar için ise gereken kararın ittihazı ile davanın tümüyle zamanaşımına uğramasına neden olunmaması,

16- Dizi Listelerinin Düzenlenmediği
 

Dava dosyalarının diğer bir mahkeme veya mercie tevdii ya da gönderilmesi sırasında, dizi listelerinin tanzim edilmediği görülmüştür.

* Evrak kaybı ihtimalinin önlenmesi ve sorumlularının tespiti bakımından, Cumhuriyet Başsavcılıkları ile İlk Derece Adli Yargı Ceza Mahkemeleri Kalem Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik’in 80/6. maddesinde öngörüldüğü şekilde dizi listesi düzenlenmesi ve zabıt kâtibi tarafından imzalanmasında titiz davranılması,

17- Dosyaların Düzensiz Tutulduğu
 

Dosyaların içindeki evrakın, cins ve ilgi gözetilmeden geliş sırasına göre dizildiği, duruşma tutanaklarının arasına rapor, müzekkere, davetiye ve dilekçe gibi belgelerin gelişi güzel konulduğu görülmüştür.

*Cumhuriyet Başsavcılıkları ve Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemeleri Kalem Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik’in 80. maddesinin uygulanmasına özen gösterilerek dosya tetkikinde kolaylık sağlanması,

18- Dosyaların Yeterince İncelenmemesi Sonucu Hatalar
 

Dosyaların zaman zaman yeterince incelenememesi sonucu, yargılamanın uzamasına yol açabilecek hatalı uygulamalar yapılabildiği, bazı tensip ve ara kararlarının davaların kısa sürede sonuçlandırılmasını ve olayın aydınlatılmasını sağlayacak şekilde oluşturulamadığı, delillerin parça parça toplandığı, usul hükümlerine riayette gereken titizliğin gösterilmediği;

Bu cümleden olarak;

a) Arızî ve anî bir durum olmadan duruşmasına çıkılan bir kısım dosyada, oturumların tetkik vesilesiyle ertelenebildiği,

b) Münhasıran keşfe muallâk olan dosyada, “keşif gününün gelecek celse tayinine” şeklinde ara kararları kurulduğu,

c) İş durumu da elvermesine rağmen, kimi zaman duruşmaların (5–7) aya varan sürelerle talik edildiği,

d) Bir kısım dosyada aynı bina içerisinde bulunan birimlerden istenilen dosya ve belgelerin mübaşir vasıtasıyla elden celbedilip incelenmesi yerine yazılan müzekkerelerin tekidi yoluna gidildiği,

e) … değişik iş sayılı dosyada; Belediye Başkanlığı tarafından verilen idarî para cezasına itiraz hakkında 17/11/2003 tarihinde tensip zaptı yapılarak cezayı veren kurumdan encümen kararı ve konuya ilişkin diğer belgelerin istenmesine karar verildiği halde, müzekkerelerin yazılmasının unutulduğu, bilahare 23/03/2005 günü durumun fark edilerek muamelenin yerine getirildiği bu süre zarfında dosyanın işlemsiz kaldığı,

f) … esas sayılı dosyada; 14/10/2005 tarihli celsede sanığın annesi M.Ş.’nin tanık olarak celp edilmesi üzerine tanıklıktan çekinme hakkını kullandığını bildirdiği halde, 4 celse sonra aynı kişinin tekrar tanık olarak çağrılması nedeniyle duruşmaya yeniden gelmek durumunda kaldığı, nitekim 23/03/2006 tarihli celsede bahse konu tanığın mahkemeye tekrar tanıklık yapmayacağını bildirdiği,

g) … esas sayılı dosyada; sanık M.A. hakkında elektrik hırsızlığı suçundan mülga 765 sayılı TCK’nın 492/2, 522. maddeleri mucibince cezalandırılması talebiyle 25/01/2005 tarihinde açılan kamu davasının tensibiyle birlikte sorulması mümkün iken sanığın savunmasının alınmasını müteakip 3. celse sayacın mühürlü olup olmadığı, 4. celse son bir yıllık sarfiyatın, 5. celse de kaçak elektrik bedelinin sanık tarafından ödenip ödenmediği hususunun sorulduğu,

ğ) … esas sayılı dosyada; sanık müdafiine istek üzerine üst üste dört celse beyanda bulunmak üzere mehil verilip oturumların ertelendiği, herhangi bir beyanda bulunmamasına ve bir talebi de olmamasına karşın, takip eden oturumda bu kez de esas hakkında savunma yapması için mehil tanındığı,  

Anlaşılmıştır.   

* Bilindiği üzere; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın, “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasında, “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir”,     

“Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması” kenar başlıklı 141. maddesinin son fıkrasında; “Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.”

            Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin birinci bendinin birinci cümlesinde, “Herkes, gerek medenî hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar, gerek cezaî alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir.”

            Hükümlerine yer verilmiştir.

            Bu itibarla;

            Duruşmalara çıkılmadan önce, dosyaların iyi bir şekilde okunarak, benzeri hatalara ve bunun neticesinde Adaletin gecikmesinden dolayı yakınmalara neden olunmaması,

            Davaların bir an önce neticelendirilmesi ilkesi ile delillerin toplu halde ve birlikte toplanması prensibine de ters düşen bu hatalı uygulamanın terki ile kanıtların mümkün olan en kısa sürede, baştan, beraber toplanıp değerlendirilmesine ve adaletin en kısa zamanda tecellisine duyarsız kalınmaması,

            Kabul edilebilir bir arızî sebep olmaksızın davaların makul bir sürede sonuçlandırılmaması yüzünden devletimizin eleştirilere ve yaptırımlara muhatap olduğunun hatırdan çıkarılmaması,

19- Duruşma Saatinin Tüm Dosyalarda Aynı Olduğu
 

Duruşmalarda oturum gününün belirlenmesi ile birlikte, tüm dosyalarda celse saatinin 09.00 olarak yazıldığı gözlenmiştir.

* 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 9/3 ve Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Adlî Yargı İlk Derece Ceza Mahkemeleri Kalem Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik’in 50 ve 81. maddeleri hükümleri ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 28/12/1981 gün ve 1-338 esas, 644 karar sayılı içtihadı uyarınca, duruşma tarihi ile birlikte oturum saatinin de her dosya için ayrı ayrı belirtilmesi gerektiği dikkate alınarak, tarafların ve müdafilerin adliye koridorlarında lüzumsuz beklemelerinin ve haklı sızlanmalarının önüne geçilmesi,

20- Duruşma tutanağının başlığının veya içeriğinin usulüne uygun şekilde yazılmadığı
 

Duruşmaya çıkan hâkim, Cumhuriyet savcısı veya zabıt kâtibinin ad ve soyadının duruşma tutanağının başlığında yazılmadığı,

Bir kısım duruşma tutanağı içeriğine de oturumlara katılanların sadece sıfatlarının yazılmasıyla yetinildiği,

Anlaşılmıştır.
* CMK’nın 220. maddesi gereğince, duruşma tutanağının başlığında duruşmanın yapıldığı mahkemenin adı, oturum tarihleri ile hâkim, Cumhuriyet savcısı ve zabıt kâtibinin adı ve soyadının yazılması gerektiğinin bilinmesi,
CMK’nın 221/1-a maddesi uyarınca, duruşma tutanağı içeriğinde duruşmalara katılan sanığın, müdafiin, katılanın, vekilinin, kanunî temsilcinin, bilirkişinin, tercümanın, teknik danışmanın adı ve soyadının yer alacağına dair amir hükmün göz ardı edilmemesi,

21- Duruşma Tutanakları ve Kararlarda Hâkim-Zabıt Kâtibi İmzalarının Bulunmadığı
 

Bazı oturum tutanakları ile kararların, hâkim ve/veya zabıt kâtibi tarafından imzalanmasının unutulduğu görülmüş, eksiklikler ikmal ettirilmiştir.

* Duruşma tutanaklarının ispat kuvvetine ilişkin CMK’nın 222. maddesinin uygulanmasına işlerlik kazandırılabilmesi için, duruşma tutanaklarının ve kararların hâkim ve zabıt kâtibi tarafından imzalanması zorunluluğunu öngören aynı Yasa’nın 219 ve 232/4. maddelerinin göz önünde tutulması,
22- Duruşma ve Keşif Tutanakları ile Gerekçeli Kararların Matbu Olarak Düzenlenmesi
 

Duruşma ve keşif tutanakları ile gerekçeli kararların matbu olarak önceden hazırlandığı, boşlukların bilahare elle ya da daktilo ile doldurulması suretiyle tanzim edildiği görülmüştür.

* Duruşma tutanaklarının ve bunun devamı niteliğinde olup, dosya içeriğini yansıtan gerekçeli kararın (keza bu kapsamda keşif tutanaklarının) önceden matbu şekilde hazırlanarak, boşlukların elle veya daktilo ile doldurulması suretiyle ikmâl edilmesinin Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 15/3/2005 tarih ve 2004/23311 - 2005/2689 sayılı ve 7. Ceza Dairesinin 28/2/2005 tarih ve 2004/28592 - 2005/1153 sayılı kararlarında bozmaya konu edildiği hususuna dikkat edilmesi ve CMK’nın 219, 221, 231 ve 232. maddelerine aykırılık teşkil eden ve sorumluluğu doğurabilecek nitelikteki bu tür uygulamadan kaçınılması,

23- Duruşmalarda Ses ve Görüntü Kaydedici Aletlerin Kullanılmasına İzin Verilmesi
 

Bir kısım ceza mahkemesinde görülmekte olan davalarda oturum başladıktan sonra duruşma salonunda ses ve görüntü alıcı aletlerin kullanılmasına izin verilmesi sonucu özellikle kamuoyunca takip edilen davalara ait kayıtların medya organlarında yer aldığı görülmüştür.

* CMK’nın 183. maddesi ve Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 01/01/2006 tarihli ve 27 sayılı Genelgesi uyarınca yargılama sırasında duruşma salonunda (Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 180/5, 196/4. maddelerinde belirtilen hâller dışında) her türlü sesli veya görüntülü kayıt veya nakil olanağı sağlayan aletlerin kullanılmasına izin verilmemesi gerektiği, bu hususa ilişkin TCK’nın 286 ve CMK’nın 205. maddelerinin göz önünde tutulması,
 24- Dosya Gönderme Formu
 

Dosyaların Yargıtay’a sevkleri sırasında “dosya gönderme formu” düzenlenmediği görülmüştür.

* Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemeleri Kalem Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik’in 87. maddesinin uygulamada nazara alınması,
25- Düşme Kararı Yerine Ortadan Kaldırma Kararı Verildiği
 

Bir kısım dosyalarda, dava zamanaşımının dolması nedeniyle düşme yerine ortadan kaldırma kararı verildiği gözlenmiştir.

* Ceza Muhakemesi Kanunu’nda “ortadan kaldırma” biçiminde duruşmayı sona erdiren bir hüküm şekli bulunmadığından, TCK’nın 66 ve CMK’nın 223/8. maddeleri gereğince, belirtilen durumda kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerektiğinin bilinmesi,

26- Esas Defterinin İlgili Sütunlarının Doldurulmadığı
 

Ceza mahkemeleri esas defterlerinin incelenmesinde, yoklukta verilen hükümlerin sanıklara tebliği tarihi, T.C. Kimlik Numarası… vb. hususların yazılmadığı tespit ve ifade edilmiştir.

* Cumhuriyet Başsavcılıkları İle Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemeleri Kalem Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik’in 48. maddesi uyarınca; esas defterinin tahsis gayelerine uygun olarak ve mahsus sütunları eksiksiz işlenmek suretiyle kontrolde kolaylık sağlanması,
27- Esas Defterinde Silinti - Kazıntı ve Kâğıt Yapıştırma
 

Ceza mahkemeleri esas defterinin kontrolünde, bazı satır ve sütunlar üzerinde silinti ve kazıntı yapıldığı, kimi zaman da daksille veya beyaz bir kâğıtla kapatılıp yeniden yazılması yoluna gidildiği saptanmıştır

* Esas defterlerinin tutulmasında özenli davranılarak, silinti, kazıntı ve yeniden yazma durumuna meydan verilmemesi; zorunluluk hâlinde Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Adlî Yargı İlk Derece Ceza Mahkemeleri Kalem Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik’in 58. maddesi uyarınca, düzeltilmesi lazım gelen yazıların üstüne okunmasına engel olmayacak şekilde ince bir çizgi çizilip defterin kenarına gerekli düzeltme yapıldıktan sonra keyfiyetin mahkeme başkanı veya hâkimi tarafından onaylanmasının temini, bu açıdan kalem personelinin devamlı bir şekilde denetim altında bulundurulması,

28- Evrakın Geç İşleme Konulduğu
 

İddianame ve istinabe evrakının iş yoğunluğu ve yılsonu devirleri gerekçe gösterilerek mahkemeye intikalinden sonra mahsus deftere derhal kaydedilmeyip, (…)’den (…)’e varan süreleri müteakiben işlendiği, bazı dosyalarda da, iddianamenin kabulü kararı ya da Yargıtay bozma ilâmının mahkemeye ulaşması ile tensip tarihi arasında (…) ilâ (…) güne ulaşan sürelerde gecikmelere sebebiyet verildiği saptanmıştır.                                                                                                                                                 

* Mahkemeye intikal eden iddianame ve istinabe evrakının, Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Adlî Yargı İlk Derece Ceza Mahkemeleri Kalem Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik’in 76. maddesi gereğince, hâkim ya da yetkili kıldığı yazı işleri müdürünün havalesini takiben gecikmeksizin deftere kaydıyla lâzım gelen tensip ve sair muamelelerin yapılmasında gecikilmemesi, CİGM’nin 01/01/2006 tarih ve 28 sayılı Genelgesi’nde de ayrıntılı olarak açıklanan bu hususa dikkat edilerek, aksine davranışın sorumluluğu mucip olabileceğinin gözden ırak tutulmaması,

29- Evrakta Hâkim Havalesinin Bulunmadığı
 

İstinabe evrakı ile esas dosyasına giren belge ve yazılarda hâkim ya da yetki verilen yazı işleri müdürünün havalesinin bulunmadığı gözlenmiştir.

* İşlemlerin zamanında yerine getirilip getirilmediğinin denetimine imkân vermesi bakımından, Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemeleri Kalem Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik’in 76. maddesi hükmünün uygulamada dikkate alınması,

30- Gerekçeli Kararların Görüldüye Gönderilmemesi
 

Sulh ceza / asliye ceza mahkemesince ittihaz olunan kararların yargı çevresi içerisinde bulundukları ağır ceza veya asliye ceza mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığına kanun yolu incelemesi için gönderilmediği belirlenmiştir.

* CMK’nın 35/2, 38 ve 273/3. maddelerinde belirtildiği üzere kararların görüldü yapılmak üzere merciine sevk edilmesine ehemmiyet verilmesi,

31- Geri İstenen Yakalama Kararlarının Akıbetinin Araştırılması
 

Zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılan dosyalarda, sanıklar hakkında çıkartılan yakalama emirlerinin geri alınması için yazılan müzekkereler üzerinden uzun zaman geçmesine rağmen iade edilmediği halde mahkemece akıbetlerinin araştırılmadığı anlaşılmıştır.

* CİGM’nin 01/01/2006 tarih ve 10 sayılı Gıyabi Tutuklama Ve Yakalama Emirlerinin Güncelliğinin Sağlanması Hakkındaki Genelgesi’nin 1 nolu bendinde açıklandığı üzere; sanıkların yakalanması amacıyla çıkartılan ve zamanaşımı nedeniyle de ortadan kaldırılması üzerine geri istenen yakalama emirlerinin zabıtada kalması hâlinde, infaz edilebileceği de nazara alınarak, bu konuda müzekkere yazılması ile yetinilmeyip, iade edilip edilmediği kontrol edilerek bu yöndeki kalem işlemlerinin gözetim altında bulundurulması ve yazı akıbetlerinin araştırılması,

32- Getirtilen Dosyaların İade Edilmediği
 

Görülmekte olan dava ile ilgisi nedeniyle diğer mercilerden getirtilen dosya ve belgelerin, karar verilip hüküm kesinleşmiş olmasına rağmen, alındıkları yere iade edilmedikleri görülmüştür.

* İşi biten dosya ve belgelerin gecikmeksizin merciine iade edilerek, gerektiğinde kolaylıkla ulaşılmasına yardımcı olunması, 

33- Gıda Maddeleri Tüzüğüne Muhalefet Suçlarında Bakanlığa Bilgi Verilmediği
 

Umumun sıhhatine ait davalarda verilen hüküm özetlerinin, Sağlık Bakanlığına gönderilmesini temin için Cumhuriyet başsavcılığına verilmediği tespit edilmiştir.

1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun Ek 3. maddesi gereğince, bu kanun kapsamına giren ve umumun sıhhatine ilişkin davalarda verilen hükümlerin kesinleştikten sonra birer suretlerinin Sağlık Bakanlığına gönderilmek üzere Cumhuriyet başsavcılıklarına tevdiinin unutulmaması,

34- Gizli Yapılması Gereken Duruşmaların Açık Yapıldığı
 

Çocuk sanıklarla ilgili davaların duruşmalarının açık yapıldığı anlaşılmıştır.

* Çocukların duruşmalarının mutlaka kapalı yapılacağını, hükmün dahi kapalı duruşmada açıklanacağını düzenleyen CMK’nın 185. maddesi hükmünün uygulamada nazara alınması,

35- Harç Tahsil Müzekkerelerinin Yazılmadığı
 

Hükmün kesinleşmesine karşın, bir kısım dosyada harç tahsil müzekkerelerinin yazılmasının unutulduğu anlaşılmıştır.

* Yargılama giderlerinin ne şekilde tahsil edileceğine dair CMK’nın 324 ve müteakip maddeleri uyarınca işlem yapılması suretiyle doldurulacak tahsil müzekkerelerinin gereği için ilgili mercie gönderilmesinin ihmal edilmemesi

36- Hükmün Mahkeme Mührü İle Mühürlenmediği
 

Hüküm fıkrasını ihtiva eden kısa kararların, gerekçeli hükümlerin ve karar kartonuna takılan hüküm nüshalarının mahkeme mührü ile mühürlenmediği saptanmıştır.

