TC. Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu başkanlığından,

HUKUK MAHKEMELERINE ÖNERİLER LİSTESİ :

1- Ailenin Korunmasına İlişkin Yasaya Göre Verilen Kararlarda Eksiklik
 

Asliye Hukuk Mahkemesinde Aile Mahkemesi sıfatıyla ve 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun’un 1. maddesi gereği verilen tedbir kararlarında kusurlu eşe aynı Yasa’nın 1/II. maddesindeki ihtaratın yapılmadığı tespit olunmuştur.

* 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun’un 1/II ve 2. maddesi ile Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 14/10/1998 tarih ve 1998/9364-10828 sayılı ilâmı içeriğine göre ihtaratın mutlaka yapılması,

2- Ara Kararı Gereğinin Yerine Getirildiğine Dair Şerh Verilmesi
 

Ara kararları gereklerinin yerine getirildiğine ilişkin kaydın, zabıt kâtibince tutanağa yazılıp imzalanmadığı görülmüştür.

* Hukuk ve Ticaret Mahkemeleri Yazı İşleri Yönetmeliği’nin 32/2. maddesi mucibince, duruşmaları takiben tamamlanan muamelelerin işlemi yapan zabıt kâtibi tarafından tutanağa geçirilerek imzalanması usulüne riayet edilmesi,

3- Baro Pulu Olmayan ve Suret Harcı Yatırılmayan Vekâletnamelerin Kabul Edildiği
 

Avukat ile temsil edilen bir kısım dava dosyalarına iliştirilen vekâletname ve yetki belgelerinde baro pulunun bulunmadığı halde yargılamaya devam edildiği, bir kısmında ise avukatların ibraz ettiği yetki belgelerinden suret harcının alınmadığı müşahede edilmiştir.

* 1136 sayılı Kanun’un 27 ve TBB Staj Kredi Yönetmeliği’nin 4. maddeleri uyarınca, 10/05/2001 tarihinden itibaren vekâletname ve yetki belgesi asıl ve suretlerine Türkiye Barolar Birliğince bastırılan pulların yapıştırılması, pulu eksik veya bulunmayanların kabul edilmemesi, on günlük mehilde pul tamamlanmadıkça vekâletnamenin işleme konulmaması,

1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 56/5. maddesi uyarınca avukatların tevkil yetkisine dayanarak bir başka avukata verdikleri ve vekâletname hükmünde sayılan yetki belgesinin asıl ve suretlerinin yargı mercilerine ibraz edilmesi durumunda, avukat ya da ortaklığı tarafından düzenlenip onaylandığından 492 sayılı Harçlar Kanunu’na ekli ( I ) sayılı Tarifenin yargı harçları bölümünün D/1-c fıkrasında belirtilen suret harcının alınması gerektiğinin bundan sonraki işlemlerde nazara alınması,

4- Bilirkişi Raporunun İbraz Süresi ve Nüsha Sayısı
 

Asliye Hukuk Mahkemesinin … esas sayılı dosyalarında olduğu gibi, bilirkişilere, ne kadar süre içinde ve kaç nüsha rapor ibraz etmeleri gerektiğinin açıklanmadığı görülmüştür.

* HUMK’un 2494 sayılı Yasa ile değişik 281/2. maddesi gereğince, bilirkişiler tarafından yazılı olarak verilecek raporların kaç nüsha tanzim edileceğinin ve raporun tevdi edileceği sürenin tayin edilmesi,

5- Bilirkişi Raporlarının İncelenmesi İçin Talikler Yapıldığı
 

Bir kısım dava dosyalarında bilirkişi rapor suretlerinin duruşma gününden evvel tebliğ edilmemesi sebebiyle tetkiki zımnında talikler yapıldığı saptanmıştır.

* HUMK’un 282. maddesine göre gerekli harç ve masrafların diğer keşif harç ve giderleri yanında peşin alınması suretiyle duruşma gününden önce keşif ve bilirkişi raporlarının kalemce taraflara ulaştırılmasının usul edinilmesi,

6- Bonoya Dayalı İhtiyati Hacizlerde Teminat Alınmadığı
 

Bonoya dayalı ihtiyati haciz taleplerinde teminat alınmadığı saptanmıştır.

* İİK ve TTK’da bononun İİK’nın 38. maddesinde tanımlanan ilâm niteliğinde bir belge olarak kabulüne olanak veren bir hüküm bulunmadığından, benzeri taleplerden İcra İflâs Kanunu’nun 259. maddesinde öngörülen teminatın belirlenip alınması gerektiğinin bilinmesi,

7- Boşanma Kararlarında Tarafların Açık Kimliği
 

29 Nisan 2006 tarihinden sonra Aile Mahkemesinden verilen tüm boşanma kararlarında, tarafların açık kimliği yanında Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasının yazılmadığı, tespit ve beyan edilmiştir.

* 29/04/2006 tarihinde yürürlüğe giren 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 27. maddesi gereğince tarafların Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, adı, soyadı, doğum yeri ve tarihi, baba ve ana adları ile kadının evlenmeden önceki soyadı ve aile kütüğünde kayıtlı olduğu yer bilgilerinin kararda yer almasının zorunlu olduğunun bilinmesi,

8- Boşanma Kararlarının Nüfus Müdürlüğüne Gönderilmediği
 

Boşanma kararlarının, kesinleşmesini müteakip resen nüfus müdürlüğüne gönderilmeyip, bu hususun tarafların tutumuna terk edildiği anlaşılmıştır.

* 5490 sayılı Yasa’nın 55. maddesi uyarınca; mahkeme yazı işleri müdürlerinin, aile kütükleri üzerinde tescil yapılmasını gerektirecek bütün karar ve işlemleri, kesinleşme veya düzenleme tarihinden itibaren on gün içerisinde o yerin nüfus müdürlüğüne bildirmekle görevli kılındığının unutulmaması,

9- Bozma Üzerine Dosyanın Esasa Kendiliğinden Kaydedilmediği
 

… Hukuk Mahkemesine ait …esas sayılı dosyalarda, Yargıtayca bozulan kararların taraflara tebliğinden sonra mahkemece tarafların resen duruşmaya çağrılmadığı gözlenmiştir.

* Kararı Yargıtayca bozularak dönen dosyalardan tashihi karar yolu kapalı olanların resen esasa kaydından sonra, peşin alınacak giderlerden sarf olunmak suretiyle mahkemenin tarafları kendiliğinden davet etmesine ilişkin HUMK’un 438. oturuma kimse gelmediği yahut gelenler davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına ilişkin aynı Yasa’nın 409. maddesi hükümlerine uyulması,

10- Damga Vergisi Eksikliği
 
…. sayılı … dosyasına sunulan, 6.000,00 YTL bedelli, adi kefalet içeren, gerçek kişiler arasında, 2006 yılında yapılmış iki imzalı kira sözleşmesinde, 31/12/2004 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan, 5281 sayılı Yasa ile 488 sayılı Yasa’ nın (2) sayılı tablosundaki “IV – ticarî ve medeni işlerle ilgili kâğıtlar” başlıklı bölümünde yapılan düzenleme sonucu gerçek kişiler arasında yapılan mesken kira mukaveleleri damga vergisinden muaf olmakla beraber, bahse konu sözleşmedeki kefaletin 488 sayılı Damga Vergisi Yasası yönünden kontrole tâbi tutulmadığı izlenmiş, maliyeye ihbarda bulunulmuştur.

* 488 sayılı Damga Vergisi Yasası’nın 24 ve 26. maddelerindeki düzenleme gereği resmî dairelerin ilgili memurlarının kendilerine ibraz edilen kâğıtların damga vergisini aramaya ve vergisi hiç ödenmemiş veya noksan ödenmiş olanları bir tutanakla tespit etmeye veya bunları tutanağı düzenlemek üzere vergi dairesine göndermeye mecbur oldukları nazara alınarak hazine zararına yol açan ihmali davranışlardan kaçınılması,

11- Davaların Süratli Sonuçlandırılmasında Hassas Davranılmadığı
 

Gereksiz emek ve zaman kaybına yol açan taliklerle nihai hükme ulaşılmasının geciktiği bazı dosyalar görülmüştür.

Şöyle ki;

Ön mesele sayılan başka bir dava sonucu beklenirken tarafların beyanı ile yetinilip iki yıla varan sürelerle mahkemece akıbetinin uygun aralıklarla ilgili yerlerden sorulmadığı,

Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 25/2/1985-2089/1907, 2. Hukuk Dairesinin 20/10/1991-6225/6080, 4. Hukuk Dairesinin 18/10/1970-3551/5012 sayılı içtihatları ve HUMK’un 258, 274 ve 414. maddesi hükümleri karşısında tarafların şahitlerini mahkemeye getirmelerine ilişkin ara kararlarının yasal dayanağı bulunmayıp davetiye ile celbi gerektiği halde şahitlerin taraflarca hazır edilmesi uygulamasının sürdürüldüğü,

Önceki ara kararını yerine getirmeyen, üst üste ve sıkça mazeret bildiren, yeniden mehil talep eden taraf vekillerinin davaların sonuçlandırılmasını geciktirici bu davranışlarını sürdürdükleri, ilgilisi başvurmadığı için tayin edilen günlerde keşiflerin yapılamadığı tutanakla saptandığı halde kesin mehil ve Harçlar Kanunu’nun 11 ve 12. maddelerinde yazılı celse harcı gibi usulün zorlayıcı hükümlerinden yeterince yararlanılmadığı,

… Hukuk Mahkemesine ait … esas sayılı dosyada, aynı bina içinde bulunan … Mahkemesindeki bir dosya mübaşir marifetiyle elden dahi getirtilebilecek iken, incelenmesi için yazılan müzekkere ayrıca 4 kez tekit de edilerek, bir yıldan fazla süre ile sırf bu yüzden talikler yapıldığı,

… Hukuk Mahkemesinin …esas sayılı dosyasında tarafların anlaşmaları için 6 oturum ve 1 yıldan fazla süre ile mehil verildiği, son kez mehil verildikten sonra tekrar aynı nedenle oturumun ertelendiği, benzer şekilde …. esas sayılı dosyada da davalıya ilânen tebligat yaptırılması için kesin mehil verilmesinin ardından oturumun yine 6 celse talik edildiği,

Asliye Hukuk Mahkemesinin …. esas sayılı dosyasında, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 40 ve Tebligat Nizamnamesi’nin 61. maddelerinde işin müstaceliyeti nedeniyle tebligata ait kararların muayyen celse beklenmeden verilmesi öngörülmesine karşın, yurtdışı tebligatı için en az 3 aylık süre olması gerektiğinden bahisle, Bakanlıkça evrakın geri çevrilmesi üzerine dosya ele alınmayıp 1/6/1994 tarihinden 9/9/1994 tarihine kadar duruşma günü beklenmek suretiyle gereksiz zaman kaybına yol açıldığı,

Asliye Hukuk Mahkemesinin … esas sayılı dosyasında duruşmaların devamı sırasında ölmüş bulunan bir davalının veraset ilâmı alınarak mirasçılarının davaya dahili öngörülmüşse de; bir yıldan fazla süreyle ve 9 oturum bu konuda davacı vekiline mehil verilmesine karşın istenen veraset davasını açıp açmadığının belirlenememesi sonucu gereksiz zaman kaybedildiği,

Sulh Hukuk Mahkemesinin … esas sayılı dosyasında da dava ile ilgili olduğu söylenen Asliye Hukuk Mahkemesinin … esas sayılı dosyası getirtilip incelendiği ve tarafları da aynı olmadığı halde sonraki oturumlarda aynı dosyanın tekrar celbi amacıyla talikler yapıldığı,

Sulh Hukuk Mahkemesinin … esas sayılı dosyasında, taraf vekillerine bilirkişi raporunu inceleyip beyanda bulunmaları için … günlü oturumda süre verilerek müteakip oturumda gerekli açıklamaları ayrıntısı ile saptanmasına karşın, bu defa yazılı beyanda bulunmak üzere taraf vekillerine tekrar mehil verilerek oturumun ertelendiği,

Anlaşılmıştır.

* Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/1 maddesi hükmüne aykırı davranıldığı ve davanın mâkul bir süre içinde karara bağlanmadığı gerekçesiyle Devletimiz aleyhine tazminatla sonuçlanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararları anımsanarak davaların çabuk sonuçlandırılması bakımından benzeri olaylarda açıklanan usul hükümlerine daha çok titizlik gösterilmesi,

Aynı bina içindeki diğer bir mahkemeden dosyanın celbi için bir yıla varan sürelerle taliklerin davayı uzatacağı nazara alınıp gerektiğinde mübaşir marifetiyle istenilen dosyanın getirtilmesi,

Özellikle eski yıllardan devren gelen dosyalarda, davaların sürüncemede kalmaması için kesin süre ve celse harcı gibi yaptırımların uygulanmasında hassas davranılması, celse harcının belgelenmeyen mazereti kabul eden karşı taraftan da alınabileceğinin unutulmaması,

İkinci kez verilen ya da hâkimin kesin olduğunu belirttiği mehilden sonra tekrar mehil verilemeyeceğine dair HUMK’un 163. maddesinin hatırlanması,

12- Davacı Şirket Sahibinin İşyerinde Çalışan Tanıkların Yeminle Dinlenildiği
 

İş Mahkemesinin ….esas sayılı dosyalarında, davacı şirket sahibinin işyerinde çalışan veya temsilcisi tanıkların yeminleri yaptırılarak dinlendiği görülmüştür.

