İcra ve İflas Kanunundaki Suçlarda İddianame gerekli değildir
2007/28 ( İİK SUÇLARINDA İDDİANAME GEREKMEDİĞİ hakkında karar)
Fatih ACAR:
Esas No:2007/17
Karar No:2007/28
Ceza Genel Kurulu 2007/17RD-16 E., 2007/28 K.
• İCRA VE İFLAS SUÇLARINDA ŞİKAYET
• 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 346 ]
• 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 347 ]
• 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 348 ]
• 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 349 ]
İİY’nin 331. maddesinde yazılı alacaklısını zarara uğratmak kastıyla mevcudunu eksiltmek suçunun takibinin İİY’nin 346. ve devamı maddeleri uyarınca İcra Mahkemesine başvuru ile yapılması gerektiği gerekçesiyle (Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca 11.11.2005 gün ve 2005/21150 sayı ile verilen kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karara, şikayetçi vekilince yapılan itirazın (Tarsus Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı)’nca, 30.12.2005 gün ve 1028/1295 sayılı müteferrik karar iie kabulü İle kovuşturmaya yer olmadığına kararının kaldırılmasına ve şüpheliler hakkında Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca iddianame düzenlenmesine ilişkin karara karşı,
Adalet Bakanınca yasa yararına bozma isteminde bulunulması üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay Onyedinci Hukuk Dairesi’nce 21.03.2006 gün ve 12336 sayı ile;
01 Haziran 2005 tarihinde kabul edilip aynı günlü mükerrer Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair 5358 sayılı Kanun’un 1. maddesi ile İİK’nın 331. maddesindeki eylemin müeyyidesi, hapis ve adli para cezasına dönüştürülmüş ise de suçun tabi olduğu yargılama usulüne ilişkin 349. maddede herhangi bir değişiklik yapılmadığından, anılan suça ilişkin yargılamanın şikayet prosedürüne uygun olarak yapılması zorunlu olduğundan, Tarsus Ağır Ceza Mahke-mesi’nin 30.12.2005 tarihli ve 2005/1028-1295 müteferrik sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca bozulmasına, sonraki işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, karar verilmiştir.
Yargıtay CBaşsavcılığı’nca 10.01.2007 gün ve 60772 sayı ile;
“Borçlunun alacaklısını zarara sokmak kastiyle mevcudunu eksiltme suçu, ÎİY’nin 331. maddesinin 5. fıkrası uyarınca şikayete tabi ise de, anılan suç alacaklının şikayeti üzerine Cumhuriyet Savcısınca soruşturularak, iddianame ile açılacak davada kovuşturma CMY’nin genel hükümlerine göre yapılacaktır.
Bu itibarla, kovuşturmaya yer olmadığı kararına yönelik itirazın Tarsus Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı’nca kabulüne karar verilmesi yasaya uygun olup, yasa yararına bozma isteminin reddine karar verilmesi yerine kabulüne karar verilmesi yasaya aykırılık oluşturacaktır”gerekçeleriyle itiraz yasa yoluna başvurularak, Özel Daire’nin yasa yararına bozma isteminin kabulüne ilişkin kararının kaldırılmasına, Adalet Bakanı’nın yasa yararına bozma isteminin reddine karar verilmesi isteminde bulunulmuştur.
Dosya Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
Uyuşmazlık konusu somut olaydaki uyuşmazlıklar; İİY’nin 331. maddesinde düzenlenmiş bulunan, alacaklısını zarara sokmak kasdiyle mevcudunu eksiltmek suçundan,
a- Şikayetin C.Başsavcılığı’na mı, yoksa İcra Ceza Mahkemesi’ne mi yapılacağı,
b- Bu suçla ilgili soruşturmanın C.Başsavcılığı’nca mı, yoksa yetkili İcra Ceza Mahkemesince mi yerine getirileceği,
c- Yetkili İcra Ceza Mahkemesi’ne verilen dilekçenin dava açılması yönünden yeterli sayılıp sayılamayacağı ve 5271 sayılı CMY’nin 170 vd. maddelerine uygun olarak iddianame düzenlenmesinin gerekip gerekmediği,
Noktalarında toplanmaktadır.