          CMK’nın 232/7 ve Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Adlî Yargı İlk Derece Ceza Mahkemeleri Kalem Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik’in 68. maddesi uyarınca, kısa ve gerekçeli kararlar ile hüküm nüshalarının mahkeme başkanı veya hâkim ile zabıt kâtibi tarafından imzalanıp mühürleneceğinin gözden ırak tutulmaması, bu hususu irdeleyip gerektiğinde bozma sebebi de sayan Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 06/03/2002 tarih ve 2002/380-3318 sayılı içtihadının göz önünde bulundurulması,

37- İcra Mahkemesinde Müştekiye Duruşma Gününün Davetiye İle Bildirildiği
 

İcra (Ceza) Mahkemesine ait … esas sayılı dosyalarda; doğrudan mahkemeye verilen şikâyet dilekçesinin alınması üzerine bir gün tayin edilip şikâyetçinin imzasının alınmadığı,  davetiye ile duruşma gününün bildirildiği belirlenmiştir.

           

* İcra ve İflas Kanunu’nun 349. maddesi uyarınca, dilekçeyi alan mahkemenin duruşma için hemen bir gün tayin edip şikâyetçinin imzasını alacağının ve sanığa çağrı kâğıdı göndereceğinin uygulamada nazara alınması,

38- İdarî Yaptırım Kararlarına İtirazların Esas Defterine Kaydedildiği
 

İdarî yaptırım kararlarına ilişkin itirazların, esas defterine kaydedilerek işleme tabi tutuldukları beyan ve müşahede edilmiştir.

* Özel yasaları uyarınca itiraz üzerine incelenmeleri icabeden işler ile ilgili kararların CMK’nın 223. maddesinde yazılı hüküm niteliğini taşımıyor olması ve Cumhuriyet Başsavcılıkları İle Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemeleri Kalem Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik’in 48 ve 53. maddeleri göz önünde bulundurularak bu tür evrakın esas defteri yerine değişik iş defterine kaydedilmesi gerektiğinin hatırdan çıkarılmaması,
39- İddianamenin Kabulü Kararı Okunmadan Duruşmaya Başlanıldığı
 

           Bazı davalara ait duruşmaların başlangıcında, “iddianamenin kabulü” kararının okunup açıklanmadığı saptanmıştır.

* CMK’nın “Duruşmanın başlaması” başlıklı 191/1. maddesinde yer alan “…Mahkeme başkanı veya hâkim, duruşmanın başladığını, iddianamenin kabulü kararını okuyarak açıklar…” amir hükmüne uyulması, 

40- İddianamenin Sanıklara Tebliğ Edilmediği
 

…Ceza Mahkemesine ait … esas sayılı dosyaların incelenmesinde, çağrı kağıdı ile birlikte iddianamenin sanıklara tebliğ olunmadığı görülmüştür.

CMK’nın 176/1. maddesi gereğince iddianamelerin sanıklara tebliğ olunacağının bilinmesi, bu hususu düzenleyen AİHS’nin 6/3-a maddesinin gözetilmesi,

41- İlâmların İnfaza Geç Verildiği
 

Mahkûmiyet hükmü içeren bir kısım dosyada karar tarihinden itibaren 6 aydan 1 yıla varan süreler geçmesine karşın, hükümlerin kesinleştirilmesi için gerekli işlemlerin yapılmadığı,

Bazı dosyalarda da kesinleşmiş mahkûmiyet hükümlerini içeren ilâmların infaza verilmesinde gecikmelere neden olunduğu,

Tespit edilmiştir.

* Bilindiği üzere; 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin Uygulanması Hakkındaki Kanun’un 4. maddesinde yer alan “mahkûmiyet hükümleri kesinleşmedikçe infaz olunamaz” düzenlemesi gereğince, sanıkların yokluğunda verilen hükümlerin tebligat işlemlerinin en kısa zamanda yerine getirilmesi için gereken çabanın gösterilmesi suretiyle, adaletin tecellisinin gecikmesine neden olan ve sorumluluğu müstelzim bulunan benzeri tutum ve davranışlardan kaçınılması,

CMK’nın 36/2, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin Uygulanması Hakkındaki Kanun’un 5. maddesi ile Bakanlık CİGM’nin 01/01/2006 tarih ve 9 sayılı “ İnfaz İşlemlerinin Takibi ve Yerine Getirilmesinde Dikkat Edilecek Hususlar ” konulu Genelgesi’nin 9. maddesi gereğince; mahkemelerden verilip kanun yollarına müracaat etmeksizin ya da Yargıtayca onanmak suretiyle kesinleşen ilâmların en geç bir hafta içinde infaza verilmesinin temini ile sorumluluğu gerektirebilecek bu tür gecikmelerin önüne geçilmesi,

42- İlânen Tebligatta Kararın Mahkeme Divanhanesine Asılması
 

Sanığın yokluğunda verilen kararın, basın yoluyla tebliğ edilmesine rağmen, hüküm örneğinin mahkeme divanhanesine asılmadığı anlaşılmıştır.

* 7201 sayılı Tebligat Kanunu’na göre, sanığın yokluğunda verilen hüküm basın yoluyla ilân edildiğinde anılan Kanunun 29 ve izleyen maddeleri gereğince tebliğ olunacak evrak ve ilân suretinin mahkemenin herkes tarafından kolayca görebilecek bir yerine asılması gerektiğinin anımsanması,

43- İletişimin Denetlenmesi Kararlarında Yasal Unsurların Bulunmadığı,
 

Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi kararlarında yasal unsurların tamamına yer verilmediği saptanmıştır.

* İletişimin tespiti, dinlenmesi, kayda alınması ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi kararlarında CMK’nın 135/3. maddesinde belirtilen tüm hususların bulunmasının zorunlu olduğunun bilinmesi,  

44- İnfaz Edilip İade Edilen  İlâmların Tetkikinde Hatalarla Karşılaşıldığı, 
 

İlâmların mahkeme kararına uygun olarak infaz edilip edilmediğinin kontrolünün yapılmadığı belirlenmiştir.

* Bakanlık CİGM’nin 01/01/2006 tarih ve 9 sayılı “ İnfaz İşlemlerinin Takibi ve Yerine Getirilmesinde Dikkat Edilecek Hususlar ” konulu Genelgesi’nin 8 ve 11. maddesi gereğince; infaz edilerek mahkemesine iade edilen infaz evrakının titiz bir şekilde incelenip hatasız olanların dosyasına takılması, noksanlık veya fazlalık bulunanların ise gereği için Cumhuriyet başsavcılığına tevdi edilmesi,

45- İnfaz Hakimliğine Ait Kararların Tebliğ Edilmediği
 

          İnfaz Hâkimliğine ait dosyaların tetkikinde;

          a) Denetim döneminde verilmiş tüm kararların ilgililere tebliğ edildiğine dair herhangi bir kayıt ve belge bulunmadığı gibi tebliğ işlemlerinin yerine getirilip getirilmediğinin de araştırılmadığı,

          b) Keza, itiraz yetkisi bulunan Cumhuriyet savcısına da verilen kararların tamamının görülmek üzere tevdi edilmediği,

         Anlaşılmıştır.      

         4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu’nun 6. maddesi gereğince; infaz hâkiminin kararlarına karşı şikâyetçi veya ilgili Cumhuriyet savcısı tarafından tebliğinden itibaren bir hafta içinde CMK. hükümlerine göre itiraz yoluna gidilebileceğinden, kararların usulünce şikâyetçiye tebliğ edilmesi ve Cumhuriyet savcılarına da görülmek üzere verilmesi, bunlara ilişkin tebligat evrakı ile “görüldü” şerhini taşıyan kararların da dosyasında saklanması, ilgililerin yasal haklarını kullanmalarına imkân vermesi bakımından, tebliğ işlemlerinin takibiyle yerine getirilmesine özen gösterilmesi, 
46- İnfaz Hâkimliklerinde Dosya Tutulmadığı
 

İnfaz Hâkimliklerinde yapılan işlemlere ilişkin dosya tutulmadığı görülmüştür.

* Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Adlî Yargı İlk Derece Ceza Mahkemeleri Kalem Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik’in 67. maddesi uyarınca açılan her dava için gününde ayrı bir dosya düzenlenmesi gerektiğinin hatırlanması,
47- İnfaz Hâkimliklerinin Düzenleyeceği Formlar
           

İnfaz Hâkimliğinin faaliyetlerine ilişkin istatistikî bilgilerin toplanmasına yönelik olarak hazırlanan (ADİS FORM 22) formlarının düzenlenmediği belirlenmiştir.

           

* Adli Sicil Genel Müdürlüğünün 01/01/2006 tarihli ve 59 numaralı Genelgesi uyarınca üçer aylık dönemler için düzenlenen bu formların, dönemleri takip eden Ocak, Nisan, Temmuz ve Ekim aylarının en geç ilk haftası içerisinde İnfaz Hâkimliklerince doldurularak, kontrolleri yapıldıktan sonra, gecikmeye ve yeni bir yazışmaya sebebiyet verilmeden Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğüne gönderilmesinin hatırda tutulması,

48- İnfaza Verilen İlamlara İlişkin Üçer Aylık Listelerin Verilmediği
 

İnfaz edilmek üzere, Cumhuriyet başsavcılığına gönderilen kesinleşmiş mahkûmiyet hükümlerini içeren ilamların üçer aylık listelerinin düzenlenip gönderilmediği saptanmıştır.

* Bakanlık CİGM’nin 01/01/2006 gün ve “ İnfaz İşlemlerinin Takibi ve Yerine Getirilmesinde Dikkat Edilecek Hususlar” konulu 9 sayılı Genelgesi’nde açıklandığı gibi; ilâmların kayıt dışı ve takipsiz bırakılmasının önlenmesi bakımından mahkemece, infaz için tevdi edilen hükümlerin listesinin her üç ayda bir Cumhuriyet başsavcılığına verilmesi lâzım geldiğinin göz ardı edilmemesi,

49- İstinabe evrakında Makul Süre İle Duruşma Günü Tayini
 

Ceza mahkemelerine ait istinabe evrakının incelenmesinde; arada uygun süre bulunmasına rağmen, duruşma günü tayin edilirken, mahalli mahkemenin belirlediği güne yetiştirilmesi hususunda gereken titizliğin gösterilmediği müşahede edilmiştir.

* Duruşma günü tayin edilirken mahalli mahkemenin belirlediği celse tarihinin göz önünde bulundurulması suretiyle gereksiz taliklere sebep olunmaması, aksine davranışın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/1. maddesindeki davaların makul sürede bitirilmesi kuralına aykırı olacağı hususunun gözden ırak tutulmaması,

50- İş Tevzii Protokolü ve Listesinin İlgili Makamlara Bildirilmediği
 

UYAP uygulaması bulunmayan ….. Ağır/Asliye/Sulh Ceza Mahkemesindeki iş dağıtımı ………… tarihinde yazılı bir ilkeye bağlanarak hâkim denetiminde yapılmasına rağmen, iş tevzii ilkelerine ait bu protokolün Bakanlığa bildirilmediği,

Keza; anılan mahkemelere gelen kamu davaları ile istinabe evrakının iş tevzii defterine kaydı yapılmakla beraber dava ve istinabe dağılımını gösteren listelerden birer nüshanın diğer mahkeme ile Cumhuriyet başsavcılığına gönderilmediği,

Anlaşılmış, denetim sırasında gereği ifa ettirilmiştir.

* Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünün 16/03/2006 tarih ve 131 sayılı Genelgesi uyarınca; halen UYAP uygulanmayan adalet dairelerinde aynı türden davalara bakan mahkemelerin birden fazla bulunması halinde, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen ilke kararları da dikkate alınarak iş tevzii ilkelerinin ayrıca Adalet Bakanlığı’na da bildirilmesi,

Aynı şekilde, Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Adlî Yargı İlk Derece Ceza Mahkemeleri Kalem Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik’in 73/2 ve 74/2. maddeleri uyarınca, nöbetçi mahkemelerce yapılan dava ve istinabe tevzii listelerine ait birer nüshanın diğer mahkemeyle birlikte Cumhuriyet başsavcılığına da teslim edileceğinin bilinmesi,

51- İtirazın Yanlış İncelendiği
 

Hâkim veya mahkeme kararlarına karşı itiraz dilekçelerinin ilgili hâkim veya mahkeme tarafından öncelikle incelenmeksizin, doğrudan itirazı incelemeye yetkili mercie gönderildiği tespit edilmiştir.

* Belirtilen durumlarda; itirazı inceleme yetkisinin kararı veren mercie ait olduğu, itirazı yerinde görmesi halinde kararı kendisinin düzelteceği, yerinde görmezse en çok üç gün içinde itirazı incelemeye yetkili mercie göndermesi gerektiğinin bilinmesi, CMK’nın bu hususu düzenleyen 268. maddesi doğrultusunda işlemlerin ifası,

52- Kabule Değer Sayılamayacak Temyiz İsteminin Reddi
 

Bir kısım evrakta, kabule değer sayılamayacak olan temyiz dilekçesinin reddi yerine dosyanın Yargıtay’a sevk olunduğu anlaşılmıştır.

* Kararların bir an önce kesinleştirilmesi için, bu gibi hallerde, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürlük Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 8/1. maddesi uyarınca, mahkemece ” temyiz dilekçesinin reddi ” yolunda bir karar verilmesi ve yargılamanın makul süre içinde bitirilmesini öngören AİHS’in 6/1. maddesi doğrultusunda yargılamanın gereksiz yere uzatılmasına neden olunmaması,
53- Karar Başlığına “Türk Milleti Adına Karar Verildiği”nin Yazılmadığı
 

            01/06/2005 tarihinden sonra ihdas olunan bazı kararların başına “Türk Milleti adına” verildiğinin yazılmadığı, ayrıca beraat dışındaki bir kısım hükümlerde suç yerinin ve zaman diliminin belirtilmediği görülmüştür.

            * CMK’nun 232/1, 2-c maddesi amir hükümlerine müteakip tatbikatta özen gösterilmesi,

54- Karar Kartonlarında, Kararların Sağ Üst Köşesine İnfaz Numarası, Kararın Kesinleştiği ve İnfaza Verildiği Tarihin Yazılmadığı
 

Karar kartonlarına takılan ve mahkûmiyeti içeren kararların sağ üst köşesine, ilâmın kesinleştiği ve infaz için Cumhuriyet başsavcılığına verildiği tarihler ile Cumhuriyet başsavcılığı infaz numarasının yazılmadığı görülmüş, denetim sırasında uygulama başlattırılmıştır.

* İşlerin sağlıklı yürütülmesi ve kontrolde kolaylığın sağlanması bakımından, konuya ilişkin Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemeleri Kalem Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik’in 68. maddesi hükmünün tatbikine önem verilmesi,
55- Kararlarda Hangi Kanun Yoluna ve Merciine Başvurulacağının ve Müracaat Süresinin ve Tazminat Hakkının Belirtilmediği,
         

          Kararlarda ilgililerin hangi yasa yoluna ve mercie, ne şekilde başvuracağı ile müracaat süresinin ne olduğunun açıklanmadığı görülmüştür.

          Keza CMK’da öngörülen hallerde ayrıca alakalılara tazminat isteme hakları bulunduğunun bildirilmediği belirlenmiştir.

          * Anayasa’nın 40/2 ve CMK’nın 34/2, 232/6, 291/1. maddeleri gereğince kararlarda ilgililerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağının ve müracaat süresi ve şeklinin yazılmasında hassasiyet gösterilmesi,

          Aynı şekilde tazminat isteme olanağının bulunduğu hâllerde hükümde CMK’nın 141/2, 232/6. maddelerinin dikkate alınması,

56- Kararlarda Sanığın Açık Kimliğinin Yazılmadığı
 

Mahkûmiyet hükmünü içeren kararların bir çoğunda, sanığın sadece adı, soyadı ve adresinin yazılması ile yetinildiği görülmüştür.

* CMK’nın 232/2-b maddesi uyarınca, hatalı infaza sebebiyet verilmemesi ve ceza yerine getirme fişinin tüm bilgileri ihtiva edecek şekilde düzenlenebilmesi için, sanığın nüfus kaydındaki açık kimliğine ait diğer bilgilerin de gerekçeli kararlara yazılmasına özen gösterilmesi, konu ile ilgili olarak Yargıtay CGK’nun 11/10/2005 tarih ve 2005/17-115 sayılı kararının hatırlanması,

57- Kararların Geç Yazıldığı
 

… Ceza mahkemesine ait bir kısım dosyada, gerekçeli kararların Ceza Muhakemesi Kanununda ön görülen sürede yazılmadığı belirlenmiş, denetim sırasında gereği yaptırılmıştır.

* Karar gerekçeli olarak duruşma tutanağına geçirilmemiş ise tefhiminden itibaren onbeş gün içerisinde dava dosyasına takılmasını ön gören CMK’nın 232/3. maddesi hükmünün uygulamada dikkate alınması,
58- Katılma Usulü
 

            Bazı dosyalarda, suçtan zarar görenin katılma istemi üzerine, oturumda hazır bulunan sanık ve müdafiinin bu hususta beyanı alınmadan davaya müdahale talebinin uygun olduğuna karar verildiği, bazen de yakınmayı belirten ifade sonrasında müştekiden davaya iştirak etmeyi isteyip istemediğinin sorulmadığı görülmüştür. 

                       

* CMK’nın 238/2-3. maddesi uyarınca; duruşma sırasında suçtan zarar görenin davaya katılmak istediğini belirtmesi üzerine, talebin uygun olup olmadığı konusunda karar vermeden önce, Cumhuriyet savcısı ile birlikte sanık ve varsa müdafiinin mutlaka dinlenmelerinin; keza, şikâyeti içeren ifadeyi müteakiben yakınıcıdan davaya iştirak etmek isteyip istemediğinin sorulmasının yasal bir zorunluluk olduğunun gözden kaçırılmaması,

59- Kesinleşme Şerhinin Hâkim Tarafından Onaylanmadığı
 

İnfazı gereken ilâmlarda; kesinleşme şerhinin hâkim tarafından onaylanmadığı belirlenmiştir.

* 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin Uygulanması Hakkındaki Kanun’un 5. maddesi hükmüne göre, mahkûmiyet içeren ilâmlardaki kesinleşme beyanlarının, hâkim tarafından tasdik edilmesi,

60- Keşif Günü Verilmek Üzere Duruşmaların Talik Edildiği
 

Keşif yapılması gerektiği kabul edilen bir kısım dosyada; kimi zaman “keşif gününün gelecek celse tayinine” şeklinde ara kararları kurulduğu, bazılarında ise keşif günü verildiği halde değişik gerekçelerle icra edilmemek suretiyle oturumların ertelendiği gözlenmiştir.

