TC Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığından;

CEZA MAHKEMELERİNE ÖNERİLER LİSTESİ:

1- Ara Kararları Uyarınca Yapılan İşlemlerin Duruşma Tutanağının Altına Not Düşülmediği
           

Tüm ceza mahkemelerinde ara kararları uyarınca yapılan işlemin tutanak altına not düşülüp imzalanmadığı gözlenmiştir.

* Cumhuriyet Başsavcılıkları İle Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemeleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik’in 92. maddesi yollamasıyla Hukuk ve Ticaret Mahkemeleri Yazı İşleri Yönetmeliği’nin 32. maddesinde belirtilen şekilde işlem ifası için kalem personelinin denetlenmesi,

2- Asker Kişiler Hakkında Verilen Kararların İlgili Bakanlığa Gönderilmediği
 

Askerlerin yargılanması sonucunda verilen kararların ilgili Bakanlığa gönderilmediği saptanmıştır.

* Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 01/01/2006 tarihli ve 23 sayılı Genelgesi gereğince subay, astsubay, uzman çavuş, uzman jandarma çavuş ve Türk Silâhlı Kuvvetlerinde görevli sivil memurlar hakkında adlî merciler tarafından verilen her türlü kesinleşmiş kararların üçer suretinin ilgilinin bağlı bulunduğu Bakanlığa gönderilmesi gerektiğinin unutulmaması,

3- Askerlerin Yargılaması
 

Askerlik görevini yapmakta olan sanıklar hakkında, üst sınırı iki yılı aşmayan suçlara ilişkin kamu davalarına devam olunduğu tespit edilmiştir.

* 353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu’nun 5530 sayılı Kanun’la değişik 20/1. maddesi gereğince; er, erbaş ve yedek subayların askere girmeden veya silâh altına çağrılmadan önce işledikleri ve üst sınırı iki yılı aşmayan suçlardan dolayı haklarındaki yargılamanın terhis tarihine kadar ertelenmesi gerektiğinin hatırda tutulması,

4- Baro Pulu Olmayan Vekâletnamelerin İşleme Konuldukları
 

Sınırlı sayıda olmakla birlikte, avukatlarca mahkemeye sunulan vekâletname ve örneklerinde bulunması zorunlu olan baro pulları mevcut olmadığı halde kabul edildikleri ve bugüne değin de eksik olan pulların tamamlattırılmamış olduğu belirlenmiştir.

                        

1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 27/3. maddesi gereğince; avukatlarca vekâletname sunulan mercilerin pul yapıştırılmamış veya pulu noksan olan vekâletnameleri ve örneklerini kabul edemeyecekleri, bu gibi durumlarda ilgiliye on günlük süre vererek bu süre içinde pul tamamlanmadıkça vekâletnamelerin işleme konulamayacağı hususlarındaki yasal zorunluluğun yerine getirilmesinde daha özenli olunması,
5- Bekletici Meselenin Zamanaşımını Durduracağı
 

Sanık lehine olması nedeniyle her ne kadar kanun yararına bozma yoluna gidilmemiş ise de; … esas sayılı dosyada orman suçuna ilişkin davada, Asliye Hukuk Mahkemesinde aynı yerle ilgili olarak devam eden bir başka davanın mülkiyet açısından bekletici mesele sayılıp sonucunun beklenmesine karar verilmesine rağmen, yargılama sırasında 5 yıllık asgari zamanaşımı süresinin dolduğundan bahisle davanın düşmesi yönünde hüküm kurulduğu saptanmıştır

* TCK’nın 67/1. maddesine göre, soruşturma ve kovuşturma yapılmasının, izin veya karar alınması veya diğer bir mercide çözülmesi gereken bir meselenin sonucuna bağlı bulunduğu hâllerde; izin veya kararın alınmasına veya meselenin çözümüne veya kanun gereğince hakkında kaçak olduğu hususunda karar verilmiş olan suç faili hakkında bu karar kaldırılıncaya kadar dava zamanaşımı duracağından, bu prosedürün müteakip işlemlerde nazara alınması, yanlış uygulamadan uzak durulması,

6- Beraat Kararından Sonra Cumhuriyet Başsavcılığına İhbar
 

Yargılama sonunda, sanıkların yüklenen suçu işlemediklerinin sabit olması ve/veya sanıklarca işlendiğinin sabit olmaması gerekçesiyle beraat kararı verildiği hâlde gerçek faillerin zamanaşımı süresine kadar aranıp bulunması hususunda Cumhuriyet başsavcılığına ihbarda bulunulmadığı anlaşılmış, gereği yaptırılmıştır.

* Hakkında dava açılan sanıkların yüklenen suçu işlemediklerinin sabit olması ve/veya yüklenen suçun sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmaması sebebiyle beraatlarına karar verilmesi durumunda, gerçek faillerin tespiti yönünden müruruzaman haddine kadar olayın Cumhuriyet başsavcılığınca takibi gerektiğinin unutulmaması,

7- Bilirkişi Tayinine İlişkin Usule Aykırı Hareket Edildiği
           

            Bilirkişi atanması ile ilgili bazı hususlarda emredici usul kurallarına aykırı davranıldığı,

            Bu cümleden olarak;

            a) Genel ve hukukî bilgi ile çözebilecek hususlarda bilirkişi tayin edildiği, şöyleki;

            ….esas sayılı dosyada; zimmet suçundan yapılmakta olan yargılama sırasında, “dosyaya ibraz edilen belgeler ve tanık beyanları ile sanıkların kasıtları nazara alınarak zimmetleri olup olmadığının ve zimmet mevcut ise niteliğinin belirlenmesi” maksadıyla bilirkişilerden mütalâa alındığı,

            * CMK’nın 63. maddesinin 1. fıkrasının son cümlesi ve 67/3. maddesi ile yerleşmiş Yargıtay uygulamalarına nazaran, hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukukî bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişi dinlenemeyeceğinin göz önünde bulundurulması,

            b) İşin ehli olmayan yazı işleri müdürü, kâtip, mübaşir vb. kişilerin bilirkişi olarak dinlendiği,

Örneğin;

            …. esas sayılı dosyada hırsızlık konusu bileziğin değerinin tespiti için kuyumcu yerine yazı işleri müdürünün bilirkişi olarak tayin edildiği,

           

* CMK’nın 63/1. maddesi uyarınca çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, ihtisas sahibi olan kişilerin bilirkişi olarak seçilmesine özen gösterilmesi,

           

c) Bir kısım dosyada, raporunu hazırlaması istenilen bilirkişilere, görevini ne kadar süre içinde yerine getireceğinin belirtilmediği, bazılarında ise verilen sürede vazifesini yerine getirmeyen bilirkişilerin istemleri üzerine görev sürelerinin gerekçesiz olarak uzatıldığı,

* CMK’nın 66/1. maddesinin amir hükmüne göre, bilirkişinin işin niteliğine göre üç ayı aşmayacak şekilde tayin edilen sürede raporunu vermeye mecbur olduğu, bu sürenin ancak özel sebepler zorunlu kıldığında ve bilirkişinin istemi üzerine, kendisini atayan merciin gerekçeli kararıyla en çok üç ay daha uzatılabileceği dikkate alınarak ve tespit edilen sürede görevini yerine getirmeyen bilirkişi hakkında anılan Yasa’nın 66/2. maddesinde yazılı yaptırımların uygulanabilmesine olanak sağlanması açısından, bundan böyle sürenin belirlenmesinde ve uzatılmasında yasaya uygun hareket edilmesi,

            d) İli Adlî Yargı Adalet Komisyon’u tarafından düzenlenen listelerde yer almayan bilirkişilere yemin verilmediği, bazı yemin tutanaklarında da bilirkişinin imzasının alınmadığı,

* CMK’nın 64/6. maddesi gereğince, listelerde yer almamış bilirkişilerin görevlendirildiklerinde kendilerine yemin verilmesi ile yeminin yapıldığına ilişkin tutanak düzenlenen hâllerde hâkim ve zabıt kâtibi ile birlikte bilirkişin de imzalamasının zorunlu bulunduğunun bilinmesi,

e) Bazı bilirkişi atama kararlarında, bilirkişiye yapacağı işin tam ve ayrıntılı olarak anlatılmadığı,

            * CMK’nın 66/1. maddesinde açıkça vurgulandığı şekilde, bilirkişi incelemesi yaptırılmasına ilişkin kararda cevaplandırılması uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren soruların ayrıntılı biçimde belirtilmesi zorunluluğuna uyulması,

f) Moleküler genetik inceleme yapılmasına ilişkin bazı kararlarda, inceleme ile görevlendirilen bilirkişinin gösterilmediği, bir kısmında ise, ilgilinin adı, soyadı, adresi ve doğum tarihi bilgilerinin de belirtildiği,

* CMK’nın 79 ve Ceza Muhakemesinde Beden Muayenesi, Genetik İncelemeler ve Fizik Kimliğin Tespiti Hakkında Yönetmelik’in 13. maddeleri gereğince, moleküler genetik inceleme kararlarında, inceleme ile görevlendirilen bilirkişinin de gösterilmiş olması ve incelenecek bulgunun bilirkişiye, hâkimlikler, mahkemeler ve Cumhuriyet başsavcılıklarınca gizliliği sağlamak ve karışıklığa yer vermemek için gerekli her türlü tedbir alınarak, bedeninden örnek alınan kişinin adı, soyadı, adresi ve doğum tarihi bildirilmeksizin ve bunlara karşılık gelmek üzere bir kod sistemi uygulanmak suretiyle gönderilmesine özen gösterilmesi,

g) Yargılama sırasında akıl hastalığı şüphesi bulunan sanıkların, bu durumlarının tespitine yönelik soruların yöneltilmesi yerine bilirkişiden ceza ehliyetinin belirlenmesinin istendiği görülmüştür.

* Sanığın ceza ehliyetinin değerlendirilmesi davaya bakan hâkime ait olduğundan, TCK’nın 32. maddesinin hangi fıkrasının uygulanması gerektiğinin saptanması açısından, “sanığın suç tarihi itibariyle işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamadığı veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin ne derecede azalmış olduğunun” tespiti için, CMK’nın 74/1. maddesi gereğince, “şüphelinin akıl hastası olup olmadığı, akıl hastası ise ne zamandan beri hasta olduğu ve bunun, kişinin davranışları üzerindeki etkilerinin ne olduğu” şeklindeki soruların tevcih edilmesi hususunda özen gösterilmesi,

           

8- Bozmanın Onu Temyiz Etmeyenlere Sirayeti İçin İnfaza Vermeme
 

Birden çok sanıklı dosyalarda; mahkûm edilenlerden birisinin temyizi üzerine, hakkındaki karar kesinleşen diğer hükümlüler yönünden de neticenin beklendiği, dolayısıyla ilâmının infaza verilmediği anlaşılmıştır.

* Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03/12/1990 gün ve 6-218/322 sayılı içtihadına göre; ileride vuku bulacak bozma kararının onu temyiz etmeyen diğer sanıklara da teşmil edilmesinin bir istisna olması karşısında, bu gibi hâllerde, hakkındaki hüküm kesinleşen diğer sanıklar yönünden ilâmın infaza verilmesini geciktirmeye imkan veren herhangi bir düzenleme bulunmadığından, ilâmların infaza verilmesinde aksamaya yol açılmaması.

9- Bozmaya Karşı Şikâyetçi ve Mağdurun Diyeceklerinin Tespiti İçin Çağrıldığı
 

Bozmaya karşı diyeceği sorulmak üzere, müdahil sıfatı bulunmayan mağdur ve şikâyetçinin davetiye ile duruşmaya çağrıldığı veya bu maksatla istinabe yoluna başvurulduğu görülmüştür.

* CMK’nın 307. maddesinde bozmadan sonra kimlere tebligat yapılacağı sayıldığından, bunlar arasında yer almayan şikâyetçi veya mağdurun, katılan sıfatı bulunmadıkça bu tür bir çağrı kâğıdı gönderilmesinden veya bulunduğu mahalde istinabe edilmesinden kaçınılması,

10- Cumhuriyet Savcısının Sanık Lehine Temyizden Feragati
 

Sanık lehine kanun yoluna başvuran Cumhuriyet savcısının bilahare bu talebinden vazgeçtiğinden bahisle dosyanın merciine gönderilmediği saptanmış, gereğine tevessül ettirilmiştir.

* CMK’nın 266/1. maddesi amir hükmüne nazaran, Cumhuriyet savcısı tarafından sanık lehine yapılmış olan başvurudan ancak onun rızası ile vazgeçilebileceğinden bu husus göz önüne alınmadan kararın kesinleştirilmesine imkân olmadığının bilinmesi,

11- Çağrı Kağıdı İle Gelmeyen Tanıklara Ceza Verilmediği
 

Meşruhatlı çağrı kâğıdı tebliğine rağmen duruşmaya gelmeyen tanıkların zorla getirtilmeleri hâlinde yasal yaptırımın tatbik edilmediği tespit edilmiştir.

* Kovuşturmaların kısa sürede neticelenmesini temin bakımından, CMK’nın 44. maddesindeki âmir hükmün uygulanmasında duyarlı davranılması,

12- Çağrı Kâğıdına Meşruhat Verilmediği
 

Bazı dosyalarda; tutuksuz sanıklar ile şikâyetçiye ve tanıklara çıkartılan çağrı kâğıtlarına usulüne uygun meşruhat konulmasında her zaman titiz davranılmadığı belirlenmiştir

* Tanıklara ve tutuksuz sanıklara gönderilecek çağrı kâğıtlarının, tanıklar için CMK’nın 43. maddesi hükmü çerçevesinde düzenlenmesine, bu şekilde tebligata rağmen gelmeyen tanıklara aynı yasanın 44. maddesinin tatbikine olanak sağlanmasına, sanıklar için anılan Kanunun 145 ve 176/1-2. maddesi gereğince icabeden uyarının yazılmasına, müştekiler için de CMK’nın 233. maddesi delaletiyle tanıklara ilişkin hükümlerin uygulanmasına özen gösterilmesi,
13- Çocuk Sanıklar Hakkındaki Duruşmalara Cumhuriyet Savcısının İştirak Ettiği
 

Suça sürüklenen çocuklar hakkında 15/07/2005 tarihinden sonra yapılan (Ağır cezalık suçlar hariç) bir kısım duruşmalara Cumhuriyet savcısının da iştirak ettiği tespit edilmiştir. 

* 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 25/1. maddesi ile geçici 1. maddenin 1. ve 3. fıkraları uyarınca; suça sürüklenen çocuklar hakkında çocuk mahkemelerinde veya bu mahkemeler kurulup göreve başlayıncaya kadar görevli mahkemelerde (Ağır cezalık suçlar hariç) yapılan duruşmalarda Cumhuriyet savcısının bulunmayacağına ilişkin amir hükme titizlikle uyulması,

14- Çocukların Yasaya Aykırı Olarak Tutuklandığı
 

15 yaşını doldurmamış çocuklar ile ilgili olarak verilen tutuklama kararlarında, yasada öngörülen süre koşulunun gözetilmediği belirlenmiştir.

* Onbeş yaşını doldurmamış çocuklar hakkında üst sınırı beş yılı aşmayan özgürlüğü kısıtlayıcı cezayı gerektiren fiillerden dolayı soruşturma ve yargılama aşamasında tutuklama kararı verilemeyeceğine dair 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 21. maddesi ile Çocuk Koruma Kanunu’nun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmelik’in 11. maddesi hükmünün göz ardı edilmemesi,

15- Çok Sanıklı Davalarda, Hakkında Delil Toplanmayan Sanıklar Yönünden Tefrik Kararı Verilmediği
 

Birden fazla sanığı olan dosyalarda, sanıklara isnat edilen eylemlerin birbirleriyle ilintisi olduğu ve biri diğerinin sonucunu etkileyecek halde bulunduğu konusunda bir gerekçe gösterilmeden sorgusu yapılamayan sanık hakkındaki dava tefrik edilmeksizin, bu sanığın aranması amacıyla yargılamanın sürdürüldüğü belirlenmiştir.

* Belirtilen hâllerde; bu sanıklar yönünden davanın tefrikine karar verilmesi, haklarında hüküm kurmaya elverişli delil bulunan sanıklar için ise gereken kararın ittihazı ile davanın tümüyle zamanaşımına uğramasına neden olunmaması,

16- Dizi Listelerinin Düzenlenmediği
 

Dava dosyalarının diğer bir mahkeme veya mercie tevdii ya da gönderilmesi sırasında, dizi listelerinin tanzim edilmediği görülmüştür.

* Evrak kaybı ihtimalinin önlenmesi ve sorumlularının tespiti bakımından, Cumhuriyet Başsavcılıkları ile İlk Derece Adli Yargı Ceza Mahkemeleri Kalem Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik’in 80/6. maddesinde öngörüldüğü şekilde dizi listesi düzenlenmesi ve zabıt kâtibi tarafından imzalanmasında titiz davranılması,

17- Dosyaların Düzensiz Tutulduğu
 

Dosyaların içindeki evrakın, cins ve ilgi gözetilmeden geliş sırasına göre dizildiği, duruşma tutanaklarının arasına rapor, müzekkere, davetiye ve dilekçe gibi belgelerin gelişi güzel konulduğu görülmüştür.

*Cumhuriyet Başsavcılıkları ve Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemeleri Kalem Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik’in 80. maddesinin uygulanmasına özen gösterilerek dosya tetkikinde kolaylık sağlanması,

18- Dosyaların Yeterince İncelenmemesi Sonucu Hatalar
 

Dosyaların zaman zaman yeterince incelenememesi sonucu, yargılamanın uzamasına yol açabilecek hatalı uygulamalar yapılabildiği, bazı tensip ve ara kararlarının davaların kısa sürede sonuçlandırılmasını ve olayın aydınlatılmasını sağlayacak şekilde oluşturulamadığı, delillerin parça parça toplandığı, usul hükümlerine riayette gereken titizliğin gösterilmediği;

Bu cümleden olarak;

a) Arızî ve anî bir durum olmadan duruşmasına çıkılan bir kısım dosyada, oturumların tetkik vesilesiyle ertelenebildiği,

b) Münhasıran keşfe muallâk olan dosyada, “keşif gününün gelecek celse tayinine” şeklinde ara kararları kurulduğu,

c) İş durumu da elvermesine rağmen, kimi zaman duruşmaların (5–7) aya varan sürelerle talik edildiği,

d) Bir kısım dosyada aynı bina içerisinde bulunan birimlerden istenilen dosya ve belgelerin mübaşir vasıtasıyla elden celbedilip incelenmesi yerine yazılan müzekkerelerin tekidi yoluna gidildiği,

e) … değişik iş sayılı dosyada; Belediye Başkanlığı tarafından verilen idarî para cezasına itiraz hakkında 17/11/2003 tarihinde tensip zaptı yapılarak cezayı veren kurumdan encümen kararı ve konuya ilişkin diğer belgelerin istenmesine karar verildiği halde, müzekkerelerin yazılmasının unutulduğu, bilahare 23/03/2005 günü durumun fark edilerek muamelenin yerine getirildiği bu süre zarfında dosyanın işlemsiz kaldığı,

f) … esas sayılı dosyada; 14/10/2005 tarihli celsede sanığın annesi M.Ş.’nin tanık olarak celp edilmesi üzerine tanıklıktan çekinme hakkını kullandığını bildirdiği halde, 4 celse sonra aynı kişinin tekrar tanık olarak çağrılması nedeniyle duruşmaya yeniden gelmek durumunda kaldığı, nitekim 23/03/2006 tarihli celsede bahse konu tanığın mahkemeye tekrar tanıklık yapmayacağını bildirdiği,

g) … esas sayılı dosyada; sanık M.A. hakkında elektrik hırsızlığı suçundan mülga 765 sayılı TCK’nın 492/2, 522. maddeleri mucibince cezalandırılması talebiyle 25/01/2005 tarihinde açılan kamu davasının tensibiyle birlikte sorulması mümkün iken sanığın savunmasının alınmasını müteakip 3. celse sayacın mühürlü olup olmadığı, 4. celse son bir yıllık sarfiyatın, 5. celse de kaçak elektrik bedelinin sanık tarafından ödenip ödenmediği hususunun sorulduğu,

ğ) … esas sayılı dosyada; sanık müdafiine istek üzerine üst üste dört celse beyanda bulunmak üzere mehil verilip oturumların ertelendiği, herhangi bir beyanda bulunmamasına ve bir talebi de olmamasına karşın, takip eden oturumda bu kez de esas hakkında savunma yapması için mehil tanındığı,  

Anlaşılmıştır.   

* Bilindiği üzere; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın, “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasında, “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir”,     

“Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması” kenar başlıklı 141. maddesinin son fıkrasında; “Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.”

            Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin birinci bendinin birinci cümlesinde, “Herkes, gerek medenî hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar, gerek cezaî alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir.”

            Hükümlerine yer verilmiştir.

            Bu itibarla;

            Duruşmalara çıkılmadan önce, dosyaların iyi bir şekilde okunarak, benzeri hatalara ve bunun neticesinde Adaletin gecikmesinden dolayı yakınmalara neden olunmaması,

            Davaların bir an önce neticelendirilmesi ilkesi ile delillerin toplu halde ve birlikte toplanması prensibine de ters düşen bu hatalı uygulamanın terki ile kanıtların mümkün olan en kısa sürede, baştan, beraber toplanıp değerlendirilmesine ve adaletin en kısa zamanda tecellisine duyarsız kalınmaması,

            Kabul edilebilir bir arızî sebep olmaksızın davaların makul bir sürede sonuçlandırılmaması yüzünden devletimizin eleştirilere ve yaptırımlara muhatap olduğunun hatırdan çıkarılmaması,

19- Duruşma Saatinin Tüm Dosyalarda Aynı Olduğu
 

Duruşmalarda oturum gününün belirlenmesi ile birlikte, tüm dosyalarda celse saatinin 09.00 olarak yazıldığı gözlenmiştir.