* İşçi tanıkların HUMK’un “Şahadet zamanında iki taraftan birinin evinde veya ticarethanesinde infak ve iaşe veya istihdam olunanlar” şeklindeki 247/6. maddesine göre yeminsiz dinleneceğinin malumu,

13- Davanın Açılmamış Sayılmasında Fazla Alınan Harcın İadesi
 

Asliye Hukuk Mahkemesinin …. esas sayılı tazminat istemiyle açılan dava dosyasında; yapılan yargılama sonucunda davanın HUMK’un 409. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verildiği ve peşin alınan harç miktarı alınması gereken maktu karar ve ilâm harcından daha fazla olduğu ve fazlalığın iadesi gerektiği halde maktu karar ve ilâm harcının yeniden alınmasına tevessül edildiği görülmüştür.

* Yargıtay HGK’nun 14/06/2000 tarih, 2000/19-936 Esas 2000/999 Karar sayılı ilâmında vurgulandığı üzere davanın açılmamış sayılmasına ilişkin kararın, usule ilişkin nihai bir karar olduğu, bu nedenle fazla alınan harcın iadesinde ve hüküm altına alınan yargılama giderlerinin hesabında gerekli dikkat ve itinanın gösterilmesi, devletin veyahut tarafların zararına yol açacak ve yasa yoluna başvurulması durumunda bozma nedeni olacak konularda özenin elden bırakılmaması,

14- Davanın Kısmen Kabulüne Karar Verildiği
 

Mahkemece verilen hükmün, gerekçesiyle birlikte duruşma tutanağına yazılması icap etmesine karşın zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhimi ile yetinilen hallerde dahi, mahkemenin şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların açıklanarak, duruşma tutanağına yazılması zorunluluğuna uyulması kuralına riayet edilmediği, zaman zaman ‘davanın kısmen kabulüne’ biçiminde kararlar kurulduğu gözlenmiştir.

* HUMK’un 381 ve 388. maddeleri uyarınca, kısa kararda verilen hükmün hukukî sonuçlarının tereddüde yer bırakmayacak şekilde özetle de olsa gösterilmesi ve bunun da tutanağa yazılması gerektiğinden, Yargıtay HGK’nun 18/03/1987 tarih ve 2-16 – 209 sayılı içtihadında da belirtildiği üzere, duruşmayı bitiren zapta ekli kararın veya kısmen kabule dair kararın tefhim olduğu biçiminde nihai karar yazılmasının gerçek ve usulü anlamda hükmün tefhimi anlamına gelmeyeceğinin bilinmesi,

15- Davetiyelere Meşruhat Konulmadığı
 

            Bir kısım dosyalarda taraflara çıkartılan davetiyelerin yasal meşruhatları içermediği veya yargılama usulüne uygun düşmediği ya da okunaksız olduğu anlaşılmıştır.

            * a- Asliye Hukuk Mahkemesinin görevine giren ve özel yargılama usulüne tabi olanlar haricindeki davalarda HUMK’un 213/2 ve 377/1,

            b-Sulh Hukuk Mahkemesinde, HUMK’un 176 ve 507. maddeleri yollamasıyla aynı yasanın 509 ve 510,                       

            c- İş Mahkemesinde, İş Kanunu’ndaki istisnalar dışında kalan davalar için 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 7. madde yollamasıyla HUMK’un 213/2 ve 377/1,

            ç- Kadastro Mahkemesinde, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 28 ve 29/I-III. maddeleri yollamasıyla HUMK’un 509 ve 510,

            d- İcra ( Hukuk ) Mahkemesinde, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 18, 88, 97, 101, 158, 173, 228, 235, 251, 271 ve 281. maddeleri yollamasıyla HUMK’un 509 ve 510,

            e- Aile Mahkemesinde, 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’un 7/2. madde yollamasıyla HUMK’un 213/2 ve 377/1,

            f- Tüketici Mahkemesinde, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 23/II. madde son cümle yollamasıyla HUMK’un 509 ve 510,

            g- Fikri ve Sınaî Haklar Mahkemesinde, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 19/4. maddesi yollamasıyla HUMK’un 509 ve 510,

            Maddelerine göre taraflara çıkartılan davetiyelerin gerekli meşruhatı içermesine dikkat edilmesi,

            Mezkur meşruhatların konulmasının bir zorunluluk olduğuna dair Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15/03/1995 gün ve 2-860/189 sayılı kararının hatırlanması,

16- Delillerin Sunulması İçin Kesin Süre Verilmediği
 

Dava dilekçelerinde veya cevap layihasında kanıtlarını açıklamayan tarafa ibraz için kesin süre tanınmadığı görülmüştür.

* HUMK’un 2494 sayılı Yasa ile değişik 180/1-2. madde ve fıkralarına göre, dava dilekçesinde davacının, elinde bulunan belgelerin asılları ile birlikte harç ve vergiye tabi olmaksızın davalı sayısından bir fazla düzenlenecek örneklerinin eklenerek mahkemeye verilmesi, başka yerlerden getirilecek dosya ve belgeler için de, bunların bulunabilmesini sağlayacak açıklamanın dilekçelerde yapılması, bu hususlara uyulmaması veya eksik yerine getirilmesi halinde, hâkimin taraflara 10 günlük kesin süre vermesinin zorunlu olduğu, sözü edilen Yasa’nın 195. maddesi uyarınca da davalının yukarıda belirtilen koşulları cevap dilekçesinde açıklaması gerektiği cihetle, bundan böyle anılan Yasa içeriğine uygun hareket edilmesi,
17- Dosyaların Dizi Listesine Bağlanmadığı
 

Dosyaların bilirkişi incelemesi veya ilgili mercie ( temyiz üzerine Yargıtay ) gönderilmesinde muhteviyatı belirtir dizi listesinin yapılmadığı belirlenmiştir.

* Hukuk ve Ticaret Mahkemelerinin Yazı İşleri Yönetmeliği’nin 25. maddesi uyarınca; belgelerin kaybının önlenmesi ve sorumluların belirlenebilmesi açısından bu gereğin yerine getirilmesi ve Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünün 30/01/2006 tarih ve 119 sayılı Genelgesi’nin göz ardı edilmemesi

18- Dosyaların Düzensiz Tutulduğu
 

            Dava dosyalarının yöntemine göre düzenlenmediği, müzekkere, bilirkişi raporları ve tarafların verdikleri dilekçelerin duruşma tutanakları arasına gelişigüzel yerleştirildiği tespit olunmuştur.

            * Hukuk ve Ticaret Mahkemeleri Yazı İşleri Yönetmeliği’nin 25. maddesine göre, dosyaların düzen ve tertibine özen gösterilmesi,
19- Dosyaların Yargıtaya Gönderilmesinde Gecikme
 

            Sonuçlanan dava dosyalarının tetkikinde;

            … Mahkemesi temyiz defterinin … sırasında kayıtlı ….esas sayılı dosyada Yargıtay yoluna vaki başvuru üzerine tebliğ işlemleri tamamlanarak dosyanın Yargıtaya yollanmasının bir yıldan fazla süre geçmesine rağmen henüz gerçekleştirilmediği gibi ilgilisine HUMK.nun 434. maddesinde yazılı yaptırım işlemine girişilmediği,

           

            … Mahkemesinin …esas sayılı dosyasında Yargıtaydan tashihi karar istemi üzerine aradan 18 ay geçtiği halde ölen davalının nüfus kayıt tablosu getirtilerek mirasçıları usulen tespit ve kendilerine tebligatın halen ikmal edilmediği,

           

            Kendilerine tebligat yapılamayan davalılara ait tebligat parçaları geri döndükten sonra aradan 1 yıldan fazla süre geçmesine rağmen, dosya ele alınıp eksikliklerin ikmali işlemine girişilmediği,

           

            … esas sayılı dosyada, orman idaresi tarafından … tarihinde temyiz edilmesine karşın, tebliğ işlemi yapılmayıp, Yargıtaya sevkinin 4 yıl geciktirildiği,

            … esas sayılı dosyanın, eksikliğin ikmali ile iade edilmesi için Yargıtaydan geri gönderildiği halde, geri çevrilen dosyanın eksikliklerinin tamamlanmayıp temyiz tetkikatı için 2 yıldır işlemsiz bekletildiği,

            … esas sayılı dosyalarda, … tarihli gerekçeli karar ile … tarihli temyiz dilekçesinin karşı tarafa tebliğ işlemlerinin halen tamamlanmadığı,

            Görülmüştür.

            * Dosyaların Yargıtaya yollanmasında hassasiyet gösterilerek benzeri gecikmelere yer verilmemesi,

            Bu tür ihmali davranışların sorumluluğu mucip olabileceği dikkate alınıp, kalem işlemlerinin denetim ve gözetimine önem verilmesi,

20- Dosyanın Müracaata Bırakılmasına Karar Verildiği
 

            Taraflarca takip edilmeyen dosyalarda, “müracaata bırakılmasına” şeklinde ibare kullanıldığı anlaşılmıştır.

            * HUMK’un 409. maddesindeki değişiklikten bu yana uzun bir süre geçmesi de nazara alınarak bundan böyle yasal tabir olan “dosyanın işlemden kaldırılmasına” biçiminde ibare kullanılması,

21- Dosyaların Tetkike Alındığı
 

            Önceden duruşmasına çıkılan bir kısım dosyanın, karar verilmek ya da incelenmek üzere, sık sık tetkike alındığı gözlenmiştir.

            * Duruşmalara dosyaları okumak suretiyle hazırlıklı çıkılması ve davaların sürüncemede kalmasına neden olunmaması,

22- Dosyaları Yargıtaya Gönderme Formu
 

            Bütün hukuk mahkemelerinde dava dosyalarının Yargıtaya dosya gönderme formu doldurulmadan sadece üst yazı ile eski usulde yollandığı görülmüştür.

            * Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünün 30/01/2006 tarih ve 119 sayılı Genelgesi doğrultusunda görevli Yargıtay Hukuk Dairesine gönderilecek dosyalarda üst yazı değil “dosya gönderme formu” düzenlenmesi,

23- Dosyanın Yargıtayın Görevsiz Dairesine Sevki
 

            Karar verilip tarafların temyizi sonucu Yargıtaya gönderilmesi gereken dosyaların davanın konusuna göre görevli Yargıtay dairesi yerine başka dairelere gönderildikleri saptanmıştır.

            * Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünün 30/01/2006 tarih ve 119 sayılı Genelgesi ile Yargıtay Kanunu’nun 14. maddesi ve Yargıtay Başkanlar Kurulu kararları doğrultusunda dosyaların doğru daireye sevkinin sağlanarak, emek ve zaman kaybına neden olunmaması, böylelikle adaletin bir an önce gerçekleşmesinin temini ile gecikmelerden kaynaklanan sızlanmaların önüne geçilmesi,
24- Duruşma ve Keşif Zabıtlarının Hâkim veya Zabıt Kâtibi Tarafından       
      İmzalanmaması
 
            Bazı duruşma ve keşif zabıtlarının hâkim veya zabıt kâtibi tarafından imzalanmasının ihmal edildiği görülmüş, eksikliklerin ikmali hatırlatılmıştır.

            * Duruşma tutanaklarının ispat kuvvetine ilişkin HUMK’un 153. maddesinin uygulanmasına işlerlik kazandırılabilmesi için, duruşma tutanaklarının ve kararların hâkim ve zabıt kâtibi tarafından imzalanması zorunluluğunu öngören aynı Kanun’un 152. maddesinin göz önünde tutulması,

25- Duruşma Listesinin Hazırlanmadığı
  Hukuk Mahkemelerinde, duruşma listesi düzenlenmediği gözlenmiştir.

          

            * Faydaları da dikkate alınarak, görülecek davalar için sırasıyla okunaklı şekilde tarafların ve vekillerinin isimleri ve muhakeme saati yazılmak suretiyle duruşma listesi tanzim olunması; bu hususta Hukuk ve Ticaret Mahkemelerinin Yazı İşleri Yönetmeliği’nin 27. maddesinin göz önünde bulundurulması, sakıncaları olan cari uygulamadan vazgeçilmesi,

26- Duruşmaya Mazeretsiz Gelmeyen Davacının İhzaren Celbine
 

            Aile Mahkemesinin … esas sayılı iddet müddetinin kaldırılması talebini içeren davanın duruşmasına gelmeyen davacı hakkında, davasını takip etmediğinden işlemden kaldırılmasına karar verilmesi yerine ihzaren celbi cihetine gidildiği görülmüştür.

            * Hukuk Mahkemelerinde tarafların zorla getirilmelerinin yasal dayanağı bulunmadığının bilinmesi,

27- Eve Dön İhtarlarında Başvurma, Karar ve İlâm Harcı Alındığı
 
            İhtar istemi içeren dilekçelerin kabulü sırasında, başvurma, karar ve ilâm harcı alındığı tespit edilmiştir.

            * Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 26/05/1987 gün ve 3049/4800 sayılı kararında da açıklandığı gibi; eve dön ihtarının bağımsız kazaî sonuçlar doğurmayan ve boşanma davasından önce hâkim eliyle yapılması gereken bir işlemden ibaret olması, karar niteliği taşımaması yanında, 492 sayılı Harçlar Yasası’nın 1 sayılı tarifesinde hangi isteklerin başvurma harcına tabi olduğunun belirtilip, bunlar arasında ihtar isteğinin gösterilmemesi nedeniyle, başvurma ve karar harcına tabi olmadığının bundan sonraki uygulamada nazara alınması,
28- Evlat Edinme Davalarında Yeterli Araştırma Yapılmadığı
 
            Asliye Hukuk Mahkemesine ait … esas sayılı evlat edinme istemli dava dosyalarında gerekli ve yeterli araştırma yapılmadan hüküm oluşturulduğu görülmüştür.

            * Türk Medeni Kanunu’nun evlat edinme kararı vermeden önce hâkime araştırma yükümlülüğü getiren 316. maddesinde ve Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 14/06/2004 gün ve 2004/6732–7796 sayılı ilâmında da açık olarak ifade edildiği gibi, evlat edinmeye, ancak esaslı sayılan her türlü durum ve koşulların kapsamlı biçimde araştırılmasından, evlat edinen ile edinilenin dinlenmelerinden ve gerektiğinde uzmanların görüşünün alınmasından sonra karar verilmesi, araştırmanın özellikle evlat edinen ile edinilenin kişiliği ve sağlığı, karşılıklı ilişkileri, ekonomik durumları, evlat edinenin eğitme yeteneği, evlat edinmeye yönelten sebepler ve aile ilişkileri ile bakım ilişkilerindeki gelişmelerin açıklığa kavuşturulmasına yönelik olmasına özen gösterilmesi,

29- Evlenmeye İzinde Sağ Annenin Dinlenilmediği
 

            Aile Mahkemesinin …. sayılı dosyasının incelenmesinde, dava tarihinde 16 yaşını tamamlamış olan küçüğün, nüfus kayıtları ile sağ olduğu ve dinlenmesi imkanı bulunmadığı delillendirilmeyen, annesinin beyanı alınmaksızın evlenmesine izin verildiği saptanmıştır.

            * 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’un 4. maddesinin birinci bendinde, TMK’nın Üçüncü Kısmı hariç olmak üzere İkinci Kitabı ile 4722 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’a göre aile hukukundan doğan dava ve işlerin Aile Mahkemelerinde görülmesi öngörüldüğünden görev hususu ile, TMK’nın 124. maddesi hükmü ve Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2004/3737-4675 sayılı içtihadı uyarınca, 16 yaşını bitirmiş olan kişinin evlenmesine izin verilebilmesi için karardan önce anne ve baba veya vasinin olanak bulundukça dinlenilmesi gerektiğinin bundan sonraki uygulamalarda hatırda tutulması,

30- Evlilik Kaydı Aranmadan Konutu Terk Eden Eşe Muhtıra
 

            Aile Mahkemesinin kimi değişik iş sayılı dosyalarında, evlilik kaydı aranmadan ortak konutu terk eden eşe eve dön ihtarı yapıldığı belirlenmiştir.

            * TMK’nın 164. maddesine göre, “Eve dön ihtarı”nın resmen evli olanlara yapılması mümkün bir muamele olduğu gözetilerek, evlilik durumunun resmî kayıtla tevsiki gerektiğinin hatırdan çıkarılmaması,

31- Gaiplikte İlan Sayısı
 

            Gaiplik kararı verilmesini içeren …Asliye Hukuk Mahkemesinin …. esas sayılı dosyalarında, gaip hakkında malûmatı olan kimselerin bilgilerini açıklamak üzere davetini içeren ilanın bir kez yapıldığı saptanmıştır.

            * 4721 sayılı Medeni Kanun’un 33/son maddelerinin zorlayıcı hükmü gereğince, gaip hakkında malûmatı olan kimselerin bilgilerini açıklamak üzere davetini içeren ilanın en az iki kere yapılmasının zorunlu bulunduğunun anımsanması,
 
32- Gelecek Celse Keşif Günü Tayinine Şeklinde Ara Kararı
 

            Münhasıran keşif yapılmasına bağlı bulunan dava dosyalarının bir kısmında keşiflerin icra olunacağı günler belirtilmeden gelecek celse keşif günü verilmesine şeklinde ifadeler kullanılarak ertelemeler yapıldığı saptanmıştır.

            * HUMK’un 77. maddesi göz önünde bulundurularak, ihtilaf konusu yerlerde keşif yapılmasına karar verilen ve daha çok eski yıllardan devren gelen bu kabil dava dosyalarının sürüncemede kalmadan sonuçlandırılmasını temin etmek gayesi ile ve davaların uzamasının taraflar üzerinde yaratabileceği hoşnutsuzluklar ve haklı sızlanmalar da nazara alınmak suretiyle keşiflerin yapılabileceği gün ve saatlerin mutlaka duruşma tutanaklarına dercedilmesi, haklı ve zaruri nedenlerle belirlenen günlerde icra edilmemesi halinde, keyfiyetin düzenlenen tutanaklarla tespiti, benzeri sebeplerle lüzumsuz taliklere meydan verilmemesi, keşiflerin saptanan günlerde ve sonuca gidilecek şekilde yapılmasına azami biçimde özen gösterilmesi,

33- Gerekçeli Kararın Geç Yazıldığı
 

            Bir kısım dosyada, tefhim tarihi itibariyle, gerekçeli kararların 25 günü bulan ve aşan sürelerle geç yazıldığı müşahede ve beyan edilmiştir.

            * Gerekçeli kararların, tefhim tarihinden başlamak üzere, 15 gün içinde yazılmasını zorunlu kılan HUMK’un 3156 sayılı Yasa ile değişik 381/son fıkrası amir hükmüne uyulması ve benzeri kayıtsızlıklardan kaçınılması,

34- Hacredilen Reşit Evlata Vasi Tayini
 

            Sulh Hukuk Mahkemesine ait …esas sayılı dosyalarda, bir yıldan fazla hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum veya akıl hastalığı nedeniyle hacredilen reşit çocuklara velilerinin vasi tayin edildiği tespit olunmuştur.

            * Türk Medenî Kanunu’nun 419. maddesi uyarınca, reşit olan evladın hacredilmesinde, vesayet altına alınması yerine, asıl olanın velayet altına konulması olduğunun bilinmesi,

35- Harç Tahsil Müzekkerelerinin Geç Yazıldığı
 

            Bir kısım dosyalarda, yasal süre geçirildikten sonra harç tahsil müzekkerelerinin yazıldığı belirlenmiştir.

            * Harçlar Kanunu’nun 28 ve 37. maddeleri gereğince, karar tarihinden itibaren iki ay içinde ilgilileri tarafından ödenmeyen harçların tahsili için müteakip 15 gün zarfında maliyeye müzekkere yazılması icap ettiğinin daima hatırda tutulması,
36- Hakem Sıfatıyla Bakılan Davalar
 

            Hakem sıfatıyla bakılan davaların, diğer dosyalarla birlikte 1. Asliye Hukuk Mahkemesi esasına kaydedildiği beyan ve müşahede olunmuştur.

            * Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 13/09/1965 gün ve 7394/4091 sayılı içtihatlarında da açıklandığı üzere; birden çok hukuk hâkimi bulunan yerlerde, bunların kadrosunda yetki ve atama gibi nedenlerle oluşabilecek değişiklikler halinde görevsizlik ya da gönderme kararı verilmesini önleyecek ve o anda yüksek dereceli hâkimin davaya devamını sağlayacak şekilde, 3533 sayılı Yasa hükmünce açılan davaların ayrı bir esas defterine kaydedilmesi,

37- Hâkimin Kalem İşlemlerini Denetlemediği
 

            Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğüne ait birimlerin kasa, harç, kıymetli evrak ve eşya, keşif ve yol giderleri hesaplarının ilgili hâkim tarafından denetlenmediği beyan ve müşahede edilmiştir.

            * HİGM’nin 16/03/2006 tarih ve 131 sayılı Genelgesi’nin amacına uygun şekilde tatbiki, adliye personelinin zimmetlerine para geçirmelerinin önlenmesi yönünden hâkimlerin anılan para ve pul hesaplarını en az üç ayda bir denetlemesi, bu husustaki Genelge gereklerinin yerine getirilmesinden Cumhuriyet savcıları ile birlikte hâkimlerin de müştereken sorumlu olduklarının hatırdan çıkarılmaması,

38- Harç Tahsil Müzekkerelerinin Geç Gönderilmesi
 

            Karar verilmesinden itibaren iki ayı aşan bir süre geçmiş olmasına karşın bakiye karar ve ilâm harcının tahsil edilmediği gibi merciine harç tahsil müzekkerelerinin de gönderilmediği belirlenmiştir.

            * Harçlar Kanunu’nun 28 ve 130. maddeleri uyarınca karar ve ilâm harcının, mahkemece kararın verilmesinden itibaren iki ay içerisinde ödenmemesi halinde, bu sürenin sonunda ve 15 gün içerisinde ilgili vergi dairesine bildirilmesi gerektiğinin hatırlanması,

39- Hasım Gösterilmeyen veya Yasal Dayanağı Olmayan Delil Tespiti İstekleri
 

            Hasım gösterilmeden yahut ileride bir hukuk davasına konu olacağı ve ilgilinin hukukî yararı bulunduğu belirlenmeden vaki delil tespiti taleplerinin yerine getirilerek yasal koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği üzerinde durulmadan lüzumsuz emek harcandığı,

            Örneğin;

            Tapuda hissedar gösterilen kişinin mirasçılarının mahalline gidilerek saptanmasına dair,

            Tapuda kayıtlı taşınmazların, yine tapuda kayıtlı hissedarlarının, en son malikler hasım gösterilmeksizin, hâkimlikçe tapuya gidilerek resmî kayıtlar üzerinde bilirkişi marifeti ile saptanmasına dair taleplerin,

            Bayındırlık Bakanlığından müteahhitlik karnesi alabilmek amacıyla faaliyet gösterdiği yerde mevcut makine parkının saptanmasına ilişkin talebin,

            Sitelerine komşu ve tescil harici hazine arazisinden 2,5 dönüm kiralamak istediklerinden, mezkur taşınmazın mahallinde tespitini havi isteğin,

            İmar Yasası ile özel parselasyon yapılmasının yasaklandığı da dikkate alınmadan ……… Belediyesince yapılan kadastro parselasyon haritası ile özel parselasyon haritasının karşılaştırmalı olarak mahalline uygulanmasını içeren ve hasım gösterilmeyen istek halinde hukukî menfaat ile acele hal izah edilmeden,

            Tapu ile sahip bulunduğu ve işyeri olarak kullandığı yere ruhsat alacağından bu yerin belirlenmesine dair hasım gösterilmeyen isteğin,

            Asliye Hukuk Mahkemesinin görevine girmediği halde … Belediyesince mutfağının temiz olmadığı ve teftiş defteri bulunmadığı için dükkanının kapatılmasına ilişkin idari tasarruf aleyhindeki taleple ilgili isteğin,

           

            Delil tespiti yoluyla yerine getirildiği gözlenmiştir.

            * Şimdiden zapt ve tespit olunmaz ise ileride kayıp olacağı veya ikamesinde çok müşkülât çıkacağı şüphesi olan ve sonradan açılacak bir dava için ancak delil tespiti yapılabileceğini içeren HUMK’un 368 ve 369. maddeleri dikkate alınarak, sermaye şirketlerinde aynî sermayenin belirlenmesi istisna olmak üzere yasal koşulları gerçekleşmeyen delil tespiti taleplerinin yerine getirilmemesi

40- Havalesi Yapılmayan Evrakın Dosyada Bulunduğu
 

            Asliye Hukuk Mahkemesine ait … esas sayılı dosyalarda, davanın esasını ve tarafların usulî haklarını etkileyebilecek olan başta bilirkişi raporları olmak üzere, tapu kayıtları, nüfus kayıtları, delil bildirim dilekçeleri gibi bir kısım belgelerde hâkim havalesinin bulunmadığı gözlenmiştir.

            * Meydana gelmesi muhtemel çeşitli sakıncaların önlenmesi bakımından, davanın esasını etkileyebilecek bu gibi evrak başta olmak üzere, mahkemeye gelen tüm evrakın mutlaka hâkim tarafından havale edildikten sonra işleme tâbi tutulması, konuyla ilgili Hukuk ve Ticaret Mahkemeleri Yazı İşleri Yönetmeliği’nin 26. maddesi hükmüne uymakta daha titiz davranılması,

41- Hazine Lehine Verilen Kararların Hazine Tarafından Tebliğinde Harç
 

            Hazinenin taraf olduğu davalarda verilen nihai kararların tebliğ ve kesinleştirilmesi aşamasında muaf olduğu düşüncesiyle hazineden harç alınmadığı, harç yatırılmadığı halde hazine vekillerinin isteği doğrultusunda kararların tebliğe yollandığı beyan ve müşahede edilmiştir.