* Keşif tarihinin ileride belirlenmesi için duruşmaların talik edilmesi yasal dayanaktan yoksun olduğundan, yargılamanın sebepsiz yere uzamasına yol açacak bu tür ara kararları ittihazından kaçınılması, keşiflerin saptanan günde ve sonuca götürecek şekilde icrasına özen gösterilmesi,

61- Keşiflerin Yapılamadığına Dair Tutanağın Dosyaya Konulmadığı
 

Tayin edilen günde keşif yapılamamasına karşın, durumu belirleyen tutanağın düzenlenmediği gibi, kimi zaman da dosyaya takılmasının unutulduğu saptanmıştır.

* İlgililerin sızlanmalarına neden olacağı ve görevlilerin sorumluluklarını doğurabileceği de dikkate alınarak, keşfin icra edilmemesi nedenini gösteren tutanağın tanzim edilerek dosyasına konulmasının usul hâline getirilmesi,

62- Mağdur ve Müştekiye Yasal Haklarının Bildirilmediği
 

            Bir kısım davada, mağdur ile şikâyetçiye kanunî haklarının anlatılıp açıklanmadığı belirlenmiştir.

                       

            CMK’nın 234. maddesinde belirtilen yasal hakların, suçun mağdurları ile şikâyetçilerine anlatılıp açıklanarak, bu hususun da tutanağa yazılmasına azamî özenin gösterilmesi,
63- Memurlar Hakkındaki Hükümlerin Duyurulması
 

Kamu görevi yapan Devlet memurlarının yargılandığı davalar sonunda ittihaz olunan kararların idarî ve disiplin yönünden gereğinin takdir edilebilmesi için bu personelin bağlı olduğu bakanlık, kurum veya kuruluşa gönderilmediği öğrenilmiştir.

* 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 131/3. maddesi uyarınca işlem ifasına ehemmiyet verilmesi,

64- Muvakkat Tatil Kararı Verilen Dosyaların Duruşmaya Alınmadığı
 

Uzun süredir aranmalarına karşın yakalanamayan sanıklar hakkındaki kamu davalarının muvakkat tatiline karar verilerek duruşmaya alınmadıkları, kimi zaman da bu sebeple esas kayıtlarının kapatıldığı görülmüştür.

* Usul hukukumuzda muvakkat tatil kararına cevaz veren bir hüküm bulunmadığı gözetilerek, bu nevi dosyaların esas kayıtları kapatılmaksızın derdestler arasında tutulması ve tensip kılınacak muayyen tarihlerde duruşmaya alınarak sanıkların zamanaşımı süresince takip edilmesi,

65- Müsadere Kararlarında Duruşma Yapılmadığı
 

Suç konusu olmayıp bizatihi müsadereye tâbi bulunanların dışındaki suç eşyasının, talep üzerine veya re’sen, duruşma açılmaksızın evrak üzerinden zoralımına karar verildiği saptanmıştır.

* Suç konusu olmayıp münhasıran zoralıma tâbi bulunanlar hariç olmak üzere, diğer suç eşyasının müsaderesine duruşma yapılmadan karar verilemeyeceğine dair CMK’nın 256, 257 ve 259. maddelerinin hatırlanması,

66- Müşteki Ve Mağdurların Sanıktan Önce Dinlenildiği
 

Sanıkların hazır bulunduğu oturumlarda, öncelikle şikâyetçi ve mağdurun dinlenildiği, daha sonra sanığın sorgusunun yapıldığı gözlenmiştir.

 *Yargılamanın duruşma sürecinde, CMK’nın 191. maddesinde belirtilen usulî muamele sıralamasına dikkat edilmesi, öncelikle sanıkların sorgusunun yapılması, sonrasında şikâyetçi, mağdur ve tanıkların dinlenilmesine geçilmesi,

67- Nihai Karardan Sonraki Giderlerin Tahsili
 

Nihai karardan sonra yapılan giderlerin tahsili için müzekkere yazılmasının unutulduğu gözlenmiş, teftiş sırasında gereği yaptırılmıştır.

* CMK’nın 2/1-f, 324/1 ve 02/05/1966 tarih ve 4/3 sayılı İBK. uyarınca yoklukta verilen ilâmların bildirimi ve Yargıtay’a dosyanın gönderilmesi için yapılan posta giderleri gibi, karardan sonraki masrafın da mahkûm olandan alınması gerektiğinden bu hususa azami ölçüde dikkat edilmesi, 

68- Orman Suçlarında, Tutanak Düzenleyicilerinin Tensiben Çağrıldığı
 

Orman Kanununa muhalefet suçu ile ilgili bazı dosyalarda; tensiple birlikte gerekçe gösterilmeden tutanak düzenleyicilerinin duruşmaya çağrıldığı saptanmıştır.

* 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 82/4. maddesi, sanığın zabıt varakasının aksini iddia etmesi hâlinde tutanağı tanzim edenlerin çağrılıp dinlenmesine cevaz verdiğinden, tensiple birlikte davetlerinin yasaya uymadığının göz önünde bulundurulması,

           

69- Ön Ödemelik Suçlarda Sanığın Arandığı
 

Başlangıçta ön ödemelik olan ya da yargılama sırasında vasıf değişikliği nedeniyle bu kapsama dâhil olan suçlarda; sanıklara ön ödeme önerisi tebliği yerine, savunmalarının tespiti amacıyla ertelemeler yapıldığı anlaşılmıştır.

* Ön ödemelik suçlarda; öncelikle bu zorunluluğun yerine getirilmesi, iddianamede gösterilen suç vasfının duruşmada değişerek eylemin ön ödeme kapsamı içinde kaldığının anlaşılması hâlinde, sanığın sorgusunun yapılıp yapılmadığı koşulu aranmaksızın, ön ödeme tebligatı yapılarak sonucuna göre karar ittihaz edilmesi, bu hususu düzenleyen TCK’nın 75. maddesi ile konuya açıklık getiren 11/4/1983 gün ve 2/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının hatırlanması,

70- Resmî Tatil Günlerine Talik
 

Ceza mahkemelerine ait bazı dosyalarda; duruşma tarihleri belirlenirken gerekli titizliğin gösterilmemesi sonucu oturumların resmî tatil gününe tesadüf eder biçimde ertelendiği görülmüştür.

* Duruşma günlerinin tayininde daha özenli davranmak suretiyle ilgililerin mağduriyetine ve yargılamanın gereksiz yere uzamasına neden olan bu gibi hatalara meydan verilmemesi,

71- Sanıklara Tercüman Ücretinin Yükletilmemesi,
 

Ceza mahkemelerine ait bir kısım dosyada, Türkçe bilmeyen ya da engelli olan sanık, mağdur veya tanık için görevlendirilen tercüman giderlerinin nihai kararda sanıklara yükletildiği gözlenmiştir.

* CMK’nın 324/5. maddesi ile Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 01/01/2006 gün ve (3) sayılı Genelgesi’nin uygulanmasında hassasiyet gösterilmesi, konuya ışık tutan AİHM’in 28/11/1978 tarihli Luedicke Belkacem Koç/Almanya ile 21/02/1984 tarihli Öztürk/Almanya kararlarında da belirtildiği üzere, bu gibi durumlarda çevirmen için ödenecek ücretin mahkûmiyet hâlinde dahi sanıktan istenmesinin mümkün bulunmadığının bilinmesi,

72- Sanıklara Yasal Haklarının Hatırlatılmadığı
 

Sanıklara, sorguya çekilmelerinden önce yasal haklarının hatırlatılmadığı tespit edilmiştir.

CMK’nın 191/3-c maddesi,  sorgu esnasında sanıklara aynı yasanın 147. maddesinde yer alan hakların hatırlatılması mecburiyetini öngördüğünden, bu gereğin yerine getirilmesinin ihmal edilmemesi, aykırılığın Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre bozma sebebi sayıldığının da dikkate alınması,

73- Sanıkların sorgusunu düzenleyen CMK’nın 147, 149 ve 150. maddeleri hükümlerinin uygulamada göz ardı edilmemesi, Dinleme ve Okumadan Sonra Sanığa ne Diyeceğinin Sorulmadığı, Son Oturumda Hazır Olan Sanığa Son Sözün Verilmediği
 

İncelenen dosyaların bir kısmında sanık, katılan ve Cumhuriyet savcısına; tanık veya bilirkişi dinlenmesinden ya da belgelerin okunmasından sonra diyeceklerinin sorulmadığı,

                          

Bazılarında da hükmün tefhiminden önce hazır olan sanığa son sözün verilmediği,

Belirlenmiştir.

* Tanık ve bilirkişinin dinlenmesinden ya da belgelerin okunmasından sonra bir diyeceğinin olup olmadığının sanık ve müdafii ile katılan veya vekiline ayrıca Cumhuriyet savcısına sorulmasının lüzumunu vurgulayan CMK’nın 215. maddesinin tatbikinde hassas davranılması,

            Aynı yasanın 216/3. maddesi uyarınca da; hükmün açıklanmasından önce son sözün hazır bulunan sanığa verilmesi gerektiğinin unutulmaması,
74- Suç Eşyasının Dosya İçinde Muhafazası
 

Suç eşyası olan sahte senet, hakaret ve tehdit içeren mektup, imza incelemesine esas kredi kartı sözleşmesi ve suç delili olan CD’ler vs. dosya içinde saklandığı görülmüştür

* Suç Eşyası Yönetmeliği’nin 5 ve müteakip maddeleri uyarınca; el konulan eşyanın, gerekli işlemler tamamlandıktan sonra hemen emanet memurluğuna teslimi sağlanarak daire ve depoda muhafazası gerektiğinin bilinmesi, bu şekilde saklanmasının kaybolmasına ve yıpranmasına yol açabileceğinin unutulmaması,

75- Sulh Ceza Mahkemesinde Yaş Tashihi
 

Sulh ceza mahkemesinde görülmekte olan davada, Cumhuriyet savcısı ve/veya nüfus idaresi temsilcisi iştirak etmediği halde sanığın doğum tarihinin düzeltildiği görülmüştür.

* CMK’nın 218. maddesi uyarınca; ceza mahkemelerinde yaş tashihi yapılması durumunda, Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 36/a maddesinin amir hükmü gereğince bu celselerde nüfus idaresi temsilcisi ile birlikte Cumhuriyet savcısının da hazır bulunması gerektiğinin unutulmaması,
76- Şahsi Hürriyeti Sınırlayıcı Hâllerin Gerekçeli Kararda Gösterilmediği
 

Karara bağlanan bir kısım dosyalarda şahsi hürriyeti sınırlanan sanıkların bu sebeple geçirdiği sürelerin gerekçeli kararlarda gösterilmediği belirlenmiştir

* Bu hususu düzenleyen CMK’nın 232/2-d ve TCK’nın 63. maddesi hükümlerinin dikkate alınması,
77- Şikâyetçi, Tanık Ve Sanıkların Doğrudan Zorla Getirtilmesi Yoluna Gidildiği
 

Tutuklu işlere ilişkin olup olmadığına bakılmaksızın, ödenek yetersizliği veya başka gerekçelerle şikâyetçi ve tanıkların; keza hak­kın­da tu­tuk­la­ma ka­ra­rı ve­ril­me­si ve­ya ya­ka­la­ma em­ri dü­zen­len­me­si için ye­ter­li ne­den­ler bu­lu­nmayan sa­nı­ğın zor­la ge­ti­ril­me­si­ne ka­rar ve­ri­ldiği ya da Cumhuriyet başsavcılığına yazılan bir müzekkere ile hazır bulundurulmalarının istendiği beyan-müşahede olunmuştur.

* Duruşmaya çağrılacak tanık, şikâyetçi ve sanıklar hakkında CMK’nın 43, 44, 145, 146/1-7, 176/1, 233. maddelerine uygun işlem ifası,

78- “Şüpheli-Sanık Karar Takip Formu”nun Düzenlenip Gönderilmediği
 

          Şüpheli - sanık karar takip formu ile ilgili işlemlerin yerine getirilmesi hususunda aksamalar yaratıldığı gözlenmiştir.

* 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürlük Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 16. maddesi ve Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 01/01/2006 tarih ve 10 sayılı Genelgesi’nin 4. maddesi ile teşkilata duyurulan hususlara uyularak, söz konusu formların usulünce muameleye tabi tutulması, bilgi akışının düzenli olarak sağlanması için kalem personelinin dikkatinin çekilmesi,

79- Tali Karar Fişi
 

            3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkındaki Kanun uyarınca ilgililerin şikâyetlerinden vazgeçmeleri ya da ödeme yapılması nedeniyle mahkûmiyet hükümlerinin ortadan kaldırıldığı hâller ile 5237 sayılı TCK’na göre verilen yeniden uyarlama kararları sonrasında talî karar fişlerinin tanzim edilmediği belirlenmiştir.

* 5352 sayılı Adlî Sicil Kanunu’nun 4 ve Yönetmelik’in 7. maddesi ile Bakanlık Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünün 01/01/2006 tarih ve 62 sayılı “Bildirme Fişleri ve Silme Kararları” konulu Genelgesi uyarınca, adlî sicile bildirilmiş olan hüküm ve kararlarda değişiklik yapılması durumunda tali karar fişi düzenlenerek Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğüne gönderilmesi gerekeceğinin bundan böyle unutulmaması, noksanlıkların ikmali,

80- Tanık İfadelerinin Soruşturma Aşamasındaki Beyanlarına Atıf Yapılarak Alındığı
 

Tanık ifadelerinin soruşturma aşamasındaki beyanlarına atıfta bulunularak alındığı saptanmıştır.

* Kovuşturma aşamasında dinlenmeleri lüzumu hissedilen tanıkların beyanlarının tespiti sırasında ilgililerin önceki anlatımları ile yetinilmeyip, bilgi ve görgülerinin ayrıntılı ve suç unsurlarını kapsar şekilde saptanması, konuyu düzenleyen CMK’nın 59 ve 212. maddelerine riayet olunması,

81- Tanık Ve Sanıkların İsim Verilmeden Çağrıldığı
 

Birden fazla şikâyetçi, sanık ve tanığı bulunan dosyaların duruşma hazırlığı ve yargılaması sırasında; isim belirtilmeden “şüpheli, sanık ve tanıkların celbine” biçiminde ifadeler kullanmak suretiyle tensip tutanakları ve ara kararları düzenlendiği görülmüştür.

* CMK’nın 175 ve 181. maddeleri göz önüne alınarak olaylarla ilgisi olmayan kişilerin gereksiz yere mahkemeye çağrılmasına engel olmak, dava ve işlerin süratle sonuçlandırılmasını temin etmek açısından dinlenmelerine karar verilen kişilerin önceden tespiti ile tensip ve ara kararlarında açıkça gösterilmesi, inisiyatifin kaleme bırakılmaması,

82- Tanık Yoklaması Yapılmadan Duruşmalara Başlandığı
 

Bir kısım dosyada; duruşmalara çağrılan tanık ve/veya bilirkişilerin gelip gelmedikleri saptanmadan başlanıldığı ya da bu hususun gecikmeli olarak yerine getirildiği görülmüştür.

* Duruşmalara başlama yöntemini düzenleyen CMK’nın 191/1. maddesi hükmünün titizlikle uygulanmasına önem atfedilmesi,

83- Tanıklara gerekli ihtaratın eksik yapıldığı ya da hiç yapılmadığı
 

Tanıklara anlatımlarından önce yapılması gereken ikazların genellikle eksik icra olunduğu, bazen de hiç ifa edilmediği görülmüştür.

* CMK’nın 53. maddesinde öngörülen yasal uyarıların açıkça ve tam olarak yapılmasına özen gösterilmesi,
84- Tanıklıktan Çekinme Hakkı Olanlara Hatırlatma Yapılması
 

Bir kısım dosyada, sanığın nişanlısı, karısı, kocası, babası, amcası gibi kimselere ifadeleri alınmadan evvel tanıklıktan çekinebileceklerinin bildirilmediği saptanmıştır.

* CMK’nın 45 ve devamı maddelerinin amir hükümleri uyarınca; tanıklıktan çekinebilecek olan kimselere dinlenmeden önce bu haklarının hatırlatılması,

85- Tecilli Kararların Esas Defterine İşlenmesi İçin Cumhuriyet Başsavcılığına Verilmediği
 

Haklarında mahkûmiyet hükmü tesis edilen sanıkların bu cezaları ertelendiği hâlde, ilâmın kaydına işaret edilmek üzere Cumhuriyet başsavcılığına verilmediği görülmüştür.

* Tecilli ilâmların, şartları oluştuğu takdirde aynen infazına olanak sağlanması bakımından, bu tür ilâmın Cumhuriyet Başsavcılığı esas defterindeki mahsus sütuna şerh verilmesi için başsavcılığa gönderilmesi ve kalemin kontrolsüz bırakılmaması,
86- Temyiz Dilekçesinin Karşı Tarafa Tebliğ Edilmediği
 

          Temyiz dilekçelerinin karşı tarafa tebliğe çıkartılmadığı belirlenmiştir.

          * Temyiz dilekçesinin bir örneğinin karşı tarafa tebliğini öngören 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürlük Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 8/1. maddesinin uygulanmasında hassas davranılması,
87- Tutanağa Bilirkişi Vs.nin İmzasının Alındığı
 

Duruşma sırasında dinlenen şikâyetçi, tanık ve bilirkişilerin beyanlarının imzaları ile onaylatıldığı müşahede edilmiştir.

* Ceza mahkemelerinde kovuşturmanın “sözlülük” esasına uygun olarak yürütülmesi gerektiği dikkate alınarak, ifade sahiplerinin imzalarının tutanağa alınmasına gerek bulunmadığının bilinmesi, konuya ilişkin CMK’nın 219, 221 ve 222. maddeleri hükmünün göz ardı edilmemesi ve aynı doğrultuda Yargıtay CGK’nın 28/03/1988 gün ve 1-68 esas-karar sayılı içtihadının hatırda tutulması,

88- Tutuklu Dosyalarda 30 Günden Fazla Sürelerle Ertelemeler Yapıldığı
 

Sanıkları tutuklu olan bazı dosyalarda, otuz günü aşan sürelerle tutukluluk durumunun değerlendirildiği belirlenmiştir.

* Tutuklusu olan dosyalarda, CMK’nın 108. maddesi amir hükmüne uygun hareket edilmesi,

                                                                                    

89- Tutuklu İşler İle Acele İşten Sayılan Davaların Adlî Tatilde Görülmediği
 

Tutuklu işler ve CMK’nın 250. maddesinde sayılan suçlar ile 6831 sayılı Kanun’a aykırılık, Basın Kanunu’na muhalefet, … vb. suçlara ilişkin davalarda, “araya adlî tatil girdiğinden” bahisle yargılamanın başka günlere ertelendiği saptanmıştır.