* 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 9/3 ve Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Adlî Yargı İlk Derece Ceza Mahkemeleri Kalem Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik’in 50 ve 81. maddeleri hükümleri ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 28/12/1981 gün ve 1-338 esas, 644 karar sayılı içtihadı uyarınca, duruşma tarihi ile birlikte oturum saatinin de her dosya için ayrı ayrı belirtilmesi gerektiği dikkate alınarak, tarafların ve müdafilerin adliye koridorlarında lüzumsuz beklemelerinin ve haklı sızlanmalarının önüne geçilmesi,

20- Duruşma tutanağının başlığının veya içeriğinin usulüne uygun şekilde yazılmadığı
 

Duruşmaya çıkan hâkim, Cumhuriyet savcısı veya zabıt kâtibinin ad ve soyadının duruşma tutanağının başlığında yazılmadığı,

Bir kısım duruşma tutanağı içeriğine de oturumlara katılanların sadece sıfatlarının yazılmasıyla yetinildiği,

Anlaşılmıştır.
* CMK’nın 220. maddesi gereğince, duruşma tutanağının başlığında duruşmanın yapıldığı mahkemenin adı, oturum tarihleri ile hâkim, Cumhuriyet savcısı ve zabıt kâtibinin adı ve soyadının yazılması gerektiğinin bilinmesi,
CMK’nın 221/1-a maddesi uyarınca, duruşma tutanağı içeriğinde duruşmalara katılan sanığın, müdafiin, katılanın, vekilinin, kanunî temsilcinin, bilirkişinin, tercümanın, teknik danışmanın adı ve soyadının yer alacağına dair amir hükmün göz ardı edilmemesi,

21- Duruşma Tutanakları ve Kararlarda Hâkim-Zabıt Kâtibi İmzalarının Bulunmadığı
 

Bazı oturum tutanakları ile kararların, hâkim ve/veya zabıt kâtibi tarafından imzalanmasının unutulduğu görülmüş, eksiklikler ikmal ettirilmiştir.

* Duruşma tutanaklarının ispat kuvvetine ilişkin CMK’nın 222. maddesinin uygulanmasına işlerlik kazandırılabilmesi için, duruşma tutanaklarının ve kararların hâkim ve zabıt kâtibi tarafından imzalanması zorunluluğunu öngören aynı Yasa’nın 219 ve 232/4. maddelerinin göz önünde tutulması,
22- Duruşma ve Keşif Tutanakları ile Gerekçeli Kararların Matbu Olarak Düzenlenmesi
 

Duruşma ve keşif tutanakları ile gerekçeli kararların matbu olarak önceden hazırlandığı, boşlukların bilahare elle ya da daktilo ile doldurulması suretiyle tanzim edildiği görülmüştür.

* Duruşma tutanaklarının ve bunun devamı niteliğinde olup, dosya içeriğini yansıtan gerekçeli kararın (keza bu kapsamda keşif tutanaklarının) önceden matbu şekilde hazırlanarak, boşlukların elle veya daktilo ile doldurulması suretiyle ikmâl edilmesinin Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 15/3/2005 tarih ve 2004/23311 – 2005/2689 sayılı ve 7. Ceza Dairesinin 28/2/2005 tarih ve 2004/28592 – 2005/1153 sayılı kararlarında bozmaya konu edildiği hususuna dikkat edilmesi ve CMK’nın 219, 221, 231 ve 232. maddelerine aykırılık teşkil eden ve sorumluluğu doğurabilecek nitelikteki bu tür uygulamadan kaçınılması,

23- Duruşmalarda Ses ve Görüntü Kaydedici Aletlerin Kullanılmasına İzin Verilmesi
 

Bir kısım ceza mahkemesinde görülmekte olan davalarda oturum başladıktan sonra duruşma salonunda ses ve görüntü alıcı aletlerin kullanılmasına izin verilmesi sonucu özellikle kamuoyunca takip edilen davalara ait kayıtların medya organlarında yer aldığı görülmüştür.

* CMK’nın 183. maddesi ve Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 01/01/2006 tarihli ve 27 sayılı Genelgesi uyarınca yargılama sırasında duruşma salonunda (Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 180/5, 196/4. maddelerinde belirtilen hâller dışında) her türlü sesli veya görüntülü kayıt veya nakil olanağı sağlayan aletlerin kullanılmasına izin verilmemesi gerektiği, bu hususa ilişkin TCK’nın 286 ve CMK’nın 205. maddelerinin göz önünde tutulması,
 24- Dosya Gönderme Formu
 

Dosyaların Yargıtay’a sevkleri sırasında “dosya gönderme formu” düzenlenmediği görülmüştür.

* Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemeleri Kalem Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik’in 87. maddesinin uygulamada nazara alınması,
25- Düşme Kararı Yerine Ortadan Kaldırma Kararı Verildiği
 

Bir kısım dosyalarda, dava zamanaşımının dolması nedeniyle düşme yerine ortadan kaldırma kararı verildiği gözlenmiştir.

* Ceza Muhakemesi Kanunu’nda “ortadan kaldırma” biçiminde duruşmayı sona erdiren bir hüküm şekli bulunmadığından, TCK’nın 66 ve CMK’nın 223/8. maddeleri gereğince, belirtilen durumda kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerektiğinin bilinmesi,

26- Esas Defterinin İlgili Sütunlarının Doldurulmadığı
 

Ceza mahkemeleri esas defterlerinin incelenmesinde, yoklukta verilen hükümlerin sanıklara tebliği tarihi, T.C. Kimlik Numarası… vb. hususların yazılmadığı tespit ve ifade edilmiştir.

* Cumhuriyet Başsavcılıkları İle Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemeleri Kalem Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik’in 48. maddesi uyarınca; esas defterinin tahsis gayelerine uygun olarak ve mahsus sütunları eksiksiz işlenmek suretiyle kontrolde kolaylık sağlanması,
27- Esas Defterinde Silinti – Kazıntı ve Kâğıt Yapıştırma
 

Ceza mahkemeleri esas defterinin kontrolünde, bazı satır ve sütunlar üzerinde silinti ve kazıntı yapıldığı, kimi zaman da daksille veya beyaz bir kâğıtla kapatılıp yeniden yazılması yoluna gidildiği saptanmıştır

* Esas defterlerinin tutulmasında özenli davranılarak, silinti, kazıntı ve yeniden yazma durumuna meydan verilmemesi; zorunluluk hâlinde Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Adlî Yargı İlk Derece Ceza Mahkemeleri Kalem Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik’in 58. maddesi uyarınca, düzeltilmesi lazım gelen yazıların üstüne okunmasına engel olmayacak şekilde ince bir çizgi çizilip defterin kenarına gerekli düzeltme yapıldıktan sonra keyfiyetin mahkeme başkanı veya hâkimi tarafından onaylanmasının temini, bu açıdan kalem personelinin devamlı bir şekilde denetim altında bulundurulması,

28- Evrakın Geç İşleme Konulduğu
 

İddianame ve istinabe evrakının iş yoğunluğu ve yılsonu devirleri gerekçe gösterilerek mahkemeye intikalinden sonra mahsus deftere derhal kaydedilmeyip, (…)’den (…)’e varan süreleri müteakiben işlendiği, bazı dosyalarda da, iddianamenin kabulü kararı ya da Yargıtay bozma ilâmının mahkemeye ulaşması ile tensip tarihi arasında (…) ilâ (…) güne ulaşan sürelerde gecikmelere sebebiyet verildiği saptanmıştır.                                                                                                                                                 

* Mahkemeye intikal eden iddianame ve istinabe evrakının, Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Adlî Yargı İlk Derece Ceza Mahkemeleri Kalem Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik’in 76. maddesi gereğince, hâkim ya da yetkili kıldığı yazı işleri müdürünün havalesini takiben gecikmeksizin deftere kaydıyla lâzım gelen tensip ve sair muamelelerin yapılmasında gecikilmemesi, CİGM’nin 01/01/2006 tarih ve 28 sayılı Genelgesi’nde de ayrıntılı olarak açıklanan bu hususa dikkat edilerek, aksine davranışın sorumluluğu mucip olabileceğinin gözden ırak tutulmaması,

29- Evrakta Hâkim Havalesinin Bulunmadığı
 

İstinabe evrakı ile esas dosyasına giren belge ve yazılarda hâkim ya da yetki verilen yazı işleri müdürünün havalesinin bulunmadığı gözlenmiştir.

* İşlemlerin zamanında yerine getirilip getirilmediğinin denetimine imkân vermesi bakımından, Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemeleri Kalem Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik’in 76. maddesi hükmünün uygulamada dikkate alınması,

30- Gerekçeli Kararların Görüldüye Gönderilmemesi
 

Sulh ceza / asliye ceza mahkemesince ittihaz olunan kararların yargı çevresi içerisinde bulundukları ağır ceza veya asliye ceza mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığına kanun yolu incelemesi için gönderilmediği belirlenmiştir.

* CMK’nın 35/2, 38 ve 273/3. maddelerinde belirtildiği üzere kararların görüldü yapılmak üzere merciine sevk edilmesine ehemmiyet verilmesi,

31- Geri İstenen Yakalama Kararlarının Akıbetinin Araştırılması
 

Zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılan dosyalarda, sanıklar hakkında çıkartılan yakalama emirlerinin geri alınması için yazılan müzekkereler üzerinden uzun zaman geçmesine rağmen iade edilmediği halde mahkemece akıbetlerinin araştırılmadığı anlaşılmıştır.

* CİGM’nin 01/01/2006 tarih ve 10 sayılı Gıyabi Tutuklama Ve Yakalama Emirlerinin Güncelliğinin Sağlanması Hakkındaki Genelgesi’nin 1 nolu bendinde açıklandığı üzere; sanıkların yakalanması amacıyla çıkartılan ve zamanaşımı nedeniyle de ortadan kaldırılması üzerine geri istenen yakalama emirlerinin zabıtada kalması hâlinde, infaz edilebileceği de nazara alınarak, bu konuda müzekkere yazılması ile yetinilmeyip, iade edilip edilmediği kontrol edilerek bu yöndeki kalem işlemlerinin gözetim altında bulundurulması ve yazı akıbetlerinin araştırılması,

32- Getirtilen Dosyaların İade Edilmediği
 

Görülmekte olan dava ile ilgisi nedeniyle diğer mercilerden getirtilen dosya ve belgelerin, karar verilip hüküm kesinleşmiş olmasına rağmen, alındıkları yere iade edilmedikleri görülmüştür.