            * Hukuk ve Ticaret Mahkemeleri Yazı İşleri Yönetmeliği’nin 54. maddesinde kendisine harç yüklenmemiş olan tarafın ilâm sureti almak üzere yazı işleri müdürlüğüne müracaatı halinde bakiye harcın bu kişiden alınması öngörüldüğü gibi,   Maliye ve Gümrük Bakanlığı’nın Muğla Defterdarlığı’na yolladığı 7/2/1984 tarih BAHUM: 4394/8837-7535-4198-12723 sayılı yazıda da Harçlar Kanunu’nun 13. maddesine göre hazine harçtan muaf ise de Sayıştay Genel Kurulu’nun 30/01/1984 gün ve 4319/1 sayılı kararı ile mükelleflerce ödenmeyen ilâm harçlarının daha sonra asıl alacak ile birlikte gerçek mükelleflerden tahsil edilmek üzere hazine tarafından ödenmesi uygun görüldüğünden, konunun benzeri işlerde dikkate alınması,

42- Hazinenin Menfaati Halinde Kayyum Tayini
 

            Sulh Hukuk Mahkemesinin …esas sayılı kayyım dosyasında 18/5/1989 tarih ve 3561 sayılı Mal Memurlarının Kayyım Tayin Edilmesine Dair  Yasa’ya göre TMK’nın 427. maddesi doğrultusunda kayyım tayinine ilişkin hazine hak ve menfaati bulunup bulunmadığının araştırılmadığı gibi mahallin en büyük mal memurunun kayyım tayin edilmesi gerektiği kuralının da nazara alınmadığı anlaşılmıştır.

* Kayyım tayini ile ilgili konularda hazine menfaati yönünden yürürlükte bulunan 3561 sayılı Mal Memurlarının Kayyım Tayin Edilmesine Dair  Kanun hükümlerinin göz önünde bulundurulması,

43- İcra (Hukuk) Mahkemesi Davaları ve Adli Tatil
 

            İcra (Hukuk) Mahkemesindeki davaların adlî tatilde görülemeyeceği düşüncesiyle adlî araverme sonrasına talik olunduğu gözlenmiştir.

            * İcra ve İflâs Kanunu’nun 18 ve HUMK’un 176/1. maddeleri dikkate alındığında, süreler için HUMK’un 177. maddesindeki kurallar uygulanamayacağından İcra (Hukuk) Mahkemesinde davaların adlî tatil içinde görülebileceğinin uygulamada nazara alınması,

44- İcra (Hukuk) Mahkemesinde Kıymet Takdirine İtirazda Masraflar, HUMK 409. Maddenin Uygulanması
     
            İcra Hukuk Mahkemesinin ….. esas sayılı dosyalarında, kıymet takdirine itiraz talebi üzerine davacı veya vekiline keşif için gerekli miktar bildirilmeyerek duruşma açılmasına ve iki celse sonra keşif yapılmasına karar verildiği, keşif kararında da masrafların miktarının gösterilmediği, yatıracak tarafın belirtilmediği, daha sonra da takip edilmeyen dosyanın HUMK’un 409.maddesi uyarınca işlemden kaldırılmasına ve açılmamış sayılmasına karar verildiği saptanmıştır.

            * İcra ve İflas Kanunu’nda 4949 sayılı Yasa ile gerçekleştirilen ve 17/07/2003 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca belirtilen yasanın 128/a maddesi doğrultusunda, kıymet takdirine itiraz üzerine yedi gün içerisinde belirtilen masrafın mahkeme veznesine yatırılmasının mahkemece isteneceği ve bu süre içinde masraf yatırılması halinde yeniden keşif yapılabileceği, aksi halde dosyanın işlemden kaldırılmasına değil şikâyetin kesin olarak reddine karar verilebileceğinin bilinmesi,

45- İcra (Hukuk) Mahkemesinde Hapsen Tazyik Kararlarının Esas Defterine   Kaydedildiği       
     
             İcra Hukuk Mahkemesinde, 6183 sayılı Kanun’un 60. maddesine göre verilen hapsen tazyik kararlarının esas defterine kaydedildiği görülmüştür.

           

            * 6183 sayılı Kanun’un 60. maddesi gereği istenen hapsen tazyik taleplerinin mutlaka mahsus defterine kaydı, bilahare kararın da ilgili kartona konulmasının usul ittihazı, aksine davranışın uygulamada karışıklığa neden olup, işlem ve kayıt güvenliğini sarsacak nitelikte bulunduğu,

46- İcra (Hukuk) Mahkemesinde Kesinlik Sınırı
 

            Miktar ve mahiyeti itibariyle temyiz yolu açık bulunmayan kesin nitelikli bazı kararlarla ilgili temyiz taleplerinin reddedilmeyip, dosyanın Yargıtaya gönderildiği belirlenmiştir.

           

            * Uyuşmazlık konusu değerin İİK’nın 4949 sayılı Kanun’la değiştirilen 363. maddesinin 1. fıkrasının son cümlesinde öngörülen ve her yıl yeniden değerleme oranında artan miktarın altında kalan davalarda, mahkeme kararının temyiz kabiliyeti bulunmadığının unutulmaması, taraflara lüzumsuz masraf yüklenmemesi,

            (Uyuşmazlık konusu değerin İİK’nın 4949 sayılı Kanun’la değiştirilen 363. maddesinin 1. fıkrasının son cümlesinde öngörülen, her yıl yeniden değerleme oranında artan ve 2003 yılında ikibin, 2004 yılında ikibinbeşyüzyetmiş, 2005 yılında ikibinsekizyüzelli, 2006 yılında üçbinyüzyirmi YTL bedelin altında kalan davalarda, mahkeme kararının temyiz kabiliyeti bulunmadığının unutulmaması,)

47- İcra (Hukuk) Mahkemesinde Şikâyetin Kabulünde Harç İadesi
 

            İcra Hukuk Mahkemesinin … esas sayılı dosyalarında icra müdürünün hatalı muamelesinin kaldırılması için yapılan şikâyetlerde, talebin haklılığı kabul edilerek, işlem iptal edildiği hâlde peşin alınan harcın iadesine hükmedilmediği tespit edilmiştir.

            * 492 sayılı Kanun’un 13/d maddesi gereğince, icra ve iflâs dairelerinin kusuru yüzünden, yanlış yapılmış olan işlemlerin ıslahı ve iptaline dair icra hukuk mahkemesi kararları harçtan muaf tutulduğundan yasa maddesi doğrultusunda işlem yapılması,

48- İcra (Hukuk) Mahkemesinde İtirazın Kaldırılmasında Borçluya Gönderilen        
      Davetiyeye Şerh
 

            İtirazın kaldırılması talebi üzerine, duruşmaya çağrılan borçluya çıkartılan davetiyeye ‘mazeretini daha önce bildirip belgelendirmediği takdirde, bizzat bulunmaya mecbur olduğu, hazır bulunmaması halinde, mercice başka bir cihet incelenmeksizin itirazın muvakkaten kaldırılmasına karar verileceği’ meşruhatının yazılmadığı belirlenmiştir.

            * İcra ve İflas Yasası’nın 68/a maddesi amir hükümlerinin tatbikine özen gösterilmesi,

49- İddet Müddetinin Kaldırılması Talebinin Sulh Hukuk Mahkemesinde İncelendiği
 

            İddet müddetinin kaldırılmasına ilişkin taleplerin Sulh Hukuk Mahkemesinde karara bağlandığı gözlenmiştir.

            * 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’un 4. maddesinin birinci bendinde, 22/11/2001 tarihli 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun Üçüncü Kısmı hariç olmak üzere İkinci Kitabı ile 03/12/2001 tarihli ve 4722 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’a göre aile hukukundan doğan dava ve işlerin Aile Mahkemelerinde, bu mahkemelerin kurulmadığı yerlerde ise, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nca belirlenen Asliye Hukuk Mahkemesince görülmesi icap ettiğinin unutulmaması,

50- İhtiyati hacizde Teminat Akçesinin Geri Verilmesi
 

            İhtiyati haciz kararlarında takdir edilen teminatın iadesine yönelik yazılı talebin hâkim tarafından havalesi ile yetinilerek sahiplerine ödendiği anlaşılmıştır.

            * Hukuk ve Ticaret Mahkemeleri Yazı İşleri Yönetmeliği’nin 44. maddesinde zikredildiği üzere; mahkemeden alınan kararı infaz ettirmeden, kararı alan kimse ihtiyati haciz kararının infazından vazgeçer ise karşı tarafa tebligata lüzum kalmadan verdiği para veya evrakı hâkimin tasvibiyle geri alabileceği, karar infaza geçildikten hemen sonra iade talebinde bulunursa hâkim usulü veçhile mehil vererek diğer tarafa tebligat yaptırdıktan sonra iadeye karar verebileceği, takibin kesinleşmesi halinde ise tebligata gerek bulunmadığı anımsanarak inisiyatifin icra müdürlüğüne terk edilmemesi,

51- İş Mahkemesinde İlk Oturumda Tarafların Sulhe Teşvik Edilmediği
 
            İş Mahkemesinin ….. esas sayılı dosyalarında görüldüğü gibi; tarafların veya vekillerinin hazır bulunduğu ilk celsede yanların sulha teşvik edilmediği izlenmiştir.

            * 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 7. maddesinde öngörülen; “…ilk oturumda mahkeme tarafları sulha teşvik eder. Uzlaşamadıkları ve taraflar veya vekillerinden birisi gelmediği takdirde yargılamaya devam olunarak esas hakkında hüküm verilir” kuralına işlerlik kazandırılması,

52- İşi Biten Dosyaların Merciine İade Edilmediği
 

            Başka merci ve mahkemelerden celbedilen dosya veya evrakın asıl dosyada karar verilip, hüküm kesinleşmiş olmasına rağmen dosya içerisinde bırakıldığı saptanmıştır.

            * Dosya ve resmî evrakın düzenli bir şekilde yerleştirilmesini sağlamak ve arandıklarında bulunmalarını temin yönünden, asıl dosyada karar verilip, iş bitirildikten sonra kanun yollarına başvurulmazsa, celbedilen dosyaların ilgili yere hemen tevdiinin unutulmaması, bunun için bir masraf gerekecekse onun da önceden temini gerektiğinin gözardı edilmemesi,

53- İzale-i Şüyu Davasında, Tapuda Açık Kimliği Belli Olmayan Kişiye Kayyım Tayini
 
            Sulh Hukuk Mahkemesinin … esas sayılı izale-i şüyu davasında, tapuda açık kimliği belli olmayan ve kendisine ulaşılamayan paydaşın veraset belgesinin çıkartılması için davacıya yetki ve süre verildiği, salt bu nedenle duruşmaların tâlik edildiği tespit olunmuştur.

            * Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 02/10/1996 tarih, 1996/7962-8252 sayılı ve Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 1994/8523-9012 sayılı ilâmlarında belirtildiği üzere; hayat ve mematı belli olmayan kimselerin malları üzerinde hazinenin menfaatinin mutlak olduğu, uzun süreden beri kendisinden haber alınamayan kişilere 3561 sayılı Mal Memurlarının Kayyım Tayin Edilmesine Dair Kanun’un 2/1 maddesi gereğince mal memurunun kayyım tayin edilebileceğinin göz önünde bulundurulması,

54- Kadastro Mahkemesinde Davaların Süratli Sonuçlandırılmasında Hassas  Davranılmadığı
 
            Kadastro Mahkemesinde delillerin baştan tensiple ve tamamının toplanması yerine peyderpey celbi yoluna gidildiği; bu cümleden olmak üzere davacısı veya davalısı şahıs olan ve belgesizden zilyetlikle edinme iddiası olan davalarda 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesi anlamında taraf (lar) veya muris (ler) adına aynı çalışma alanında varsa sulu ve kuru taşınmaz kayıt ve miktarlarının, davalı parsel (ler) ve civar parsel (ler)’e ait tapulama tutanağı ile koordinatlı krokilerinin, davalı yerin orman olma ihtimaline binaen orman tahdidi kesinleşmiş ise memleket haritasının, kesinleşmemiş ise amenajman planının, mera olma ihtimaline göre de mera tahsis belgesinin veya belirtmelik tutanağının ilgili kurumlardan sorulmadığı tespit olunmuştur

           

            * HUMK’un 77. maddesi gereğince görülmekte olan davaların süratli bir biçimde sonuçlandırılmasına azamî gayret sarf edilmesi, dosyaların karara bağlanmasında delillerin olabildiğince seri biçimde ve tensiple beraber toplanması, adil yargılamanın koşullarından olan makul süre ilkesine aykırı düşen uygulamalardan kaçınılması,

55- Kadastro Mahkemesi Komisyondan Görevsizlikle Gelen Dosyalarda İlan
 

            Kadastro Mahkemesinin … esas sayılı dosyalarında 3402 sayılı Kanun’un 27. maddesindeki usule uymadan davanın esasa kaydedildiği belirlenmiştir.

            * Kadastro Kanunu’nun 27. maddesi “Kadastro hâkimi, devredilen bu dava dosyaları ile beşinci madde gereğince müdür tarafından gönderilen kadastro tutanaklarını birleştirerek 11. maddede yazılı şekle uygun olarak askı ilanını yaptırır. İlan süresi bitmeden duruşmaya başlanamaz.” şeklinde olup, yasa maddesinde açıklanan usule uyulması,

56- Kadastro Mahkemesinde Veraset İlâmı Çıkartılması İçin Mehil Verilemeyeceği
 

            Kadastro Mahkemesinin … esas sayılı dosyalarında davacıya veraset ilâmı çıkartıp mahkemeye ibraz etmesinin istendiği görülmüştür.