2004 savılı İİY’nin uyuşmazlıkla Haili hükümleri’.
Alacaklısını zarara sokmak kasdiyle mevcudunu eksilten borçluların cezası:
Madde 331- (Değişik: 17/7/2003-4949/89 md.; 31.5.2005-5358/1 md.)
Haciz yolu ile takip talebinden sonra veya bu talepten önceki iki yıl içinde borçlu; alacaklısını zarara sokmak maksadıyla, mallarını veya bunlardan bir kısmını mülkünden çıkararak, telef ederek veya kıymetten düşürerek hakiki surette yahut gizleyerek muvazaa yoluyla başkasının uhdesine geçirerek veya asıl olmayan borçlar ikrar ederek mevcudunu suni surette eksiltirse, aleyhine aciz belgesi aldığını veya alacaklı alacağını alamadığını ispat ettiği takdirde, altı aydan üç yıla kadar hapis ve bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.
Bu suçlar alacaklının şikayeti üzerine takip olunur.
Görev ve birleştirme yasağı:
Madde 346- (Değişik: 3/7/1940-3890/1 md.; 31.5.2005-5358/18 md.)
Bu Kanun hükümlerine göre disiplin veya tazyik hapsine icra mahkemesi karar verir.
Bu Bapta yer alan suçlarla Haili davalara, icra mahkemesinde bakılır.
Şikayet süresi:
Madde 347- (Değişik: 18/2/1965-538/138 md.; 31.5.2005-5358/19 md.)
Bu Bapta yer alan fiillerden dolayı şikayet hakkı, fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay ve her halde fiilin işlendiği tarihten İtibaren bir yıl geçmekle düşer.
Yetki:
Madde 348- (Değişik: 31.5.2005-5358/20 md.) Bu Bapta yer alan fiillerden dolayı yetkili icra mahkemesi, icra takibinin yapıldığı yerdeki mahkemedir.
Muhakeme usulü:
Madde 349- Şikayet dilekçe ile veya şifahi beyanla yapılır. Dilekçeyi veya dava beyanını alan icra mahkemesi duruşma için hemen bir gün tayin edip şikayetçinin imzasını alır ve maznuna celpname gönderir. Şahit gösterilmişse o da celbolunur.
İki taraf tayin olunan gün ve saatte icra mahkemesinin huzuruna gelmeğe veya vekil göndermeğe mecburdurlar.
İcabında merci, tarafların bizzat hazır bulunmasını emredebilir.
Maznun başka yerde ikamet ediyorsa istinabe yoliyle sorguya çekilir.
Maznun, şikayeti alan veya istinabe edilen icra mahkemesinin huzuruna gelmez veya müdafi göndermezse yahut bizzat bulunmasına lüzum görülürse zabıta marifetiyle getirilir. Bu suretle de bulunduruiamazsa muhakeme gıyabında görülür.
Şikayetçi muayyen zamanda gelmez ve vekil de göndermezse şikayet hakkı düşer.
Gelmeyen şahitlere yapılacak muamele ile borçlunun gıyabında verilen karara karşı eski hale getirme talebi hakkında Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununda yazılı hükümler tatbik olunur.
Duruşma:
Madde 350- İcra mahkemesi iki tarafı ve defiiierini dinier ve gerek tarafların gerek şahitlerin ifadelerini duruşma tutanağına geçirir.
Cumhuriyet Savcısı hazır bulundurulmaz.
Tahkikat;
Madde 351- Şikayetçi dilekçe veya beyanında gösterilmiş olduğu delillerle bağlıdır.
Maznun müdafaası için tahkikatın tevsi’mi ancak bir kere isteyebilir.