* Tutuklu işler ve CMK’nın 252/1-a, 6831 sayılı Orman Kanunun 83/2, 5187 sayılı Basın Kanununun 27/3. maddesi uyarınca acele işlerden sayılan bu tür suçlara CMK’nın 331/2. maddesi gereğince adlî ara vermede de bakılabileceğinin gözden ırak tutulmaması,
 90- Tutuklu İşlerde Tanıklar Hakkında Verilen Zorla Getirme Kararlarında Gerekçe Gösterilmediği
 

Tutuklu işlerde tanıklar için gönderilen zorla getirme karar yazılarında gerekçe gösterilmediği anlaşılmıştır.

* CMK’nın 43/1. maddesi uyarınca tutuklu işlerde verilen zorla getirme kararlarına ilişkin müzekkerelerde tanıkların bu yolla getirilme nedenlerinin yazılması gerektiğinin anımsanması, 

           

91- Tutuklu Sanıklara Duruşma Günü ve İddianamenin Tebliğ Edilmediği
 

Sanığı tutuklu olan bir kısım dosyada,  sanıklara duruşma günü ve iddianamenin tebliğ edilmediği anlaşılmıştır.

* CMK’nun 176/3-4 ve Cumhuriyet Başsavcılıkları İle Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemeleri Kalem Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik’in 78. maddelerine istinaden; tutuklu bulunan sanığın, duruşma gününden en az bir hafta önce Ceza İnfaz Kurumunda cezaevi kâtibi veya bu işle görevlendirilen personel yanına getirilerek iddianame ve duruşma gününün tebliği ile bu hususun tutanakla belgelendirilmesi,

92- Uzlaşma ve Önödeme Uygulanmadan Açılan Kamu Davalarının Kabul Edildiği
 

Soruşturma aşamasındaki evraktan önödeme veya uzlaşmaya tâbi olduğu açıkça anlaşılan işlerde, iddianamenin iadesi yerine kabulüne karar verilerek duruşmaya devam olunduğu gözlenmiştir.

* CMK’nın 174/1-c maddesi hükmü ile Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 09/09/2005 gün ve 2005/8209-19963 sayılı içtihadının bundan sonraki uygulamalarda nazara alınması,

93- Vekâletnamelerin Harçlandırılmadığı,
 

 Ceza mahkemelerinde görev ifa eden avukatların sunduğu vekâletnamelerden suret olanların usulünce harçlandırılmadığı görülmüş, ikmali için uyarıda bulunulmuştur.

* Mahkemelerde vekille takip edilen işlemler esnasında ibraz edilen vekâletname suretlerinin, 492 sayılı Kanun’a bağlı (1) sayılı tarifenin D/I-c bendi gereğince harçlandırılması gerektiğinin daima göz önünde bulundurularak hazine zararına neden olunmaması,

94- Yabancı Uyrukluların Özgürlüğünü Kısıtlayan Kararların Bakanlığa Bildirilmediği
 

            Bir kısım dosyalarda gözaltına alınan, tutuklanan veya hükümlü olduğu cezanın infazına başlanan yabancı uyruklular hakkında Bakanlığa bildirim yapılmadığı saptanmıştır.

* Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğünün 01/01/2006 tarihli ve 70 sayılı Genelgesi uyarınca; ülkemizde işledikleri suçlar nedeni ile gözaltına alınan, tutuklanan veya hükümlü oldukları suçlar nedeni ile cezalarının infazlarına başlanan yabancı uyrukluların, özgürlüklerinin kısıtlanması ve serbest bırakılmalarına ilişkin durumlarının ve adı geçenlerin açık kimliklerini içeren belgelerle birlikte isnat olunan suçlara ilişkin bilgilerin taraf olduğumuz uluslararası anlaşmalar gereğince Bakanlığımıza ivedilikle iletilmesi gerektiğinin hatırlanması,
95- Yargılama Giderleri
 

…esas sayılı dosyalarda hüküm ve/veya kararda yargılama giderlerinin kimlere yükletileceğinin gösterilmediği, ……esas sayılı dosyalarda ise giderlerin miktarının mahkeme başkanı veya hâkim tarafından belirlenmediği ya da eksik hesaplandığı görülmüştür.

* Yargılama giderlerinin miktarının tayininde CMK’nın 324/2-3. maddesindeki kurallara riayet edilmesi,

96- Yasal Haklar Hatırlatılmadan Veya Müdafi Tayin Edilmeden Sorgu Yapıldığı
 

Sanıkların ifadelerinin alınması ya da sorgularının yapılması sırasında, müdafi seçmelerinin istenilmediği, müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan ettikleri takdirde, istemleri hâlinde bir müdafi görevlendirileceğinin bildirilmediği, ayrıca 18 yaşından küçükler ile alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan sanık olanların müdafi tayin edilmeksizin sorgularının yapıldığı anlaşılmıştır.

* Sanıkların sorgusunu düzenleyen CMK’nın 147, 149 ve 150. maddeleri hükümlerinin uygulamada göz ardı edilmemesi,

97- Yazılan Müzekkerelere Yasal Meşruhat Verilmediği
 

            Bir kısım dosyada kamu veya özel kurum ve kuruluşlara yapılan yargılamayla ilgili bilgi istemek amacıyla yazılan müzekkerelere yasal meşruhatın konulmadığı saptanmıştır.                                                                                                     

* CMK’nın 332. maddesi gereğince, suçların soruşturma ve kovuşturması sırasında Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından yazılı olarak bilgi istenen hâllerde yazılacak müzekkerelere, istenilen bilgilere on gün içerisinde cevap verilmesinin zorunlu olduğu, eğer bu süre içinde istenen bilgilerin verilmesi imkânsız ise, sebebinin ve en geç hangi tarihte cevap verilebileceğinin aynı süre içinde bildirilmesi gerektiği, buna aykırı hareket edilmesi hâlinde TCK’nın 257. maddesine aykırılık oluşturabileceği hususlarında şerh verilerek, yargılamanın hızlandırılmasına yönelik bu uygulamaya işlerlik kazandırılması,

98- Yoklukta Verilen Beraat Ve Düşme Kararlarının Tebliğ Edilmediği
 

Sanık veya katılanın yokluğunda verilen beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, davanın reddi ve düşmesi kararlarının ilgililerine tebliğ edilmediği gözlenmiştir.

* CMK’nın 35/2. ve Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemeleri Kalem Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik’in 86. maddelerine uyulması,

99- Yönetmelikte Belirtilen Defterlerin Tutulmadığı
 

……Ceza mahkemesinde …… defterinin tutulmadığı beyan ve müşahede edilmiştir.

* Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemeleri Kalem Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik’in 46. maddesinde belirtilen … defterinin tutulmasının gerektiğinin bilinmesi,
100- Yurda Dönmeleri İhtimaline Binaen Sanıklar Hakkında Yakalama Emri Çıkarıldığı
 

Ceza Mahkemelerine ait bir kısım dosyada; yurtdışındaki açık adresi tespit edilen sanıklar hakkında savunmasının alınması için gerekli işlemlere tevessül edilmeden “yurda dönme ihtimaline binaen ihzarına” denilmek suretiyle talikler yapıldığı görülmüştür.

* Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğünün 01/01/2006 tarih ve 66 sayılı Genelgesi’nde bahsedilen usule uygun olarak yurtdışına talimat yazılması suretiyle gereksiz ertelemelere sebebiyet verilmemesi, 
101- Yurtdışına Yazılan İstinabe Evrakının Tercüme Usûlü,
 

Fransa, Hollanda ve K.K.T.C. haricindeki yabancı Devlet adli makamlarına yazılan istinabe evrakının tercüme ettirilmeksizin Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğüne gönderildiği belirlenmiştir.

* Yurtdışına yazılan istinabe evrakının Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğünün 01/01/2006 tarih ve 69 sayılı Genelgesi doğrultusunda hazırlanması, Fransa, Hollanda ve KKTC’ne yönelik evrakın Türkçe olarak düzenlenmesi, diğerlerinin ise bu Genelge’ye ekli “İstinabe ve Tebligat Evrakının Tercüme Ettirileceği Diller” başlıklı Ek 1 sayılı listesinde yer alan dile tercümesinin sağlanması hususlarında hassasiyet gösterilmesi,

102- Zamanaşımı Dosyalarının Derdestler Arasında Tutulduğu
 

5237 sayılı TCK’ nın 66 ve 67. maddeleri mucibince zamanaşımı nedeniyle verilen düşme kararlarının gecikmeli uygulandığı ya da mahsus sürelerin dolmasından sonra duruşma yapılmasına rağmen, icap eden kararın verilmeyip dosyaların derdestler içinde tutulduğu anlaşılmıştır.

* Eski yıllardan devren gelen dosyaların zaman zaman 5237 sayılı TCK’ nın 66, 67 (mülga 765 sayılı TCK’nın 102, 104) ve takip eden maddeleri açısından gözden geçirilerek, zamanaşımına uğrayanlar hakkında gerekli kararın derhal verilerek iş birikimine, gereksiz emek ve zaman sarfına meydan verilmemesi,

103- Zamanaşımı Hükümlerinin Uygulanmasında Hatalar
 

          Zamanaşımına yönelik olarak yapılan incelemede; bir kısım dosyanın zamanaşımı süresi dolmasına rağmen derdestler arasında tutulduğu, bir bölümünde yasal süre dolmadan ortadan kaldırma kararı verildiği, bazı dosyalarda ise mahsus sürelerin dolmasından sonra duruşma yapılmasına rağmen, icap eden kararın verilmeyip sonraki oturumlara bırakıldığı, kimi dosyalarda da ceza süresi ile zamanaşımı müddetinin hesaplanması ve uygulanmasında 765 ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunlarının karma olarak uygulandığı,

Bu bağlamda ;

- 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2000/163 esas sayılı dosyasında; 01/02/2000 tarihinde işlenen yankesicilik suretiyle hırsızlık suçundan sanık H.C. hakkında 08/02/2000 tarihinde dava açıldığı, 11/02/2000 tarihinde savunmasının alınabilmesi için zorla getirilmesine karar verildiği, bundan sonra süreyi kesen başka işlem yapılmadığından 11/02/2005,

Tarihlerinde dava zamanaşımı dolmasına rağmen, karar verilmeyerek derdestler arasında bekletildikleri,

            - 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/387 esas sayılı dosyasında; Şubat 1996 tarihinde 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 359/b-1 maddesine muhalefet suçundan 18/11/2002 tarihinde kamu davasının açıldığı, olağanüstü zamanaşımı süresi 31/07/2004 tarihinde dolmasına karşın 21/09/2005,

Tarihine kadar yargılamaya devam edilerek derdestler arasında tutuldukları,

            - 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 1998/157 esas sayılı dosyasında; 08/07/1997 günü işlendiği iddia edilen resmi evrakta sahtecilik, dolandırıcılık suçlarından 28/07/1997 tarihinde dava açıldığı, sanık (B.Ç.)’nin savunmasının alınması amacıyla 04/08/1997 günü gıyabî tevkif müzekkeresi çıkartıldığı ve bu durumda sürenin 04/08/2007 günü dolması gerektiği halde 20/10/2005,

            Tarihinde zamanaşımı müddetleri henüz dolmadan kamu davasının ortadan kaldırılmasına karar verildiği,

            - 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2000/126 esas sayılı dosyasında; sanık hakkında 30/09/1997 tarihinde işlediği iddia olunan sahtecilik suçundan 25/04/2000 tarihinde mülga 765 sayılı TCK’nın 342/1. maddesi gereğince kamu davasının açıldığı, 04/07/2000 tarihinde gıyaben tutuklandığı, ceza miktarı 5237 sayılı TCK’nın 204/1. maddesine göre ( 5 yıl ), zamanaşımı süresi ise mülga 765 sayılı TCK’nın 102/4. maddesi uyarınca hesaplanarak 30/06/2005,

            Tarihlerinde, ceza miktarı ve zamanaşımı süresinin hesaplanmasında 765 ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunlarının karma olarak uygulanması suretiyle davaların ortadan kaldırılmasına hükmedildiği,

Belirlenmiştir.

*  Mülga 765 sayılı TCK’nın 102, 104, 5237 sayılı TCK’nın 66, 67 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3. maddeleri uyarınca dava zamanaşımı ile ilgili hükümlerin tatbikinde daha duyarlı davranılarak benzeri yanlışlıklara sebep olunmaması,

            Mülga 765 sayılı TCK’nın 2/2 ve 5237 sayılı TCK’nın 7/2. maddeleri uyarınca lehe olan kanunun her dosyada bir bütün olarak tatbiki gerektiğinin unutulmaması, bu hususu teyit eden 23/02/1938 gün ve 29/9 sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 10/11/2005 gün ve 2005/6746-8599 sayılı ve Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 14/11/2005 gün ve 2005/8751-11060 sayılı içtihatlarının uygulamada nazara alınması,

104- Zimmet Defterlerinin Ayrı Ayrı Tutulmadığı
           

Ceza Mahkemelerinin tümünde, genel bir zimmet defteri tutulmakla beraber infaz ile harç ve mahkeme giderleri için ayrı ayrı zimmet defterlerinin kullanılmadığı tespit ve beyan edilmiş, teftiş esnasında uygulamaya geçilmiştir. 

    

* Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Adlî Yargı İlk Derece Ceza Mahkemeleri Kalem Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik’in 56/son maddesi uyarınca, genel olarak mahkemelerden Cumhuriyet başsavcılıklarına veya muhtelif mercilere gönderilen evrakın kaydı için tutulan zimmet defterinin haricinde, infaz ile harç ve mahkeme giderleri için de ayrı ayrı zimmet defterleri tutulacağının bilinmesi,
105- Zorunlu Müdafiin Her Oturumda Hazır Bulunmaması
 

Zorunlu müdafi tayin edilen dosyalarda, bir kısım duruşmaların müdafiinin yokluğunda sürdürüldüğü görülmüştür.

CMK’nın 151. maddesinde getirilen; “150. madde hükmüne göre görevlendirilen müdafi, duruşmada hazır bulunmaz veya vakitsiz olarak duruşmadan çekilir veya görevini yerine getirmekten kaçınırsa, hâkim veya mahkeme derhâl başka bir müdafi görevlendirilmesi için gerekli işlemi yapar. Bu durumda mahkeme oturuma ara verebileceği gibi oturumun ertelenmesine de karar verebilir” hükmü gereğince bu kişiler hakkında müdafii bulunmaksızın oturum icrasının yasaya aykırılık teşkil ettiğinin bilinmesi,

Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararlara Yönelik tavsiyeler

TC Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığından;  

Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararlara dair öneriler:

1- Bir Kısım Şüpheliler Hakkında Karar Verilmemesi
 

… sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilen evrakta, bir kısım şüpheliler için mukteza tayin edilmediği gözlenmiştir.

* CİGM’nin 01/01/2006 tarih ve 2 sayılı Genelgesi’nin 30. maddesi gereğince; birden çok kişi hakkındaki şikâyeti kapsayan soruşturmalarda, faillerden biri ya da birkaçı hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ittihaz olunmakla yetinilmeyip, evrak arasında adı geçen ve kendilerine herhangi bir suç isnat edilen her şahıs hakkında kanuni gereğinin yapılması,
2- Bazı Suçlarda Nüfus Kayıtlarının Celbi
 

Suçun oluşup oluşmaması ve takibat icrası bakımından önemi haiz olan şüpheli veya mağdurların kolluk tarafından onaylanan nüfus cüzdan suretlerine dayanılarak işlem yapıldığı, bu kapsamda;

… sayılıda, 5237 sayılı TCK’nın 80/3. maddesindeki insan ticareti,

… sayılıda, 5237 sayılı TCK’nın 103. maddesindeki cinsel istismar,

… sayılıda, 5237 sayılı TCK’nın 104/1. maddesinde yazılı reşit olmayanla rızasıyla cinsel ilişki,

… sayılıda, 5237 sayılı TCK’nın 109/3-f maddesinde yer alan kişi hürriyetinden yoksun kılma,

… sayılıda, 5237 sayılı TCK’nın 194/1. maddesinde gösterilen çocuklara sağlık için tehlikeli madde temini,

… sayılıda, 5237 sayılı TCK’nın 226/3-5. maddesinde açıklanan çocuklara yönelik müstehcenlik,

… sayılıda, 5237 sayılı TCK’nın 228/2. maddesinde belirtilen çocukların kumar oynaması için yer ve imkan sağlama,

… sayılıda, 5237 sayılı TCK’nın 229/1. maddesindeki çocukları dilencilikte araç olarak kullanma,

… sayılıda, 5237 sayılı TCK’nın 234/1-2. maddesinde açıklanan çocuğun kaçırılması ve alıkonulması,

… sayılıda, 5237 sayılı TCK’nın 278/3. maddesinde ifade edilen küçüklere karşı işlenen suçları bildirmeme, 

Suçlarında ilgililerin nüfus kayıtları getirtilmeden kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği gözlenmiştir.

* Hukukî açıdan önemi olan yaş, akrabalık, ölüm ve medenî hal gibi neticeye etkili durumların, mutlaka nüfus idarelerinden tahkik ve tevsik edilmesi, sözü edilen evraktaki noksanlıkların bu yönden giderilmesi,
3- Çocuklar Hakkındaki Tahkikatlar
 

Fiili işledikleri zaman onsekiz yaşını bitirmemiş çocukların işledikleri bir kısım suçlarda, soruşturmanın kolluğa bırakıldığı gözlenmiştir.

( … sayılılar )

* 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 15. maddesi ile Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 01/01/2006 tarih ve 2 sayılı Genelgesi’nin 14. maddesinde belirtildiği üzere; suça sürüklenen çocuk hakkındaki soruşturmanın kolluk görevlilerine bırakılmayarak bizzat Cumhuriyet savcıları tarafından yürütülerek sonuçlandırılması,

4- Delillerin Değerlendirilmesinde Hataya Düşülerek Karar Verilmesi
 

Eksik inceleme ve soruşturma ile olayın mahiyetine uygun bulunmayan gerekçe, yanlış niteleme ve delil takdirinde hataya düşülmesi suretiyle kovuşturmaya yer olmadığı kararları kurulabildiği,

- … sayılıda; … tarihinde müşteki …’ ya ait otomobilin kelebek camını kırarak otodan hırsızlık yapan kimliği belirsiz sanıkların, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1-e, 143. ve 66/e maddeleri uyarınca zamanaşımı süresince aranması cihetine gidilmeyerek, şüphelilerin kimliğinin tespitine yarayacak ya da onlara ulaşılmasını sağlayacak iz ve delil bulunmadığı ve mevcut delillerle kovuşturma olanağının olmadığı düşüncesiyle,

- … sayılıda; müşteki …’ dan rüşvet almak suçundan şüpheliler … ve … hakkında yapılan soruşturmada, olay tanıkları (…, … ve …) dinlenilmeden şüphelilerin müştekiyi tanımadıklarına yönelik savunmalarına dayanılarak,

- … karar sayılıda; … Emniyet Müdürlüğünün … tarihli olay yeri inceleme ve tespit raporunda da belirtildiği üzere, müşteki …’ ya ait otomobilin kelebek camını kırarak otodan teyp çalan kimliği belirsiz şüphelilerin aranması ve kimliklerinin tespit edilerek yakalanması yoluna gidilmeksizin, mala zarar verme suçundan şikayet bulunmadığı, hırsızlık suçunun işlendiğine dair yeterli delil elde edilemediği gerekçesiyle,

- … sayılıda suç tarihinde … doğumlu ve 13 yaşında olan mağdur … ile isteği dışında cinsî münasebette bulunan şüpheli … ’nın eyleminin reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğu sonucuna varılarak,

Kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği görülmüştür.