* İşi biten dosya ve belgelerin gecikmeksizin merciine iade edilerek, gerektiğinde kolaylıkla ulaşılmasına yardımcı olunması, 

33- Gıda Maddeleri Tüzüğüne Muhalefet Suçlarında Bakanlığa Bilgi Verilmediği
 

Umumun sıhhatine ait davalarda verilen hüküm özetlerinin, Sağlık Bakanlığına gönderilmesini temin için Cumhuriyet başsavcılığına verilmediği tespit edilmiştir.

1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun Ek 3. maddesi gereğince, bu kanun kapsamına giren ve umumun sıhhatine ilişkin davalarda verilen hükümlerin kesinleştikten sonra birer suretlerinin Sağlık Bakanlığına gönderilmek üzere Cumhuriyet başsavcılıklarına tevdiinin unutulmaması,

34- Gizli Yapılması Gereken Duruşmaların Açık Yapıldığı
 

Çocuk sanıklarla ilgili davaların duruşmalarının açık yapıldığı anlaşılmıştır.

* Çocukların duruşmalarının mutlaka kapalı yapılacağını, hükmün dahi kapalı duruşmada açıklanacağını düzenleyen CMK’nın 185. maddesi hükmünün uygulamada nazara alınması,

35- Harç Tahsil Müzekkerelerinin Yazılmadığı
 

Hükmün kesinleşmesine karşın, bir kısım dosyada harç tahsil müzekkerelerinin yazılmasının unutulduğu anlaşılmıştır.

* Yargılama giderlerinin ne şekilde tahsil edileceğine dair CMK’nın 324 ve müteakip maddeleri uyarınca işlem yapılması suretiyle doldurulacak tahsil müzekkerelerinin gereği için ilgili mercie gönderilmesinin ihmal edilmemesi

36- Hükmün Mahkeme Mührü İle Mühürlenmediği
 

Hüküm fıkrasını ihtiva eden kısa kararların, gerekçeli hükümlerin ve karar kartonuna takılan hüküm nüshalarının mahkeme mührü ile mühürlenmediği saptanmıştır.

          CMK’nın 232/7 ve Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Adlî Yargı İlk Derece Ceza Mahkemeleri Kalem Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik’in 68. maddesi uyarınca, kısa ve gerekçeli kararlar ile hüküm nüshalarının mahkeme başkanı veya hâkim ile zabıt kâtibi tarafından imzalanıp mühürleneceğinin gözden ırak tutulmaması, bu hususu irdeleyip gerektiğinde bozma sebebi de sayan Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 06/03/2002 tarih ve 2002/380-3318 sayılı içtihadının göz önünde bulundurulması,

37- İcra Mahkemesinde Müştekiye Duruşma Gününün Davetiye İle Bildirildiği
 

İcra (Ceza) Mahkemesine ait … esas sayılı dosyalarda; doğrudan mahkemeye verilen şikâyet dilekçesinin alınması üzerine bir gün tayin edilip şikâyetçinin imzasının alınmadığı,  davetiye ile duruşma gününün bildirildiği belirlenmiştir.

           

* İcra ve İflas Kanunu’nun 349. maddesi uyarınca, dilekçeyi alan mahkemenin duruşma için hemen bir gün tayin edip şikâyetçinin imzasını alacağının ve sanığa çağrı kâğıdı göndereceğinin uygulamada nazara alınması,

38- İdarî Yaptırım Kararlarına İtirazların Esas Defterine Kaydedildiği
 

İdarî yaptırım kararlarına ilişkin itirazların, esas defterine kaydedilerek işleme tabi tutuldukları beyan ve müşahede edilmiştir.

* Özel yasaları uyarınca itiraz üzerine incelenmeleri icabeden işler ile ilgili kararların CMK’nın 223. maddesinde yazılı hüküm niteliğini taşımıyor olması ve Cumhuriyet Başsavcılıkları İle Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemeleri Kalem Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik’in 48 ve 53. maddeleri göz önünde bulundurularak bu tür evrakın esas defteri yerine değişik iş defterine kaydedilmesi gerektiğinin hatırdan çıkarılmaması,
39- İddianamenin Kabulü Kararı Okunmadan Duruşmaya Başlanıldığı
 

           Bazı davalara ait duruşmaların başlangıcında, “iddianamenin kabulü” kararının okunup açıklanmadığı saptanmıştır.

* CMK’nın “Duruşmanın başlaması” başlıklı 191/1. maddesinde yer alan “…Mahkeme başkanı veya hâkim, duruşmanın başladığını, iddianamenin kabulü kararını okuyarak açıklar…” amir hükmüne uyulması, 

40- İddianamenin Sanıklara Tebliğ Edilmediği
 

…Ceza Mahkemesine ait … esas sayılı dosyaların incelenmesinde, çağrı kağıdı ile birlikte iddianamenin sanıklara tebliğ olunmadığı görülmüştür.

CMK’nın 176/1. maddesi gereğince iddianamelerin sanıklara tebliğ olunacağının bilinmesi, bu hususu düzenleyen AİHS’nin 6/3-a maddesinin gözetilmesi,

41- İlâmların İnfaza Geç Verildiği
 

Mahkûmiyet hükmü içeren bir kısım dosyada karar tarihinden itibaren 6 aydan 1 yıla varan süreler geçmesine karşın, hükümlerin kesinleştirilmesi için gerekli işlemlerin yapılmadığı,

Bazı dosyalarda da kesinleşmiş mahkûmiyet hükümlerini içeren ilâmların infaza verilmesinde gecikmelere neden olunduğu,

Tespit edilmiştir.

* Bilindiği üzere; 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin Uygulanması Hakkındaki Kanun’un 4. maddesinde yer alan “mahkûmiyet hükümleri kesinleşmedikçe infaz olunamaz” düzenlemesi gereğince, sanıkların yokluğunda verilen hükümlerin tebligat işlemlerinin en kısa zamanda yerine getirilmesi için gereken çabanın gösterilmesi suretiyle, adaletin tecellisinin gecikmesine neden olan ve sorumluluğu müstelzim bulunan benzeri tutum ve davranışlardan kaçınılması,

CMK’nın 36/2, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin Uygulanması Hakkındaki Kanun’un 5. maddesi ile Bakanlık CİGM’nin 01/01/2006 tarih ve 9 sayılı “ İnfaz İşlemlerinin Takibi ve Yerine Getirilmesinde Dikkat Edilecek Hususlar ” konulu Genelgesi’nin 9. maddesi gereğince; mahkemelerden verilip kanun yollarına müracaat etmeksizin ya da Yargıtayca onanmak suretiyle kesinleşen ilâmların en geç bir hafta içinde infaza verilmesinin temini ile sorumluluğu gerektirebilecek bu tür gecikmelerin önüne geçilmesi,

42- İlânen Tebligatta Kararın Mahkeme Divanhanesine Asılması
 

Sanığın yokluğunda verilen kararın, basın yoluyla tebliğ edilmesine rağmen, hüküm örneğinin mahkeme divanhanesine asılmadığı anlaşılmıştır.

* 7201 sayılı Tebligat Kanunu’na göre, sanığın yokluğunda verilen hüküm basın yoluyla ilân edildiğinde anılan Kanunun 29 ve izleyen maddeleri gereğince tebliğ olunacak evrak ve ilân suretinin mahkemenin herkes tarafından kolayca görebilecek bir yerine asılması gerektiğinin anımsanması,

43- İletişimin Denetlenmesi Kararlarında Yasal Unsurların Bulunmadığı,
 

Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi kararlarında yasal unsurların tamamına yer verilmediği saptanmıştır.

* İletişimin tespiti, dinlenmesi, kayda alınması ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi kararlarında CMK’nın 135/3. maddesinde belirtilen tüm hususların bulunmasının zorunlu olduğunun bilinmesi,  

44- İnfaz Edilip İade Edilen  İlâmların Tetkikinde Hatalarla Karşılaşıldığı, 
 

İlâmların mahkeme kararına uygun olarak infaz edilip edilmediğinin kontrolünün yapılmadığı belirlenmiştir.

* Bakanlık CİGM’nin 01/01/2006 tarih ve 9 sayılı “ İnfaz İşlemlerinin Takibi ve Yerine Getirilmesinde Dikkat Edilecek Hususlar ” konulu Genelgesi’nin 8 ve 11. maddesi gereğince; infaz edilerek mahkemesine iade edilen infaz evrakının titiz bir şekilde incelenip hatasız olanların dosyasına takılması, noksanlık veya fazlalık bulunanların ise gereği için Cumhuriyet başsavcılığına tevdi edilmesi,

45- İnfaz Hakimliğine Ait Kararların Tebliğ Edilmediği
 

          İnfaz Hâkimliğine ait dosyaların tetkikinde;

          a) Denetim döneminde verilmiş tüm kararların ilgililere tebliğ edildiğine dair herhangi bir kayıt ve belge bulunmadığı gibi tebliğ işlemlerinin yerine getirilip getirilmediğinin de araştırılmadığı,

          b) Keza, itiraz yetkisi bulunan Cumhuriyet savcısına da verilen kararların tamamının görülmek üzere tevdi edilmediği,

         Anlaşılmıştır.      

         4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu’nun 6. maddesi gereğince; infaz hâkiminin kararlarına karşı şikâyetçi veya ilgili Cumhuriyet savcısı tarafından tebliğinden itibaren bir hafta içinde CMK. hükümlerine göre itiraz yoluna gidilebileceğinden, kararların usulünce şikâyetçiye tebliğ edilmesi ve Cumhuriyet savcılarına da görülmek üzere verilmesi, bunlara ilişkin tebligat evrakı ile “görüldü” şerhini taşıyan kararların da dosyasında saklanması, ilgililerin yasal haklarını kullanmalarına imkân vermesi bakımından, tebliğ işlemlerinin takibiyle yerine getirilmesine özen gösterilmesi, 
46- İnfaz Hâkimliklerinde Dosya Tutulmadığı
 

İnfaz Hâkimliklerinde yapılan işlemlere ilişkin dosya tutulmadığı görülmüştür.

* Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Adlî Yargı İlk Derece Ceza Mahkemeleri Kalem Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik’in 67. maddesi uyarınca açılan her dava için gününde ayrı bir dosya düzenlenmesi gerektiğinin hatırlanması,
47- İnfaz Hâkimliklerinin Düzenleyeceği Formlar
           

İnfaz Hâkimliğinin faaliyetlerine ilişkin istatistikî bilgilerin toplanmasına yönelik olarak hazırlanan (ADİS FORM 22) formlarının düzenlenmediği belirlenmiştir.

