<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ADALET</title>
	<atom:link href="http://www.adalet.info/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.adalet.info</link>
	<description>Hakimler Savcılar Avukatlar Rehberi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 30 Dec 2011 13:13:47 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Adalet hakkında sözler</title>
		<link>http://www.adalet.info/hukukrehberi/adalet-hakkinda-sozler.html</link>
		<comments>http://www.adalet.info/hukukrehberi/adalet-hakkinda-sozler.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 30 Dec 2011 13:00:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hukuk Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet ile ilgili sözler]]></category>
		<category><![CDATA[Atasözleri]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[avukatlık]]></category>
		<category><![CDATA[Ayetler]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Hadisler]]></category>
		<category><![CDATA[Hak]]></category>
		<category><![CDATA[hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Özgürlük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.adalet.info/?p=49</guid>
		<description><![CDATA[Yüzyıllar boyunca adalet hakkında sözler söylenmiş adalet, hak, hukuk ve özgürlük temaları işlenmiştir. Adalet kavramı ile ilgili felsefi söylemler, atasözleri, hadisler ve  ayetler :
Atatürkün adalet hakkındaki sözleri:
 
Adalet gücü bağımsız olmayan bir milletin, devlet halinde varlığı kabul olunmaz.
 1920
 
Zamanın değişmesiyle hükümlerin değişmesi inkâr olunamaz. Kuralı adlî politikamızın temelidir. 1922
 
Her halde dünyada bir hak vardır. Ve hak kuvvetin üstündedir. ( 1919 )
 
Bu memlekette [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yüzyıllar boyunca adalet hakkında sözler söylenmiş adalet, hak, hukuk ve özgürlük temaları işlenmiştir. Adalet kavramı ile ilgili felsefi söylemler, atasözleri, hadisler ve  ayetler :</p>
<p><strong>Atatürkün adalet hakkındaki sözleri:<br />
</strong> <br />
Adalet gücü bağımsız olmayan bir milletin, devlet halinde varlığı kabul olunmaz.<br />
 1920<br />
 <br />
Zamanın değişmesiyle hükümlerin değişmesi inkâr olunamaz. Kuralı adlî politikamızın temelidir. 1922<br />
 <br />
Her halde dünyada bir hak vardır. Ve hak kuvvetin üstündedir. ( 1919 )<br />
 <br />
Bu memlekette hükümsüz vatandaş öldürülmez. Vatandaş ancak mahkeme kararıyla cezalandırılır. Devlet adamının böyle düşünmesi lâzımdır. ( 1919 )<br />
 <br />
Ancak hatalarını kabul edenler, affedilmeye lâyık olurlar. Çünkü, bunlar, hatalarını anlamış, pişman olmuş, bir daha aynı hatayı işlememeye karar vermiş kimselerdir. Fakat suçlarını saptırmaya ve savunmaya kalkışanlar, aynı yolda devam edecekler demektir ki, bunları hoş görüp affetmek kesinlikle uygun değildir.<br />
 <br />
Hükümet, memlekete kanunu egemen kılmak ve adaleti iyi dağıtmakla yükümlüdür. Bu nedenle adalet işi çok önemlidir&#8230; Adli siyasetimizde izlenecek amaç, öncelikle halkı yormaksızın süratle, isabetle, emniyetle adaleti dağıtmaktır. İkinci olarak toplumumuzun bütün dünya ile teması normal ve zorunludur.<br />
 <br />
Bunun için adalet seviyemizi bütün medeni toplumların adalet seviyesi derecesinde bulundurmak zorunluluğundayız. Bu hususları tatmin için mevcut kanun ve usullerimizi bu görüşle iyileştirmekte, canlandırmakta ve yenilemekteyiz; ve buna devam edeceğiz.<br />
 <br />
Devlet halinde teşkilatlanmış bir insan toplumu anayasasında, adalet kuvvetinin bağımsızlığının önemini açıklamaya gerek yoktur. Milletlern yargı hakkı bağımsızlığının birinci şartıdır. Adalet kuvveti bağımsız olmayan bir milletin devlet olarak varlığı kabul edilemez. ( 1920 )<br />
 <br />
Adalet gücü bağımsız olmayan bir milletin, devlet halinde varlığı kabul olunamaz. ( 1920 )<br />
 <br />
Herşey kanun yapmaktan ibaret değildir. Aksine herşey o kanunları uygulamak ve uygulattırmaktan ibarettir. Uygulayan, yerine getiren, daima karar verenden daha kuvvetlidir. ( 1920 )<br />
<strong>Adalet hakkındaki evrensel sözler :</strong></p>
<p>Adaletin hedef ve gayesi eşitliği sağlamaktır. İhering</p>
<p>Hukuk ile medeniyet ve kültürleri arasında ahenk kuramayan cemiyetler bedbahttırlar. Falih Rıfkı Atay</p>
<p>Mal cimride, silah korkaklarda, karar da zayıflarda olursa düzen bozuktur. Hz.Ebubekir</p>
<p>İnsanlara karşı ne zorbalığa başvurun, ne de ezilip büzülün. En etkili yol, hem güçlü hem vicdanlı olmaktır. Anonim</p>
<p>Suçlunun beraat ettiği yerde yargıç hüküm giyer. Anonim</p>
<p>Dünyanın en tehlikeli yaratığı sadece hukuk bilen hukukçudur Anonim</p>
<p>Adalet hissi insanlarda doğuştan mevcuttur. Çiçero</p>
<p>Hukuk ilmi mukaddes bir şeydir. Kıymetini para ile ölçmek onu çok aşağılatmak olur. Ulpinnus</p>
<p>Adaletin küçüldüğü ülkelerde, büyük olan artık suçlulardır. Anonim</p>
<p>Adalet topaldır, ağır yürür fakat gideceği yere er geç varır. Mirabeau</p>
<p>Adalet olunca yiğitliğe lüzum kalmaz. Anonim</p>
<p>Eşitlik arayan mezara gitmeli. Alman atasözü</p>
<p>Adalet ancak hakikatten, saadet ancak adaletten doğabilir. Anatole France</p>
<p>Haklarımız görevlerimizi yerine getirdikçe artar. Anonim</p>
<p>Haklı olduğunuza inanıyorsanız, sakin olmayı başarabilirsiniz. Bud Holiday</p>
<p>Adaletin kuvvetli, kuvvetlinin de adil olması gerekir.  Pascal</p>
<p>Davalının aptalı, derdini mübaşire anlatırmış. Kilis sözü</p>
<p>Devlet Başkanı olmaktansa, haklı olmayı tercih ederim. Hanry Clay</p>
<p>Bir devletin yıkılışından önce yasaları çoğalır. Tacitus</p>
<p>Doğru olan, haklı olandır. Alexander Pope</p>
<p>Avukatlar terzi gibidir, kendilerini kesmezler, araya gireni keserler. Anonim</p>
<p>Hak yerde kalmaz. Anonim</p>
<p>Suçu toplum hazırlar, suçlu işler. Buckle</p>
<p>Bir suç her şeydir; iki suç hiç birşey! MME Deluzy</p>
<p>Asılan hırsız değil, yakalanandır. Çek Atasözü</p>
<p>Görevimizi yaparken kimseye, ne müvekkile, ne hakime, hele ne iktidara tabiyiz. Bizim aşağımızda kişilerin varlığı iddiasında değiliz. Fakat hiçbir hiyerarşik üst de tanımıyoruz. En kıdemsizin en kıdemliden veya isim yapmış olandan farkı yoktur. Avukatlar tarih boyu köle kullanmadılar ama hiçbir zaman efendileri de olmadı! Molierack<br />
 <br />
Hiçbir suç hazırlıksız işlenmemiştir. Seneca</p>
<p>Suçluları yaratan yasalarımız, onları cezalandıran yasalarımızın yanında ne kadar çok&#8230; Tucker</p>
<p>Ceza kaldırılabilir; ama suç insanın içinde sonsuza kadar yaşar. Ovidius</p>
<p>Suç, insana ömrünün ilk yıllarında öğretilirse, o insanın kişiliğine yerleşir kalır. Anonim</p>
<p>Bir yargıç, iyi niyetle dinlemeli, akıllıca karşılık vermeli, sağlıklı düşünmeli, tarafsızca karar vermelidir. Sokrates</p>
<p>Bir kişinin sözleri önemli değildir; iki yanı da dinlemeli Goethe</p>
<p>Azınlık bazen yanılabilir, çoğunluk her zaman yanılır. H.İbsen</p>
<p>Hukukun buyrukları şunlardır: Dürüst yaşamak, başkasına zarara uğratmamak, herkesin hakkını vermek Ulpianus</p>
<p>Ahlakın olmadığı yerde kanun bir şey yapamaz. Napoleon</p>
<p>Hükümdar haksız olarak bir köylüden yumurta alırsa, adamları köylünün büyün tavuklarını alır. Sadi</p>
<p>Ne kadar yüksekte olursan ol, yasalar senden de yüksektir. Thomas Fuller</p>
<p>Kanunlar örümcek ağları gibidir: zayıfları ağa yakalanır, güçlülerse ağı delip geçer. Balzac</p>
<p>Özgürlüğün de eşitliğin de adaletin de kaynağı ulsal egemenliktir. -Atatürk<br />
 <br />
Adalet kutup yıldızı gibi yerinde durur ve geri kalan herşey onun etrafında döner. -Konfüçyüs<br />
 <br />
Bir ülkede adaletin varlığı kişinin kendini özgürce ifade etmesinden anlaşılır. Bir ülkede adaletsizliğin varlığı ise kişilerin başına buyruk davranışından anlaşılır. İyi insanlar sorunları önlemek için çaba sarf ederler. -Konfüçyüs<br />
 <br />
Eğitimli insanlar öncelikle adalete değer verir. Eğitimli insanlar adalet olmadan cesaret sahibi olunca asi olurlar. Küçük insanlar adalet olmadan cesaret sahibi olunca haydut olurlar. -Konfüçyüs<br />
 <br />
Mutlak hak mutlak haksızlıktır. -Cicero<br />
 <br />
Kaplan adamı öldürmek isterse adı vahşilik, adam kaplanı öldürmek isterse adı spor olur. Suç ile adalet arasındaki fark da bundan büyük değildir. -Bernard Shaw<br />
 <br />
Adaletin aklını kaybettiği yerde felsefe susar. -Diderot<br />
 <br />
İnsanlığın en güzel görevi adalet dağıtmasıdır. -Voltaire<br />
 <br />
Medeniyetin ilk şartı adalettir. -Freud</p>
<p>Adalet güzeldir Fakat devlet büyüklerinde olsa daha güzeldir Hadis-i Şerif</p>
<p>Adalet mülkün temelidir HzÖmer ra</p>
<p>Adaleti çiğneyen devlet adamlarını cezalandırmayan milletler çökmek zorundadır Hadis-i Şerif</p>
<p>Adaletin hakim olduğu yerde, silahın yeri yoktur J Amyot</p>
<p>Adaletin kılıcı ile vuran kol, ne kadar zayıf olursa olsun, gene kuvvetlidir John Webster</p>
<p>Adaletin kuvvetli, kuvvetlilerin de adaletli olmaları gerekir Pascal</p>
<p>Adaletsiz rejimi, adaletle yıkınız Gandhi</p>
<p>Adaletsizliği işleyen, çekenden daha sefildir Eflatun</p>
<p>Adaletsizlik hükme acılık, geciktirme de tatsızlık verir Bacon</p>
<p>Bırakın adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun William Watson</p>
<p>Bir saat adaletle hükmetmek, bir sene ibadet etmekten daha hayırlıdır Hadis-i Şerif</p>
<p>Devletin hazinesi adalettir Konfiçyus</p>
<p>Geç kalan adalet, adaletsizliktir W Savage Landor</p>
<p>Haksızlığa sapıp bütün insanların senin peşinden gelmeleri yerine, adaletli davranıp tek başına kalman iyidir Gandhi</p>
<p>İnsanın en büyüğü, en yüksek mevkide iken tevazu gösteren, kudret sahibi iken affeden ve kuvvetli olduğu vakit adaletle hareket edendir A BMervan</p>
<p>İyi olmak kolaydır, zor olan adil olmak V Hugo</p>
<p>Kılıcın yapamadığını adalet yapar Kanuni Sultan Süleyman</p>
<p>Kuvvete dayanmayan adalet aciz, adalete dayanmayan kuvvet zalimdir Blaise Pascal</p>
<p>Kuvvetsiz adalet ve adaletsiz kuvvet iki büyük felakettir Joseph Joubert</p>
<p>Memleketler kılıçla alınır, lakin adaletle muhafaza edilir Timurlenk</p>
<p>Silahlı adalet, en kötü adaletsizliğe bedeldir Alain</p>
<p>Zayıf, daima adalet ve eşitlik ister, halbuki bunlar kuvvetlinin umurunda bile değildir Aristoteles</p>
<p>Adalet ancak hakikatten, saadet ancak adaletten doğabilir. EMİLE ZOLA</p>
<p> Adalet güzeldir, fakat emir’lerde olursa daha güzel olur.HZ. MUHAMMED</p>
<p> Adalet, evrenin ruhudur.ÖMER HAYYAM</p>
<p> Adalet kadar büyük, tanrısal bir şey yoktur. ADDISON</p>
<p> Adalet mülkün temelidir. HZ. ÖMER</p>
<p> Adalet nerede hesap sorarsa, merhamet orada haklarını kaybeder. REFİK HALİD KARAY</p>
<p> Adaleti seven bir insan için her yer emindir. EPIKTETOS</p>
<p> Adalet topaldır, ağır ağır yürür, fakat gideceği yere ergeç ulaşır.MIREBAU</p>
<p> Adalet, ulusların sürekli yiyeceğidir.CHATEUBRIAND</p>
<p> Adaleti, aklın yardımı olmadan yerine getirmek imkansızdır.J.A. FROUDE</p>
<p> Adaleti çiğneyen devlet adamlarını cezalandırmayan milletler çökmek zorundadır. HZ. MUHAMMED</p>
<p> Adaletin gecikmesi adaletsizliktir.W. S. LANDOR</p>
<p> Adaletin hakim olduğu yerde silahın yeri yoktur.AMYOT</p>
<p> Adaletin kuvvetli, kuvvetlilerin de adaletli olmaları gerekir. BLAISE PASCAL</p>
<p> Adaletin olmadığı yerde ahlaktan bahsedilemez. MONTAIGNE</p>
<p> Adaletin kılıcı ile vuran kol, ne kadar zayıf olursa olsun, gene kuvvetlidir. JOHN WEBSTER</p>
<p> Adaletin olmadığı yerde ahlak da yoktur.MONTAIGNE</p>
<p> Adaletli sultan, yeryüzünde Allah&#8217;ın gölgesi ve mızrağıdır.HAZRETİ MUHAMMED</p>
<p> Adaletsiz rejimi, adaletle yıkınız. GANDHI</p>
<p> Adaletsizliği bir yangından daha çabuk önlemeliyiz. HERAKLEITOS</p>
<p> Adaletsizliği işleyen, çekenden daha sefildir.EFLATUN</p>
<p> Adaletsizlik hükme acılık, geciktirme de tatsızlık verir.BACON</p>
<p> Aşırı adalet, aşarı adaletsizliktir. CICERO</p>
<p> Bırakın adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun.WILLIAM WATSON</p>
<p> Bir insan taraf tutmaya başlar başlamaz, dünyada da o gerçekleri o kadar az görmeye başlar. HEYWOOD BRAUN</p>
<p> Bir saat adaletle hükmetmek, bir sene ibadet etmekten daha hayırlıdır. HZ. MUHAMMED</p>
<p> Devletin hazinesi adalettir. KONFUÇYUS</p>
<p>Hakiki adalet hayırsever değildir, hakiki hayırseverlik adil değildir. GEORGES DUHAMEL</p>
<p> Haksızlığa sapıp bütün insanların senin peşinden gelmeleri yerine, adaletli davranıp tek başına kalman iyidir. MAHATMA GHANDI</p>
<p> Her iki tarafı da dinlemeden karar veren, kararı doğru olsa dahi, doğru hareket etmiş olmaz.SENECA</p>
<p> Hiçbir fazilet adalet kadar büyük olamaz. J. ADDISON</p>
<p> Hukukun kuvvetinin azaldığı yerde, kuvvetlinin hukuku geçerli olmaya başlar. MAURICE DUEVERGER</p>
<p> İnsancıl olmadıkça adil olamazsın. VAUVENARGUES</p>
<p> İnsanın en büyüğü, en yüksek mevkide iken tevazu gösteren, kudret sahibi iken affeden ve kuvvetli olduğu vakit adaletle hareket edendir. ABDÜLMELİK B. MERVAN</p>
<p> İyi olmak kolaydır, zor olan adil olmaktır. VICTOR HUGO</p>
<p> Kendini yargılamak başkalarını yargılamaktan daha zordur. SAINT EXUPERY</p>
<p> Kılıcın yapamadığını adalet yapar.KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN</p>
<p> Kötülüğü adaletle, iyiliği de iyilikle karşıla. LAO-TSE</p>
<p> Kuvvetsiz adalet ve adaletsiz kuvvet iki büyük felakettir. LIMON LUCE</p>
<p> Memleketler kılıçla alınır, lakin adaletle muhafaza edilir.TİMURLENK</p>
<p> Mutluluk şansı olmasaydı, adaletin hali ne olurdu?ALBERT CAMUS</p>
<p> Silahlı adalet, en kötü adaletsizliğe bedeldir.ALAIN</p>
<p> Tanrı adaleti, onu sevene verir.AMENEMOPE</p>
<p> Zayıf, daima adalet ve eşitlik ister, halbuki bunlar kuvvetlinin umurunda bile değildir. ARISTOTELES<br />
 <br />
Adalet bütün ahlaki görevlerin toplamıdır. William Godwin<br />
 <br />
Adalet devletin amacıdır. James Madison<br />
 <br />
Adalet devletin amacıdır. Sivil toplumun amacıdır. Adalet için daima mücadele edilecektir. Alexander Hamilton<br />
 <br />
Adalet erdemlerin kraliçesidir. Latin Atasözü<br />
 <br />
Adalet erdemlerin taca sahip olan en şereflisidir. Marcus Tullius Cicero<br />
 <br />
Adalet güçlünün çıkarından başka bir şey değildir. Thrasymachus<br />
 <br />
Adalet güzeldir, fakat emir’lerde olursa daha güzel olur.HZ. MUHAMMED<br />
 <br />
Adalet herkese hakkını vermektir. Justinian<br />
 <br />
Adalet ilkin devletten gelmelidir. Çünkü hukuk, devletin toplumsal düzenidir. Aristo<br />
 <br />
Adalet kadar büyük, tanrısal bir şey yoktur. ADDISON<br />
 <br />
Adalet mahkemelerinin tam bağımsızlığı sınırlı anayasal (devlet) için gerekli bir ilkedir. Alexander Hamilton<br />
 <br />
Adalet mülkün temelidir. HZ. ÖMER<br />
 <br />
Adalet mülkün temelidir. Nizamülmülk<br />
 <br />
Adalet nerede hesap sorarsa, merhamet orada haklarını kaybeder. REFİK HALİD KARAY<br />
 <br />
Adalet olan yere kim sığınmaz ki. Zhantang<br />
 <br />
Adalet sivil toplumu ayakta tutan temel politikadır. Edmund Burke<br />
 <br />
Adalet topaldır, ağır ağır yürür, fakat gideceği yere ergeç ulaşır.MIREBAU<br />
 <br />
Adalet yaşama organı üyeleri tarafından ve kanunlarla kurulamaz. Adalet insanın ruhunun içerisindedir. Walt Whitman<br />
 <br />
Adalet, evrenin ruhudur.ÖMER HAYYAM<br />
 <br />
Adalet, herkese kendi hakkını vermek konusunda kat’i ve devamlı bir iradedir. Lustinianus<br />
 <br />
Adalet, ulusların sürekli yiyeceğidir.CHATEUBRIAND<br />
 <br />
Adalet&#8230; Onurlu yaşamak, başkasına zarar vermemek, herkese kendine ait olanı vermek. Ulpianus<br />
 <br />
Adaleti çiğneyen devlet adamlarını cezalandırmayan milletler çökmek zorundadır. HZ. MUHAMMED<br />
 <br />
Adaleti seven bir insan için her yer emindir. EPIKTETOS<br />
 <br />
Adaleti, aklın yardımı olmadan yerine getirmek imkansızdır. J.A. FROUDE<br />
 <br />
Adaletin gecikmesi adaletsizliktir.W. S. LANDOR<br />
 <br />
Adaletin hakim olduğu yerde silahın yeri yoktur.AMYOT<br />
 <br />
Adaletin kılıcı ile vuran kol, ne kadar zayıf olursa olsun, gene kuvvetlidir. JOHN WEBSTER<br />
 <br />
Adaletin kuvvetli, kuvvetlilerin de adaletli olmaları gerekir. BLAISE PASCAL<br />
 <br />
Adaletin olmadığı yerde ahlak da yoktur. MONTAIGNE<br />
 <br />
Adaletin üç temel ilkesi vardır; mülkiyetin istikrarlı olması, mülkiyetin ancak mutabakat ile transfer edilebilmesi ve verilen sözlerin yerine getirilmesi&#8230; Eğer mülkiyet istikrarlı değilse daimi savaş olur. Eğer mülkiyet mutabakat sonucunda transfer edilmezse ticaret olmaz. Sözler tutulmazsa o zaman da birlik olmaz. David Hume<br />
 <br />
Adaletli ol&#8230; Merikare<br />
 <br />
Adaletli olmayı öğren. Vergil<br />
 <br />
Adaletli sultan, yeryüzünde Allah&#8217;ın gölgesi ve mızrağıdır.HAZRETİ MUHAMMED<br />
 <br />
Adaletsizliği bir yangından daha çabuk önlemeliyiz. HERAKLEITOS<br />
 <br />
Adaletsizliği işleyen, çekenden daha sefildir.EFLATUN<br />
 <br />
Adaletsizlik hükme acılık, geciktirme de tatsızlık verir.BACON<br />
 <br />
Adil olmayan yasalar mevcuttur: Onlara itaat etmekle yetinelim mi, yoksa bu yasaları değiştirinceye kadar onlara itaat mı edelim, yoksa bu yasaları ihlal mi edelim? Bu tür bir devlet yönetimi altında insanlar genellikle çoğunluğu ikna edinceye kadar beklemek gerektiğine inanırlar. Eğer yasalara karşı gelirlerse, çözümün mevcut kötülükten daha kötü olacağını düşünürler. Fakat bilinmelidir ki devletin kendisi çözüm olarak mevcut kötülükten daha kötüdür. Henry David Thoreau<br />
 <br />
Araştırma yapıldığı zaman ancak bilgi artırılabilir; bilgi artırıldığında ancak isteksamimi olabilir; istek samimi olduğunda ancak akıl ıslah edilebilir; akıl ıslah edildiğinde ancak özel yaşam iyileştirilebilir; özel yaşam iyileştirildiğinde ancak aile yapısı düzeltilebilir. Aile yapısı düzeltildiğinde ancak devlet düzen içinde yönetilebilir. Devlet düzen içinde yönetildiğinde ancak dünyada barış tesis edilebilir. Konfüçyüs<br />
 <br />
Aşırı adalet, aşarı adaletsizliktir. CICERO<br />
 <br />
Ayrıcalıkların sadece eşitlikten doğduğu, vatandaşın yönetime, yönetimin halka, halkın da adalete tabi olduğu bir düzen istiyoruz. Robespierre<br />
 <br />
Az şeye sahip olan değil, çok fazla şey isteyen fakirdir. Seneca</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.adalet.info/hukukrehberi/adalet-hakkinda-sozler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Açıköğretim Adalet Bölümü</title>
		<link>http://www.adalet.info/adaletegitimi/acikogretim-adalet-bolumu.html</link>
		<comments>http://www.adalet.info/adaletegitimi/acikogretim-adalet-bolumu.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Nov 2011 21:42:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Açıköğretim]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet bölümü]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet Önlisans Programı]]></category>
		<category><![CDATA[Fakülte]]></category>
		<category><![CDATA[hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Önlisans]]></category>
		<category><![CDATA[Üniversite]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.adalet.info/?p=44</guid>
		<description><![CDATA[Yeni sisteme göre; Açıköğretim Adalet Bölümünün 2 yıllık önlisans programı bulunmakta ve kontenjan uygulanmamaktadır.
Yenilenen &#8220;Adalet Önlisans Programı&#8221; hakkında verilen bilgilere göre; &#8220;Adalet Bölümü &#8216;nün eğitim süresi 2 senedir.  2.ci yılın sonunda öğrencinin not ortalaması 80 ve üzeri şartını yerine getirdiği takdirde Hukuk Fakültesi örgün eğitime geçiş yapılabilmektedir.