* İhbar veya herhangi bir surette suç işlendiğini öğrenen Cumhuriyet savcısının kamu davası ikamesine gerek olup olmadığına karar vermek için işin hakikatini araştırmaya mecbur ve suç teşkil eden hususlarda yeterli delil mevcut ise dava açmakla mükellef olduğunun hatırda tutularak, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 170. maddesi uyarınca eksik soruşturma sonucu ya da yanlış değerlendirme suretiyle karar verilmesinden özenle kaçınılması, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ittihazı için, bütün delillerin toplanıp, ancak dava açmaya yeterli olmadığının anlaşılmış bulunması gerektiğinin unutulmayarak bundan böyle evrakın titizlikle tetkikiyle suç vasıflarının tayin ve tespitinde daha dikkatli hareket edilmesi, 

5- Gerekçe Gösterilmeden Tek Tabiple Otopsi Yapılması
 

Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararla sonuçlanan bir kısım evrakta;

a) Adlî tabip veya patolog olmayan iki hekim tarafından,

( … sayılılar )

b) Sebebi yazılmaksızın adlî tabip unvanı bulunmayan tek doktorla,

( … sayılılar )

Otopsi yapıldığı tespit edilmiştir.

* 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 87/l. maddesi ile Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 23/11/2006 gün ve 136 sayılı “Otopsi işlemlerinin yerine getirilmesi” konulu Genelgesi de dikkate alınarak bir tanesi adlî tabip veya patolog olması şartı ile otopsinin iki hekim tarafından yapılması,

Otopsi işleminin bir hekim tarafından yapılabilmesinin zaruret halinde ve zapta da geçilmek şartıyla mümkün olabileceğinin unutulmaması,

6- Hukuki İhtilaf
 

Hukukî ihtilaf niteliğinde bulunan iddialarla alakalı bir kısım evrakta ayrıntılı tahkikat işlemlerinin yapıldığı,

Bu cümleden olarak,

… sayılıda, şikâyetçinin şüpheliye verdiği borç paranın şüpheli tarafından geri verilmediği iddiasının mahiyetinden,

… sayılıda, şüphelinin ev kirasını ve elektrik ücretini ödemeden evini terk ettiğine ilişkin iddiasının dilekçe kapsamından,

… sayılıda, haricen sattığı aracının trafik kaydının şüpheli tarafından üzerine alınmadığına ilişkin iddianın içeriğinden,

Özel hukuk çekişmesi niteliğinde bulunduğu açıkça anlaşıldığı halde derhal kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesi yerine delillerin toplanmasından sonra karar verildiği görülmüştür.

* Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 01/01/2006 gün ve (2) sayılı genelgesi’nin 25. maddesinde açıklandığı üzere; hukukî nitelik taşıyan ve ceza takibine neden olmayacak bu tür taleplerin alınmasını müteakip uzun tahkik işlemlerine girişilmeden, belirlenen duruma göre evrakın muktezaya bağlanması, emek ve zaman kaybına neden olunabilecek bu kabil davranışlardan kaçınılması,
7- Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararların Tebliği
 

Kararların tebliğine yönelik olarak yapılan incelemede;

a) … sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararların suçtan zarar gören şikâyetçilere,

b) Bazı kararların önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüphelilere,

         ( … sayılılar )

Tebliğ olunmadığı ya da tebliğ olunduğuna dair tebligat parçasının evrak içerisinde bulunmadığı,

c) … sayılılarda ise, ifadesi alınmamış veya sorguya çekilmemiş şüphelilere tebliğ edildiği,

Tespit olunmuştur.

* 5271 sayılı CMK’nın 172/1. maddesi ile CİGM’nin 01/01/2006 tarih ve 2 sayılı Genelgesi’nin 27. maddesi uyarınca, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararların suçtan zarar gören şikâyetçiler ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüphelilere tebliğ edilmesi ve denetime esas olmak üzere tebligat parçasının sonucunun takip olunarak evrak içerisine konulması, önceden ifadesi alınmamış veya sorguya çekilmemiş olan şüphelilere tebligat yapılmasına ilişkin yasal zorunluluk bulunmadığının bilinmesi,

8- Kararlara Karşı Yasa Yolları, Başvuru Süreleri veya Tazminat Haklarının Belirtilmediği
 

Bir kısım kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda,

a) Müştekinin veya ilgilisinin hangi mercie ve kaç gün içerisinde itiraz edebileceğine dair açıklama yapılmadığı,

(…  sayılılar)

b) Soruşturma evresinde tutuklandığı veya gözaltına alındığı anlaşılan şüphelilerin tazminat hakkı bulunduğunun kararda gösterilmediği,

(…  sayılılar)

 Anlaşılmıştır.

* Anayasa’nın 40. maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 172/1. maddesinde yer alan “kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir” hükmü ile Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 01/01/2006 tarih ve 2 sayılı Genelgesi’nin 27. maddesinde açıklanan hususlara riayet edilmesi, anayasal ve yasal mevzuattaki değişiklerin izlenerek, zamanında iş ve işlemlere yansıtılmasına daha fazla önem verilmesi,

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 141/2. maddesi gereği soruşturma evresinde tutuklanan veya gözaltında kalan şüpheliler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi durumunda tazminat hakları bulunduğunun bildirilmesi icap ettiğinin unutulmaması,

9- Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararlarda Olayın Mahiyetinin Anlatılmadığı Ya da Yeterli Gerekçenin Bulunmadığı
 

Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararların incelenmesinde;

a) … sayılılarda, şüphelilere isnat olunan eylemlerin kısaca da olsa ayrıntıyı içerecek şekilde anlatılmadığı,

b) … sayılılarda ise, verilen kararlarda hiçbir gerekçenin gösterilmediği,

Görülmüştür.

  

* 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 172/1. maddesi ile Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 01/01/2006 tarih ve 2 sayılı Genelgesi’nin 27. maddesinde açıklandığı üzere; kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlarda, olay ile isnadın tereddüt veya kuşkuya mahal bırakmayacak derecede açık, hadiselerin tahliline imkân verecek biçimde anlatılması, hangi sebeple bu sonuca ulaşıldığının gerekçeleriyle belirtilmesi,

10- Kararlara Karşı İtirazlara İlişkin Masraflar
 

Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlara karşı yapılan itirazların reddedilmesi üzerine, itiraz edenlerin masrafları ödemesi gerektiğinin ret kararında hükme bağlanmasına karşın, harç tahsil müzekkerelerinin yazılmadığı belirlenmiştir.

(… sayılılar)

* 5271 sayılı Yasa’nın 173/3. maddesinin uygulamada nazara alınarak itiraz edenin itiraz masraflarını ödeyeceğine ilişkin harç tahsil müzekkeresi düzenlenerek maliyeye gönderilmesinin usul edinilmesi,

11- Kararların Geç Yazılması
 

İncelenen kararların bir bölümünde soruşturmaya ilişkin tüm delillerin toplanmasına rağmen karara bağlanmayarak ( … ) aydan ( … ) aya varan sürelerle elde tutulduktan sonra sonuçlandırıldığı gözlenmiştir.

(… sayılılar)

* Soruşturmaların olabilecek en kısa sürede muktezaya bağlanması için gereken çabanın esirgenmemesi, Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 01/01/2006 tarih, 2 ve 4 sayılı genelgelerinde de açıklandığı üzere; insan hakları ihlâllerine neden olunmaması açısından yürütülen soruşturmaların sağlıklı ve süratli bir şekilde sonuçlandırılması, bütün Cumhuriyet savcılarının, görevlerine tam bir fedakârlık ve titizlikle eğilmeleri gerektiğinin hatırlanması,

12- Karar Öncesi Evrakın İşlemsiz Bırakılması
 

Sonuçlandırılan bir kısım evrakta delillerin gecikmeli olarak toplandığı,

Bu cümleden olarak;

… sayılıda, mağdurun kesin raporunun geldiği 25/03/2006,

… sayılılarda, şüphelilerin savunmalarının alındığı 25/03/2006,

… sayılılarda, soruşturma evrakının kolluktan ikmâlen gönderildiği 25/03/2006,

… sayılılarda, istinabe evrakının ulaştığı 25/03/2006,

… sayılılarda, başka yer Cumhuriyet başsavcılıklarından veya diğer kurumlardan istenen bilgilerin gönderildiği 25/03/2006,

… sayılılarda, şikâyet dilekçesinin alındığı ya da soruşturma evrakının kolluktan intikal ettiği 25/03/2006,

Tarihinden, müteakip işlemin yapıldığı / kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın yazıldığı … tarihe kadar, [ ( 1) / ( 3 ) ] aydan [ ( 3) / ( 6 ) ] aya varan sürelerle beklendiği anlaşılmıştır.

* Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 01/01/2006 gün ve (2) sayılı Genelgesi’nde ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, soruşturma evrakının Cumhuriyet savcıları tarafından sık sık gözden geçirilerek gerekli işlemlere tevessül edilmesi, sorumluluğu mucip olacak ihmal ve gecikmelere sebebiyet verilmemesi,
13- Karar Kartonlarında Mühür ve İmza Eksiği
 

Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar kartonlarının incelenmesinde;

a) Bir kısım kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda Cumhuriyet başsavcılığının mührünün bulunmadığı,

(…sayılılar)

b) Bazı kararların ise Cumhuriyet savcısı tarafından imzalanmasının unutulduğu,

(…sayılılar)

Gözlenmiştir.

* Cumhuriyet Başsavcılıkları İle Adlî Yargı İlk Derece Ceza Mahkemeleri Kalem Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik’in 30. maddesine uygun hareket edilmesi,

14- Memur Suçlarının Bildirimi
 

… sayılı kararlarda olduğu gibi, Adlî Yargı İlk Derece Adalet Komisyonuna bağlı olanlar haricindeki memur şüphelilerin işledikleri 4483 sayılı Yasa kapsamı dışında kalan suçlarla ilgili olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararların şüphelilerin bağlı bulunduğu kuruma bildirilmesinde yeterli hassasiyet gösterilmediği gözlenmiştir.

* 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 131/3. maddesi ile Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 01/01/2006 gün ve 2 sayılı “Soruşturmaların yürütülmesi, soruşturma evrakının düzenlenmesinde ve tamamlanmasında dikkat edilecek hususlar” konulu Genelgesi’nin 29. maddesi de dikkate alınmak suretiyle, bundan böyle memurlar ve diğer kamu görevlilerinin görevleri nedeniyle işledikleri suçlarla, kişisel suçları sebebi ile yapılan soruşturma sonunda verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karların ilgili personelin bağlı bulunduğu Bakanlık veya bağlı kuruluşa gönderilmesinde daha duyarlı hareket edilmesi, anılan evrakta gereğinin buna göre ifası,

15- 4483 Sayılı Yasa’nın Uygulanmasına Yönelik Hatalar
 

4483 sayılı Yasa’ya ilişkin olarak yapılan tetkikte;

… sayılılarda, Yargıtay CGK’nın 17/02/2004 gün ve 2004/2-10 esas, 2004/40 karar sayılı yerleşik içtihadında da belirtildiği üzere, 4483 sayılı Kanun hükümlerinin uygulama yeri bulunmadığı göz ardı edilerek, öğrencisini darp eden öğretmenin atılı suçu görevinden dolayı işlediği ileri sürülerek soruşturma izni verilmediği gerekçesiyle,

… sayılıda ise, … suçundan gözaltına alınan müştekinin, görevli polis memurlarının kendisine işkence yaptıklarını iddia ederek şikâyetçi olduğu olayda, şüpheli polis memurlarının adlî görev ifa ettikleri göz ardı edilerek 4483 sayılı Yasa hükümleri gereğince istenen soruşturma izni sonucuna göre,

Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararların verildiği saptanmıştır.   

* 4483 sayılı Yasa’nın 1. maddesi gereğince memurlar ile diğer kamu görevlilerinin vazifeleriyle alakalı olmaksızın görevleri sırasında işledikleri suçların Cumhuriyet savcısı tarafından re’sen soruşturulacağının,

4483 sayılı Yasa’nın 2/son maddesi uyarınca işkence ve fena muamele suçları ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 161/5. maddesi kapsamında açılacak soruşturmalarda 4483 sayılı Yasa hükümlerinin uygulanamayacağının,

Hatırdan çıkarılmaması, 
16- Suda Boğulma ve Asıda Üç Boşluk Açılmadan Otopsi Yapılması
 

Suda boğulma veya ası suretiyle intihar gibi şüpheli olaylarda, otopsi yapılmayıp cesedin harici muayenesi ile yetinildiği müşahede edilmiştir.

(… sayılılar)

* Tabibin otopsiye lüzum olmadığı yolundaki beyanının işin hakiki veçhesini araştırmakla yükümlü Cumhuriyet savcısını bağlamayacağı göz önünde bulundurularak, suda boğulma, ası suretiyle intihar ve şüpheli ölüm gibi vakıalarda, sebebi haricen belli olsa dahi 5271 sayılı CMK’nın 87/2. maddesi ile Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 23/11/2006 gün ve 136 sayılı “Otopsi İşlemlerinin Yerine Getirilmesi” konulu Genelgesi gereğince ceset üzerinde üç boşluk açılmak suretiyle ve bilhassa elle veya iple boğulmalarda ya da ası suretiyle gerçekleşen ölümlerde boyun cildi, iç uzuvları (gırtlak, kıkırdaklar, hyoid kemiği) tetkik edilerek cesetteki bütün travmatik veya marazi başkalaşmalar kayıt ve tavsif edilmek suretiyle ölüm sebebini, mekanizmasını ve şeklini gösteren tüm değişmelerin ayrıntılı olarak rapora derç edilmesi,
17- Suç Eşyasının Tasfiyesi
         

Suç eşyasının tasfiyesi işlemlerine yönelik olarak yapılan incelemede,

a) … sayılıda, sahte para/ … sayılıda, video kaseti/ … sayılıda, boş mermi kovanları/ … sayılıda, kanlı elbiseler/ … sayılıda kitap ve kasetler vb. gibi suç delili olarak ele geçirilen eşyanın emanete alınmadan zarf veya poşet içerisinde dosya arasına konulduğu, tasfiyesine yönelik hiçbir işlem yapılmadığı,

b) … sayılılarda, adlî emanette kayıtlı suç eşyası hakkında merciinden müsadere kararı istenmediği gibi, iadesi veya evrak arasında delil olarak saklanmasına dair karar da verilmediği,

c) … sayılılarda ise, kovuşturmaya yer olmadığı kararı ile birlikte iadesi öngörülmesine karşın kararın infazı için suç eşyası emanet memurluğuna gönderilmediği,

Anlaşılmıştır.

                * Suç Eşyası Yönetmeliği’nin 5. maddesi ile bu hususta Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 01/01/2006 tarih ve 2 sayılı Genelgesi’nin 20. maddesinde açıklanan hususlara riayet olunarak soruşturmanın delilini teşkil eden eşyanın maddede yazılı usul doğrultusunda makbuz karşılığı suç eşyası esas defterine kaydının sağlanması ve tasfiyesine yönelik işlemlerde de gecikmeye neden olunmaması,

Suç Eşyası Emanet Memurluğunda birikime meydan verilmemesi ve işlemlerin zamanında yapılabilmesi bakımından, tahkikatların sonuçlandırılması hâlinde suç eşyası hakkında karar verilmesi gerektiğinin unutulmaması,

Suç Eşyası Yönetmeliği’nin 14. maddesi gereğince, suç eşyasının tasfiyesine ilişkin kararların ilgili memurluğa gönderilerek gereğinin ifası,
18- Şüpheli-Sanık Karar Takip Formu
 

Şüpheli-Sanık Karar Takip formlarının doldurulması ve ilgili makamlara gönderilmesinde gereken titizliğin her zaman gösterilmediği belirlenmiştir.

* 5320 sayılı Yasa’nın 16. maddesinde belirtilen “Şüpheli ve sanıkla ilgili olarak verilen soruşturma ve kovuşturmayı sona erdiren kesinleşmiş kararlar, soruşturmada görev alan kolluk birimlerine bildirilir. Kolluk birimleri bu bildirim üzerine gerekli işlemleri derhal yapar” hükmü ve Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 01/01/2006 tarih ve 10 sayılı Genelgesi’nin 4. maddesi ile teşkilata duyurulan hususlara riayet edilerek, söz konusu formların eksiksiz doldurulup ilgili birimlere gönderilmesi hususunda gerekli hassasiyetin gösterilmesi, bilgi akışının düzenli olarak sağlanması için kalem personelinin denetim altında tutulması,

  

19- Tutuklama Talep Edip Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar Verilmesi
 

… sayılıda; … suçundan dolayı yapılan soruşturma sırasında şüphelinin sorguya sevk edilip tutuklanması talebinde bulunulmasına karşın, isteğin reddi ya da kabulünü müteakip başkaca bir delil toplanmadan, kanıt yokluğu gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığı kararı ittihaz olunduğu anlaşılmıştır.

* Soruşturma evrakının, gereken dikkat ve hassasiyetle incelenmediği izlenimini veren, ifa edilen görevin ciddiyet ve etkinliği ile de bağdaştırılamayan, kişi özgürlüklerini kısıtlayan ve sorumluluk doğurabilecek benzeri hatalardan kaçınılması, kovuşturmaya yer olmadığına karar verilebilecek durumlarda kişilerin sorguya sevk edilerek mağduriyetlerine neden olunmaması,

Icra Dairelerine Tavsiyeler

TC Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığından İcra Müdürlüklerine öneriler :

A-İCRA ÖNERİLERİ

1-         Alacağın Haricen Ödenmesi Halinde Cezaevi Yapı Harcı Alınmayacağı
 

… esas sayılılarda, alacağın haricen tahsili halinde cezaevi yapı pulu tahakkuk ve tahsil olunduğu görülmüştür.