Karar:
Madde 352- İcra mahkemesi iki tarafın ifadelerini ve bütün delillerini ve iddia ve müdafaalarını dinledikten sonra nihayet beş gün içinde kararını verir ve hulasasını Cumhuriyet Savcısına bildirir.
(Ek fıkra: 17/7/2003-4949/99 md.) Takibi şikayete bağlı suçlarda dava ve cezanın 354. maddede yazılı sebeplerle düşeceği kararda belirtilir.
Şeklindedir.
İİY’de 5358 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikler ve yeni yaptırım sistemi:
5237 sayılı TCY’de, cürüm-kabahat ayrımı ve buna bağlı olarak da yaptırım sisteminde yer alan ağır-hafif hapis ayrımına son verilmesi üzerine, yasada kabahat olarak öngörülen bir kısım eylemler 5326 sayılı Kabahatler Yasası ile idari yaptırımı gerektiren eylemler olarak düzenlenmiş, bir kısım eylemler ise suç haline getirilmiş, bu sistem ve yaptırım değişikliğinin zorunlu sonucu olarak, özel yasalardaki yaptırım sisteminin de 5237 sayılı Yasa’ya uyarlanması amacıyla 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe konulan 5252 sayılı Türk Ceza Yasası’nın Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Yasa’nın 7. maddesi ile yasalarda, yaptırımı hafif hapis ve hafif para cezası olarak Öngörülen eylemler ve buna bağlı olarak, İcra ve İflas Yasası’nda, yaptırımı hafif hapis olarak öngörülen eylemler idari para cezası gerektiren kabahatlere dönüştürülmüştür.
Ancak bu genel uyarlama hükmünün yetersiz olduğunu gören yasa koyucu, 01.06.2005 gün ve 25832 sayılı mükerrer Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren, 31.05.2005 gün ve 5358 sayılı Yasa ile İcra ve İflas Yasası’nın 16. bab kapsamındaki fiilleri ikili bir ayrıma tabi tutarak, bir kısım eylemleri suç olarak, diğer bir kısım eylemleri ise, kabahat olarak düzenlemiştir. Bu kapsamda 337, 338/2, 339, 340, 341, 343 ve 344. maddelerdeki eylemler kabahat olarak düzenlenip, disiplin hapsi veya tazyik hapsi şeklinde yaptırımlara bağlanmış, 331, 332, 333, 333/a, 334, 335, 336, 337/a, 338/1, 342, 345/a, 345/b maddelerindeki eylemler ise suç kapsamında sayılmış, hapis cezası veya adli para cezası biçiminde yaptırımlara bağlanmıştır. Bir kısım suçların re’sen takibi öngörülmüş ise de, diğer bir kısım suçların takibi şikayet koşuluna bağlanmış, bu husus suç tanımının yer aldığı maddelerde, “Bu suçlar alacaklının şikayeti üzerine takip olunur”, “alacaklının şikayeti üzerine”, “ilgilinin şikayeti üzerine”, “zarar gören alacaklının şikayeti üzerine” ibareleriyle açıkça belirtilmiştir.
Bu açıklamalar ışığında varılan sonuçları şu şekilde belirtmek mümkündür;
1-İcra İflas Yasasında yer alan şikayete tabii kılınan suçlar dolayısıyla ve bu kapsamda anılan Yasa’nın 331. maddesinde düzenlenmiş bulunup da, kovuşturmasının şikayete tabii olduğu yönünde kuşku bulunmayan alacaklısını zarara sokmak kasdiyie mevcudunu eksiltmek suçundan, yapılan şikayet İİY’nin 347. maddesinde belirtilen süreler içinde, aynı Yasa’nın 348 ve 349. maddeleri uyarınca yetkili İcra Mahkemesine yapılmalıdır.