            Kadastro Kanunu’nun 25. maddesi “kadastroya veya kadastro ile ilgili verasete ait uyuşmazlıkları çözümleyebileceği gibi, istek üzerine veraset belgesi de verebilir.” şeklindeki hükmünün dikkatten kaçırılmaması,

57- Kadastro Mahkemesinde Kesinleşen Dosyanın Tapuya Resen Devri
 

            Kadastro Mahkemesine ait … tarihinde karar verilen … esas numaralı dosyalarda tebligat, kesinleştirme ve tapu sicil müdürlüğüne devir işlemlerinin yapılmadığı görülmüştür.

            * Kadastro Mahkemesi kararlarının Tebligat Kanun’u hükümlerine göre resen taraflara tebliğ olunacağına ve kesinleşen ilâmların dayanakları olan dava dosyaları ile birlikte tescil edilmek üzere ilgili kadastro veya tapu sicil müdürlüğüne resen devredileceğine dair 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 32. maddesinin uygulanmasına özen gösterilmesi,

            

58- Kadastro Mahkemesinde Adres Araştırma Yöntemi
 

            Kadastro Mahkemesinde taraf teşkiline yönelik olmak üzere adres araştırmasının sadece zabıta marifetiyle yaptırıldığı ve genellikle yetersiz kaldığı ve yargılamanın bazen salt bu nedenle uzadığı izlenmiştir.

           

            * Taraf teşkilinin resen gözetileceği, bunun hâkimin görevi olduğu, tebliği doğrudan yapabilmek veya adresin tespit edilememesi nedeniyle ilanen tebligata gitmeden evvel Tebligat Tüzüğü’nün 13 ve 46. maddelerine göre bütün aşamaların tüketilmesi gerektiği yine ayrıca Hukuk Genel Kurulu’nun 28/05/2003 tarih 2003/1-388 esas, 2003/000372 karar ve 29/09/1999 tarih 1999/1-609 esas, 1999/000744 karar sayılı ilâmları da dikkate alınarak; adres kaydı muhtemel bütün özel veya resmi kurum ve kuruluşlardan ( belediye, nüfus, tapulama, milli eğitim, özel idare müdürlüğü, askerlik şubesi, vergi dairesi, GSM operatörlükleri, Telekom, bankalar v.s. ) adres tahkikinin düşünülmesi,
59- Kadastro Mahkemesi Kasa Hesabının Müstakil Tutulduğu
 

            Müstakil Yazı İşleri Müdürü bulunmayan Kadastro Mahkemesinde, kasa hesabının zabıt kâtibi tarafından bağımsız şekilde tutulup yürütüldüğü görülmüştür.

            * Adalet Bakanlığı HİGM’nin 30/01/2006 gün ve 110 sayılı Genelgesi uyarınca, müstakil yazı işleri müdürü bulunmayan yerlerde, kadastro mahkemelerine ait emanet para hesabının genel mahkeme emanet para hesabı içinde adlîye yazı işleri müdürü tarafından yürütülmesi icap ettiğinden gereğinin buna göre ifası,

60- Kalemde Tebligat Yapılırken Dava Dilekçesine Ekli Pulların Kullanılmadığı,   Sahiplerine İade Edilmediği
      
            Asliye Hukuk Mahkemesinin …, İcra Hukuk Mahkemesinin …, Sulh Hukuk Mahkemesinin … esas sayılı dosyalarında, dava açılırken alınan pulların kullanılmadığı ve kalemde tebligat yapıldığı halde, sahiplerine iade edildiğine dair bir belgenin dosya arasında bulunmadığı tespit edilmiştir.

            * Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünün 16.03.2006 gün ve 130 sayılı Genelgesi’nde de açık olarak vurgulandığı gibi, daha önce masrafı pul olarak alınmış muamelelerde, memur vasıtasıyla kalemde tebligat yapılmış ise, masrafı karşılayan tarafa tebligat yapılması halinde “…tebellüğ ettim ve pul masrafını aldım” şeklindeki beyanının imzası ile tasdik ettirilmesi, karşı tarafa aynı yöntemle tebligat yapılması halinde kullanılmayan pulun, bu şekilde tebligat yapıldıktan sonra geciktirilmeksizin tutanak tutulması suretiyle ilgilisine iadesinin sağlanması, söz konusu pulların görevlinin uhdesinde kaldığına ilişkin yakınmalara sebebiyet verilmemesi, 

61- Kalemde Tebliğde Şekil Eksikliği
 
            Kalemde tebliğ yapan memurların tebligat evrakında isim, sicil ve imzasının bulunmadığı, tebliğ yapılan kişinin kimlik tespitinin yapılmadığı gözlenmiştir.

            * Tebligat Kanunu’nun verdiği yetkiye dayanılarak, işlemlerin sürüncemede kalmaması ve tarafların gereksiz masraf yapmamaları için ilâmların ya da duruşma gününün kalemde memur vasıtası ile tebliğ edilmesi yoluna gidildiğinde, ileride çıkabilecek ihtilaflar da düşünülerek, Tebligat Tüzüğü’nün 34. maddesi uyarınca kararların kimlik tespiti yapılarak ilgililerine tebliği, düzenlenecek tebellüğ belgesine de aynı Yasanın 19/03/2003 tarih ve 4829 sayılı Kanun’un 7. maddesi ile değişik 23/8. bendi uyarınca tebliğ yapan memurun adı ve soyadının yazılması ile imzasının alınmasının usul ittihazı, mümkün ise ibraz olunan kimliklerin fotokopilerinin evraka eklenmesi,

62- Kamulaştırma Bedelinin Tespiti ve Tescili Davasında Bilirkişi Sayısı
 
            Asliye Hukuk Mahkemesinin …. esas sayılı kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili davası ile ilgili yargılamada, bilirkişi heyetinin iki ziraat ve bir mülk bilirkişinden oluşturulduğu ve hükümde karar altına alınan bedelin karar kesinleştiğinde ödenmesine şeklinde sonuca bağlandığı belirlenmiştir.

            * Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 18/03/2004 tarih 2004/1430 Esas – 2004/3177 Karar sayılı ilâmında belirtildiği üzere; 2942 sayılı Kanun’un 4650 sayılı Yasa ile değişik 10/6 bendi yollamasıyla 15/4 fıkrasına göre,  “Bilirkişi kurulu kamulaştırmaya konu olan yerin cins ve niteliğine göre üçü odalar listesinden ikisi de idare kurulu listesinden seçilmek suretiyle beş kişiden oluşacağı, arazi niteliğindeki taşınmaza gelir metoduna göre tespit edilen bedelin bloke ettirilerek hükmün kesinleşmeden, Kamulaştırma Kanunu’nun 19/6 maddesi uyarınca zilyedine ya da malikine ödenmesine karar verilmesi gerekeceği, aksi hâlin bozma nedeni sayılacağı ve adaletin en kısa zamanda tecelli etmesini önleyecek şekilde davaların uzaması sonucunu doğuracağının gözden ırak tutulmaması,

63- Kararlarda Yasa Yoluna Başvuru Süresi ve Merciinin Gösterilmediği,
 

           … sayılı dosyalarda hükmün tefhimi sırasında ve gerekçeli kararda yasa yoluna başvuru süresi ve merciinin gösterilmediği, ‘yasa yolları açık olmak üzere’ şeklinde genel ifade kullanıldığı görülmüştür.

            

            * HUMK’un 381/2. maddesi, 26.09.2004 tarih ve 5236 sayılı Yasa’yla değişik aynı Yasa’nın 388/4. bendi ile Anayasa’nın 40/2. maddesinde öngörülen “Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır” kuralına riayet edilmesi,

64- Karar Düzeltme İsteminin Reddinden Sonra Esasa Kayıt
 

            … Mahkemesine ait … esas sayılı dava dosyasının, Yargıtayca bozulmasının ardından, karar düzeltme yoluna gidildiği ve bu istemin reddedilmesinden sonra, ilgili kararın taraflara tebliğ edilmesi ile yetinildiği müşahede edilmiştir.

            * HUMK’un 442/a maddesi uyarınca, bozmadan sonra karar düzeltme isteminin reddedilmesi üzerine, ilgili kararın taraflara tebliğ edilmesi ile birlikte, dosyanın esas defterine kaydolunarak, gün belirlenip tarafların duruşmaya çağrılması, gelmemeleri halinde HUMK’un 409. maddesi gereğince işlem ifası gerektiğinin unutulmaması,

65- Keşifte Saptanan Değer Üzerinden Harcın İkmal Edilmemesi
 

            Asliye Hukuk Mahkemesine ait, müdahalenin men’i, tapu iptali ve tescil gibi gayrimenkulün aynına taalluk eden davaların bir kısmında keşifte saptanan değerin dava dilekçesinde belirtilenden fazla olduğu anlaşılmış olmasına rağmen peşin harç ikmal edilmeden davaya devam olunduğu gözlenmiştir.

            * 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 16. maddesine işlerlik kazandırmak amacıyla, taşınmazın aynına taalluk eden davalarda mahallinde yapılan keşif sırasında dinlenen bilirkişilere nizalı taşınmazın dava tarihi itibariyle değerinin sorulması, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 21/01/2004 gün ve 2003 / 13852 E. 2004 / 218 K. sayılı içtihadında da belirtildiği gibi aynı Yasa’nın 30. maddesinin “ mahkeme sırasında tespit olunan değerin, dava dilekçesinde belirtilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için muhakemeye devam olunur, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilâm harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 409. maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması, noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır ” amir hükmüne işlerlik kazandırılarak hazine zararına sebebiyet verilmesinden kaçınılması,

66- Kısa Karara Hükmün Tamamının Yazılmadığı
 
            Aile Mahkemesinin ….. esas sayılı boşanmaya karar verilen dosyalarında; reşit olmayan çocukların velayeti veya nafaka hususlarına kısa kararda yer verilmeyip, gerekçeli kararda izah olunduğu saptanmıştır.

            * HUMK’un 381 ve 388. maddeleri uyarınca; kısa kararda verilen hükmün hukukî sonuçlarının tereddüde yer bırakmayacak şekilde özetle de olsa gösterilmesi ve bunun da tutanağa yazılması gerektiğinden, Yargıtay HGK’nun 18/03/1987 tarih ve 2-16/209 sayılı içtihadında da belirtildiği üzere, duruşmayı bitiren zapta ekli kararın veya kısmen kabule dair kararın tefhim olunduğu biçiminde nihai karar yazılmasının gerçek ve usulü anlamda hükmün tefhimi anlamına gelmeyeceğinin bilinmesi,

            TMK’nın 148. maddesi gereğince; hâkimin, boşanma ile birlikte velayet hakkının kullanılmasına ve ana-baba ile çocuklar arasındaki şahsî münasebetlere dair iktiza eden tedbirleri de alması ve bu hususun kısa kararda da açıklanması gerektiğinin hatırdan çıkarılmaması,
67- Konusu İhtiyatî Tedbir Olan Dosyada HUMK’un 409. Maddesinin Uygulandığı
 

            İhtiyati tedbir talebi içeren Asliye Hukuk Mahkemesinin …. d. iş sayılı dosyasının tarafların duruşmaya gelmediğinden bahisle, HUMK’un 409. maddesine göre işlemden kaldırıldığı gözlenmiştir.

            * İhtiyatî tedbir duruşmasına taraflar gelmese bile devam olunarak karar verileceğini hüküm altına alan HUMK’un 105. maddesi açık hükmünün hatırda tutulması ile anılan Yasa’nın 409. maddesinin uygulama alanının dava olduğunun anımsanması,
68- Koruma Kararının Asliye Hukuk Mahkemesi Değişik İş Numarası Üzerinden  Verildiği
 

            Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Yasası’nın 22. maddesi uyarınca, koruma altına alınması icabeden çocuklarla ilgili kararların asliye hukuk mahkemesinin değişik işler ve istinabe defteri’nin … sırasına kaydedilerek hükme bağlandığı belirlenmiştir.

            * Hukuk ve Ticaret Mahkemelerinin Yazı İşleri Yönetmeliği’nin 7. maddesinde değişik işler ve istinabe defteri’ne nelerin kaydedileceği açıkça sayıldığından, koruma altına alma kararının esas hakkındaki davaya takaddüm eden bir işlem olmadığı da nazara alınarak bundan böyle esas defterine kaydedilerek sonuçlandırılması,

69- Koruma Kararının Sulh Hukuk Mahkemesinden Verildiği
 

            Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Yasası’nın 22. maddesi uyarınca, koruma altına alınması icabeden çocuklarla ilgili kararların Sulh Hukuk Mahkemesince görülüp karara bağlandığı müşahede edilmiştir.

            * Anılan Yasa’nın 11 ve HUMK’un 8. maddeleri ile Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 24/4/1991 gün ve 1991/4315-6775 sayılı kararı uyarınca, bu tür davalara bakmak yetkisinin Asliye Hukuk mahkemesinde olduğunun anımsanması,
70- Mahkeme Emanet Paralarının Bulunduğu Banka
 

            Mahkeme emanet paralarının (vesayet hesapları hariç) Vakıfbank’da tutulmaya devam olunduğu görülmüş, gereği için ilgililer uyarılmıştır.