Adalet Bölümü mezunları aynı zamanda,  Adalet Meslek Elemanı ünvanını kazanmaktadır. Adalet programının [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yeni sisteme göre; <em>Açıköğretim Adalet Bölümünün</em> 2 yıllık önlisans programı bulunmakta ve kontenjan uygulanmamaktadır.</p>
<p>Yenilenen &#8220;<em>Adalet Önlisans Programı</em>&#8221; hakkında verilen bilgilere göre; &#8220;<strong>Adalet Bölümü</strong> &#8216;nün eğitim süresi 2 senedir.  2.ci yılın sonunda öğrencinin not ortalaması 80 ve üzeri şartını yerine getirdiği takdirde <strong>Hukuk Fakültesi</strong> örgün eğitime <strong>geçiş</strong> yapılabilmektedir.</p>
<p>Adalet Bölümü mezunları aynı zamanda,  <em>Adalet Meslek Elemanı</em> ünvanını kazanmaktadır. Adalet programının amacı hakim ve savcılara yardımcı memurlar yetiştirmektir.</p>
<p>Adalet Bölümü mezunları; (Hukuk fakültesine geçiş olanağı dışında)</p>
<ul>
<li>Mahkeme kalemlerinde yazı işleri müdürlüğü ya da yardımcılığı,</li>
<li>İcra dairelerinde icra memurluğu ya da icra müdür yardımcılığı görevlerine atanabilmektedirler.</li>
<li>Ceza ve infaz kurumlarında müdürlüğe kadar yükselebilen görevlere gelebilmektedirler.</li>
</ul>
<p>Adalet Bölümü&#8217;nün 2011-2012 eğitim ve öğretim yılında kredili sisteme geçilmiş olup, bu bölümde toplam 16 dersten sorumluluk bulunmaktadır. Adalet Bölümü öğrencisi Güz ve Bahar dönemi olmak üzere toplam 72 krediyi tamamlamak zorundadır</p>
<p>Adalet mesleki eğitiminde, önlisans programı içerisinde yer alan dersler; Anayasa Hukuku, Halkla İlişkiler ve İletişim, İnfaz, İcra ve İflas, Medeni Usul, Memur Hukuku gibi dersler verilmektedir.</p>
<p>Detaylı bilgiler: <a href="http://www.hukuki.net">www.hukuki.net</a> <a href="http://www.fakulteleri.com">www.fakulteleri.com</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.adalet.info/adaletegitimi/acikogretim-adalet-bolumu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ortaklardan Birinin Talebi Üzerine Limited Şirketlerin Haklı Sebeplerle Feshi</title>
		<link>http://www.adalet.info/hukukrehberi/ortaklardan-birinin-talebi-uzerine-limited-sirketlerin-hakli-sebeplerle-feshi.html</link>
		<comments>http://www.adalet.info/hukukrehberi/ortaklardan-birinin-talebi-uzerine-limited-sirketlerin-hakli-sebeplerle-feshi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 30 Sep 2010 23:16:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hukuk Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[feshi]]></category>
		<category><![CDATA[fesih]]></category>
		<category><![CDATA[hakı]]></category>
		<category><![CDATA[limited şirket]]></category>
		<category><![CDATA[nedenler]]></category>
		<category><![CDATA[Ortak]]></category>
		<category><![CDATA[sebepler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.adalet.info/?p=40</guid>
		<description><![CDATA[ORTAKLARDAN BİRİNİN TALEBİ ÜZERİNE LİMİTED ŞİRKETLERİN HAKLI NEDENLERLE FESHİ
 
 
I- GİRİŞ
Ticaret şirketleri, sermaye ve şahıs şirketleri olmak üzere iki türe ayrılmakta olup, genel olarak anonim ve limited şirketler sermaye şirketi, kolektif ve komandit şirketler ise şahıs şirketi olarak kabul edilmektedir. Her ne kadar limited şirketler sermaye şirketi ise de, bazı konularda (yönetim ve temsil, haklı sebep faktörüne [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>ORTAKLARDAN BİRİNİN TALEBİ ÜZERİNE LİMİTED ŞİRKETLERİN HAKLI NEDENLERLE FESHİ<br />
 <br />
 <br />
I- GİRİŞ<br />
Ticaret şirketleri, sermaye ve şahıs şirketleri olmak üzere iki türe ayrılmakta olup, genel olarak anonim ve limited şirketler sermaye şirketi, kolektif ve komandit şirketler ise şahıs şirketi olarak kabul edilmektedir. Her ne kadar limited şirketler sermaye şirketi ise de, bazı konularda (yönetim ve temsil, haklı sebep faktörüne bağlı çıkma, çıkarılma veya şirketin feshini talep ve payın devrindeki güçlük) şahıs şirketlerinin özelliklerini taşımaları bakımından öğretide karma şirket türü olarak da nitelendirilmektedir. Zira limited şirketlerle ilgili olarak Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) hem anonim şirketlerle ilgili hükümlere, hem de kolektif şirketlerle ilgili hükümlere atıfta bulunulmuştur.<br />
Limited şirketlerin, şahıs şirketlerine yaklaştığı ve bu şirketlerin özelliğini taşıdığı konulardan birisi de, “ortağın haklı (muhik) sebeplerle şirketin feshini mahkemeden isteyebilmesi” hususudur. Söz konusu durum, TTK’nın 549. maddesinde düzenlenmiş olup; bu düzenlemeyle limited şirketin ortağı, sözleşmeyle belirlenmiş olan süreden (TTK md. 506/V) önce şirketi sona erdirebilme imkanına sahip olmakta; böylelikle, limited şirketin süresine ilişkin TTK’nın 506/1-5. maddesi, aynı Kanun’un 549. maddesiyle yumuşatılmaktadır(1).<br />
Ortaklardan birinin talebi üzerine mahkeme tarafından limited şirket hakkında fesih kararı alınması için TTK’nın 549/4. maddesinde belirtildiği üzere “haklı bir sebebin varlığı” gereklidir. Ancak anılan maddede haklı sebep kavramına ilişkin herhangi bir açıklama yapılmamış olup, haklı sebep olarak nelerin kabul edileceği hususu yargıya ve doktrine bırakılmıştır.<br />
Bu çalışmamızda, limited şirket ortaklarının hangi hallerde şirketin feshini talep edebileceği ile TTK’nın ilgili maddesinde zikredilen haklı sebep kavramından ne anlaşılması gerektiği hususları, yargı kararları ve doktrindeki görüşler çerçevesinde değerlendirilecektir. <br />
II- LİMİTED ŞİRKETLERİN FESHİ<br />
TTK’nın 549. maddesinde limited şirketlerin 5 halde infisah edeceği düzenlenmiştir. Bunlar; sözleşmede aksine açık hüküm olmadıkça esas sermayenin dörtte üçüne sahip olan ortakların dörtte üçünü teşkil eden bir ekseriyet tarafından karar alınması, şirketin iflasına karar verilmesi, ortaklardan birinin talebi üzerine ve haklı sebeplerden dolayı mahkemece kararlaştırılması, kanunda yazılı sair haller ve şirket sözleşmesinde yazılı sebeplerdir.<br />
Görüleceği üzere, limited şirketlerin infisah sebeplerinden biri de, şirket ortaklarından birinin talebi üzerine ve haklı sebeplerden dolayı mahkeme tarafından fesih kararı alınmasıdır. Belirtilen sebepten dolayı limited şirketin feshedilebilmesi için ortaklardan birinin Asliye Ticaret Mahkemesi’ne başvurması, ortada haklı bir sebebin bulunması ve mahkemenin haklı sebebi kabul ederek fesih kararı alması gerekmektedir.<br />
Limited şirketin feshi, haklı sebebin varlığı halinde, her bir ortak tarafından istenebilir. Ortağa tanınan bu hak ondan alınamaz. Bahsi geçen hak, şirket sözleşmesiyle bertaraf edilemeyeceği gibi, bir anlam ifade etmeyecek şekilde sınırlandırılamaz ve kullanılması zorlaştırılamaz. Hakkın kullanımı bir şarta bağlanamayacağı gibi ortaktan öncelikle sorumluluk davası açması gibi yollara başvurması da istenemez(2). Bununla birlikte, nelerin haklı sebep olarak kabul edileceği veya edilmeyeceği şirket sözleşmesinde detaylı bir şekilde gösterilebilir.<br />
Diğer taraftan, TTK’nın 551/2. maddesinde, her ortağın haklı sebeplere dayanmak şartıyla şirketten çıkmasına müsaade edilmesini isteyebileceği “veya şirketin feshini mahkemeden talep edebileceği” hükme bağlanmıştır. Ancak doktrinde, TTK’nın 551/2. maddesinde ifade edilen “ortağın şirketin feshini mahkemeden talep etmesi” hususu ile TTK’nın 549/1-4. maddesinde düzenlenen “haklı sebeplerden dolayı fesih için mahkemeye başvurma” hususunun aynı konuyu düzenlediği ve birbirinin tekrarı olduğu, dolayısıyla md. 551/2’deki bahsi geçen ibarenin (Her ortak, … veya şirketin feshini mahkemeden talep edebilir.) anlam ve uygulama itibariyle gereksiz olduğu kabul edilmektedir.<br />
III- HAKLI SEBEP KAVRAMI<br />
TTK’da limited şirketlerin feshine ilişkin bölümde “haklı sebep” ibaresinin tanımı yapılmamış, hangi hallerin “haklı sebep” olarak kabul edileceği hususunda bir düzenleme getirilmemiştir. Bununla birlikte, TTK’nın 187. maddesinde yer alan kollektif şirketlerin feshi yönünden öngörülen haklı sebeplerin limited şirketlerde de uygulanabileceği kabul edilmektedir. Anılan maddede haklı sebep; “şirketin kuruluşunu sağlayan fiili veya şahsi niteliklerin, şirket maksadının gerçekleşmesini imkansız kılacak veya güçleştirecek surette ortadan kalkmış olması” şeklinde tanımlanmış ve örneklendirilmiştir.  Kanun’daki ve doktrindeki görüşlerden yola çıkarak haklı sebebi, “hukuki ilişkinin sürdürülmesini çekilmez hale getiren ve bozucu yenilik doğuran bir bildirim veya dava ile hukuki ilişkiyi sona erdirmek veya değiştirmek yetkisinin kullanılmasını adil gösteren hukuki olgu” (3) olarak tanımlamak mümkündür. Haklı sebep, her somut olayda farklı şekilde tanımlanabilir. Fakat nasıl tanımlanırsa tanımlansın varlığı halinde taraflar için sözleşmenin devamının çekilmez olması ve sözleşmeyi devam ettirmelerinin kendilerinden beklenemeyecek olması şarttır(4).<br />
Limited şirketlerin haklı sebeple feshini gerektiren sebepler, objektif ve sübjektif mahiyette olabilir. Objektif nitelikte olan sebeplerden dolayı fesih davasını açan ortağın kusurlu olup olmadığına bakılmazken, sübjektif nitelikteki haklı sebeplerden dolayı fesih davası açıldığında ortağın kusurlu olup olmadığı önemlidir. Objektif nitelikte olan sebepler genellikle ortakların iradesi dışında gelişen olaylardır. Bu olaylar şirketin amacının gerçekleşmesini güçleştiren hallerdir. Savaş, devalüasyon, mali piyasalardaki aşırı dalgalanmalar bu duruma örnek verilebilir. Sübjektif nitelikteki haklı sebepler ise haklı sebebe kusuruyla sebep olmayan ortaklara dava hakkı tanıyan sebeplerdir. Sübjektif haklı sebepler, ortakların birbirleriyle olan ilişkilerinden, şirket ile ortak arasındaki ilişkilerden veya ortağın kişisel durumundan doğabilir(5).<br />
TTK’nın 549/1-4. maddesi bağlamında doktrine ve yargı kararlarına göre haklı sebep olarak kabul edilebilecek hususlar(6);<br />
● Limited şirket faaliyetinin tamamen durmuş olması, uzun süre bir ortaklık faaliyetinin bulunmaması ve ortaklık mevcudunun kalmaması(7),<br />
● Ortaklar arasındaki ciddi anlaşmazlık, huzursuzluk ve devamlı geçimsizlik yaşanması(8),<br />
● Ortaklar arasındaki güven ilişkisinin sona ermesi ve sürekli güvensiz­lik ortamının oluşması,<br />
● Ortağın esas sermaye borcunu ödemede temerrüdü,<br />
● Şirketin kuruluş gayesinin gerçekleşmesinde hukuki ve ekonomik imkansızlık,<br />
● Şirketin devamlı olarak zarar etmesi ve kar sağlayamaması,<br />
● Ortakların rekabet yasağını ihlal etmeleri,<br />
● Şirket yönetimindeki yolsuzluklar,<br />
● Kanun, sözleşme ve ortaklar genel kurulu kararlarının yerine getirilmemesi veya sürekli şekilde ihlal edilmesi,<br />
● Şirket müdürü olan diğer ortağın sermayenin büyük kısmını zimmetine geçirmesi ve şirketin iyi idare edilmemesi(9)<br />
şeklinde sıralanabilir.<br />
IV- DAVAYA İLİŞKİN USUL<br />
Limited şirkette her ortak, haklı sebeplerle şirketin sona erdirilmesini talep etme hakkına sahiptir. Kanun koyucu bu hakkı sadece şirket ortaklarına tanımıştır. TTK’nın 187. maddesinin, limited şirketlere de uygulanabileceği kabul edildiğinden, ilgili maddenin 1. fıkrasının 1, 2 ve 3. bentlerinde yer alan örnekler değerlendirildiğinde, haklı sebebe davranışı ile neden olan ortağın dava hakkı bulunmamaktadır. Davanın açılabilmesi için, TTK’da bir süre öngörülmemiştir. Ancak, haklı sebep devam ettiği sürece ve objektif iyi niyet kuralları çerçevesinde fesih davasının açılabileceği kabul edilmektedir. Haklı sebeplerle şirketin sona erdirilmesinin talep edilebilmesi için davanın şirkete yöneltilmesi gerekir(10). Bununla birlikte Yargıtay’ın son yıllarda istikrar kazanan görüşü, şirket tüzel kişiliği davalı olarak gösterilmemişse de, tüm ortakların davacı veya davalı olarak davada mevcut olması halinde, taraf şartının sağlanmış olduğu şeklindedir.<br />
Mahkeme, davacı ortağın iddialarının gerçek olup olmadığını, yani şirketin son bulması için bir haklı sebep olup olmadığını her olayın özelliğine göre gerektiğinde bilirkişi incelemesi de yaptırarak kendisi takdir edecektir. Ancak hakim, durumu tüm hukuki ve maddi olayları/şartları göz önünde tutarak değerlendirecek, davadaki tüm menfaatleri ve özellikle şirket menfaatlerini dikkate alacaktır. Eğer davacının öne sürdüğü sebeplerin gerçek ve haklı sebepler olduğu sonucuna varılırsa şirketin feshine karar verilecektir. Fesih kararı ile ortaklar arasındaki hukuki ilişki sona ermektedir. Sona erme, inşai nitelikte, bir başka deyişle, yenilik doğurucu bir karardır. Şirket, mahkeme kararının kesinleştiği tarihte son bulur(11). Fesih kararının verilmesiyle şirket tasfiyeye girer.<br />
Öte yandan, ortağın hedeflediği amaca başka bir yolla ulaşılabilmesinin (örneğin ortaklıktan çıkmasına izin verilmesi) mümkün olması halinde, ortağa fesih hakkının tanınmaması ve diğer yolların hatırlatılması gerekecektir.<br />
V- TTK TASARISINDA KONUNUN DÜZENLENMESİ<br />
TTK’nın 549. maddesinde yer alan limited şirketlerin ortaklardan birinin talebi üzerine haklı nedenlerle feshi hususu TTK Tasarısı’nda da düzenlenmiştir. Tasarı’nın 636/3. maddesinde; “Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir.”denilmektedir.<br />
Mevcut düzenlemedeki eksiklikten dolayı, uygulamada hakimin davayı reddetmesine ve yeni bir dava açılmasına yol açan durum, usul ekonomisine uygun bir hale getirilerek, hakime daha geniş bir yetki verilmiştir. Hakimin açılan fesih davasında, ileri sürülen haklı sebebi, şirketin feshi için yeterli görmemesi veya bunun son çare olduğunu düşünmemesi halinde fesih talebini reddetmekten başka çaresi kalmamaktadır. Fakat Tasarı’daki bu düzenleme ile davacı ortak veya davalı şirket tarafından talep edilmemiş olsa bile hakim davayı kendisi genişletebilmekte ve talep dışında karar vererek; ortağı şirketten çıkarabilmektedir. Tasarı’da hakime bir hak daha tanınarak “duruma uygun düşen ve kabul edilen diğer bir çözüme” hükmedebileceği düzenlenmiştir. Bu çözümün ne olduğu belirsizdir. Fakat düzenleme ile şirketin yararına olarak hakime geniş müdahale hakkı tanınmıştır(12).<br />
VI- SONUÇ<br />
Limited şirketlerin fesih halleri TTK’nın 549. maddesinde düzenlenmiş olup, söz konusu hallerden biri de ortaklardan birinin haklı sebeplerin varlığı halinde mahkemeden şirketin feshini isteyebilmesidir. TTK’da anonim şirket pay sahiplerine böyle bir hak tanınmamıştır. Limited şirket ortaklarına tanınan bu hak, limited şirketlerin belli konularda şahıs şirketlerine yaklaştığının bir göstergesidir. Şirket ortakları fesih talebinde bulunma haklarından mahrum bırakılamayacağı gibi bu hak  şirket sözleşmesiyle veya ortaklar kurulu kararıyla da ortadan kaldırılamaz ve sınırlandırılamaz.<br />
Ortakların şirketin feshi amacıyla mahkemeye başvurabilmesi için ortada haklı bir sebebin bulunması gerekmektedir. Ancak, TTK’da haklı sebep kavramı tanımlanmamış, nelerin haklı sebep olarak kabul edileceği yargıya ve doktrine bırakılmıştır. Çalışmamızda, haklı sebep olarak kabul edilebilecek hususlar örneklendirilmiştir. Haklı sebep her somut olayın özelliğine göre belirlenmekle birlikte, esas alınacak ölçü ortakların sözleşmeyi devam ettirmelerinin mümkün olamamasıdır.<br />
Haklı sebeplerle şirketin sona erdirilmesini talep etme hakkını, sadece şirket ortakları kullanabilir. Buna karşın, haklı sebebe davranışı ile neden olan ortağın dava hakkı yoktur. Davada davalı olarak şirket tüzel kişiliği gösterilir.<br />
Limited şirketlerin bahsi geçen fesih sebebi TTK Tasarısı’nda da yer almıştır. Tasarıda, doktrinde kabul edilen görüşler çerçevesinde, mahkemenin istem yerine davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebileceğine yer verilmiştir.<br />
*          Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Müfettişi<br />
(1)         Akar ÖCAL, Limited Şirketlin Haklı Sebeplerle Mahkeme Kararıyla Sona Erdirilmesi, Prof. Dr. Turgut Kalpsüz’e Armağan, Turhan Kitabevi, Ankara 2003, s.225<br />
(2)         Ünal TEKİNALP &#8211; Reha POROY &#8211; Ersin ÇAMOĞLU, Ortaklıklar ve Kooperatif Hukuku, 9. Baskı, Beta Yayınları, İstanbul 2003, s.940<br />
(3)         Halil ASLANLI &#8211; Hayri DOMANİÇ, Limited Şirketler Hukuku ve Uygulaması, İstanbul 1989, s.736<br />
(4)         R. Eda GİRAY, “Limited Şirketlerin Haklı Nedenlerle Feshi ve Yargıtay’ın Yaklaşımı”, İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Sayı: 12, Güz 2007/2, s.198<br />
(5)         GİRAY, agm, s.201<br />
(6)         Mesut Erhan CİHAN, Limited Şirketten Kurtulmanın Yolu, <a href="http://www.mesutcihan.com">http://www.mesutcihan.com</a><br />
(7)         Yrg. 11. HD.’nin, 01.11.1999 tarih ve E.1999/3660, K.1999/5545 sayılı; Yrg. 11 HD.’nin, 01.11.1997 tarih ve E.1997/4015, K.1997/4723 sayılı; Yrg. 11 HD.’nin, 01.05.1995 tarih ve E.1995/2880, K.1995/3952 sayılı;  Yrg. 11. HD.’nin, 01.11.1977 tarih ve E.1977/4015, K.1977/4723 sayılı Kararları (Ayrıca, Yrg. 11. HD.’nin, 08.05.2001 tarih ve E.2002/12015, K.2003/4652 sayılı Kararı; “13.08.2001 tarihinden geriye doğru 45 gün öncesinden beri şirket müdürü ve yetkililerinin şirketi terk ettikleri, şirket merkezinde hiçbir defter ve kayıt bulunmadığı gibi bilgisayarlarda dahi muhasebe kayıtlarının silinmiş olduğu, davanın hisse devrine ilişkin ortaklar kurulu kararının davalı tarafından imzalanmaması nedeniyle hisse devrinin dahi gerçekleşemediği, kayyum olarak tayin edilenin de ortaklar kurulunu bir türlü toplayamaması nedeniyle görevinden istifa ettiği, davalının dahi müdürlük görevini fiilen devam etmediğini ve şirkete kayyum tayin edilmesini kabul ettiğini bildirdiği anlaşılmaktadır. Tüm bu deliller karşısında, fesih isteminin haklı olduğu ve ortada fiilen bir şirket bulunmadığı açıktır. Bu durumda mahkemece, TTK’nın 549/4. maddesi uyarınca şirketin fesih ve tasfiyesine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.” şeklindedir.<br />
(8)         Yrg. 11. HD.’nin, 17.06.2002 tarih ve E.2002/2286, K.2002/6137 sayılı Kararı’nda, iki ortaklı limited şirkette, ortaklardan birinin diğerini iş yerine sokmamasını, kilitleri değiştirmesini, ortaklık hesap ve belgelerini gizlemesini şirketin feshi için haklı sebep olarak kabul edilmiştir. Ayrıca, Yrg. 11. HD.’nin, 15.02.2005 tarih ve E.2004/7433, K.2005/1213 sayılı; Yrg. 11. HD.’nin, 07.05.2002 tarih ve E.2002/599, K.2002/4496 sayılı; Yrgı. 11. HD.’nin, 21.02.2000 tarih ve E.2000/55, K.2000/1242 sayılı Kararları.<br />
(9)         Yrg. 11. HD.’nin, 07.07.1961 tarih ve E.1961/818, K.1961/2350 sayılı Kararı.<br />
(10)       İlknur KAYA, Limited Şirketin Sona Erme Sebepleri, Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Bölümü, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Eskişehir 2005, s.62<br />
(11)       İlknur KAYA, age, s.63<br />
(12)       GİRAY, agm, s.214<br />
 <br />
 <br />
Yazar:MustafaYAVUZ*<br />
Yaklaşım / Haziran 2010 / Sayı: 210<br />
 <br />
I- GİRİŞ<br />
Ticaret şirketleri, sermaye ve şahıs şirketleri olmak üzere iki türe ayrılmakta olup, genel olarak anonim ve limited şirketler sermaye şirketi, kolektif ve komandit şirketler ise şahıs şirketi olarak kabul edilmektedir. Her ne kadar limited şirketler sermaye şirketi ise de, bazı konularda (yönetim ve temsil, haklı sebep faktörüne bağlı çıkma, çıkarılma veya şirketin feshini talep ve payın devrindeki güçlük) şahıs şirketlerinin özelliklerini taşımaları bakımından öğretide karma şirket türü olarak da nitelendirilmektedir. Zira limited şirketlerle ilgili olarak Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) hem anonim şirketlerle ilgili hükümlere, hem de kolektif şirketlerle ilgili hükümlere atıfta bulunulmuştur.<br />
Limited şirketlerin, şahıs şirketlerine yaklaştığı ve bu şirketlerin özelliğini taşıdığı konulardan birisi de, “ortağın haklı (muhik) sebeplerle şirketin feshini mahkemeden isteyebilmesi” hususudur. Söz konusu durum, TTK’nın 549. maddesinde düzenlenmiş olup; bu düzenlemeyle limited şirketin ortağı, sözleşmeyle belirlenmiş olan süreden (TTK md. 506/V) önce şirketi sona erdirebilme imkanına sahip olmakta; böylelikle, limited şirketin süresine ilişkin TTK’nın 506/1-5. maddesi, aynı Kanun’un 549. maddesiyle yumuşatılmaktadır(1).<br />
Ortaklardan birinin talebi üzerine mahkeme tarafından limited şirket hakkında fesih kararı alınması için TTK’nın 549/4. maddesinde belirtildiği üzere “haklı bir sebebin varlığı” gereklidir. Ancak anılan maddede haklı sebep kavramına ilişkin herhangi bir açıklama yapılmamış olup, haklı sebep olarak nelerin kabul edileceği hususu yargıya ve doktrine bırakılmıştır.<br />
Bu çalışmamızda, limited şirket ortaklarının hangi hallerde şirketin feshini talep edebileceği ile TTK’nın ilgili maddesinde zikredilen haklı sebep kavramından ne anlaşılması gerektiği hususları, yargı kararları ve doktrindeki görüşler çerçevesinde değerlendirilecektir. <br />
II- LİMİTED ŞİRKETLERİN FESHİ<br />
TTK’nın 549. maddesinde limited şirketlerin 5 halde infisah edeceği düzenlenmiştir. Bunlar; sözleşmede aksine açık hüküm olmadıkça esas sermayenin dörtte üçüne sahip olan ortakların dörtte üçünü teşkil eden bir ekseriyet tarafından karar alınması, şirketin iflasına karar verilmesi, ortaklardan birinin talebi üzerine ve haklı sebeplerden dolayı mahkemece kararlaştırılması, kanunda yazılı sair haller ve şirket sözleşmesinde yazılı sebeplerdir.<br />
Görüleceği üzere, limited şirketlerin infisah sebeplerinden biri de, şirket ortaklarından birinin talebi üzerine ve haklı sebeplerden dolayı mahkeme tarafından fesih kararı alınmasıdır. Belirtilen sebepten dolayı limited şirketin feshedilebilmesi için ortaklardan birinin Asliye Ticaret Mahkemesi’ne başvurması, ortada haklı bir sebebin bulunması ve mahkemenin haklı sebebi kabul ederek fesih kararı alması gerekmektedir.<br />
Limited şirketin feshi, haklı sebebin varlığı halinde, her bir ortak tarafından istenebilir. Ortağa tanınan bu hak ondan alınamaz. Bahsi geçen hak, şirket sözleşmesiyle bertaraf edilemeyeceği gibi, bir anlam ifade etmeyecek şekilde sınırlandırılamaz ve kullanılması zorlaştırılamaz. Hakkın kullanımı bir şarta bağlanamayacağı gibi ortaktan öncelikle sorumluluk davası açması gibi yollara başvurması da istenemez(2). Bununla birlikte, nelerin haklı sebep olarak kabul edileceği veya edilmeyeceği şirket sözleşmesinde detaylı bir şekilde gösterilebilir.<br />
Diğer taraftan, TTK’nın 551/2. maddesinde, her ortağın haklı sebeplere dayanmak şartıyla şirketten çıkmasına müsaade edilmesini isteyebileceği “veya şirketin feshini mahkemeden talep edebileceği” hükme bağlanmıştır. Ancak doktrinde, TTK’nın 551/2. maddesinde ifade edilen “ortağın şirketin feshini mahkemeden talep etmesi” hususu ile TTK’nın 549/1-4. maddesinde düzenlenen “haklı sebeplerden dolayı fesih için mahkemeye başvurma” hususunun aynı konuyu düzenlediği ve birbirinin tekrarı olduğu, dolayısıyla md. 551/2’deki bahsi geçen ibarenin (Her ortak, … veya şirketin feshini mahkemeden talep edebilir.) anlam ve uygulama itibariyle gereksiz olduğu kabul edilmektedir.<br />
III- HAKLI SEBEP KAVRAMI<br />
TTK’da limited şirketlerin feshine ilişkin bölümde “haklı sebep” ibaresinin tanımı yapılmamış, hangi hallerin “haklı sebep” olarak kabul edileceği hususunda bir düzenleme getirilmemiştir. Bununla birlikte, TTK’nın 187. maddesinde yer alan kollektif şirketlerin feshi yönünden öngörülen haklı sebeplerin limited şirketlerde de uygulanabileceği kabul edilmektedir. Anılan maddede haklı sebep; “şirketin kuruluşunu sağlayan fiili veya şahsi niteliklerin, şirket maksadının gerçekleşmesini imkansız kılacak veya güçleştirecek surette ortadan kalkmış olması” şeklinde tanımlanmış ve örneklendirilmiştir.  Kanun’daki ve doktrindeki görüşlerden yola çıkarak haklı sebebi, “hukuki ilişkinin sürdürülmesini çekilmez hale getiren ve bozucu yenilik doğuran bir bildirim veya dava ile hukuki ilişkiyi sona erdirmek veya değiştirmek yetkisinin kullanılmasını adil gösteren hukuki olgu” (3) olarak tanımlamak mümkündür. Haklı sebep, her somut olayda farklı şekilde tanımlanabilir. Fakat nasıl tanımlanırsa tanımlansın varlığı halinde taraflar için sözleşmenin devamının çekilmez olması ve sözleşmeyi devam ettirmelerinin kendilerinden beklenemeyecek olması şarttır(4).<br />
Limited şirketlerin haklı sebeple feshini gerektiren sebepler, objektif ve sübjektif mahiyette olabilir. Objektif nitelikte olan sebeplerden dolayı fesih davasını açan ortağın kusurlu olup olmadığına bakılmazken, sübjektif nitelikteki haklı sebeplerden dolayı fesih davası açıldığında ortağın kusurlu olup olmadığı önemlidir. Objektif nitelikte olan sebepler genellikle ortakların iradesi dışında gelişen olaylardır. Bu olaylar şirketin amacının gerçekleşmesini güçleştiren hallerdir. Savaş, devalüasyon, mali piyasalardaki aşırı dalgalanmalar bu duruma örnek verilebilir. Sübjektif nitelikteki haklı sebepler ise haklı sebebe kusuruyla sebep olmayan ortaklara dava hakkı tanıyan sebeplerdir. Sübjektif haklı sebepler, ortakların birbirleriyle olan ilişkilerinden, şirket ile ortak arasındaki ilişkilerden veya ortağın kişisel durumundan doğabilir(5).<br />
TTK’nın 549/1-4. maddesi bağlamında doktrine ve yargı kararlarına göre haklı sebep olarak kabul edilebilecek hususlar(6);<br />
● Limited şirket faaliyetinin tamamen durmuş olması, uzun süre bir ortaklık faaliyetinin bulunmaması ve ortaklık mevcudunun kalmaması(7),<br />
● Ortaklar arasındaki ciddi anlaşmazlık, huzursuzluk ve devamlı geçimsizlik yaşanması(8),<br />
● Ortaklar arasındaki güven ilişkisinin sona ermesi ve sürekli güvensiz­lik ortamının oluşması,<br />
● Ortağın esas sermaye borcunu ödemede temerrüdü,<br />
● Şirketin kuruluş gayesinin gerçekleşmesinde hukuki ve ekonomik imkansızlık,<br />
● Şirketin devamlı olarak zarar etmesi ve kar sağlayamaması,<br />
● Ortakların rekabet yasağını ihlal etmeleri,<br />
● Şirket yönetimindeki yolsuzluklar,<br />
● Kanun, sözleşme ve ortaklar genel kurulu kararlarının yerine getirilmemesi veya sürekli şekilde ihlal edilmesi,<br />
● Şirket müdürü olan diğer ortağın sermayenin büyük kısmını zimmetine geçirmesi ve şirketin iyi idare edilmemesi(9)<br />
şeklinde sıralanabilir.<br />
IV- DAVAYA İLİŞKİN USUL<br />
Limited şirkette her ortak, haklı sebeplerle şirketin sona erdirilmesini talep etme hakkına sahiptir. Kanun koyucu bu hakkı sadece şirket ortaklarına tanımıştır. TTK’nın 187. maddesinin, limited şirketlere de uygulanabileceği kabul edildiğinden, ilgili maddenin 1. fıkrasının 1, 2 ve 3. bentlerinde yer alan örnekler değerlendirildiğinde, haklı sebebe davranışı ile neden olan ortağın dava hakkı bulunmamaktadır. Davanın açılabilmesi için, TTK’da bir süre öngörülmemiştir. Ancak, haklı sebep devam ettiği sürece ve objektif iyi niyet kuralları çerçevesinde fesih davasının açılabileceği kabul edilmektedir. Haklı sebeplerle şirketin sona erdirilmesinin talep edilebilmesi için davanın şirkete yöneltilmesi gerekir(10). Bununla birlikte Yargıtay’ın son yıllarda istikrar kazanan görüşü, şirket tüzel kişiliği davalı olarak gösterilmemişse de, tüm ortakların davacı veya davalı olarak davada mevcut olması halinde, taraf şartının sağlanmış olduğu şeklindedir.<br />
Mahkeme, davacı ortağın iddialarının gerçek olup olmadığını, yani şirketin son bulması için bir haklı sebep olup olmadığını her olayın özelliğine göre gerektiğinde bilirkişi incelemesi de yaptırarak kendisi takdir edecektir. Ancak hakim, durumu tüm hukuki ve maddi olayları/şartları göz önünde tutarak değerlendirecek, davadaki tüm menfaatleri ve özellikle şirket menfaatlerini dikkate alacaktır. Eğer davacının öne sürdüğü sebeplerin gerçek ve haklı sebepler olduğu sonucuna varılırsa şirketin feshine karar verilecektir. Fesih kararı ile ortaklar arasındaki hukuki ilişki sona ermektedir. Sona erme, inşai nitelikte, bir başka deyişle, yenilik doğurucu bir karardır. Şirket, mahkeme kararının kesinleştiği tarihte son bulur(11). Fesih kararının verilmesiyle şirket tasfiyeye girer.<br />
Öte yandan, ortağın hedeflediği amaca başka bir yolla ulaşılabilmesinin (örneğin ortaklıktan çıkmasına izin verilmesi) mümkün olması halinde, ortağa fesih hakkının tanınmaması ve diğer yolların hatırlatılması gerekecektir.<br />
V- TTK TASARISINDA KONUNUN DÜZENLENMESİ<br />
TTK’nın 549. maddesinde yer alan limited şirketlerin ortaklardan birinin talebi üzerine haklı nedenlerle feshi hususu TTK Tasarısı’nda da düzenlenmiştir. Tasarı’nın 636/3. maddesinde; “Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir.”denilmektedir.<br />
Mevcut düzenlemedeki eksiklikten dolayı, uygulamada hakimin davayı reddetmesine ve yeni bir dava açılmasına yol açan durum, usul ekonomisine uygun bir hale getirilerek, hakime daha geniş bir yetki verilmiştir. Hakimin açılan fesih davasında, ileri sürülen haklı sebebi, şirketin feshi için yeterli görmemesi veya bunun son çare olduğunu düşünmemesi halinde fesih talebini reddetmekten başka çaresi kalmamaktadır. Fakat Tasarı’daki bu düzenleme ile davacı ortak veya davalı şirket tarafından talep edilmemiş olsa bile hakim davayı kendisi genişletebilmekte ve talep dışında karar vererek; ortağı şirketten çıkarabilmektedir. Tasarı’da hakime bir hak daha tanınarak “duruma uygun düşen ve kabul edilen diğer bir çözüme” hükmedebileceği düzenlenmiştir. Bu çözümün ne olduğu belirsizdir. Fakat düzenleme ile şirketin yararına olarak hakime geniş müdahale hakkı tanınmıştır(12).<br />
VI- SONUÇ<br />
Limited şirketlerin fesih halleri TTK’nın 549. maddesinde düzenlenmiş olup, söz konusu hallerden biri de ortaklardan birinin haklı sebeplerin varlığı halinde mahkemeden şirketin feshini isteyebilmesidir. TTK’da anonim şirket pay sahiplerine böyle bir hak tanınmamıştır. Limited şirket ortaklarına tanınan bu hak, limited şirketlerin belli konularda şahıs şirketlerine yaklaştığının bir göstergesidir. Şirket ortakları fesih talebinde bulunma haklarından mahrum bırakılamayacağı gibi bu hak  şirket sözleşmesiyle veya ortaklar kurulu kararıyla da ortadan kaldırılamaz ve sınırlandırılamaz.<br />
Ortakların şirketin feshi amacıyla mahkemeye başvurabilmesi için ortada haklı bir sebebin bulunması gerekmektedir. Ancak, TTK’da haklı sebep kavramı tanımlanmamış, nelerin haklı sebep olarak kabul edileceği yargıya ve doktrine bırakılmıştır. Çalışmamızda, haklı sebep olarak kabul edilebilecek hususlar örneklendirilmiştir. Haklı sebep her somut olayın özelliğine göre belirlenmekle birlikte, esas alınacak ölçü ortakların sözleşmeyi devam ettirmelerinin mümkün olamamasıdır.<br />
Haklı sebeplerle şirketin sona erdirilmesini talep etme hakkını, sadece şirket ortakları kullanabilir. Buna karşın, haklı sebebe davranışı ile neden olan ortağın dava hakkı yoktur. Davada davalı olarak şirket tüzel kişiliği gösterilir.<br />
Limited şirketlerin bahsi geçen fesih sebebi TTK Tasarısı’nda da yer almıştır. Tasarıda, doktrinde kabul edilen görüşler çerçevesinde, mahkemenin istem yerine davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebileceğine yer verilmiştir.<br />
*          Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Müfettişi<br />
(1)         Akar ÖCAL, Limited Şirketlin Haklı Sebeplerle Mahkeme Kararıyla Sona Erdirilmesi, Prof. Dr. Turgut Kalpsüz’e Armağan, Turhan Kitabevi, Ankara 2003, s.225<br />
(2)         Ünal TEKİNALP &#8211; Reha POROY &#8211; Ersin ÇAMOĞLU, Ortaklıklar ve Kooperatif Hukuku, 9. Baskı, Beta Yayınları, İstanbul 2003, s.940<br />
(3)         Halil ASLANLI &#8211; Hayri DOMANİÇ, Limited Şirketler Hukuku ve Uygulaması, İstanbul 1989, s.736<br />
(4)         R. Eda GİRAY, “Limited Şirketlerin Haklı Nedenlerle Feshi ve Yargıtay’ın Yaklaşımı”, İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Sayı: 12, Güz 2007/2, s.198<br />
(5)         GİRAY, agm, s.201<br />
(6)         Mesut Erhan CİHAN, Limited Şirketten Kurtulmanın Yolu, <a href="http://www.mesutcihan.com">http://www.mesutcihan.com</a><br />
(7)         Yrg. 11. HD.’nin, 01.11.1999 tarih ve E.1999/3660, K.1999/5545 sayılı; Yrg. 11 HD.’nin, 01.11.1997 tarih ve E.1997/4015, K.1997/4723 sayılı; Yrg. 11 HD.’nin, 01.05.1995 tarih ve E.1995/2880, K.1995/3952 sayılı;  Yrg. 11. HD.’nin, 01.11.1977 tarih ve E.1977/4015, K.1977/4723 sayılı Kararları (Ayrıca, Yrg. 11. HD.’nin, 08.05.2001 tarih ve E.2002/12015, K.2003/4652 sayılı Kararı; “13.08.2001 tarihinden geriye doğru 45 gün öncesinden beri şirket müdürü ve yetkililerinin şirketi terk ettikleri, şirket merkezinde hiçbir defter ve kayıt bulunmadığı gibi bilgisayarlarda dahi muhasebe kayıtlarının silinmiş olduğu, davanın hisse devrine ilişkin ortaklar kurulu kararının davalı tarafından imzalanmaması nedeniyle hisse devrinin dahi gerçekleşemediği, kayyum olarak tayin edilenin de ortaklar kurulunu bir türlü toplayamaması nedeniyle görevinden istifa ettiği, davalının dahi müdürlük görevini fiilen devam etmediğini ve şirkete kayyum tayin edilmesini kabul ettiğini bildirdiği anlaşılmaktadır. Tüm bu deliller karşısında, fesih isteminin haklı olduğu ve ortada fiilen bir şirket bulunmadığı açıktır. Bu durumda mahkemece, TTK’nın 549/4. maddesi uyarınca şirketin fesih ve tasfiyesine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.” şeklindedir.<br />
(8)         Yrg. 11. HD.’nin, 17.06.2002 tarih ve E.2002/2286, K.2002/6137 sayılı Kararı’nda, iki ortaklı limited şirkette, ortaklardan birinin diğerini iş yerine sokmamasını, kilitleri değiştirmesini, ortaklık hesap ve belgelerini gizlemesini şirketin feshi için haklı sebep olarak kabul edilmiştir. Ayrıca, Yrg. 11. HD.’nin, 15.02.2005 tarih ve E.2004/7433, K.2005/1213 sayılı; Yrg. 11. HD.’nin, 07.05.2002 tarih ve E.2002/599, K.2002/4496 sayılı; Yrgı. 11. HD.’nin, 21.02.2000 tarih ve E.2000/55, K.2000/1242 sayılı Kararları.<br />
(9)         Yrg. 11. HD.’nin, 07.07.1961 tarih ve E.1961/818, K.1961/2350 sayılı Kararı.<br />
(10)       İlknur KAYA, Limited Şirketin Sona Erme Sebepleri, Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Bölümü, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Eskişehir 2005, s.62<br />
(11)       İlknur KAYA, age, s.63<br />
(12)       GİRAY, agm, s.214</p>
<p>Yazar:MustafaYAVUZ*<br />
Yaklaşım / Haziran 2010 / Sayı: 210</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.adalet.info/hukukrehberi/ortaklardan-birinin-talebi-uzerine-limited-sirketlerin-hakli-sebeplerle-feshi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İcra ve İflas Kanunundaki Suçlarda İddianame gerekli değildir</title>
		<link>http://www.adalet.info/adalet-teskilati/hakimler/icra-ve-iflas-kanunundaki-suclarda-iddianame-gerekli-degildir.html</link>
		<comments>http://www.adalet.info/adalet-teskilati/hakimler/icra-ve-iflas-kanunundaki-suclarda-iddianame-gerekli-degildir.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Dec 2009 20:59:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hakimler]]></category>
		<category><![CDATA[Mevzuat]]></category>
		<category><![CDATA[Savcılar]]></category>
		<category><![CDATA[iddianame]]></category>
		<category><![CDATA[İİK suçları]]></category>
		<category><![CDATA[savcı]]></category>
		<category><![CDATA[savcılık]]></category>
		<category><![CDATA[suç]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.adalet.info/adalet-teskilati/hakimler/icra-ve-iflas-kanunundaki-suclarda-iddianame-gerekli-degildir.html</guid>
		<description><![CDATA[2007/28 ( İİK SUÇLARINDA İDDİANAME GEREKMEDİĞİ hakkında karar)
Fatih ACAR:
Esas No:2007/17
Karar No:2007/28
Ceza Genel Kurulu 2007/17RD-16 E., 2007/28 K.