* Alacağın haricen tahsilinde, cezaevi yapı pulu tahakkuk ve tahsil edilemeyeceğinin, zira CEYP harcı alınmasının alacağın icra marifetiyle tahsili şartına bağlandığının bilinmesi,
2-         Alacağın Haricen Tahsil Edildiğine Dair Beyanın Zabta Yazılması Halinde Harca esas Olacağı
 

Alacağın haricen tahsil edildiği veya takipten vazgeçildiğine dair tutanakta açıkça bir beyan bulunmadığı halde, hacizden önce ödenen paradan yüzde 1.8 oranında tahsil harcı alındığı belirlenmiştir.

* İcra takibi sırasında alacağın haricen tahsil edildiğine dair beyan, tahsil harcı tahakkukuna esas teşkil etmeyip, 492 sayılı Kanun’un 23. maddesine göre bu beyanın açıkça zabta yazılması halinde yarı tahsil harcı alınabileceğinin hatırda tutulması,
3-         Alacaklının Yazılı Talebi Tutanağa Geçirilmeden Hacze Gidilemeyeceği
 

Alacaklının yazılı talebi tutanağa geçirilmeden kabulü ile haciz yapılması yoluna gidildiği belirlenmiştir.

* İcra İflâs Kanunu’nun 8 ve Yönetmelik’in 22. maddeleri uyarınca, icra dairelerinin yaptıkları işlemlerde kendilerine vaki talep ve beyanlar hakkında bir tutanak yapacakları, altlarının ilgililerle birlikte görevli memurca imzalanacağının hatırda tutulması,
4-         Alacaklısı Bağ-Kur Olan Dosyalarda Cezaevi Yapı Harcı
 

Alacaklısı Bağ-kur olan … esas sayılı takip dosyalarında tahsil sonucu cezaevi yapı pulu harcı alındığı saptanmıştır.

* 1479 sayılı Kanun’un 20/d ve e fıkraları gereğince, alacaklısı Bağ-kur olan takiplerde tahsil sonucu cezaevi yapı harcı alınmayacağının hatırdan çıkartılmaması,

5-         Avukatlarca Yürütülen İlâmsız Takiplerin Vekâletname Aslı ve Onaylı Örneği Olmadan Kabul Edilemeyeceği
 

Avukatlarca yürütülen ilamsız takipler üzerinde yapılan incelemede; … esas sayılı dosyalarda, takiplerin vekâletname aslı veya onaylı örneği olmadan kabul edildikleri görülmüştür.

* HUMK 65 ve 67/4. maddeleri gereğince, vekilin vekâletnamesinin aslını veya onaylı örneğini, her dosya için ayrı ayrı dava veya takip dosyasına konulmak üzere mahkeme veya icra müdürlüğüne vermeye mecbur olduğunun ve karşı tarafın, vekilin temsil yetkisi konusunda her zaman itiraz edebileceği de göz önünde bulundurularak bu hususun re’sen araştırılması, vekâletnamenin aslı veya onaylı örneği her dosyaya ayrı ayrı konulmadan yapılan takiplerin kabul edilmemesi,

6-         Bağ-Kur Harç Vergi Muafiyeti
 

Bağ-Kur’un takip talebi ile ilgili dosyalarda başvurma harcı alınmadığı tespit edilmiş ve tamamlattırılması yoluna gidilmiştir.

* Bakanlık HİGM’nin 13/05/1981 gün ve 83-1-981-5-13002 sayılı Mütalâa’larında açıklandığı gibi 1479 sayılı Yasa’nın 20. maddesindeki bağışıklığın Bağ-kur tüzel kişiliği için olduğu takibin açıldığı sırada başvurma harcı alınmayan takiplerden sonradan sonuçlandırılmalarında tahsil harcı ile birlikte başvurma harcıda takip talebi tarihi itibariyle tarife dikkate alınarak borçludan tahsil edilmesi gerektiğinin unutulmaması,

7-         Banka Yoluyla Gelen Paralarında Posta Mutemet Defteri İle Alınacağı
 

Banka havalesiyle gelen paraların posta mutemet defteriyle alınmadığı beyan ve müşahede edilmiştir.

* 11 Nisan 2005 tarih ve 25783 sayılı RG’de yayınlanarak aynı gün yürürlüğe giren İİK Yönetmeliği’nin 9/son maddesi uyarınca, banka yoluyla gelen paraların da posta mutemet defteriyle alınması ve bu suretle denetime imkân sağlanması,

           

8-         Bankalar Tarafından İcra Takipleri Üzerine Rehinli Menkul veya İpotekli Gayrimenkul Malların Alacağa Mahsuben Alacaklı Bankalara Satışından İhale Damga Vergisi ve KDV Alınmayacağı
 

Bankalar tarafından yapılan icra takipleri üzerine rehinli menkul veya ipotekli gayrimenkul malların alacağa mahsuben alacaklı bankalara satışı üzerine ihale damga vergisi ve KDV alındığı anlaşılmıştır.

* 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 5281 sayılı Yasa ile değişik 17. maddesinin (4) numaralı fıkrasının (r) bendinin ikinci paragrafında “bankalara borçlu olanların ve kefillerinin borçlarına karşılık gayrimenkul ve iştirak hisselerinin (müzayede mahallerinde yapılan satışlar dâhil) bankalara devir ve teslimleri.”nin katma değer vergisinden istisna olduğunun ve bankalara borçlu olanların ve kefillerinin borçlarına karşılık gayrimenkul ve iştirak hisselerinin bankalara devir ve teslimlerinin katma değer vergisine tabi olmayacağının,

   488 sayılı Damga Vergisi Kanunu’na ekli (2) sayılı Tablonun “ticari ve medeni işlerle ilgili kâğıtlar” başlıklı (IV) bölümünün 35. maddesinde “5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 8. maddesinin birinci fıkrasının (12) numaralı bendi kapsamındaki işlemler nedeniyle düzenlenen kâğıtların” damga vergisinden istisna olduğunun hatırdan çıkarılmaması,

Not 3. şahıslara yapılan satışlardan ihale damga vergisi ve KDV alınacak

9-         Bankalar Tarafından Yapılan Kredi Sözleşmelerine Dayalı Takiplerde, Hesap Özetlerinin Borçluya Tebliği Gerektiği
 

… esas sayılı alacaklısı banka olan kredi sözleşmelerine ilişkin takiplerde, noter aracılığı ile borçluya tebliğ edilmesi gereken hesap özetinin tebliğ edilip edilmediği, edilmişse tebliğ tarihi araştırılmadan takibin kabul edildiği gözlenmiştir.

* Alacağın takibi için, hesap özetinin kredi kullanana (borçluya) tebliği zorunlu kılındığından bu hususun, ayrıca borçlu ve alacaklıya tanınan yasal hakların kullanılabilmesi için de tebellüğ tarihinin ve usulüne uygun tebligat yapılıp yapılmadığının bilinmesi İİK’nun 68/b maddesinde hükme bağlandığından, mezkûr maddenin tatbikinde gereken titizliğin gösterilmesi,

10-                   Bankalar, Yurtdışı Kredi Kuruluşları ve Uluslar Arası Kurumlarca Kullandırılacak Kredilerin Geri Dönüşünü Teminen Yapılan İcra Takiplerinden Harç Alınmayacağı
 

Bankalar, yurt dışı kredi kuruluşları ve uluslararası kurumlarca kullandırılacak kredilerin geri dönüşünü teminen yapılan icra takiplerinden harç (başvurma harcı, peşin harç, tahsil harcı) alındığı gözlenmiştir.

* 01/01/2004 tarihinde yürürlüğe giren 5035 sayılı Yasa’nın 31. maddesi ile değişik 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 123/3 maddesi gereğince bankalar, yurt dışı kredi kuruluşları ve uluslararası kurumlarca kullandırılacak kredilerin temini ve bunların teminatları ile geri ödenmelerine ilişkin işlemlerin harca tabi tutulmayacağının, ayrıca Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığının 01/11/2005 tarih ve Harç - 2005/1 sayılı Sirküler’inde belirtildiği üzere 492 sayılı Kanun’un yukarıda açıklanan 123. maddesi ile kredi kuruluşlarınca kullandırılan kredinin kredi kuruluşuna geri dönüşüne kadar geçecek süreçte bu kanun hükümlerine göre doğacak harçların aranılmamasının öngörüldüğü, bu itibarla, bankalar, özel finans kurumları, yurt dışı kredi kuruluşları ve uluslararası kurumlarca kullandırılan kredilerin vadesinde ödenememesi sebebiyle kredi borçlusunun veya kefillerinin, borca karşılık teminat gösterilen gayrimenkullerinin krediyi kullandıran kuruluş tarafından satın alınması halinde istisna, söz konusu gayrimenkullerin kredi kuruluşunun aktifine girmesine kadar geçecek süreçte noterde, yargıda, icrada ve tapuda yapılacak işlemler nedeniyle doğacak harçları kapsadığının göz önünde bulundurulması, bu tür takiplerden harç alınmamasına özen gösterilmesi,

Not Cezaevi yapı harcından muaf değil. CYH alınacak

11-       Birden Fazla İcra Müdürlüğü Bulunan Uyap’ın Uygulanmadığı Yerlerde İşlerin Dağıtımı Yönünden Protokol Yapılacağı
 

Birden fazla icra müdürlüğü mevcut olduğu halde, işlerin dağıtımı yönünden bir protokol yapılmadığı, iş tevzii ilkelerinin tespit edilmediği beyan ve müşahede edilmiştir.

* Bakanlık Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünün 16/03/2006 gün ve 131 nolu Genelgesi’nin 3. maddesi uyarınca; UYAP’ın uygulanmadığı adalet dairelerinde değişik yorumlara sebebiyet verilmemesi için birden fazla icra dairesi bulunması halinde, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen ilke kararları da dikkate alınarak, bu icra müdürlüklerindeki iş tevziinin bir ilkeye bağlanarak hâkim denetiminde yapılması, iş tevzii ilkelerinin Bakanlığa da bildirilmesinin sağlanması,

12-       Borca Kefalette Binde 7.5 Damga Vergisi Alınacağı
 

… esas sayılı takip dosyasında, 500.000 liralık borca kefalette binde 7.5 oranında 37.500 lira damga vergisi alınmasının unutulduğu gözlenmiş, noksanlık tamamlattırılmıştır.

* Bakanlık Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünün 23/05/1967 gün ve 11223 sayılı Mütalâa’larında açıklandığı üzere; takip edilen borçtan dolayı kefaletin 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu’na bağlı Damga vergisine tabi kağıtlarla alakalı (1) sayılı Tablonun I-Akitlerle ilgili kağıtlar bölümünün A-3 pozisyonu uyarınca binde 7,5 oranında damga vergisine tabi olduğunun unutulmaması,

13-       Borçlunun yahut Borçlu ile Birlikte Malı Elinde Bulunduran Şahısların Beyana Davet Edileceği (Md.85)
 

Borçlunun yahut borçlu ile birlikte malı elinde bulunduran şahıs veya şahısların huzurunda yapılan menkul mal hacizlerinde; mahcuz üzerinde mülkiyet veya rehin gibi sınırlı bir aynî hakkın veya üçüncü kişiler tarafından önceden konulmuş haciz bulunup bulunmadığının belirtilmediği gibi adı geçenin İcra ve İflâs Kanunu’nun 85/2. maddesine göre beyana da davet edilmediği gözlenmiştir.

* İcra ve İflâs Kanunu’nun 85/2. maddesine göre, haciz sırasında “borçlu veya borçlu ile birlikte malı elinde bulunduran şahıs veya şahısların menkul mal üzerinde üçüncü kişinin mülkiyet hakkının bulunması veya menkul malın üçüncü şahıs tarafından haczedilmiş olması halinde, bu hususu haciz yapan memura beyan etmek ve beyanın haciz tutanağına geçirilmesini talep etmek, haciz yapan memurunda borçluyu yahut borçlu ile birlikte malı elinde bulunduran şahıs veya şahısları bu beyana davet etmek zorunda” olduğundan, bundan böyle bu hususun açıkça sorulması ve durumun zapta derci,

14-       Borçlunun Yokluğunda Yapılan Hacizlerde Tebligat
 

Borçlunun yokluğunda yapılan haciz işlemlerinde;

… esas sayılılarda, haciz mahallinde tebellüğe yetkili kimseler bulunmasına karşın haciz tutanağının bir örneğinin bulunan şahsa verilmediği belirlenmiştir.

* İcra ve İflâs Kanunu’nun 103. maddesi gereğince, sözü edilen durumlarda; haciz sırasında Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebellüğe yetkili kimse bulunmadığı takdirde, borçlunun tetkik ve diyecekleri için 3 gün içinde icra dairesine davet olunacağının, tebellüğe yetkili kimse bulunduğu takdirde ise haciz tutanağının bir örneğinin bulunan şahsa verileceğinin unutulmaması,

15-       Ceza Mahkemelerinden Verilmiş Şahsi Haklara İlişkin Kararların İcraya Konulmasında Kesinleşme Şerhi Bulunması Gerektiği
 

Ceza mahkemelerinden verilmiş kararların şahsî haklara ilişkin hükümlerinin icraya konulmasında kesinleşme şerhinin bulunmadığı ve bu hususun araştırılmadığı anlaşılmıştır.

* Yargıtay İcra İflâs Dairesi’nin 15/01/1951 gün ve 157/237 sayılı kararında açıklandığı üzere, mahkumiyet hükümleri katileşmediği müddetçe icra olunamaz kuralını koyan Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 5. maddesi muvacehesinde bu hükümlerin bir bölümünü teşkil eden tazminat ve yargılama giderlerinin kesinleşme yönünden ayrı tutulamayacağı cihetle bu kabil kararların icraya konulmasında kesinleşip kesinleşmediklerinin araştırılması,

16-       Cezaevi Yapı Pulları Yevmiye Defteri Tutulacağı
 

Cezaevi Yapı Pulları Yevmiye Defterinin tutulmadığı görülmüş, diğer kayıtlardan yararlanılarak tanzim ettirilmiştir.

* Denetime imkân verilmesi bakımından, İcra İflâs Kanunu Yönetmeliği’nin 3. maddesi gereğince kullanılması zorunlu olan anılan defterin, aynı Yönetmeliğin 7. maddesindeki usulle tutularak, başlatılan uygulamanın sürdürülmesi,

17-       Çekle Ödeme
 

Bir kısım ödemelerin çekle yapıldığı tespit ve ifade olunmuştur.

*Her ne kadar iş yoğunluğu nedeniyle bu uygulamanın sürdürüldüğü anlaşılmış ise de; Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünün 21/01/1986 gün ve 2125 sayılı Mütalâa’larında belirtildiği gibi, İcra ve İflâs Kanunu ile Yönetmeliği’nde; icra takibi sebebiyle borçlu tarafından icra dairesine yatırılan veya mahcuz malların satılmasından elde edilen paranın alacaklıya nakit olarak ödenmesi benimsenmiş olup, çekle ödeme esasına yer verilmemesi, çekle ödeme usulünün kabul edilmesi halinde, icra müdürünün hesabın bulunduğu bankaya gidip para alması ve daireye gelip alacaklıya reddiyat makbuzu karşılığında para ödemesi için geçecek zamanın icra müdürü yönünden kısaltılması suretiyle bir yarar sağlayacağı muhakkak ise de, kasa hesabı yönetiminde yardımcı defterlerin tutulmayışı da göz önünde bulundurularak, icra müdürü tarafından alacaklıya verilen çekin aynı gün ilgili bankadan tahsil edilmemesi, başkasına ciro edilmesi, çekin kaybedilmesi hallerinde bankadaki hesapla kasa defterindeki bakiyenin birbirini tutmasını önleyeceği ve çeşitli nizaların çıkmasına sebebiyet vereceği cihetle sakıncasının yararından daha çok olacağı nazara alınarak bu uygulamanın yöntem haline getirilmemesi, ödemelerin reddiyat karşılığı nakden yapılmasına özen gösterilmesi,

18-       Çocuk Teslimi, Cezaevi Yapı Harca Alınacağı
 

… esas sayılı takip dosyasında, ilama müstenit çocuk tesliminde işlemden maktu cezaevi yapı harcının alınmadığı görülmüş eksiklik rıza dâhilinde tamamlattırılmıştır.

* Bu gibi kıymeti muayyen olmayan ilamların icrası işlemlerinden, Harçlar Kanunu’na bağlı (1) sayılı Tarifenin B/I-2 bendi uyarınca alınacak …. lira maktu harç alınması yanında, 2548 sayılı Kanun’un 1. maddesi gereğince, maktu harcın yarısı oranında…. lira cezaevi yapı harcının da ilamın icraya konulduğu anda peşinen tahsili gerektiğinin hatırda tutulması,

19-       Çocuk Teslimine, Çocukla Şahsi Münasebet Tesisine Dair İlamların İcrası Sırasında Uzman Bulundurulacağı ve Makul Bir Ücret Takdir Edileceği
 

… esas sayılıda olduğu gibi, çocuk teslimine (çocukla şahsi münasebet tesisine) dair ilamın icrası sırasında uzman bulundurulmadığı (hazır bulundurulan uzmanın emek ve mesaisine karşılık makul bir ücret taktir edilmediği) gözlemlenmiştir.

* İcra İflas Kanunu’nun 25/b maddesi ve Bakanlık Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünün 30/01/2006 tarih ve 118 nolu Genelgesi göz önünde bulundurularak çocuk teslimine ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilamların icrası sırasında icra müdürü ile birlikte SHÇEK tarafından görevlendirilen sosyal çalışmacı, pedagog, psikolog veya çocuk gelişimcisi gibi bir uzmanın, bunların bulunmadığı yerlerde bir eğitimcinin hazır bulundurulmasına azami derecede özen gösterilmesi,

  Bu kişilerin sahip oldukları bilgi ve tecrübeyi kullanarak icra müdürüne yardımcı oldukları ve bu iş için emek ve zaman harcadıkları göz önüne alınmak suretiyle bu kişilerin çocuğun teslim edileceği mahalle gelmeleri için yaptıkları masraflar ile harcadıkları emek ve zamanın karşılığının icra masrafları cümlesinden makul ve kabul edilebilir bir ücret takdir edilerek karşılanması,

20-       Döviz Üzerinden Yapılan Takiplerde, Cari Döviz Satış Kuru Üzerinden Türk Lirasına Çevrilerek Matrahın Bulunmasının İcap Ettiği
 

… esas sayılı Euro ve dolar üzerinden yapılan icra takiplerinde, matrah belirlenirken Merkez Bankası döviz satış kuru yerine efektif satış kuru esas alınarak, dövizin Türk Lirasına çevrildiği, harç ve vergilerin bu miktar üzerinden hesaplandığı anlaşılmıştır.