            * HİGM’nin 20/01/2006 gün ve 104 sayılı Genelgesi uyarınca, tereke, izale-i şüyu ve hukuk mahkemeleri emanet paraları ile icra ve noter emanet paralarının Akbank’a ve bu banka şubesi bulunmadığı takdirde halen mevcut hesaplarda muhafaza olunması gerektiğinin bilinmesi, vadeli hesaplarda bulunan emanet paraların vade bitimlerinde derhal ilgili bankaya aktarılmasının unutulmaması,

71- Masrafların Tutanak Altına Şerhi, Zabıt Kâtibinin Masraf Alması
 
            Tüm hukuk mahkemelerinin dosyalarında genel bir uygulama olarak taraflardan alınan pul miktarları ile tahsilâtı kesilmiş olsa bile bilirkişi incelemesi için yazılan talimatlarda yatırılan masraflar ve ayrıca alınan keşif avanslarının da zabıt altına şerh verilip yatıranın imzasının alınmadığı, bazen tutanak yazıcılarının iş sahiplerinden masraflar karşılığı pul ya da para aldıkları beyan ve müşahade olunmuştur.

            * Hukuk ve Ticaret Mahkemeleri Yazı İşleri Yönetmeliği’nin ‘Ara kararları mucibince yapılacak muameleler’ başlığını taşıyan 32. maddesindeki “Ara kararları üzerine gönderilecek celp kâğıtlarının, talimatların, yazılacak tezkerelerin, yapılacak keşiflerin harç ve masraflarını ödemek üzere iş sahibinin müracaatı halinde tutanak yazıcısı kendisine ödenmesi icap eden harç ve masraf miktarını bildirir ve iş sahibine vezneye veya tahsile memur edilmiş bulunan Kalem Şefi (Yazı İşleri Müdürü) ve Muavinine harç ve masrafları ödedikten sonra zabıtnameye ve bu hususta ittihaz edilmiş bulunan kararın altına, (Karar Harcı , Posta pulu Keşif ücreti ödedim) şeklinde bir şerh yazar altına tarih kor ve bu şerhi müracaat sahibine imza ettirir…” kuralına riayet edilerek aynı Yönetmelik’in 16. maddesinin “Tutanak yazıcıları ve mübaşirler muamelenin yapılması için gerekli harç ve masrafları iş sahibinden alamazlar. Harç ve masraflar, vezne teşkilâtı bulunmayan yerlerde yazı işleri müdürü tarafından iş sahibinden alınır” hükmüne göre masrafların kâtip veya mübaşir tarafından alınamayacağının, bu konudaki yetki ve sorumluluğun sadece mahkemeler yazı işleri müdürüne ait olduğunun, aksi halin sorumluluğu doğurabileceğinin akıldan çıkarılmaması,
72- Masrafların Yatırma Süresinin Kararda Belirtilmediği
 

            Asliye Hukuk Mahkemesine ait … esas sayılı dosyalarda, keşif, bilirkişi ve tanık ücreti gibi masrafların ne kadar süre içinde mahkeme veznesine yatırılacağı hususunda ara kararlarında açıklık bulunmadığı belirlenmiştir.

            * HUMK’un 414. maddesi uyarınca; iki taraftan her biri yapılmasını talep ettiği işlemlerle ilgili keşif, bilirkişi, tanık ve vasıta ücreti gibi masrafları mahkeme veznesine depo etmekle yükümlü bulunduğu, hâkimin tayin edeceği süre içinde bu masrafı vermeyen tarafın isteminden vazgeçmiş sayılacağı dikkate alınarak, hukuk usulünün davalara sürat kazandırıcı hükümlerinden uygulamada yararlanılması,

73- Miras Şirketine Mümessil Tayininde Husumet
 

            Miras şirketine mümessil tayini istemini içeren davaların hasımsız olarak görülüp, sonuçlandırıldığı belirlenmiştir.

            * Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 29/09/2003 gün ve 9920-12293 sayılı içtihatları çerçevesinde, bu tür davaların bütün mirasçılar davaya dahil edilmeden görülmemesi icabettiğinin uygulamada nazara alınması,
74- Mirasın Reddinin Kütüğüne Kaydedilmediği
 

Sulh Hukuk mahkemesinin …. esas sayılı dosyasında mirasın reddine dair verilen kararın mahsus kütüğe kaydının yapılmadığı gözlenmiştir.
 

            * 03/09/2004 tarih 25592 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren ve 257 sayılı Yargı Bülteni’nde de bulunan Türk Medeni Kanunu’nun Velayet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzük Kapsamında Tutulacak Defterler, Özel Kütük, Dosyalar, Tutanaklar ve Diğer Evrakın Düzenlenmesine Dair Yönetmelik’in 15 ve 16. maddelerinde yer alan mirası ret taleplerinin kabulüne karar verilmesi halinde, aynı gün bu hususun mirası ret kütüğüne işleneceğine dair hükmü uyarınca belirtilen kararların gecikilmeksizin mahsus kütüğe kaydına özen gösterilmesi,
75- Noter İş Kâğıtlarının İstenme Usulü
 

            ….. Hukuk Mahkemesine ait … esas sayılıda, davacı vekilinin talebi üzerine …… Noterliğine müzekkere yazılarak iş kâğıdının aslının gönderilmesinin istendiği, noterlik dairesinin ilgili kanunun 55. maddesini hatırlatan cevabî yazısı üzerine 09/02/2006 günlü oturumda …. Asliye Hukuk Mahkemesine talimat yazıldığı müşahede olunmuştur.

            * Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünün 20/01/2006 tarih ve 102 numaralı Genelgesi’nde de belirtildiği üzere; 1512 sayılı Noterlik Kanunu’nun 55. maddesine göre mahkemeler tarafından yargı çevreleri dışında bulunan noterliklere doğrudan yazı yazılarak evrak aslının istenmesi hukuken mümkün bulunmadığından, işlem aslının bulunduğu yer noterlik dairesinin yargı alanı içindeki hukuk hâkimliğine davayı gören mahkeme tarafından talimat yazılarak istinabe yoluyla noterlik evrakının aslının istenilmesi, talimat mahkemesince de ilgili noterliğe yazı yazılarak işlem aslının getirtilerek evrakın suretinin çıkartılıp, aslına uygun olduğu bizzat hâkim tarafından onaylandıktan sonra asıllarının ilgili mahkemeye gönderilmesi, onaylı suretinin de aslının yerinde saklanmak üzere notere verilmesi, bu işler için sarf edilen yazı ücreti, yol tazminatı ve posta masrafı gibi ücretlerin ceza mahkemelerinde kovuşturma giderlerinden hukuk mahkemelerinde de depo edilen ücretten karşılanması gerektiği bilinerek bu hususlarda gereken dikkat ve özenin gösterilmesi,
76- Nüfus Davalarında Görüldü Kaydı
 

            Yaş ve isim düzeltilmesine ilişkin verilen kararların ” görüldü ” kaydı için Cumhuriyet Başsavcılığına verilmediği müşahede ve beyan edilmiştir.

            * Bu tür davaların 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 36, ( Mülga 1587 sayılı Yasanın 46.)  HUMK’un 53-58, 427. maddeleri gereğince Cumhuriyet savcılarının huzuru ile görülüp karara bağlanacağı ve Cumhuriyet savcılarının temyiz etme yetkileri de bulunduğu cihetle, 7201 sayılı Kanun’un 43. ve Tebligat Tüzüğü’nün 65. maddesine göre dosyaların yasal süre içinde Cumhuriyet Başsavcılığına verilmesinde zorunluluk bulunduğunun hatırdan çıkartılmaması,

77- Nüfus Kaydı Düzeltilmesi Davalarında Cumhuriyet Savcısının Huzuru
 

            Nüfus kayıtlarının düzeltilmesine ilişkin bir kısım davaların, Cumhuriyet savcısının iştiraki olmaksızın karara bağlandığı saptanmıştır.

            * 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 36. maddesinin, bu kabil davaların Cumhuriyet savcısının huzuru ile görüşülüp karara bağlanmasını emrettiğinin hatırda tutulması,

78- Nüfus, Nafaka ve Kamulaştırma Davalarının Adlî Tatilde Görülmediği
 

            Nüfus ve kamulaştırma gibi acele sonuçlandırılması gereken davalarda ayrım gözetmeksizin adlî tatili kapsayacak şekilde üç aya varan uzun süreli talikler yapıldığı anlaşılmıştır.

            * Bazı davaların adlî tatil içinde dahi görülerek çabuk sonuçlandırılmasına yönelik HUMK’un 176, 507 ve Kamulaştırma Kanunu’nun 37. maddelerinin uygulamada göz önünde bulundurulması,
 

79- Nüfusta Ad ve Soyadı Düzeltilmesi Davalarında Verilen Tashih Kararının İlânı
 

            Asliye Hukuk Mahkemesine ait ….. nüfusta ad ve soyadı tashihi davalarında verilen tashih kararının ilânına hükmedilmediği görülmüştür.

            * Türk Medeni Kanunu’nun 27. maddesi uyarınca isim tashihine ilişkin kararların ilân edilmesi icap ettiğinden bu gereğin yerine getirilmesinden kaçınılmaması,

80- Nüfus Davalarında Resen Araştırma İlkesinin Uygulanmasında Hassas  Davranılmadığı
    
 
            Nüfusta yaş tashihi ile ilgili dosyaların tetkikinde, gereken dikkatin gösterilmeyip resen araştırma ilkesine aykırı davranıldığı ve dosyaların yeterince incelenmediği;

            Bu cümleden olarak;

            ….. esas sayılılarda davacıların yaşlarının tescil tarihlerini 2–6 seneye varan şekilde aşarak küçültüldüğü, küçültme kararlarında ayrıca resmi kayıtların sahteliği sübut bulmadığı ve bu yönde bir talep ya da iddia da olmadığı halde tescil tarihlerinin de tashihine karar verildiği,

            ….esas sayılıda ise nüfus aile kaydına göre davacının 1944 olan doğum tarihinin, anne ve babasının evlenme tarihi 1942 olmasına rağmen, evlilik dışı doğum beyan edilmediği ve bu yönde delil de olmamasına karşın 1940 olarak tashihine dair hüküm kurulduğu,

            Anlaşılmış, kararın kesinleştirilmesini takiben kanun yararına temyiz yoluna gidilmesi Cumhuriyet savcılığına önerilmiştir.

            * Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 19/05/1946 gün 2/ 40 – 60 sayılı kararından bu tarafa yerleşik ve Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 20/04/2006 gün ve 2006/2432 esas 2006/3362 karar sayılı içtihatları ile şahsın doğmadan nüfusa tescilinin mümkün olmadığı ve tashih ile tescilden daha küçük bir tarihe karar verilemeyeceğine dair içtihatlarının ve nüfus kayıtları kamu düzenini ilgilendirdiğinden Cumhuriyet savcısı ile nüfus müdürlüğünün de iştirak ettiği nazara alınarak araştırmada gereken hassasiyetin gösterilmesi gerektiğinin unutulmaması,

81- Orman Kadastro Davaları
 

            Orman kadastrosuna ilişkin davalarda tarafların mazeretsiz olarak duruşmaya gelmediklerinden bahisle HUMK’un 409. maddesi uyarınca dosyanın işlemden kaldırıldığı ve daha sonra da davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği görülmüştür.

            * Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 29/1/2002 gün ve 2002/155-507 sayılı içtihadı uyarınca, orman kadastro davalarının da bir kadastro ihtilâfı ve davası olduğu göz önüne alınarak taraflar gelmeseler dahi resen davanın yürütülerek bir karar verilmesi icabettiğinin bilinmesi, bu türden davalarda da HUMK’un 409. maddesinin uygulama yeri bulunmadığının unutulmaması,

82- Oturuma Katılanların Ad ve Soyadının Zapta Yazılmadığı
 

            Bir kısım dava dosyasında oturumlara katılanların ad ve soyadının zapta yazılmadığı belirlenmiştir.

            * HUMK’un 151/2. maddesinin göz ardı edilmemesi,

83- Reddiyat Makbuzlarının Damga Vergisine Tabi Tutulmadığı
 

            Hâkim ve kâtip yollukları ile bilirkişilere ödenen paralarla ilgili düzenlenen reddiyat makbuzlarının, damga vergisine tâbi tutulmadığı saptanmıştır.

            * Bir hizmet karşılığı yapılan tüm ödemelerin, 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu’na bağlı 1 sayılı tablonun IV/ 1-b pozisyonu uyarınca binde 6 oranında vergiye tâbi bulunduğunun dikkate alınması,

84- Suç Oluşturan Eylemi Nedeniyle Davalıya Yemin Teklifi
 

            Asliye Hukuk Mahkemesinin ..esas sayılı dosyasında, elektrik su gibi işleri takip amacı ile davacının verdiği vekâletnameyi davalının hile ile tapuda intikali gerçekleştirecek şekle dönüştürdüğü iddiası emniyeti suiistimal ya da dolandırıcılık suçunu oluşturduğu halde hile yaptığı söylenen davalıya yemin teklifi amacıyla talikler yapıldığı tespit edilmiştir.