           

* Adli Sicil Genel Müdürlüğünün 01/01/2006 tarihli ve 59 numaralı Genelgesi uyarınca üçer aylık dönemler için düzenlenen bu formların, dönemleri takip eden Ocak, Nisan, Temmuz ve Ekim aylarının en geç ilk haftası içerisinde İnfaz Hâkimliklerince doldurularak, kontrolleri yapıldıktan sonra, gecikmeye ve yeni bir yazışmaya sebebiyet verilmeden Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğüne gönderilmesinin hatırda tutulması,

48- İnfaza Verilen İlamlara İlişkin Üçer Aylık Listelerin Verilmediği
 

İnfaz edilmek üzere, Cumhuriyet başsavcılığına gönderilen kesinleşmiş mahkûmiyet hükümlerini içeren ilamların üçer aylık listelerinin düzenlenip gönderilmediği saptanmıştır.

* Bakanlık CİGM’nin 01/01/2006 gün ve “ İnfaz İşlemlerinin Takibi ve Yerine Getirilmesinde Dikkat Edilecek Hususlar” konulu 9 sayılı Genelgesi’nde açıklandığı gibi; ilâmların kayıt dışı ve takipsiz bırakılmasının önlenmesi bakımından mahkemece, infaz için tevdi edilen hükümlerin listesinin her üç ayda bir Cumhuriyet başsavcılığına verilmesi lâzım geldiğinin göz ardı edilmemesi,

49- İstinabe evrakında Makul Süre İle Duruşma Günü Tayini
 

Ceza mahkemelerine ait istinabe evrakının incelenmesinde; arada uygun süre bulunmasına rağmen, duruşma günü tayin edilirken, mahalli mahkemenin belirlediği güne yetiştirilmesi hususunda gereken titizliğin gösterilmediği müşahede edilmiştir.

* Duruşma günü tayin edilirken mahalli mahkemenin belirlediği celse tarihinin göz önünde bulundurulması suretiyle gereksiz taliklere sebep olunmaması, aksine davranışın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/1. maddesindeki davaların makul sürede bitirilmesi kuralına aykırı olacağı hususunun gözden ırak tutulmaması,

50- İş Tevzii Protokolü ve Listesinin İlgili Makamlara Bildirilmediği
 

UYAP uygulaması bulunmayan ….. Ağır/Asliye/Sulh Ceza Mahkemesindeki iş dağıtımı ………… tarihinde yazılı bir ilkeye bağlanarak hâkim denetiminde yapılmasına rağmen, iş tevzii ilkelerine ait bu protokolün Bakanlığa bildirilmediği,

Keza; anılan mahkemelere gelen kamu davaları ile istinabe evrakının iş tevzii defterine kaydı yapılmakla beraber dava ve istinabe dağılımını gösteren listelerden birer nüshanın diğer mahkeme ile Cumhuriyet başsavcılığına gönderilmediği,

Anlaşılmış, denetim sırasında gereği ifa ettirilmiştir.

* Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünün 16/03/2006 tarih ve 131 sayılı Genelgesi uyarınca; halen UYAP uygulanmayan adalet dairelerinde aynı türden davalara bakan mahkemelerin birden fazla bulunması halinde, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen ilke kararları da dikkate alınarak iş tevzii ilkelerinin ayrıca Adalet Bakanlığı’na da bildirilmesi,

Aynı şekilde, Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Adlî Yargı İlk Derece Ceza Mahkemeleri Kalem Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik’in 73/2 ve 74/2. maddeleri uyarınca, nöbetçi mahkemelerce yapılan dava ve istinabe tevzii listelerine ait birer nüshanın diğer mahkemeyle birlikte Cumhuriyet başsavcılığına da teslim edileceğinin bilinmesi,

51- İtirazın Yanlış İncelendiği
 

Hâkim veya mahkeme kararlarına karşı itiraz dilekçelerinin ilgili hâkim veya mahkeme tarafından öncelikle incelenmeksizin, doğrudan itirazı incelemeye yetkili mercie gönderildiği tespit edilmiştir.

* Belirtilen durumlarda; itirazı inceleme yetkisinin kararı veren mercie ait olduğu, itirazı yerinde görmesi halinde kararı kendisinin düzelteceği, yerinde görmezse en çok üç gün içinde itirazı incelemeye yetkili mercie göndermesi gerektiğinin bilinmesi, CMK’nın bu hususu düzenleyen 268. maddesi doğrultusunda işlemlerin ifası,

52- Kabule Değer Sayılamayacak Temyiz İsteminin Reddi
 

Bir kısım evrakta, kabule değer sayılamayacak olan temyiz dilekçesinin reddi yerine dosyanın Yargıtay’a sevk olunduğu anlaşılmıştır.

* Kararların bir an önce kesinleştirilmesi için, bu gibi hallerde, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürlük Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 8/1. maddesi uyarınca, mahkemece ” temyiz dilekçesinin reddi ” yolunda bir karar verilmesi ve yargılamanın makul süre içinde bitirilmesini öngören AİHS’in 6/1. maddesi doğrultusunda yargılamanın gereksiz yere uzatılmasına neden olunmaması,
53- Karar Başlığına “Türk Milleti Adına Karar Verildiği”nin Yazılmadığı
 

            01/06/2005 tarihinden sonra ihdas olunan bazı kararların başına “Türk Milleti adına” verildiğinin yazılmadığı, ayrıca beraat dışındaki bir kısım hükümlerde suç yerinin ve zaman diliminin belirtilmediği görülmüştür.

            * CMK’nun 232/1, 2-c maddesi amir hükümlerine müteakip tatbikatta özen gösterilmesi,

54- Karar Kartonlarında, Kararların Sağ Üst Köşesine İnfaz Numarası, Kararın Kesinleştiği ve İnfaza Verildiği Tarihin Yazılmadığı
 

Karar kartonlarına takılan ve mahkûmiyeti içeren kararların sağ üst köşesine, ilâmın kesinleştiği ve infaz için Cumhuriyet başsavcılığına verildiği tarihler ile Cumhuriyet başsavcılığı infaz numarasının yazılmadığı görülmüş, denetim sırasında uygulama başlattırılmıştır.

* İşlerin sağlıklı yürütülmesi ve kontrolde kolaylığın sağlanması bakımından, konuya ilişkin Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemeleri Kalem Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik’in 68. maddesi hükmünün tatbikine önem verilmesi,
55- Kararlarda Hangi Kanun Yoluna ve Merciine Başvurulacağının ve Müracaat Süresinin ve Tazminat Hakkının Belirtilmediği,
         

          Kararlarda ilgililerin hangi yasa yoluna ve mercie, ne şekilde başvuracağı ile müracaat süresinin ne olduğunun açıklanmadığı görülmüştür.

          Keza CMK’da öngörülen hallerde ayrıca alakalılara tazminat isteme hakları bulunduğunun bildirilmediği belirlenmiştir.

          * Anayasa’nın 40/2 ve CMK’nın 34/2, 232/6, 291/1. maddeleri gereğince kararlarda ilgililerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağının ve müracaat süresi ve şeklinin yazılmasında hassasiyet gösterilmesi,

          Aynı şekilde tazminat isteme olanağının bulunduğu hâllerde hükümde CMK’nın 141/2, 232/6. maddelerinin dikkate alınması,

56- Kararlarda Sanığın Açık Kimliğinin Yazılmadığı
 

Mahkûmiyet hükmünü içeren kararların bir çoğunda, sanığın sadece adı, soyadı ve adresinin yazılması ile yetinildiği görülmüştür.

* CMK’nın 232/2-b maddesi uyarınca, hatalı infaza sebebiyet verilmemesi ve ceza yerine getirme fişinin tüm bilgileri ihtiva edecek şekilde düzenlenebilmesi için, sanığın nüfus kaydındaki açık kimliğine ait diğer bilgilerin de gerekçeli kararlara yazılmasına özen gösterilmesi, konu ile ilgili olarak Yargıtay CGK’nun 11/10/2005 tarih ve 2005/17-115 sayılı kararının hatırlanması,

57- Kararların Geç Yazıldığı
 

… Ceza mahkemesine ait bir kısım dosyada, gerekçeli kararların Ceza Muhakemesi Kanununda ön görülen sürede yazılmadığı belirlenmiş, denetim sırasında gereği yaptırılmıştır.

* Karar gerekçeli olarak duruşma tutanağına geçirilmemiş ise tefhiminden itibaren onbeş gün içerisinde dava dosyasına takılmasını ön gören CMK’nın 232/3. maddesi hükmünün uygulamada dikkate alınması,
58- Katılma Usulü
 

            Bazı dosyalarda, suçtan zarar görenin katılma istemi üzerine, oturumda hazır bulunan sanık ve müdafiinin bu hususta beyanı alınmadan davaya müdahale talebinin uygun olduğuna karar verildiği, bazen de yakınmayı belirten ifade sonrasında müştekiden davaya iştirak etmeyi isteyip istemediğinin sorulmadığı görülmüştür. 

                       

* CMK’nın 238/2-3. maddesi uyarınca; duruşma sırasında suçtan zarar görenin davaya katılmak istediğini belirtmesi üzerine, talebin uygun olup olmadığı konusunda karar vermeden önce, Cumhuriyet savcısı ile birlikte sanık ve varsa müdafiinin mutlaka dinlenmelerinin; keza, şikâyeti içeren ifadeyi müteakiben yakınıcıdan davaya iştirak etmek isteyip istemediğinin sorulmasının yasal bir zorunluluk olduğunun gözden kaçırılmaması,

59- Kesinleşme Şerhinin Hâkim Tarafından Onaylanmadığı
 

İnfazı gereken ilâmlarda; kesinleşme şerhinin hâkim tarafından onaylanmadığı belirlenmiştir.

* 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin Uygulanması Hakkındaki Kanun’un 5. maddesi hükmüne göre, mahkûmiyet içeren ilâmlardaki kesinleşme beyanlarının, hâkim tarafından tasdik edilmesi,

60- Keşif Günü Verilmek Üzere Duruşmaların Talik Edildiği
 

Keşif yapılması gerektiği kabul edilen bir kısım dosyada; kimi zaman “keşif gününün gelecek celse tayinine” şeklinde ara kararları kurulduğu, bazılarında ise keşif günü verildiği halde değişik gerekçelerle icra edilmemek suretiyle oturumların ertelendiği gözlenmiştir.

* Keşif tarihinin ileride belirlenmesi için duruşmaların talik edilmesi yasal dayanaktan yoksun olduğundan, yargılamanın sebepsiz yere uzamasına yol açacak bu tür ara kararları ittihazından kaçınılması, keşiflerin saptanan günde ve sonuca götürecek şekilde icrasına özen gösterilmesi,

61- Keşiflerin Yapılamadığına Dair Tutanağın Dosyaya Konulmadığı
 

Tayin edilen günde keşif yapılamamasına karşın, durumu belirleyen tutanağın düzenlenmediği gibi, kimi zaman da dosyaya takılmasının unutulduğu saptanmıştır.