2-Bu suçlarla ilgili dava açma yöntemi, İİY’nin 349. maddesinde açıkça belirtilmiş bulunduğundan, şikayet Yasa’nın 346. maddesi uyarınca yetkili kılınan İcra Ceza Mahkemesine yapılmalı ve bu suçlarla ilgili soruşturmalarda 5271 sayılı Yasa hükümleri değil, İİY hükümleri uygulanmalıdır.
3-Şikayete tabi olduğu belirtilen bu suçlarla ilgili olarak, şikayetin doğrudan İcra Ceza Mahkemesine yapılması gerektiğinden, 5271 sayılı Yasa’nın 170. maddesi uyannca iddianame düzenlenmesine gerek bulunmadığı gibi, anılan Yasa’nın 170. ve devamı madde hükümlerinin de bu suçlar yönünden uygulanmasına olanak bulunmamaktadır.
4- Yargıtay C.Başsavcılığı’nca ileri sürülen ve bu suça ait soruşturmanın C.Savcılığı’nca yapılması gerektiğine ilişkin olan görüşe yasal dayanak olarak gösterilen, 5320 sayılı Yasa’nın 9. maddesi hükmü, 1412 sayılı Yasa’nın 344 vd. maddelerinde düzenlenen şahsi dava türleriyle ilgili olup, bu hükmün İİY’de yer alan suçlarda uygulama alanı bulunmamaktadır.
Anılan yasal düzenlemeler ve açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde ve özellikle İİY’nin 5358 sayılı Yasa ile değişik 346 ve 349. maddeleri hükümleri gözönüne alındığında, anılan suç türleriyle ilgili soruşturmanın C.Başsavcılığı’nca yapılmasına yasal olanak bulunmadığından, suçların ağırlığı ve adalet düşüncesiyle de olsa, yasakoyucu tarafından öngörülmeyen bir yöntemin uygulanması veya verilmeyen bir yetkinin kullanılmasının hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmayacağı sonucuna ulaşılmakla, yasal bir düzenleme konusu yapılabilecek bu hususta, Özel Daire’ce verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığından, yerinde görülmeyen Yargıtay C.Başsavcılığı İtirazının reddine karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle;
1-Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının REDDİNE,
2-Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığı’na tevdiine, 13.02.2007 günü yapılan müzakerede oybirliği ile karar verildi.
7 No’lu HSYK kararı
2802 SAYILI HÂKİMLER VE SAVCILAR KANUNUNUN 39-40 VE 41′İNCİ MaddeLERİNE GÖRE ADLİ YARGI HÂKİMLİK VE CUMHURİYET SAVCILIĞI İDARİ YARGI HÂKİMLİK VE SAVCILIK MESLEĞİNE KABUL ESASLARINA İLİŞKİN HÂKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU İLKE KARARI
(17.05.1983 gün ve 18050 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.)
Karar No: 7
Karar Tarihi: 18.04.1983
KAPSAM
Madde 1- Tespit edilen bu esaslar:
a ) Muvazzaf askerlik hizmetini tamamlayıp terhis olan eski Hâkim ve Savcılar,
b ) Hâkimlik ve Savcılık mesleğinden kendi istekleriyle çekilen veya emekli olanlardan tekrar mesleğe dönmek isteyen eski Hâkim ve Savcılar,
c ) Profesör ve Doçentlerden Hâkim ve Savcılık mesleğine atanmak isteyenler,
d ) Hâkimlik ve Savcılık mesleğine atanmak isteyen Avukatlar,
hakkında uygulanır.
MUVAZZAF ASKERLİK HİZMETİNİ TAMAMLAYIP TERHİS OLAN ESKİ HÂKİM VE SAVCILAR
Madde 2- 16.03.1997 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan İlke Kararı ile yürürlükten kaldırıldı.