•  İCRA VE İFLAS SUÇLARINDA ŞİKAYET
•  2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 346 ]
•  2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 347 ]
•  2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 348 ]
•  2004 S. İCRA [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>2007/28 ( İİK SUÇLARINDA İDDİANAME GEREKMEDİĞİ hakkında karar)</strong></p>
<p><u>Fatih </u>ACAR:<br />
Esas No:2007/17</p>
<p>Karar No:2007/28</p>
<p>Ceza Genel Kurulu 2007/17RD-16 E., 2007/28 K.</p>
<p>•  İCRA VE İFLAS SUÇLARINDA ŞİKAYET</p>
<p>•  2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 346 ]</p>
<p>•  2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 347 ]</p>
<p>•  2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 348 ]</p>
<p>•  2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 349 ]</p>
<p>İİY&#8217;nin 331. maddesinde yazılı alacaklısını zarara uğratmak kastıyla mevcudunu eksiltmek suçunun takibinin İİY&#8217;nin 346. ve devamı maddeleri uyarınca İcra Mahkemesine başvuru ile yapılması gerektiği gerekçesiyle (Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca 11.11.2005 gün ve 2005/21150 sayı ile verilen kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karara, şikayetçi vekilince yapılan itirazın (Tarsus Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı)&#8217;nca, 30.12.2005 gün ve 1028/1295 sayılı müteferrik karar iie kabulü İle kovuşturmaya yer olmadığına kararının kaldırılmasına ve şüpheliler hakkında Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca iddianame düzenlenmesine ilişkin karara karşı,</p>
<p>Adalet Bakanınca yasa yararına bozma isteminde bulunulması üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay Onyedinci Hukuk Dairesi&#8217;nce 21.03.2006 gün ve 12336 sayı ile;</p>
<p>01 Haziran 2005 tarihinde kabul edilip aynı günlü mükerrer Resmi Gazete&#8217;de yayımlanarak yürürlüğe giren, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu&#8217;nda Değişiklik Yapılmasına Dair 5358 sayılı Kanun&#8217;un 1. maddesi ile İİK&#8217;nın 331. maddesindeki eylemin müeyyidesi, hapis ve adli para cezasına dönüştürülmüş ise de suçun tabi olduğu yargılama usulüne ilişkin 349. maddede herhangi bir değişiklik yapılmadığından, anılan suça ilişkin yargılamanın şikayet prosedürüne uygun olarak yapılması zorunlu olduğundan, Tarsus Ağır Ceza Mahke-mesi&#8217;nin 30.12.2005 tarihli ve 2005/1028-1295 müteferrik sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu&#8217;nun 309. maddesi uyarınca bozulmasına, sonraki işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, karar verilmiştir.</p>
<p>Yargıtay CBaşsavcılığı&#8217;nca 10.01.2007 gün ve 60772 sayı ile;</p>
<p>&#8220;Borçlunun alacaklısını zarara sokmak kastiyle mevcudunu eksiltme suçu, ÎİY&#8217;nin 331. maddesinin 5. fıkrası uyarınca şikayete tabi ise de, anılan suç alacaklının şikayeti üzerine Cumhuriyet Savcısınca soruşturularak, iddianame ile açılacak davada kovuşturma CMY&#8217;nin genel hükümlerine göre yapılacaktır.</p>
<p>Bu itibarla, kovuşturmaya yer olmadığı kararına yönelik itirazın Tarsus Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı&#8217;nca kabulüne karar verilmesi yasaya uygun olup, yasa yararına bozma isteminin reddine karar verilmesi yerine kabulüne karar verilmesi yasaya aykırılık oluşturacaktır&#8221;gerekçeleriyle itiraz yasa yoluna başvurularak, Özel Daire&#8217;nin yasa yararına bozma isteminin kabulüne ilişkin kararının kaldırılmasına, Adalet Bakanı&#8217;nın yasa yararına bozma isteminin reddine karar verilmesi isteminde bulunulmuştur.</p>
<p>Dosya Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle, Yargıtay Ceza Genel Kurulu&#8217;nca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.</p>
<p>Uyuşmazlık konusu somut olaydaki uyuşmazlıklar; İİY&#8217;nin 331. maddesinde düzenlenmiş bulunan, alacaklısını zarara sokmak kasdiyle mevcudunu eksiltmek suçundan,</p>
<p>a- Şikayetin C.Başsavcılığı&#8217;na mı, yoksa İcra Ceza Mahkemesi&#8217;ne mi yapılacağı,</p>
<p>b- Bu suçla ilgili soruşturmanın C.Başsavcılığı&#8217;nca mı, yoksa yetkili İcra Ceza Mahkemesince mi yerine getirileceği,</p>
<p>c- Yetkili İcra Ceza Mahkemesi&#8217;ne verilen dilekçenin dava açılması yönünden yeterli sayılıp sayılamayacağı ve 5271 sayılı CMY&#8217;nin 170 vd. maddelerine uygun olarak iddianame düzenlenmesinin gerekip gerekmediği,</p>
<p>Noktalarında toplanmaktadır.</p>
<p>2004 savılı İİY&#8217;nin uyuşmazlıkla Haili hükümleri&#8217;.</p>
<p>Alacaklısını zarara sokmak kasdiyle mevcudunu eksilten borçluların cezası:</p>
<p>Madde 331- (Değişik: 17/7/2003-4949/89 md.; 31.5.2005-5358/1 md.)</p>
<p>Haciz yolu ile takip talebinden sonra veya bu talepten önceki iki yıl içinde borçlu; alacaklısını zarara sokmak maksadıyla, mallarını veya bunlardan bir kısmını mülkünden çıkararak, telef ederek veya kıymetten düşürerek hakiki surette yahut gizleyerek muvazaa yoluyla başkasının uhdesine geçirerek veya asıl olmayan borçlar ikrar ederek mevcudunu suni surette eksiltirse, aleyhine aciz belgesi aldığını veya alacaklı alacağını alamadığını ispat ettiği takdirde, altı aydan üç yıla kadar hapis ve bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.</p>
<p>Bu suçlar alacaklının şikayeti üzerine takip olunur.</p>
<p>Görev ve birleştirme yasağı:</p>
<p>Madde 346- (Değişik: 3/7/1940-3890/1 md.; 31.5.2005-5358/18 md.)</p>
<p>Bu Kanun hükümlerine göre disiplin veya tazyik hapsine icra mahkemesi karar verir.</p>
<p>Bu Bapta yer alan suçlarla Haili davalara, icra mahkemesinde bakılır.</p>
<p>Şikayet süresi:</p>
<p>Madde 347- (Değişik: 18/2/1965-538/138 md.; 31.5.2005-5358/19 md.)</p>
<p>Bu Bapta yer alan fiillerden dolayı şikayet hakkı, fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay ve her halde fiilin işlendiği tarihten İtibaren bir yıl geçmekle düşer.</p>
<p>Yetki:</p>
<p>Madde 348- (Değişik: 31.5.2005-5358/20 md.) Bu Bapta yer alan fiillerden dolayı yetkili icra mahkemesi, icra takibinin yapıldığı yerdeki mahkemedir.</p>
<p>Muhakeme usulü:</p>
<p>Madde 349- Şikayet dilekçe ile veya şifahi beyanla yapılır. Dilekçeyi veya dava beyanını alan icra mahkemesi duruşma için hemen bir gün tayin edip şikayetçinin imzasını alır ve maznuna celpname gönderir. Şahit gösterilmişse o da celbolunur.</p>
<p>İki taraf tayin olunan gün ve saatte icra mahkemesinin huzuruna gelmeğe veya vekil göndermeğe mecburdurlar.</p>
<p>İcabında merci, tarafların bizzat hazır bulunmasını emredebilir.</p>
<p>Maznun başka yerde ikamet ediyorsa istinabe yoliyle sorguya çekilir.</p>
<p>Maznun, şikayeti alan veya istinabe edilen icra mahkemesinin huzuruna gelmez veya müdafi göndermezse yahut bizzat bulunmasına lüzum görülürse zabıta marifetiyle getirilir. Bu suretle de bulunduruiamazsa muhakeme gıyabında görülür.</p>
<p>Şikayetçi muayyen zamanda gelmez ve vekil de göndermezse şikayet hakkı düşer.</p>
<p>Gelmeyen şahitlere yapılacak muamele ile borçlunun gıyabında verilen karara karşı eski hale getirme talebi hakkında Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununda yazılı hükümler tatbik olunur.</p>
<p>Duruşma:</p>
<p>Madde 350- İcra mahkemesi iki tarafı ve defiiierini dinier ve gerek tarafların gerek şahitlerin ifadelerini duruşma tutanağına geçirir.</p>
<p>Cumhuriyet Savcısı hazır bulundurulmaz.</p>
<p>Tahkikat;</p>
<p>Madde 351- Şikayetçi dilekçe veya beyanında gösterilmiş olduğu delillerle bağlıdır.</p>
<p>Maznun müdafaası için tahkikatın tevsi&#8217;mi ancak bir kere isteyebilir.</p>
<p>Karar:</p>
<p>Madde 352- İcra mahkemesi iki tarafın ifadelerini ve bütün delillerini ve iddia ve müdafaalarını dinledikten sonra nihayet beş gün içinde kararını verir ve hulasasını Cumhuriyet Savcısına bildirir.</p>
<p>(Ek fıkra: 17/7/2003-4949/99 md.) Takibi şikayete bağlı suçlarda dava ve cezanın 354. maddede yazılı sebeplerle düşeceği kararda belirtilir.</p>
<p>Şeklindedir.</p>
<p>İİY&#8217;de 5358 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikler ve yeni yaptırım sistemi:</p>
<p>5237 sayılı TCY&#8217;de, cürüm-kabahat ayrımı ve buna bağlı olarak da yaptırım sisteminde yer alan ağır-hafif hapis ayrımına son verilmesi üzerine, yasada kabahat olarak öngörülen bir kısım eylemler 5326 sayılı Kabahatler Yasası ile idari yaptırımı gerektiren eylemler olarak düzenlenmiş, bir kısım eylemler ise suç haline getirilmiş, bu sistem ve yaptırım değişikliğinin zorunlu sonucu olarak, özel yasalardaki yaptırım sisteminin de 5237 sayılı Yasa&#8217;ya uyarlanması amacıyla 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe konulan 5252 sayılı Türk Ceza Yasası&#8217;nın Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Yasa&#8217;nın 7. maddesi ile yasalarda, yaptırımı hafif hapis ve hafif para cezası olarak Öngörülen eylemler ve buna bağlı olarak, İcra ve İflas Yasası&#8217;nda, yaptırımı hafif hapis olarak öngörülen eylemler idari para cezası gerektiren kabahatlere dönüştürülmüştür.</p>
<p>Ancak bu genel uyarlama hükmünün yetersiz olduğunu gören yasa koyucu, 01.06.2005 gün ve 25832 sayılı mükerrer Resmi Gazete&#8217;de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren, 31.05.2005 gün ve 5358 sayılı Yasa ile İcra ve İflas Yasası&#8217;nın 16. bab kapsamındaki fiilleri ikili bir ayrıma tabi tutarak, bir kısım eylemleri suç olarak, diğer bir kısım eylemleri ise, kabahat olarak düzenlemiştir. Bu kapsamda 337, 338/2, 339, 340, 341, 343 ve 344. maddelerdeki eylemler kabahat olarak düzenlenip, disiplin hapsi veya tazyik hapsi şeklinde yaptırımlara bağlanmış, 331, 332, 333, 333/a, 334, 335, 336, 337/a, 338/1, 342, 345/a, 345/b maddelerindeki eylemler ise suç kapsamında sayılmış, hapis cezası veya adli para cezası biçiminde yaptırımlara bağlanmıştır. Bir kısım suçların re&#8217;sen takibi öngörülmüş ise de, diğer bir kısım suçların takibi şikayet koşuluna bağlanmış, bu husus suç tanımının yer aldığı maddelerde, &#8220;Bu suçlar alacaklının şikayeti üzerine takip olunur&#8221;, &#8220;alacaklının şikayeti üzerine&#8221;, &#8220;ilgilinin şikayeti üzerine&#8221;, &#8220;zarar gören alacaklının şikayeti üzerine&#8221; ibareleriyle açıkça belirtilmiştir.</p>
<p>Bu açıklamalar ışığında varılan sonuçları şu şekilde belirtmek mümkündür;</p>
<p>1-İcra İflas Yasasında yer alan şikayete tabii kılınan suçlar dolayısıyla ve bu kapsamda anılan Yasa&#8217;nın 331. maddesinde düzenlenmiş bulunup da, kovuşturmasının şikayete tabii olduğu yönünde kuşku bulunmayan alacaklısını zarara sokmak kasdiyie mevcudunu eksiltmek suçundan, yapılan şikayet İİY&#8217;nin 347. maddesinde belirtilen süreler içinde, aynı Yasa&#8217;nın 348 ve 349. maddeleri uyarınca yetkili İcra Mahkemesine yapılmalıdır.</p>
<p>2-Bu suçlarla ilgili dava açma yöntemi, İİY&#8217;nin 349. maddesinde açıkça belirtilmiş bulunduğundan, şikayet Yasa&#8217;nın 346. maddesi uyarınca yetkili kılınan İcra Ceza Mahkemesine yapılmalı ve bu suçlarla ilgili soruşturmalarda 5271 sayılı Yasa hükümleri değil, İİY hükümleri uygulanmalıdır.</p>
<p>3-Şikayete tabi olduğu belirtilen bu suçlarla ilgili olarak, şikayetin doğrudan İcra Ceza Mahkemesine yapılması gerektiğinden, 5271 sayılı Yasa&#8217;nın 170. maddesi uyannca iddianame düzenlenmesine gerek bulunmadığı gibi, anılan Yasa&#8217;nın 170. ve devamı madde hükümlerinin de bu suçlar yönünden uygulanmasına olanak bulunmamaktadır.</p>
<p>4- Yargıtay C.Başsavcılığı&#8217;nca ileri sürülen ve bu suça ait soruşturmanın C.Savcılığı&#8217;nca yapılması gerektiğine ilişkin olan görüşe yasal dayanak olarak gösterilen, 5320 sayılı Yasa&#8217;nın 9. maddesi hükmü, 1412 sayılı Yasa&#8217;nın 344 vd. maddelerinde düzenlenen şahsi dava türleriyle ilgili olup, bu hükmün İİY&#8217;de yer alan suçlarda uygulama alanı bulunmamaktadır.</p>
<p>Anılan yasal düzenlemeler ve açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde ve özellikle İİY&#8217;nin 5358 sayılı Yasa ile değişik 346 ve 349. maddeleri hükümleri gözönüne alındığında, anılan suç türleriyle ilgili soruşturmanın C.Başsavcılığı&#8217;nca yapılmasına yasal olanak bulunmadığından, suçların ağırlığı ve adalet düşüncesiyle de olsa, yasakoyucu tarafından öngörülmeyen bir yöntemin uygulanması veya verilmeyen bir yetkinin kullanılmasının hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmayacağı sonucuna ulaşılmakla, yasal bir düzenleme konusu yapılabilecek bu hususta, Özel Daire&#8217;ce verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığından, yerinde görülmeyen Yargıtay C.Başsavcılığı İtirazının reddine karar verilmelidir.</p>
<p>Sonuç: Açıklanan nedenlerle;</p>
<p>1-Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının REDDİNE,</p>
<p>2-Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığı&#8217;na tevdiine, 13.02.2007 günü yapılan müzakerede oybirliği ile karar verildi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.adalet.info/adalet-teskilati/hakimler/icra-ve-iflas-kanunundaki-suclarda-iddianame-gerekli-degildir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Avukat Arama</title>
		<link>http://www.adalet.info/adalet-teskilati/avukatlar/avukat-arama.html</link>
		<comments>http://www.adalet.info/adalet-teskilati/avukatlar/avukat-arama.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Dec 2009 20:53:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Avukatlar]]></category>
		<category><![CDATA[avukat adresi arama]]></category>
		<category><![CDATA[avukat ara]]></category>
		<category><![CDATA[Avukat Arayanlar]]></category>
		<category><![CDATA[avukat sitesi]]></category>
		<category><![CDATA[avukat telefonu]]></category>
		<category><![CDATA[avukatı arama]]></category>
		<category><![CDATA[baro]]></category>
		<category><![CDATA[faks]]></category>
		<category><![CDATA[stajer avukat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.adalet.info/adalet-teskilati/avukatlar/avukat-arama.html</guid>
		<description><![CDATA[İnternette Avukat arayanlar için önerilen bağlantılar şunlardır :
Avukat Arama Motoru 
BURADAKİ AVUKAT ARAMA SEÇENEKLERİ :
İllere göre (Adana, Antalya, Ankara, İstanbul, İzmir ve diğer)
1- ADA GÖRE AVUKAT ARAMA
2- SOYADA GÖRE AVUKAT ARAMA
3- BARO SİCİL NUMARASINA GÖRE AVUKAT ARAMA
Avukatlar dizini
Hukuk büroları
Ve ayrıca Avukatların bağlı bulundukları Baroların web siteleri için : Avukatlar , Barolar ve Avukatlık Ortaklıkları ve Hukuk Büroları linklerini kullanabilisiniz.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnternette Avukat arayanlar için önerilen bağlantılar şunlardır :</p>
<p><a target="_blank" href="http://www.hukuki.net/avukat_arama_motoru.asp" title="avukat arama">Avukat Arama Motoru</a> </p>
<p>BURADAKİ AVUKAT ARAMA SEÇENEKLERİ :</p>
<p>İllere göre (Adana, Antalya, Ankara, İstanbul, İzmir ve diğer)</p>
<p>1- ADA GÖRE AVUKAT ARAMA<br />
2- SOYADA GÖRE AVUKAT ARAMA<br />
3- BARO SİCİL NUMARASINA GÖRE AVUKAT ARAMA</p>
<p><a href="http://www.avukatlar.biz" title="avukatlar dizini">Avukatlar</a> dizini</p>
<p><a target="_blank" href="http://www.hukukburolari.net" title="hukuk bürosu siteleri">Hukuk büroları</a></p>
<p>Ve ayrıca Avukatların bağlı bulundukları Baroların web siteleri için : <a href="http://www.adalet.info/wp-admin/index.php?c=1">Avukatlar</a> , <a href="http://www.adalet.info/wp-admin/index.php?c=14">Barolar</a> ve <a href="http://www.adalet.info/wp-admin/index.php?c=2">Avukatlık Ortaklıkları ve Hukuk Büroları</a> linklerini kullanabilisiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.adalet.info/adalet-teskilati/avukatlar/avukat-arama.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dava veya Icra Takibi açarken UYAP tarafından başvuran dışında T.C. Kimlik numarası verilmesi zorunlu değildir</title>
		<link>http://www.adalet.info/uyap/dava-veya-icra-takibi-acarken-uyap-tarafindan-basvuran-disinda-tc-kimlik-numarasi-istenmemeli.html</link>
		<comments>http://www.adalet.info/uyap/dava-veya-icra-takibi-acarken-uyap-tarafindan-basvuran-disinda-tc-kimlik-numarasi-istenmemeli.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Dec 2009 20:40:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[UYAP]]></category>
		<category><![CDATA[av.]]></category>
		<category><![CDATA[avukat]]></category>
		<category><![CDATA[barobirlik]]></category>
		<category><![CDATA[baronet]]></category>
		<category><![CDATA[ilan]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul barosu]]></category>
		<category><![CDATA[karar]]></category>
		<category><![CDATA[stj.av.]]></category>
		<category><![CDATA[tc kimlik numarası]]></category>
		<category><![CDATA[uyap dosyası]]></category>
		<category><![CDATA[uyap hizmeti]]></category>
		<category><![CDATA[uyap t.c. kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[uyap.xml]]></category>
		<category><![CDATA[xml dosyası uyap]]></category>
		<category><![CDATA[zorunlu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.adalet.info/uyap/dava-veya-icra-takibi-acarken-uyap-tarafindan-basvuran-disinda-tc-kimlik-numarasi-istenmemeli.html</guid>
		<description><![CDATA[Dava açma ve icra takibi yapma aşamasında UYAP tarafından sadece müracaat sahibinin (davacı, alacaklı) TC Kimlik numarası yeterli olup, davalı veya takip borçlusunun TC Kimlik no&#8217;sunun verilmesi gerekli olmadığına dair karar : 
İstanbul Barosu Başkanlığı dava açarken veya icra takibi yapılırken UYAP’tan kaynaklı tarafların veya karşı tarafın kimlik numarası olmadan işlem yapılamadığı konusunda duyumlar alması üzerine Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dava açma ve icra takibi yapma aşamasında UYAP tarafından sadece müracaat sahibinin (davacı, alacaklı) TC Kimlik numarası yeterli olup, davalı veya takip borçlusunun TC Kimlik no&#8217;sunun verilmesi gerekli olmadığına dair karar : </p>
<p>İstanbul Barosu Başkanlığı dava açarken veya icra takibi yapılırken UYAP’tan kaynaklı tarafların veya karşı tarafın kimlik numarası olmadan işlem yapılamadığı konusunda duyumlar alması üzerine Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığına 21 Nisan 2009 tarih ve 17744 Gündem sayılı bir yazı yazarak konuya açıklık getirmesini istemişti. Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanı Hâkim Ali Kaya, İstanbul Barosu Başkanlığına yazdığı 30.04.2009 tarih ve 2310 sayılı cevabi yazısında, UYAP sisteminde bulunan 137 taraf sıfatının bazılarında T.C. Kimlik Numarasının girilmesinin zorunlu olmadığını, dava ve takip açılırken UYAP tarafından T.C. Kimlik Numarası istenmediğini bildirdi. Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığınca ayrıca, 21.11.2008 tarih ve 6487 sayılı yazıyla, Cumhuriyet Başsavcılıkları, Adalet Komisyonu Başkanlıkları, Bölge İdare Mahkemesi Başkanlıkları, Adili Tıp kurumu Başkanlıklarının tüm başvurularda, başvuru sahibinin T.C. Kimlik Numarasının istenmesi, bildirilmemesi halinde işlem yapılmaması konusunda uyarıldığı belirtildi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.adalet.info/uyap/dava-veya-icra-takibi-acarken-uyap-tarafindan-basvuran-disinda-tc-kimlik-numarasi-istenmemeli.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>2802 Sayılı Kanun</title>
		<link>http://www.adalet.info/mevzuat/2802-sayili-kanun.html</link>
		<comments>http://www.adalet.info/mevzuat/2802-sayili-kanun.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Dec 2009 20:33:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mevzuat]]></category>
		<category><![CDATA[2802 Sayılı yasa]]></category>
		<category><![CDATA[hakimler ve savcılar]]></category>
		<category><![CDATA[hakimler ve savcılar hakkında kanun]]></category>
		<category><![CDATA[hakimler ve savcılar kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[hakimler ve savcılar mevzuatı]]></category>
		<category><![CDATA[hakimler ve savcılar yasası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.adalet.info/mevzuat/2802-sayili-kanun.html</guid>
		<description><![CDATA[HAKİMLER VE SAVCILAR KANUNU
Kanun Numarası: 2802
Kabul Tarihi: 24/02/1983
Yayımlandığı Resmi Gazete Tarihi: 26/02/1983
Yayımlandığı Resmi Gazete Sayısı: 17971
BİRİNCİ KISIM: GENEL HÜKÜMLER
BİRİNCİ BÖLÜM: AMAÇ VE KAPSAM
AMAÇ:
Madde 1 – Bu Kanunun amacı;
a) Adli ve idari yargı hakim ve savcılarının niteliklerini, atanmalarını, hak ve ödevlerini, aylık ve ödeneklerini, meslekte ilerlemelerini, görevlerinin ve görev yerlerinin geçici veya sürekli olarak değiştirilmesini, haklarında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>HAKİMLER VE SAVCILAR KANUNU</p>
<p>Kanun Numarası: 2802<br />
Kabul Tarihi: 24/02/1983<br />
Yayımlandığı Resmi Gazete Tarihi: 26/02/1983<br />
Yayımlandığı Resmi Gazete Sayısı: 17971</p>
<p>BİRİNCİ KISIM: GENEL HÜKÜMLER</p>
<p>BİRİNCİ BÖLÜM: AMAÇ VE KAPSAM</p>
<p>AMAÇ:</p>
<p>Madde 1 – Bu Kanunun amacı;</p>
<p>a) Adli ve idari yargı hakim ve savcılarının niteliklerini, atanmalarını, hak ve ödevlerini, aylık ve ödeneklerini, meslekte ilerlemelerini, görevlerinin ve görev yerlerinin geçici veya sürekli olarak değiştirilmesini, haklarında disiplin kovuşturması açılmasını ve disiplin cezası verilmesini, görevleriyle ilgili veya görevleri sırasında işledikleri veya kişisel suçlarından dolayı soruşturma yapılmasını ve yargılamalarına karar verilmesini, meslekten çıkarılmayı gerektiren suçluluk veya yetersizlik hallerini, meslek içi eğitimlerini ve diğer özlük işlerini,</p>
<p>b) Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay Başkan ve üyelerinin aylık ve ödenekleri ile diğer mali, sosyal hak ve yardımlarını,</p>
<p>Düzenlemektir.</p>
<p>KAPSAM:</p>
<p>Madde 2 – Bu Kanun, adli yargı hakim ve Cumhuriyet savcıları ile idari yargı hakim ve savcıları hakkında uygulanır.</p>
<p>Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay Başkan ve üyeleri de 1 inci maddenin (b) bendinde sayılan özlük hakları bakımından bu Kanun hükümlerine tabidirler.</p>
<p>TANIMLAR:</p>
<p>Madde 3 – Bu Kanunun uygulanmasında;</p>
<p>a) Hakim:</p>
<p>1. Adli yargıda : Mahkeme başkan ve üyelerini, hakimleri, Yargıtay tetkik hakimleri ile Adalet Bakanlığı merkez, bağlı ve ilgili kuruluşlarında idari görevlerde çalışan hakimleri,</p>
<p>2. İdari yargıda : Mahkeme başkan ve üyelerini, hakimleri, Danıştay tetkik hakimleri ile Adalet Bakanlığı merkez, bağlı ve ilgili kuruluşlarında idari görevlerde çalışan hakimleri,</p>
<p>b) Savcı:</p>
<p>1. (Değişik alt bent: 12/02/1989 – KHK-360/1 md.; Değiştirilerek Kabul : 24/01/1990 – 3611/1 md.) Adli yargıda: İl ve ilçe Cumhuriyet başsavcılarını, Cumhuriyet başsavcı vekillerini, Cumhuriyet savcılarını, Yargıtay Cumhuriyet savcıları ile Adalet Bakanlığı merkez, bağlı ve ilgili kuruluşlarında idari görevlerde çalışan savcıları,</p>
<p>2. İdari yargıda : Danıştay savcıları ile Adalet Bakanlığı merkez, bağlı ve ilgili kuruluşlarında idari görevlerde çalışan savcıları,</p>
<p>ifade eder.</p>
<p>İKİNCİ BÖLÜM: HAKLAR VE ÖDEVLERE İLİŞKİN TEMEL İLKELER</p>
<p>BAĞIMSIZLIK, TEMİNAT VE ÖDEVLER:</p>
<p>Madde 4 – Hakimler mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına göre görev yaparlar. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez, genelge gönderemez, tavsiye ve telkinde bulunamaz.</p>
<p>Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler.</p>
<p>GÖZETİM VE DENETİM HAKKI:</p>
<p>Madde 5 – (Değişik fıkra : 12/02/1989 – KHK-360/2 md.; Aynen Kabul: 24/01/1990 – 3611/2 md.) Yargıtay, bütün adalet mahkemeleri üzerinde, Danıştay, bütün idari mahkemeler üzerinde yargı denetimi ve gözetimi; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, Yargıtay Cumhuriyet savcıları üzerinde, Danıştay Başsavcısı, Danıştay savcıları üzerinde, ağır ceza Cumhuriyet başsavcıları, merkezdeki Cumhuriyet savcıları ile bağlı ilçe Cumhuriyet başsavcıları ve Cumhuriyet savcıları üzerinde, gözetim ve denetim hakkına sahiptir.</p>
<p>Mahkeme başkanlarının, yargılamanın düzenli bir şekilde yürütülmesine ilişkin olarak görevli oldukları mahkeme dairelerindeki hakimler üzerinde gözetim hakkı vardır.</p>
<p>Adalet Bakanı, yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin görevler hariç olmak üzere hakim ve savcılar üzerinde gözetim hakkını haizdir.</p>
<p>Hakim ve savcılar idari görevleri yönünden Adalet Bakanlığına bağlıdırlar.</p>
<p>DENETİM, İNCELEME, SORUŞTURMA VE KOVUŞTURMA:</p>
<p>Madde 6 – Hakim ve savcılar hakkında denetim, inceleme, soruşturma ve kovuşturma yapılması bu Kanun hükümlerine tabidir.</p>
<p>İKİNCİ KISIM: HAKİMLİK VE SAVCILIK</p>
<p>BİRİNCİ BÖLÜM: ADAYLIK DÖNEMİ</p>
<p>ADAYLIK:</p>
<p>Madde 7 – Adaylık dönemini geçirip aşağıdaki koşullara uygun olarak ehliyetini kanıtlamış olmadıkça, hiç kimse hakimlik ve savcılığa atanamaz.</p>
<p>39 uncu madde hükmü saklıdır.</p>
<p>Adaylar, Devlet Memurları Kanunundaki Genel İdare Hizmetleri Sınıfına dahil olup, hakimlik ve savcılığın sınıf ve derecelerine dahil değildirler ve haklarında, Devlet Memurları Kanununun bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri uygulanır.</p>
<p>ADAYLARIN NİTELİKLERİ :</p>
<p>Madde 8 – Adaylığa atanabilmek için :</p>
<p>a) Türk vatandaşı olmak,</p>
<p>b) Giriş sınavının yapıldığı yılın Ocak ayının son günü itibariyle, lisans ve lisansüstü (Master) öğrenimi yapmış olanlar için otuz, doktora öğrenimini tamamlamış olanlar için otuzbeş yaşını bitirmemiş olmak.</p>
<p>c) Adli yargı adayları için; hukuk fakültesinden mezun olmak veya yabancı bir hukuk fakültesini bitirip de Türkiye’deki hukuk fakülteleri programlarına göre eksik kalan derslerden sınava girip başarı belgesi almış bulunmak,</p>