* İlgililerin sızlanmalarına neden olacağı ve görevlilerin sorumluluklarını doğurabileceği de dikkate alınarak, keşfin icra edilmemesi nedenini gösteren tutanağın tanzim edilerek dosyasına konulmasının usul hâline getirilmesi,

62- Mağdur ve Müştekiye Yasal Haklarının Bildirilmediği
 

            Bir kısım davada, mağdur ile şikâyetçiye kanunî haklarının anlatılıp açıklanmadığı belirlenmiştir.

                       

            CMK’nın 234. maddesinde belirtilen yasal hakların, suçun mağdurları ile şikâyetçilerine anlatılıp açıklanarak, bu hususun da tutanağa yazılmasına azamî özenin gösterilmesi,
63- Memurlar Hakkındaki Hükümlerin Duyurulması
 

Kamu görevi yapan Devlet memurlarının yargılandığı davalar sonunda ittihaz olunan kararların idarî ve disiplin yönünden gereğinin takdir edilebilmesi için bu personelin bağlı olduğu bakanlık, kurum veya kuruluşa gönderilmediği öğrenilmiştir.

* 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 131/3. maddesi uyarınca işlem ifasına ehemmiyet verilmesi,

64- Muvakkat Tatil Kararı Verilen Dosyaların Duruşmaya Alınmadığı
 

Uzun süredir aranmalarına karşın yakalanamayan sanıklar hakkındaki kamu davalarının muvakkat tatiline karar verilerek duruşmaya alınmadıkları, kimi zaman da bu sebeple esas kayıtlarının kapatıldığı görülmüştür.

* Usul hukukumuzda muvakkat tatil kararına cevaz veren bir hüküm bulunmadığı gözetilerek, bu nevi dosyaların esas kayıtları kapatılmaksızın derdestler arasında tutulması ve tensip kılınacak muayyen tarihlerde duruşmaya alınarak sanıkların zamanaşımı süresince takip edilmesi,

65- Müsadere Kararlarında Duruşma Yapılmadığı
 

Suç konusu olmayıp bizatihi müsadereye tâbi bulunanların dışındaki suç eşyasının, talep üzerine veya re’sen, duruşma açılmaksızın evrak üzerinden zoralımına karar verildiği saptanmıştır.

* Suç konusu olmayıp münhasıran zoralıma tâbi bulunanlar hariç olmak üzere, diğer suç eşyasının müsaderesine duruşma yapılmadan karar verilemeyeceğine dair CMK’nın 256, 257 ve 259. maddelerinin hatırlanması,

66- Müşteki Ve Mağdurların Sanıktan Önce Dinlenildiği
 

Sanıkların hazır bulunduğu oturumlarda, öncelikle şikâyetçi ve mağdurun dinlenildiği, daha sonra sanığın sorgusunun yapıldığı gözlenmiştir.

 *Yargılamanın duruşma sürecinde, CMK’nın 191. maddesinde belirtilen usulî muamele sıralamasına dikkat edilmesi, öncelikle sanıkların sorgusunun yapılması, sonrasında şikâyetçi, mağdur ve tanıkların dinlenilmesine geçilmesi,

67- Nihai Karardan Sonraki Giderlerin Tahsili
 

Nihai karardan sonra yapılan giderlerin tahsili için müzekkere yazılmasının unutulduğu gözlenmiş, teftiş sırasında gereği yaptırılmıştır.

* CMK’nın 2/1-f, 324/1 ve 02/05/1966 tarih ve 4/3 sayılı İBK. uyarınca yoklukta verilen ilâmların bildirimi ve Yargıtay’a dosyanın gönderilmesi için yapılan posta giderleri gibi, karardan sonraki masrafın da mahkûm olandan alınması gerektiğinden bu hususa azami ölçüde dikkat edilmesi, 

68- Orman Suçlarında, Tutanak Düzenleyicilerinin Tensiben Çağrıldığı
 

Orman Kanununa muhalefet suçu ile ilgili bazı dosyalarda; tensiple birlikte gerekçe gösterilmeden tutanak düzenleyicilerinin duruşmaya çağrıldığı saptanmıştır.

* 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 82/4. maddesi, sanığın zabıt varakasının aksini iddia etmesi hâlinde tutanağı tanzim edenlerin çağrılıp dinlenmesine cevaz verdiğinden, tensiple birlikte davetlerinin yasaya uymadığının göz önünde bulundurulması,

           

69- Ön Ödemelik Suçlarda Sanığın Arandığı
 

Başlangıçta ön ödemelik olan ya da yargılama sırasında vasıf değişikliği nedeniyle bu kapsama dâhil olan suçlarda; sanıklara ön ödeme önerisi tebliği yerine, savunmalarının tespiti amacıyla ertelemeler yapıldığı anlaşılmıştır.

* Ön ödemelik suçlarda; öncelikle bu zorunluluğun yerine getirilmesi, iddianamede gösterilen suç vasfının duruşmada değişerek eylemin ön ödeme kapsamı içinde kaldığının anlaşılması hâlinde, sanığın sorgusunun yapılıp yapılmadığı koşulu aranmaksızın, ön ödeme tebligatı yapılarak sonucuna göre karar ittihaz edilmesi, bu hususu düzenleyen TCK’nın 75. maddesi ile konuya açıklık getiren 11/4/1983 gün ve 2/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının hatırlanması,

70- Resmî Tatil Günlerine Talik
 

Ceza mahkemelerine ait bazı dosyalarda; duruşma tarihleri belirlenirken gerekli titizliğin gösterilmemesi sonucu oturumların resmî tatil gününe tesadüf eder biçimde ertelendiği görülmüştür.

* Duruşma günlerinin tayininde daha özenli davranmak suretiyle ilgililerin mağduriyetine ve yargılamanın gereksiz yere uzamasına neden olan bu gibi hatalara meydan verilmemesi,

71- Sanıklara Tercüman Ücretinin Yükletilmemesi,
 

Ceza mahkemelerine ait bir kısım dosyada, Türkçe bilmeyen ya da engelli olan sanık, mağdur veya tanık için görevlendirilen tercüman giderlerinin nihai kararda sanıklara yükletildiği gözlenmiştir.

* CMK’nın 324/5. maddesi ile Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 01/01/2006 gün ve (3) sayılı Genelgesi’nin uygulanmasında hassasiyet gösterilmesi, konuya ışık tutan AİHM’in 28/11/1978 tarihli Luedicke Belkacem Koç/Almanya ile 21/02/1984 tarihli Öztürk/Almanya kararlarında da belirtildiği üzere, bu gibi durumlarda çevirmen için ödenecek ücretin mahkûmiyet hâlinde dahi sanıktan istenmesinin mümkün bulunmadığının bilinmesi,

72- Sanıklara Yasal Haklarının Hatırlatılmadığı
 

Sanıklara, sorguya çekilmelerinden önce yasal haklarının hatırlatılmadığı tespit edilmiştir.

CMK’nın 191/3-c maddesi,  sorgu esnasında sanıklara aynı yasanın 147. maddesinde yer alan hakların hatırlatılması mecburiyetini öngördüğünden, bu gereğin yerine getirilmesinin ihmal edilmemesi, aykırılığın Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre bozma sebebi sayıldığının da dikkate alınması,

73- Sanıkların sorgusunu düzenleyen CMK’nın 147, 149 ve 150. maddeleri hükümlerinin uygulamada göz ardı edilmemesi, Dinleme ve Okumadan Sonra Sanığa ne Diyeceğinin Sorulmadığı, Son Oturumda Hazır Olan Sanığa Son Sözün Verilmediği
 

İncelenen dosyaların bir kısmında sanık, katılan ve Cumhuriyet savcısına; tanık veya bilirkişi dinlenmesinden ya da belgelerin okunmasından sonra diyeceklerinin sorulmadığı,

                          

Bazılarında da hükmün tefhiminden önce hazır olan sanığa son sözün verilmediği,

Belirlenmiştir.

* Tanık ve bilirkişinin dinlenmesinden ya da belgelerin okunmasından sonra bir diyeceğinin olup olmadığının sanık ve müdafii ile katılan veya vekiline ayrıca Cumhuriyet savcısına sorulmasının lüzumunu vurgulayan CMK’nın 215. maddesinin tatbikinde hassas davranılması,

            Aynı yasanın 216/3. maddesi uyarınca da; hükmün açıklanmasından önce son sözün hazır bulunan sanığa verilmesi gerektiğinin unutulmaması,
74- Suç Eşyasının Dosya İçinde Muhafazası
 

Suç eşyası olan sahte senet, hakaret ve tehdit içeren mektup, imza incelemesine esas kredi kartı sözleşmesi ve suç delili olan CD’ler vs. dosya içinde saklandığı görülmüştür

* Suç Eşyası Yönetmeliği’nin 5 ve müteakip maddeleri uyarınca; el konulan eşyanın, gerekli işlemler tamamlandıktan sonra hemen emanet memurluğuna teslimi sağlanarak daire ve depoda muhafazası gerektiğinin bilinmesi, bu şekilde saklanmasının kaybolmasına ve yıpranmasına yol açabileceğinin unutulmaması,

75- Sulh Ceza Mahkemesinde Yaş Tashihi
 

Sulh ceza mahkemesinde görülmekte olan davada, Cumhuriyet savcısı ve/veya nüfus idaresi temsilcisi iştirak etmediği halde sanığın doğum tarihinin düzeltildiği görülmüştür.

* CMK’nın 218. maddesi uyarınca; ceza mahkemelerinde yaş tashihi yapılması durumunda, Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 36/a maddesinin amir hükmü gereğince bu celselerde nüfus idaresi temsilcisi ile birlikte Cumhuriyet savcısının da hazır bulunması gerektiğinin unutulmaması,
76- Şahsi Hürriyeti Sınırlayıcı Hâllerin Gerekçeli Kararda Gösterilmediği
 

Karara bağlanan bir kısım dosyalarda şahsi hürriyeti sınırlanan sanıkların bu sebeple geçirdiği sürelerin gerekçeli kararlarda gösterilmediği belirlenmiştir

* Bu hususu düzenleyen CMK’nın 232/2-d ve TCK’nın 63. maddesi hükümlerinin dikkate alınması,
77- Şikâyetçi, Tanık Ve Sanıkların Doğrudan Zorla Getirtilmesi Yoluna Gidildiği
 

Tutuklu işlere ilişkin olup olmadığına bakılmaksızın, ödenek yetersizliği veya başka gerekçelerle şikâyetçi ve tanıkların; keza hak­kın­da tu­tuk­la­ma ka­ra­rı ve­ril­me­si ve­ya ya­ka­la­ma em­ri dü­zen­len­me­si için ye­ter­li ne­den­ler bu­lu­nmayan sa­nı­ğın zor­la ge­ti­ril­me­si­ne ka­rar ve­ri­ldiği ya da Cumhuriyet başsavcılığına yazılan bir müzekkere ile hazır bulundurulmalarının istendiği beyan-müşahede olunmuştur.