HÂKİMLİK VE SAVCILIK MESLEĞİNDEN KENDİ İSTEKLERİYLE ÇEKİLEN VEYA EMEKLİ OLANLARDAN TEKRAR MESLEĞE DÖNMEK İSTEYEN ESKİ HÂKİM VE SAVCILAR
Madde 3- Hâkimlik ve Savcılık yapmış olanlar hakkında mesleğe kabul kararı verilebilmesi için:
a )Sicilleri ve başarı durumlarına,
b )Kıdem ve derecelerine,
c ) Hizmet süresi, görev yeri ve nevine,
d ) Sağlık ve yaş durumlarına,
Göre çalışmalarından yararlanılabileceğine kanaat getirilmiş olması gerekir.
PROFESÖR VE DOÇENTLERDEN HÂKİMLİK VE SAVCILIK MESLEĞİNE ATANMAK İSTEYENLER
Madde 4- Profesör ve Doçentler hakkında mesleğe kabul kararı verilebilmesi için;
a ) Sicillerine ve başarı durumlarına,
b ) Kıdem ve derecelerine,
c )Sağlık ve yaş durumlarına,
Mesleğe kabulde aranan diğer nitelikleri taşımalarına göre çalışmalarından yararlanılabileceğine kanaat getirilmiş olması gerekir.
HÂKİMLİK VE SAVCILIK MESLEĞİNE ATANMAK İSTEYEN AVUKATLAR
Madde 5- (Değişik) Avukatların Hâkimlik ve Savcılık mesleğine kabul olunabilmeleri için;
a ) Beş yıldan fazla avukatlık yapmış olmak,
b ) 35 yaşını geçmemiş olmak,
c ) Avukatlık yaptığı süre içerisinde mesleğe kabullerine mani bir disiplin cezası olmamak,
d ) Bilimsel güç ve ahlaki metanet sahibi bulunduklarının Baro ve Adalet Encümenlerince tespit edilmiş bulunmak,
e ) Eylemli askerlik hizmetini yapmış olmak,
f ) Hâkimlik ve Savcılık görevlerinden sürekli olarak yurdun her yerinde yapmasına engel olabilecek vücut ve akıl hastalığı veya sakatlığı alışılmışın dışında çevrenin yadırgayacağı şekilde konuşma ve organlarının hareketlerini kontrol zorluğu çekmek gibi özürlü durumları bulunmamak,
g ) Yabancı ile evli olmamak,
h )Taksirli suçlar hariç olmak üzere, ağır hapis veya üç aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla, zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanmak, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyet kırıcı bir suçtan veya kaçakçılık, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, devlet sırlarını açığa vurma suçlarından dolayı hürriyeti bağlayıcı ceza ile hükümlü bulunmamak veya bu suçlardan veya taksirli suçlar hariç olmak üzere üç aydan fazla hürriyet bağlayıcı cezayı gerektiren bir fiilden dolayı soruşturma veya kovuşturma altında olmamak,
i )Hâkimlik ve Savcılık mesleğine yakışmayacak tutum ve davranışlarda bulunmamış olmak,
j )Başvuru tarihinde siyasi parti üyesi olmamak,
Şarttır.
2576 SAYILI YASANIN GEÇİCİ BİRİNCİ MADDESİNE GÖRE MESLEĞE KABULÜNÜ İSTEYENLER
Madde 6- 16.03.1997 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan İlke Kararı ile yürürlükten kaldırıldı.
BAŞVURU USULÜ
Madde 7- Başvuru, Adalet Bakanlığı’na hitaben yazılmış dilekçe ile yapılır.
Dilekçeler doğrudan doğruya Adalet Bakanlığı’na verilebileceği gibi, bulundukları yer Cumhuriyet Savcılıkları aracılığı ya da posta ile Adalet Bakanlığına gönderilir.