<p>(Değişik fıkra: 22/12/2005-5435 S.K./1.mad) İdarî yargı adayları için; hukuk fakültesinden mezun olmak veya yabancı bir hukuk fakültesini bitirip de Türkiye’de hukuk fakülteleri programlarına göre eksik kalan derslerden sınava girip başarı belgesi almış bulunmak, hukuk fakültesinden mezun olanlar dışından alınacak adaylar bakımından, her dönemde alınacak aday sayısının yüzde yirmisini geçmemek üzere ihtiyaç oranında, hukuk veya hukuk bilgisine programlarında yeterince yer veren siyasal bilgiler, idarî bilimler, iktisat ve maliye alanlarında en az dört yıllık yüksek öğrenim yapmış veya bunlara denkliği kabul edilmiş yabancı öğretim kurumlarından mezun olmak,</p>
<p>d) Kamu haklarından yasaklı olmamak,</p>
<p>e) (Mülga bend: 22/12/2005-5435 S.K./43.mad)</p>
<p>f) Askerlik durumu itibariyle askerlikle ilgisi bulunmamak veya muvazzaflık hizmetini yapmış yahut ertelenmiş veya yedeğe geçirilmiş olmak,</p>
<p>g) Hakimlik ve savcılık görevlerini sürekli olarak yurdun her yerinde yapmasına engel olabilecek vücut ve akıl hastalığı veya sakatlığı, alışılmışın dışında çevrenin yadırgayacağı şekilde konuşma ve organlarının hareketini kontrol zorluğu çekmek gibi özürlü durumları bulunmamak,</p>
<p>h ) (Değişik bent: 11/09/1987 – KHK 276/3 md.; Aynen Kabul: 24/02/1988 – 3409/3 md.) Taksirli suçlar hariç olmak üzere, (…) üç aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyet kırıcı bir suçtan veya kaçakçılık, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurma suçlarından dolayı hükümlü bulunmamak veya bu suçlardan veya taksirli suçlar hariç olmak üzere üç aydan fazla hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren bir fiilden dolayı soruşturma veya kovuşturma altında olmamak.</p>
<p>ı) Yazılı yarışma sınavı ile mülakatta başarı göstermek,</p>
<p>j) Hakimlik ve savcılık mesleğine yakışmayacak tutum ve davranışlarda bulunmamış olmak,</p>
<p>k) (Ek bent: 01/12/2007-5720 S.K./1.mad) Avukatlık mesleğinden adaylığa geçmek isteyenler için; yukarıdaki (ı) bendi hariç diğer şartları taşımakla birlikte, mesleklerinde fiilen en az beş yıl çalışmış, giriş sınavının yapıldığı yılın Ocak ayının son günü itibariyle otuzbeş yaşını doldurmamış ve kendi aralarında yapılacak olan yazılı yarışma sınavında ve mülâkatta başarılı olmak,</p>
<p>şarttır.</p>
<p>ADAYLIĞA ATAMA :</p>
<p>Madde 9 – (Değişik fıkra: 22/12/2005-5435 S.K./2.mad) Her yıl alınacak aday sayısı, avukatlık mesleğinden alınacaklarla birlikte Türkiye Adalet Akademisinin görüşü alınmak suretiyle, kadro ve ihtiyaç durumuna göre Adalet Bakanlığınca tespit edilir.</p>
<p>(İkinci fıkra iptal: Anayasa Mahkemesi’nin 14/12/1995 tarih ve E.1995/19, K.1995/64 sayılı kararı ile.; Yeniden düzenlenen fıkra: 15/01/2003 – 4790 S.K./1. md.) Yukarıdaki maddede belirtilen niteliklere sahip olup, yazılı yarışma sınavı ile mülakatta başarı gösterenler, başarı derecelerine göre sıraya konularak Adalet Bakanlığınca önceden belirlenen ihtiyaç sayısına, daha önce başka görevlerde kadro, maaş ve derece yönünden iktisap etmiş oldukları haklar nazara alınmak suretiyle lisans, lisansüstü (master) ve doktora öğrenim durumlarına göre Devlet memuriyetine giriş derece ve kademesiyle veya bu derecelerden aşağı olmamak şartıyla müktesep olarak almış oldukları derece ve kademeyle adaylığa atanırlar. Bu atamada, daha önce serbest avukatlık yapmış olanların avukatlıkta geçen sürelerinin üçte ikisi de değerlendirilir. Bu sıraya göre ihtiyaç sayısınca atananların dışında kalanlar bir hak iddia edemezler.</p>
<p>Doktora yapanlar sadece mülakata tabi tutulurlar.</p>
<p>(Mülga 3.fıkra: 22/12/2005-5435 S.K./43.mad)</p>
<p>(Mülga 4.fıkra: 22/12/2005-5435 S.K./43.mad)</p>
<p>(Mülga 5.fıkra: 22/12/2005-5435 S.K./43.mad)</p>
<p>(Değişik fıkra: 22/12/2005-5435 S.K./2.mad;Mülga fıkra: 01/12/2007-5720 S.K./2.mad)</p>
<p>YAZILI YARIŞMA SINAVI VE MÜLÂKATIN YAPILIŞ ŞEKLİ</p>
<p>Madde 9/A – (Ek madde: 01/12/2007-5720 S.K./3.mad)</p>
<p>Yazılı yarışma sınavı, Adalet Bakanlığı ile imzalanacak protokole göre Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi tarafından yapılır.</p>
<p>Atama yapılacak boş kadroların sayısı, derecesi, unvanı, sınıfı, atanacaklarda aranacak şartlar ile başvuruya ve sınava ilişkin hususların yer aldığı duyuru, müracaat süresinin bitiminden en az onbeş gün önce Türkiye genelinde günlük yayımlanan tirajı en yüksek beş gazeteden birinde bir defa ve ayrıca Adalet Bakanlığı internet sitesinde ilân olunur.</p>
<p>Yazılı sınav; Türkçe, matematik, Türk kültür ve medeniyetleri, Atatürk ilkeleri ve inkılâp tarihi ve temel yurttaşlık bilgisi sorularından oluşan genel yetenek ve genel kültür konuları ile</p>
<p>a) Adlî yargıda; anayasa hukuku, medenî hukuk, borçlar hukuku, hukuk yargılama usulü, ticaret hukuku, icra ve iflâs hukuku, ceza hukuku, ceza yargılama usulü, idarî yargılama usulü ve idare hukuku,</p>
<p>b) İdarî yargıda; anayasa hukuku, idare hukuku, idarî yargılama usulü, hukuk yargılama usulü, borçlar hukuku (genel hükümler), medenî hukuk, ceza hukuku (genel hükümler), vergi hukuku, vergi usul hukuku ve maliye-ekonomi,</p>
<p>konularını kapsayan alan bilgisi sorularından yapılır.</p>
<p>Yazılı sınavda genel yetenek ve genel kültür soruları yirmi, alan bilgisi soruları seksen puan ağırlığa sahip olacak şekilde değerlendirmeye tâbi tutulur. Bu değerlendirme yapılırken genel yetenek ve genel kültür konuları ile alan bilgisi konuları kendi aralarında eşit olarak puanlanır.</p>
<p>Yazılı sınavda yüz tam puan üzerinden en az yetmiş puan almak kaydıyla en yüksek puan alandan başlamak üzere, sınav ilânında belirtilen kadro sayısının bir katı fazlası mülâkata çağrılır. Ancak başarı oranı, ilân edilen kadronun bir katı fazlasının altında olursa, sadece başarılı olanlar mülâkata çağrılır. Bu şekilde çağrılan en düşük puana sahip adayla aynı puanı alanlar da mülâkata alınır.</p>
<p>Mülâkat Kurulu; Adalet Bakanlığı Müsteşarı veya görevlendireceği Müsteşar Yardımcısı başkanlığında, Teftiş Kurulu Başkanı, Ceza İşleri, Hukuk İşleri ve Personel Genel Müdürleri ile Türkiye Adalet Akademisi Yönetim Kurulunun her sınav için kendi üyeleri arasından belirleyeceği iki üye olmak üzere toplam yedi üyeden oluşur.</p>
<p>Türkiye Adalet Akademisi Yönetim Kurulunda Yargıtay ve Danıştay mensubu birer üye bulunması halinde bu üyeler Mülâkat Kurulunda asıl üye olarak görevlendirilir.</p>
<p>Türkiye Adalet Akademisi Yönetim Kurulunda Yargıtay ve Danıştay mensubu üye sayısı birden fazla ise, Yargıtay kontenjanı için Yargıtay mensupları arasından, Danıştay kontenjanı için Danıştay mensupları arasından; Yargıtay veya Danıştay mensubu üyelerden birinin ya da her ikisinin bulunmaması halinde ise Yönetim Kurulunun diğer üyeleri arasından gizli oyla seçim yapılır.</p>
<p>Asıl üyelerin hukukî veya fiilî sebeplerle katılamamaları halinde; Teftiş Kurulu Başkanı, Ceza İşleri, Hukuk İşleri ve Personel Genel Müdürlerinin yerine vekâlet edenler, Türkiye Adalet Akademisi Yönetim Kurulundan katılacak üyelerin yerine ise, Yönetim Kurulunun kendi üyeleri arasından her biri için ayrı ayrı gizli oyla belirleyeceği yedek üyeler Mülâkat Kuruluna katılır.</p>
<p>Mülâkat, ilgilinin;</p>
<p>a) Muhakeme gücünün,</p>
<p>b) Bir konuyu kavrayıp özetleme ve ifade yeteneğinin,</p>
<p>c) Genel ve fizikî görünümünün, davranış ve tepkilerinin mesleğe uygunluğunun ve liyakatinin,</p>
<p>d) Yetenek ve kültürünün,</p>
<p>e) Çağdaş bilimsel ve teknolojik gelişmelere açıklığının,</p>
<p>puan vermek suretiyle değerlendirilmesi yöntemidir.</p>
<p>Mülâkat, yukarıdaki bentlerde yazılı özellikler herbiri yirmişer puan üzerinden değerlendirilerek yapılır. Mülâkat Kurulunun herbir üyesi tarafından verilen puanlar ayrı ayrı tutanağa geçirilir. Başarılı sayılmak için, üyelerin yüz tam puan üzerinden verdikleri notların aritmetik ortalamasının en az yetmiş olması şarttır.</p>
<p>Mülâkat sonucu en yüksek puan alandan başlamak üzere sıraya konularak mülâkat başarı listesi hazırlanır ve bu listenin altı Mülâkat Kurulu tarafından imzalanarak Personel Genel Müdürlüğüne teslim edilir.</p>
<p>Yazılı yarışma sınavına katılmayanların mazeretleri kabul edilmez. Mazereti sebebiyle mülâkata katılamayanların müracaatı üzerine Mülâkat Kurulunca mazeretlerinin kabulüne karar verildiği takdirde mülâkat yeri ile günü tespit edilir ve ilgili mülâkata çağrılır. Mazeret bildirenlerin mazereti Mülâkat Kurulunca reddedilir veya kabul edilmekle birlikte verilen süre içinde mülâkata katılmazsa başarısız sayılır.</p>
<p>Sınava katılanların, yukarıda belirtilen yazılı yarışma sınavı notunun yüzde yetmişi ile mülâkat notunun yüzde otuzunun toplamı tespit edildikten sonra en yüksek puan alandan başlamak üzere nihai başarı listesi hazırlanır. Bu sıralamaya tâbi tutulanların nihai puanlarının eşit olması halinde, yazılı sınavda aldığı puana öncelik tanınır. Yazılı puanlarının da eşit olması halinde, kura çekilmek suretiyle sırası belirlenir ve bu konuda yapılan işlemler düzenlenecek tutanakta gösterilir.</p>
<p>Hukuk alanında doktora yapmış olanlar ilân edilen boş kadrolara başvurabilir. Bunlar sadece mülâkata tâbi tutulur. Bu durumda olanlar için mülâkat puanı esas alınarak ayrı bir nihai başarı listesi düzenlenir.</p>
<p>Yazılı yarışma sınavı ile mülâkatın sekretarya hizmetleri Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü tarafından yerine getirilir.</p>
<p>Sınav kazananlardan gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu tespit edilenlerin sınavları geçersiz sayılarak atamaları yapılmaz. Ataması yapılmış olsa dahi iptal edilir. Bunlar hiçbir hak talebinde bulunamazlar.</p>
<p>Sınavı kazananlardan ataması yapılıp da belge ile ispatı mümkün zorlayıcı sebepler olmaksızın 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 62 nci maddesinde belirlenen kanunî süre içerisinde göreve başlamayanların atamaları iptal edilir. Tekrar atanmaları için başvurmaları halinde bunların atamaları yapılmaz.</p>
<p>ADAYLIK SÜRESİ VE EĞİTİM:</p>
<p>Madde 10 – (Değişik madde: 22/12/2005-5435 S.K./3.mad)</p>
<p>Adaylık süresi, 23.7.2003 tarihli ve 4954 sayılı Türkiye Adalet Akademisi Kanunu hükümlerine tâbidir.</p>
<p>Adayların meslek öncesi eğitimleri, 4954 sayılı Kanun hükümleri uyarınca yapılır. Avukatlık mesleğinden adaylığa alınanların, altı ay süreli meslek öncesi eğitimleri, Adalet Bakanlığının görüşü alınmak suretiyle Türkiye Adalet Akademisi Başkanlığınca çıkarılacak yönetmelikle belirlenen esaslara göre Türkiye Adalet Akademisi Eğitim Merkezinde yaptırılır.</p>
<p>Meslek öncesi eğitimini tamamlamadan görevden ayrılanlar ile meslek öncesi eğitimlerini tamamlayıp, mesleğe kabul edildikten sonra meslek öncesi eğitim süresi kadar çalışmadan görevden ayrılanlar, meslek öncesi eğitimleri sırasında kendilerine ödenen aylık, ödenek, tazminatlar ile her türlü ödemelerin, mecburî hizmetin eksik kalan kısmı ile orantılı miktarını iki kat olarak ödemek zorundadırlar.</p>
<p>Adlî yargı adaylarından; meslek öncesi eğitimlerinin bir yılını, avukatlık mesleğinden adaylığa geçenlerden meslek öncesi eğitimlerinin üç ayını tamamlayanlar, adlî yargı teşkilâtının ihtiyaç durumu ile 11 inci Madde gereğince doldurulan belge ve raporlar esas alınarak, imkânlar ölçüsünde kendi istekleri göz önünde bulundurulmak ve Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun da görüşü alınmak suretiyle, Adalet Bakanlığınca hâkimliğe veya Cumhuriyet savcılığına atanacak şekilde ayrılırlar. Türkiye Adalet Akademisi, son eğitim döneminde öğretilecek konuları bu ayrımı esas alarak belirler.</p>
<p>ADAYLAR HAKKINDA DÜZENLENECEK BELGELER:</p>
<p>Madde 11 – Her adayın vazifesini yapmakta gösterdiği kabiliyet ve başarı ile görevine bağlılığı ve ahlaki gidişine dair bilgi; çalıştığı daire amirleri tarafından o dairedeki staj süresinin sonunda düzenlenip, mensup olduğu adalet komisyonuna verilecek belgeler ile adalet komisyonunun mütalaasından ve adalet müfettişlerinin raporlarından alınır. Yargıtay ve Danıştayda staj yapan adaylar için çalıştığı daire amirleri tarafından o dairedeki staj süresinin sonunda düzenlenecek raporlar Adalet Bakanlığına gönderilmek üzere ilgisine göre Yargıtay Birinci Başkanlığına ve Danıştay Başkanlığına verilir.</p>
<p>(Ek fıkra: 11/09/1987 – KHK 276/5. md.; Aynen Kabul: 24/02/1988 – 3409/5 md.;Mülga fıkra: 22/12/2005-5435 S.K./43.mad)</p>
<p>(Değişik fıkra: 11/09/1987 – KHK 276/5 md.; Aynen Kabul: 24/02/1988 – 3409/5. md.) Birinci fıkrada gösterilen merciler bu husustaki kanaat ve mütalaalarını, Adalet Bakanlığınca hazırlanacak fişlere yazarlar.</p>
<p>ADAYLIK SÜRESİ İÇİNDE GÖREVE SON VERME:</p>
<p>Madde 12 – Adayın;</p>
<p>a) Adaylığa atanma niteliklerinden herhangi birini taşımadığının sonradan anlaşılması,</p>
<p>b) Adaylığa alındıktan sonra bu niteliklerden herhangi birini yitirmesi,</p>
<p>c) Adaylık süresi içindeki davranışlarında hakimlikle bağdaşmayacak tutumları, göreve devamsızlığı, bilgi ve iş yapma kabiliyeti bakımından yeterli olmadığının tespit edilmesi,</p>
<p>Hallerinde adaylığına Adalet Bakanlığınca son verilir.</p>
<p>Haklarındaki soruşturma veya kovuşturma nedeniyle adaylıklarına son verilenlerden takipsizlik kararı veya son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına dair karar veya beraat hükmü verilenler, Kanunda belirtilen niteliklere sahip olmaları koşuluyla yeniden adaylığa alınabilirler.</p>
<p>ATAMA</p>
<p>Madde 13 – (Değişik madde: 11/09/1987 – KHK 276/6 md.; Aynen Kabul: 24/02/1988 – 3409/6.md.;Değişik madde: 22/12/2005-5435 S.K./5.mad)</p>
<p>Meslek öncesi eğitim sonunda yazılı sınavda başarılı olan ve mani hâli olmayan, erkekler için askerliğini yaptığını veya askerlikle ilişiği olmadığını belgeleyen adayların mesleğe kabullerine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca karar verilir.</p>
<p>Mesleğe kabullerine karar verilen adayların, adlî ve idarî yargı teşkilâtının ihtiyacı ile eş durumu ve diğer durumları göz önünde bulundurulmak suretiyle, adlî yargı adayları için görev yerleri; idarî yargı adayları için görevleri ve görev yerleri Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca yapılacak ad çekme ile belirlenir.</p>
<p>Atamalar, ilgililerin adaylığa giriş derece ve kademesine bir derece ilâve edilmek suretiyle bulunacak derece ve kademeler üzerinden Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca yapılır. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun atamaya ilişkin tüm kararları Resmî Gazetede yayımlanır.</p>
<p>Ayrıca hâkim adaylığında geçen sürenin tamamı ile avukat adaylığında mahkemelerde yapılmış olan staj süresi, kademe ilerlemesi ve derece yükselmesinde değerlendirilir.</p>
<p>MUVAZZAF ASKERLİK HİZMETİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:</p>
<p>Madde 14 – Muvazzaf askerlik hizmetini yaptıktan sonra hakimlik ve savcılığa atananların askerlikte geçen süreleri kademe ilerlemesi ve derece yükselmesinde değerlendirilir.</p>
<p>İKİNCİ BÖLÜM: HAKİMLİĞİN VE SAVCILIĞIN SINIF VE DERECELERİ</p>
<p>SINIFLAR VE KIDEM:</p>
<p>Madde 15 – (Değişik madde: 22/12/2005-5435 S.K./6.mad)</p>
<p>Hâkimlik ve savcılık mesleği; üçüncü sınıf, ikinci sınıf, birinci sınıfa ayrılmış ve birinci sınıf olmak üzere dört sınıfa ayrılır.</p>
<p>Birinci sınıfa ayrıldığı tarihten itibaren üç yıl süre ile başarılı görev yapmış ve birinci sınıfa ayrılma niteliklerini yitirmemiş hâkim ve savcılar birinci sınıf olurlar.</p>
<p>Hâkim ve savcıların kıdemleri, bulundukları sınıf ve dereceye göre belirlenir ve o sınıf ve dereceye atandıkları tarihten itibaren hesaplanır. Bir üst sınıf veya derecede bulunanlar alt sınıf veya derecede bulunanlardan kıdemli sayılırlar. Ancak, bu hesaplama yapılırken, 9 uncu Maddenin ikinci fıkrasına göre adaylığa diğer kamu görevlerinde iktisap ettikleri derece ve kademe üzerinden atananların, bu derece ve kademeleri ile o görevlerde geçen süreleri dikkate alınmaz.</p>
<p>Bulunulan sınıf ve derecenin aynı olması hâlinde sırasıyla, bu sınıf veya dereceye yükselme tarihi, adaylığa başlama tarihi, mesleğe başlama tarihi, meslek öncesi eğitim sonu yazılı sınav puanı dikkate alınarak kıdem durumu belirlenir. Bunların da aynı olması hâlinde, doğum tarihi önce olan kıdemli sayılır.</p>
<p>ADLİ YARGI İLE İLGİLİ CETVEL:</p>
<p>Madde 16 – Adli yargı hakimliği ile Cumhuriyet Savcılığının sınıf, derece ve görev unvanları, bu Kanuna bağlı (1) sayılı cetvelde gösterilmiştir.</p>
<p>İDARİ YARGI İLE İLGİLİ CETVEL:</p>
<p>Madde 17 – İdari yargı hakimliği ile savcılığının sınıf, derece ve görev unvanları, bu Kanuna bağlı (2) sayılı cetvelde gösterilmiştir.</p>
<p>ÜÇÜNCÜ BÖLÜM: İLERLEME VE YÜKSELME</p>
<p>GENEL KURUL:</p>
<p>Madde 18 – (Değişik madde: 11/09/1987 – KHK 276/8 md.; Aynen Kabul: 24/02/1988 – 3409/8 md.)</p>
<p>Hakimlik ve savcılık mesleğinde bulunanlar aşağıdaki maddelerde gösterilen usul ve esaslar uyarınca her yıl kademe ilerlemesi ve her iki yılda bir derece yükselmesi yaparlar.</p>
<p>Süresini dolduranların kademe ilerlemeleri 20 inci madde hükümleri dairesinde yapılır. Derece yükselmeleri ise, yılın Nisan, Ağustos ve Aralık aylarının son günlerinden geçerli olmak üzere Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca yapılır.</p>
<p>KADEME İLERLEMESİNİN USUL VE ESASLARI:</p>
<p>Madde 19 – Hakimlik ve savcılık mesleğinde bulunanların bulundukları derecenin kademelerinde ilerleyebilmeleri için;</p>
<p>a) Bulundukları kademede en az bir yıl çalışmış olmaları veya çalışmış sayılmaları ,</p>
<p>b) (Değişik bend: 22/12/2005-5435 S.K./7.mad) Kademe ilerlemesine engel kesinleşmiş mahkeme hükmü veya disiplin cezasının bulunmaması,</p>
<p>c) (Mülga bent: 11/09/1987 – KHK 276/13 md.; Aynen Kabul: 24/02/1988 – 3409/13 md.)</p>
<p>Gerekir.</p>
<p>KADEME İLERLEMESİ:</p>
<p>Madde 20 – (Değişik madde: 11/09/1987 – KHK 276/9 md.; Aynen Kabul: 24/02/1988 – 3409/9 md.)</p>
<p>19 uncu maddedeki şartları haiz olanlar, bir yıllık ilerleme süresini doldurdukları tarihte, başka bir işleme gerek olmaksızın bir ileri kademeye ilerlemiş sayılırlar ve keyfiyet Personel Genel Müdürlüğünce sicillerine işlenerek ilgililere duyurulur. 19 uncu maddedeki şartları taşımadıkları anlaşılanların kademe ilerlemesi yapıp yapamayacaklarına her ay Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca karar verilir. Kademe ilerlemesi yapmış sayılanlardan ilerlemeye müstehak olmadıkları sonradan tesbit edilenlerin kademe ilerlemeleri, ilerlemiş sayıldıkları tarihten, geçerli olmak üzere Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca iptal edilir.</p>
<p>DERECE YÜKSELMESİNİN KOŞULLARI:</p>
<p>Madde 21 – (Değişik madde: 22/12/2005-5435 S.K./8.mad)</p>
<p>Hâkimlik ve savcılık mesleğinde bulunanların derece yükselmelerinin yapılabilmesi için;</p>
<p>a) Derecesi içinde iki yıl bulunmuş veya bu Kanuna göre bulunmuş sayılmaları,</p>
<p>b) Yükselmeye engel kesinleşmiş mahkeme hükmü veya disiplin cezalarının bulunmaması,</p>
<p>c) Ahlakî gidişleri, meslekî bilgi ve anlayışları, gayret ve çalışkanlıkları, gördükleri işlerin birikmesine sebep olup olmadıkları, çıkardıkları işlerin miktar ve mahiyetleri, göreve bağlılıkları ve devamları, üst merciler ve müfettişlerce haklarında düzenlenen hâl kâğıtları ve sicil fişleri, kanun yolu incelemesinden geçen iş sayısı ve bu inceleme üzerine verilen notları, örnek karar ve mütalâaları ve varsa meslekî eser ve yazıları ile katıldıkları meslek içi ve uzmanlık eğitimleri göz önünde tutularak Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca ilân edilen derece yükselme ilkelerinde aranan koşulları taşımaları,</p>
<p>Gerekir.</p>
<p>DERECE YÜKSELMESİNDE LİSTELERİN YAYIMI:</p>
<p>Madde 22 – Hakimler ve savcılardan derece yükselme süresini bitiren ve haklarında yükselmeye engel mahkeme hükmü veya yetkili mercice verilmiş disiplin kararı bulunmayanların adlarını gösteren listeler, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca hazırlanarak yılın Nisan, Ağustos ve Aralık ayları içerisinde Resmi Gazete’de yayımlanır.</p>
<p>Bu listelerde adları yazılı olmayanlar listenin yayımı tarihinden itibaren otuz gün içinde, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna yazılı olarak başvurmak suretiyle durumlarının yeniden incelenmesini isteyebilirler.</p>
<p>Kurul, başvurunun süresi içinde yapılmadığını veya haklı olmadığını görürse reddine karar verir. İlgili bu karar aleyhine tebliğden itibaren on gün içinde İtirazları İnceleme Kuruluna itiraz edebilir.</p>
<p>Başvuru veya itirazın kabulü halinde ilgililerin adları, birinci fıkradaki süre kaydına bakılmaksızın Resmi Gazete’de ait olduğu listeye ek olarak yayımlanır.</p>
<p>ÜST MERCİLERCE VERİLECEK SİCİLLER:</p>
<p>Madde 23 – (Değişik fıkra: 22/12/2005-5435 S.K./9.mad)</p>
<p>a) Bölge adliye mahkemeleri Cumhuriyet başsavcıları, bu mahkeme nezdindeki Cumhuriyet başsavcıvekilleri ve Cumhuriyet savcıları;</p>
<p>b) Ağır Ceza Cumhuriyet başsavcıları, merkezdeki Cumhuriyet başsavcıvekilleri ve Cumhuriyet savcıları ile bağlı ilçe Cumhuriyet başsavcıları ve Cumhuriyet savcıları;</p>
<p>Hakkında, 21 inci Maddenin (c) bendinde sayılan hususları göz önünde bulundurarak; kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlarından ve iddianamelerinden en az beşer adedinin tasdikli suretini de ekleyerek, durumlarının değerlendirilmesine yönelik inceleme sürelerinin bitiminden bir ay önce Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunda bulunacak şekilde düşüncelerini belirten bir sicil fişi gönderirler.</p>
<p>(Mülga fıkra: 22/12/2005-5435 S.K./43.mad)</p>
<p>Haklarında bu madde gereğince sicil fişi düzenlenecek olanlar, kademe ilerleme ve derece yükselme süresi içinde görevlerini ayrı ayrı yerlerde yapmışlarsa en uzun süre ile bulundukları yerin yukarda belirlenen üst mercilerine işlem yapılır.</p>
<p>Bölge idare mahkemelerindeki atanmış ikinci sınıfa mensup üyelerin kademe ilerlemesi ve derece yükselmesi ile birinci sınıfa ayrılmalarına ilişkin ilkeler, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenerek, Resmi Gazete’de yayımlanır.</p>
<p>MÜFETTİŞLERCE VERİLECEK HAL KAĞITLARI:</p>
<p>Madde 24 – Adalet müfettişleri, denetimleri sırasında inceledikleri belgelere ve gözlemlerine dayanarak hakim ve savcılar hakkında düzenleyecekleri hal kağıtlarını ilgilinin gizli sicil dosyasına konulmak üzere Teftiş Kurulu Başkanlığına gönderirler.</p>
<p>ADALET BAKANLIĞI MERKEZ, BAĞLI VE İLGİLİ KURULUŞLARINDA BULUNANLAR</p>
<p>Madde 25 – (Değişik madde: 22/12/2005-5435 S.K./10.mad)</p>
<p>Adalet Bakanlığı merkez, bağlı ve ilgili kuruluşlarında bulunanlardan birinci sınıf olmayanlar hakkındaki siciller, hâkim sınıfından olan dairesi üstü tarafından verilir.</p>
<p>YARGITAY VE DANIŞTAY HİZMETİNDE OLANLAR:</p>
<p>Madde 26 – (Değişik madde: 22/12/2005-5435 S.K./11.mad)</p>
<p>Yargıtay ve Danıştayda görev yapanlardan birinci sınıf olmayanlar hakkındaki siciller, ilgisine göre Yargıtay Birinci Başkanı, Danıştay Başkanı, daire veya kurul başkanları, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı veya Danıştay Başsavcısı tarafından düzenlenir.</p>
<p>ESERLER:</p>
<p>Madde 27 – İlgililer mesleki eser ve yazılarının birer örneğini özlük işlerini yürüten daireye verebilirler.</p>
<p>Alınan bu eser ve yazılar ilgilinin siciline işlenerek özlük dosyasına konulur. Bunlar kademe ilerlemesi ve derece yükselmesi ile birinci sınıfa ayırmada, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca değerlendirmeye tabi tutulur.</p>
<p>YARGITAY, DANIŞTAY İLE BÖLGE ADLİYE VE BÖLGE İDARE MAHKEMELERİ NOTLARI</p>
<p>Madde 28 – (Değişik fıkra: 22/12/2005-5435 S.K./12.mad) Yargıtay ve Danıştay daireleri; yaptıkları kanun yolu incelemeleri sırasında tek veya toplu olarak karar veren hâkimler ile iddianameyi düzenleyen, hükmün verildiği duruşmaya katılan ve kanun yoluna başvuran Cumhuriyet savcıları hakkında çok iyi, iyi, orta ve zayıf olmak üzere not verirler. Not verilirken; kararda sağlanan isabet, davanın hızlı yürütülmesi, duruşmalara hazırlıklı çıkılarak gereksiz gecikmelere neden olunmaması, usûl hükümlerinin eksiksiz ve zamanında yerine getirilmesi, dava konularının anlayış ve yönlendirilmesi, gerekçeli kararın yazılış, tahlil ve sonuçlandırılmasında gösterilen başarı, emsal kararların gözetilmesi, soruşturmanın niteliği, iddianame içeriğinin buna uygunluğu gibi hususlar göz önünde tutularak değerlendirme yapılır ve buna göre not belgesi doldurulur.</p>
<p>Hükmün onanmış veya bozulmuş olması, olumlu veya olumsuz not vermek için yeterli sebep olamaz.</p>
<p>(Değişik fıkra: 22/12/2005-5435 S.K./12.mad) İncelenen karar hakkında, olumlu veya olumsuz kanaat edinilememesi hâlinde, sebepleri belirtilmek suretiyle notsuz belge düzenlenir. Ayrıca, incelenen karara uygun muhalefet şerhi bulunması hâlinde, olumsuz not verilmez.</p>
<p>Not verme işlemi, incelemeyi yapan dairenin başkan ve üyeleri tarafından birlikte alınacak bir kararla yerine getirilir. Doldurulan fişler Adalet Bakanlığına gönderilmek üzere ilgisine göre Yargıtay Birinci Başkanlığına ve Danıştay Başkanlığına verilir.</p>
<p>Genel kurullarda yapılan incelemelerde de yukarıdaki fıkralar hükümlerine göre işlem yapılır.</p>
<p>(Ek fıkra: 26/09/2004 – 5235 S.K./49.mad;Değişik fıkra: 22/12/2005-5435 S.K./12.mad) Bölge adliye mahkemesi dairelerince yapılan incelemeler sırasında, hâkimler ve Cumhuriyet savcıları hakkında hangi hâllerde ve ne surette not verileceği, yukarıdaki ilkeler çerçevesinde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenir. Doldurulan not belgeleri Adalet Bakanlığına gönderilmek üzere bölge adliye mahkemesi başkanlığına verilir.</p>
<p>İtiraz üzerine incelenen dosyalara ilişkin olarak karar veren hakimler hakkında bölge idare mahkemelerince hangi hallerde ve ne surette not verileceği Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenir.</p>
<p>YÜKSELME ÇEŞİTLERİ:</p>
<p>Madde 29 – Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, yukarıdaki maddelere göre belirleyeceği koşulları göz önüne alarak, yükselmeye layık gördüğü hakim ve savcıları;</p>
<p>a) Yükselmeye layık,</p>