* 1211 sayılı Merkez Bankası Yasası’nın 4 ve 39. maddeleri ile Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkındaki 32 sayılı Karar’ın 5. maddesi ve Maliye Bakanlığı Gelirler Genel Müdürlüğünün 14 sayılı Damga Vergisi Genel Tebliğinde belirtildiği üzere, işlemlerin konusunu yabancı ülke paraları teşkil ettiği ahvalde, yabancı paraların Türk Lirası karşısındaki değeri Merkez Bankasınca belirlenen usuller çerçevesinde tespit edileceği dikkate alınarak TC. Merkez Bankasının saptadığı, “cari döviz satış kuru” üzerinden Türk Lirasına çevrilmesi suretiyle bulunacak matrahın esas alınacağının bilinmesi,

21-       Emekli Sandığının Harçtan Muaf Olmadığı, Cezaevi Yapı Harcı Alınacağı
 

T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün alacaklı olduğu takiplerle ilgili … esas sayılı dosyada … liranın tahsilinden harç alınmasına karşın, kurumun muaf olduğu düşüncesiyle ve sırasıyla … ve … lira cezaevi yapı harcı tahsil olunmadığı saptanmış, ikmali sağlanmıştır.

* 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu’nun 21. maddesinde “Sandığın her çeşit menkul ve gayrimenkul malları ile hak, gelir ve alacakları ile muameleleri ve bunların tahakkuk, tahsil ve ödemelerine ait kağıt, makbuz ve ilâmların her çeşit vergi, resim ve harçtan muaftır.” denilmekte ise de, madde metninde yargı harcından söz edilmemesi, Yargıtay 3. H.D.nin 19/04/l983 gün ve 1983/183-2051 sayılı ile 28/01/1984 tarih, 1983 /4917 esas, 1984/312 Karar sayılı içtihatlarında bu hükmün, sandığın davacı ve davalı olarak yargı harcından muaf olduğu anlamına gelmeyip, sandığın iç işlerine ilişkin olduğunun ayrıntılı biçimde açıklanması Harçlar Yasası’nın 13/j maddesinde sadece genel bütçeye dahil idarelerin harçtan istisna edilmiş olup, Emekli Sandığı’nın genel bütçeye dahil bir idare olmaması, ayrıca 2548 sayılı Kanun’da da adı geçen sandıktan cezaevi yapı harcı alınmayacağına dair bir hüküm bulunmadığı dikkate alınarak, mevcut uygulamadan vazgeçilmesi,

22-       Esas Defterine İmza Alınacağı
 

Esas defterinin incelenmesinde; genellikle takip talepleri üzerinde alacaklı ya da vekilinin tatbik imzası, mührü veya parmak izinin alınmadığı görülmüştür.

* İcra İflâs Kanunu Yönetmeliği’nin 4. maddesine göre, esas defterine, alacaklının ve varsa vekilinin uygulamaya elverişli imza veya mührünün alınmasının usul ittihazı,
23-       Esnaf Kefalet Kooperatifi-Harç Alınacağı
 

… esas sayılı dosyalarda, alacaklısının esnaf kefalet kooperatifi olduğu gerekçesiyle takip talebinin harca tabi kılınmadığı tespit edilerek ikmali cihetine gidilmiştir.

* 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu ile 492 sayılı Harçlar Kanunu’nda esnaf sanatkârlar kefalet kooperatiflerinin işlemlerine veya teşekküllerine herhangi bir istisna ve muafiyet hükmü tanınmamıştır. Bu durumda esnaf kefalet kooperatifleri ile bağlı kuruluşlarından da her türlü harç ve vergi alınacağının unutulmaması,

24-       Fazla Alınan Cezaevi Yapı Pulu Harcının İadesi
 

… esas sayılı dosyasında fazla alınan 8.000.000. lira CEYP harcının Bakanlığın muvafakati aranmadan ilgilisine iade edildiği görülmüştür.

* Bakanlık CTEGM’nin 04/03/1967 tarih ve 8226 sayılı Mütalâası’na göre İcra takiplerinde yanlış hesap veya hatalı uygulama sonucu olarak fazla alınan cezaevi yapı pulu harcının icra müdürlüğünün vereceği kararla iadesi mümkün olmayıp, bu hususta Bakanlığın muvafakatinin alınması gerektiğinin hatırdan çıkartılmaması,
25-       Feragat Halinde Harç Miktarı
 

…. esas sayılı takip dosyalarında, hacizden önceki vazgeçme beyanının zabta geçmesinde %3,6 ve … esas sayılıda da hacizden sonraki aynı beyandan %7,2 oranında harç alındığı müşahede olunmuştur.

* Harçlar Kanunu’nun 23. maddesinde belirtildiği gibi icra takibinden vazgeçme hâlinde, alınması gereken tahsil harcının yarı oranında tahsili gerektiğinin hatırdan çıkarılmaması,

26-       Genel Bütçeye Dâhil İdarelerin Aleyhindeki Takiplerden Tahsil Harcı Alınmayacağı
 

Sayıştay, Millî Savunma Bakanlığı ve Bayındırlık ve İskan Bakanlığı gibi genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinin borçlu olduğu … esas sayılı takip dosyalarında, tahsil harcı alındığı müşahede olunmuştur.

* 24/12/2005 tarih ve 26003 sayılı RG’de yayınlanarak yürürlüğe giren 5436 sayılı Yasa ile değişik 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Yasası’na bağlı (l) sayılı cetvelde 50 kamu idaresi genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri arasında sayılmış bulunduğundan ve 01/01/2006 tarihinden sonra 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 13/j maddesi uyarınca genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri aleyhindeki bu tür takiplerden tahsil harcı alınmaması gerektiğinin, bundan sonraki uygulamada nazara alınması,
27-       Haciz Yapıldıktan Sonra Gerek Alacaklının Talebiyle Gerekse Süresinde Satış İstenmemesi Nedeniyle Haczin Kalkmasından Sonra Yapılan Ödemelerden Yüzde 7,2 Tahsil Harcı Alınması Gerektiği
 

… esas esas sayılı takip dosyalarının incelenmesinde; taşınır ve taşınmaz mal haczi yapıldıktan sonra gerek alacaklının talebiyle gerekse İİK 106. maddesinde belirtilen sürelerde (menkullerde 1, gayrimenkullerde 2 yıl) hacizli malın satışının istenmemesi nedeniyle İİK 110. maddesi gereğince haczin kalkmasından sonra yapılan ödemelerden (veya takipten feragat ve haricen tahsil beyanlarından) haczin kalktığı gerekçesiyle yüzde 3,6 ( yüzde 1,8) oranında tahsil harcı alındığı gözlenmiştir.

* Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünün 17/01/1990 tarih ve 8-02863 sayılı Mütalâası’na göre, haciz kalktıktan sonraki ödemelerden yüzde 7,2 (takipten feragat ve haricen tahsil beyanlarından ise yüzde 3,6) oranında tahsil harcı alınması gerektiğinin unutulmaması,

28-       Hacız Tutanaklarına Alacak Miktarının, Haczin Yapıldığı Yer, Tarih ve Saatin Yazılması Gerektiği
 

… esas sayılılarda olduğu gibi, haciz tutanaklarına (alacak miktarının) ve haczin yapıldığı (tarih ve saat) ile (yerin) yazılmadığı gözlemlenmiştir.

* İcra ve İflâs Kanunu Yönetmeliği’nin 41. maddesinde belirtildiği üzere, haciz tutanağına (alacak miktarının) ve (haczin yapıldığı gün ve saati) ile (haczin ifa edildiği yerin) açıkça yazılmasına özen gösterilmesi,

           

29-       Hacizler İçin Gayrimenkulün Bulunduğu Mahalle Gidilmesi Gerektiği
 

… esas sayılı takip dosyalarında olduğu gibi, haczedilmiş taşınmazın muhafazası için mahalline gidilmediği belirlenmiştir.

* Kayden veya fiilen haciz talepleriyle bağlı kalınmak kaydıyla, İcra İflâs Kanunu’nun 85. maddesi esaslarına göre haczedilmiş gayrimenkulün muhafazası için aynı kanunun 91. maddesinde öngörülmüş tedbirlerin alınmasıyla yetinilmeyip, 102. maddedeki hususları içeren haciz tutanağının düzenlenmesi ve kıymet de dâhil olmak üzere bu tutanağa yazılacak hususların tespiti için taşınmazın bulunduğu mahalle gidilmesi gerektiğinin hatırda tutulması,

30-       Hacizlerde Borçlunun Bulunmaması-İmza
 

Hacizlerde borçlunun bulunmaması nedeniyle işlem yapılamadığına dair düzenlenen tutanakların, görevli memur ve şoför tarafından imzalanmasıyla yetinildiği saptanmıştır.

* Bu gibi hâllerde, düzenlenecek tutanakların inandırıcı olması bakımından, hacze giden memurdan başka mahalle muhtarı veya komşuları gibi üçüncü şahısların imzaları ile tevsikinin usul ittihazı,
 
 
31-       Haciz Kararlarında Yaptırılacak Masrafın Gönderilmesi Gerektiği
 

İncelenen dosyalardaki haciz kararlarında, bu işlem için yatırılması gereken masraf miktarının açıklanmadığı gözlenmiştir.

            * İhtilâflara ve yanlış anlamalara yol açılmaması için, haciz kararlarında masraf miktarının gösterilmesinin kural haline getirilmesi,

32-       Hacizlerde Kâtip, Daktilo Taşıyıcısı Götürme
 

İşlerin miktar ve mahiyeti itibariyle zaruret bulunmamasına rağmen, sebebi tutanaklarda da gösterilmeden, teferruatlı işlemi gerektirmeyen hacizlere kâtip ve daktilo taşıyıcısı adı altında müstahdem götürüldüğü belirlenmiştir.

* 3717 sayılı Kanun’un 2. maddesinden çıkan genel anlam çerçevesinde, icra daireleri dışında yapılması gereken haciz ve kıymet takdiri gibi işlemlere ancak zorunlu hallerde kâtip ve müstahdem götürülmesi, gerektirici nedenlerinde icra tutanağına derç edilmesi, iş sahiplerine yersiz mali külfet yükleyebilecek benzer uygulamanın tekrarından önemle kaçınılması,

33-       Hacizlere Sürekli Aynı Sürücülerle Gidilemeyeceği
 

Hacizlere genellikle A.A. ve B.B. isimli sürücülerle gidildiği müşahede edilmiştir.

* Araç sahipleri arasında eşitliği sağlamak bakımından, şüpheyi davet edebilecek sakıncalı olan bu uygulamadan derhal vazgeçilmesi,
34-       Hacizlerde Otonun Belirgin Vasıflarının Belirtilmesi
 

Haczedilen (haczedilerek yediemine teslim edilen) motorlu araçların (kamyon, otomobil, traktör gibi) sadece plaka numaraları ve markalarının tutanaklara yazılmasıyla yetinildiği, diğer önemli vasıflarının yazılmadığı belirlenmiştir.

* İcra ve İflâs Kanunu Yönetmeliği’nin 41. maddesinde açıklandığı gibi, haczedilen malın belirgin niteliklerinin, örneğin; taşıtların motor, şasi, akü, lastik ve sair durumlarının ileride niza çıkmasını engelleyecek şekilde tespit edilmesi ve bunun haciz tutanağına da yazılması gerektiğinin hatırdan çıkarılmaması,

35-       Hacze Geç Gitme
 

Genellik arz etmemekle birlikte, bir kısım haciz işlemlerine 10-15 günlük gecikmelerle gidildiği belirlenmiştir.

* İcra İflâs Kanunu’nun 79. maddesine göre haczin, talep ve masrafın kasaya girmesini müteakip üç gün içinde yapılması gerektiğinin hatırdan çıkarılmaması,
36-       Hacze Gitmek İçin Dışarıdan Çağrılan Gerçek veya Basit Usulde Gelir Vergisi Mükellefi Olan Taksilere ve ATGV İktisadi İşletmesine Ait Araçlara Ödenen Ücretlerden Gelir Vergisi Kesintisi Yapılmaması Gerektiği
 

İcra Müdürlüğünce hacze gitmek üzere dışarıdan çağrılan taksilerin veya araçların gerçek veya basit usulde gelir vergisi mükellefiyetleri olup olmadığının araştırılmadığı,

Bu cümleden olarak,

a)… esas sayılılarda; gerçek veya basit usulde gelir vergisi mükellefiyeti olan taksilere ve (ATGV İktisadi İşletmesine ait araçlara) ödenen ücretlerden yüzde 15 oranında gelir vergisi tevkifatı (kesintisi) yapılarak Maliyeye yatırıldığı,

b) … esas sayılılarda; gerçek veya basit usulde gelir vergisi mükellefiyeti olan taksicilere ve (ATGV İktisadi İşletmesine ait araçlara) yapılan ödemeler nedeniyle gelir vergisi tevkifatı yapılmamakla birlikte ilgili taksicilerden (ve işletmeden) fatura alınmadığı,

c)… esas sayılılarda ise; gelir vergisi mükellefiyeti bulunmayan taksicilere veya araç sahiplerine ödenen ücretlerden gelir vergisi kesintisi yapılmadığı,

Saptanmıştır.

aa) 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 94. maddesinin birinci fıkrasında “Kamu idare ve müesseseleri, iktisadi kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadi işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilânço veya zirai işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dâhil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar.” hükmü yer almakta olup, kimlere yapılan ödemelerden kesinti yapılacağı ise alt bentlerde sayıldığından bu madde hükmüne göre bir ödemenin tevkifata tabi tutulabilmesi için ödeme yapacak kişi ve kurumun maddenin birinci fıkrasında sayılanlardan olması ve ödemenin bentler halinde sayılan ödemelerden birisine girmesi gerektiğinden İcra Müdürlüğünün kamu kuruluşu olması sebebiyle yapacağı ödemelerden kesinti yapması gerekmekle birlikte hacze gitmek üzere dışarıdan çağrılan taksicilere ve ATGV İktisadi İşletmesine ait araçlara ödenen ücretler anılan Yasa’nın 94. maddesinin alt bentlerinde belirtilen ödemelerden hiç birisine girmediğinden, ayrıca bu işleri yapan taksicilerin gelir vergisi mükellefiyetlerinin (gerçek veya basit usulde) bulunması ve yıllık beyanname vermeleri nedeniyle gelir vergisi kesintisi yapılamayacağının hatırlanması,

bb) 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 229. maddesine göre “Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesika” olduğundan ve aynı Yasa’nın 232. maddesine göre de maddede sayılanların fatura vermesi mecburi bulunduğundan söz konusu hizmet nedeniyle İcra Müdürlüğünce yapılacak ödemeler karşılığında ilgililerden fatura istenmesinin de zorunlu olduğu göz önünde bulundurularak fatura alınmadan alakalılara ödeme yapılmamasına özen gösterilmesi,

cc) 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 94/2 maddesi gereğince gerçek veya basit usulde gelir vergisi mükellefiyeti bulunmayan taksicilere veya araç sahiplerine hizmet karşılığı yapılan ödemeler üzerinden kanuni oranlarda gelir vergisi tevkifatı yapılarak süresinde Maliyeye yatırılmasının unutulmaması,
37-       Harç Hesabının Neye Göre Yapılacağı
 

… esas sayılı ilâmlı takipte … YTL alacağın … YTL mahkeme harcı, … YTL masrafın harca esas alındığı, buna mukabil takip talebi dolduruluncaya kadar işleyen ve alacaklı tarafından başlangıçta istenen … YTL birikmiş faiz ile … YTL ücreti vekâletin buna katılmadığı anlaşılmıştır.

* Bakanlığın 20/1/1955 gün ve 970 sayılı Mütalâaları gereğince, takip masrafları dışında kalan ve icra takibinden evvel yapılmış bulunan bu kabil masraf ve işlemiş faizlerin asıl alacak miktarına dahil edilmesi ve harç tahakkuklarının da hasıl olacak miktar üzerinden hesaplanması,

38-       Harç ve Cezaevi Yapı Harcı Hâsılatının Yatırılmasında Gecikme
 

Harç ve cezaevi yapı pulu hâsılatlarının gecikmelerle merciine yatırıldığı belirlenmiştir.

* Harç pulu hasılatının, 14/01/2003 tarihli Resmî Gazete’de yayınlanan Maliye Bakanlığı Muhasebat Genel Müdürlüğünün (3) sıra sayılı genel tebliğinde belirlenen meblağı aşmamak kaydıyla İcra ve İflâs Kanunu Yönetmeliği’nin 6 ve Devlet Muhasebe Yönetmeliği’nin 147. maddesine tevfikan, en geç 15 gün içinde maliyeye yatırılacağının,

    4301 sayılı Kanun’un 7. maddesinin uygulanması ile ilgili olarak Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü İşyurtları Kurumu Daire Başkanlığının 08/03/2002 tarih, 37-9 sayılı yazılarında da belirtildiği gibi; icra dairelerince makbuz karşılığı tahsil edilen harçların ise Adalet Bakanlığı İşyurtları Kurumunun Türkiye Vakıflar Bankası Ankara Adliye Sarayı Şubesindeki 2025000 sayılı hesabına aktarılmak üzere bulundukları mahaldeki şubelerine açtıracakları “icra harçları” hesabına günlük olarak aktarılacağı, o yerde bu banka şubelerinin bulunmaması hâlinde, bütün masrafı Vakıflar Bankası tarafından karşılanmak üzere EFT yolu ile Vakıflar Bankasının yukarıda belirtilen hesabına gönderilmesi kaydıyla o mahaldeki Ziraat Bankası şubesindeki bir hesaba günlük olarak yatırılacağının ve paraların Ankara’daki İşyurtları Kurumu’nun hesabına online olarak havale edileceğinin,

Unutulmaması,

39-       Harçların Ödenmemesi Hâlinde İhalenin Feshedileceği
 

… esas sayılı dosyalarda, alacağına mahsuben alacaklıya ihalesi yapılan menkul malın gerektirdiği tahsil ve cezaevi yapı harcının alıcının ödemeden kaçınması üzerine, menkulün teslim edilmediği, ancak müdürlükçe başka işlem de yapılmadığı belirlenmiştir.