            * HUMK’un 352. maddesine göre suç oluşturan bir konuda davalıya yemin teklifinin mümkün olmadığının anımsanması, davanın sürüncemede kalmasına yol açabilecek benzeri davranışların tekrarından kaçınılması,

85- Şahitlere Baştan Yemin Ettirildiği
 

            Asliye Hukuk Mahkemesi ….. esas sayılılarda olduğu gibi, bir kısım dosyalarda dinlenen şahitlere baştan yemin ettirildiği ya da yemin ihtarı hatırlatıldıktan sonra ifadesinin saptanması akabinde yemini yaptırılmadan sadece imzasının alınılması ile yetinildiği belirlenmiştir.

            * HUMK’un 261. maddesi gereğince, başlangıçta yapılacak ihtardan sonra dinlenen tanığa yemini şahadetten sonra eda ettirilir hükmünün uygulamada göz önünde bulundurulması,

86- Şahitlere Ücret Tayin Edilmediği
 

            Genel olarak Asliye Hukuk Mahkemesinde huzurda dinlenilen veya talimatla anlatımları saptanan şahitlere ücret tayin ve takdir edilmediği saptanmıştır.

           

            * HUMK’un 414. maddesinde öngörüldüğü üzere, iki taraftan her birinin dinlenmesini istedikleri şahit ve bilirkişilerin veya talebi üzerine yapılacak diğer işlemlerin masrafını ödemeye, buna yetecek miktar parayı mahkeme veznesine yatırmaya mecbur olduğu; Anayasa’nın, “Kişinin Hak ve Ödevleri” bölümünde yer alan 18. maddesinde angarya yasağı da getirildiği hatırlanarak, tanıklara ücret takdir edilmesi,

87- Sonucu Beklenen Dosyalarda Tarafların Beyanı İle Yetinildiği
 

            Başka bir dava sonucu bekleyen dosyalarda, akıbetleri soruşturulmadan taraf beyanları ile yetinildiği veya müzekkere yazılıp üç, dört celse cevabının beklendiği, oturumların bu nedenle başka günlere ertelendiği anlaşılmıştır.

            * Görülmekte olan dava ile bağlantılı olup ta beklenen dava dosyasının zaman zaman araştırılması, ön mesele sayılan davanın yargılamasının devam ettiği şeklinde taraf beyanları ile yetinilmeyerek getirilip incelenmesi, sonuçlandığının anlaşıldığı veya başka bir davanın sonucunun beklenmesi gerektiği hallerde bu hususların HUMK’un 151. maddesi uyarınca, duruşma tutanağına geçirilmesine özen gösterilmesi,

88- Sulh Hukuk Mahkemesinde Adlî Tatilde Dava Görülmediği
 

            Sulh Hukuk Mahkemesinin …. esas sayılı dosyalarında olduğu gibi, araya adlî tatil girdiği gerekçesi ile duruşmaların adlî ara vermeden sonraki günlere ertelendiği görülmüştür.

            * HUMK’un 176/10. maddesinde açıkça yazılı olduğu üzere, adlî ara vermede kanunların Sulh Hukuk Mahkemesini veya hâkimini görevlendirdiği dava ve işlere bakılacağının unutulmaması,

89- Tanıklıktan Çekinme Hakkı Olanlara Yemin Ettirildiği
 

            Akrabalığı nedeniyle tanıklıktan çekinme hakkı olup da bu hakkını kullanmayanlara, tanıklıktan ve yeminden çekinme hakkının hatırlatıldığı, tanıklık edeceklerini söylemeleri üzerine yemin uyarısında bulunularak dinlendikleri ve sonuçta yemin verildiği belirlenmiştir.

            * HUMK’un 245. maddesinin 1-3 numaralı bentleri gereğince, tanıklıktan çekinme hakkı olup da bu hakkını kullanmayanların yeminsiz dinlenmeleri gerektiğine dair 247. madde hükmünün uygulamada göz önünde bulundurulması,

90- Taliklerde Saat Belirtilmediği
 

            Duruşmalarda oturum gününün saptanması ile yetinildiği, duruşma saatinin 09.00 olarak dosyalarda belirlendiği görülmüştür.

            * Hukuk ve Ticaret Mahkemeleri Yazı İşleri Yönetmeliği’nin 7 ve 27. maddeleri uyarınca, duruşma tarihi ile birlikte oturum saatlerinin de belirlenerek, tarafların adlîye koridorlarında boşuna beklemelerinin önlenmesi,

91- Tanıma Dosyasında Ananın Son Medeni Halini Gösteren Belgenin Yer Almadığı
 

            Aile Mahkemesinin … esas nolu tanıma dosyasında; ananın son medeni hâlini gösterir kimliğinin ilgili nüfus müdürlüğünden getirtilmediği görülmüştür.

            * TMK’nın 295. maddesi uyarınca “başka bir erkekle soy bağı bulunan çocuğun tanınması mümkün olmadığından” Nüfus Hizmetlerine Ait Kuruluş, Görev ve Çalışma Yönergesi’nin 190/2 paragrafında açıklandığı gibi, annenin medeni hâlini gösterir kimlik bilgilerinin nüfus idaresinden istenmek suretiyle tanıma işlemi yapılırken dikkate alınması,

92- Tapu İptaline İlişkin Hüküm Özetlerinin Tapu Sicil Müdürlüğü’ne Gönderilmediği
 

            Kabul ile sonuçlanan tapu iptali ve tescil kararlarına ait karar özetlerinin alakalı tapu sicil müdürlüğüne gönderilmediği müşahede edilmiştir.

            * İcra ve İflâs Kanunu’nun 28. maddesinde ve Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünün 30/01/2006 gün ve 113 sayılı Genelgesi’nde de belirtildiği gibi; kötü niyetli şahısların durumdan yararlanmalarının önlenmesi ve mahkeme kararlarının infazının imkânsız hale gelmemesi için gayrimenkule ilişkin davalarda, davacı lehine hüküm verildiği takdirde, mahkemece davacının talebine hacet kalmaksızın hükmün tefhimi ile beraber hülasasının tapu sicil müdürlüğüne bildirilmesinde zorunluluk bulunduğunun hatırlanması ve anılan dosyalarda buna göre işlem yapılması,

93- Tapu İptal ve Tescil Davalarının Hakemde Görülemeyeceği
 

            Asliye Hukuk Mahkemesinin … esas sayılı dosyasında taşınmazın aynına ilişkin davaya hakem sıfatıyla bakıldığı müşahede edilmiştir.

            * 19/07/2003 tarihli 4916 sayılı Yasa’nın 24. maddesi ile değişikliğe uğrayan 29/06/1938 tarihli ve 3533 sayılı Umumî, Mülhak ve Hususî Bütçelerle İdare Edilen Daireler ve Belediyelerle Sermayesinin Tamamı Devlete veya Belediye veya Hususî İdarelere Ait Daire ve Müesseseler Arasındaki İhtilâfların Tahkim Yolu İle Halli Hakkında Kanun’un 4. maddesi ve Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 4/10/2004 tarih 2004/9565 esas, 10580 karar sayılı ilâmı ile, taşınmazın aynına ilişkin çekişmelerin hakemin görevi alanından çıkarıldığı göz önüne alınarak genel mahkemelerde görülmek üzere görevsizlik kararı verilmesi gerektiğinin hatırdan çıkarılmaması,

94- Tapuda İsim Tashihi Davalarında Değer Gösterilmediği
 

            Tapuda baba adı, ad ve soyad düzeltilmesi amacıyla açılan davalarda değer göz önünde tutulmadan, ilgililerin inisiyatifi ile görevin belirlendiği tespit edilmiştir.

            * HUMK’un 8. maddesi uyarınca, Yargıtay İBGK’nun 23/06/1943 gün ve 18/22 sayılı içtihatlarında da açıklandığı gibi ilgililer tarafından tapu sicilindeki isimlerin düzeltilmesine ilişkin açılan davaların, o sicilin taallûk ettiği hakkın değeri nazara alınarak Sulh Hukuk veya Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi icabettiğinin hatırda tutulması,

95- Tensiplerin Yeterli Açıklıkta Olmadığı
 

            Yapılan tensiplerde “dava dilekçesinde açıklanan yerlere gerekli yazıların yazılmasına” karar verildiği, nereden ve hangi belgenin istenildiğinin açıkça yazılmadığı,

            * Yapılan tensiplerde; celbine gerek görülen belge, kayıt ve dosyaların açıklanması, nereden isteneceğinin belirtilmesi, keyfiyetin kalemin inisiyatifine bırakılmaması
 

96- Tevdi Mahalli Tayini Kararlarında Maktu İlâm Harcı Alındığı
 

            Tevdi mahalli tayini kararlarında maktu ilâm ve karar harcı tahsil olunduğu görülmüştür.

            * 492 sayılı Harçlar Kanunu’na bağlı 1 sayılı Tablonun 3-2/a, b, c, d madde ve bentlerinde, tevdi mahalli tayini kararlarından ilâm ve karar harcı alınacağına dair bir hüküm bulunmadığından, bu taleplerden sadece başvurma harcı tahsil olunması
97- Tevdi Mahalli Tayini Kararının Tebliğ Edilmediği
 

            Sulh Hukuk Mahkemesinin … değişik iş sayılı, kira parası ödeme yerinin belirlenmesine ilişkin kararlarının muhataplarına tebliğ olunmadığı saptanmıştır.

            * Borçlar Yasası’nın 91 ve 95. maddeleri gereğince, tayin edilen tevdii mahallinin muhatabına duyurulması icabettiğinin hatırda tutulması,

98- TMK’nın 644. Maddesine Göre Açılan Davalarda Özel Meşruhat
 

            Elbirliği halindeki mülkiyetin paylı mülkiyete çevrilmesi istemine ilişkin Sulh Hukuk Mahkemesinin … esas sayılı dosyalarında; diğer mirasçılara gönderilen davetiyelerde “varsa itirazlarını bildirebilecekleri” belirli bir süre tayin edilmediği gözlenmiştir.

            * Türk Medenî Kanunu’nun 644. maddesi hükmünün müteakip uygulamada nazara alınması,

99- Temyiz Dilekçelerinin Hâkim Tarafından Havalesi Üzerine İlgilisine Verildiği
 
            Tüm mahkemelerde; temyiz dilekçelerinin tek nüshasına hâkimliğin havale tarihi ile yazısının derç edildiği, bunu müteakip mezkur dilekçelerin mahkeme kalemine gönderilmek üzere ilgililere ve avukatlara verildiği beyan ve müşahede edilmiştir.

            * HİGM’nin 30/01/2006 gün ve 105 sayılı Genelgesi’nde de belirtildiği üzere; Hukuk ve Ticaret Mahkemeleri Yazı İşleri Yönetmeliği’nin 18/1 ve 26, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 8 ve Tebligat Nizamnamesi’nin 10. maddelerine nazaran, temyiz ve karar düzeltme isteklerinin mahkemeye tevdii üzerine hâkim tarafından, dilekçelerin her nüshasına havale tarihi ile yazısının bizzat yazılması ve imzalanması suretiyle ilgililere verilmeksizin mahkeme kalemine gönderilmesi,

100- Temyize Gönderilen Dosyanın Harcı Alınmadan Gönderildiği
 

            Temyize gönderilecek dosyaların incelenmesinde;

            Asliye Hukuk Mahkemesine ait … sayılılarda, bakiye karar ve ilâm harcı tahsil edilmeden kararın tebliğe çıkarıldığı, … sayılılarda ise bakiye harç tahsil edilmeden dosyanın temyize gönderildiği,

            Belirlenmiş, eksiklikler ikmal edilmiştir.

            * Harçlar Kanunu’nun 28/a, 130 ve Hukuk ve Ticaret Mahkemelerinin Yazı İşleri Yönetmeliği’nin 54. maddeleri uyarınca karar almak üzere başvuran taraftan bakiye harcın tahsil edilmesi,

            HUMK’un 434/3. maddesi uyarınca temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin tamamı ödenir hükmüne işlerlik kazandırılması,
101- Tevzînin Protokole Bağlanmadığı
 

            … Adliyesinde birden fazla sayıda bulunmasına rağmen Sulh, Asliye, İş ve Aile Mahkemeleri arasında Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonunun da görüşü alınarak işlerin mahkemeler arasında ne şekilde tevzi edileceğine dair protokol yapılmadığı öğrenilmiştir.

            * Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünün 16/03/2006 tarih ve 131 sayılı Genelgesi doğrultusunda adalet dairelerinde değişik yorumlara sebebiyet verilmemesi için aynı türden davalara bakan mahkemelerin birden fazla bulunması halinde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nca belirlenen ilke kararları da dikkate alınarak bu mahkemelerdeki iş tevziinin bir ilkeye bağlanarak oluşturulacak protokolün Yüksek Bakanlığa sunulması,

102- Tüketici Mahkemesinde Harç
 

            Tüketici şikâyeti ile ilgili olarak Asliye (Tüketici) Hukuk Mahkemesine açılan … esas sayılı dosyada, dava açılışında başvuru harcı ve peşin harç alındığı belirlenmiştir.

            * 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’un 23. maddesinin 2. fıkrası uyarınca; tüketici ve tüketici örgütleri tarafından açılan davaların her türlü harç ve vergiden muaf olduğunun unutulmaması,

103- Usule İlişkin Kararlarda Yargılama Masrafına Hükmedilmemesi
 

            … Hukuk Mahkemesinin…. esas sayılı; yetki itirazı sebebiyle verilen yetkisizlik ya da resen verilen görevsizlik kararlarında yargılama masrafına (vekâlet ücreti dâhil) hükmedilmediği tespit edilmiştir.