<p>b) Tercihli yükselmeye layık,</p>
<p>c) Mümtazen yükselmeye layık.</p>
<p>Olmak üzere üç kısma ayırır ve her kısım içindekileri kendi arasında sıraya koyar ve birer deftere yazarak kendilerine tebliğ eder. Bu sıra defterleri Resmi Gazete’de de yayımlanır.</p>
<p>İlgililer defterlerdeki yükselme çeşidi ve sırasının, yükselmeye layık görülmeyenler ise durumlarının, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca bir defa daha incelenmesini tebliğden itibaren on gün içinde yazılı olarak başvurmak suretiyle isteyebilirler.</p>
<p>Kurul, başvurunun süresi içinde yapılmadığını veya haklı olmadığını görürse reddine karar verir. İlgili bu karar aleyhine tebliğden itibaren on gün içinde İtirazları İnceleme Kuruluna itiraz edebilir.</p>
<p>Başvuru veya itiraz üzerine defterlerde değişiklik yapılmışsa ayrıca Resmi Gazete’de yayımlanır.</p>
<p>YÜKSELMEYE LAYIK GÖRÜLMEYENLER:</p>
<p>Madde 30 – Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca yükselmeye layık olmadıklarına karar verilmiş olanlar, iki yıl sonra tekrar yükselme incelemesine tabi tutulurlar. Bu durumda olanlar şartları varsa kademe ilerlemesi yapabilirler.</p>
<p>Bir derecede iki veya bir sınıfta üç defa yükselmeye layık görülmeyenler hakkında, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca meslekte kalmalarının uygun olup olmadığına karar verilir.</p>
<p>(Değişik fıkra: 22/12/2005-5435 S.K./13.mad) Meslekten çıkarılmayı gerektirmeyecek şekilde kasten işlenen bir suç nedeniyle hapis veya göreviyle ilgili bir suçtan dolayı adlî para cezasına mahkûm olanlar, bir derecede iki veya bir sınıfta üç defa kınama cezasına uğrayanlar ile kademe ilerlemesinin durdurulması cezası alanlar, cezanın kesinleşmesini izleyen inceleme tarihinden itibaren bir yıl süre ile; derece yükselmesini durdurma veya yer değiştirme cezası almış olanlar ise, cezanın kesinleşmesini izleyen inceleme tarihinden itibaren iki yıl süre ile kademe ilerlemesi ve derece yükselmesi incelemesine tâbi tutulmazlar. Bu cezalar, kademe ilerlemesi döneminde kesinleşmiş ve uygulanmış ise, derece yükselmesi incelemesi sırasında bir daha dikkate alınmaz.</p>
<p>(Mülga 4.fıkra: 22/12/2005-5435 S.K./43.mad)</p>
<p>LİSANS ÜSTÜ ÖĞRENİM VE UZMANLIK EĞİTİMİ</p>
<p>Madde 31 – (Değişik madde: 11/09/1987 – KHK 276/10 md.; Aynen Kabul: 24/02/1988 – 3409/10 md.;Değişik madde: 22/12/2005-5435 S.K./14.mad)</p>
<p>Meslekleriyle ilgili konularda yüksek lisans veya doktora öğrenimi yapmak isteyenlerle Türkiye ve Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsüne ve Türkiye Adalet Akademisinde düzenlenecek uzmanlık programlarına devam etmek isteyen hâkim ve savcıların, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulundan izin almaları şarttır. Ancak, görevle ilişiği kesilmeden ve görevini aksatmadan belirtilen öğrenimleri yapmak isteyen hâkim ve savcıların, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna bilgi vermeleri yeterlidir.</p>
<p>Yukarıdaki fıkra hükümlerine göre öğrenimini yapanların derece yükselmeleri, kademe ilerlemeleri, birinci sınıfa ayrılma, aylık, ödenek, diğer malî ve sosyal hakları devam eder ve mecburî öğrenim süresince izinli sayılırlar.</p>
<p>Ancak, bu şekilde öğrenime devam edenler izinli sayıldıkları süre kadar mecburî hizmetle yükümlüdürler. Bu yükümlülüğü yerine getirmeden görevlerinden ayrılanlar, kendilerine verilen aylık, ödenek, tazminatlar ile her türlü ödemelerin, mecburî hizmetin eksik kalan kısmı ile orantılı miktarını iki kat olarak ödemek zorundadırlar.</p>
<p>Yüksek lisans öğrenimi ile Türkiye ve Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsünün yüksek lisans programını bitirenlere bir kademe ilerlemesi, doktora yapanlara bir derece yükselmesi uygulanır. Ancak, yüksek lisans öğrenimi ile Türkiye ve Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsünün yüksek lisans programını bitirip bir kademe ilerlemesinden yararlananlara, doktora yapmaları hâlinde bir kademe ilerlemesi uygulanır. Türkiye Adalet Akademisinde düzenlenen uzmanlık programlarında başarı ile geçirilen süreler, iki yılı aşmamak üzere, kademe ilerlemesi ve derece yükselmesi incelemesinde değerlendirilir. Bu uygulamada alt derece ve kademede geçen süre, üst derece ve kademede geçmiş sayılır.</p>
<p>Aday iken öğrenime başlayanlar hâkimlik veya savcılığa atandıktan sonra bu Madde hükümlerine göre öğrenimlerine devam edebilirler.</p>
<p>BİRİNCİ SINIFA AYRILMA KOŞUL VE YÖNTEMLERİ İLE BİRİNCİ SINIF HÂKİM VE SAVCILARIN ÇALIŞMALARININ DEĞERLENDİRİLMESİ</p>
<p>BİRİNCİ SINIFA AYRILMA KOŞULLARI:</p>
<p>Madde 32- Birinci sınıfa ayrılabilmek için:</p>
<p>a) Birinci dereceye yükselmek,</p>
<p>b) (Değişik madde: 09/03/1995 – 4087/1.mad) Hâkimlik ve savcılık mesleğinde on yılını doldurmak,</p>
<p>c) Bilimsel güç ve yeteneği ile hizmet ve meslekteki başarısına göre emsali arasında temayüz etmiş olmak,</p>
<p>d) Yer değiştirme cezası almamış olmak,</p>
<p>e) Kınama, kademe ilerlemesinin durdurulması veya derece yükselmesinin durdurulması cezalarını aynı neviden olmasa bile birden fazla almamış olmak,</p>
<p>f) Mesleğin vakar ve onuruna dokunan veya kişisel haysiyet ve itibarını kıran veya görevle ilgili herhangi bir suçtan affa uğramış olsa bile hüküm giymemiş olmak, gerekir.</p>
<p>(Değişik madde: 09/03/1995 – 4087/1 mad;Değişik fıkra: 22/12/2005-5435 S.K./15.mad) Meslekleriyle ilgili yüksek lisans öğrenimi yapmış olanlarla Türkiye ve Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsünün yüksek lisans programını ve Türkiye Adalet Akademisinde bir akademik yıldan az olmamak üzere düzenlenen uzmanlık eğitim programını başarıyla bitirenler için dokuz, meslekleriyle ilgili öğrenim dallarında doktora yapanlar için sekiz yıllık meslek kıdemi, birinci sınıfa ayrılmada yeterli sayılır. Ayrıca fiilen avukatlıkta geçen sürenin üçte ikisi, hâkim ve savcı adaylarının 4954 sayılı Kanunda belirtilen staj dönemlerini aşan adaylık süreleri, avukatlık stajının üçte ikisi ve askerlik hizmetinde geçen sürenin yarısı, birinci sınıfa ayrılmaya esas sürenin hesabında dikkate alınır. Ancak birinci sınıfa ayrılabilmek için her halde meslekte fiilen üç terfi dönemi çalışmak zorunludur.</p>
<p>Birinci sınıfa ayrılma incelemesine tabi tutulacaklar hakkında 22′ nci maddenin; listelerin yayımı, yeniden inceleme ve itiraza ilişkin hükümleri uygulanır.</p>
<p>(Ek fıkra: 22/12/2005-5435 S.K./15.mad) Birinci sınıfa ayrılma koşul ve yöntemlerine dair ilkeler, Kanunda belirtilen esaslar doğrultusunda Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca tespit edilerek, Resmî Gazetede yayımlanır.</p>
<p>BİRİNCİ SINIF HÂKİM VE SAVCILARIN ÇALIŞMALARININ DEĞERLENDİRİLMESİ:</p>
<p>Madde 33 – (Değişik madde: 22/12/2005-5435 S.K./16.mad)</p>
<p>Birinci sınıf olan hâkim ve savcıların başarılı olup olmadıkları; müfettiş hâl kâğıtları, iş cetvelleri, not oranları ile varsa meslekî ve akademik konulardaki faaliyetlerine ilişkin diğer bilgi ve belgeler dikkate alınarak, üç yılda bir Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca değerlendirilmesi suretiyle tespit edilir.</p>
<p>Birinci sınıf olan hâkim ve savcıların çalışmalarının değerlendirilmesine dair ilkeler, Kanunda belirtilen esaslar doğrultusunda Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca tespit edilerek Resmî Gazetede yayımlanır.</p>
<p>BEŞİNCİ BÖLÜM: EŞİTLİK VE YER DEĞİŞTİRME</p>
<p>EŞİTLİK:</p>
<p>Madde 34 – Hakim ve savcı olup da Adalet Bakanlığı merkez, bağlı ve ilgili kuruluşlarındaki görevlerde çalışanlar, hakimler ve savcılar hakkındaki hükümlere tabidirler. Bunlar hakimlere ve savcılara ait esaslar dairesinde sınıflandırılır ve derecelendirilirler; hakimlere ve savcılara tanınan her türlü haklardan yararlanırlar. Bu görevlerde geçen süreleri hakimlik ve savcılık mesleğinde geçmiş sayılır.</p>
<p>Adli yargıda görevli hakim ve Cumhuriyet savcılarıyla hakim ve Cumhuriyet savcısı olup da Adalet Bakanlığı merkez, bağlı ve ilgili kuruluşlarındaki görevlerde çalışanlar, sınıf ve dereceleri bakımından eşittir.</p>
<p>İdari yargıda görevli hakim ve savcılar ile idari yargı hakim ve savcısı olup da Adalet Bakanlığı merkez, bağlı ve ilgili kuruluşlarındaki görevlerde çalışanlar, sınıf ve dereceleri bakımından eşittir.</p>
<p>YER DEĞİŞTİRME SURETİYLE ATANMA :</p>
<p>Madde 35 – Hakim ve savcılar, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun hazırlayacağı Atama ve Nakil Yönetmeliğine uygun olarak, aynı veya başka yerlerdeki eşit veya daha üst görevlere kazanılmış hak aylık ve kadro dereceleriyle naklen atanırlar.</p>
<p>Adli ve idari yargı teşkilatı bulunan yerler; coğrafi ve ekonomik şartları, sosyal, sağlık ve kültürel imkanları, mahrumiyet dereceleri ile ulaşım ve diğer durumları dikkate alınarak bölgelere ayrılır ve her bölgedeki görev süreleri saptanır.</p>
<p>(Değişik fıkra: 22/12/2005-5435 S.K./17.mad) Adlî yargıda aynı bölgedeki yerlerden bölge adliye mahkemesinin bulunduğu yer; asliye hukuk mahkemesinin bulunduğu yerlerden de ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yer hizmet yeri bakımından üstün sayılır.</p>
<p>İdari yargıda aynı bölgedeki bölge idare mahkemesi, idare ve vergi mahkemesinden, hizmet yeri bakımından üstün sayılır.</p>
<p>Bölgelerde başarısızlığı ve görev gereklerine uyumsuzluğu belgelerle saptananların, o bölgedeki görev süresini doldurup doldurmadığına ve meslek kıdemine bakılmaksızın, hizmetinden yararlanılabilecek diğer bir bölgeye veya bulunduğu bölge seviyesinde bir yere naklen ataması yapılabilir.</p>
<p>Atama ve Nakil Yönetmeliğinde gösterilen kişisel veya aileye ilişkin sağlık ve diğer haklı nedenlerle yer değiştirme isteminde bulunanların yerleri değiştirilebilir.</p>
<p>GÖREV DEĞİŞTİRME:</p>
<p>Madde 36 – Hizmetin gereklerine, teşkilatın ihtiyaçlarına veya ilgililerin isteğine göre:</p>
<p>a) Adli yargıda görevli hakimler, adli yargıda savcılık; adli yargıda görevli savcılar, adli yargıda hakimlik;</p>
<p>b) İdari yargıda görevli hakimler, idari yargıda savcılık; idari yargıda görevli savcılar, idari yargıda hakimlik;</p>
<p>c) (Ek bent: 12/05/1988 – 3446/2 md.; İptal: Anayasa Mahkemesi’nin 28/02/1989 tarih ve E. 1988/32, K. 1989/10 sayılı kararı ile)</p>
<p>d) (Ek bent: 12/05/1988 – 3446/2 md.; İptal: Anayasa Mahkemesi’nin 28/02/1989 tarih ve E. 1988/32, K. 1989/10 sayılı kararı ile)</p>
<p>Görevlerine, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca nakledilebilirler.</p>
<p>ADALET BAKANLIĞI MERKEZ KURULUŞUNA ATAMA ŞARTLARI VE ŞEKLİ:</p>
<p>Madde 37 – (Değişik madde: 22/12/2005-5435 S.K./18.mad)</p>
<p>Adalet Bakanlığı merkez kuruluşunda:</p>
<p>a) Bakanlık tetkik hâkimliğine, hâkimlik ve savcılık mesleğinde fiilen en az beş yıl görev yapmış ve üstün başarısı ile Bakanlık hizmetlerinde yararlı olacağı anlaşılmış bulunanlar arasından muvafakatları ile Adalet Bakanı tarafından atama yapılır.</p>
<p>b) 1. Adalet müfettişliğine, hâkimlik ve savcılık mesleğinde fiilen en az sekiz yıl görev yapmış ve üstün başarısı ile adalet müfettişliği hizmetinde yararlı olacağı anlaşılmış bulunanlar arasından muvafakatları alınarak,</p>
<p>2. Adalet Bakanlığı Müsteşarlığına, yüksek müşavirliklerine, müsteşar yardımcılıklarına, Teftiş Kurulu Başkanlığına, genel müdürlüklerine, Araştırma, Plânlama ve Koordinasyon Kurulu Başkanlığına, Teftiş Kurulu başkan yardımcılıklarına, Yargıtay ve Danıştay üyeliğine seçilme hakkını kaybetmemiş bulunan birinci sınıf; müstakil daire başkanlıklarına, genel müdür yardımcılıklarına ve İşyurtları Kurumu Daire Başkanlığına ise birinci sınıfa ayrılmış hâkim ve savcılar arasından,</p>
<p>Bakan, Başbakan ve Cumhurbaşkanının imzasını taşıyan müşterek karar ile atama yapılır.</p>
<p>Genel müdürlük daire başkanlıkları ile Araştırma, Plânlama ve Koordinasyon Kurulu üyeliklerine ise meslekte fiilen en az sekiz yıl çalışmış ve ikinci dereceye yükselmiş bulunan hâkim ve savcılar arasından Bakan onayı ile atama yapılır.</p>
<p>Bakanlık müşavirliklerine yapılacak atamalar Bakan onayı ile gerçekleştirilir.</p>
<p>Bakanlık merkez teşkilâtında olmayıp, yargı görevinden bu görevlere atanacakların muvafakati alınır.</p>
<p>HAKİMLİK VE SAVCILIK GÖREVLERİNE TEKRAR ATANMA:</p>
<p>Madde 38 – (Değişik madde: 22/05/1996 – 4141/2 md.)</p>
<p>Adalet Bakanlığı merkez, bağlı ve ilgili kuruluşlarındaki hizmetlerde çalışan, Müsteşar dışındaki hakim ve savcılar, Adalet Bakanının teklifi üzerine, Bakanlık hizmetlerinde kazanmış oldukları haklar korunmak suretiyle, idari yargıdan gelmiş olanlar idari yargıda, adli yargıdan gelmiş olanlar adli yargıda, durumlarına göre Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca uygun görülecek hakimlik ve savcılık görevlerine en çok otuz gün içerisinde atanırlar.</p>
<p>DİĞER HİZMETLERDEN MESLEĞE ATANMA:</p>
<p>Madde 39 – (Değişik madde: 15/01/2003 – 4790 S.K./2. md.)</p>
<p>Hukuk fakültelerinde maddi hukuk ve usul hukuku dallarında hukuk dersi veren profesörler ve doçentler, almakta oldukları kadro aylıklarının karşılığı sınıf ve derecedeki adli yargı hakim ve savcılıklarına; hukuk, siyasal bilgiler, iktisat, işletme, idari ilimler fakültelerinde idare, maliye ve ekonomi dallarında ders veren profesörler ve doçentler, almakta oldukları kadro aylıklarının karşılığı sınıf ve derecedeki idari yargı hakim ve savcılıklarına atanabilirler.</p>
<p>(Mülga 2.fıkra: 22/12/2005-5435 S.K./43.mad)</p>
<p>(Mülga 3.fıkra: 22/12/2005-5435 S.K./43.mad)</p>
<p>Birinci fıkrada yazılı şartları taşıyan isteklilerin mesleğe alınıp alınmayacakları ve alınmaları halinde girebilecekleri sınıf ve dereceler Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belli edilir.</p>
<p>YENİDEN ATANMA:</p>
<p>Madde 40 – Hakimlik ve savcılık mesleğinden kendi istekleriyle çekilen veya emekli olanlardan tekrar mesleğe dönmek isteyenler, mesleğe kabulde aranan nitelikleri kaybetmemiş olmaları koşulu ile ayrıldıkları tarihte almakta oldukları aylık derecesine eşit bir derecenin aynı kademesine Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca atanabilirler.</p>
<p>(İkinci fıkra iptal: Anayasa Mahkemesi’nin 14/12/1995 tarih ve E.1995/19, K.1995/64 sayılı kararı ile.; Yeniden düzenlenen fıkra: 15/01/2003 – 4790 S.K./3. md.) Ancak, bu şekilde atanacakların meslekten ayrıldıktan sonra doçentlik veya profesörlükte geçirdikleri sürelerin tamamı; avukatların ise fiilen avukatlıkta geçirdikleri sürenin üçte ikisi, hakimlik ve savcılıkta geçmiş sayılmak suretiyle girebilecekleri sınıf ve derecelerin tespitinde değerlendirilir.</p>
<p>Yukarıda yazılı atamalarda, isteklilerin mesleğe alınıp alınmayacakları Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belli edilir.</p>
<p>Bu madde hükümlerine göre atananlardan, meslekten ayrılanlar bir daha mesleğe kabul edilemezler.</p>
<p>TERHİS EDİLENLERİN GÖREVLERİNE DÖNMESİ:</p>
<p>Madde 41 – (Değişik madde: 11/09/1987 – KHK-276/11 md.; Aynen Kabul: 24/02/1988 – 3409/11 md.)</p>
<p>Hakim ve savcı iken muvazzaf askerlik hizmetlerini yapmak üzere silah altına alınanlar, bu süre zarfında görev yerleri saklı kalmak suretiyle aylıksız izinli sayılırlar. Askerlik hizmetini tamamlayıp göreve dönmek isteyenler, terhislerinden itibaren otuz gün içinde Adalet Bakanlığına başvurmak, Adalet Bakanlığı da bu başvurma tarihinden itibaren otuz gün içinde ilgilileri göreve başlatmak zorundadır.</p>
<p>Yukarıdaki fıkrada gösterilen süre geçtikten sonra başvuranlar, görevden çekilmiş sayılarak haklarında 40 ıncı madde hükümleri uygulanır.</p>
<p>Askerlik hizmetinde geçirilen süreler kademe ilerlemesi ve derece yükselmesinde değerlendirilir.</p>
<p>ATAMALARDA GÖREV YERİNE HAREKET VE İŞE BAŞLAMA SÜRESİ:</p>
<p>Madde 42 – İlk defa veya yeniden veya yer değiştirme suretiyle:</p>
<p>a) Aynı yerdeki görevlere atananlar, atama emirlerinin kendilerine tebliğ gününü,</p>
<p>b) Başka yerdeki görevlere atananlar, atama emirlerinin kendilerine tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içerisinde o yere hareket ederek belli yol süresini,</p>
<p>İzleyen işgünü içinde işe başlamak zorundadırlar.</p>
<p>Yukarıdaki süreler:</p>
<p>1. Kanuni izinlerin kullanılması sırasında başka bir göreve atananlar için izninin bitimi,</p>
<p>2. Yerinde yetki verilenler için, yerlerine atananların gelmesi veya yetkilerinin kaldırıldığının tebliği,</p>
<p>Tarihinde başlar.</p>
<p>Yer değiştirme suretiyle yapılan atamalarda atama emirleri tebliğ edilince yolluklar, ödeme emri aranmaksızın saymanlıklarca derhal ödenir. İlgilinin izinli veya raporlu olması tebligata engel olmamakla beraber (a) ve (b) bentlerindeki süreler izin ve rapor müddetinin bitmesinde başlar.</p>
<p>İŞE BAŞLAMAMA HALİNDE YAPILACAK İŞLEM:</p>
<p>Madde 43 – Hakimlik ve savcılık mesleğine ilk defa veya yeniden atanmalarda, belge ile ispat edilen zorlayıcı bir sebep olmaksızın 42 nci maddede gösterilen süre sonunda görevlerine başlamayanların atama işlemleri iptal edilir.</p>
<p>Yer değiştirme suretiyle atananlar, 42 nci maddede gösterilen süre sonunda belge ile ispat edilen zorlayıcı bir sebep olmaksızın yeni görevlerine başlamamaları halinde meslekten çekilmiş sayılırlar.</p>
<p>ÜÇÜNCÜ KISIM: HAKİMLİK VE SAVCILIK TEMİNATI</p>
<p>BİRİNCİ BÖLÜM: TEMİNAT</p>
<p>HAKİMLİK VE SAVCILIK TEMİNATI:</p>
<p>Madde 44 – Hakimler ve savcılar azlolunamazlar. Bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması nedeniyle de olsa aylık ve ödeneklerinden ve diğer özlük haklarından yoksun kılınamazlar, kendileri istemedikçe 65 yaşından önce emekliye sevkolunamazlar. Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar ve meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır.</p>
<p>TEKLİF YAPILMASI:</p>
<p>Madde 45 – Bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle görevsiz kalanlara mahkemenin veya kadronun kaldırılma zamanında açık bulunan veya ilk açılacak olan aylık ve derecelerine eşit hakimlik veya savcılık görevi teklif olunur.</p>
<p>İlgili birinci teklifi reddedebilir. İkinci teklifi kabul etmeyen meslekten çekilmiş sayılır.</p>
<p>ÖZEL DURUMLARDA ATAMA:</p>
<p>Madde 46 – Karı – koca, ikinci derece dahil kan ve sıhri hısımlar bir mahkemenin aynı dairesinde görev yapamazlar.</p>
<p>Bu şekilde görev yapmalarına olanak bulunmayanlardan o yere sonradan atanan; daha sonra meydana gelen aynı nedenlerden dolayı birleşemeyeceklerden istekli olanı, istekli olmaması halinde kıdemsiz olanı bulunduğu bölge içinde başka bir daire veya yere atanır.</p>
<p>Bulundukları yerde kendi kusurları olmaksızın; herhangi bir nedenle hakimlik ve savcılık mesleğinin gerekli kıldığı şeref veya tarafsızlıkla görev yapamayacakları veya bulundukları yerde kalmaları mesleğin nüfuz ve itibarını sarsacağı soruşturma veya belgelerle anlaşılanlar, isteklerine bakılmaksızın bulundukları bölge içinde başka bir yere atanırlar.</p>
<p>Görev yerlerindeki işlerin çokluğuna ve çeşidine göre gereken sürat ve başarıyı gösteremedikleri soruşturma veya belgelerle anlaşılanlar, bölge ve meslek kıdemine bakılmaksızın, hizmetlerinden yararlanılabilecek diğer bir göreve atanırlar.</p>
<p>İKİNCİ BÖLÜM: GEÇİCİ YETKİ VE GÖREVLER</p>
<p>GEÇİCİ YETKİ İLE GÖREVLENDİRME:</p>
<p>Madde 47 – Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, hakim ve savcıları hizmetin gereği olarak sürekli görev yerlerinin dışındaki bir yargı çevresinde veya aynı yerde geçici yetki ile görevlendirmeye yetkilidir. Sürekli görev yerlerinin dışındaki geçici yetki ile görevlendirmelerde hakim ve savcı ayırımı gözetilmez.</p>
<p>Kendi yargı çevresi dışında geçici yetki ile görevlendirilenler o yerde dört aydan fazla çalıştırılamaz. Ancak, bu süre kendi istekleri veya hizmet gerekleri gözetilerek iki ay daha uzatılabilir.</p>
<p>Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, hizmetin aksamaması için Adalet Bakanı, kadro durumu müsait bulunan bir yargı çevresindeki hakim veya savcıyı ihtiyaç duyulan başka bir yargı çevresinde görev yapmak üzere geçici olarak yetkili kılabilir. (Ek cümle: 22/12/2005-5435 S.K./20.mad) Ayrıca; Adalet Bakanı, adlî ara verme süresinde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun onayına sunmadan verdiği geçici yetkileri kaldırabilir. Bu takdirde verilen karar, Kurulun ilk toplantısında onaya sunulur. Geçici yetkili olarak görev yapan hakim veya savcının Kurulca değiştirilmesi halinde Kurulun yetkili kılacağı hakim veya savcının gidip göreve başlamasına kadar, önceki yetkilinin yapmış olduğu işlemler geçerlidir.</p>
<p>Hakim ve savcıların muvafakatları ile Bakanlık hizmetlerinde geçici olarak görevlendirilmesi, doğrudan doğruya Adalet Bakanı tarafından Kurulun kararı olmaksızın yapılır. Bunlar hakkında ikinci fıkradaki süre hükmü uygulanmaz.</p>
<p>Geçici yetki ile görevlendirilenlere, ödeme emri beklenmeksizin saymanlıklarca, tahakkuk edecek harcırahlarına mahsuben avans verilir.</p>
<p>BAŞKA İŞ VE GÖREVLER:</p>
<p>Madde 48 – (Değişik fıkra: 22/12/2005-5435 S.K./21.mad) Hâkim ve savcılar, bilimsel araştırma ve yayınlarda bulunabilirler. Davet edildikleri veya yetkili makamlarınca görevlendirildikleri, ulusal ve uluslararası kurul, kongre, konferans ve benzeri bilimsel toplantılarla meslekleri ile ilgili diğer toplantılara, görevlerini aksatmamak koşulu ile katılabilirler. Mesai gün ve saatlerinde bu tür toplantılara katılmak izne tâbidir.</p>
<p>Bu konuda Devlet memurları hakkındaki hükümler uygulanır.</p>
<p>Hakim ve savcılar, Adalet Bakanının izin vermesi koşuluyla adalet yüksekokulları ile hizmet öncesi, hizmet içi ve bir üst göreve hazırlama kurslarında meslek ile ilgili konularda ders ve konferans verebilirler.</p>
<p>Hakim ve savcılar, kanunlarda belirlenenlerden başka, resmi ve özel hiçbir görev alamazlar, kazanç getirici faaliyetlerde bulunamazlar. Eşlerinin, reşit olmayan veya kısıtlanmış çocuklarının kazanç getiren sürekli faaliyetlerini Adalet Bakanlığına onbeş gün içinde bildirmekle yükümlüdürler.</p>
<p>YABANCI ÜLKELERE GÖNDERİLME:</p>
<p>Madde 49 – (Değişik madde: 22/12/2005-5435 S.K./22.mad)</p>
<p>Bilgi ve görgülerini artırmak, meslekleriyle ilgili araştırma yapmak, kurs ve öğrenim görmek üzere seçilen ya da iç veya dış burstan yararlanan hâkim ve savcılar iki yılı; uluslararası kuruluşlarda ya da yargı organlarında çalışmak üzere görevlendirilenler ise üç yılı aşmamak üzere Adalet Bakanlığınca yurt dışına gönderilebilirler. Bu süreler, gerekirse en çok bir katına kadar uzatılabilir.</p>
<p>Bakanlık merkez, bağlı ve ilgili kuruluşlarında görevli olanlar dışındaki hâkim ve savcılar için Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun görüşü alınır.</p>
<p>Bu surette yurt dışına gidip üç aydan fazla yurt dışında kalanlar, yurda dönüp mesleğe başladıktan sonra beş yıl süre ile mecburî hizmet yapmak zorundadırlar. Mecburî hizmet yapmadan görevden ayrılmak isteyenler, yurt dışında kaldıkları sürede kendilerine ödenen aylık, ödenek, tazminatlar ile her türlü ödemelerin, mecburî hizmetin eksik kalan kısmı ile orantılı miktarını iki kat olarak ödemekle yükümlüdürler.</p>
<p>Yurt dışına gönderilme usûl ve esasları çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.</p>
<p>HAKLAR, YÜKÜMLÜLÜKLER VE GİDERLER:</p>
<p>Madde 50 – Yabancı ülkelere gönderilenlerin mali hakları, yükümlülükleri, giderlerinin karşılanması, aylık ve ödeneklerinin transferi konularında Devlet memurlarına ilişkin hükümler uygulanır.</p>
<p>Bu Kanun hükümlerine göre yabancı ülkelere gönderilenlerin derece yükselmeleri, kademe ilerlemeleri, emeklilik, aylık, ödenek ve diğer bütün özlük hakları ile yükümlülükleri devam eder.</p>
<p>ÜÇÜNCÜ BÖLÜM: HAKİMLİK VE SAVCILIK GÖREVLERİNİN SONA ERMESİ</p>
<p>MESLEKTEN ÇEKİLME:</p>
<p>Madde 51 – Hakim ve savcılar, Adalet Bakanlığına yazılı olarak başvurmak suretiyle mesleklerinden çekilme isteğinde bulunabilirler.</p>
<p>Çekilme isteğinde bulunan, isteğinin kabulüne kadar görevine devam eder; ancak, istem tarihinden itibaren bir ay içinde cevap gelmediği takdirde görevini bırakabilir.</p>
<p>Olağanüstü mazeretleri ile meslekten çekilenler, Adalet Bakanlığına bilgi vermek şartıyla bir ay kaydına tabi değildirler.</p>
<p>İzinsiz veya kabul edilir mazeretleri olmaksızın; görevlerini terkederek bu terki kesintisiz on gün devam ettirenler veya bir yılda toplam otuz gün göreve gelmeyenler meslekten çekilmiş sayılırlar.</p>
<p>Hakimler ve savcılar siyasi partilere giremezler, girenler meslekten çekilmiş sayılırlar. (Son cümle mülga: 09/03/1995 – 4087/4 md.)</p>
<p>OLAĞANÜSTÜ HALLERDE ÇEKİLMEDE USUL VE GENEL OLARAK ÇEKİLMENİN SONUÇLARI:</p>
<p>Madde 52 – Olağanüstü hallerde, sıkıyönetim, seferberlik ve savaş halinde o bölgelerde görevli hakim ve savcılar çekilme istekleri kabul edilmedikçe veya yerlerine atanacaklar gelip işe başlamadıkça görevlerini bırakamazlar.</p>
<p>Yukarıdaki fıkraya aykırı hareket edenler bir daha mesleğe alınmazlar ve kamu kurum ve kuruluşlarında görev alamazlar.</p>
<p>HAKİMLİK VE SAVCILIK GÖREVLERİNİN SONA ERMESİ:</p>
<p>Madde 53 – Hakim ve savcıların:</p>
<p>a) Bu Kanun hükümlerine göre meslekten çıkarılmaları veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilmesi,</p>
<p>b) Haklarında soruşturma ve kovuşturma bulunması halleri hariç olmak üzere, mesleğe alınma koşullarından herhangi birini taşımadıklarının sonradan anlaşılması,</p>
<p>c) (Değişik bend: 22/12/2005-5435 S.K./23.mad) Görevdeyken, 8 inci Maddenin (a), (d) ve (g) bentlerinde yazılı niteliklerden herhangi birini kaybetmeleri,</p>
<p>d) Meslekten çekilmeleri veya çekilmiş sayılmaları,</p>
<p>e) İstek, yaş haddi veya malullük nedenlerinden biriyle emekliye ayrılmaları,</p>
<p>f) Ölümleri,</p>
<p>Hallerinde görevleri sona erer.</p>
<p>DÖRDÜNCÜ KISIM: ÇALIŞMA SAATLERİ, İZİNLER</p>
<p>BİRİNCİ BÖLÜM: ÇALIŞMA SAATLERİ</p>
<p>ÇALIŞMA SAATLERİ:</p>