* Duruşmaya çağrılacak tanık, şikâyetçi ve sanıklar hakkında CMK’nın 43, 44, 145, 146/1-7, 176/1, 233. maddelerine uygun işlem ifası,

78- “Şüpheli-Sanık Karar Takip Formu”nun Düzenlenip Gönderilmediği
 

          Şüpheli – sanık karar takip formu ile ilgili işlemlerin yerine getirilmesi hususunda aksamalar yaratıldığı gözlenmiştir.

* 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürlük Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 16. maddesi ve Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 01/01/2006 tarih ve 10 sayılı Genelgesi’nin 4. maddesi ile teşkilata duyurulan hususlara uyularak, söz konusu formların usulünce muameleye tabi tutulması, bilgi akışının düzenli olarak sağlanması için kalem personelinin dikkatinin çekilmesi,

79- Tali Karar Fişi
 

            3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkındaki Kanun uyarınca ilgililerin şikâyetlerinden vazgeçmeleri ya da ödeme yapılması nedeniyle mahkûmiyet hükümlerinin ortadan kaldırıldığı hâller ile 5237 sayılı TCK’na göre verilen yeniden uyarlama kararları sonrasında talî karar fişlerinin tanzim edilmediği belirlenmiştir.

* 5352 sayılı Adlî Sicil Kanunu’nun 4 ve Yönetmelik’in 7. maddesi ile Bakanlık Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünün 01/01/2006 tarih ve 62 sayılı “Bildirme Fişleri ve Silme Kararları” konulu Genelgesi uyarınca, adlî sicile bildirilmiş olan hüküm ve kararlarda değişiklik yapılması durumunda tali karar fişi düzenlenerek Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğüne gönderilmesi gerekeceğinin bundan böyle unutulmaması, noksanlıkların ikmali,

80- Tanık İfadelerinin Soruşturma Aşamasındaki Beyanlarına Atıf Yapılarak Alındığı
 

Tanık ifadelerinin soruşturma aşamasındaki beyanlarına atıfta bulunularak alındığı saptanmıştır.

* Kovuşturma aşamasında dinlenmeleri lüzumu hissedilen tanıkların beyanlarının tespiti sırasında ilgililerin önceki anlatımları ile yetinilmeyip, bilgi ve görgülerinin ayrıntılı ve suç unsurlarını kapsar şekilde saptanması, konuyu düzenleyen CMK’nın 59 ve 212. maddelerine riayet olunması,

81- Tanık Ve Sanıkların İsim Verilmeden Çağrıldığı
 

Birden fazla şikâyetçi, sanık ve tanığı bulunan dosyaların duruşma hazırlığı ve yargılaması sırasında; isim belirtilmeden “şüpheli, sanık ve tanıkların celbine” biçiminde ifadeler kullanmak suretiyle tensip tutanakları ve ara kararları düzenlendiği görülmüştür.

* CMK’nın 175 ve 181. maddeleri göz önüne alınarak olaylarla ilgisi olmayan kişilerin gereksiz yere mahkemeye çağrılmasına engel olmak, dava ve işlerin süratle sonuçlandırılmasını temin etmek açısından dinlenmelerine karar verilen kişilerin önceden tespiti ile tensip ve ara kararlarında açıkça gösterilmesi, inisiyatifin kaleme bırakılmaması,

82- Tanık Yoklaması Yapılmadan Duruşmalara Başlandığı
 

Bir kısım dosyada; duruşmalara çağrılan tanık ve/veya bilirkişilerin gelip gelmedikleri saptanmadan başlanıldığı ya da bu hususun gecikmeli olarak yerine getirildiği görülmüştür.

* Duruşmalara başlama yöntemini düzenleyen CMK’nın 191/1. maddesi hükmünün titizlikle uygulanmasına önem atfedilmesi,

83- Tanıklara gerekli ihtaratın eksik yapıldığı ya da hiç yapılmadığı
 

Tanıklara anlatımlarından önce yapılması gereken ikazların genellikle eksik icra olunduğu, bazen de hiç ifa edilmediği görülmüştür.

* CMK’nın 53. maddesinde öngörülen yasal uyarıların açıkça ve tam olarak yapılmasına özen gösterilmesi,
84- Tanıklıktan Çekinme Hakkı Olanlara Hatırlatma Yapılması
 

Bir kısım dosyada, sanığın nişanlısı, karısı, kocası, babası, amcası gibi kimselere ifadeleri alınmadan evvel tanıklıktan çekinebileceklerinin bildirilmediği saptanmıştır.

* CMK’nın 45 ve devamı maddelerinin amir hükümleri uyarınca; tanıklıktan çekinebilecek olan kimselere dinlenmeden önce bu haklarının hatırlatılması,

85- Tecilli Kararların Esas Defterine İşlenmesi İçin Cumhuriyet Başsavcılığına Verilmediği
 

Haklarında mahkûmiyet hükmü tesis edilen sanıkların bu cezaları ertelendiği hâlde, ilâmın kaydına işaret edilmek üzere Cumhuriyet başsavcılığına verilmediği görülmüştür.

* Tecilli ilâmların, şartları oluştuğu takdirde aynen infazına olanak sağlanması bakımından, bu tür ilâmın Cumhuriyet Başsavcılığı esas defterindeki mahsus sütuna şerh verilmesi için başsavcılığa gönderilmesi ve kalemin kontrolsüz bırakılmaması,
86- Temyiz Dilekçesinin Karşı Tarafa Tebliğ Edilmediği
 

          Temyiz dilekçelerinin karşı tarafa tebliğe çıkartılmadığı belirlenmiştir.

          * Temyiz dilekçesinin bir örneğinin karşı tarafa tebliğini öngören 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürlük Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 8/1. maddesinin uygulanmasında hassas davranılması,
87- Tutanağa Bilirkişi Vs.nin İmzasının Alındığı
 

Duruşma sırasında dinlenen şikâyetçi, tanık ve bilirkişilerin beyanlarının imzaları ile onaylatıldığı müşahede edilmiştir.

* Ceza mahkemelerinde kovuşturmanın “sözlülük” esasına uygun olarak yürütülmesi gerektiği dikkate alınarak, ifade sahiplerinin imzalarının tutanağa alınmasına gerek bulunmadığının bilinmesi, konuya ilişkin CMK’nın 219, 221 ve 222. maddeleri hükmünün göz ardı edilmemesi ve aynı doğrultuda Yargıtay CGK’nın 28/03/1988 gün ve 1-68 esas-karar sayılı içtihadının hatırda tutulması,

88- Tutuklu Dosyalarda 30 Günden Fazla Sürelerle Ertelemeler Yapıldığı
 

Sanıkları tutuklu olan bazı dosyalarda, otuz günü aşan sürelerle tutukluluk durumunun değerlendirildiği belirlenmiştir.

* Tutuklusu olan dosyalarda, CMK’nın 108. maddesi amir hükmüne uygun hareket edilmesi,

                                                                                    

89- Tutuklu İşler İle Acele İşten Sayılan Davaların Adlî Tatilde Görülmediği
 

Tutuklu işler ve CMK’nın 250. maddesinde sayılan suçlar ile 6831 sayılı Kanun’a aykırılık, Basın Kanunu’na muhalefet, … vb. suçlara ilişkin davalarda, “araya adlî tatil girdiğinden” bahisle yargılamanın başka günlere ertelendiği saptanmıştır.

* Tutuklu işler ve CMK’nın 252/1-a, 6831 sayılı Orman Kanunun 83/2, 5187 sayılı Basın Kanununun 27/3. maddesi uyarınca acele işlerden sayılan bu tür suçlara CMK’nın 331/2. maddesi gereğince adlî ara vermede de bakılabileceğinin gözden ırak tutulmaması,
 90- Tutuklu İşlerde Tanıklar Hakkında Verilen Zorla Getirme Kararlarında Gerekçe Gösterilmediği
 

Tutuklu işlerde tanıklar için gönderilen zorla getirme karar yazılarında gerekçe gösterilmediği anlaşılmıştır.

* CMK’nın 43/1. maddesi uyarınca tutuklu işlerde verilen zorla getirme kararlarına ilişkin müzekkerelerde tanıkların bu yolla getirilme nedenlerinin yazılması gerektiğinin anımsanması, 

           

91- Tutuklu Sanıklara Duruşma Günü ve İddianamenin Tebliğ Edilmediği
 

Sanığı tutuklu olan bir kısım dosyada,  sanıklara duruşma günü ve iddianamenin tebliğ edilmediği anlaşılmıştır.

* CMK’nun 176/3-4 ve Cumhuriyet Başsavcılıkları İle Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemeleri Kalem Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik’in 78. maddelerine istinaden; tutuklu bulunan sanığın, duruşma gününden en az bir hafta önce Ceza İnfaz Kurumunda cezaevi kâtibi veya bu işle görevlendirilen personel yanına getirilerek iddianame ve duruşma gününün tebliği ile bu hususun tutanakla belgelendirilmesi,

92- Uzlaşma ve Önödeme Uygulanmadan Açılan Kamu Davalarının Kabul Edildiği
 

Soruşturma aşamasındaki evraktan önödeme veya uzlaşmaya tâbi olduğu açıkça anlaşılan işlerde, iddianamenin iadesi yerine kabulüne karar verilerek duruşmaya devam olunduğu gözlenmiştir.

* CMK’nın 174/1-c maddesi hükmü ile Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 09/09/2005 gün ve 2005/8209-19963 sayılı içtihadının bundan sonraki uygulamalarda nazara alınması,

93- Vekâletnamelerin Harçlandırılmadığı,
 

 Ceza mahkemelerinde görev ifa eden avukatların sunduğu vekâletnamelerden suret olanların usulünce harçlandırılmadığı görülmüş, ikmali için uyarıda bulunulmuştur.

* Mahkemelerde vekille takip edilen işlemler esnasında ibraz edilen vekâletname suretlerinin, 492 sayılı Kanun’a bağlı (1) sayılı tarifenin D/I-c bendi gereğince harçlandırılması gerektiğinin daima göz önünde bulundurularak hazine zararına neden olunmaması,

94- Yabancı Uyrukluların Özgürlüğünü Kısıtlayan Kararların Bakanlığa Bildirilmediği
 

            Bir kısım dosyalarda gözaltına alınan, tutuklanan veya hükümlü olduğu cezanın infazına başlanan yabancı uyruklular hakkında Bakanlığa bildirim yapılmadığı saptanmıştır.

* Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğünün 01/01/2006 tarihli ve 70 sayılı Genelgesi uyarınca; ülkemizde işledikleri suçlar nedeni ile gözaltına alınan, tutuklanan veya hükümlü oldukları suçlar nedeni ile cezalarının infazlarına başlanan yabancı uyrukluların, özgürlüklerinin kısıtlanması ve serbest bırakılmalarına ilişkin durumlarının ve adı geçenlerin açık kimliklerini içeren belgelerle birlikte isnat olunan suçlara ilişkin bilgilerin taraf olduğumuz uluslararası anlaşmalar gereğince Bakanlığımıza ivedilikle iletilmesi gerektiğinin hatırlanması,
95- Yargılama Giderleri
 

…esas sayılı dosyalarda hüküm ve/veya kararda yargılama giderlerinin kimlere yükletileceğinin gösterilmediği, ……esas sayılı dosyalarda ise giderlerin miktarının mahkeme başkanı veya hâkim tarafından belirlenmediği ya da eksik hesaplandığı görülmüştür.