            * İBGK’nun 25/4/1945 gün ve 9 E sayılı kararını açıklayan Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 24/05/2004 tarih 2004/5995 Esas – 2004/6658 Karar sayılı ilâmında belirtildiği üzere; görevsizlik ve yetkisizlik nedeniyle davanın reddine ve dava dosyasının görevli mahkemeye tevdiine ilişkin kararlar bunları veren mahkemeler yönünden nihai kararlar olup, dava böyle bir karara bağlanıncaya değin mahkemece yapılmış olan giderlerin ve vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesi HUMK’un 417 ve 426. maddelerinin gereği olduğunun göz ardı edilmemesi,

104- Vakıf Kararlarının Kütüğüne Tescil Edilmediği
 

            Asliye 1.Hukuk Mahkemesinin vakıf tesciline ilişkin kesinleşen .… esas/karar sayılı dosyasında, ilâmın mahsus deftere, mevcut olmadığından bahisle, tescil edilmediği beyan ve müşahede olunmuştur.

            * Hukuk ve Ticaret Mahkemeleri Yazı İşleri Yönetmeliği’nin 7/8. maddesinde belirtilen defterin temini ile istimaline başlanması,

105- Vasi Tayini Dosyasının Takip Edilmediğinden İşlemden Kaldırıldığı
 

            Sulh Hukuk Mahkemesinin … esas sayılı vasi tayinine ilişkin dosyasının takip edilmemesi sebebiyle, HUMK’un 409. maddesi gereğince işlemden kaldırılıp, bilâhare davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği gözlenmiştir.

            * TMK’nın 404 ve devamı maddelerinde açıkça belirtildiği üzere, aynı Kanun’un 408. maddesindeki haller ayrık olmak üzere vasi tayinine ilişkin taleplerin resen takip olunarak, HUMK’un 409. maddesinin bu tür davalarda uygulama yeri olmadığının bilinmesi, mutlaka sonuçlandırılması gerektiğinin hatırdan çıkarılmaması,

106- Vasi Tayini Kararlarının İlânı
 

            Vasi tayinine ilişkin bazı davalarda, verilen vasi tayinine müteallik kararların, mahcurun doğduğu ve oturduğu mahallerde ilân edilmediği müşahede edilmiş, gereğine tevessül olunmuştur.

            * TMK’nın 410 ve 421. maddeleri gereğince, vasi tayinine ilişkin kararların, vesayet altına alınanların nüfusta kayıtlı oldukları ve oturdukları yerlerde ilân olunması gerektiğinin unutulmaması,
107- Vasiden Hesap İstenilmediği
 

            … Mahkemesi karar dosyalarında vasilik talebi kabul ile sonuçlandırıldığı halde, vasilerin muayyen sürelerle takip edilmediği ve hesap istenilmediği anlaşılmıştır.

            * TMK’nın 397. maddesinde vesayet daireleri, 492/III. maddesinde de vesayet dairelerinin sorumluluğunun düzenlendiği hatırlanarak, TMK’nın 454 ve 464. maddeleri ile belirtilen Kanunun Velayet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına Dair Tüzük’ün 16 ve 21. maddeleri uyarınca vasinin yeni yapılacak tensiplerde ve muayyen sürelerde çağrılıp resen hesap alınarak raporlarının yeterli görülmemesi halinde ikmalinin emredilmesi ve gelir gider defterlerinin birisinin dosyada kalmak suretiyle iki nüsha olarak düzenleneceğinin bilinmesi, kısıtlının zararını ve dairenin mesuliyetini doğurabilecek bu kabil davranışlardan sakınılması,

108- Vasiyetnamenin Açılması Dosyasının İşlemden Kaldırıldığı
 

            Sulh Hukuk Mahkemesinin …. esas sayılı vasiyetnamenin açılmasına ilişkin dosyasının takip edilmemesi nedeniyle HUMK’un 409. maddesi gereğince işlemden kaldırıldığı, mirasçılardan birinin talebi üzerine yenilenerek sonuçlandırıldığı gözlenmiştir.

            * Türk Medeni Kanunu’nun Velâyet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzük’ün 36. maddeleri uyarınca, Sulh Hâkiminin kendisine tevdi edilen vasiyetnameyi hiçbir mirasçı gelmese bile açılmasına karar verip masrafı terekeye ait olmak üzere lüzum eden işlemleri yapması gerektiğinin ve burada HUMK’un 409. maddesinin uygulama yeri olmadığının hatırlanması,
109- Vasiyetnamenin Açılmasında Tüm Mirasçıların Arandığı
 

            Vasiyetnamenin açılmasına dair Sulh Hukuk Mahkemesinin … esas sayılı dosyalarında, tenfiz talebi ve gereği bulunmamasına rağmen, tüm mirasçıların tespitiyle ve kendilerine tebliğ işlemlerinin yapılması ve duruşmada hazır bulunmalarının beklenerek yargılamanın sürdürüldüğü görülmüştür.

            * Konuya ilişkin TMK’nın Velâyet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzük’ün 36. maddesi ile vasiyetnamenin mahkemeye tesliminden itibaren bir ay içinde açılacağı, açılışta hazır bulunmak üzere bilinen mirasçılara çağrı çıkarılacağı, diğerleri ve çağrıya uymayanlara da açılmış bulunan vasiyet örneğinin TMK’nın 596, 597. maddeleri uyarınca tebliğ edileceğine ilişkin Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 27/12/2002 gün ve 12909-15050 sayılı içtihadının gözden ırak tutulmaması,

110- Vasiyetnamenin Açılmasının Tereke Hâkimliği Esasına Kaydı
 

            Vasiyetnamenin açılmasına ilişkin taleplerin, tereke hâkimliğinin esasına kaydedilerek sonuçlandırıldıkları görülmüştür.

            * Görevin Sulh Hukuk Mahkemesine ait olduğu dikkate alınarak, intikal eden bu tür taleplerin Hukuk ve Ticaret Mahkemeleri Yazı İşleri Yönetmeliği’nin 7. maddesi gereğince sözü edilen mahkemenin esas defterine kaydı ile konuya ilişkin TMK’nın Velâyet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzük’ünün 36. maddesinin hatırdan çıkarılmaması,

111- Vekâlet Ücretinde KDV
 

            Aile Mahkemesinin … esas sayılı dosyalarında vekâlet ücreti takdir edilirken ayrıca KDV’nin de ilâve edildiği belirlenmiştir.

            * Yargıtay Kararları Dergisinin Mayıs 2003 sayısında yer alan Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 18/03/2003 gün ve 2003/1300-2154 sayılı içtihadı doğrultusunda verginin ancak yasa ile konulabileceği gerçeğinden hareketle, takdir edilen vekâlet ücretine ayrıca KDV ilavesinin kanunî dayanağının bulunmadığının bilinmesi,

112- Vekille Takip Edilen Nüfus Davalarında Özel Yetkinin Aranmadığı
 

            Vekil aracılığı ile açılan isim, soy isim tashihine dair davalarda, vekâletnamenin genel nitelikte olduğu, bu hususta özel yetki verilmemesine karşın, davaya bakılarak sonuçlandırıldığı müşahede edilmiştir.

            * Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 16/09/2002 tarih ve 2002/5241-8085 sayılı kararında da belirtildiği gibi; vekilin kişiye sıkı sıkıya bağlı kişilik hakları ile ilgili dava açabilmesi için vekâletnamesinde özel yetkinin bulunması gerektiğinden isim ve soy isim tashihine dair davalarda da bu yetkinin varlığının araştırılmasının hatırlanması,
113- Verasetin İptali Davasında Husumet
 

            Sulh Hukuk Mahkemesine ait …esas sayılı verasetin iptaline ilişkin dosyada, hak sahibi görünen mirasçıların hepsinin davaya dahli sağlanmadan hüküm kurulduğu saptanmıştır.

            * Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 23/10/1992 gün ve 9453/10210 sayılı içtihadına nazaran; ilk veraset belgesinde hak sahibi olarak belirlenen şahısların tamamına husumet tevcih ettirilmesi ve konunun resen nazara alınmasına itina gösterilmesi,

114- Vesayet Dosyalarında Hesab-ı Cari Defteri Tutulmadığı
 

            Vesayet dosyalarının incelenmesinde, vasilerden usulen rapor alınmaktaysa da hesabı cari defteri tutulmadığı, banka ile irtibata geçilmediği, bu sebeple de hesapların sağlıklı şekilde kontrol edilemediği tespit ve ifade edilmiştir.

            * Türk Medenî Kanunu’nun Velâyet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzük’ün 16. ve Türk Medenî Kanunu’nun Velâyet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzük Kapsamında Tutulacak Defterler, Özel Kütük, Dosyalar, Tutanaklar ve Diğer Evrakın Düzenlenmesine Dair Yönetmelik’in 8. maddesi mucibince hesabı cari defterinin tutulması, banka ile irtibat kurularak para hareketinin anılan defterden yararlanılarak denetlenmesi, mahcurun menfaatlerini korumakla görevli olan vesayet makamının, vasi hesaplarının tetkikinde gereken özeni göstermesi ve bu doğrultuda denetim icrası,

115- Yabancı Mahkeme İlâmının Aslına Şerh
 
            Hukuk Mahkemeleri kimi dosyalarında; yabancı mahkeme kararının tanınmasına ve tenfizine karar verildiği halde, yabancı mahkeme ilâmının aslına ilgili şerhin verilmediği saptanmıştır.

            * 2675 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun’un 40. maddesi gereğince, yabancı mahkeme ilâmının tamamen veya kısmen tenfizine veya reddine dair kararların yabancı mahkeme ilâmının altına yazılarak hâkim tarafından mühürlenip imzalanmasının usul edinilmesi,

116- Yabancı Uyruklu Kişiler
 

            Yabancı uyruklu şahısların Türkiye’de açtıkları davalar için teminat göstermedikleri beyan ve müşahede edilmiştir.

            * 2675 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun’un 32. maddesine göre, karşılıklılık ilkesi uyarınca muafiyet bulunmadığı takdirde yabancıların açtıkları davalarda teminat gösterme mecburiyeti olduğundan bu hususun dikkate alınması,
 
 117- Yargıtaya Sevk Masraflarının Pul Olarak Alındığı
 

            Tüm hukuk mahkemelerinde, dosyaların Yargıtaya sevk masraflarının tahsilinde, gönderme ücretlerinin pul, döndükten sonraki harcamaların ise para olarak alındığı beyan ve müşahede edilmiştir.

            * Hukuk ve Ticaret Mahkemeleri Yazı İşleri Yönetmeliği’nin 12. maddesi gereğince, bu kabil masrafların tamamının ilgililerden para olarak tahsil edilerek kasa ve yol giderleri defterine intikal ettirilmesinin unutulmaması,

118- Yetkisizlik İtirazı Sonuçlanmadan Esasa Girildiği
 

            … Hukuk Mahkemesinin … esas sayılı dosyasında; davalının başka yerden yolladığı yetkisizlik itirazı hakkında HUMK’un 187, 190, 225. maddeleri doğrultusunda işlem yapıldıktan sonra davalıya gerekli tebligat ikmal edilmeden davanın esasına ilişkin tahkikatın sürdürüldüğü görülmüştür

            * Mahkemenin yetkisizliğine dair itirazın önceden sonuçlandırılıp ilgiliye tebliğine ilişkin HUMK’un 187, 190 ve 225. maddelerine uyulması,

119- Yoklukta Yapılan Delil Tespit Tutanaklarının Karşı Tarafa Tebliğ Edilmediği
 

            Karşı tarafın yokluğunda yapılan delil tespitine dair, tutanak, karar ve eklerinin sonradan tebliğ zorunluluğuna uyulmadığı belirlenmiştir.

            * HUMK’uun 372/son maddesine göre gıyapta yapılan delil tespiti tutanağının mahkemece karşı tarafa tebliği zorunlu olup, bu şekilde tebliğ edilmeyen delil tespit tutanağından, sonradan açılan davada davacının yararlanamayacağına dair Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 27/11/1971 gün ve 9/23-690 sayılı içtihatları karşısında ilgililerin mağduriyetine yol açılmaması, bu hususun temini bakımından mezkur tutanağın karşı tarafa tebliğ masrafının peşin alınması,

120- Zayi Nedenine Dayalı Çek İptali Davasını Keşidecinin Açamayacağı
 

            Asliye Hukuk Mahkemesinin …, Sulh Hukuk Mahkemesinin … esas sayılı, davacısı keşideci olan zayi nedeniyle çek iptali davalarının kabul edilerek yargılama yapıldığı tespit edilmiştir.

            * Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 1999/3094 – 4676 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere; TTK’nın 730/20. maddesinin yollamasıyla 669. maddesinde belirtilen çek iptali davası açma hakkının hamile ait olduğu, keşidecinin TTK’nın 711. maddesindeki muhatabı ödemekten men ettirebilme veya çek bedelinin kendisinden istenmesi hâlinde borçlu olmadığının tespitini isteme yolunu kullanabileceği, ancak çek hamiline tanınan iptal davası açma hakkını kullanamayacağının bilinmesi,
 


No Comments yet, be the first to reply

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*