<p>Madde 54 – (Değişik madde: 22/12/2005-5435 S.K./24.mad)</p>
<p>Hâkim ve savcılar, haftalık çalışma süresi ve günlük çalışma saatleri yönünden Devlet Memurları Kanunundaki hükümlere tâbidirler. Ancak, hizmetin gerekleri ile görevin özelliklerinden doğan hâllerde mesai saatleri dışında ve tatil günlerinde nöbet tutarlar.</p>
<p>Nöbet gün ve saatleri ile nöbet tutanların dinlenme hakları, iş ve kadro durumlarına göre Cumhuriyet savcıları için Cumhuriyet başsavcıları, hâkimler için adlî yargı adalet komisyonu başkanları tarafından, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenecek esaslara göre tespit edilir.</p>
<p>Özel kanunlardaki hükümler saklıdır.</p>
<p>(Mülga fıkra : 29/06/2006 – 5536 S.K/7.mad)</p>
<p>YILLIK ARA VERMEDEN YARARLANMA:</p>
<p>Madde 55 – Hakim ve savcılar, usul kanunlarında gösterilen yıllık ara vermeden yararlanırlar.</p>
<p>Yıllık ara vermeden yaralanan hakim ve savcılara o yıl için ayrıca yıllık izin verilmez.</p>
<p>Yıllık ara vermeden yararlanma koşul ve yöntemleri Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca saptanır.</p>
<p>İKİNCİ BÖLÜM: İZİNLER</p>
<p>İZİNLER:</p>
<p>Madde 56 – Yıllık ara vermeden yararlanmayan hakim ve savcılara Adalet Bakanlığınca uygun görülecek zamanlarda normal yol süresi hariç otuz gün yıllık izin verilir.</p>
<p>Birbirini izleyen son iki yılın izni bir arada verilebileceği gibi yıllık izinler bölümlere ayrılarak da verilebilir. Daha önceki yıllara ait izin hakları düşer.</p>
<p>Acil ve zorunlu hallerde, ilgilisine göre ağır ceza Cumhuriyet savcıları veya adalet komisyonu başkanları üç güne kadar mazeret izni verebilirler. Verilen izinler Adalet Bakanlığına bildirilir.</p>
<p>Hakim ve savcıların; mazeret, hastalık ve aylıksız izinleri hakkında Devlet Memurları Kanunundaki hükümler uygulanır.</p>
<p>İYİLEŞME HALİNDE GÖREVE DÖNÜŞ:</p>
<p>Madde 57 – Akıl ve ruh hastalığından iyileştiklerine dair rapor alanlar göreve başladıktan sonra, mesleğin ifasındaki tutum ve davranışları itibariyle görevlerini gerektiği gibi yapamayacakları soruşturma sonunda anlaşıldığı takdirde Adalet Bakanlığınca kesin rapor alınmak üzere Adli Tıp Kurumuna sevkedilir ve alınacak rapora göre işlem yapılır.</p>
<p>BEŞİNCİ KISIM: SİCİLLER</p>
<p>SİCİL VE ÖZLÜK DOSYALARI:</p>
<p>Madde 58 – (Değişik madde: 22/12/2005-5435 S.K./25.mad)</p>
<p>Hâkimlere ve savcılara sicil numarası verilir, haklarındaki belgeler gizli ve açık sicil dosyalarıyla özlük dosyasında saklanır. Ayrıca bu bilgiler elektronik ortamda da tutulabilir.</p>
<p>GİZLİ SİCİL:</p>
<p>Madde 59 – Hakim ve savcıların her biri için gizli sicil dosyası tutulur. Gizli sicil dosyasına yetkililer tarafından düzenlenecek sicil raporlarıyla müfettişler tarafından verilen hal kağıtları ve mal beyannameleri konulur.</p>
<p>AÇIK SİCİL VE ÖZLÜK DOSYASI:</p>
<p>Madde 60 – Açık sicil dosyasına ilgilinin kimliği, öğrenim durumu, bildiği yabancı dil, mesleki eserleri ve yazıları, aile durumu, görev yaptığı yerler, terfileri izin, rapor, yetki, mesleğe kabul, disiplin ve ceza kovuşturma ve soruşturması ve sonuçları, askerlik durumu, emeklilik işlemleri, mecburi hizmeti, başka görevler de geçen hizmetleri gibi hususlar kaydolunur.</p>
<p>Hakimlik ve savcılık mesleğinde bulunanlar hakkında özlük dosyası tutulur Bu dosyaya açık sicilde yer alan hususlarla ilgili belgeler ve diğer evrak konulur.</p>
<p>(Mülga son fıkra: 22/12/2005-5435 S.K./43.mad)</p>
<p>SİCİL VERMEYE YETKİLİ OLANLAR VE UYGULANACAK İLKELER:</p>
<p>Madde 61 – Hakimlik ve savcılık mesleğinde bulunanlara sicil vermeye yetkili olanlar ile bu konuda uygulanacak ilkeler ve sicil fişlerinin şekli bu Kanun hükümlerine göre Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca düzenlenecek yönetmelikte belirlenir.</p>
<p>ALTINCI KISIM: DİSİPLİN CEZALARI, GÖREVDEN UZAKLAŞTIRMA</p>
<p>BİRİNCİ BÖLÜM: DİSİPLİN CEZALARI</p>
<p>DİSİPLİN CEZALARI:</p>
<p>Madde 62 – Hakim ve savcılara; sıfat ve görevleri gereklerine uymayan hal ve hareketlerinin tespit edilmesi üzerine durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca aşağıda yazılı disiplin cezalarından biri verilir :</p>
<p>a) Uyarma,</p>
<p>b) Aylıktan kesme,</p>
<p>c) Kınama,</p>
<p>d) Kademe ilerlemesini durdurma,</p>
<p>e) Derece yükselmesini durdurma,</p>
<p>f) Yer değiştirme,</p>
<p>g) Meslekten çıkarma.</p>
<p>(Değişik fıkra: 12/02/1989 – KHK-360/4 md.; Aynen Kabul: 24/01/1990 – 3611/4 md.) Adalet Komisyonu başkanları görev yaptıkları yargı çevresi içindeki hakimlerin; ağırceza Cumhuriyet başsavcıları ise merkezdeki Cumhuriyet savcıları ile bağlı ilçe Cumhuriyet başsavcı ve Cumhuriyet savcılarının; öğrendikleri disiplin cezasını gerektiren eylemlerini Adalet Bakanlığına bildirirler.</p>
<p>UYARMA CEZASI:</p>
<p>Madde 63 – Uyarma: Görevde daha dikkatli olması gerektiğinin yazı ile bildirilmesidir.</p>
<p>Uyarma cezası :</p>
<p>a) Görevde kayıtsızlık ve düzensizlik,</p>
<p>b) Meslektaşlarına, emrindeki personele, görevi nedeniyle muhatap olduğu kişilere veya iş sahiplerine karşı kırıcı davranmak,</p>
<p>c) Mazeretsiz olarak göreve gaç gelmek ve görevden erken ayrılmak,</p>
<p>d) Kanun, tüzük, yönetmelik karar ve talimatlarda açık olarak belirtilen konularda, işi uzatacak şekilde davranışlarda bulunmak, yazı ve tekitleri zamanında cevaplandırmamak,</p>
<p>e) Nitelik ve ağırlıkları itibariyle yukarıda belirtilen benzeri eylemlerde bulunmak,</p>
<p>Hallerinde uygulanır.</p>
<p>AYLIKTAN KESME CEZASI :</p>
<p>Madde 64 – Aylıktan kesme : İzinsiz veya Kabul edilir mazereti olmaksızın göreve (1 veya 2 gün) gelmeyenlerin aylıklarından her gün için bir günlüğünün kesilmesidir.</p>
<p>KINAMA CEZASI :</p>
<p>Madde 65 – Kınama : Belli bir eylem veya davranışın kusurlu sayıldığının yazı ile bildirilmesidir.</p>
<p>Kınama cezası:</p>
<p>a) Hizmet içinde ve dışında, resmi sıfatının gerektirdiği saygınlık ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak.</p>
<p>b) Kılık ve kıyafetinde mesleğin gerektirdiği saygınlığı gözetmemek,</p>
<p>c) Devlete ait araç ve gereçleri özel işlerde kullanmak,</p>
<p>d) Meslektaşlarına, emrindeki personele, görevi nedeniyle muhatap olduğu kişilere veya iş sahiplerine kötü muamelede bulunmak,</p>
<p>e) Eşlerinin, reşit olmayan veya kısıtlanmış çocuklarının kazanç getiren sürekli faaliyetlerini onbeş gün içinde Adalet Bakanlığına bildirmemek,</p>
<p>f) Adalet Bakanlığının mevzuat uyarınca verdiği talimatı yerine getirmemek, büro ve Kalemlerin denetimini ihmal etmek,</p>
<p>g) Görevin işbirliği ve uyum içerisinde yapılmasını engelleyici tutum ve davranışlarda bulunmak,</p>
<p>h) İzinsiz veya kabul edilir mazereti olmaksızın kesintisiz üç gün göreve gelmemek,</p>
<p>ı) Nitelik ve ağırlıkları itibariyle yukarıda belirtilen benzeri eylemlerde bulunmak,</p>
<p>Hallerinde uygulanır.</p>
<p>KADEME İLERLEMESİNİ DURDURMA CEZASI:</p>
<p>Madde 66 – Kademe ilerlemesini durdurma: İlgilinin bulunduğu kademede, ilerlemesinin bir yıl süre ile durdurulmasıdır.</p>
<p>Kademe ilerlemesini durdurma cezası :</p>
<p>a) Mazeretsiz olarak göreve geç gelmeyi veya erken ayrılmayı alışkanlık haline getirmek,</p>
<p>b) Ödeme gücünün üstünde borçlanmak suretiyle borçlarını ödeyemez duruma düşmek veya kesinleşmiş borcunu kasden ödemeyerek hakkında yasal yollara başvurulmasına neden olmak,</p>
<p>c) Belirlenen durum ve sürelerde mal beyanında bulunmamak,</p>
<p>d) İzinsiz veya kabul edilir mazereti olmaksızın kesintisiz 4 – 9 gün göreve gelmemek,</p>
<p>e) Nitelik ve ağırlıkları itibariyle yukarıda belirtilen benzeri eylemlerde bulunmak,</p>
<p>Hallerinde bulunur.</p>
<p>DERECE YÜKSELMESİNİ DURDURMA CEZASI:</p>
<p>Madde 67 – Derece yükselmesini durdurma: İlgilinin bir üst dereceye yükselmesinin iki yıl süre ile durdurulmasıdır.</p>
<p>Derece yükselmesini durdurma cezası :</p>
<p>a) İzinsiz veya kabul edilir mazereti olmaksızın, bir takvim yılı içinde, toplam onbeş gün göreve gelmemek.</p>
<p>b) Meslek mensuplarına yasaklanmış veya mesleğin gerekleriyle bağdaşmayan kazanç getirici faaliyetlerde bulunmak.</p>
<p>YER DEĞİŞTİRME CEZASI:</p>
<p>Madde 68 – Yer değiştirme: Bulunulan bölgenin en az bir derece altındaki bir bölgeye o bölgedeki asgari hizmet süresi kadar kalmak üzere atanmak suretiyle görev yerinin değiştirilmesidir.</p>
<p>Yer değiştirme cezası :</p>
<p>a) Kusurlu veya uygunsuz hareket ve ilişkileriyle mesleğin şeref ve nüfuzunu veya şahsi onur ve saygınlığını yitirmek,</p>
<p>b) Yaptıkları işler veya davranışlarıyla görevini doğru ve tarafsız yapamayacağı kanısını uyandırmak,</p>
<p>c) Hatır ve gönüle bakarak veya kişisel duygulara kapılarak görev yaptığı kanısını uyandırmak,</p>
<p>d) Göreve dokunacak surette ve kendi kusurlarındın dolayı meslektaşlarıyla geçimsiz ve dirliksiz olmak,</p>
<p>e) Madde tayin ve deliller elde edilmemiş olsa bile, rüşvet aldığı veya irtikapta bulunduğu kanısını uyandırmak,</p>
<p>f) Doğrudan doğruya veya aracı eliyle hediye istemek ve görev sırasında olmasa dahi çıkar sağlamak amacı ile verilen hediyeyi kabul veya iş sahiplerinden borç istemek veya almak,</p>
<p>Hallerinde uygulanır.</p>
<p>MESLEKTEN ÇIKARMA CEZASI :</p>
<p>Madde 69 – (Değişik madde: 01/12/2007-5720 S.K./4.mad)</p>
<p>Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir.</p>
<p>68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir.</p>
<p>Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir.</p>
<p>Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir.</p>
<p>Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir.</p>
<p>BİR ÜST VEYA ALT DERECE DİSİPLİN CEZASI UYGULANMASI:</p>
<p>Madde 70 – Sicilden silinmesi mümkün olan disiplin cezası uygulanmasına neden olmuş bir eylem veya davranışın, cezaların sicilden silinmesini düzenleyen 75 inci maddedeki süreler içinde tekrarlanması veya aynı tür disiplin cezasını gerektiren birden çok eylem veya davranışın bir arada bulunması hallerinde bir derece ağır disiplin cezası verilir.</p>
<p>İlk defa disiplin suçu işleyenlerden geçmiş hizmetleri sırasında çalışmaları olumlu olan ve tercihli veya mümtazen yükselmeye layık bulunan ve iyi veya çok iyi derecede sicil alanlar hakkında, meslekten çıkarmayı gerektiren durumlar hariç olmak üzere, verilecek cezalardan bir derece hafif olanı uygulanabilir.</p>
<p>SAVUNMA HAKKI :</p>
<p>Madde 71 – Hakim ve savcılar hakkında, savunmaları alınmadan disiplin cezası verilemez.</p>
<p>Soruşturmayı yapanın veya Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun üç günden az olmamak üzere, verdiği süre içinde veya belirtilen bir tarihte savunmasını yapmayan ilgili, savunma hakkından vaz geçmiş sayılır.</p>
<p>CEZA SORUŞTURMASI VEYA KOVUŞTURMASI İLE DİSİPLİN SORUŞTURMASININ BİR ARADA YÜRÜTÜLMESİ VE ZAMANAŞIMI</p>
<p>Madde 72 – (Değişik madde: 22/12/2005-5435 S.K./27.mad)</p>
<p>Hâkim ve savcılar hakkında ceza soruşturması veya kovuşturmasına başlanmış olması, aynı olaydan dolayı disiplin soruşturmasını gerektirmeyeceği gibi, ilgilinin mahkûm olması veya olmaması ayrıca disiplin cezası verilmesine engel teşkil etmez.</p>
<p>Meslekten çıkarma ve yer değiştirme cezalarını gerektiren eylemler hariç olmak üzere, bu Kanuna göre disiplin soruşturmasını gerektiren eylemlerin işlenmesinden itibaren üç yıl geçmiş ise disiplin soruşturması açılamaz. Disiplin cezasını gerektiren eylemin işlendiği tarihten itibaren beş yıl geçmiş ise disiplin cezası verilemez.</p>
<p>Disiplin cezasını gerektiren eylem, aynı zamanda bir suç teşkil eder ve bu suç için kanunda daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörülmüş olur ve ceza soruşturması veya kovuşturması da açılır ise, ikinci fıkrada belirtilen süre yerine bu süreler uygulanır. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca kovuşturma sonucunun beklenmesine karar verilenler hakkında ise, mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren iki yıl geçmekle ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar.</p>
<p>YENİDEN İNCELEME VE İTİRAZ :</p>
<p>Madde 73 – Hakimler ve savcılar hakkında verilen disiplin cezalarına ilişkin kararın tebliğinden itibaren on gün içinde Adalet Bakanı veya ilgililer kararın bir defa daha incelenmesini isteyebilir.</p>
<p>Bu halde Kurul, gerekli incelemeyi yaparak kararını verir.</p>
<p>Kurulca yeniden incelenerek verilen karara karşı ilgililer tebliğ tarihinden itibaren on gün içinde itirazda bulunabilirler.</p>
<p>İtiraz; İtirazları İnceleme Kurulunca incelenerek sonuçlandırılır.</p>
<p>İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir. Bu kararlar hakkında başka bir idari veya kazai mercie başvurulamaz.</p>
<p>Hakkında meslekten çıkarma cezası istenilen hakim ve savcılar İtirazları İnceleme Kurulunda sözlü veya yazılı olarak kendisi veya vekili vasıtasıyla savunma hakkına sahiptir.</p>
<p>UYGULAMA :</p>
<p>Madde 74 – Disiplin cezaları kesinleştiği tarihte hüküm ifade eder ve Adalet Bakanlığı tarafından derhal uygulanır.</p>
<p>(Ek fıkra: 22/12/2005-5435 S.K./28.mad) Ancak meslekten çıkarma cezası verilenler hakkında, cezanın kesinleşmesine kadar görevden uzaklaştırma tedbiri uygulanır. Görevden uzaklaştırılan hâkim ve savcılara bu süre içinde aylık ve ödeneklerinin yarısı ödenir. Görevden uzaklaştırma tedbiri kaldırılan hâkim ve savcılar hakkında 78 inci Maddenin ikinci fıkrasındaki hükümler uygulanır.</p>
<p>DİSİPLİN CEZALARININ SİCİLDEN SİLİNMESİ:</p>
<p>Madde 75 – Meslekten çıkarma ve yer değiştirme cezalarından başka bir disiplin cezası verilen hakim ve savcılar, uyarma, aylıktan kesme ve kınama cezalarının kesinleşmesinden itibaren dört yıl, kademe ilerlemesi ve derece yükselmesini durdurma cezalarının kesinleşmesinden itibaren altı yıl geçtikten sonra Hakimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna başvurarak bu disiplin cezalarının sicillerinden silinmesini isteyebilirler.</p>
<p>İlgilinin yukarıdaki fıkrada yazılı süreler içerisindeki sicilinde mevcut belgelerle kanıtlanan tutum ve davranışları ile meslekteki başarısı, isteğini haklı kılacak nitelikte görülürse, disiplin cezasının silinmesine karar verilir ve sicil dosyasındaki disiplin bölümü çıkarılarak yenisi düzenlenir.</p>
<p>İHBAR VE ŞİKAYET:</p>
<p>Madde 76 – Bir şahsın şikayeti üzerine başlanan disiplin soruşturması, şikayetten vazgeçilse dahi durdurulmaz.</p>
<p>Soruşturma için özel olarak müfettiş veya yetkili gönderilmesini gerektirmiş olan bir şikayetin haksız olduğunun anlaşılması halinde soruşturma için Devletçe yapılan masraflar hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 329 uncu Maddesi uygulanır.</p>
<p>Disiplin cezasını gerektirecek mahiyette olan ihbar ve şikayetin kötü niyetle yapıldığı veya delillerin uydurulduğu anlaşılan hallerde, mahkemece yukarıdaki fıkra hükmü uygulanmakla birlikte 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 267 nci maddesinin birinci fıkrasında yazılı ceza hükmolunur. Şu kadar ki bu konuda kovuşturma yapılması Adalet Bakanlığının iznine bağlıdır.</p>
<p>Bu gibi hallerde kovuşturma, şikayet olunan hakim ve savcının mensup olduğu mahkemeye en yakın ağır ceza mahkemesi merkezindeki Cumhuriyet savcısına ve yargılaması o yer ağır ceza mahkemesine aittir.</p>
<p>İKİNCİ BÖLÜM: GÖREVDEN UZAKLAŞTIRMA</p>
<p>GÖREVDEN UZAKLAŞTIRMA:</p>
<p>Madde 77 – Hakkında soruşturma yapılan hakim ve savcının göreve devamının, soruşturmanın selametine yahut yargı erkinin nüfuz ve itibarına zarar vereceğine kanaat getirilirse, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca geçici bir tedbir olarak görevden uzaklaştırılmasına veya soruşturmanın sonuçlanmasına kadar geçici yetki ile bir başka yargı çevresinde görevlendirilmesine karar verilebilir.</p>
<p>Yukarıdaki önlemler, soruşturmanın ve ceza kovuşturmasının herhangi bir safhasında da alınabilir.</p>
<p>GÖREVDEN UZAKLAŞTIRILANLARIN HAKLARI:</p>
<p>Madde 78 – Görevden uzaklaştırılanlara aylık ve ödeneklerinin üçte ikisi; görevi ile ilgili olsun veya olmasın herhangi bir suçtan tutuklanan veya gözaltına alınanlara bu süreler içinde aylık ve ödeneklerinin yarısı verilir. Bunlar, bu Kanunda yer alan diğer sosyal hak ve yardımlardan yararlanmaya devam ederler.</p>
<p>Tutuklanan, gözaltına alınan veya görevden uzaklaştırılanlardan haklarında 79 uncu maddenin birinci fıkrası ile 80 inci madde uyarınca işlem yapılanlar, görevlerine iade veya başka bir göreve atanmakla beraber kesilmiş olan aylık ve ödeneklerini alırlar ve görevden uzak kaldıkları süreler kademe ilerlemesi ve derece yükselmelerinde değerlendirilir. Ancak 80 inci maddenin (e) bendinde belirtilen mahkumiyetleri ertelenmeyenlere, kesilmiş olan aylık ve ödenekleri ödenmez ve infaz edilen hükümlülük süreleri kademe ilerlemesi ve derece yükselmelerinde değerlendirilmez.</p>
<p>(Mülga 3.fıkra: 22/12/2005-5435 S.K./43.mad)</p>
<p>GÖREVDEN UZAKLAŞTIRMA KARARININ KALDIRILMASI:</p>
<p>Madde 79 – Soruşturma sonunda meslekten çıkarma cezası verilmesine veya kovuşturmaya geçilmesine gerek bulunmadığının anlaşılması halinde, görevden uzaklaştırma kararı, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca derhal kaldırılır.</p>
<p>Soruşturmaya konu olan eylemlerin göreve devama engel olmadığı hallerde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca görevden uzaklaştırma tedbiri veya geçici yetki her zaman kaldırılabilir.</p>
<p>GÖREVE TEKRAR BAŞLATMANIN ZORUNLU OLDUĞU HALLER:</p>
<p>Madde 80 – Soruşturma veya yargılama sonunda :</p>
<p>a) Haklarında kovuşturmaya geçilmesine gerek bulunmayanlarla kovuşturmaya başlanıp da kovuşturma konusu olan fiil ayrıca meslekten çıkarılma cezası verilmesini gerektirir nitelikte görülmeyenlerin,</p>
<p>b) Meslekten çıkarılmadan başka bir disiplin cezası verilenlerin,</p>
<p>c) Haklarında beraat veya son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına karar verilenlerin,</p>
<p>d) Hükümden önce haklarındaki kovuşturma af ile kaldırılanların,</p>
<p>e) Görevleri ile ilgili olsun veya olmasın meslekten çıkarmayı gerektirmeyecek bir ceza ile mahkum olanların,</p>
<p>Bu kararların kesinleşmesi üzerine, haklarındaki görevden uzaklaştırma tedbiri kaldırılır ve ilgililer göreve başlatılır.</p>
<p>SÜRE:</p>
<p>Madde 81 – Görevden uzaklaştırma, bir disiplin soruşturması gereği olarak en çok üç ay devam edebilir. (Ek cümle: 22/12/2005-5435 S.K./31.mad) İşin niteliğinin gerektirmesi hâlinde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca bu süre iki ay daha uzatılabilir. Bu süre sonunda, hakkında bir karar verilmediği takdirde ilgili göreve başlatılır.</p>
<p>Görevden uzaklaştırma, bir ceza soruşturması veya kovuşturması gereği olduğu takdirde, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu iki ayı aşmayan süreler içinde ilgilinin durumunu inceleyerek görevine dönüp dönmemesi hakkında bir karar verir. Bu karar ilgiliye tebliğ olunur.</p>
<p>YEDİNCİ KISIM: SORUŞTURMA VE KOVUŞTURMA</p>
<p>BİRİNCİ BÖLÜM: SORUŞTURMA</p>
<p>SORUŞTURMA:</p>
<p>Madde 82 – Hakim ve savcıların görevden doğan veya görev sırasında işlenen suçları, sıfat ve görevleri gereğine uymayan tutum ve davranışları nedeniyle, haklarında inceleme ve soruşturma yapılması Adalet Bakanlığının iznine bağlıdır. Adalet Bakanı inceleme ve soruşturmayı, adalet müfettişleri veya hakkında soruşturma yapılacak olandan daha kıdemli hakim veya savcı eliyle yaptırılabilir.</p>
<p>Soruşturma ile görevlendirilen hakim ve savcılar, adalet müfettişlerinin 101 inci maddedeki yetkilerini haizdirler.</p>
<p>ÖNCEDEN İZİN ALINMASINI GEREKTİRMEYEN HALLER:</p>
<p>Madde 83 – Adalet müfettişlerinin denetim veya soruşturma sırasında öğrendikleri ve gecikmesinde sakınca bulunan konuların soruşturması için önceden izin alınması gerekmez. Ancak, durum hemen Adalet Bakanlığına bildirilir.</p>
<p>SORUŞTURMADA SAVUNMA:</p>
<p>Madde 84 – Hakim ve savcıların savunmaları, soruşturmayı yapan görevlilerin üç günden az olmamak üzere verdiği süre içinde veya belirttiği bir tarihte alınır. Süresi içinde veya belirtilen tarihte savunmasını yapmayan bu hakkından vazgeçmiş sayılır.</p>
<p>TUTUKLAMA MERCİİ:</p>
<p>Madde 85 – Soruşturma sırasındaki tutuklama istemleri, son soruşturma açılmasına karar vermeye yetkili merci tarafından incelenir ve karara bağlanır.</p>
<p>SUÇA KATILMA:</p>
<p>Madde 86 – Hakim ve savcıların suçlarına iştirak edenler aynı soruşturma ve kovuşturma mercilerine tabidirler.</p>
<p>SORUŞTURMANIN TAMAMLANMASI:</p>
<p>Madde 87 – Hakim ve savcılar hakkında tamamlanan soruşturma evrakı Bakanlık Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne gönderilir. Bu Genel Müdürlük tarafından yapılacak inceleme sonunda düzenlenecek düşünce yazısı üzerine kovuşturma yapılmasına veya disiplin cezası uygulanmasına gerek olup olmadığı Bakanlıkça takdir edilerek evrak ilgili mercilere tevdi olunur veya işlemden kaldırılır.</p>
<p>YAKALAMA VE SORGU USULÜ:</p>
<p>Madde 88 – Ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçüstü hâlleri dışında suç işlediği ileri sürülen hakim ve savcılar yakalanamaz, üzerleri ve konutları aranamaz, sorguya çekilemez. Ancak, durum Adalet Bakanlığına derhal bildirilir. (Mülga son cümle: 22/12/2005-5435 S.K./43.mad)</p>
<p>Birinci fıkra hükümlerine aykırı hareket eden kolluk kuvvetleri amir ve memurları hakkında yetkili Cumhuriyet savcılığı tarafından genel hükümlere göre doğrudan doğruya soruşturma ve kovuşturma yapılır.</p>
<p>İKİNCİ BÖLÜM: KOVUŞTURMA</p>
<p>KOVUŞTURMA KARARI VE İLK SORUŞTURMA:</p>
<p>Madde 89 – Hakim ve savcılar hakkında görevden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlar nedeniyle kovuşturma yapılması gerekli görüldüğü takdirde evrak, Adalet Bakanlığınca ilgilinin yargı çevresinde bulunduğu ağır ceza mahkemesine en yakın ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet savcılığına, Adalet Bakanlığı merkez, bağlı ve ilgili kuruluşlarında görevli hakim ve savcılar hakkındaki evrak ise Ankara Cumhuriyet Savcılığına gönderilir.</p>
<p>Cumhuriyet savcısı beş gün içinde iddianamesini düzenleyerek evrakı, son soruşturmanın açılmasına veya son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına karar verilmek üzere ağır ceza mahkemesine verir.</p>
<p>İddianamenin bir örneği Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince, hakkında kovuşturma yapılana tebliğ olunur. Bu tebliğ üzerine ilgili, Kanunda yazılı süre içinde delil toplanmasını ister veya kabul edilebilir istekte bulunursa bu husus göz önünde tutulur ve gerekirse soruşturma başkan tarafından derinleştirilir.</p>
<p>SON SORUŞTURMA MERCİİLERİ:</p>
<p>Madde 90 – Haklarında son soruşturma açılmasına karar verilenlerden;, birinci sınıfa ayrılmış olanlarla ağır ceza mahkemeleri heyetine dahil bulunan hakim ve Cumhuriyet savcılarının, son soruşturmaları Yargıtayın görevli ceza dairesinde görülür.</p>
<p>Birinci fıkra dışındaki hakim ve savcıların son soruşturmaları, yargı çevresi içinde bulundukları ağır ceza mahkemesinde yapılır.</p>
<p>SON SORUŞTURMA MERCİİNİN SAPTANMASI:</p>
<p>Madde 91 – Bu Kanun gereğince haklarında kovuşturma yapılacak olanların, son soruşturma mercilerinin saptanmasında, son soruşturma zamanındaki son soruşturmadan önce görevden ayrılanların ise ayrılma zamanındaki sıfatları esas alınır.</p>
<p>Geçici yetkililer hakkında soruşturma ve kovuşturma mercilerinin saptanmasında yetkili bulundukları yerdeki sıfatları esas tutulur.</p>
<p>İLK SORUŞTURMADA İTİRAZ USULÜ:</p>
<p>Madde 92 – 89 uncu maddede yazılı mercilerin tutuklamaya ve salıvermeye veya son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına ilişkin kararlarına Cumhuriyet savcısı veya hakkında soruşturma yapılan tarafından genel hükümlere göre itiraz olunabilir. Bu itiraz, ilgilinin yargı çevresi içinde bulunduğu ağır ceza mahkemesi hariç olmak üzere, kararı veren mahkemeye en yakın ağır ceza mahkemesinde incelenir.</p>
<p>ÜÇÜNCÜ BÖLÜM: KİŞİSEL SUÇLAR</p>
<p>KİŞİSEL SUÇLARDA SORUŞTURMA VE KOVUŞTURMA:</p>
<p>Madde 93 – Hakim ve savcıların kişisel suçları hakkında soruşturma, ilgilinin yargı çevresinde bulunduğu ağır ceza mahkemesine en yakın ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet başsavcısına ve son soruşturma o yer ağır ceza mahkemesine aittir.</p>
<p>Adalet Bakanlığı merkez, bağlı ve ilgili kuruluşlarındaki hakim ve savcıların kişisel suçları hakkında soruşturma ve kovuşturma Ankara Cumhuriyet Başsavcısı ve ağır ceza mahkemesine aittir.</p>
<p>DÖRDÜNCÜ BÖLÜM: ORTAK HÜKÜMLER</p>
<p>AĞIR CEZA MAHKEMESİNİN GÖREVİNE GİREN SUÇÜSTÜ HÂLLERİ</p>
<p>Madde 94 – (Değişik fıkra: 12/02/1989 – KHK-360/5 md.; Aynen Kabul : 24/01/1990 – 3611/5 md.) Ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçüstü hâllerinde hazırlık soruşturması genel hükümlere göre yapılır. Hazırlık soruşturması yetkili Cumhuriyet savcıları tarafından bizzat yürütülür.</p>
<p>Bu halde durumun hemen Adalet Bakanlığına bildirilmesi zorunludur.</p>
<p>DAVALAR :</p>
<p>Madde 95 – Hakim ve savcılara ait davalar acele işlerden sayılır. Kanuni zaruretlerden doğan engel olmadıkça davalar üç aydan fazla devam edemez. Cumhuriyet savcıları nezdinde bulundukları mahkemelerdeki bu tür davaları ve aşamalarını, varsa gecikme nedenlerini her duruşma sonunda Adalet Bakanlığına bildirirler. (Ek cümle: 22/12/2005-5435 S.K./33.mad) Bu tür davaların kanun yolu incelemesi de öncelikli olarak yapılır.</p>
<p>DOSYANIN GÖNDERİLMESİ :</p>
<p>Madde 96 – Hüküm veya karar kesinleştikten sonra dava dosyası disiplin yönünden yapılacak işlemin takdiri için incelenip iade edilmek üzere Adalet Bakanlığına gönderilir.</p>
<p>İHBAR VE ŞİKAYETLER:</p>
<p>Madde 97 – (Değişik madde: 22/12/2005-5435 S.K./34.mad)</p>
<p>Hâkim ve savcılar hakkında;</p>
<p>a) Belli bir konuyu içermeyen veya somut delile dayanmayan,</p>
<p>b) Başvuru sahibinin adı, soyadı, imzası ile iş veya yerleşim yeri adresi ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları için Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası bulunmayan,</p>
<p>c) Daha önceden şikâyet konusu yapılıp sonuçlanan hususlarda yeni delil içermeyen,</p>
<p>d) Kanun yollarına başvuru sebebi olarak ileri sürülebilecek veya hâkimlerin yargı yetkisi ve takdiri kapsamında kalan hususlara ilişkin bulunan,</p>
<p>e) Akıl hastalığı sebebiyle vesayet altına alınanlar ile henüz vesayet altına alınmamış olmakla birlikte bu hastalığa duçar oldukları sağlık kurulu raporu ile belirlenenlerce verilmiş olan,</p>
<p>İhbar ve şikâyetler işleme konulmaz. Ancak (b) bendinde yazılı şartları taşımayan ihbar ve şikâyetlerin somut delillere dayanması durumunda, konu hakkında gerekli araştırma ve inceleme yapılır.</p>
<p>BİRİNCİ SINIF HAKİM VE SAVCILAR HAKKINDA UYGULANACAK HÜKÜMLER:</p>
<p>Madde 98 – Adalet Bakanlığı merkez, bağlı ve ilgili kuruluşlarındaki birinci sınıf hakim ve savcılar, disiplin cezası, soruşturma ve kovuşturma bakımından Yargıtay üyeleri hakkındaki hükümlere tabidir. Ancak soruşturma yapılması Adalet Bakanının istemine bağlıdır.</p>
<p>SEKİZİNCİ KISIM: DENETİM</p>
<p>TEFTİŞ KURULU:</p>
<p>Madde 99 – Adalet Bakanlığında, Bakana bağlı bir başkan, bir başkan yardımcısı, yeteri kadar adalet müfettişinden oluşan, Teftiş Kurulu bulunur.</p>
<p>Adalet müfettişlerinin sınıf, derece ve görev unvanları, bu Kanuna bağlı (1) ve (2) sayılı cetvellerde gösterilmiştir.</p>
<p>ADALET MÜFETTİŞLERİ:</p>
<p>Madde 100 – Adalet müfettişleri; hakim ve savcıların görevlerini, kanun, tüzük, yönetmelik ve genelgelere (Hakimler için idari nitelikteki genelgelere) uygun olarak yapıp yapmadıklarını ve adalet daireleri ile idari yargı dairelerini denetleme; (…) hakim ve savcıların ve adalet daireleri personelinin görevlerinden dolayı veya görevleri sırasında suç işleyip işlemediklerini, hal ve eylemlerinin sıfat ve görevleri icaplarına uyup uymadığını araştırma ve gerektiğinde haklarında inceleme ve soruşturma işlemlerini yaparlar İdari yargıdan atanan adalet müfettişleri sadece bölge idare, idare ve vergi mahkemelerinin denetimi ile idari yargı hakim ve savcıları hakkındaki soruşturmalarda görevlendirilirler.</p>
<p>YETKİLER:</p>
<p>Madde 101 – Adalet müfettişleri lüzum gördükleri kimseleri yeminle dinler gerektiğinde istinabe yoluna başvurabilir ve soruşturmanın zorunlu kıldığı hallerde arama yaparlar. Sübut delillerini, gereken bilgileri bütün daire ve kuruluşlardan doğrudan doğruya toplarlar. Adalet müfettişlerince yapılacak denetim, inceleme ve soruşturmalarda ilgili kuruluş ve kişiler istenecek her türlü bilgi ve belgeyi vermek zorundadırlar.</p>
<p>DOKUZUNCU KISIM: MALİ VE SOSYAL HAKLAR VE YARDIMLAR</p>
<p>BİRİNCİ BÖLÜM: MALİ HAKLAR</p>
<p>MALİ HAKLAR :</p>
<p>Madde 102- (Değişik madde : 29/06/2006 – 5536 S.K/1.mad)</p>
<p>Bu Kanunun 2 nci maddesinde belirtilenlerin; aylık ve yargı ödeneği toplamından oluşan malî hakları bu Kanun hükümlerine tâbidir.</p>
<p>Bu Kanunda geçen;</p>
<p>a) Kıstas aylık: En yüksek Devlet memuruna malî haklar kapsamında fiilen yapılmakta olan her türlü ödemeler toplamının brüt tutarını,</p>
<p>b) Yargı ödeneği: Görevin niteliği ve gereği olarak brüt aylığın 106 ncı maddede gösterilen oranda hesaplanan tutarını,</p>
<p>ifade eder.</p>
<p>İKİNCİ BÖLÜM: AYLIK TABLOSU VE AYLIKLAR</p>
<p>AYLIK TABLOSU:</p>
<p>Madde 103- (Değişik madde : 29/06/2006 – 5536 S.K/2.mad)</p>
<p>Kıstas aylığı oluşturan her bir ödeme unsurunun;</p>
<p>a) Anayasa Mahkemesi Başkanı, Yargıtay Başkanı, Danıştay Başkanı, Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve Danıştay Başsavcısına % 100′ü,</p>
<p>b) Anayasa Mahkemesi Başkanvekili, Anayasa Mahkemesi Üyeleri, Yargıtay ve Danıştay Birinci Başkan Vekilleri, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıvekili, Yargıtay ve Danıştay Daire Başkanları ile Adalet Bakanlığı Müsteşarına % 86’sı,</p>
<p>c) Yargıtay ve Danıştay Üyelerine % 83′ü,</p>
<p>ç) Birinci sınıf hâkim ve savcılara % 79′u,</p>
<p>d) Birinci sınıfa ayrılmış hâkim ve savcılara % 65′i,</p>
<p>e) Birinci derecede bulunan diğer hâkim ve savcılara % 55′i,</p>
<p>f) İkinci derecede bulunan hâkim ve savcılara % 53′ü,</p>
<p>g) Üçüncü derecede bulunan hâkim ve savcılara % 51′i,</p>
<p>ğ) Dördüncü derecede bulunan hâkim ve savcılara % 49′u,</p>
<p>h) Beşinci derecede bulunan hâkim ve savcılara % 47’si,</p>
<p>ı) Altıncı derecede bulunan hâkim ve savcılara % 45′i,</p>
<p>i) Yedinci derecede bulunan hâkim ve savcılara % 43′ü,</p>
<p>j) Sekizinci derecede bulunan hâkim ve savcılara % 41′i,</p>
<p>oranında aylık ödeme yapılır. Bu madde kapsamındaki ödeme unsurları arasında yer alan ikramiyenin hesabında, kıstas aylık içindeki ikramiyenin bir malî yıldaki toplam tutarının onikide biri dikkate alınır.</p>
<p>Birinci sınıf hâkim ve savcıların almakta oldukları aylık oranlarına, ödemeye esas olacak olan oran birinci fıkranın (c) bendindeki oranı geçmemek üzere, Yargıtay ve Danıştay üyeliklerine seçilebilme yeterliliklerini kaybetmedikleri sürece her üç yılda bir iki puan ilave edilir.</p>
<p>Sınıfları ve dereceleri yükselen hâkim ve savcılar, yeni sınıf ve derecelerine ilişkin aylığa, söz konusu yükselmelerinin geçerlilik tarihlerini takip eden ayın onbeşinden itibaren hak kazanırlar.</p>
<p>Kıstas aylığı oluşturan ödeme unsurlarından vergi ve diğer kesintilere tâbi olmayanlar, bu maddeye göre yapılacak ödemelerde de aynı şekilde vergi ve diğer kesintilere tâbi olmaz.</p>
<p>KATSAYI:</p>
<p>Madde 104 – (Mülga madde : 29/06/2006 – 5536 S.K/7.mad)</p>
<p>BRÜT AYLIK TUTARI:</p>
<p>Madde 105 – (Mülga madde : 29/06/2006 – 5536 S.K/7.mad)</p>
<p>YARGI ÖDENEĞİ VE EK ÖDEME:</p>
<p>Madde 106- (Değişik madde : 29/06/2006 – 5536 S.K/3.mad)</p>
<p>103 üncü maddede unvanları belirtilenlere aynı maddeye göre ödenmekte olan brüt aylıklarının % 10′u oranında yargı ödeneği verilir.</p>
<p>Sağlık kurulu raporu üzerine verilen hastalık izinleri ile kanser, verem, akıl hastalığı, şeker hastalığı, açık kalp ameliyatı gibi uzun süreli bir tedaviye ihtiyaç gösteren hastalığa yakalananların kullandıkları hastalık izinleri ve hastalıkları sebebiyle yataklı tedavi kurumlarında yatarak gördükleri tedavi süreleri hariç olmak üzere, bir takvim yılı içinde kullanılan hastalık izin süreleri toplamının onbeş günü aşması halinde, aşan günlere isabet eden yargı ödeneği % 50 eksik ödenir.</p>
<p>Hâkim ve savcı adaylarına kıstas aylığın % 25′i oranında ek ödemede bulunulur.</p>
<p>Adalet Müfettişlerine, 103 üncü maddeye göre ödenmekte olan brüt aylık tutarlarının % 5′i oranında ek ödemede bulunulur.</p>
<p>Bu maddeye ve 103 üncü maddeye göre ödeme yapılanlara; 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında yapılan ödemeler (İptal bölüm: Anayasa Mah.nin 20/11/2008 tarihli ve E. 2007/104, K. 2008/164 sayılı Kararı ile.) * ile temsil, makam ve yüksek hâkimlik tazminatları ödenmez ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 152 nci maddesi uyarınca ödeme yapılmaz. (Ek cümle: 24/07/2008-5793 S.K./5.mad) Ancak, hakim ve savcı adaylarına 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 1 inci maddesinde öngörülen taban aylığının ödenmesine devam olunur.</p>
<p>Bu maddeye göre yapılacak ödemeler hakkında aylıklara ilişkin hükümler uygulanır ve damga vergisi hariç herhangi bir vergiye tâbi tutulmaz.</p>
<p>Yargı ödeneği, her ne şekilde olursa olsun başka bir ödemenin hesaplanmasında dikkate alınmaz.</p>
<p>DERS VE KONFERANS ÜCRETLERİ:</p>
<p>Madde 107 – Hakim ve savcılardan mesleki eğitim ve öğretim kurumlarıyla kurslarda kendilerine görev verilenlere, ders ve konferans saati başına ödenecek ücret, her yıl bütçe kanunlarında gösterilir.</p>
<p>AYLIK VE ÖDENEĞİN ÖDEME ZAMANI:</p>
<p>Madde 108 – Aylık ve ödenekler her ayın başında peşin olarak ödenir.</p>
<p>Emekliye ayrılma ve ölüm hallerinde o aya ait peşin ödenen aylık ve ödenekler geri alınmaz.</p>
<p>ADAYLIKTAN VE AÇIKTAN ATANMADA AYLIK VE ÖDENEĞE HAK KAZANMA :</p>
<p>Madde 109 – Hakimlik ve savcılık mesleğine hakim adaylığından veya dışardan atananlar, göreve başladıkları günden itibaren aylık ve ödeneğe hak kazanırlar.</p>
<p>Bu suretle göreve başlamada, ilk aylık ve ödenek gün hesabıyla ay sonunda ödenir.</p>
<p>ÜÇÜNCÜ BÖLÜM: SOSYAL HAKLAR VE YARDIMLAR</p>
<p>LOJMANDAN YARARLANMA:</p>
<p>Madde 110 – Bu Kanunun 2 nci maddesinde belirtilenlerin, lüzum ve zaruret görülen yerlerde lojman ihtiyaçları Adalet Bakanlığınca tespit edilerek, Bakanlar Kurulunca onanacak programlar gereğince ilgililerin tabi oldukları kuruluşların bütçelerine her yıl konulacak ödenekten karşılanır.</p>
<p>Lojmanların tahsis ve idaresi ile alınacak kira miktarı yönetmelikle düzenlenir.</p>
<p>DİĞER SOSYAL YARDIMLAR :</p>
<p>Madde 111 – Devlet memurlarına tanınan sosyal hak ve yardımlara ilişkin hükümler bu Kanunun 2 nci maddesinde sayılanlar hakkında da uygulanır.</p>
<p>MESLEKÎ KIYAFET, KİTAP VE BİLGİSAYAR YARDIMI:</p>
<p>Madde 112 – Hakim ve savcıların resmi kıyafetlerinin şekli, bunların giyilme zaman ve yerleri ile yenilenme süreleri, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca çıkarılacak bir yönetmelikle düzenlenir.</p>
<p>Bu kıyafetler Adalet Bakanlığınca sağlanır.</p>
<p>Meslek mensuplarına, Adalet Bakanlığınca yayınlanan veya satın alınan mesleki kitap ve dergiler gönderilir.</p>
<p>(Ek fıkra : 29/06/2006 – 5536 S.K/4.mad) Hâkim ve savcılara görevlerinde kullanmak üzere zati demirbaş olarak bir adet bilgisayar verilebilir. Bilgisayarların hâkim ve savcılara verilmesi ve devrine ilişkin usûl ve esaslar, Sayıştayın ve Maliye Bakanlığının görüşü üzerine Adalet Bakanlığınca belirlenir.</p>
<p>ONUNCU KISIM: ADALET KOMİSYONLARININ KURULUŞ VE GÖREVLERİ</p>
<p>KURULUŞ:</p>
<p>Madde 113 – a) Adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonları: Ağır ceza mahkemelerinin bulunduğu yerlerde; başkanı ve bir asıl, bir yedek üyesi Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenecek hakimler ile o yer Cumhuriyet savcısından oluşur. *1*</p>
<p>(Değişik fıkra: 12/02/1989 – KHK-360/6 md.; Aynen Kabul: 24/01/1990 – 3611/6 md.) Başkanın yokluğunda komisyona asıl üye başkanlık eder. Asıl üyenin komisyona başkanlık etmesi veya yokluğunda yedek üye, Cumhuriyet başsavcısının yokluğunda ise kendisine vekalet eden Cumhuriyet savcısı komisyona katılır.</p>
<p>b) İdari yargı adalet komisyonları: Bölge idare mahkemelerinin bulunduğu yerlerde; bölge idare mahkemesi başkanının başkanlığında, iki asıl ve bir yedek üyesi Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenecek idari yargı hakimlerinden oluşur.</p>
<p>(Ek fıkra: 22/12/2005-5435 S.K./35.mad) (a) ve (b) bentlerinin ikinci paragraflarında belirtilen üyelerin de yokluğu hâlinde, birinci sınıfa ayrılma incelemesine tâbi tutulup da ayrılamayanlar hariç, en kıdemli hâkimden başlayarak komisyon oluşturulur. Bu durumda kıdemli olan, komisyona başkanlık eder.</p>
<p>Başkanın yokluğunda komisyona kıdemli asıl üye başkanlık eder. Üyelerden birinin komisyona başkanlık etmesi veya yokluğunda yedek üye komisyona katılır.</p>
<p>Adalet komisyonlarında, bir yazı işleri müdürü ile yeteri kadar memurdan oluşan birer büro bulunur.</p>
<p>GÖREVLERİ:</p>
<p>Madde 114 – (Değişik madde: 22/12/2005-5435 S.K./36.mad)</p>
<p>Adalet komisyonlarının görevleri şunlardır:</p>
<p>a) Atamaları doğrudan Bakanlıkça yapılanlar dışındaki adlî ve idarî yargı ile ceza infaz kurumları ve tutukevleri personelinin;</p>
<p>1) İlk defa Devlet memurluğuna atanacaklardan merkezî sınavda başarılı olanların ilgili yönetmelik hükümlerine göre düzenlenecek sözlü ve gerektiğinde uygulamalı sınavlarını yapmak, hukuk fakültesi ve adalet meslek yüksek okulu mezunlarına öncelik tanımak kaydıyla başarılı olanların atanmalarını teklif etmek.</p>
<p>2) Aslî Devlet memurluğuna atanmaları, sicil ve disiplin işlemleri, görevden uzaklaştırılmaları, aylık ve ödenekleri ile diğer özlük işlemlerini bu Kanun ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile ilgili mevzuat hükümlerine göre yerine getirmek.</p>
<p>3) Naklen veya hizmet gereği atamasını, ilgili mahkeme başkanı, hâkim veya Cumhuriyet savcısının görüşünü alarak, yetki alanı içerisinde yapmak.</p>
<p>4) Geçici olarak görevlendirmesini, yetki alanı içerisinde altı ayı geçmemek üzere yapmak.</p>
<p>b) Kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirmek.</p>
<p>İlk defa Devlet memurluğuna atanması teklif edilen personelin atanmaları Bakanlık onayı ile tamamlanır. Bu personelin atanması, eğitilmesi ile ilgili usûl ve esaslar yönetmelikte gösterilir.</p>
<p>Bu Madde kapsamındaki personeli, ilgili adalet komisyonunun muvafakati, teklifi veya hizmetin gereği olarak başka bir adalet komisyonunun yetki alanına naklen atama veya geçici olarak görevlendirme yetkisi Adalet Bakanlığına aittir.</p>
<p>ZORUNLU HÂLLERDE GÖREVLENDİRME</p>
<p>Madde 115 – (Değişik madde: 22/12/2005-5435 S.K./37.mad)</p>
<p>Herhangi bir nedenle görevine gelemeyen hâkimin yerine, bu hâkim görevine başlayıncaya veya Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca yetkilendirme yapılıncaya kadar, o yerdeki hâkimler arasından, adalet komisyonu başkanınca; adlî yargı çevresinde herhangi bir nedenle görevine gelemeyen Cumhuriyet savcısının yerine bu Cumhuriyet savcısı görevine başlayıncaya veya Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca yetkilendirme yapılıncaya kadar, yargı çevresindeki Cumhuriyet savcıları arasından, ağır ceza Cumhuriyet başsavcısı tarafından görevlendirilir.</p>
<p>SORUŞTURMA VE KOVUŞTURMA USULÜ:</p>
<p>Madde 116 – Bu kısımda yazılı memurların görevlerinden doğan suçlarından dolayı bulundukları yer Cumhuriyet savcılığınca doğrudan doğruya genel hükümler dairesinde soruşturma ve kovuşturma yapılır.</p>
<p>KIYAFET :</p>
<p>Madde 117 – Zabıt katipleri ile mübaşirlerin görev sırasında giyecekleri resmi kıyafetlerin şekli, bunların giyilme zamanı ve yerleri ile yenilenme süreleri Adalet Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikte düzenlenir. Kıyafetler Bakanlıkça sağlanır.</p>
<p>ONBİRİNCİ KISIM: ÇEŞİTLİ HÜKÜMLER</p>
<p>İLKE KARARLARI:</p>
<p>Madde 118 – Bu Kanun uyarınca Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca alınan ve Resmi Gazete’de yayımlanan ilke kararları, mesleğin özellikleri ve teşkilatın ihtiyaçları göz önünde bulundurularak her yılın Ocak ayında Kurulca yeniden incelenir ve gerekli görülen değişiklikler yapılarak Resmi Gazete’de yayımlanır.</p>
<p>MESLEK İÇİ EĞİTİM:</p>
<p>Madde 119 – (Değişik madde: 22/12/2005-5435 S.K./38.mad)</p>
<p>Hâkim ve savcıların meslek içi eğitimlerinin usûl ve esasları, Türkiye Adalet Akademisi ve Adalet Bakanlığınca birlikte hazırlanacak yönetmelikle belirlenir.</p>
<p>UYGULANACAK HÜKÜMLER :</p>
<p>Madde 120 – 2461 sayılı Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.</p>
<p>YÖNETMELİK :</p>
<p>Madde 121 – Bu Kanunda yapılması öngörülen yönetmelikler en geç altı ay içinde hazırlanarak yürürlüğe konulur.</p>
<p>KALDIRILAN HÜKÜMLER :</p>
<p>Madde 122 – a) 2556 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu ile ek ve değişiklikleri,</p>
<p>b) 3 Nisan 1340 tarih ve 461 sayılı Hükkam ve Mensubini Adliyenin Resmi Kisveleri Hakkında Kanun.</p>
<p>Yürürlükten kaldırılmıştır.</p>
<p>Devlet Memurları Kanununun ek geçici 7 ve 8 inci maddeleri, bu Kanun kapsamına girenler hakkında uygulanmaz.</p>
<p>EK VE GEÇİCİ MADDELER:</p>
<p>Ek Madde 1 – (Ek madde: 27/06/1989 – KHK – 375/21 md.; Mülga madde: 10/09/1993 – KHK – 524/13 md.; Yeniden düzenlenen madde: 15/01/2003 – 4790 S.K./4. md.)</p>
<p>Hakim ve savcı adaylığına atanacaklar ile hakimlik ve savcılık mesleğine kabul edilecekler ve hakim ve savcı sınıfı dışında kalan adli ve idari yargıda çalıştırılacak tüm personel hakkında 26/10/1994 tarihli ve 4045 sayılı Kanunun 1 inci maddesine göre arşiv araştırması yapılır.</p>
<p>Geçici Madde 1 – (İptal: Anayasa Mahkemesi’nin 14/12/1995 tarih ve E.1995/19, K.1995/64 sayılı kararı ile.)</p>
<p>Geçici Madde 2 – Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte lisansüstü (Master) veya doktora öğrenimlerine başlamış olan hakim ve savcılar hakkında, bu Kanunun 31 inci maddesinin ikinci fıkrası uygulanmaz.</p>
<p>Geçici Madde 3 – (İptal: Anayasa Mahkemesi’nin 14/12/1995 tarih ve E.1995/19, K.1995/64 sayılı kararı ile.)</p>
<p>Geçici Madde 4 – Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren beş yıl süre ile Bakanlık tetkik hakimliği ve adalet müfettişliği görevlerine, idari yargı hakim ve savcıları arasından yapılacak atamalarda, Kanunun 37 nci maddesinin (a) ve (b.1) bentlerindeki beş yıllık hizmet şartı aranmaz.</p>
<p>Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce idari yargı hakim ve savcıları arasından Bakanlık tetkik hakimliği ve adelet müfettişliği görevlerine atanmış olanlar hakkında da yukardaki fıkra hükmü uygulanır.</p>
<p>Geçici Madde 5 – Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte, yabancıyla evli bulunan hakim, savcı veya hakim adayları hakkında 8 inci maddenin (e) bendi hükmü ile 53 üncü maddenin (c) bendinin buna ilişkin hükmü uygulanmaz.</p>
<p>Geçici Madde 6 – Bu Kanunla adli ve idari yargı hakim ve savcılığının sınıf, derece ve görev ünvanları belirleyen (1) ve (2) sayılı cetveller gereğince hakim ve savcıların ve diğer görevlilerin yeniden atanmaları gerekmez. Bunlar mevcut görevlerine devam ederler.</p>
<p>Geçici Madde 7 – Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce iki yıldan az adaylık yapanların geri kalan süreleri mesleklerinde geçecek yükselme süresine ilave edilir.</p>
<p>Geçici Madde 8 – (Ek madde: 09/03/1995 – 4087/5 md.; İptal: Anayasa Mahkemesi’nin 14/12/1995 tarih ve E.1995/19, K.1995/64 sayılı kararı ile.)</p>
<p>Geçici Madde 9 – (Ek madde: 09/03/1995 – 4087/5 md.)</p>
<p>Halen görevde bulunan hakim ve savcılar hakkında da 32 nci maddenin değişik birinci ve ikinci fıkrası hükümleri uygulanır.</p>
<p>Bu durumda olanlardan, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce birinci sınıfa ayrılmalarına karar verilmiş olan hakim ve savcılar ile meslekte fiilen on yılını dolduran ve birinci sınıf incelemesine tabi tutulacak hakim ve savcıların bu tarihten geçerli olmak üzere birinci sınıfa ayrılma tarihleri de 32 nci maddenin birinci ve ikinci fıkrası hükmüne göre düzeltilir.</p>
<p>Geçici Madde 10 – (Ek madde: 09/03/1995 – 4087/5 md.)</p>
<p>Kendi Kanunlarında değişiklik yapılıncaya kadar bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce mesleğe girmiş ve halen görevde bulunan askeri hakimler, 357 sayılı Askeri Hakimler Kanununun 15 inci maddesinde belirtilen diğer koşulları taşımak kaydıyla askeri hakimlik mesleğinde 10 hizmet yılını doldurdukları ve binbaşı rütbesine nasbedildikleri tarihte birinci sınıf askeri hakimliğe geçirilirler. Daha önceki tarihler itibariyle bu şartları taşıyanların birinci sınıfa ayrılma işlemleri; birinci sınıfa ayrılmayı hak ettikleri tarihe göre düzeltilir.</p>
<p>(İkinci fıkra İptal: Anayasa Mahkemesi’nin 14/12/1995 tarih ve E.1995/19, K.1995/64 sayılı kararı ile.)</p>
<p>Geçici Madde 11 – (Ek madde: 09/03/1995 – 4087/5 md.)</p>
<p>Geçici 8, 9 ve 10 uncu maddelere göre birinci sınıfa ayrılmalarına karar verilenler ile birinci sınıfa ayrılma tarihleri düzeltilenler, geçmişe yönelik olarak mali hak isteminde bulunamazlar.</p>
<p>Geçici Madde 12 – ( Ek madde: 28/05/2003 – 4863/1 md.)</p>
<p>Bu Kanunun yayımı tarihinden önce atama işlemleri başlamış olup da işlemleri henüz tamamlanmamış olanlar hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz.</p>
<p>Geçici Madde 13 – (Ek madde: 22/12/2005-5435 S.K./40.mad)</p>
<p>Bu Kanunla değiştirilen 2802 sayılı Kanunun 13, 15 ve 32 nci Maddelerindeki düzenlemeler, hâlen görevde bulunan ve henüz birinci sınıf olmamış hâkim ve savcılar hakkında da uygulanır. Ancak bu uygulama yapılırken, 15 inci Maddenin ikinci fıkrasından yararlanacak olanlar yönünden, Yargıtay ve Danıştay üyeliklerine seçilme hakkının yitirilmemiş olması, birinci sınıfa ayrılma tarihlerinin geriye çekilebilmesi için ise ilgili hakim ve savcıların ilk incelemede birinci sınıfa ayrılmış olmaları gerekir.</p>
<p>Bu durumda olanlardan, birinci fıkrada sayılan Maddelerin yürürlüğe girdiği tarihten önce birinci sınıfa ayrılmalarına karar verilmiş olan hâkim ve savcılar ile meslekte fiilen on yılını dolduran ve birinci sınıfa ayrılma incelemesine tâbi tutulacak hâkim ve savcıların bu tarihten geçerli olmak üzere birinci sınıfa ayrılma ve birinci sınıf olma tarihleri de 15 ve 32 nci Maddelere göre düzeltilir.</p>
<p>Bu uygulamalar, geçmişe yönelik malî hak doğurmaz.</p>
<p>Geçici Madde 14 – (Ek madde: 22/12/2005-5435 S.K./40.mad)</p>
<p>Bu Kanunla değiştirilen adlî ve idarî yargı hâkim ve savcılığının sınıf, derece ve görev unvanlarını belirleyen (1) ve (2) sayılı cetveller gereğince hâkim ve savcıların yeniden atanmaları gerekmez. Bunlar mevcut görevlerine devam ederler.</p>
<p>Geçici Madde 15 – (Ek madde: 22/12/2005-5435 S.K./40.mad)</p>
<p>Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süre ile adalet müfettişliğine yapılacak atamalarda, 37 nci Maddedeki sekiz yıllık hizmet süresi beş yıl olarak uygulanır.</p>
<p>Geçici Madde 16 – (Değişik madde: 17/04/2008-5754 S.K./80.mad.)</p>
<p>31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce sigortalı veya iştirakçi olup 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı sayılanlardan 103 üncü maddede unvanları belirtilenlerin emeklilik kesenek ve karşılıkları ile emekli aylıkları ve ikramiyelerinin hesaplanmasında 29/6/2006 tarihli ve 5536 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki bu hususlara dair hükümlerin uygulanmasına devam olunur.</p>
<p>Geçici Madde 17- (Ek madde : 29/06/2006 – 5536 S.K/5.mad)</p>
<p>103 üncü maddenin ikinci fıkrasında Yargıtay ve Danıştay üyeliklerine seçilebilme yeterliliklerini kaybetmedikleri sürece birinci sınıf hâkim ve savcılar için her üç yılda bir verilmesi öngörülen ilave puanlar, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte birinci sınıf olan ve hâlen meslekte bulunanların birinci sınıf olma tarihlerinden itibaren üç yıllık hizmet dilimlerine göre kendiliğinden eklenir. Ancak bu uygulamanın yapılabilmesi için ilgililerin inceleme tarihi itibarıyla Yargıtay ve Danıştay üyeliğine seçilme hakkını kaybetmemeleri gerekir. 22/12/2005 tarihli ve 5435 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 24/12/2005 tarihinden önce birinci sınıf olan ve halen görevde bulunan hâkim ve savcıların birinci sınıfa ayrılma ve birinci sınıf olma tarihleri de bu Kanunun 5435 sayılı Kanunla değişik 13, 15 ve 32 nci maddelerine göre düzeltilir. Birinci sınıfa ayrılma ve birinci sınıf olma tarihlerinin düzeltilebilmesi için ilgili hâkim ve savcılar hakkında yapılan ilk incelemede birinci sınıfa ayrılmış ve birinci sınıf olmuş olmaları gerekir.</p>
<p>Bu uygulamalar, geçmişe yönelik malî hak doğurmaz.</p>
<p>Geçici Madde 18- (Ek madde : 29/06/2006 – 5536 S.K/5.mad)</p>
<p>Yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar; ekli (I) sayılı ek gösterge cetveli, 103 üncü maddeye göre aylık alanlar için 6245 sayılı Harcırah Kanunu yönünden uygulanmaya devam olunur.</p>
<p>Ek Geçici Madde 1 – (Ek madde: 13/07/1993 – KHK-486/13 md.)</p>
<p>Kendi kanunlarında gerekli değişiklik yapılıncaya kadar aylık, ödenek, mali, sosyal ve diğer özlük hakları bakımından;</p>
<p>a) Sayıştay Başkanı, Daire Başkanları, üyeleri sırasıyla Yargıtay birinci başkanı, daire başkanları ve üyeleri,</p>
<p>b) Yukardakiler dışında kalan Sayıştay meslek mensupları ile Sayıştay savcı ve savcı yardımcıları, kıdem, sınıf ve derecesindeki birinci sınıf, birinci sınıfa ayrılmış, ikinci sınıf ve üçüncü sınıf hakim ve savcılar, hakkındaki hükümlere tabidir. Ek göstergelere ilişkin olarak birinci sınıfa ayrılmış hakim ve savcılar için aranan “Yargıtay ve Danıştay üyeliklerine seçilme hakkını kaybetmemiş olmak” şartı Sayıştay meslek mensupları ile sayıştay savcı ve savcı yardımcıları için “birinci sınıfa ayrılma niteliklerini kaybetmemiş olmak” şeklinde uygulanır.</p>
<p>Denetçi yardımcıları, hakim ve savcı adayları gibi aylık ve ek ödeme alırlar.</p>
<p>Devlet Memurları Kanununun Ek Geçici 7 ve 8 inci maddeleri ve 420 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 12 nci maddesi ile kısmen değiştirilen 418 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 3 üncü maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa eklenen III sayılı Ek gösterge Cetveli Sayıştay meslek mensupları, Sayıştay savcısı ve savcı yardımcıları hakkında uygulanmaz.</p>
<p>Ek Geçici Madde 2 – (Ek madde: 13/07/1993 – KHK-486/13 md.)</p>
<p>Kendi kanunlarında gerekli değişiklik yapılıncaya kadar, aylık, ek gösterge, ödenek, mali, sosyal ve diğer özlük hakları bakımından;</p>
<p>a) Askeri Yargıtay ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Başkanları ve Başsavcıları, Askeri Yargıtay İkinci Başkanı ile bu yüksek yargı organlarının daire başkanları ve üyeleri; sırasıyla Yargıtay Başkanı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, Yargıtay Birinci Başkanvekili, Daire Başkanları ile üyeleri,</p>
<p>b) (Değişik bent : 29/06/2006 – 5536 S.K/6.mad) Birinci sınıfa geçirildikten sonra, bu sınıfta bir yılını * tamamlamış ve askerî yüksek yargı organı üyeliklerine seçilme niteliklerini kaybetmemiş olan askerî hâkim ve savcılar; 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu hükümleri uyarınca birinci sınıf hâkim ve savcılar,</p>
<p>c) (Değişik bent : 29/06/2006 – 5536 S.K/6.mad) Birinci sınıfa geçirilmiş ve askerî yüksek yargı organı üyeliklerine seçilme hakkını kaybetmemiş olan askerî hâkim ve savcılar; birinci sınıfa ayrılmış ve Yargıtay-Danıştay üyeliklerine seçilme hakkını kaybetmemiş ** diğer hâkim ve savcılar,</p>
<p>d) Yukardakilerin dışında kalan askeri hakim ve savcılar; aldıkları aylık derecesine eşit bulunan sınıf ve derecedeki (Ek ibare: 24/07/2008-5793 S.K./46.mad) (9 uncu derecede bulunan askeri hakim ve savcılar, 103 üncü maddedeki aylık ödeme oranı % 39 olarak uygulanmak ve yargı ödeneği de bu oran üzerinden hesaplanacak brüt aylıkları esas alınarak verilmek üzere 8 inci derecedeki) diğer hakim ve savcılar,</p>
<p>e) Askeri adalet müfettişleri; adalet müfettişleri,</p>
<p>f) Askeri hakim adayları; hakim ve savcı adayları, hakkındaki hükümlere tabidirler.</p>
<p>YÜRÜRLÜK:</p>
<p>Madde 123 – Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>
<p>YÜRÜTME:</p>
<p>Madde 124 – Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.</p>
<p>KANUNA İŞLENEMEYEN HÜKÜMLER:</p>
<p>24/02/1988 TARİH VE 3409 SAYILI KANUNUN GEÇİCİ MADDELERİ:</p>
<p>Geçici Madde 1 – Halen görevde bulunan hakim, savcı ve hakim adaylarının diğer kamu kurumlarında kadro, maaş ve derece yönünden iktisap ettikleri hizmet süreleri geçmişe yönelik mali bir hak doğurmamak ve hakimlik ve savcılık kıdeminden sayılmamak kaydıyla kadro şartı aranmaksızın değerlendirilerek derece ve kademeleri tesbit edilir.</p>
<p>Geçici Madde 2 – Halen görevde bulunan hakim ve savcıların evvelce hakim adaylığında geçen iki yıldan fazla süreleri, geçmişe yönelik bir hak doğurmamak kaydıyla kadro şartı aranmaksızın değerlendirilerek derece ve kademeleri tesbit edilir.</p>
<p>Geçici Madde 3 – Hakim ve Savcı adayları eğitim merkezi tesisleri, alınan tüm adaylara hizmet verebilecek şekilde ikmal edilinceye kadar, 7 nci maddeye göre atanmış olan adayların eğitim merkezine kabulleri, eğitim merkezinin kapasitesi gözönünde tutularak Adalet Bakanlığınca tesbit edilecek esaslar dairesinde yapılır.</p>
<p>Geçici Madde 4 – Halen görevde bulunan hakim ve savcıların, hakim adaylığına başlamadan önce, mahkemeler nezdinde yaptıkları avukatlık stajının tamamı ile serbest avukatlıkta geçen sürelerinin üçte ikisi geçmişe yönelik bir mali hak doğurmamak kaydıyla, kadro şartı aranmaksızın değerlendirilerek derece ve kademeleri tespit edilir.</p>
<p>Geçici Madde 5 – 12/03/1986 tarihli ve 3268 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlileri Hakkındaki Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair ve 09/04/1987 Tarihli ve 3347 Sayılı, 12/03/1986 Tarih ve 3268 Sayılı Kanun ile Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Teşkilatlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Yetki Kanunları ile Bakanlar Kuruluna verilen Kanun Hükmünde Kararname çıkarma yetkisi 06/06/1985 Tarihli ve 3221 Sayılı, 24/02/1983 Tarihli ve 2802 Sayılı, 14/07/1965 Tarihli ve 657 Sayılı Kanunlar için adı geçen yetki kanunları ile verilen süre bitimine kadar geçerlidir.</p>
<p>27/06/1989 TARİH VE 375 SAYILI KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMENİN HÜKMÜ:</p>
<p>Madde 3 – 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu, 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu ve diğer kanunlar uyarınca ek göstergeden yararlanan personelin ek gösterge rakamları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>
<p>a) Genelkurmay Başkanı, 4500</p>
<p>b) Orgeneral ve Oramiral olmak kaydıyla Kuvvet Komutanları ve</p>
<p>Jandarma Genel Komutanı, 4200</p>
<p>c) Orgeneral-Oramiraller, Anayasa Mahkemesi Başkanı, Yargıtay</p>
<p>Başkanı, Danıştay Başkanı ve Başbakanlık Müsteşarı, 4000</p>
<p>d) Korgeneral-Koramiraller, Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanı, Sayıştay</p>
<p>Başkanı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, Danıştay Başsavcısı, 3800</p>
<p>e) (Değişik bent: 25/01/1990 – KHK – 402/2 md.) Tümgeneral – Tümamiraller, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay Üyeleri, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vekili, Birinci Sınıf Hakim ve Savcılar, Müsteşarlar, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı, 3500</p>
<p>f) Başbakanlık Müsteşar Yardımcıları, 2600</p>
<p>g ) (Ek bent: 23/10/1989 – KHK – 386/2 md.) Talim ve Terbiye Kurulu Üyesi, 2400</p>
<p>Yukarıda unvan olarak sayılanlar dışında kalan personelin halen uygulanmakta olan ek gösterge rakamları, aşağıda gösterildiği şekilde değiştirilmiştir.</p>
<p>30/06/1989 itibariyle 15/07/1989 tarihinden</p>
<p>uygulanmakta olan itibaren uygulanacak</p>
<p>Ek Göstergeler Ek Göstergeler</p>
<p>3300 3800</p>
<p>3000 3500</p>
<p>2700 3200</p>
<p>2400 2900</p>
<p>1950 2400</p>
<p>1800 2150</p>
<p>1650 2000</p>
<p>1500 1800</p>
<p>1200 1500</p>
<p>900 1100</p>
<p>600 750</p>
<p>450 550</p>
<p>300 400</p>
<p>150 200</p>
<p>24/01/1990 TARİH VE 3611 SAYILI KANUNUN GEÇİCİ MADDELERİ:</p>
<p>Geçici Madde 1 – 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu ve bu Kanuna ekli (1) sayılı cetvel ile diğer kanunlarda yer alan Cumhuriyet savcılığı unvanı, il ve ilçe Cumhuriyet başsavcılığı; Cumhuriyet savcı başyardımcılığı unvanı, Cumhuriyet başsavcı vekili, Cumhuriyet savcı yardımcılığı unvanı, Cumhuriyet savcılığı; Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet savcılığı unvanı, Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığı, Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet savcı yardımcılığı unvanı, Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet savcılığı olarak değiştirilmiş ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcı Başyardımcılığı unvanı kaldırılmıştır. Ünvanları değişenler ile kaldırılanların yeniden atanmaları gerekmez. Ancak, Cumhuriyet savcı başyardımcısı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcı Başyardımcısı olarak görev yapmakta olanlar ilgisine göre il ve ilçe Cumhuriyet savcısı ve Yargıtay Cumhuriyet savcısı olarak görevlerine devam ederler.</p>
<p>Geçici Madde 2 – (İptal: Anayasa Mahkemesi’nin 20/11/1990 tarih ve E.1990/13, K.1990/ 30 sayılı, kararı ile.)</p>
<p>09/04/1990 TARİH VE 418 SAYILI KHKNİN HÜKÜMLERİ:</p>
<p>Madde 36 – Aylıklarını 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile ek ve değişikliklerine, 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununa, 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanununa ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununa göre almayan personele özel mevzuatları gereği daha yüksek bir tespit yapılmadıkça, genel idare hizmetleri sınıfında görev yapan genel müdürler için belirlenen ek gösterge rakamını geçmemek üzere, ifa ettikleri görevleri itibariyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa göre girebilecekleri sınıflardaki benzer görevlerin aynı kadro, unvan veya derecesi için belirlenmiş olan ek göstergeler uygulanır.</p>
<p>Madde 44 – Bu Kanun Hükmünde Kararname ile yapılan değişiklikler yürürlüğe girinceye kadar mevcut hükümlerin uygulanmasına devam edilir. Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin uygulanması sırasında doğacak tereddütleri gidermeye Maliye ve Gümrük Bakanlığı yetkilidir.</p>
<p>25/06/1992 TARİHLİ VE 3825 SAYILI KANUNUN GEÇİCİ MADDELERİ:</p>
<p>Geçici Madde 1 – (Mülga madde: 13/07/1993 – KHK – 486/27 md.)</p>
<p>Geçici Madde 2 – 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 15 inci maddesinin üçüncü fıkrası hükmüyle birinci sınıf olan hakim ve savcılar ile geçici 1 inci madde hükmüyle Sayıştay üyeleri ile ilgili hükümler uygulanacak olan Sayıştay Meslek Mensupları ile Sayıştay Savcı Yardımcıları, bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren geçmişe yönelik mali hak talebinde bulunamazlar.</p>
<p>Geçici Madde 3 – 357 sayılı Askeri Hakimler Kanununda değişiklik yapılıncaya kadar; birinci sınıfa geçirildikten sonra, bu sınıfta 6 yılını tamamlamış ve askeri yüksek yargı organları üyeliklerine seçilme niteliklerini kaybetmemiş olan askeri hakim subaylar, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu uyarınca birinci sınıf hakimler için öngörülen ek gösterge ve yüksek hakimlik tazminatı hükümlerinden yararlanırlar.</p>
<p>Geçici Madde 4 – Bu Kanunun 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 13 üncü maddesinin ikinci fıkrasında değişiklik yapan hükmü, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce adaylıktan Danıştay tetkik hakimliğine atanmış idari yargı hakimleri hakkında da uygulanır.</p>
<p>Geçici Madde 5 – Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren beş yıl süre ile, Danıştay tetkik hakimliğine ve Danıştay Savcılığına yapılacak atamalarda, 2575 sayılı Danıştay Kanununun 11 inci maddesinin 1 numaralı fıkrasındaki beş yıllık hizmet süresi aranmaz. Bu atamalarda Danıştay Başkanlık Kurulunun olumlu görüşü de alınır.</p>
<p>09/03/1995 TARİHLİ VE 4087 SAYILI KANUNUN GEÇİCİ MADDELERİ:</p>
<p>Geçici Madde 1 – Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde başvurma kaydıyla, başvuru tarihinde ellibeş yaşını bitirmemiş olan avukatlar arasından 2802 sayılı Kanunun 39 uncu maddesindeki esas ve usule göre atama yapılabilir.</p>
<p>Geçici Madde 2 – Bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren bir yıl içinde, Hakimler ve Savcılar Kanununun 40 ıncı maddesine göre mesleğe yeniden atanma için başvuranlar hakkında, sözü edilen maddenin son fıkrası hükmü uygulanmaz.</p>
<p>Geçici Madde 3 – Bu Kanunda öngörülen yönetmelik, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir ay içinde çıkartılır.</p>
<p>22/05/1996 TARİH VE 4141 SAYILI KANUNUN GEÇİCİ MADDESİ:</p>
<p>Geçici Madde – Anayasa Mahkemesinin 27/04/1993 gün ve E.1992/37, K.1993/18 sayılı kararı ile 2802 ve 2992 sayılı kanunların kimi hükümlerinin iptal kararı mucibince yürürlükten kalktığı 12 Nisan 1996 tarihine kadar, anılan görevlere mezkur hükümlerdeki usule göre yapılan atamalar geçerlidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.adalet.info/mevzuat/2802-sayili-kanun.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>151-3 No&#8217;lu HSYK kararı</title>
		<link>http://www.adalet.info/adalet-teskilati/hakimler-ve-savcilar-yuksek-kurulu-kararlari/151-3-nolu-hsyk-karari.html</link>
		<comments>http://www.adalet.info/adalet-teskilati/hakimler-ve-savcilar-yuksek-kurulu-kararlari/151-3-nolu-hsyk-karari.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Dec 2009 20:21:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu kararları]]></category>
		<category><![CDATA[151/3 nolu karar]]></category>
		<category><![CDATA[disiplin cezaları]]></category>
		<category><![CDATA[hakim]]></category>
		<category><![CDATA[HSYK Kararı]]></category>
		<category><![CDATA[Karar No:151/3]]></category>
		<category><![CDATA[savcı]]></category>
		<category><![CDATA[sicil]]></category>
		<category><![CDATA[silme]]></category>
		<category><![CDATA[yeniden başvurma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.adalet.info/adalet-teskilati/hakimler-ve-savcilar-yuksek-kurulu-kararlari/151-3-nolu-hsyk-karari.html</guid>
		<description><![CDATA[Adli Yargı Hâkim Ve Cumhuriyet Savcıları İle İdari Yargı Hâkim Ve Savcıları Hakkında 2802 Sayılı Hâkimler Ve Savcılar Kanununun 75 Ve 118′inci Maddeleri Uyarınca Disiplin Cezalarının Sicilden Silinmemesi Üzerine İlgilinin Yeniden Başvurma Şart Ve Usulleri İle Başvurma Süresi Hakkında Hâkimler Ve Savcılar Yüksek Kurulu İlke Kararı
Karar No:151/3
Karar Tarihi: 14.03.1985
Madde 1- 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Adli Yargı Hâkim Ve Cumhuriyet Savcıları İle İdari Yargı Hâkim Ve Savcıları Hakkında 2802 Sayılı Hâkimler Ve Savcılar Kanununun 75 Ve 118′inci Maddeleri Uyarınca Disiplin Cezalarının Sicilden Silinmemesi Üzerine İlgilinin Yeniden Başvurma Şart Ve Usulleri İle Başvurma Süresi Hakkında Hâkimler Ve Savcılar Yüksek Kurulu İlke Kararı</strong></p>
<p>Karar No:151/3</p>
<p>Karar Tarihi: 14.03.1985</p>
<p>Madde 1- 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununun 75 inci maddesi uyarınca disiplin cezalarının sicilden silinmesi istemi yerinde görülmeyen Adli ve İdari Yargı Hâkim ve Savcıları, ret hakkındaki kararın kesinleşmesinden itibaren cezanın nev’ine göre dört ve altı yıllık yasal süreler geçmedikçe aynı amaçla, ikinci defa başvuramazlar. Dört ve altı yıllık sürelerin fiilen meslekte geçmesi zorunludur.</p>
<p>Madde 2- Bu İlke Kararı yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.adalet.info/adalet-teskilati/hakimler-ve-savcilar-yuksek-kurulu-kararlari/151-3-nolu-hsyk-karari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>16 No&#8217;lu HSYK kararı</title>
		<link>http://www.adalet.info/adalet-teskilati/hakimler-ve-savcilar-yuksek-kurulu-kararlari/16-nolu-hsyk-karari.html</link>
		<comments>http://www.adalet.info/adalet-teskilati/hakimler-ve-savcilar-yuksek-kurulu-kararlari/16-nolu-hsyk-karari.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Dec 2009 20:19:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu kararları]]></category>
		<category><![CDATA[1.ci sınıf]]></category>
		<category><![CDATA[16 nolu karar]]></category>
		<category><![CDATA[birinci sınıf]]></category>
		<category><![CDATA[hakim]]></category>
		<category><![CDATA[HSYK Kararı]]></category>
		<category><![CDATA[karar no:6]]></category>
		<category><![CDATA[savcı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.adalet.info/adalet-teskilati/hakimler-ve-savcilar-yuksek-kurulu-kararlari/16-nolu-hsyk-karari.html</guid>
		<description><![CDATA[BİRİNCİ SINIF OLAN HÂKİM VE SAVCILARIN ÇALIŞMALARININ DEĞERLENDİRİLMESİ ESASLARINA İLİŞKİN HÂKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU İLKE KARARI
Karar No: 16
Karar Tarihi : 26.01.2004
KAPSAM
Madde 1 – Tespit edilen bu esaslar birinci sınıf olan adli yargı hâkim ve Cumhuriyet savcıları ile idari yargı hâkim ve savcıları hakkında uygulanır.
KANUNİ DAYANAK
Madde 2 – 2802 Sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununun 35 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>BİRİNCİ SINIF OLAN HÂKİM VE SAVCILARIN ÇALIŞMALARININ DEĞERLENDİRİLMESİ ESASLARINA İLİŞKİN HÂKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU İLKE KARARI</p>
<p>Karar No: 16<br />
Karar Tarihi : 26.01.2004<br />
KAPSAM</p>
<p>Madde 1 – Tespit edilen bu esaslar birinci sınıf olan adli yargı hâkim ve Cumhuriyet savcıları ile idari yargı hâkim ve savcıları hakkında uygulanır.</p>
<p>KANUNİ DAYANAK</p>
<p>Madde 2 – 2802 Sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununun 35 inci maddesinin 5 inci fıkrası.</p>
<p>BİRİNCİ SINIF OLAN HÂKİM VE SAVCILARIN BAŞARILI SAYILMALARININ GENEL ŞARTLARI</p>
<p>Madde 3- Birinci sınıf olan hâkim ve savcıların üç yılda bir tâbi tutuldukları incelemeler sonucunda başarılı sayılabilmeleri için;</p>
<p>a) Bu ilke kararında başarılı sayılabilmek için belirlenen koşulları gerçekleştirmiş,</p>
<p>b) Yargıtay ve Danıştay üyeliklerine seçilme hakkını, dolayısıyla birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş,</p>
<p>olmaları gerekir.</p>
<p>BİRİNCİ SINIFA AYRILMAYI GEREKTİREN NİTELİKLERİN YİTİRİLMESİ</p>
<p>Madde 4- Birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren niteliklerin yitirilip yitirilmediğinin tespitinde 2802 sayılı Kanunun 32′nci maddesindeki birinci sınıfa ayrılmanın şartlarına ve bu maddeye dayanılarak Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca çıkarılan İlke Kararlarında öngörülen niteliklerin yitirilip yitirilmediğine bakmak gerekir. Kanun ve İlke Kararına göre aşağıdaki hallerden birinin gerçekleşmesi halinde birinci sınıfa ayrılma niteliklerinin yitirildiği sonucuna varılacaktır.</p>
<p>l- Hükümlülük Bakımından:</p>
<p>a) Mesleğin vakar ve onuruna dokunan veya kişisel haysiyet ve itibarını kıran veya görevle ilgili herhangi bir suçtan affa uğramış olsa bile hüküm giymemiş olmak,</p>
<p>b) Meslekten çıkarmayı, yer değiştirmeyi veya yükselmeden geri bırakılmayı gerektiren bir eylem nedeniyle kovuşturma altında bulunmamak,</p>
<p>ll- Disiplin Bakımından:</p>
<p>a) Hâkimler ve Savcılar Kanununun 68′inci maddesine göre yer değiştirme cezası almamış olmak,</p>
<p>b) Hâkimler ve Savcılar Kanununun 65, 66 ve 67′nci maddelerinde sayılan “kınama”, “kademe ilerlemesinin durdurulması” veya ” derece yükselmesinin durdurulması” cezalarını aynı türden olmasa bile birden fazla almamış olmak,</p>
<p>c) Meslekten çıkarmayı, yer değiştirmeyi veya yükselmeden geri bırakılmayı gerektiren bir eylem nedeniyle disiplin yönünden soruşturma altında bulunmamak,</p>
<p>gerekir,</p>
<p>Yukarıda “b” bendinde sayılan cezalardan sadece birinin alınması halinde bu cezaya neden olan fiilin niteliği gözönünde tutularak birinci sınıfa ayrılmanın yitirilip yitirilmediği Kurulca takdir edilir.</p>
<p>BİRİNCİ SINIF OLAN HÂKİM VE SAVCILARIN ÇALIŞMALARININ DEĞERLENDİRİLMESİ ESASLARI</p>
<p>Madde 5 – Birinci sınıf olan ve belirlenen en yüksek ek gösterge ve yüksek hâkimlik tazminatlarını alan hâkim ve savcıların bulunduğu bölgede başarılı olup olmadığının değerlendirilmesi;</p>
<p>1.Müfettiş hal kağıtlarına,</p>
<p>2.Cumhuriyet savcıları hakkında, Ağır Ceza Cumhuriyet başsavcılarından alınan yazılı görüşe,</p>
<p>3.İş cetvellerine,</p>
<p>4.Not oranına,</p>
<p>5.Diğer bilgi ve belgelere göre, yapılır.</p>
<p>Bu hususların bir arada değerlendirilmesi sonucunda hâkim ve savcıların başarılı olup olmadığı tespit edilmiş olacaktır.</p>
<p>İş bölümü gereği ceza infaz kurumları ile tutukevlerinde görevlendirilen Cumhuriyet savcıları bu görevlerinde değerlendirme süresinin en az yarısı kadar çalışmaları şartıyla Yargıtay’dan geçirilen iş miktarı, not oranı gözetilmeksizin ağır ceza Cumhuriyet Başsavcıları tarafından haklarında doldurulan sicil fişleri, müfettiş hal kağıtları ile sicillerindeki diğer belgeler birlikte değerlendirilerek sonuca varılır.</p>
<p>BAŞARILI SAYILMAK İÇİN GEREKLİ NOT ORANI VE İŞ YÜZDESİ</p>
<p>Madde 6 – Birinci sınıf olan hâkim ve savcıların bulunduğu bölgede başarılı sayılabilmeleri için birinci sınıf olduktan sonraki her üç yıllık sürede geçen yıllardan devir eden ve gelen toplam iş miktarından hâkimlerin en az %70′ini Cumhuriyet savcılarının en az %80′ini çıkarmaları ve bu işlerden Yargıtay, Danıştay ve Bölge İdare Mahkemelerinden aldıkları çok iyi ve iyi not oranının %70′e ulaşması şarttır.</p>
<p>“Ancak, inceleme döneminde baktıkları işlerden çıkardıkları iş yüzdeleri ortalaması Derece Yükselmesi Esaslarına İlişkin İlke Kararında mümtazen yükselme için belirlenen oranlara ulaşan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının Yargıtay, Danıştay, Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemelerinden geçen işlerden aldıkları çok iyi ve iyi not oranlarının % 60′a ulaşması halinde başarılı sayılmalarına Kurul’ca karar verilebilir”</p>
<p>Yargıtay, Danıştay ve Bölge İdare Mahkemelerinden geçen işlerden aldıkları çok iyi ve iyi not oranları Derece Yükselmesi Esaslarına İlişkin İlke Kararında mümtazen yükselme için belirlenen oranlara ulaşan hâkim ve savcıların, baktıkları işlerin %50’sini çıkarmaları halinde bu işlerin miktar ve mahiyetine bakılarak çalışmalarının başarılı olup olmadığına Kurulca karar verilebilir.</p>
<p>Haklı sebepler ve hizmet koşulları nedeniyle belirtilen asgari nispetlerden az iş çıkarılması hali Kurulca takdir edilerek lehe değerlendirebilir.</p>
<p>Ayrıca üç yıllık süre içinde emsaline göre işi çok fazla olan merkezlerdeki mahkemelere geçen yıllardan devreden ve gelen toplam iş miktarından; Ağır Ceza Mahkemesinde 750, Asliye Hukuk Mahkemesinde 2250, Asliye Ceza Mahkemesinde 2100, Sulh Hukuk ve Sulh Ceza Mahkemelerinde 3000, Ticaret Mahkemesinde 1500, İş Mahkemesinde münferit işlerde 1500, seri İşlerde 3000, Kadastro Mahkemesinde 1500, İcra Ceza İşlerinde 3750 ve İcra Hukuk İşlerinde 3000 dosyayı sonuçlandırıp karara bağlayan, Cumhuriyet savcılıklarına geçen yıllardan devreden ve gelen işlerden ise 3600 hazırlık, 12000 ilamat evrakını sonuçlandıran ve sicilindeki belgelere göre üstün bir liyakat gösterdiğine kanaat getirilenlerin de başarılı olduklarına Kurulca karar verilebilir. Ancak Yargıtay’da incelenmiş olan karar ve layihalardan aldıkları zayıf notların genel not toplamına göre %2′yi geçmemesi gerekir.</p>
<p>İNCELEME USULÜ VE ZAMANI</p>
<p>Madde 7 – Birinci sınıf olan hâkim ve savcıların başarı durumlarının incelenmesi 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununun 22 nci maddesine göre her yılın Nisan, Ağustos ve Aralık aylarının son günlerinden geçerli olmak üzere her üç yılda bir yapılır.</p>
<p>YÜRÜRLÜK</p>
<p>Madde 8 – Yukarıda belirtilen ilkeler Resmi Gazete’de yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.adalet.info/adalet-teskilati/hakimler-ve-savcilar-yuksek-kurulu-kararlari/16-nolu-hsyk-karari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>13 No&#8217;lu HSYK kararı</title>
		<link>http://www.adalet.info/adalet-teskilati/hakimler-ve-savcilar-yuksek-kurulu-kararlari/13-nolu-hsyk-karari.html</link>
		<comments>http://www.adalet.info/adalet-teskilati/hakimler-ve-savcilar-yuksek-kurulu-kararlari/13-nolu-hsyk-karari.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Dec 2009 20:17:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu kararları]]></category>
		<category><![CDATA[13 nolu karar]]></category>
		<category><![CDATA[esasları]]></category>
		<category><![CDATA[hakim]]></category>
		<category><![CDATA[HSYK Kararı]]></category>
		<category><![CDATA[Karar No:13]]></category>
		<category><![CDATA[lisansüstü]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenim]]></category>
		<category><![CDATA[savcı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.adalet.info/adalet-teskilati/hakimler-ve-savcilar-yuksek-kurulu-kararlari/13-nolu-hsyk-karari.html</guid>
		<description><![CDATA[ADLİ YARGI HÂKİM VE CUMHURİYET SAVCILARI İLE İDARİ YARGI HÂKİM VE SAVCILARI HAKKINDA 2802 SAYILI HÂKİMLER VE SAVCILAR KANUNUNUN 31 İNCİ MADDESİNE GÖRE TESBİT EDİLEN LİSANSÜSTÜ ÖĞRENİM ESASLARINA İLİŞKİN HÂKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU İLKE KARARI
(05.03.1990 gün ve 20452 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.)
Karar No: 13
Karar Tarihi: 22.01.1990
KAPSAM
Madde 1:Tesbit edilen bu esaslar Adli Yargı Hâkim, Cumhuriyet [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>ADLİ YARGI HÂKİM VE CUMHURİYET SAVCILARI İLE İDARİ YARGI HÂKİM VE SAVCILARI HAKKINDA 2802 SAYILI HÂKİMLER VE SAVCILAR KANUNUNUN 31 İNCİ MADDESİNE GÖRE TESBİT EDİLEN LİSANSÜSTÜ ÖĞRENİM ESASLARINA İLİŞKİN HÂKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU İLKE KARARI</p>
<p>(05.03.1990 gün ve 20452 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.)</p>
<p>Karar No: 13</p>
<p>Karar Tarihi: 22.01.1990</p>
<p>KAPSAM</p>
<p>Madde 1:Tesbit edilen bu esaslar Adli Yargı Hâkim, Cumhuriyet Başsavcı ve Savcıları ile İdari Yargı Hâkim ve Savcıları hakkında uygulanır.</p>
<p>YASAL DAYANAK</p>
<p>Madde 2- 2461 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun 24 ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununun 31 inci maddelerine göre düzenlenmiştir.</p>
<p>LİSANSÜSTÜ ÖĞRENİM İÇİN ARANILACAK ŞARTLAR</p>
<p>Madde 3- Meslekleri ile ilgili konularda master veya doktora öğrenimi yapmak isteyenlerle Türkiye ve</p>
<p>Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsüne devam etmek isteyenlerin;</p>
<p>a ) Meslekte fiilen 5 yıl başarı ile çalışmış olmaları;</p>
<p>b ) Olumlu sicile sahip bulunmaları,</p>
<p>c ) Askerlikle ilişkisi bulunmamaları,</p>
<p>d ) Master eğitimi yapacakların 37 doktora eğitimi yapacakların 40 yaşını aşmamış bulunmaları,</p>
<p>e )Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulundan izin almaları,</p>
<p>Şarttır.</p>
<p>HÂKİM ADAYI İKEN LİSANSÜSTÜ ÖĞRENİMİNE BAŞLAYANLARIN DURUMU</p>
<p>Madde 4- Hâkim Adayı iken master veya doktora öğrenimine başlayanlar Hâkimlik ve Savcılığa atandıktan sonra Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun muvafakatını almak şartıyla bu öğrenimlerine devam edebilirler.</p>
<p>LİSANSÜSTÜ ÖĞRENİM YAPANLARIN ÖZLÜK DURUMLARI</p>
<p>Madde 5- Master veya doktora veya Türkiye ve Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsü öğrenimini yapanların derece yükselmeleri, kademe ilerlemeleri,birinci sınıfa ayrılma, aylık, ödenek, diğer mali ve sosyal hakları devam eder ve mecburi öğrenim süresince izinli sayılırlar.</p>
<p>LİSANSÜSTÜ ÖĞRENİM YAPANLARIN MECBURİ HİZMETLERİ</p>
<p>Madde 6- Beşinci maddedeki şekilde öğrenime devam edenler, izinli sayıldıkları süre kadar Bakanlığa karşı mecburi hizmetle yükümlüdürler. Bu yükümlülüğü yerine getirmeden görevlerinden ayrılanlar kendilerine verilen aylık, ödenek ve diğer tazminatların iki katını ödemek zorundadırlar.</p>
<p>LİSANSÜSTÜ ÖĞRENİM YAPANLARIN ÖZLÜK HAKLARI</p>
<p>Madde 7- Master öğrenimi ile Türkiye ve Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsünü başarı ile bitirenlere bir kademe ilerlemesi, doktora yapanlara bir derece yükselmesi uygulanır. Bu uygulamada alt derece ve kademede geçen süre üst derece ve kademede geçmiş sayılır.</p>
<p>Meslekleri ile ilgili master yapmış olanlarla, Türkiye ve Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsünü başarı ile bitirenler için 9, meslekleri ile ilgili öğrenim dallarında doktora yapanlar için sekiz yıllık meslek kıdemi, birinci sınıfa ayrılmada yeterli sayılır.</p>
<p>MASTER VEYA DOKTORA ÖĞRENİMİ YAPANLARIN TERFİ DURUMLARI</p>
<p>Madde 8- Master derecesini alıp bir kademe ilerlemesinden yararlanan Hâkim ve Savcıya, mesleği ile ilgili öğrenim dalında doktora yaptığı takdirde bir kademe ilerlemesi daha uygulanır.</p>
<p>YÜRÜRLÜK</p>
<p>Madde 9- Bu İlke Kararı Resmi Gazete’de yayımı tarihinde yürürlüğe girer.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.adalet.info/adalet-teskilati/hakimler-ve-savcilar-yuksek-kurulu-kararlari/13-nolu-hsyk-karari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