ARANACAK BİLGİ VE BELGELER
Madde 8- Mesleğe kabul için aşağıdaki bilgi ve belgeler aranır;
a )Nüfus cüzdanı noterden onaylı örneği,
b ) Diploma noterden onaylı örneği,
c ) Askerlik Terhis belgesi,
d )Yabancı ile evli bulunmadığına dair belge,
e ) Mesleki kudret ve ehliyeti hakkında Baro ve Adalet Komisyonlarınca düzenlenecek mazbata,
f ) Son beş yıl içerisindeki dava dilekçe ve layihalarından her yıl için en az bir örnek,
Sağlık Kurulu raporu,
a) Geçmişte hükümlülüğü bulunup bulunmadığına dair belge,
b ) Dört adet personel bilgi isteme fişi,
c ) Mal beyannamesi, özgeçmişi ve dört adet 6×9′luk fotoğraf ile varsa yayınlanmış eserleri,
d ) Kamu Kurumlarında çalışanların sicil özetleri,
e ) Bütün memuriyet hayatı boyunca almış oldukları gizli tezkiye varakaları, varsa müfettiş veya üst mercilerce hakkında düzenlenen rapor ve bilgiler,
f) Halen disiplin kovuşturması altında bulunup bulunmadığına dair bilgi,
Hâkimlik ve Savcılık mesleğinden kendi istekleriyle çekilen veya emekli olup da, tekrar mesleğe dönmek isteyenlerden mal beyannamesi , sağlık, hükümlülük, kovuşturma bakımlarından mesleğe kabule mani halin bulunup bulunmadığına dair bilgi ve belgeler istenir.
Profesör ve Doçentlikten ve kamu kurumları Avukatlığından Hâkimlik ve Savcılık mesleğine atanmak isteyenlerden (a), (b) ve (c) fıkralarında sayılan belgelerin dışında kalan bilgi ve belgeler istenir.
BELGELERİN TAMAMLANMASI ÜZERİNE YAPILACAK İŞLEM
Madde 9- Belgeler tamamlandıktan ve araştırmalar sonuçlandıktan sonra başvuruda bulunanların mesleğe kabulleri hususunda bir karar verilmek üzere, toplanan bilgiler Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna sunulur.
MÜLAKAT
Madde 10- Belgeleri Kurula sunulan ilgililer, tesbit edilecek günde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca Mülakata tabi tutulur. Mülakatta mesleğe kabul kararı verileceklerin, ifade, konuyu kavrayıp özetleme ve değerlendirme yeteneğine, davranış, fiziki durumuna ve temsil yeteneğine bakılır.
TAKDİR HAKKI
Madde 11- Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu mesleğe kabul kararında ilgililerin tüm bilgi ve belgelerini değerlendirerek takdir hakkını kullanır.
MESLEĞE KABUL EDİLMEYECEK OLANLAR
Madde 12- (Değişik) Adli ve İdari Yargı Hâkimlik Mesleğine;
a )Meslekten çıkarma cezası alanlar,
b )Meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler,
c)Sıkıyönetim, seferberlik ve savaş halinde çekilme istekleri kabul edilmeyenler ile görevlerini bırakanlar,
d )Siyasi partilere girmeleri nedeniyle 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununun 51 inci maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çekilmiş sayılanlar ile mesleğe yeniden kabul için başvuru tarihinde Siyasi Parti üyesi olanlar,
e )Meslekte iken yer değiştirme cezası alanlar,
Kabul edilmezler.
KARARLARIN GEÇERLİLİĞİ VE ATAMA
Madde 13- Mesleğe kabul kararları mesleğe kabuldeki nitelikleri yitirmemek koşuluyla iki yıl için geçerlidir.
Mesleğe kabul kararı verilmiş olması atama zorunluluğu doğurmaz.
Atamalar, Atama ve Nakil Yönetmeliğinde belirtilen esaslara göre yapılır.
GEÇİCİ MADDE- Bu ilke kararının yayımlanmasından önce mesleğe kabul edilenler hakkında evvelce benimsenen esas ve ilkeler uygulanır.
YÜRÜRLÜK
Madde 14- Bu ilke kararı Resmi Gazete’de yayımı tarihinde yürürlüğe girer.