* İhaleye iştirak eden alacaklı, yatırmak zorunda olduğu ihale bedeline mahsuben alacağını takas edebilirse de ihaleye müteferrik diğer rüçhanlı alacak ve harçları ödemek mecburiyetinde olup, ihale üzerinde kaldığında, kendisinden talep olunan harçları ödemeden kaçındığı takdirde, tahakkuk eden cezaevi yapı harcını icra müdüründen başka tahsil edecek bir merci bulunmadığı da dikkate alınarak, ihalenin feshi gerektiğinin bilinmesi, İcra İflâs Kanunu’nun 118 ve 133. maddelerinin uygulamada nazara alınması,
40-     İcra Takip Masraflarının Matraha Dâhil Edilmeyeceği
 

İcra takip masraflarının matraha dâhil edilmesi sonucu, gerektiğinden fazla harç alındığı saptanmıştır.

* Bakanlığın 20/0l/l955 gün 970 sayılı Mütalâaları uyarınca; icra takip masraflarının harcın hesabında matraha dahil edilmemesi, 03/02/1969 gün ve 3050 sayılı Mütalâası’na göre de, ilâmların icrasında, ilâmda yazılı asıl alacak ile yargılama giderleri toplamından tahsil edilen meblağın tahsil harcına ve Cezaevi yapı pulu harcına matrah teşkil edeceğinin, icra masraflarının sözü edilen harçların hesaplanmasında matraha dahil edilmemesi gerektiğinin bilinmesi,
41-       İhale Damga Vergisi Miktarı
 

… esas (talimat) sayılı dosyaların incelenmesinde, satışı yapılan menkul ve gayrimenkullerin satış bedeli üzerinden ihale damga resmînin binde 6 oranında alındığı saptanmıştır.

* 488 sayılı Kanun’a bağlı (1) sayılı Tablonun II-Karar ve Mazbatalar Bölümünün 2. maddesi uyarınca, ihale kanunlarına tabi olan veya olmayan daire ve kurumların yetkili organlarınca verilen her türlü ihale kararlarından, binde 4.5 oranında damga vergisi alınması gerektiğinin bilinmesi,

42-       İhale Damga Vergisinin Pul Olarak Yapıştırılmayacağı
 

İhale damga vergisinin evrakına pul olarak yapıştırıldığı belirlenmiştir.

* 14/03/l98l Günlü Resmî Gazete’de yayınlanan Maliye Bakanlığının 0l/0l/l98l günlü ve 17 sayılı Damga Vergisi Genel Tebliği’ne göre, bu tarihten sonra matrahı ne olursa olsun, ihale damga resmînin makbuz mukabilinde maliyeye yatırılması gerektiğinin unutulmaması,
43-       İhale Damga Vergisinin ve Tellâliyenin Alınması İçin Satışın Kesinleşmesi Gerektiği
 

… esas sayılı dosyada, … İli … Mahallesinde kain, tapuda  … ada … sayılı parselde kayıtlı … m2 arsa niteliğindeki taşınmazın  … tarihinde …YTL. bedel karşılığı satışından,

…. esas sayılı dosyada menkul malın….YTL bedelle satışından,

Alıcı tarafından ihale bedelinin ödenmemesine bağlı olarak satışın düşmesine, ihalenin kesinleşmemesine rağmen binde 4,5 oranında … YTL ihale damga vergisi (tellâliye resmi) alındığı anlaşılmıştır.

* Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 18/04/2000 tarih ve 2000/5210 esas, 2000/6175 Karar sayılı içtihadı ile Danıştay 11. Dairesinin 70/2312 esas ve 71/603 karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, icra dairesince ihale sonucu düzenlenen tutanak ancak satışın kesinleşmesi ile hüküm ifade edebileceğinden ve damga vergisine konu teşkil edeceği cihetle ihale kesinleşmeden ihale sebebiyle alınması gereken bir vergi de henüz doğmayacağından, ihale kesinleşmeden ihale damga vergisi ve tellâliye resmi alınamayacağının unutulmaması,
44-       İhalenin Kesinleşmesi Üzerine Tapu Sicil Müdürlüğüne Yazılan Tescil Yazısına Alıcının Nüfus Kaydının Ayrıntılı Olarak Derci ve Fotoğrafının Yapıştırılması Gerektiği
 

Gerçek şahsa yapılan ihalenin kesinleşmesinden sonra tapu sicil müdürlüğüne gönderilen ve taşınmaz malın kime ihale edildiğini belirtip tescili içeren yazıya, alıcının nüfus kaydının derç edilmediği, fotoğrafının yapıştırılmadığı görülmüştür.

* Muhtemel yolsuzlukların önlenmesi amacıyla, ihale alıcısının gerçek kişi olması durumunda, Tapu Sicili Tüzüğü’nün 13/2 ve 21/e maddeleri de nazara alınarak mezkûr yazıya yeni malikin fotoğrafının yapıştırılıp onaylanması ve nüfus bilgilerinin derç edilmesinin usul edinilmesi,

45-       İhtiyati Haciz-Harç
     

      … esas sayılı takip dosyasında, ihtiyati hacizden sonra ödeme emrinin tebliğini takiben itiraz süresi içinde borcunu ödeyen borçludan, %3,6 yerine %7,2 oranında tahsil harcı alındığı anlaşılmıştır.

* Bakanlık HİGM’nin 18/07/1983 tarih ve 168 sayılı Mütalâa’larında belirtildiği veçhile, ihtiyati hacizle ilgili takiplerde ödeme veya icra emrinin borçluya tebliğinden itibaren İcra İflâs Kanunu’nun 264 maddesinde öngörüldüğü biçimde itiraz edilmediği ya da tetkik merciinde itirazın kaldırılması ile kesin hacze dönüşmesine kadar ki safhada %3,6, haczin kesinleşmesinden sonra satışa kadar olan safhada da %7.2 tahsil harcı tahakkuk ve tahsil edilmesi gerekip, daha önceki ödemelerin harca tabi bulunmadığının bilinmesi,

46-       İhtiyati Haciz Kararındaki Vekâlet Ücreti
 

İhtiyati haciz kararında yazılı bulunan vekâlet ücretinin tahsili yönünde takip talebinde bulunulduğu ve talebin kabul edilerek tahsili yönünde işlemlere girişildiği görülmüştür.

* İhtiyati haciz kararında yazılı ücreti vekâletin tahsili yönünden takip talebinde bulunulduğu takdirde, yerine getirilmesi gereken ilâma müstenit bir takibin mevcudiyetinden söz edilemeyeceği cihetle, neticede hükümle birlikte infazı kabil hale geleceğinden talebin reddi gerektiğinin bilinmesi,

47-       İkinci İhalede Satışın İlandan En Az 7 Gün Sonra Yapılacağı
 

… sayılı Talimat dosyasında, gayrimenkul kendisine ihale olunan kimsenin verilen süre içinde parayı yatırmaması üzerine ihalenin feshi ile yeniden satışa çıkarıldığı, ilan tutanağında satışın ilan tarihinden itibaren (7) gün içinde yapılacağının yazıldığı, bu hatalı işlem sonucu vaki itiraz üzerine, yeniden satış ilanı yapılmak zorunda kalındığı saptanmıştır.

* İcra ve İflâs Kanunu’nun 133. maddesi uyarınca, gayrimenkul kendisine ihale olunan kimsenin verilen mühlet içinde parayı ödememesi halinin yeniden yapılacak ihalelerde, satışın ilandan itibaren en az (7) gün sonra yapılacağının unutulmaması,
48-       İlâmlı Takipte Yenilemenin Harca Tabi Olmadığı
 

… esas sayılı ilâmlı takipte … tarihindeki yenilemede başvurma harcı alındığı gözlenmiştir.

* İcra İflâs Kanunu’nun 78/son maddesi uyarınca, ilâmlı takiplerin yenileme işlemlerinin harca tabi olmadığının benzeri işlemlerde nazara alınması,
49-       İlamsız Takipte Yenilemede Harç Alınacağı
 

….esas sayılı ilâmsız takip dosyasının yenileme talebinden harç alınmadığı görülmüş, noksanlık tamamlattırılmıştır.

* İcra ve İflâs Kanunu’nun 78/son madde ve fıkrasına göre, ilama müstenit olmayan takiplerde, yenileme talebi üzerine yeniden harç alınması gerektiğinin hatırdan çıkarılmaması,

50-       İnfazdan Kaldırma İşleminin Tutanağa Yazılacak Bir Kararla Yapılması Gerektiği
 

İnfaz, feragat, haricen ödeme, takipsizlik gibi sebeplerle işlemden kaldırılan dosyalarla ilgili olarak hiçbir karar verilmeksizin dosyanın dış kapağına ya da tutanağa “infaz”, “hitam” “M.K”, “A.T” sözcükleri yazılmak suretiyle esasın kapatıldığı saptanmıştır.

* İnfazdan kaldırma muamelesi dosyayı sonuçlandıran ve esası kapatan hukuksal sonuç doğuran bir işlem olduğundan bunun dosya içerisindeki tutanaklara yazılacak bir kararla belirlenmesinin usul edinilmesi, ayrıca konuya ilişkin İİK Yönetmeliği’nin 20. maddesinin gözden uzak tutulmaması,

51-       İş Bölüm Tutanakları-Kasa ve Pul Hesaplarının Müdür Tarafından Yürütüleceği
 

Dairede yapılan işbölümü tutanaklarının tetkikinde;

Harç ve cezaevi yapı pulu bedellerinin tahsili, yevmiye defterine kaydedilip merciine yatırılması görevinin icra müdür yardımcısına bırakıldığı gözlenmiştir.

* İcra ve İflâs Kanunu Yönetmeliği’nin 110/1. maddesi uyarınca, kasa ve pul hesaplarının mutlaka müdür tarafından tutulmasının zorunlu olduğunun ancak dosya, defter ve kartonların saklanmaları konusunda iş dağılımı ile görevlendirme yapılabileceğinin hatırlanması,
52-       İş Mahkemeleri Tarafından İşçiler Lehine Hükme Bağlanmış Olan Hak ve Alacakların Takibinde Başvurma Harcı Alınmayacağı
           

… esas sayılılarda, İş Mahkemesi tarafından işçiler lehine hükme bağlanmış olan hak ve alacakların takibinde başvurma harcı alındığı saptanmıştır.

* 492 sayılı Harçlar Yasası’nın 33. maddesi gereğince, bu tür takiplerde işçilerden hiçbir harç alınmadan gerekli işlemlerin yapılıp, alacaklının haklı çıkması halinde harçların takip sonunda borçludan tahsili gerektiğinin unutulmaması,

53-       İşi Biten Dosyaların Derdest Olarak Tutulmayacağı
 

Bazı dosyaların uzun zamandan beri işlemsiz kaldıkları, bazı dosyaların ise infaz olundukları halde, esas kayıtlarının kapatılmaması suretiyle derdestler arasında tutulduğu gözlenmiştir.

* HİGM’nin 15/06/1966 gün ve 12903 sayılı Mütalâaları’nda açıklandığı üzere, İİK’nın 39, 78/2-4, 106 ve 110. maddeleri göz önüne alınarak, belirlenen süreler içinde takip edilmeyen dosyaların işlemden kaldırılması hususunun düşünülmesi, infaz olunan dosyalarla ilgili esas defteri kayıtlarının İcra İflâs Kanunu Yönetmeliği’nin 4. maddesine göre kapatılmasının unutulmaması,
54-       İpoteğin-Rehinin Paraya Çevrilmesi-Harç Miktarı
 

… esas sayılı dosyada, 6 milyon lira alacağın ipoteğin paraya çevrilmesi suretiyle tahsili talebi üzerine, yapılan kıymet takdirinden sonra tespit edilen satış günü borcun ödenmesi nedeniyle 144.000.-TL. yerine 66.000.TL. fazlasıyla 2l0.000.-lira harç alındığı,

… esas sayılı dosyada, tahsil harcının, paraya çevrilme işleminden önce ödeme sebebiyle %3,6 yerine %7,2 olarak alındığı saptanmıştır.

* Rehinin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takiplerde, alacağın teminatı olan şeyin haczi söz konusu olamayacağından, bu tür takiplerden alınacak tahsil harcının, alacak ödeme veya icra emrinin tebliği üzerine (satıştan önce) alınmışsa 492 sayılı Yasa’ya bağlı (1) sayılı Tablonun (B/I-3-a) bendine göre %3.6, rehnin satılması suretiyle tahsil edilmişse, aynı tarifenin D/I-3-c bendine göre %9 oranında alınması gerektiğinin unutulmaması,
55-       Kamulaştırma Ödemeleri
 

Devlet Su İşleri, Karayolları gibi kuruluşların kamulaştırma paralarının icra müdürlüklerinde ödenmesi sırasında damga vergisi kesintisi yapıldığı görülmüştür.

* 17 Kasım 1999 gün ve 23879 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 1999/5 esas ve 4938/1 sayılı Sayıştay Genel Kurulu İçtihadı Birleştirme kararı ve aynı doğrultudaki Danıştay 7. Dairesinin 28/02/2000 gün ve 1999/2300–2000/648 sayılı içtihadı ile; resmî daireler lehine yapılan kamulaştırmalarda kamulaştırma hazırlığı dâhil itiraz üzerine kesinleşen kamulaştırma bedelleri ile açılan tezyidi bedel davaları sonucunda tespit edilen miktarların ödenmesi sırasında damga vergisi kesintisi yapılmaması,

56-       Karayolları Genel Müdürlüğü ve Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü Aleyhine Yürütülen İcra Takibinden Tahsil Harcı Alınmayacağı
 

… esas sayılıda,  Karayolları Genel Müdürlüğü (DSİ) aleyhine yürütülen icra takibinde 01/01/2006 tarihinden sonra yapılan ödemeden tahsil harcı alındığı saptanmıştır.

* 24/12/2005 tarih ve 26003 sayılı RG’de yayınlanarak yürürlüğe giren 5436 sayılı Yasa ile değişik 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Yasası’na bağlı (l) sayılı Cetvelde Karayolları ve Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri arasında sayılmış olduğunun ve 01/01/2006 tarihinden sonra Harçlar Kanunu’nun 13/j fıkrasına göre de harçtan muaf bulunduğunun anımsanması, DSİ açısından Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünün 16/03/2006 tarih ve 133 nolu Genelgesi’nin de gözden ırak tutulmaması,

57-       Kasa Defterinde Eksiklik Veya Fazlalık Bulunması
 

Kasa defteri sayfa toplamlarının tahsilât ve reddiyat makbuzları ile karşılaştırmalı olarak yeniden alınması sonucu, … günlü…sayılı reddiyat makbuzu ile …. YTL iken deftere …. YTL olarak işlenip, … YTL kasa fazlası varmış gibi icra hâkimliğine de haber verilerek…… günlü tahsilât sayfasına işlenip kasada muhafaza altına alındığı,

Ayrıca genel olarak hesap çekimi sonucunda …. YTL’nın fazla reddedildiği,

Anlaşılmış, … YTL ile ilgili olarak defterin sayfasına açıklama yazdırılmış, fazla reddiyat karşılığı kasaya koydurularak kasa defteri toplamı gerçek rakamı defterde belirtilmiştir.

* Her ne kadar bir art niyetin varlığı sezinlenmemiş, her iki işlemin de beşeri hatadan kaynaklandığı anlaşılmış ise de, bundan sonra makbuzların daha dikkatli bir şekilde defterine işlenmesine ve kasa defteri toplamlarının daha titizlikle yapılmasına özen gösterilerek kuşku uyandırıcı, hatta sorumluluk gerektirici benzeri hallerin tekrarından kaçınılması,

58- Kasa Defterinde Reddiyatı Yapılan Tahsilât Karşılıklarının Kapatılması İcap Ettiği
 

… ve …. esas sayılı dosyalarda … ve … liralık reddiyatların muhtelif tahsilatlardan çıktığı halde, hangi tahsilatlardan çıktığının tutanağa ve reddiyat makbuzuna yazılmadığı gibi kasa defterinde de 5 aydan beri reddiyatları yapılan tahsilat karşılıklarının kapatılmadığı müşahede olunmuştur.

* İcra ve İflâs Kanunu Yönetmeliği’nin 6. maddesinde açıklandığı gibi işlem yapılarak kasa defteri ve makbuzların tahsis gayelerine uygun olarak günü gününe işlenmesi, denetim kolaylığı sağlanması,
59-       Kasada Fazla Para Bulundurulması
 

Denetime başlanıldığı gün kasada … miktarında para bırakıldığı saptanmıştır.

* 15/04/2006 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Maliye Bakanlığı Muhasebat Genel Müdürlüğünün 2006/1 sıra sayılı parasal sınırlar hakkındaki genel tebliğine ekli Tablo 1’de belirlenen meblağ da nazara alınarak, bundan böyle kasada günlük ihtiyacın üzerinde para bulundurulmaması,

60-       Katma Değer Vergisi
 

Mahiyetleri, birlikte tanzim edilen ve mal müdürlüğüne tevdi olunan tutanakta açıklandığı üzere; yapılan gayrimenkul satışlarından toplam …. YTL tutarında katma değer vergisinin tahakkuk ve tahsil olunmadığı saptanmıştır.

* Adalet Bakanlığı HİGM’nin 24/03/1985 gün ve 2-49-7486 sayılı Mütalâası’na ekli Maliye ve Gümrük Bakanlığı, GGM’nin 25/02/1985 tarih ve KDV/2601001-75-13282 sayılı Genelgesi’yle, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 1/3-d maddesi hükmüne göre cebri icra, izale-i şüyu gibi muamelelere ilişkin müzayede mahallerinde yapılan hak, menkul ve gayrimenkul mal satışlarının katma değer vergisine tabi bulunduğunun hatırlanması,

17/07/2002 tarih ve 4480 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yapılan düzenlemeye göre; 01/08/2002 tarihinden sonra ve hâlen (I) sayılı listede yer alan, net alanı 150 m2 ye kadar olan konut teslimlerinin % 1, bunun dışında kalan konutlar ve arsa, tarla ve dükkân satışlarının % 18 oranında KDV’ye tabi bulunduğunun benzer işlemlerde göz önünde bulundurulması,

61-       Kıymetli Evrak-Eşya Defteri Tutulması Gerektiği
 

Kıymetli evrak ve eşya defteri tutulmadığı, yazı işleri müdürlüğü ile müştereken kullanıldığı beyan ve tespit olunmuştur.

* İcra ve İflâs Kanunu Yönetmeliği’nin 3. maddesi gereğince tutulması gereken (Örnek7) nolu icra dairesince alı