* Yargılama giderlerinin miktarının tayininde CMK’nın 324/2-3. maddesindeki kurallara riayet edilmesi,

96- Yasal Haklar Hatırlatılmadan Veya Müdafi Tayin Edilmeden Sorgu Yapıldığı
 

Sanıkların ifadelerinin alınması ya da sorgularının yapılması sırasında, müdafi seçmelerinin istenilmediği, müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan ettikleri takdirde, istemleri hâlinde bir müdafi görevlendirileceğinin bildirilmediği, ayrıca 18 yaşından küçükler ile alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan sanık olanların müdafi tayin edilmeksizin sorgularının yapıldığı anlaşılmıştır.

* Sanıkların sorgusunu düzenleyen CMK’nın 147, 149 ve 150. maddeleri hükümlerinin uygulamada göz ardı edilmemesi,

97- Yazılan Müzekkerelere Yasal Meşruhat Verilmediği
 

            Bir kısım dosyada kamu veya özel kurum ve kuruluşlara yapılan yargılamayla ilgili bilgi istemek amacıyla yazılan müzekkerelere yasal meşruhatın konulmadığı saptanmıştır.                                                                                                     

* CMK’nın 332. maddesi gereğince, suçların soruşturma ve kovuşturması sırasında Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından yazılı olarak bilgi istenen hâllerde yazılacak müzekkerelere, istenilen bilgilere on gün içerisinde cevap verilmesinin zorunlu olduğu, eğer bu süre içinde istenen bilgilerin verilmesi imkânsız ise, sebebinin ve en geç hangi tarihte cevap verilebileceğinin aynı süre içinde bildirilmesi gerektiği, buna aykırı hareket edilmesi hâlinde TCK’nın 257. maddesine aykırılık oluşturabileceği hususlarında şerh verilerek, yargılamanın hızlandırılmasına yönelik bu uygulamaya işlerlik kazandırılması,

98- Yoklukta Verilen Beraat Ve Düşme Kararlarının Tebliğ Edilmediği
 

Sanık veya katılanın yokluğunda verilen beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, davanın reddi ve düşmesi kararlarının ilgililerine tebliğ edilmediği gözlenmiştir.

* CMK’nın 35/2. ve Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemeleri Kalem Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik’in 86. maddelerine uyulması,

99- Yönetmelikte Belirtilen Defterlerin Tutulmadığı
 

……Ceza mahkemesinde …… defterinin tutulmadığı beyan ve müşahede edilmiştir.

* Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemeleri Kalem Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik’in 46. maddesinde belirtilen … defterinin tutulmasının gerektiğinin bilinmesi,
100- Yurda Dönmeleri İhtimaline Binaen Sanıklar Hakkında Yakalama Emri Çıkarıldığı
 

Ceza Mahkemelerine ait bir kısım dosyada; yurtdışındaki açık adresi tespit edilen sanıklar hakkında savunmasının alınması için gerekli işlemlere tevessül edilmeden “yurda dönme ihtimaline binaen ihzarına” denilmek suretiyle talikler yapıldığı görülmüştür.

* Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğünün 01/01/2006 tarih ve 66 sayılı Genelgesi’nde bahsedilen usule uygun olarak yurtdışına talimat yazılması suretiyle gereksiz ertelemelere sebebiyet verilmemesi, 
101- Yurtdışına Yazılan İstinabe Evrakının Tercüme Usûlü,
 

Fransa, Hollanda ve K.K.T.C. haricindeki yabancı Devlet adli makamlarına yazılan istinabe evrakının tercüme ettirilmeksizin Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğüne gönderildiği belirlenmiştir.

* Yurtdışına yazılan istinabe evrakının Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğünün 01/01/2006 tarih ve 69 sayılı Genelgesi doğrultusunda hazırlanması, Fransa, Hollanda ve KKTC’ne yönelik evrakın Türkçe olarak düzenlenmesi, diğerlerinin ise bu Genelge’ye ekli “İstinabe ve Tebligat Evrakının Tercüme Ettirileceği Diller” başlıklı Ek 1 sayılı listesinde yer alan dile tercümesinin sağlanması hususlarında hassasiyet gösterilmesi,

102- Zamanaşımı Dosyalarının Derdestler Arasında Tutulduğu
 

5237 sayılı TCK’ nın 66 ve 67. maddeleri mucibince zamanaşımı nedeniyle verilen düşme kararlarının gecikmeli uygulandığı ya da mahsus sürelerin dolmasından sonra duruşma yapılmasına rağmen, icap eden kararın verilmeyip dosyaların derdestler içinde tutulduğu anlaşılmıştır.

* Eski yıllardan devren gelen dosyaların zaman zaman 5237 sayılı TCK’ nın 66, 67 (mülga 765 sayılı TCK’nın 102, 104) ve takip eden maddeleri açısından gözden geçirilerek, zamanaşımına uğrayanlar hakkında gerekli kararın derhal verilerek iş birikimine, gereksiz emek ve zaman sarfına meydan verilmemesi,

103- Zamanaşımı Hükümlerinin Uygulanmasında Hatalar
 

          Zamanaşımına yönelik olarak yapılan incelemede; bir kısım dosyanın zamanaşımı süresi dolmasına rağmen derdestler arasında tutulduğu, bir bölümünde yasal süre dolmadan ortadan kaldırma kararı verildiği, bazı dosyalarda ise mahsus sürelerin dolmasından sonra duruşma yapılmasına rağmen, icap eden kararın verilmeyip sonraki oturumlara bırakıldığı, kimi dosyalarda da ceza süresi ile zamanaşımı müddetinin hesaplanması ve uygulanmasında 765 ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunlarının karma olarak uygulandığı,

Bu bağlamda ;

– 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2000/163 esas sayılı dosyasında; 01/02/2000 tarihinde işlenen yankesicilik suretiyle hırsızlık suçundan sanık H.C. hakkında 08/02/2000 tarihinde dava açıldığı, 11/02/2000 tarihinde savunmasının alınabilmesi için zorla getirilmesine karar verildiği, bundan sonra süreyi kesen başka işlem yapılmadığından 11/02/2005,

Tarihlerinde dava zamanaşımı dolmasına rağmen, karar verilmeyerek derdestler arasında bekletildikleri,

            – 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/387 esas sayılı dosyasında; Şubat 1996 tarihinde 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 359/b-1 maddesine muhalefet suçundan 18/11/2002 tarihinde kamu davasının açıldığı, olağanüstü zamanaşımı süresi 31/07/2004 tarihinde dolmasına karşın 21/09/2005,

Tarihine kadar yargılamaya devam edilerek derdestler arasında tutuldukları,

            – 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 1998/157 esas sayılı dosyasında; 08/07/1997 günü işlendiği iddia edilen resmi evrakta sahtecilik, dolandırıcılık suçlarından 28/07/1997 tarihinde dava açıldığı, sanık (B.Ç.)’nin savunmasının alınması amacıyla 04/08/1997 günü gıyabî tevkif müzekkeresi çıkartıldığı ve bu durumda sürenin 04/08/2007 günü dolması gerektiği halde 20/10/2005,

            Tarihinde zamanaşımı müddetleri henüz dolmadan kamu davasının ortadan kaldırılmasına karar verildiği,

            – 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2000/126 esas sayılı dosyasında; sanık hakkında 30/09/1997 tarihinde işlediği iddia olunan sahtecilik suçundan 25/04/2000 tarihinde mülga 765 sayılı TCK’nın 342/1. maddesi gereğince kamu davasının açıldığı, 04/07/2000 tarihinde gıyaben tutuklandığı, ceza miktarı 5237 sayılı TCK’nın 204/1. maddesine göre ( 5 yıl ), zamanaşımı süresi ise mülga 765 sayılı TCK’nın 102/4. maddesi uyarınca hesaplanarak 30/06/2005,

            Tarihlerinde, ceza miktarı ve zamanaşımı süresinin hesaplanmasında 765 ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunlarının karma olarak uygulanması suretiyle davaların ortadan kaldırılmasına hükmedildiği,

Belirlenmiştir.

*  Mülga 765 sayılı TCK’nın 102, 104, 5237 sayılı TCK’nın 66, 67 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3. maddeleri uyarınca dava zamanaşımı ile ilgili hükümlerin tatbikinde daha duyarlı davranılarak benzeri yanlışlıklara sebep olunmaması,

            Mülga 765 sayılı TCK’nın 2/2 ve 5237 sayılı TCK’nın 7/2. maddeleri uyarınca lehe olan kanunun her dosyada bir bütün olarak tatbiki gerektiğinin unutulmaması, bu hususu teyit eden 23/02/1938 gün ve 29/9 sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 10/11/2005 gün ve 2005/6746-8599 sayılı ve Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 14/11/2005 gün ve 2005/8751-11060 sayılı içtihatlarının uygulamada nazara alınması,

104- Zimmet Defterlerinin Ayrı Ayrı Tutulmadığı
           

Ceza Mahkemelerinin tümünde, genel bir zimmet defteri tutulmakla beraber infaz ile harç ve mahkeme giderleri için ayrı ayrı zimmet defterlerinin kullanılmadığı tespit ve beyan edilmiş, teftiş esnasında uygulamaya geçilmiştir. 

    

* Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Adlî Yargı İlk Derece Ceza Mahkemeleri Kalem Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik’in 56/son maddesi uyarınca, genel olarak mahkemelerden Cumhuriyet başsavcılıklarına veya muhtelif mercilere gönderilen evrakın kaydı için tutulan zimmet defterinin haricinde, infaz ile harç ve mahkeme giderleri için de ayrı ayrı zimmet defterleri tutulacağının bilinmesi,
105- Zorunlu Müdafiin Her Oturumda Hazır Bulunmaması
 

Zorunlu müdafi tayin edilen dosyalarda, bir kısım duruşmaların müdafiinin yokluğunda sürdürüldüğü görülmüştür.

CMK’nın 151. maddesinde getirilen; “150. madde hükmüne göre görevlendirilen müdafi, duruşmada hazır bulunmaz veya vakitsiz olarak duruşmadan çekilir veya görevini yerine getirmekten kaçınırsa, hâkim veya mahkeme derhâl başka bir müdafi görevlendirilmesi için gerekli işlemi yapar. Bu durumda mahkeme oturuma ara verebileceği gibi oturumun ertelenmesine de karar verebilir” hükmü gereğince bu kişiler hakkında müdafii bulunmaksızın oturum icrasının yasaya aykırılık teşkil ettiğinin bilinmesi,


No Comments yet, be the first to reply

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir